Hava Durumu

#Soruşturma

- Soruşturma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Soruşturma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gülistan Doku dosyasında FBI itirafı! Haber

Gülistan Doku dosyasında FBI itirafı!

Türkiye ile ABD arasındaki adli yardımlaşma kapsamında hazırlanan 34 sayfalık FBI tutanağına göre Altaş, Gülistan Doku’nun Mustafa Türkay Sonel tarafından araç içerisinde vurularak öldürüldüğünü, ardından cesedinin birlikte BMW marka aracın bagajına taşındığını öne sürdü. Altaş ayrıca olayın ardından dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu’nun devreye girdiğini ve kendisine “Babam bu işi halledecek” denildiğini iddia etti. Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ABD’de bulunduğu belirlenen Altaş’ın ifadesinin alınması için Türk makamlarınca kapsamlı bir soru seti hazırlandı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme suçları yönünden yürüttüğü soruşturma kapsamında Altaş’a yöneltilmek üzere 109 soru hazırlandı. FBI ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimi görevlileri, Altaş’ı 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde Pennsylvania’daki Moshannon Valley İşleme Merkezi’nde sorguladı. FBI’ın 26 Ağustos 2026 tarihli resmi yazısında, sorguyu belgeleyen FD-302 soruşturma raporunun Türkiye’nin adli yardımlaşma talebine cevap olarak hazırlandığı belirtildi. Dosyanın, adli yardımlaşma kanalları üzerinden Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla adli mercilere ulaştırıldığı kaydedildi. “Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan’ı öldürdüğüne inanıyor musun?” FBI sorgusunun en dikkat çeken bölümlerinden birinde Altaş’a Mustafa Türkay Sonel ile ilişkisi soruldu. Altaş, Sonel’in kendisini “kullandığını” söyledi. FBI görevlilerinin nasıl kullanıldığını sorması üzerine ise Sonel’in kendisini Gülistan Doku’yu öldürmek ve suçu üzerine atmak amacıyla kullanmış olabileceğini öne sürdü. Bunun üzerine FBI görevlileri Altaş’a doğrudan “Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan Doku’yu öldürdüğüne inanıyor musun?” sorusunu yöneltti. Altaş başını sallayarak “Evet” yanıtını verdi. Neden böyle düşündüğü sorulduğunda ise bunu gördüğünü söyledi. “Gülistan arka koltuktaydı, silahı çıkarıp vurdu” Altaş’ın FBI’a verdiği ifadeye göre olay 5 Ocak 2020’de yaşandı. Altaş, Mustafa Türkay Sonel ile birlikte Gülistan Doku’nun bulunduğu bölgeye gittiklerini, Doku’yu köprü kenarında gördüklerini ve daha sonra genç kadının BMW marka araca bindiğini iddia etti. Altaş’ın anlatımına göre Sonel sürücü koltuğunda, kendisi ön yolcu koltuğunda, Gülistan Doku ise arka koltukta bulunuyordu. Doku’nun araç içerisinde kendilerine “Beni rahat bırakın, neden beni takip ediyorsunuz?” şeklinde tepki gösterdiğini, tartışmanın ardından çığlık atmaya başladığını öne süren Altaş, Sonel’in torpido gözünden siyah renkli bir tabanca çıkardığını ve Doku’yu vurduğunu iddia etti. Silahın üzerinde Türk bayrağı işlendiğini söyleyen Altaş, FBI görevlilerinin Doku’ya bakıp bakmadığını sorması üzerine “Evet” cevabını verdi. “Ölü müydü?” sorusuna da “Evet” yanıtını verdi. “Cesedi bagaja taşıdık” Altaş’ın iddiasına göre ateş edilmesinin hemen ardından Sonel’e neden Gülistan Doku’yu öldürdüğünü sordu. Sonel’in kendisine susmasını ve cesedi bagaja taşımakta yardım etmesini söylediğini öne süren Altaş, başlangıçta bunu reddettiğini ancak daha sonra Doku’nun cesedini birlikte BMW’nin bagajına taşıdıklarını anlattı. Altaş, olaydan sonra Mustafa Türkay Sonel’in dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu’nu telefonla aradığını da iddia