Hava Durumu

#Yoğurt

- Yoğurt haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yoğurt haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yörsan Afrika pazarına açıldı Haber

Yörsan Afrika pazarına açıldı

Türkiye’nin köklü süt ve süt ürünleri markalarından Yörsan, ihracat faaliyetlerini genişleterek Afrika pazarına giriş yaptı. Yaklaşık üç ay süren deniz taşımacılığının ardından bölgeye ulaşan Yörsan’ın UHT süt ürünleri, Afrika’daki satış noktalarında raflardaki yerini aldı. Matlı Şirketler Grubu çatısı altında faaliyet gösteren Yörsan, geleneksel ve modern süt ürünlerinden oluşan geniş ürün yelpazesiyle uluslararası pazarlarda da dikkat çekiyor. Afrika pazarına yönelik gerçekleştirilen tüketici tadım etkinliklerinde Yörsan ürünleri yüksek oranda beğeni topladı. Tadım uygulamalarına katılan tüketicilerin %92,3’ü ürünleri beğendiğini ve yeniden satın almayı düşündüğünü ifade etti. Katılımcıların %60’ını kadınlar, %40’ını ise erkek tüketiciler oluşturdu. UHT teknolojisinin sağladığı uzun raf ömrü sayesinde uzak pazarlara erişimini güçlendiren Yörsan, Afrika’da oluşturduğu dağıtım kanallarıyla ürünlerini daha geniş bir tüketici kitlesiyle buluşturmayı hedefliyor. Pazardan gelen ilk tüketici geri bildirimleri ise Yörsan’ın ürün kalitesi ve lezzetinin farklı coğrafyalarda da güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Yörsan Hakkında: 1964’ten gelen köklü süt kültürünü modern üretim teknolojileriyle buluşturan Yörsan, geleneksel lezzetleri çağdaş gıda standartlarıyla sunan güçlü bir markadır. 2022 yılında Matlı Şirketler Grubu bünyesine katılan Yörsan, grubun tarım ve hayvancılık alanındaki yaklaşık 60 yıllık bilgi birikimi ve uzmanlığından güç alarak yeni bir büyüme ve gelişim dönemine girmiştir. Yörsan’ın üretim süreci, sürdürülebilir süt üretimi ve güçlü tedarik ağıyla başlar. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki üreticilerden temin edilen yüksek kaliteli süt, ileri teknoloji üretim tesislerinde işlenerek tüketicilere ulaştırılır. Günlük 1.500 ton süt işleme kapasitesi ile Yörsan, Türkiye’nin önemli süt ve süt ürünleri üreticileri arasında yer almaktadır. Marka; UHT süt, laktozsuz süt, kakaolu süt, yoğurt çeşitleri, kaymaklı tava yoğurdu, süzme yoğurt, ev tipi yoğurt, ayran, Susurluk ayranı, ekşi mayalı ayran, kaşar peyniri, Susurluk peyniri, olgunlaştırılmış beyaz peynir, beyaz peynir, süzme peynir, krem peynir, labne, mozzarella, yöresel peynirler, yayık tereyağı ve kaymak dahil olmak üzere yaklaşık 200 üründen oluşan geniş bir ürün portföyüne sahiptir.

