Hava Durumu

#Yapay Zekâ

- Yapay Zekâ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zekâ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BTSO Başkanı Burkay mobilya sektör temsilcileriyle buluştu Haber

BTSO Başkanı Burkay mobilya sektör temsilcileriyle buluştu

Sektör temsilcilerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirilen buluşmada, KOBİ’lerin ölçek sorunundan yeni üretim alanlarına kadar pek çok kritik başlık ele alındı. TEKNOSAB ekosistemi içerisinde hayata geçirdikleri KOBİ OSB projesinin üretimi ve ticareti daha rekabetçi ve güçlü bir yapıya kavuşturan stratejik bir hamle olduğunu belirten Başkan Burkay, “Şikayet etmek yerine aksiyon alıyoruz. 2022’den Şubat 2026’ya kadar süren çalışmalar sonucunda TEKNOSAB’daki genişleme alanının tamamını Bakanlığımızın desteğiyle elde ettik. Burada sadece fabrikaların bulunacağı bir alan kurmuyoruz; TEKNOSAB ekosistemiyle entegre şekilde üretimin, ticaretin, lojistiğin ve yaşam alanlarının birlikte gelişeceği yeni bir ekonomik alan oluşturuyoruz. Özellikle ruhsatsız ve sıkışık alanlarda üretim yapan, Bursa’nın trafiğine ve çevresine yük oluşturan KOBİ’lerimizin bu bölgeye taşınmasını önemsiyoruz. 2027 sonundan itibaren teslimlerin başlamasıyla Bursa’nın üretim altyapısını çok daha düzenli, verimli ve sürdürülebilir bir yapıya taşıyacağız.” dedi. “KOBİ’LERİ ORTAK ÖLÇEKTE BULUŞTURUYORUZ” KOBİ’lerin büyük işletmelerle rekabetinde en temel engelin ölçek sorunu olduğuna dikkat çeken Başkan Burkay, ortak satın alma, ortak stok ve kapasite kullanım modelleriyle firmaların yükünü hafifleteceklerini söyledi. BTSO KOBİ Diyalog platformuyla sorunları dinleyen değil, ortak çözüm üreten bir yapı kurduklarını ifade eden İbrahim Burkay, “Ortak hareket ederek KOBİ’lerimizin ölçeğini büyütecek ve rekabet gücünü artıracak bir sistem oluşturuyoruz. Ortak aklı kurumsal bir mekanizmaya dönüştürerek KOBİ’lerimizin çok daha verimli ve güçlü hale gelmesini sağlıyoruz.” diye konuştu. BTSO Meclis Üyesi Muzaffer Loyan da görev süresi boyunca mobilya sektörünün yeni pazarlara ulaşması ve sorunlarına çözüm üretilmesi için yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirtti. Yeni dönemde TEKNOSAB Organize Ticaret Bölgeleri ve Bursa Evlilik Fuarı gibi projelerle sektörün ticaret hacmini artırmayı hedeflediklerini ifade eden Loyan, “Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın İbrahim Burkay’ın vizyonu ve desteği bizim için çok kıymetli. Sektörümüzün daha güçlü bir yapıya kavuşması için aynı anlayışla çalışmayı sürdüreceğiz” dedi. BURSA’YI GELECEĞE TAŞIYAN MAKRO PROJELER Programda ayrıca Bursa’nın üretim ve ticaret altyapısını dönüştüren makro projeler de aktarıldı. GUHEM (Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi) ile kentin vizyonunun dünya ölçeğine taşındığını vurgulayan Başkan Burkay, iş dünyasının dönüşümünü yönetmek amacıyla Uludağ’da hayata geçirilen Bursa Business School’un da yapay zekâ, dijitalleşme ve yeni iş modelleri süreçlerinde kritik bir rol üstlendiğini ifade etti.

Yapay zekâ çağında rekabette algoritmalar değil, insan deneyimi ön plana çıkıyor Haber

