Hava Durumu

#Yaşam Kalitesi

- Yaşam Kalitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşam Kalitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Menopozda en sık yapılan 6 hata! Haber

Menopozda en sık yapılan 6 hata!

Menopoz, kadın yaşamının doğal bir evresi. Ancak ‘doğal’” olması, bu dönemde ortaya çıkan her yakınmanın normal ve zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Jale Dal Ağca “Kadınların en sık yaptıkları hata, yaşam kalitelerini düşüren şikayetlere yalnızca katlanmak değil, bazı ciddi hastalıkların ilk sinyali olabilecek belirtileri ‘nasıl olsa menopozdandır’ diyerek geçiştirmeleri oluyor. Bu normalleşme algısı, kemik erimesinden kalp-damar hastalıkları ve jinekolojik kanserlere dek pek çok tehlikenin sessizce ilerlemesine zemin hazırlayabiliyor” diyor. Kadın hastalıkları ve menopoz dönemine yönelik toplumumuzda farkındalığın yeterli seviyede olmadığını belirten Dr. Ağca, 18 Ekim Dünya Menopoz Günü kapsamında yaptığı açıklamada, menopozda en sık yapılan 6 hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. ‘Menopozda olur’ diyerek şikayetlere katlanmak Sıcak basması, gece terlemesi, uyku bozukluğu, konsantrasyon güçlüğü, vajinal kuruluk veya cinsel ilişkide ağrı menopoz döneminde sık görülebilir. Ancak bir belirtinin sık görülmesi, tedavi edilmeden yaşanması gerektiği anlamına gelmez. Özellikle günlük yaşamı, iş performansını, uykuyu veya cinsel yaşamı etkileyen yakınmaların değerlendirilmesi gerekir. Üstelik her şikayeti menopoza bağlamak da doğru değildir; tiroit hastalıklarından anemiye, uyku bozukluklarından metabolik sorunlara kadar farklı nedenler benzer belirtilere yol açabilir. “Menopozdasın, bunlar normal” şeklinde bir yaklaşım ciddi sonuçlara yol açabilir. Hormon tedavisinden kulaktan dolma bilgilerle korkmak Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Jale Dal Ağca “Hormon tedavisini herkes için aynı ve tehlikeli sanmak en büyük yanlışlardan biridir. Günümüzde tedavi tamamen kişiye özel planlanıyor; kadının yaşı, sağlık geçmişi ve riskleri dikkate alınıyor. Uygun adaylarda ilk 10 yıl içinde başlanan tedavi, kemik erimesinden sıcak basmalarına dek hayat kalitesini baştan aşağı değiştirebiliyor. Bugün artık ‘hormon iyi mi, kötü mü?’ sorusunu değil, ‘hangi kadına, hangi dozda ve nasıl bir tedavi verilmelidir?’ sorusunu konuşmalıyız” diyor. Menopozda kalp ve kemik sağlığını ihmal etmek Menopoz döneminde yapılan en büyük yanlışlardan biri de; bu süreci sadece sıcak basmasından ibaret sanıp, kemik kaybı ve kalp-damar hastalıkları açısından risklerin arttığı bir dönem olduğunu dikkate almamak. Bir kadının sıcak basması olmaması, menopozun sağlığı üzerindeki diğer etkilerinin değerlendirilmesine gerek olmadığı anlamına gelmiyor. Menopozla birlikte kemik kaybı hızlanabilir; kilo ve bel çevresinde yağlanma, kan yağlarında yükseliş, insülin duyarlılığı ve kardiyovasküler risk faktörleri değişebilir. Bu nedenle menopoz kontrolü yalnızca hormon tetkiki yapılan bir muayene olmamalıdır. Özellikle aile öyküsü, sigara kullanımı ve bireysel kardiyovasküler riskler mutlaka değerlendirilmelidir. Sadece kiloya odaklanıp kaslarını unutmak Menopozda hormonların değişmesiyle karın yağlanması artarken, kas kütlesi ve gücü hızla erir. Bu dönemde bilinçsizce yapılan çok düşük kalorili diyetler, tartıda kilo verdirse de kas kaybını hızlandırır. Sadece zayıflamaya değil; düzenli egzersiz, fiziksel aktiviteler, direnç egzersizleri ve yeterli proteinle kas gücünü korumaya odaklanılmalıdır. 50’li yaşlardan sonra yalnızca daha zayıf olmayı değil; daha güçlü olmayı hedeflemek gerekir. Kas, sağlıklı yaşlanmanın en önemli yatırımlarından biridir. Uyku sorununu sadece menopoza bağlamak Menopoz döneminde uyku sorunları oldukça sık görülür. Gece terlemeleri uykuyu bölebilir; ancak bu dönemde her uyku sorununun nedeni hormonlar değildir. Sonbahar ve kış aylarında günlerin kısalmasıyla birlikte açık havada geçirilen sürenin ve fiziksel aktivitenin azalması da uyku düzenini ve genel iyilik halini etkileyebilir. Düzenli uyku saatleri oluşturmak, gün ışığından yararlanmak, fiziksel aktivitelerde bulunmak ve özellikle akşama doğru kafeini azaltmak önemlidir. Alkol de uykuya dalmayı kolaylaştırıyor gibi görünmesine rağmen gece uykusunun kalitesini bozabilir. Ayrıca menopoz döneminde alkol tüketimi meme kanserine de zemin hazırlayabilir. ‘Yaşım geldi, artık böyle’ diyerek yaşam konforunu ihmal etmek Dr. Jale Dal Ağca “Menopozun en fazla gözden kaçan alanlarından biri; östrojen azalmasına bağlı gelişen kuruluk, hassasiyet ve idrar yolları yakınmalarıdır. Bu sorunlar kadınların özel ilişkilerinde yaşadığı konfor kayıpları ve ağrılı süreçlerle birleştiğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürür. Ancak pek çok kadın, mahremiyet çekinceleri nedeniyle hekimden sakladığı için sorunlar daha da büyümektedir. Oysa lokal ve kişiye özel tedavilerle bu tabloyu düzeltmek mümkündür. Unutmayın; kadının yaşam kalitesi ve özel hayatındaki konforu yaşla birlikte sona ermez. Yaşanan bu sıkıntılar ‘yaşım geldi, artık böyle’ denilerek kabullenilmemeli, mutlaka hekime danışılmalıdır.”