Diyet uzmanından sahur uyarısı Haber

Diyet uzmanından sahur uyarısı

Özel Keşan Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Esra Meltem Karahan, Ramazan ayında sağlıklı beslenme konusunda açıklamada bulunurken, sahurun önemine dikkat çekti. Karahan, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Sahura kalkmak gün içerisindeki açlıktan ve sıvı kaybından en az etkilenmenizi ve daha enerjik bir gün geçirmenizi sağlayacaktır. Sakın uykuya yenilmeyin ve sahuru geçiştirmeyin. Ramazan ayında sahura kalkmadan oruç tutamayanlar, güzel sahur sofraları hazırlayanlar olduğu gibi, uykusundan vazgeçemeyip iftar ile ya da sadece sahurda su içerek oruç tutanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok. Peki, uykudan az da olsa fedakârlık edip sahura kalkarak oruç tutmak gerçekten önemli mi? Evet. Bu 30 günlük sürede her gün aynı enerjiyle günü bitirmek, günlük aktiviteleri keyifle yerine getirmek, sağlığınızdan ödün vermemek istiyorsanız sahuru ihmal etmeyin. Günlük hayatınızdaki az ve sık beslenme kuralını uyarlayarak gün içerisinde alamadığınız besin öğesi ihtiyaçlarınızı dengeli bir şekilde sağlayabilirsiniz. Ramazanda sağlıklı beslenmeye giden yol az önce söylediğim gibi “sahur” dan geçiyor. Ortalama 13 saatlik bir sürede oruç tuttulduğu için gün içerisinde kan şekeri düşebiliyor. Eğer kişiler sahura da kalkmıyor ise kan şekerinin düşüşü günün erken saatlerinde başlayıp, daha düşük değerlere ulaşabiliyor. Bu da gün içerisinde halsizlik, yorgunluk, uyku hali ve enerji düşüklüğü ile sonuçlanabiliyor. Sahura kalkarak gün içerisindeki kan şekeri düşüklüğü, yorgunluk, halsizlik, sindirim zorlukları, mide ve bağırsaklarda aşırı gaz birikimi, ani tansiyon yükselmesi, vücudun susuz kalması gibi bir çok durumu engellemiş olursunuz. Sahurda tercih edilen yiyeceklerde en az sahura kalkmak kadar önemlidir. Genel olarak midede uzun süre kalarak tok kalmanızı sağlayacak, kan şekerinde ani değişiklik yaratmayacak ve sıvı dengesini sağlayacak besinler seçilmelidir. SAHUR SEÇİMLERİ NASIL OLMALI? Yeniden uykuya geçişe uygun olmalı, Gün boyu tok kalmanıza yardım etmeli, Tuz oranı yüksek olmamalı, Yeterli sıvıyı içermeli, Yeterli lifi sağlamalı, Protein, karbonhidrat ve yağ içeren besinlerden oluşmalı, Vitamin ve mineral alımını desteklemeli, Kolay hazırlanabilir ve pratik yenebilir olmalı. Sahurda yapılacak güzel bir kahvaltı, bir gün sonrasının orucuna hazırlık için idealdir. İftarda olduğu gibi sahurda da ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınmalıyız. Peynir, yumurta, süt, lifli gıdalar, ideal bir sahur sofrası için yeterlidir. Susuzluğu arttıracağı için sahurda zeytin yerine 4-5 ceviz veya 10-15 badem fındık gibi seçimler, 1-2 tatlı kaşığı zeytinyağı daha iyi bir tercih olarak karşımıza çıkar. Ana yemek tercih edilirse; kıymalı veya tavuklu sebze yemekleri, baklagiller, bulgur, kepekli makarna, mercimek ve bulgur eklenmiş tahıllı çorbalar tercih edilebilir. Sıvı desteği için; şekersiz komposto, ayran, bitki çayları, şekersiz limonata, bol su ve maden suyu seçilebilir. SAHUR İÇİN ÖRNEK MENÜLER Örnek Menü-1: 1 bardak süt, 1-2 dilim çavdar veya tam buğday ekmeği, 1 dilim az tuzlu peynir, 1 haşlanmış yumurta, yeşillik, 2-3 ceviz, 1 porsiyon meyve, 2-3 bardak su Örnek Menü-2: 1 kase sebze çorbası, 1 küçük tabak kıymalı makarna, 1 kase yoğurt, yeşillik, 1 porsiyon meyve, 2-3 bardak su. Örnek Menü-3: 1 bardak ayran, sebzeli menemen, 1-2 dilim çavdar veya tam buğday ekmeği, yeşillik, 1 porsiyon meyve, 10-15 tane badem-fındık, 2 -3 bardak su.”

BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİREN 10 BESİN Haber

BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİREN 10 BESİN

Kışın dondurucu soğukları, kapalı alanlarda geçirilen uzun süreler ve kalabalık ortamlarda enfeksiyonların yüksek bulaş riskine sahip olması, sağlıklı bir Ramazan geçirebilmek için bağışıklık sisteminin her zamankinden daha güçlü olmasını gerektiriyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik “Ramazan’da uzun süren açlık saatleri, değişen öğün ve uyku düzeni ile azalan su tüketimi vücudun bağışıklık sistemini daha hassas hale getirebiliyor. Ancak özellikle doğru besin seçimi Ramazan’ı hem sağlıklı hem de güçlü geçirmek için en önemli desteklerden biri olarak öne çıkıyor” diyor. Özellikle mevsim sebze ve meyvelerinin; vitamin, mineral ve antioksidan içerikleri sayesinde vücudu hem enfeksiyonlara karşı koruyacağını hem de enerji seviyesini dengede tutmaya destek olacağını vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, Ramazan’da bağışıklığı güçlendiren 10 besini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Portakal Güçlü C vitamini kaynağı olan portakal, enfeksiyonlara karşı savunmada görevli lökosit (beyaz kan hücreleri) üretimini destekler. Antioksidan etkileri sayesinde hücreleri serbest radikallere karşı korur. İçerdiği çözünür lif, mide boşalmasını yavaşlatarak kan şekerinin ani yükselmesini önler. İftardan sonra tüketildiğinde hem sıvı desteği sağlar hem de tatlı ihtiyacını doğal şekilde dengeleyerek rafine şeker tüketimini azaltmaya yardımcı olur. Kırmızı lahana Kırmızı lahananın içeriğindeki mor pigmentler güçlü antioksidan etki göstererek hücreleri; sindirim sonrası oluşan toksinlerin vücutta oluşturduğu oksidatif stresten korur. Bu şekilde bağışıklık desteklenmesine büyük katkıda bulunur. Özellikle çiğ yendiğinde çiğneme süreci uzun olacağından beyindeki tokluk sinyalinin oluşumunu hızlandırır. Salatalarda limon ve zeytinyağı ile birlikte tüketildiğinde besin değeri artar. Mandalina Zengin C vitamini içeriğiyle vücudun enfeksiyonlardan korunmasına, antioksidan etkisiyle de inflamasyonun dengelenmesine destek olur. Liften zengin olan mandalina kan şekerinin kontollü yükselmesine yardımcı olurken, antioksidan etkisiyle inflamasyonun dengelenmesini, strese karşı bağışıklık fonksiyonlarının düzenli çalışmasını sağlar. Hafif ve kolay tüketilebilir yapısıyla Ramazan’da vitamin, sıvı ve tatlı ihtiyacına destek olur ama aşırıya kaçılmamalıdır. Kivi C ve E vitamini kombinasyonu sayesinde hücresel savunma mekanizmalarını güçlendirir. Yüksek