Yapay zekâ çağında rekabette algoritmalar değil, insan deneyimi ön plana çıkıyor

Güven, sadakat, çalışan deneyimi ve hibrit çalışma modelleri de geleceğin müşteri deneyimi anlayışında öne çıkıyor. 25 yıllık deneyiminden aldığı güçle Experience Intelligence yaklaşımını merkeze alan Mplus Türkiye, kendi yapay zekâ platformu Graia ile insan ve yapay zekânın birlikte çalıştığı modeller geliştirerek müşteri deneyimini, çalışan deneyimini ve iş sonuçlarını güçlendirmeyi hedefliyor. Yapay zekânın iş süreçlerinde kullanımının hızla yaygınlaşması, müşteri deneyiminde de önemli bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Hız, veri işleme, otomasyon ve ölçeklenme konusunda önemli fırsatlar sunan yapay zekâ teknolojileri, benzer araçlara erişimin kolaylaşmasıyla birlikte tek başına bir farklılaşma unsuru olmaktan uzaklaşıyor. Bu noktada markalar için teknolojiyi insanın sahip olduğu empati, muhakeme, problem çözme ve karar alma yetkinlikleriyle birlikte değerlendirmek önem taşıyor. Mplus Türkiye & MENA CEO’su Cemile Banu Hızlı, geleceğin müşteri deneyiminde insan ve yapay zekânın birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan iki güç olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor. “Graia ile yapay zekânın hız, veri işleme ve otomasyon gücünü insan uzmanlığıyla buluşturuyoruz” Yapay zekânın hızla standartlaştığına ve bugün pek çok kurumun benzer çözümlere erişebildiğine dikkat çeken Mplus Türkiye & MENA CEO’su Cemile Banu Hızlı, teknolojinin tek başına bir rekabet avantajı olmaktan çıktığını belirtti. Asıl fark yaratan unsurun, yapay zekânın sunduğu hız ve veri işleme gücünün; insanın empati, muhakeme, etik değerlendirme ve kriz çözme yetenekleriyle nasıl harmanlandığında ortaya çıktığını ifade eden Hızlı, “Mplus olarak savunduğumuz İnsan + AI yaklaşımının temelinde de bu anlayış bulunuyor. 25 yıllık deneyimimiz üzerine geliştirdiğimiz Experience Intelligence yaklaşımının önemli bileşenlerinden biri olan kendi yapay zekâ platformumuz Graia ile yapay zekânın sunduğu hız, veri işleme ve otomasyon gücünü insan uzmanlığıyla buluşturuyoruz. Çağrı özetleme, veri analizi ve bilgiye erişim gibi süreçlerin otomatikleşmesi, temsilcilerimizin ekranda bilgi aramakla veya tekrarlayan operasyonel görevlerle zaman kaybetmesini önlüyor. Böylece çalışanlarımız dikkatlerini müşteriyi dinlemeye, ihtiyacı anlamaya ve çözüm üretmeye verebiliyor. Teknolojinin insanın yerini alması değil, insanın yetkinliklerini ve stratejik rolünü daha da güçlendirmesi gerektiğine inanıyoruz. Yapay zekânın gerçek değeri, insanı süreçten çıkarmasında değil, insanın yaptığı işi daha anlamlı ve daha etkili hale getirmesinde. Müşteri deneyiminde teknolojik yetkinliklerin yanı sıra insan teması da marka ile müşteri arasındaki ilişkinin niteliğini belirliyor. Özellikle güven ve sadakat açısından insan faktörü büyük önem taşıyor” dedi. “Müşterinin markaya duyduğu güvenin temelinde empati ve doğru anlaşılma hissi bulunuyor” Müşteri ve markanın arasındaki güven duygusunun temelinde samimi bir empati ve doğru anlaşılma hissinin bulunduğuna dikkat çeken Hızlı, “Yapay zekâ işlemleri hızlandırıyor ve bilgiye erişimi kolaylaştırıyor. Fakat özellikle kritik ve hassas anlarda müşterinin karşısında onu gerçekten dinleyen, duygusunu anlayan ve karmaşık bir probleme çözüm üretebilen bir insan uzmanının bulunması marka güvenini güçlendiriyor. Güvenin