Egzama yalnızca cildi değil, sosyal yaşamı da etkileyebiliyor Haber

Egzama yalnızca cildi değil, sosyal yaşamı da etkileyebiliyor

Klinik Psikolog İpek Erol, egzamanın etkilerinin yalnızca kaşıntı, kuruluk ve ciltteki görünür değişimlerle sınırlı olmadığını belirterek, hastalığın kişinin sosyal ilişkileri ve günlük yaşamı üzerinde de önemli psikolojik sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Egzamanın özellikle yüz, boyun ve eller gibi kolay fark edilen bölgelerde ortaya çıkmasının, kişinin sosyal ortamlarda kendini nasıl hissettiğini etkileyebildiğini söyleyen Erol, bu durumun zamanla yorucu bir düşünce döngüsüne dönüşebileceğini ifade etti. Bir arkadaş buluşmasında, iş toplantısında ya da yeni biriyle tanışırken kişinin sürekli cildine bakıldığını düşündüğünü aktarabilen Erol, bu kaygının sosyal ilişkileri zorlaştırabildiğini belirtti. KAYGI ARTTIKÇA KAÇINMA DAVRANIŞI BAŞLIYOR Erol’a göre egzama yaşayan bazı kişiler, konuşurken karşı tarafın yüz ifadesini, bakışlarını ya da küçük duraksamalarını olumsuz yorumlayabiliyor. Bu durum kaygıyı artırırken, cildi saklama, göz temasından kaçınma veya ortamdan erken ayrılma isteğini de beraberinde getirebiliyor. Kaçınmanın kısa vadede rahatlama sağladığını ancak uzun vadede sosyal karşılaşmaları daha da zorlaştırabildiğini vurguladı. Görünür cilt hastalıklarıyla ilgili yanlış inanışların da süreci ağırlaştırabildiğini belirten Klinik Psikolog İpek Erol, egzamanın bulaşıcı olmadığını ve bakımsızlık göstergesi sayılmaması gerektiğini hatırlattı. Buna rağmen kişinin başkalarının kendisini yargılayacağından endişe edebileceğini söyleyen Erol, geçmişte yaşanan incitici yorumların bu korkuyu güçlendirebildiğini ifade etti. Zamanla bu dış yargı korkusunun kişinin kendine yönelik utanç duygusuna dönüşebileceğini belirtti. SOSYAL HAYAT DARALIYORSA DİKKAT Egzaması olan herkesin sosyal kaygı yaşamayacağını söyleyen Erol, hastalığın görünürlüğünün tek başına zorlanma düzeyini belirlemediğini ifade etti. Ancak sık sık buluşma iptal etmek, işte geri planda kalmak, romantik ilişkilerden uzak durmak ya da günün büyük kısmını başkalarının ne düşündüğünü düşünerek geçirmek, psikolojik destek ihtiyacına işaret edebilir. Erol, psikolojik desteğin amaçlarından birinin kişinin yaşadığı güçlüğü küçümsemek olmadığını vurguladı. Bilişsel davranışçı terapinin, kaygıyı artıran düşünce döngüleri üzerinde çalışmak için yararlı olabileceğini belirten Erol, kabul ve kararlılık terapisinin de kişinin zorlayıcı düşüncelerle birlikte yaşamayı öğrenmesine ve değer verdiği alanlara yeniden yönelmesine yardımcı olabileceğini söyledi. “EGZAMA İLE YAŞARKEN SOSYAL HAYATI SÜRDÜRMEK MÜMKÜNDÜR” Egzama ile yaşarken sosyal hayatı sürdürmenin, her zaman rahat hissetmek anlamına gelmediğini dile getiren Erol, bazen ilerlemenin kaygı varken de bir buluşmaya gitmek, toplantıda söz almak ya da yakınlık kurmaya izin vermek olduğunu söyledi. Dermatolojik tedavinin yanında duygusal yükün de ele alınmasının yaşam kalitesi açısından önemli olduğunu belirten Erol, egzama farkındalığının yalnızca belirtileri tanımayı değil, yanlış inanışları düzeltmeyi ve görünür bir hastalıkla yaşayan insanlara daha özenli yaklaşmayı da kapsaması gerektiğini ifade etti.