lif içeriği bağırsak hareketlerini düzenler, kabızlığı önlemeye yardımcı olur. Uzun süreli açlıkta sık görülen sindirim problemlerinin azaltılmasına destek verir. Aynı zamanda içerdiği doğal enzimler protein sindirimine ve iftar sonrası rahatlamaya katkı sağlar. Ispanak Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, iftar sofralarında mutlaka mevsim sebzelerinin yer alması gerektiğini belirterek “Ispanağın içeriğindeki; A ve C vitamini vücudun ilk savunma hattı olan mukozal bariyeri güçlendirirken folat hücre yenilenmesini destekler. Düşük kalorili ama hacimli bir sebzedir; mide doluluğu sağlar. Sahurda yumurta ile tüketildiğinde protein ve lif kombinasyonu sayesinde tokluk süresini uzatır” diyor. Brokoli C ve K vitamini ile sülfürlü bileşikler açısından zengin olan brokoli, özellikle içerdiği sulforafan sayesinde güçlü antioksidan ve detoks destekleyici etki gösterir. Lif ve su içeriği yüksektir; mide hacmini doldurarak doygunluk sağlar ve iftar sonrası ani acıkmaları önlemeye yardımcı olur. Buharda hafif pişirilerek tüketildiğinde besin değerleri daha iyi korunur. Havuç Beta-karoten açısından zengin olan havuç, özellikle zeytinyağı ile birlikte tüketildiğinde daha iyi emilir ve A vitaminine dönüşerek bağışıklık ve solunum yolları sağlığını destekler. A vitamini, mukozal dokuların korunmasında önemli rol oynar. Lifli yapısı sayesinde çiğ tüketildiğinde uzun süre tokluk sağlar. İftarda salatalara eklendiğinde kan şekerinin daha dengeli yükselmesine katkıda bulunur. Pırasa Beslenme ve Diyet Uzmanı Çelik “Pırasa zengin prebiyotik ve lif içeriğiyle bağırsak mikrobiyotasını besler. Güçlü bir bağırsak mikrobiyatası, güçlü bir bağışıklığın göstrgesidir. Aynı zamanda içeriğindeki lif sayesinde sindirim süresi uzar ve tokluk hissini artırır” diyor. Limon C vitamini açısından zengin olan limon, bağışıklık fonksiyonlarını desteklerken aynı zamanda sindirime katkı sağlar. İftarda salatalara sıkılan limon suyu, bitkisel kaynaklı demirin emilimini artırır. Mide asidini dengeleyerek hazımsızlık ve şişkinlik şikayetlerinin azalmasına yardımcı olabilir. Ilık suya eklenerek tüketildiğinde sıvı alımını artırarak gün içindeki susuzluğun dengelenmesine destek sağlar. Yoğurt Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik “Yoğurdun içeriğindeki kalsiyum ve probiyotik bakteriler bağışıklık hücrelerini aktive eder. Yüksek protein içeriği mide boşalmasını yavaşlatır. Sahurda tüketildiğinde gün boyu kan şekerini dengeler, iftarda tüketildiğinde iftar sonrası tokluğu uzatarak tatlı isteğini azaltır” diyor.