güçlenmesi de müşterinin markayla uzun vadeli bir bağ kurmasını ve sadakat geliştirmesini destekliyor” diye konuştu. “Teknolojiyle desteklenen çalışanlar, satış fırsatlarına da katkı sağlıyor” Müşteri deneyiminin marka sadakati üzerindeki etkisinin ötesinde, şirketlerin finansal performansıyla da doğrudan ilişkili olduğunu belirten Hızlı, “Müşteri deneyiminde insana yapılan yatırım büyük bir değer taşıyor. Doğru eğitimden geçen, teknolojiyle desteklenen ve karar alma konusunda yetkilendirilen çalışanlar, müşteri memnuniyetinin yanı sıra çapraz satış ve üst satış fırsatlarına da katkı sağlıyor. Bu nedenle CX yatırımlarının gelir ve kârlılık perspektifiyle değerlendirilmesi gerekiyor. Müşteri deneyimi uzun yıllar maliyet odaklı bir operasyon olarak değerlendiriliyordu. Oysa bugün bunun çok daha geniş bir iş etkisi olduğunu görüyoruz. İnsana yapılan yatırım, daha iyi hizmet sunmanın ötesinde doğrudan gelir, marj ve sürdürülebilir büyüme üzerinde de karşılık buluyor. Bu noktada insan faktörünün müşteri deneyimindeki etkisini, çalışan deneyiminden bağımsız değerlendirmemiz gerekiyor. ‘Mutlu çalışan, mutlu müşteri’ yaklaşımı da burada önem kazanıyor. Çalışanın motivasyonu, işine duyduğu bağlılık ve kendisini geliştirebilmesi müşteriyle kurduğu iletişime doğrudan yansıyor. Biz de bu kapsamda teknolojiyi çalışanlarımızın rolünü azaltan bir unsur olarak değil, onların üzerindeki operasyonel yükü azaltarak daha nitelikli işlere odaklanmasını sağlayan bir araç olarak görüyoruz. Çalışanlarımızı güçlendiren, gelişimlerini destekleyen ve işlerini kolaylaştıran bir kültür oluşturmak, müşteri deneyiminde sürdürülebilir kalite açısından bizim için oldukça önemli” şeklinde konuştu. “Memnuniyeti yüksek çalışanlar işe daha iyi odaklanıyor, bu da müşteri deneyimine yansıyor” Çalışma modellerindeki dönüşümün de müşteri deneyiminin geleceğinde önemli bir rol oynadığını belirten Hızlı, “Hibrit ve esnek çalışma modelleri, çalışanların iş-yaşam dengesini güçlendiriyor. Bu da çalışanın memnuniyetini ve motivasyonunu doğrudan etkiliyor. Memnuniyeti yüksek çalışanların işe odaklanması, iş sahiplenmesi ve müşteriye karşı empati kurma kapasitesi de artıyor. Bunun müşteri deneyimine doğrudan yansıdığını görüyoruz. Bulut tabanlı yapay zekâ altyapımız ve gelişmiş veri güvenliği protokollerimiz sayesinde esnek çalışma modelini operasyonel devamlılık ve kesintisiz kalite standartlarıyla birlikte sürdürebiliyoruz” dedi. “Teknoloji bir amaç değil, insan yetkinliğini artıran bir araç” Geleceğin CX modelinin her yerden çalışabilen ve yüksek motivasyonla hareket eden insan gücü ile her an erişilebilir olan akıllı teknolojilerin birlikte çalıştığı bir model olacağına dikkat çeken Mplus Türkiye & MENA CEO’su Cemile Banu Hızlı, şu ifadeleri kullandı: “Bu model, kurumlara değişen iş hacimlerine daha hızlı uyum sağlama, hizmet kalitesini sürdürülebilir kılma ve kaynaklarını daha verimli kullanma imkânı sunacak. Yapay zekâ hız ve ölçek sağlarken, insan uzmanlığı güven, empati ve muhakeme gerektiren temas noktalarında belirleyici olmaya devam edecek. Önümüzdeki dönemde CX liderliğini sürdürmek isteyen markaların teknoloji yatırımlarını insan deneyiminden bağımsız düşünmemesi gerekiyor. Teknoloji bir amaç değil, insan yetkinliğini artıran bir araç. Algoritmalar işlemleri yönetebilir; ancak rekabeti ve geleceği insana dokunan deneyimler belirleyecek.”