Yıldırım Davutkadı 'kentsel dönüşüm'de 2. etap temeli atıldı Haber

Yıldırım Davutkadı 'kentsel dönüşüm'de 2. etap temeli atıldı

Yıldırım Belediyesi, ilçeyi daha güvenli bir geleceğe taşımak amacıyla yürüttüğü kentsel dönüşüm çalışmalarında yeni bir aşamaya geçti. Davutkadı Kentsel Dönüşüm Projesi’nin 2. etabının temeli, düzenlenen törenle atıldı. Yıldırım’ın en eski mahallelerinden biri olan Davutkadı’da iki etap halinde yürütülen projede, ilk etapta çalışmalar tamamlanma aşamasına gelirken ikinci etap için de start verildi. Proje kapsamında toplam 21 bin metrekarelik alanda dönüşüm gerçekleştirilecek. Bunun 11 bin metrekarelik bölümü ise yeşil alan, yürüyüş yolları ve ortak kullanım alanlarından oluşacak. İLK ETAPTA TESLİMATLAR KASIM'DA BAŞLIYOR Projenin 1. etabında yıkılan 86 bağımsız bölümün yerine 81 daire ve 1 dükkân inşa edilirken, 2. etapta yıkılan 196 bağımsız bölümün yerine 148 daire ve 6 dükkân yapılacak. İki etap tamamlandığında bölgede toplam 7 blokta 236 bağımsız bölüm yer alacak. Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, temel atma töreninde yaptığı konuşmada, ilk etapta sona yaklaşıldığını ve daire teslimlerine kasım ayı itibarıyla başlanabileceğini söyledi. YILMAZ: “KENTSEL DÖNÜŞÜM SADECE BETON ÜRETMEK DEĞİLDİR” Davutkadı’daki dönüşümün sadece bina yenilemekten ibaret olmadığını vurgulayan Yılmaz, kentsel dönüşümün yaşam kalitesi, yeşil alan, ulaşım ve komşuluk kültürüyle birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Başkan Yılmaz, “Biz Yıldırım’ın geleceğini inşa ediyoruz” diyerek ilçede dönüşümün sadece bugün için değil, gelecek kuşaklar için planlandığını ifade etti. Konuşmasında yeni müjdeler de veren Yılmaz, Yediselviler Mahallesi için yaklaşık 3,4 hektarlık alanda 18. Madde İmar Uygulaması çalışmalarının başlatıldığını açıkladı. Bu kapsamda bölgede park, belediye hizmet alanı ve konut alanlarının yer aldığı yeni bir planlama yapıldığı belirtildi. ALA: “BAŞKANIMIZIN ARKASINDAYIZ” Törende konuşan AK Parti Genel Başkan Vekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yerinde tespitlerle vatandaşın ihtiyaçlarına çözüm ürettiğini söyledi. Ala, hükümetin ve ilgili kurumların da bu çalışmalara destek verdiğini ifade etti. Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Şahin Biba ve AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç de kentsel dönüşüm çalışmalarının önemine değinerek Yıldırım Belediyesi’ne teşekkür etti. Konuşmaların ardından Davutkadı Kentsel Dönüşüm Projesi 2. Etap temel atma töreni gerçekleştirildi.

Bursa'dan 3 belediyeye 'Sağlıklı Kentler' ödülü Haber

Bursa'dan 3 belediyeye 'Sağlıklı Kentler' ödülü

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay'ın başkanlığını yaptığı Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği'ne üye belediyelerin yaşam kalitesini artıran, toplumsal eşitliği güçlendiren ve sürdürülebilir bir geleceğe katkı sunan projeleri, 7 farklı kategoride, belediye ölçekleri dikkate alınarak jüri değerlendirmesine sunuldu. Yarışma, yerel yönetimlerin kent sağlığını geliştirmeye yönelik çalışmalarını görünür kılmayı ve başarılı uygulamaların belediyeler arasında paylaşılmasını teşvik etmeyi amaçlıyor. Değerlendirmelerde, “Herkes İçin Sağlık” ve “Tek Sağlık” ilkeleri doğrultusunda kentlerin ihtiyaçlarına yanıt veren uygulamalar öne çıktı. İnsan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan; farklı paydaşların katılımıyla geliştirilen, yenilikçi çözümler sunan ve iklim değişikliğinin etkilerini dikkate alan projeler bu yaklaşımın yerel düzeydeki örneklerini oluşturdu. Yarışmaya sunulan projeler, belediyelerin sağlığı yalnızca sağlık hizmetleriyle sınırlı görmeyen; yaşam çevresini, sosyal koşulları ve ekolojik dengeyi de kapsayan çalışmalarını ortaya koydu. Bu uygulamalar, kentlerin ortak sorunlarına çözüm üretirken diğer yerel yönetimler için de deneyim paylaşımı ve iş birliği olanakları sundu. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği olarak ödül kazananlar arasında; Bursa Büyükşehir Belediyesi "Bursa İtfaiyesi: Modern Altyapı ve Dijital Güvenlik Dönüşümü Projesi" ile dirençli/dayanıklı toplum kategorisinde; Mudanya Belediyesi "Geçmişten geleceğe ekosistemi: Cumhuriyet Galerisi, Taş Mektep, Mudanya Gençlik ve Spor Merkezi" ile kültür, sanat ve spor aktivitelerinde; Nilüfer Belediyesi ise, "Şifalı bitkilerden katma değere: Nilüfer Tıbbi ve Aromatik Bitki İşleme Tesisi" projesi ile yüksek yaşam kalitesi kategorisinde ödüle layık görüldü. Daha sağlıklı kentler hedefiyle yarışmaya katılan tüm üye belediyelere ve değerlendirme sürecine bilgi ve deneyimleriyle katkı sunan jüri üyelerine teşekkür eden Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği, belediyelerin ödüllerini, 17 Ekim’de Gaziantep’te gerçekleştirilecek 46. Olağan Meclis Toplantımızın ardından düzenlenecek törenle takdim edileceğini duyurdu.