Kalbi iyileştiren 6 besin. Doktorlar "göz ardı edilen süper gıda" diyor Haber

Kalbi iyileştiren 6 besin. Doktorlar "göz ardı edilen süper gıda" diyor

Uzmanlar, küçük değişikliklerin bir araya geldiğinde büyük fark yaratabileceğini söylüyor; örneğin tereyağı yerine zeytinyağı veya diğer doymamış yağlarla yemek pişirmek, ekşi krema veya mayonez yerine az yağlı yoğurt veya lor peyniri kullanmak ve yiyecekleri tuz yerine, baharatlar veya turunçgillerle tatlandırmak gibi. Diyetisyen Tara Schmidt, "Odak noktasını 'Daha fazla balık yiyeceğim' şeklinde kaydırmayı tercih ediyorum; bu, doğal olarak kırmızı et tüketimimi azaltacaktır," şeklinde ekliyor. Kardiyolog Dr. Sean Heffron ise, "Birinin yaptığı herhangi bir değişiklik kademeli olarak uygulanmalıdır, çünkü bu değişikliklerin kalıcı olma olasılığı daha yüksektir," diyor. Basit değişikliklerin yanı sıra, uzmanlar kalp sağlığına faydalı yiyecekleri alışveriş sepetlerine eklemeyi öneriyor. 1. YAĞLI BALIK Uzmanlar, yağlı balıkların sofrada düzenli olarak yer alması gerektiğini söylüyor. Heffron, “ Konserve balıklar mutfağın olmazsa olmazlarından,Omega-3 yağ asitleri açısından zengin ve lezzetli olan bu balıklar, çok yönlü, hızlı ve kalp sağlığına faydalı bir temel besindir.” diyor. 2. FASULYE VE MERCİMEK Uzmanlar, fasulye ve mercimeğin genellikle göz ardı edilen uygun fiyatlı ve kalp sağlığına faydalı besinler olduğunu vurguladı. Schmidt, "Fasulye, çoğu zaman göz ardı edilen süper bir besindir," dedi. Konserve fasulyenin bile, özellikle sodyum oranını azaltmak için yıkandığında, kabul edilebilir olduğunu da ekledi. Kalp cerrahı Dr. Jeremy London, lif alımının kalp sağlığını desteklemedeki köklü rolüne rağmen, birçok kişi önemli bir eksiklik olmaya devam ettiğini söyledi. London, "Lif, fasulye, mercimek, yulaf, kinoa, meyveler, yapraklı yeşillikler ve sebzeler gibi işlenmemiş, doğal gıdalardan en iyi şekilde elde edilir" dedi. 3. TAM TAHILLAR Bunlar, özellikle daha fazla işlenmiş karbonhidratların yerini aldıklarında, kalp sağlığında önemli bir rol oynarlar . Schmidt, "İnsanları bazı geleneksel tahılları tam tahıllarla değiştirmeye davet ediyorum" dedi ve ekmek, pirinç, makarna ve krakerleri başlangıç ​​için kolay seçenekler olarak gösterdi. Tüketicilere ambalajın ön yüzündeki pazarlama bilgilerini dikkate almamalarını tavsiye etti. Bunun yerine, içerik listesinde "tam tahıl" kelimesine dikkat etmelerini önerdi. 4. MEYVE VE SEBZELER Uzmanlar, meyve ve sebzelerin kalp sağlığı için faydalı bir beslenmenin temelini oluşturduğu konusunda hemfikir oldular . Schmidt, "Meyve ve sebzelerin mevsimi geçmişse veya çok pahalıysa, en iyi alternatif, hatta daha iyisi, dondurulmuş çeşitleridir" dedi. Heffron, mevsiminde olan ürünlere göre seçim yapmanın da faydalı olabileceğini belirtti. “İnsanları mevsimlik beslenmeye teşvik ediyorum ve Şubat ayı kışın tam ortasıdır,” dedi. “Portakal, greyfurt mineral bakımından zengin, kalorisi düşük ve iyi bir lif kaynağıdır.” Ayrıca brokoli, lahana ve diğer yeşil yapraklı sebzeler gibi turpgiller ailesine ait sebzelerin de benzer faydalar sağladığını sözlerine ekledi. 5. KURUYEMİŞ VE TOHUMLAR Kuruyemişler, uzmanların sürekli olarak tavsiye ettiği bir diğer besin kategorisiydi. Schmidt, "Başka bir sağlıklı yağ kaynağı da kuruyemişler, tohumlar ve avokado gibi şeylerdir" diyerek, bunların kalp sağlığı için faydalı doymamış yağlar sağladığını belirtti. “Herkesin beslenmesinde sağlıklı yağlar bulunmasını istiyoruz.” Heffron, hastaları atıştırmalık olarak kuruyemiş tüketmeye teşvik etti ve sodyum ve doymuş yağ alımını azaltmanın bir yolu olarak cips yerine tuzsuz kavrulmuş kuruyemişleri önerdi. 6. YAĞSIZ PROTEİN Uzmanlar, hayvansal ürünleri tamamen ortadan kaldırmak yerine, daha az işlenmiş, daha yağsız protein kaynaklarını tercih etmenin önemini vurguladılar. London, "Alışveriş tercihlerini lif açısından zengin bitkisel gıdalara ve balık, derisiz kümes hayvanları ve yağsız et gibi yağsız proteinlere doğru kaydırmak, beslenme kalitesini önemli ölçüde artırabilir ve hastalık riskini azaltabilir" dedi. "Heffron, üç basit kural önerdi: Kırmızı et tüketimini en aza indirin, her gün farklı renklerde meyve ve sebzeler yemeye özen gösteri." Genel olarak, kalıcı değişiklikleri teşvik etti. "Diyet, kısa bir süre için değil, ömür boyu uygulanan bir şeydir," dedi.

Oruç diyabeti nasıl etkiler? Uzmandan açıklama... Haber

Oruç diyabeti nasıl etkiler? Uzmandan açıklama...