etti. Sonel ile Eroğlu’nun yaklaşık 15-20 dakika görüştüğünü, kendisinin konuşmanın dışında tutulduğunu belirten Altaş, Sonel’in kendisine “Sus, kimseye bundan bahsetme” dediğini öne sürdü. Altaş’ın anlatımına göre kendisinin “Bu mesele ortadan kalkmaz” demesi üzerine Sonel, “Babam bu işi halledecek ve ortadan kaldıracak” ifadesini kullandı. “Merak etme, hallettik” Altaş, ertesi sabah Mustafa Türkay Sonel’in kendisini yeniden aradığını ve ne olduğunu sorduğunda “Merak etme, hallettik. Sadece kimseye hiçbir şey söyleme” dediğini iddia etti. Altaş daha sonra Doku’nun cesedinin nereye götürüldüğünü sorduğunu ve Sonel’e “Nereye gömdün?” dediğini de FBI görevlilerine anlattı. Ceset için Pertek yolunu işaret etti FBI tutanağında cesedin olası yeriyle ilgili de dikkat çeken iddialar yer aldı. Altaş, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine cesedin olay yerinden Pertek istikametine doğru yaklaşık 15-20 dakikalık mesafede olduğunu söylediğini öne sürdü. Altaş daha sonra bu mesafeyi yaklaşık 30 dakika olarak düzeltti. Bölgenin toprak yol olduğunu ve o dönemde yeni bir yol yapıldığını anlatan Altaş, cesedin Pertek yolu çevresinde, yeni yapılan yolun kenarına gömülmüş olabileceğini iddia etti. Ancak Altaş, bu bilginin kendi gördüğü bir olaya değil, Sonel’den duyduğu bilgilere dayalı bir tahmin olduğunu da belirtti. Baz kayıtlarında üç isim aynı bölgede FBI sorgusunda Türk soruşturma makamlarınca elde edilen daraltılmış baz kayıtları ve Plaka Tanıma Sistemi verileri de Altaş’a gösterildi. Dosyadaki tespitlere göre 5 Ocak 2020 saat 22.09’da Umut Altaş’ın, Gülistan Doku’nun son görüldüğü Sarısaltuk Viyadüğü civarında bulunduğu belirtildi. Aynı kayıtlarda Mustafa Türkay Sonel’in 22.08-22.37 saatleri arasında, Şükrü Eroğlu’nun ise saat 22.08’de aynı bölgede bulunduğu aktarıldı. PTS verilerine göre Mustafa Türkay Sonel’in kullandığı BMW, saat 22.17.51’de araçta yalnızca Sonel varken Tunceli’den Elazığ yönüne çıktı. Aynı araç saat 22.30.17’de Tunceli yönüne geri dönerken sürücü koltuğunda Mustafa Türkay Sonel, ön yolcu koltuğunda ise Umut Altaş’ın bulunduğu görüntülendi. “Kameralar var mı diye baktık” Söz konusu kayıtların ilk anlatımıyla çelişmesi üzerine FBI görevlileri Altaş’a olayın ardından neden aynı araçla yeniden köprü bölgesine gittiklerini sordu. Altaş, olay sonrasında Mustafa Türkay Sonel ile aynı BMW ile köprü bölgesine döndüklerini anlattı. FBI görevlilerinin “Az önce birinin öldürüldüğü araçla köprüye neden geri dönesiniz ki?” sorusuna karşılık Altaş, Sonel’in kendisine “Herhangi bir kamera var mı diye bakmak için oraya gideceğiz” dediğini öne sürdü. Altaş ayrıca Gülistan Doku’nun son görüldüğü viyadüğü gören üniversite kamerasının kayıtları konusunda da Sonel’in kendisine kameraların kayıt yapmayacağını söylediğini iddia etti. Kamera kayıtlarının kim tarafından veya nasıl silindiğini ise bilmediğini söyledi. “Benim gücümü biliyorsun, seni ve aileni öldürebilirim” Altaş, cinayetin ardından tehdit edildiğini de öne sürdü. İfadesine göre Mustafa Türkay Sonel kendisine “Benim gücümü biliyorsun, seni ve aileni öldürebilirim” dedi. Altaş ayrıca Sonel’in “Biz ailece devletiz, bize hiçbir şey yapamazlar” şeklinde konuştuğunu iddia etti. Susması karşılığında kendisine para teklif edildiğini ancak bunu kabul etmediğini, buna rağmen Sonel’in cüzdanına para koyduğunu da öne sürdü. Hamilelik ve kürtaj iddiası FBI sorgusunda Gülistan Doku’nun hamile bırakıldığı ve kürtaja zorlandığı yönündeki iddialar da gündeme geldi. Altaş, bu konuda doğrudan bilgi sahibi olmadığını söyledi. Ancak daha önce eski işvereni Rüstem