Yıldırım’da dönüşüm devam ediyor Haber

Yıldırım’da dönüşüm devam ediyor

Bursa'da Yıldırım’ın en eski mahallelerinden olan Davutkadı ve Yediselviler’de 2 etap olarak gerçekleştirilen kentsel dönüşüm projesinin ilk etabında çalışmalar tamamlanma aşamasına gelirken, ikinci etapta da ilk kazma vuruldu. 1. Etap’ta yıkılan 86 bağımsız bölümün yerine 81 daire ve bir dükkan inşa edilirken, 196 bağımsız bölümün yıkıldığı 2. Etap’ta ise 148 daire ve 6 dükkan inşa edilecek. Toplam 22 bin metrekarelik bir alanı kapsayan projenin 11 bin metrekarelik bölümü yeşil alan, yürüyüş yolları ve ortak kullanım alanlarından oluşuyor. 2. ETAPTA ÇALIŞMALAR BAŞLADI Davutkadı- Yediselviler Kentsel Dönüşüm Projesi’nin bölgenin çehresini değiştirecek çok önemli bir adım olduğunu belirten Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; “Buradaki dönüşümü hemşehrilerimizden gelen talep doğrultusunda etap etap gerçekleştiriyoruz. Birinci etapta çalışmalarımızın son aşamasına geldik. 2. Etap’ta da geçtiğimiz ay yıkım işlerini bitirmiştik. Şuanda 2. Etap’ta da inşaat çalışmalarımız başladı. Proje kapsamında 3 bin 925 metrekarelik bir alana çocuklarımızın neşeyle oyun oynayabileceği bir park kazandırmış olacağız. Ayrıca bölgede iki aracın zor geçtiği dar ve çıkmaz sokakların yerine 12 metrelik ulaşım arterleri oluşturacağız” diye konuştu. ‘YAŞAM KALİTESİ ARTACAK’ Yıldırım Belediyesi olarak kentsel dönüşümü binaları dönüştürmekten ibaret görmediklerini vurgulayan Başkan Yılmaz, “Sosyal donatıları, yeşil alanları ve yaşam kalitesini artıran bütüncül bir planlamayı hayata geçiriyoruz. Bölgede, dönüşüm uygulamalarını etaplar halinde planlı ve kararlı bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz. Davutkadı Kentsel Dönüşüm Projemiz de bu vizyonumuzun bir yansımasıdır. İnşallah etap etap gerçekleştirdiğimiz bu çalışma bölgenin çehresini değiştirecek ve yaşam kalitesini yükseltecek. Bugün attığımız her adım; yarının Yıldırım’ını, evlatlarımızın güvenli geleceğini, ailelerimizin huzurlu yuvalarını inşa etmek içindir. Daha güvenli, daha güçlü ve daha yaşanabilir bir Yıldırım için çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Başkan Şadi Özdemir mahallelerdeki sorunları yerinde inceledi Haber