Bursa’dan Viyana’ya... G20 zirvesi öncesi iş dünyası buluştu Haber

Bursa’dan Viyana’ya... G20 zirvesi öncesi iş dünyası buluştu

TÜGİAD’ın düzenlediği, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Bursa İş Dünyası Buluşması”nda küresel ekonomi, girişimciliğin geleceği ve yeni iş birliği fırsatları ele alındı. TÜGİAD Bursa Şubesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen panelde, TÜGİAD Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Kerem Kahveci açılış konuşmasını gerçekleştirirken, Posta Gazetesi Ekonomi Müdürü Bilal Emin Turan moderatörlüğünde TÜGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Yıldırım ile BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay değerlendirmelerde bulundu. Yoğun katılımla gerçekleştirilen programa Bursa iş dünyasının yanı sıra çok sayıda sivil toplum kuruluşu başkanı ve temsilcisi, iş insanı, girişimci ve sektör temsilcisi katıldı. BAŞKAN BURKAY’DAN YAPAY ZEKA, DİJİTAL DÖNÜŞÜM VURGUSU BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise küresel ekonomide yeni nesil teknolojilerin payının her geçen yıl hızla arttığına dikkat çekerek, dünya ekonomisinin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi. Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesinin köklü üretim kültüründen ve yıllardır sürdürülen sanayi dönüşümünden beslendiğini belirten Burkay, pandemi sonrasında özellikle küresel rekabetin yoğun olduğu sektörlerde önemli zorluklarla karşılaşıldığını ifade etti. Bu zorlukların aşılması ve şirketlerin üretim gücünün daha sürdürülebilir hale getirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini kaydeden Burkay, mevcut üretim kapasitesinin korunmasının yanı sıra yapay zekâ, dijital dönüşüm ve yeni nesil teknolojiler alanlarında güçlü bir dönüşüm gerçekleştirilmesinin önemine vurgu yaptı. TÜGİAD’ın G20 Genç Girişimciler İttifakı kapsamında Viyana’da gerçekleştireceği zirvenin de bu dönüşüm açısından son derece değerli olduğunu belirten Burkay, genç girişimcilerin küresel ekonomi içerisindeki rolünün giderek güçlendiğine dikkat çekti. Türkiye’nin genç girişimcilik potansiyelinin uluslararası platformlarda temsil edilmesinin yeni iş bağlantıları, yatırım fırsatları ve uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade eden Burkay, TÜGİAD’ı bu önemli organizasyonu Bursa ve Türkiye’nin genç iş dünyasının gündemine taşıdığı için tebrik etti. Bursa’nın güçlü üretim altyapısı ile genç girişimcilerin yenilikçi bakış açısının bir araya gelmesinin Türkiye’nin küresel rekabet gücüne önemli katkı sağlayacağını belirten Burkay, G20 Genç Girişimciler İttifakı gibi uluslararası platformlarda Türkiye’nin daha güçlü şekilde temsil edilmesi gerektiğini vurguladı. “BURSA’DAN VİYANA’YA GÜÇLÜ BİR VİZYONLA İLERLİYORUZ” Programın açılışında konuşan TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanı Kerem Kahveci, Viyana’da gerçekleştirilecek G20 Genç Girişimciler İttifakı Zirvesi’ne uzanan süreçte Bursa’nın üretim gücünü küresel fırsatlarla buluşturmayı, genç girişimcilerin önünü açmayı ve yeni iş birliklerinin temellerini atmayı hedeflediklerini söyledi. TÜGİAD’ın 40 yıllık birikimiyle genç iş insanlarının ulusal ve uluslararası platformlarda güçlü şekilde temsil edilmesi için çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Kahveci, “Bursa’dan Viyana’ya” ifadesinin yalnızca iki şehir arasındaki bir yolculuğu değil, Bursa’nın üretim gücünü, girişimcilik kültürünü, sanayi tecrübesini ve ihracat kabiliyetini küresel platformlara taşıyan bir vizyonu ifade ettiğini vurguladı. Dünyada yapay zekâ, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve küresel ticaretteki değişimlerle birlikte iş yapma biçimlerinin hızla dönüştüğüne dikkat çeken Kahveci, genç girişimcilerin bu dönüşümün önemli aktörleri olduğunu ifade etti. Genç girişimcilerin finansmana, bilgiye, teknolojiye ve uluslararası pazarlara erişebileceği güçlü bir ekosistem oluşturulması gerektiğini belirten Kahveci, kamu kurumları, odalar, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin önemine dikkat çekti. “BURSA’NIN ÜRETİM GÜCÜNÜ DÜNYAYA TAŞIYACAĞIZ” Panelde konuşan TÜGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Yıldırım, Bursa’nın güçlü üretim altyapısı, sanayi kültürü ve girişimcilik kapasitesiyle Türkiye’nin dünyaya açılan önemli merkezlerinden biri olduğunu söyledi. TÜGİAD’ın Bursa Şubesi ile kurduğu güçlü iş birliğinin, kentin üretim kapasitesinin ulusal ve uluslararası ağlarla buluşturulması açısından büyük önem taşıdığını belirten Yıldırım, Bursa’yı TÜGİAD’ın önemli yapı taşlarından biri olarak gördüklerini ifade etti. Küresel ticaretin yeniden şekillendiği, yapay zekâ ve teknolojik dönüşümün üretim modellerini değiştirdiği, yeşil dönüşüm ve jeopolitik gelişmelerin rekabet koşullarını yeniden belirlediği bir dönemden geçildiğine dikkat çeken Yıldırım, Türkiye’nin yalnızca daha fazla üretmeye değil; daha yüksek katma değer üretmeye, teknoloji geliştirmeye, markalaşmaya ve küresel karar mekanizmalarında daha güçlü yer almaya odaklanması gerektiğini vurguladı. TÜGİAD’ın 40 yılı aşkın birikimiyle genç iş insanlarının ulusal ve uluslararası platformlarda daha güçlü temsil edilmesi için çalışmalar yürüttüğünü kaydeden Yıldırım, 16-18 Eylül tarihlerinde Viyana’da gerçekleştirilecek G20 Genç Girişimciler İttifakı Zirvesi’nin Türk girişimciliğinin küresel ölçekte tanıtılması ve yeni uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Zirvenin dünyanın farklı ülkelerinden girişimcileri, iş dünyası liderlerini ve uluslararası kuruluşları bir araya getireceğini ifade eden Yıldırım, organizasyonu yalnızca bir zirve olarak değil, Türkiye’nin girişimcilik gücünü dünyaya taşıyacak önemli bir platform olarak değerlendirdiklerini söyledi. Bursa’nın üretim gücü ile genç girişimcilerin yenilikçi bakış açısının birleşmesinin Türkiye’nin küresel rekabet gücüne önemli katkı sağlayacağını belirten Yıldırım, Bursa’dan Türkiye’ye, Türkiye’den Avrupa’ya ve Avrupa’dan dünyaya uzanan daha güçlü bir girişimcilik hikâyesinin birlikte yazılabileceğini vurguladı.