Keskin ile yaptığı görüşmede, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine Gülistan Doku’nun hamile kaldığını, kürtaj yaptırmasını istediğini, Doku’nun bunu kabul etmeyerek çığlık attığını ve bunun üzerine Sonel’in başından tek el ateş ederek Doku’yu öldürdüğünü anlattığı yönündeki ifadeler kendisine hatırlatıldı. FBI görevlileri Altaş’a bu sözlerin kendisine ait olup olmadığını sordu. Altaş önce cevap vermek istemedi ancak daha sonra söz konusu ifadelerin kendisine ait olduğunu kabul etti. Bununla birlikte hamilelik ve kürtaj konusunda tahminde bulunmuş olabileceğini ve bazı ayrıntıları hatırlamadığını savundu. “Parçalanmış ceset” videosu iddiası Dosyada ayrıca WhatsApp üzerinden gönderildiği öne sürülen bir video da yer aldı. Altaş’ın daha önce eski işverenine, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine yalnızca bir kez görüntülenebilen bir WhatsApp videosu gönderdiğini ve videoda parçalanmış bir ceset gördüğünü anlattığı belirtildi. FBI sorgusunda Altaş, videoyu aldığını ve görüntünün Sonel tarafından gönderildiğini doğruladı. Videonun birkaç saniye sürdüğünü ve bir kişinin ceset parçasını tuttuğunu söyledi. Ancak görüntüdeki cesedin Gülistan Doku’ya ait olup olmadığını kesin olarak belirleyemediğini savundu. FBI görevlileri, eski işverenine videodaki kişinin Gülistan Doku olduğunu söylediği yönündeki önceki beyanını hatırlattığında Altaş, bu sözlerin de kendisine ait olduğunu kabul etti ancak görüntüyü net göremediğini ileri sürdü. “Cinayet sırasında orada mıydın?” İki günlük sorgunun en dikkat çekici bölümlerinden biri ise 91’inci soruda yaşandı. FBI görevlileri, Altaş’a eski patronuyla yaptığı görüşmede cinayet sırasında Mustafa Türkay Sonel ile birlikte olduğunu ima eden sözlerini hatırlatarak, “Gülistan Doku öldürüldüğü sırada Mustafa Türkay Sonel ve Gülistan Doku ile birlikte miydiniz? Olaya bizzat tanık oldunuz mu?” diye sordu. Altaş’ın cevabı FBI tutanağına “Hepsine evet” şeklinde yansıdı. FBI görevlileri daha sonra iki günlük sorgu boyunca verdiği çelişkili beyanlara rağmen cinayet sırasında olay yerinde bulunduğu yönündeki açıklamasının geçerli olup olmadığını yeniden sordu. Altaş da olay yerinde olduğunu doğruladı. Babasına gönderdiği mesaj da dosyada Soruşturma kapsamında Umut Altaş’ın babası Celal Altaş’ın telefonunda ele geçirilen WhatsApp mesajları da incelendi. Altaş’ın babasına “Rol yapmayı bırak. Beni susturan sendin” şeklinde mesaj gönderdiği tespit edildi. FBI görevlileri mesajı Altaş’a sordu. Altaş mesajı kendisinin gönderdiğini kabul ederken neden böyle yazdığını hatırlamadığını söyledi. FBI görevlileri, mesajın Gülistan Doku olayı nedeniyle susturulduğu ve ABD’ye gönderilmesinde babasının rolü bulunduğu anlamına gelebileceğini değerlendirdi. Altaş ilk olarak ABD’ye gitme kararının kendi fikri olduğunu söyledi. Sorgunun ilerleyen bölümünde ise “Hepimizin fikriydi” cevabını verdi. Meksika üzerinden ABD’ye geçtiğini anlattı Altaş, Türkiye’den 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’dan Meksika’ya uçtuğunu, ardından ABD sınırına geçtiğini anlattı. Sınırı yasa dışı şekilde geçebilmek amacıyla bir Meksika vatandaşına yaklaşık 10 bin dolar ödendiğini söyleyen Altaş, bu paranın Tunceli’de babası tarafından doğrudan ilgili kişiye ödendiğini iddia etti. FBI tutanağına giren söz konusu beyanlar, Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kaybolmasının ardından yürütülen soruşturmada yeni iddiaları gündeme getirdi. Altaş’ın ifadelerinde yer alan suçlamaların ve iddiaların soruşturma makamlarınca delillerle birlikte değerlendirilmesi bekleniyor.