Başkan Şadi Özdemir mahallelerdeki sorunları yerinde inceledi

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, kent genelinde hayata geçirilmesi planlanan projeleri ve mahalle sakinlerinin ilettiği konuları yerinde inceledi. Başkan Şadi Özdemir, bu kapsamda üç ayrı mahalleyi ziyaret ederek hem yürütülen projeleri denetledi hem de mahalle sakinleri ve site yöneticileriyle bir araya geldi. Başkan Şadi Özdemir’e ziyaretlerine Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Zerrin Güleş, Sinan Sarıbal ve Okan Şahin de eşlik etti. Saha ziyaretlerine ilk olarak Cumhuriyet Mahallesi ile başlayan Başkan Şadi Özdemir, bölgedeki aile sağlığı merkezinin büyütülmesine yönelik çalışmaları yerinde inceledi. Sağlık hizmetlerinin daha rahat sunabilmesi için planlanan düzenlemeler hakkında yetkililerden bilgi alan Başkan Şadi Özdemir ardından Barış Mahallesi’ne geçti. Barış Mahallesi’ndeki bir konut sitesinde yaşanan çöp şikayetlerini değerlendiren Başkan Şadi Özdemir, site yöneticileriyle görüşerek çevresel rahatsızlıkların önüne geçilmesi için yapılması gerekenleri konuştu. Saha ziyaretlerinin son durağı ise Başköy Mahallesi’nde bulunan Dökümcüler Sitesi oldu. Bölgede oluşan atık sorunu nedeniyle firma yetkilileri ve site yönetimiyle bir toplantı gerçekleştiren Başkan Şadi Özdemir, atık yönetimi ve çevre temizliği konusunda izlenecek adımları değerlendirdi. İncelemeler hakkında değerlendirmelerde bulunan Başkan Şadi Özdemir, “Nilüfer’in her mahallesinde komşularımızın huzuru ve konforu için sahadayız. Sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesinden çevre temizliğine kadar her konuyu birinci elden takip ediyoruz. Sorunları masada değil, yerinde tespit edip çözümleri doğrudan muhataplarıyla konuşarak üretiyoruz. Yaşam kalitesi yüksek ve temiz bir Nilüfer için çalışmalarımıza ara vermeden devam edeceğiz” dedi.

HER 5 ÇOCUKTAN BİRİNİ ETKİLİYOR: GEÇMEYEN BURUN AKINTISINA DİKKAT! Haber

HER 5 ÇOCUKTAN BİRİNİ ETKİLİYOR: GEÇMEYEN BURUN AKINTISINA DİKKAT!

Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkileyen “Alerjik rinit” hastalığıyla ilgili bilgi verdi. Çocuklarda bitmeyen burun şikayetlerinin çoğu zaman “geçer” diye beklendiğini, oysa haftalarca süren burun akıntısının, sık hapşırık ve burun tıkanıklığı basit bir soğuk algınlığından çok daha fazlasını işaret ediyor olabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, “Özellikle belirtiler belirli mevsimlerde artıyor ya da yıl boyunca devam ediyorsa akla ilk gelmesi gereken durumlardan biri alerjik rinittir. Alerjik rinit; burun akıntısı-tıkanıklık, kaşıntı ve hapşırıklarla kendini gösteren, çocukluk çağında oldukça sık görülen bir hastalıktır. Dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkilediği bilinmektedir. Anne veya babasında alerjik rinit, astım ya da egzama bulunan çocuklarda görülme riski daha fazladır. Bazı çocuklar yalnızca ilkbahar ve sonbahar gibi mevsim geçişlerinde şikâyet yaşarken, bazıları yıl boyunca yakınmalarla mücadele eder “ dedi. Polenler, ev tozu akarları, hayvan tüyleri, küf mantarları, hava kirliliği ve ani iklim değişikliklerinin çocuklarda alerjik riniti tetikleyen başlıca nedenler olduğunu dile getiren BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican şöyle konuştu : “Özellikle şeffaf ve sulu burun akıntısı, sık hapşırık nöbetleri, burun ve genizde kaşıntı dikkat çekicidir. Bu çocuklar çoğu zaman burundan rahat nefes alamadığı için ağızdan nefes alır; horlama, huzursuz uyku ve sık uyanma görülebilir. Gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık da tabloya eşlik edebilir. En önemli ipuçlarından biri ise genellikle ateşin olmamasıdır.” Tedavi edilmeyen alerjik rinitin yalnızca burunla sınırlı kalmadığını, uzun süreli burun tıkanıklığının orta kulak problemleri, sinüzit ve uyku bozukluklarına zemin hazırlayabildiğini söyleyen Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, uyku kalitesi bozulan çocuklarda dikkat dağınıklığı, okul başarısında ve yaşam kalitesinde düşüş görülebileceğini dile getirdi. Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, alerjik rinitte tedavinin ilk basamağını alerjenlerden korunmanın oluşturduğunu söyleyerek, açıklamasını şu sözlerle tamamladı : “Mevsimsel allerjik riniti olan çocuklar polen dönemlerinde özellikle sabah saatlerinde dışarıda uzun kalmamalı, eve gelince el-yüzlerini yıkayıp kıyafet değiştirmelidir. Ev tozu akar maruziyetini azaltmak, rutubet ve sigara dumanından uzak durmak büyük önem taşır. Gerektiğinde düşük doz kortizon içeren burun spreyleri, tuzlu su uygulamaları ve antihistaminik ilaçlar kullanılabilir. Bu tedaviler alerjiyi tamamen ortadan kaldırmasa da belirtileri kontrol altına alır ve komplikasyonları önlemeye yardımcı olur. Unutulmamalıdır ki çocuklarda rahat nefes almak yalnızca konfor değil; kaliteli uyku, sağlıklı büyüme ve başarılı bir okul yaşamı için de temel bir gereksinimdir. Erken tanı ve doğru tedaviyle alerjik rinit kontrol altına alınabilir, çocukların yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir.”