BTÜ bölümleri en çok tercih edilenler arasında Haber

BTÜ bölümleri en çok tercih edilenler arasında

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçlarında lisans programlarına gösterilen yoğun ilgiyle öne çıktı. BTÜ’nün 30 lisans programından 10’u, taban puan değerleri esas alınarak Türkiye genelindeki üniversitelerin aynı bölümleri arasında yapılan sıralamada ilk 10’da yer aldı. BTÜ’nün Polimer Malzeme Mühendisliği Bölümü Türkiye genelinde aynı programa sahip üniversiteler arasında 1’inci sırada yer alırken, Denizcilik İşletmeleri Yönetimi, Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi, Orman Endüstrisi Mühendisliği ve Orman Mühendisliği bölümleri ilk üçte yer aldı. Böylece BTÜ’nün 5 bölümü Türkiye genelinde ilk 3 içerisinde konumlandı. 10 BÖLÜM TÜRKİYE’NİN EN ÜST SIRALARINDA 2026 YKS yerleştirme sonuçlarına göre Veri Bilimi ve Analitiği 4’üncü, Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği 6’ncı, Uluslararası Ticaret ve Lojistik ile Peyzaj Mimarlığı 7’nci, Biyomühendislik ise 10’uncu sırada yer aldı. Böylece BTÜ’nün toplam 10 lisans programı, kendi alanlarında Türkiye genelindeki üniversiteler arasında ilk 10 içerisinde yer alma başarısı gösterdi. Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, 2026 YKS sonuçlarının BTÜ’nün yükselen akademik başarısını ve öğrenciler tarafından tercih edilen bir üniversite olduğunu ortaya koyduğunu belirterek, “Bursa Teknik Üniversitesi olarak öğrencilerimizi geleceğin dünyasına hazırlayan, araştırma ve yenilikçiliği merkeze alan bir eğitim anlayışıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2026 YKS sonuçlarında 10 bölümümüzün Türkiye genelinde kendi alanlarında ilk 10 içerisinde yer alması, bir bölümümüzün Türkiye 1’incisi, beş bölümümüzün ise ilk 3’te bulunması bizler için büyük bir gurur kaynağı. Öğrencilerimizin üniversitemize gösterdiği yoğun ilgi, doğru yolda olduğumuzun en önemli göstergelerinden biri. Bu başarıda emeği bulunan akademik ve idari personelimize ve BTÜ’yü tercih eden tüm öğrencilerimize teşekkür ediyorum” dedi.