Eski Vali'ye bir tutuklama daha Haber

Eski Vali'ye bir tutuklama daha

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada yeni gözaltılar var. Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen Gülistan Doku soruşturması kapsamında Erzurum İl Jandarma Komutanlığınca bu sabah 15 ilde 19 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Soruşturma kapsamında yapılan ifade analizleri ile teknik, dijital ve saha çalışmaları sonucunda Tunceli’de görev yapan bazı kolluk personelinin Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından yürütülen adli süreçteki işlem ve eylemlerine ilişkin usulsüzlük ve delillere müdahale şüphesi doğuran bulgular elde edildiği belirtildi. GÖZALTINA ALINANLARIN ARASINDA EMNİYET MÜDÜRÜ, BAŞKOMİSER DE BULUNUYOR Bu kapsamda Nevşehir, İstanbul, Isparta, Bilecik, Bursa, Çanakkale, Ordu, Aydın, Diyarbakır, Kayseri, Ankara, Erzincan, Eskişehir, İzmir ve Antalya’da gerçekleştirilen operasyonda 1 emniyet müdürü, 1 emniyet amiri, 1 başkomiser, 1 komiser, 1 başpolis memuru, 10 polis memuru, 1 bilgisayar işletmeni ve 3 emekli polis memuru olmak üzere toplam 19 şüpheli hakkında işlem yapıldı. Operasyon kapsamında 21 adreste arama gerçekleştirilirken, 18 şüpheli gözaltına alındı. Gözaltına alınan 18 şüpheli arasında; bir emniyet müdürü, bir emniyet amiri, başkomiser, başpolis, 10 polis memuru, bilgisayar işletmeni ve 3 emekli polis bulunuyordu. Şüphelilerden biri tutuklandı. Böylece soruşturmada şimdiye kadar tutuklananların sayısı 16'ya yükseldi. Tunceli Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020 tarihinde kaybolması ve olayın bir cinayetle sonuçlandığı yönündeki iddialara ilişkin yürütülen soruşturmada, delillerin bazı kamu görevlileri aracılığıyla karartıldığı şüphesi doğuran emarelerin bütün yönleriyle incelendiği ifade edildi. Soruşturma kapsamında elde edilen tüm bilgi, belge, bulgu ve delillerin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla büyük bir dikkat ve hassasiyetle değerlendirildiği belirtilen bilgilendirme notunda soruşturmanın çok yönlü ve titizlikle sürdürüldüğü kaydedildi. ESKİ VALİ SONEL FARKLI SUÇLARDAN TUTUKLANDI Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, tutuklu bulunan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in de dijital materyallerinde inceleme yapıldı. Yapılan incelemelerde, Sonel ile soruşturma kapsamında tutuklu bulunan ihraç polis memuru Gökhan Ertok arasındaki yazışmalar, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, kasten yaralama, yağma ve bilişim sistemindeki verileri yok etme veya değiştirme suçları kapsamında değerlendirildi. Bu kapsamda 23 Temmuz'da şüpheli E.E. ve S.K, Ankara'da eş zamanlı operasyonla gözaltına alındı. Söz konusu iddiaların ardından eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, koruma polisi Şükrü Eroğlu, eski polis memuru Gökhan Ertok, tutuklu bulundukları cezaevinden alınıp sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Erzurum Şehir Hastanesine getirildi. Sonel, Eroğlu ile Ertok, yoğun güvenlik önlemleri altında, soruşturmada ifadeleri alınmak üzere Erzurum Adliyesine sevk edildi. 4 FARKLI SUÇTAN DA TUTUKLANDILAR Cumhuriyet savcısındaki ifadelerinin ardından Sonel, Eroğlu ile Ertok, "Nitelikli yağma", "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "Bilişim sistemlerine hukuka aykırı girme ve bozma" ve "Kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi" suçlarından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Sonel, Eroğlu ile Ertok, sulh ceza hakimliğince bu suçlamalardan da tutuklandı. Operasyonda gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen diğer şüphelilerden S.K. tutuklandı, E.E. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