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay TÜGEM Bursa Üyeleriyle Buluştu Haber

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay TÜGEM Bursa Üyeleriyle Buluştu

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Tüm Girişimci Emlak Müşavirleri Derneği (TÜGEM) Bursa Temsilciliği tarafından düzenlenen panelde gayrimenkul sektör temsilcileriyle buluştu. Yoğun katılımla gerçekleştirilen programda Başkan Burkay, gayrimenkul sektörünün mevcut durumu, kentsel dönüşüm, yatırım iklimi, mekânsal planlama ve Bursa’nın 2030 vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bursa’nın önündeki en önemli gündem başlığının mekânsal planlama olduğunu belirten İbrahim Burkay, kent anayasası niteliğinde olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın tarihi önemde bir çalışma olduğunu ifade etti. Başkan Burkay, “Bizler sanayi, ticaret ve yaşam alanlarının bir bütün olarak ele alınmasını arzu ediyoruz. Ülkelerin yerine şehirlerin rekabet ettiği bir dönemde Bursa’mızın gerek üretim ve ticaret altyapısı ile gerekse de yaşam alanları ve sosyal imkanlarıyla gelecekte çok daha güçlü bir konumda olmasını hedefliyoruz. Bu vizyonla hazırladığımız KOBİ OSB, Organize Konut Alanları, Organize Ticaret Bölgeleri ve lojistik merkezlerimiz, kentimizin hedeflerinde belirleyici rol oynayacak nitelikte projelerdir.” diye konuştu. “Gayrimenkul, Medeniyet İnşasının Temel Taşıdır” Gayrimenkul sektörünü yalnızca yapı üretimi olarak değerlendirmediklerini ifade eden İbrahim Burkay, sektörün ekonomik büyümenin yanı sıra sosyal ve kültürel gelişimin de temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, “Bizim için gayrimenkul medeniyet inşasının, ekonomik istikrarın ve toplumsal refahın temel taşıdır. Bursa’nın geleceğinde bu sektörü planlı ekonomik büyümenin ve güvenli kentsel dönüşümün en stratejik aktörlerinden biri olarak konumlandırıyoruz. Sektörün sağlıklı gelişimi için fuarlardan eğitim programlarına, mevzuat çalışmalarından sektör temsilcilerimizle gerçekleştirdiğimiz istişare mekanizmalarına kadar bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz.” açıklamasında bulundu. “Rising City Bursa’nın Küresel Vitrini Haline Geldi” Bursa’nın yatırım, üretim ve yaşam kalitesi açısından güçlü bir çekim merkezi olduğunu belirten Burkay, bu potansiyelin doğru platformlarla ulusal ve uluslararası yatırımcılarla buluşturulmasının büyük önem taşıdığını söyledi. BTSO öncülüğünde hayata geçirilen Rising City Yapı ve Yaşam Fuarı ile Dirençli Kentler Zirvesi’nin sektöre önemli katkılar sunduğunu dile getiren Burkay, “Rising City, sektörümüzün dönüşümüne rehberlik eden stratejik bir platform haline