Araç muayenede yeni dönem Haber

Araç muayenede yeni dönem

81 ilde 249 istasyonda araç muayenelerinde hizmet verecek olan TURKA, yapay zeka destekli yeni araç muayene sistemini İstanbul’da tanıttı. 15 Ağustos 2026 tarihi itibariyle hizmete başlayan TURKA, tüm Türkiye’de hayata geçecek iş ortaklığı ağıyla yapay zekâ destekli yeni nesil araç muayene dönemi hakkında bilgilendirme toplantısı yaptı. TURKA İcra Kurulu Üyesi Serhan Salman, "Araç muayenesi bizim için öncelikle trafikteki insanların hayatını koruyan, araçların zarar görmesini engelleyen, toplumsal konforu ve refahı artıran, çevreye saygılı bir hizmet anlayışını ifade ediyor. Mobil istasyonlardan yapay zekâ destekli denetimlere, elektrikli araç kontrollerinden çevreci uygulamalara kadar uzanan yeni bir araç muayene ekosistemi kurduk. HIZLI, DİJİTAL VE KONFORLU ARAÇ MUAYENE HİZMETİ Her yıl yaklaşık 16 milyon muayene işleminin gerçekleştirildiği Türkiye pazarında faaliyet gösterecek sistem, 34 milyonun üzerindeki araç parkına daha hızlı, daha dijital ve daha erişilebilir hizmet verecek. Dünyada araç muayene sistemleri hızla yapay zekâ ve görüntü işleme teknolojilerine yöneldiğini söyleyen Serhan Salman, “Plaka tanıma, otomatik ölçüm sistemleri, görüntü analizi ve veri destekli karar mekanizmaları sayesinde hem insan hatasını azaltmak hem de süreçleri hızlandırmak mümkün olacak." diyerek insandan kaynaklı hataları en aza indirme hedefiyle çalışmalarını yürüttüklerini vurguladı. ELEKTRİKLİ ARAÇLAR İÇİN ÇAĞDAŞ MUAYENE MODELİ Otomotiv sektöründeki gelişmelere ve Türkiye'nin Yeşil Dönüşüm hedeflerine tam uyum sağlayan TURKA, elektrikli araçlar için yüksek voltaj güvenliği, batarya bütünlüğü ve yazılım denetimlerini içeren çağdaş bir muayene modelini de geliştirdi. Uluslararası ESG standartlarını benimseyen operasyon modelinde, tüm istasyonlar için Sıfır Atık Belgesi alınması, yenilenebilir enerji kullanımı ve güneş enerjisi projeleri için binalarda LEED sertifikasının hedeflenmesi çevre vizyonunun temelini oluşturuyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile yapılan anlaşma gereğince ödeme sırasında kredi kartı veya banka kartı kullanılması durumunda daha önceki araç muayene döneminde yasal mevzuata göre belirlenerek eklenen komisyon tutarı TURKA istasyonlarında yapılan işlemlerde araç sahiplerine yansıtılmayacak.

Bursa Yıldırım'da gençlere geleceğe hazırlanıyor Haber

Bursa Yıldırım'da gençlere geleceğe hazırlanıyor

Yıldırım Belediyesi, teknoloji odaklı belediyecilik ve dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Akıllı Şehir ve Kent Bilgi Sistemleri Müdürlüğü tarafından kurulan Yıldırım Yapay Zeka ve Teknoloji Merkezi’nde, çocuklara ve gençlere yönelik Robotik Kodlama Eğitimi veriliyor. Programa; ilkokul 4. sınıftan üniversite düzeyine kadar farklı yaş gruplarından gençler yoğun ilgi gösterdi. Eğitimler kapsamında öğrencilere; algoritmik düşünme, temel elektronik ve programlama mantığı uygulamalı olarak öğretiliyor. Program sayesinde gençlerin algoritmik ve robotik düşünme becerilerinin geliştirilmesi hedeflenirken, teknolojiyi yalnızca kullanan değil aynı zamanda üreten bireyler olarak yetişmeleri amaçlanıyor. GELECEĞİN DÜNYASINA HAZIRLIYORUZ Teknolojinin günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini belirtilen Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Günümüzde en büyük güç teknoloji üretebilen ve yenilik geliştirebilen insan kaynağıdır. Evlatlarımızın çağın gerektirdiği yetkinliklerle yetişmesini önemsiyoruz. Bu doğrultuda Yıldırım Yapay Zeka ve Teknoloji Merkezi’nde verdiğimiz Robotik Kodlama Eğitimi ile çocuklarımızı ve gençlerimizi geleceğin dünyasına hazırlıyoruz. Evlatlarımızın teknolojinin sadece kullananı değil, aynı zamanda tasarlayanı ve yön vereni olmasını hedefliyoruz. Yıldırım Belediyesi olarak geleceğin teknolojilerine yatırım yapmaya, gençlerimizin yapay zeka ve dijital dönüşüm çağının güçlü bireyleri olarak yetişmesi için projeler geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.