TTB ve 58 Tabip Odası'ndan ortak tepki! Hekimlik tutuklama tehdidi altında yapılamaz Haber

TTB ve 58 Tabip Odası'ndan ortak tepki! Hekimlik tutuklama tehdidi altında yapılamaz

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi ile 58 tabip odası, Şanlıurfa'da bir hastanın yaşamını yitirmesine ilişkin yürütülen soruşturmada kadın hastalıkları ve doğum uzmanı bir hekimin tutuklanmasına ilişkin ortak açıklama yaptı. "Hekimlik, Tutuklama Tehdidi Altında Yapılamaz" başlığıyla yayımlanan açıklamada, yaşamını yitiren hastanın ailesine başsağlığı dilenirken, olayın tüm yönleriyle bilimsel ve hukuki çerçevede araştırılması gerektiği belirtildi. Açıklamada, istenmeyen bir tıbbi sonucun tek başına hekimin kusurlu olduğu anlamına gelmeyeceği ifade edilerek, bir hekim hakkında kusur değerlendirmesi yapılırken hastanın durumu, hastalığın seyri ve uygulanan tıbbi işlemlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. TTB ve tabip odaları, ön inceleme tamamlanmadan ve sağlık çalışanları için kanunda öngörülen özel soruşturma usulü işletilmeden bir hekim hakkında soruşturma yürütülmesini ve tutuklama gibi koruma tedbirlerine başvurulmasını hukuka aykırı bulduklarını belirtti. Açıklamada, "Tutuklama bir ceza değil, yalnızca istisnai koşullarda başvurulabilecek bir koruma tedbiridir. Hiçbir şekilde cezalandırma ya da kamuoyunu yatıştırma aracına dönüştürülemez" denildi. Tutuklanan hekimin daha sonra tahliye edilmesinin olumlu karşılandığı belirtilen açıklamada, bilimsel değerlendirme yapılmadan bir hekimin yalnızca mesleğini icra ettiği gerekçesiyle özgürlüğünden yoksun bırakılmasının tüm hekimler üzerinde baskı oluşturduğu savunuldu. TTB ve tabip odaları açıklamalarında, hekimleri peşinen suçlu ilan eden söylem ve uygulamalardan vazgeçilmesini, sağlıkta şiddeti artıran yaklaşımların son bulmasını, hekimlerin can güvenliği ile mesleki huzurunun korunmasını istedi. Ayrıca tıbbi uygulamalara ilişkin soruşturmalarda özel soruşturma usulünün eksiksiz uygulanması, masumiyet karinesi ile adil yargılanma hakkına tüm süreç boyunca saygı gösterilmesi ve soruşturma izni alınmadan başlatılan adli işlemlerin hukuka uygunluğunun yetkili mercilerce değerlendirilerek kamuoyuna açıklanması talep edildi. Ortak açıklamada, hekimlerin tutuklanma ve cezalandırılma korkusuyla görev yapmasının "savunmacı tıp" uygulamalarını artıracağı, bunun da en büyük zararı sağlık hizmetine ihtiyaç duyan hastalara vereceği ifade edilerek, "Hekimlerin mesleki uygulamaları nedeniyle peşinen suçlu sayılmasına ve tutuklamanın fiili bir cezaya dönüştürülmesine karşı ortak tutumumuzu sürdüreceğiz. Süreci sonuna kadar takip edeceğiz. Hiçbir meslektaşımız yalnız değildir" mesajı verildi.

Ticaret Bakanlığı’ndan devre tatil uyarısı! 352 milyon liralık ceza kesildi Haber