geldi. Bursa’nın gayrimenkul alanındaki marka değerini güçlendiren bu organizasyonlar, şehrimizin küresel ölçekte tanıtımına da önemli katkılar sağlıyor.” dedi. “Dirençli Bursa, En Büyük Rekabet Avantajımız Olacak” Kentlerin rekabet gücünün artık sadece ekonomik göstergelerle ölçülmediğini belirten İbrahim Burkay, yaşam kalitesi, güvenli yapı stoğu, ulaşım altyapısı ve sürdürülebilir şehirleşmenin temel unsurlar haline geldiğini vurgulayarak, “Şehirlerin kalitesini binaların çokluğu değil, hava kalitesi, ulaşım planları, sanayi, ticaret ve konut alanlarının dengesi, enerji verimliliği ve çevreye duyarlı sürdürülebilir yapılaşma belirleyecek. Dirençli Bursa, en büyük rekabet avantajımız olacak.” ifadelerini kullandı. “Gurur Duyacakları Bir Bursa Bırakmak İstiyoruz” Bursa için hedefledikleri 2030 vizyonuna da değinen Başkan İbrahim Burkay, bütün çalışmaların merkezinde gelecek nesillere daha güçlü bir şehir bırakma hedefinin yer aldığını dile getirdi. İbrahim Burkay, “Ağaç dikmek yetmez, gölgesinde torunların oturacağını hayal etmek gerekir. Bütün mücadelemiz, evlatlarımızın huzurla ve gururla yaşayacağı bir Bursa bırakmaktır. Gençlerimizin dünyayla rekabet edebilecek donanıma sahip olduğu, yüksek teknoloji üreten, çevreye duyarlı ve yaşam kalitesi yüksek bir Bursa için çalışıyoruz. Gelecek nesillere gurur duyacakları bir Bursa bırakmak istiyoruz.” dedi. İbrahim Burkay, TÜGEM Bursa’ya da sektör adına gerçekleştirdikleri çalışmalar için teşekkür etti. “Birlikte Büyüyen Bir Sektörüz” TÜGEM Bursa Temsilciliği Yönetim Kurulu Başkanı Göksel Birsen de Başkan Burkay’ın katılımıyla gerçekleştirdikleri panelde, Bursa'nın 2030 vizyonunu, gayrimenkul sektörünün geleceğini, kentsel dönüşüm süreçlerini, yatırım iklimini ve kentin sürdürülebilir büyüme hedeflerini kapsamlı şekilde değerlendirme fırsatı bulduklarını söyledi. Programın ikinci oturumunda ise Bursa'nın güçlü markaları Akyükselen İnşaat, Baylan İnşaat ve Ceylan Grup tarafından proje tanıtımlarının gerçekleştiğini belirten Birsen, “TÜGEM Bursa olarak en büyük hedeflerinin gayrimenkul sektörünü bilgi, vizyon ve işbirliği ekseninde daha güçlü bir noktaya taşımaktır. Bugün bu hedef doğrultusunda çok kıymetli bir adım attığımıza inanıyorum. Bu kapsamda BTSO Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın İbrahim Burkay’a şükranlarımızı sunuyorum. Proje sunumlarını gerçekleştiren firma temsilcilerine, sektör paydaşlarımıza ve yoğun katılım gösteren tüm meslektaşlarımıza teşekkür ediyorum. Birlikte üreten, birlikte gelişen ve Bursa'nın geleceğine birlikte değer katan bir sektör olmaya devam edeceğiz. “ ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.