Doç. Dr. Pınar Köksal, uzun süreli açlığın diyabet hastalarında kan şekerinde ciddi düşüşlere yol açabileceğini ifade etti. Ancak bu riskin kişiden kişiye değiştiğini söyleyen Köksal diyabetin tipi, kullanılan ilaçlar, kan şekeri kontrolü, eşlik eden hipertansiyon ya da kalp hastalığı gibi faktörlerin belirleyici olduğunu dile getirdi. Kan şekeri düzenli seyreden ve doktoru tarafından uygun görülen hastaların, gerekli önlemleri alarak oruç tutabileceğini belirten Köksal, bu süreçte kan şekeri takibinin aksatılmaması gerektiğini söyledi. Parmaktan ölçümlerin düzenli yapılmasının önemine dikkat çeken Köksal, hipoglisemi riskini artırabileceği için ağır ve yoğun egzersizlerden kaçınılmasını önerdi. Beslenme düzeninin de Ramazan boyunca titizlikle planlanması gerektiğini aktaran Köksal, sahurda uzun süre tokluk sağlayacak, lif oranı yüksek gıdaların tercih edilmesini tavsiye etti. Çavdar ya da tam buğday ekmeği, az yağlı peynir, yumurta, zeytin, bol yeşillik, süt veya ayran ile bir porsiyon meyvenin dengeli bir sahur alternatifi olabileceğini belirtti. İftarda ise ani kan şekeri yükselmelerinin önüne geçmek için orucun önce salata ve bir kase çorba ile açılmasını, ardından 10-15 dakika ara vererek ana yemeğe geçilmesini önerdi. Gece ara öğününde ise meyve, süt, yoğurt ve az miktarda kuruyemiş gibi besinlerin tercih edilebileceğini ifade etti. Sıvı tüketiminin de ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlatan Köksal, iftardan sahura kadar bol su içilmesini; bunun yanında şekersiz komposto, ayran, süt ve şekersiz çay gibi içeceklerin tercih edilmesini tavsiye etti. Uzmanlara göre diyabet hastaları için Ramazan’da en kritik nokta, bireysel değerlendirme ve düzenli takip. Doktor kontrolü olmadan alınan kararlar ise ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Nilüfer'de osteoporoz ve beslenme söyleşisi Haber

Nilüfer'de osteoporoz ve beslenme söyleşisi

Nilüfer Belediyesi, halk sağlığını yakından ilgilendiren konularda düzenlediği bilgilendirme toplantılarına devam ediyor. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen “Kemik Erimesi ve Beslenme” başlıklı söyleşiye, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda Uzman Dr. Büşra Yeşil, kemik sağlığını korumanın yollarını anlattı. Konuşmasında hastalığın gelişimindeki risk faktörlerine değinen Dr. Yeşil, toplumdaki yaygın kanının aksine düşük vücut kitle indeksinin kemik sağlığı için bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Dr. Yeşil, “Zayıf kişilerde kemiklere binen yük azaldığı için kemik üretimi, kilolu kişilere oranla daha az gerçekleşir” dedi. Erken menopoz, ailede kalça kırığı öyküsü, uzun süreli kortizon kullanımı ve tütün-alkol tüketiminin riskleri artırdığını vurgulayan Yeşil, hastalığın en ağır sonuçlarının kalça kırığı ve omurga çökmesi olduğunu ifade etti. Yapılan araştırmalara göre kalça kırığı yaşayan bireylerin iki yıl içinde yüzde 12 ile 20 arasında ölüm riski taşıdığını belirten Yeşil, bu durumun yaşam konforunu tamamen yok ederek, kişiyi başkasına bağımlı hale getirdiğini ekledi. EGZERSİZİN ÖNEMİ Hastalığı karşı hem korunma hem de tedavi sürecinde egzersizin hayati önem taşıdığının altını çizen Dr. Yeşil, şu tavsiyelerde bulundu: “Sadece kardiyo gibi yük vermeyen egzersizler yeterli değil. Mutlaka ağırlık ve direnç egzersizleri yapılmalı. Kasların kemiklere bir çekme gücü uygulaması, vücuda ‘daha fazla kemik üretmeliyim’ mesajı gönderir. Özellikle 50-60 yaş üzerindeki bireylerde düşmeleri engellemek için denge ve koordinasyon eğitimi şart.” BESLENME ÖNERİLERİ Beslenme düzeninde kalsiyum, protein ve D vitamini üçlüsüne de işaret eden Dr. Yeşil, günlük kalsiyum ihtiyacının ortalama bin 200 miligram olduğunu hatırlattı. Yağsız süt ve yoğurt tüketiminin önemini vurgulayan Yeşil, “Örneğin 100 gram çedar peyniri tükettiğinizde yaklaşık 720 miligram kalsiyum alırsınız. Bu da günlük ihtiyacınızın yarısından fazlasını tek başına karşılar” dedi. CAM ARKASINDAN GÜNEŞLENMEYİN D vitamininin besinlerle alınamayacağını, sadece cilde doğrudan temas eden güneş ışığıyla sentezlenebileceğini hatırlatan Yeşil, Türkiye’deki güneş açısı nedeniyle saat 12.00-13.00 arasının en verimli zaman dilimi olduğunu ifade etti. Yeşil, cam arkasından güneşlenmenin D vitamini üretimi için yeterli olmadığını belirtti. VÜCUDUMUZA YATIRIM YAPMALIYIZ Osteoporozun sessiz ilerleyen ancak önlenilebilir bir hastalık olduğunu sözlerine ekleyen Yeşil, “Geleceğimiz için vücudumuza yatırım yapmalıyız. Bunu beslenme, egzersiz ve düzenli takiple sağlayabiliriz” diye konuştu. Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Dr. Yeşil’i, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun teşekkür etti.