Ticaret Bakanlığı’ndan devre tatil uyarısı! 352 milyon liralık ceza kesildi

Ticaret Bakanlığı, son dönemde artan devre tatil ve devre mülk şikayetleri üzerine tüketicilere önemli uyarılarda bulundu. Bakanlık, bazı firmaların ücretsiz tatil vaadi, satış baskısı ve vekaletname yoluyla tüketicileri mağdur ettiğine ilişkin çok sayıda başvuru aldığını açıkladı. Yapılan açıklamada, bazı tüketicilerin sahip oldukları devre mülklerin satışı bahanesiyle kendileriyle iletişime geçildiği, çeşitli yöntemlerle ikna edilerek bilgileri dışında yeni satış işlemleri gerçekleştirildiği ve vekaletname aracılığıyla tapu devirlerinin yapıldığı belirtildi. Ayrıca sözleşmelerini iptal etmek veya ödeme iadesi almak isteyen kişilere yeniden satış yapıldığı, senet imzalatıldığı ve ek ödemeler talep edildiği ifade edildi. Bakanlığın yürüttüğü denetimler kapsamında 2023 yılından bu yana 21 firma hakkında hazırlanan 25 soruşturma raporu Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderildi. Denetlenen 62 firmaya ise toplam 352 milyon liranın üzerinde idari para cezası uygulandı. Üç firma hakkındaki incelemelerin ise sürdüğü bildirildi. Ticaret Bakanlığı, tüketicilerin sözleşme, senet ve vekaletname gibi belgeleri imzalamadan önce dikkatlice okumaları gerektiğini vurgulayarak, vaat edilen hususlarla sözleşme içeriklerinin mutlaka karşılaştırılmasını istedi. Açıklamada ayrıca, “Ücretsiz tatil kazandınız” gibi davetlerin çoğu zaman satış ve tanıtım amacı taşıdığına dikkat çekilerek tüketicilerin bu tür tekliflere karşı temkinli davranmaları gerektiği kaydedildi. Bakanlık, devre tatil sözleşmelerinde tüketicilerin 14 gün içinde hiçbir gerekçe göstermeden ve cezai şart ödemeden cayma hakkına sahip olduğunu hatırlattı. Bu süre dolmadan tüketicilerden herhangi bir ödeme talep edilmesinin veya borçlandırıcı belge alınmasının yasal olmadığı belirtildi. Uyuşmazlık yaşayan tüketicilerin, 2026 yılı için 186 bin TL’nin altındaki anlaşmazlıklarda Tüketici Hakem Heyetlerine, bu tutarın üzerindeki uyuşmazlıklarda ise Tüketici Mahkemelerine başvurabilecekleri ifade edildi. Dolandırıcılık şüphesi bulunan durumlarda ise Cumhuriyet Başsavcılıklarına müracaat edilmesi gerektiği vurgulandı.

Kahramanmaraş’ta okulda silahlı saldırı! Ölü ve yaralılar var! Haber

Kahramanmaraş’ta okulda silahlı saldırı! Ölü ve yaralılar var!

Kahramanmaraş’ta bulunan Ayser Çalık Ortaokulu'nda silahlı saldırı meydana geldiği ve çok sayıda yaralı olduğu yönündeki iddialar üzerine yetkililer harekete geçti. Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer, saldırı anında 1 öğretmen, 3 öğrencinin olay yerinde hayatını kaybettiği, 20 kişinin yaralandığını duyurdu. Saldırganın iki sınıfı hedef aldığını belirten Vali Ünlüer, saldırganın öldüğünü açıkladı. Olayla ilgili olarak Akın Gürlek tarafından yapılan açıklamada, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından derhâl soruşturma başlatıldığı bildirildi. Açıklamada, 3 Cumhuriyet Başsavcı Vekili ile 4 Cumhuriyet Savcısının görevlendirildiği, başsavcı ve savcıların olay yerinde incelemelerini sürdürdüğü ifade edildi. Soruşturmanın sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla yayın yasağı kararı alındığı da vurgulandı. Öte yandan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından yapılan duyuruda, yayıncı kuruluşlara önemli uyarılarda bulunuldu. Açıklamada, olay anına ait görüntülerin ve travmatik içeriklerin paylaşılmaması gerektiği belirtilirken, mağdurların ve ailelerin mahremiyetinin korunmasının altı çizildi. RTÜK ayrıca, bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi adına yalnızca yetkili makamların açıklamalarına yer verilmesi gerektiğini vurguladı. Toplumsal hassasiyetleri ve özellikle çocukların ruh sağlığını zedeleyebilecek yayınlara karşı yasal yaptırımların uygulanacağı ifade edildi. Yetkililer, olayla ilgili tüm gelişmelerin resmi kaynaklar aracılığıyla kamuoyuna duyurulacağını bildirirken, sürecin hassasiyetle takip edildiği kaydedildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.