Bursa’da TEKNOSAB KOBİ OSB tanıtıldı... Bursa’nın kalkınma yolculuğunda yeni dönem Haber

Bursa’da TEKNOSAB KOBİ OSB tanıtıldı... Bursa’nın kalkınma yolculuğunda yeni dönem

Bursa’nın sanayi ve ticaret altyapısını güçlendirmesi hedefiyle hayata geçirilen TEKNOSAB KOBİ Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) tanıtım toplantısı, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın ev sahipliğinde Merinos AKKM Osmangazi Salonu'nda gerçekleştirildi. BTSO'nun 2030 Vizyonu kapsamında hayata geçirilen Türkiye’nin ilk entegre KOBİ ekosistemi TEKNOSAB KOBİ OSB'nin, yüksek teknoloji üretimi, dijital dönüşüm, sürdürülebilir sanayi ve güçlü lojistik altyapısıyla Bursa’nın üretim kapasitesini artırması ve KOBİ’lerin küresel rekabet gücünü desteklemesi hedeflendi. Toplantıda konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB KOBİ OSB’nin Bursa’nın yaklaşık 700 yıllık üretim ve ticaret kültürünü geleceğin sanayi anlayışıyla buluşturacak stratejik bir yatırım olduğunu söyledi. Projenin yüzde 70’ten fazlasının kamu kaynakları ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın destekleriyle hayata geçirildiğini belirten Burkay, yalnızca teknik değil, finansal açıdan da sürdürülebilir bir model oluşturduklarını ifade etti. Burkay, Uludağ’da kurulan Bursa Business School’un ardından yapay zekâ ve dijital dönüşüm odaklı yeni bir eğitim ve inovasyon merkezi oluşturmayı hedeflediklerini belirterek, “Bu projeler sadece Bursa’ya değil, ülkemize de hizmet edecek” dedi. “HAYAL DENİLEN PROJELER GERÇEĞE DÖNÜŞTÜ” TEKNOSAB’ın genişleme alanına ilişkin çalışmaların 2022 yılında başladığını hatırlatan Burkay, yaklaşık üç yıllık hazırlık sürecinin ardından alanın 2026 yılı Şubat ayında resmen ilan edildiğini söyledi. Projelerin ilk açıklandığında birçok kişi tarafından hayal olarak görüldüğünü ifade eden Burkay, birlik ve kararlılıkla çalışılması sayesinde bu hedeflerin gerçeğe dönüştüğünü kaydetti. TEKNOSAB KOBİ OSB’nin yalnızca üretime değil, Bursa’nın trafik, çevre ve hava kirliliği gibi kronik sorunlarının çözümüne de katkı sağlayacak planlı sanayi alanları oluşturacağını dile getirdi. “BURSA ÖNCÜ ROLÜNÜ SÜRDÜRÜYOR” Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba ise Bursa’nın tarih boyunca üretim ve ticarette öncü bir şehir olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’nin ilk organize sanayi bölgesi ile ilk yüksek teknoloji odaklı organize sanayi bölgesi olan TEKNOSAB’ın Bursa’da kurulduğunu hatırlattı. KOBİ OSB projesinin de bu öncülük geleneğini sürdüren stratejik bir yatırım olduğunu belirten Biba, projeyi yalnızca bir sanayi alanı değil, planlı kentleşme, doğru arazi kullanımı, ulaşım, lojistik ve çevre politikalarını birlikte ele alan kapsamlı bir şehircilik hamlesi olarak değerlendirdiklerini söyledi. VALİ AYYILDIZ: “KOBİ’LERE YAPILAN YATIRIM GELECEĞE YATIRIMDIR” Bursa Valisi Erol Ayyıldız da konuşmasında, kentin üretim gücünün temelinde büyük sanayi kuruluşlarının yanı sıra KOBİ’lerin bulunduğunu vurguladı. KOBİ’lerin rekabet gücünü artıracak her yatırımın Bursa ve Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırım anlamına geldiğini belirten Vali Ayyıldız, TEKNOSAB KOBİ OSB’nin yüksek teknoloji odaklı yapısı, akıllı üretim altyapısı ve Ar-Ge imkânlarıyla Bursa’nın sanayi vizyonuna önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.

Yapay zekâ raflara kadar indi! Haber

Yapay zekâ raflara kadar indi!