RAMAZAN’DA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER Haber

RAMAZAN’DA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Ramazan’da gün boyu süren açlık nedeniyle iftar, sahur ve bu iki öğün arasındaki beslenme düzeni büyük önem taşıyor. Metabolizmanın yavaşlamasından olumsuz etkilenmemek, gün içinde enerji seviyesini ve zihinsel odağı koruyabilmek için yalnızca doğru seçimler yapmak değil, kaçınılması gereken alışkanlıklara da dikkat etmek gerekiyor. Ramazan başlamadan önce vücudu hazırlamanın süreci çok daha rahat geçirmeye yardımcı olacağını söyleyen Central Hospital’dan Diyetisyen Dr. Yaren Hocaoğlu, Ramazan ayında sıklıkla yapılan hataları, Ramazan öncesi alışveriş listesinde olması gerekenleri, diyet yapanların bu süreci nasıl geçirmesi gerektiğini ve örnek iftar ile sahur menülerini paylaştı. Ramazan ayında beslenme düzeninin değişmesi, vücudun enerji dengesini ve metabolizmayı doğrudan etkiler. Uzun süren açlık sonrası iftarda ani ve aşırı yemek tüketimi; hazımsızlık, mide yanması ve kan şekeri dalgalanmalarına yol açabileceği için dengeli ve ölçülü bir beslenme yaklaşımı, Ramazan’ı hem daha rahat hem de sağlıklı geçirmeye yardımcı olur. Central Hospital’dan Diyetisyen Dr. Yaren Hocaoğlu’nun verdiği bilgilere göre, Ramazan’dan önce vücudu hazırlamak süreci çok daha rahat geçirmenizi sağlar. Buna göre Ramazan ayı başlamadan; gece atıştırmaları azaltılmalı, çay–kahve kademeli düşürülmeli, su tüketimi artırılmalı (en az 2–2,5 litre). Beyaz unlu ve şekerli gıdalar yerine tam tahıl ve lifli besinlere geçilmeli, akşam yemekleri biraz daha erken saatlere çekilmelidir. Yoğurt, kefir ve sebze ağırlıklı beslenme bağırsakları destekler. İstenirse Ramazan öncesi probiyotiklere başlanabilir. Bu geçiş süreci; Ramazan’da sık görülen halsizlik, baş ağrısı, şişkinlik ve kabızlık gibi şikâyetleri ciddi şekilde azaltır. Ramazan’da en sıkı yapılan hatalar Ramazan mutfağının temeli dengedir. Yumurta, tavuk/hindi, balık, yoğurt–kefir gibi protein kaynakları; tam buğday ekmeği, yulaf, bulgur gibi kompleks karbonhidratlar; zeytinyağı, avokado ve çiğ kuruyemişler; bol sebze–yeşillik, kuru baklagiller ve chia/keten tohumu alışveriş listesinde yer almalıdır. Ayrıca yeterli su, maden suyu ve bitki çayları (rezene, papatya, ıhlamur) Ramazan boyunca dengeyi korumaya yardımcı olur. Bu temel ürünler Ramazan boyunca daha uzun süre tok kalmaya yardımcı olur ve enerji düşüklüğünü önler. Ramazan’da en sık yapılan beslenme hatalarını da sıralayan Diyetisyen Dr. Hocaoğlu, “Sahuru atlamak, iftarda hızlı ve fazla yemek, kızartma ve şerbetli tatlıları sık tüketmek, gün içinde az su içmek, günü tek öğün gibi geçirmek ve sebze–protein yerine ağırlığı karbonhidrata vermek en sık yapılan hatalardır” diyerek bu durumun kilo artışı, mide sorunları ve enerji düşüklüğüne yol açabileceğini vurguladı. Diyet yapanlar Ramazan’da düzeni bozmadan nasıl beslenebilir? Ramazan doğru planlandığında diyet yapanların bu süreci bozmadan devam ettirebileceğini söyleyen Diyetisyen Dr. Hocaoğlu, “İftarda önce su ve çorba ile başlanmalı, ardından 10–15 dakikalık kısa bir ara verilmelidir. Bu küçük mola tokluk sinyalini artırır ve kontrolsüz yemeyi önler. Ana öğünde tabağın yarısı sebze, dörtte biri protein, dörtte biri kompleks karbonhidrat olmalıdır. Sahur mutlaka yapılmalı; protein, lif ve sağlıklı yağ içeren dengeli bir tabak tercih edilmelidir. Sahuru atlamak gün içinde halsizliğe yol açar ve iftarda aşırı yemeyi tetikler. Tatlı yerine meyve veya sütlü tatlı (haftada 1–2 kez) öneriyorum” dedi. İftar sonrası kısa yürüyüşlerin hem kan şekerini hem de sindirimi desteklediğini belirten Diyetisyen Dr. Hocaoğlu, burada amacın az yemek değil, doğru dağıtılmış dengeli yemek olduğunu kaydetti. ÖRNEK RAMAZAN İFTAR MENÜSÜ ÖRNEĞİ 1–2 adet hurma1 bardak su1 kase mercimek çorbası (veya ezogelin)Izgara tavuk / fırında köfte / etli sebze yemeğiYanında az yağlı pilav veya bulgur pilavıMevsim salatası (limon + zeytinyağı az)Yoğurt veya cacık1–2 dilim tam buğday ekmeğiGüllaç / sütlaç ÖRNEK RAMAZAN SAHUR MENÜSÜ 1–2 adet haşlanmış yumurtaBeyaz peynir veya lor peyniriZeytin (5–6 adet)1–2 dilim tam buğday ekmeğiDomates, salatalık, yeşillik

Hazır çorba uyarısı: Tuz ve proteine dikkat edilmeli Haber

Hazır çorba uyarısı: Tuz ve proteine dikkat edilmeli

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, hazır çorbaların sık ve kontrolsüz tüketiminin yüksek tuz alımına yol açabileceğini, ana öğün olarak tüketildiğinde ise proteinle desteklenmesi gerektiğini açıkladı. Hazır çorbaların pratik olmasına rağmen içeriklerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Yiğit, “Hazır çorbaların büyük bölümü rafine un, nişasta, bitkisel yağ ve tuz içeriyor. Sebze oranı sınırlı, bazı ürünlerde aroma vericiler ve lezzet artırıcı katkı maddeleri bulunabiliyor” dedi. Yiğit, özellikle yüksek sodyum içeriğine dikkat çekerek, “Birçok hazır çorba tek porsiyonda günlük tuz ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayabiliyor. Fazla tuz alımı su tutulmasına ve kısa vadede geçici kilo artışına yol açabilir. Kilo kontrolü veya kilo verme hedefi olanlar için bu durum süreci zorlaştırabilir” uyarısında bulundu. Hazır çorbaların çoğunlukla karbonhidrat ağırlıklı olduğunu, protein içeriklerinin düşük kaldığını belirten Yiğit, ana öğün olarak tüketildiklerinde yanına yoğurt, ayran veya kefir gibi protein kaynaklarının eklenmesinin faydalı olacağını söyledi. Seçim yaparken etiket okuma alışkanlığı kazanmanın önemine de değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “İçindekiler listesinin kısa olması, tuzun ilk sıralarda yer almaması ve katkı maddelerinin sınırlı olması daha sağlıklı bir tercih için yol gösterir. Hazır çorbalar tamamen kaçınılması gereken besinler değil; doğru ürün seçildiğinde ve dengeli tüketildiğinde beslenme düzeninde yer alabilir” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.