Frost & Sullivan tarafından OSS Derneği için hazırlanan çalışmaya göre, Türkiye’deki hafif araç parkının ortalama yaşı 14,3’e ulaşırken araçların yaklaşık yüzde 74’ü beş yaşın üzerinde bulunuyor. Türkiye hafif araç satış sonrası pazarının 2025 yılı büyüklüğü ise yaklaşık 10,2 milyar dolar seviyesinde hesaplandı. Büyüyen ve yaşlanan araç parkı bakım ve onarım ihtiyacını artırırken, milyonlarca farklı parça referansının doğru yönetilmesini de her zamankinden daha kritik hâle getirdi. “Yapay zekâ sadece sohbet eden uygulamalardan ibaret değil” Konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulunan İTO 52. Komite Başkanı ve Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, yapay zekânın satış sonrası sektöründe görünür fakat gürültülü olmayan bir dönüşüm başlattığını belirtirken, “Yapay zekâyı yalnızca sohbet eden uygulamalardan ibaret görmek, otomotiv sektöründeki asıl dönüşümü kaçırmak anlamına geliyor. Sektörün gerçek yapay zekâ devrimi ekranların önünde değil; depo raflarında, sipariş satırlarında, parça kataloglarında ve servis planlamalarında yaşanıyor. Müşterinin bu süreci görmesine gerek yok; doğru parçaya daha hızlı ulaşması, aracının serviste daha kısa süre kalması ve ihtiyacı olan hizmeti kesintisiz alması dönüşümün en somut sonucudur” dedi. “Amaç daha az değil, daha doğru stok” Yedek parça talebi her ürün grubunda düzenli ve öngörülebilir bir seyir izlemiyor. Bazı parçalar sürekli talep görürken bazı ürünlerde uzun sessiz dönemlerin ardından ani talep artışları yaşanabiliyor. Araç parkının bölgesel dağılımı, araç yaşı, servis geçmişi, mevsimsel etkiler, kronik arızalar ve tedarik süreleri gibi çok sayıda değişkenin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Yapay zekâ destekli tahmin sistemlerinin, bu değişkenleri eş zamanlı analiz ederek ürün ve lokasyon bazında daha isabetli stok kararları alınmasını sağlayabileceğini ifade eden Aşçı, “Satış sonrasında hedef stokları körlemesine azaltmak değildir. Asıl hedef, ihtiyaç duyulacak parçayı doğru bölgede hazır tutarken sermayeyi raflarda bekleten ölü stoğu, yok satma riskini ve acil sevkiyat ihtiyacını azaltmaktır. Yapay zekâ, geçmiş satışlara bakmanın ötesine geçerek araç parkını, bölgesel kullanım koşullarını, mevsimselliği ve tedarik sürelerini aynı karar mekanizmasında buluşturabilir. Rekabet artık kimin daha fazla stok taşıdığıyla değil, kimin daha doğru stok yönettiğiyle şekillenecek.” şeklinde devam etti. Sektörel çalışmalar, yapay zekâ destekli talep tahmini ve stok optimizasyonunun hizmet seviyesini korurken yedek parça stoklarında yüzde 30’a varan iyileştirme potansiyeli taşıdığına işaret ediyor. Ancak bu oranlar her şirket için garanti edilen sonuçlar değil; veri kalitesine, ürün çeşitliliğine, tedarik yapısına ve uygulama disiplinine bağlı bir potansiyeli ifade ediyor. Yanlış parça yalnızca iade maliyeti demek değil Otomotiv satış sonrasının en maliyetli sorunlarından biri, araçla uyumlu olmayan parçanın servise veya müşteriye gönderilmesi. Milyonlarca yedek parça kaydı, farklı üretim yılları, motor seçenekleri ve donanım seviyeleri dikkate alındığında yalnızca ürün adı veya araç modeline dayalı eşleştirme yeterli olmuyor. Yapay zekâ destekli sistemler; şasi numarası, model yılı, motor kodu, orijinal ekipman numarası, teknik ölçüler ve geçmiş eşdeğerlik kayıtlarını birlikte analiz ederek doğru parçanın daha hızlı bulunmasını sağlayabiliyor. “Yanlış parça yalnızca iade ve taşıma maliyeti oluşturmaz. Aracın serviste kalma süresini uzatır, teknisyenin zamanını kaybettirir, müşteri memnuniyetini düşürür ve bazı durumlarda güvenlik riski oluşturur.” diyen Aşçı “Yapay zekâ destekli çapraz referanslama sistemleri bu kayıpları önemli ölçüde azaltabilir. Ancak bunun ön koşulu temiz, güncel, standartlaştırılmış ve izlenebilir ürün verisidir. Bozuk verinin üzerine kurulan en gelişmiş algoritma dahi güvenilir sonuç üretemez” eklemesini yaptı. Şirketlerin yüzde 70’i kullanıyor, yüzde 14’ü değer üretiyor Öte yandan BCG ve MEMA tarafından 2026 yılında ticari araç satış sonrası pazarı üzerine gerçekleştirilen araştırmada şirketlerin yüzde 70’i bir şekilde yapay zekâ kullanmaya başladığını belirtirken, yalnızca yüzde 14’ü bu uygulamalardan anlamlı ticari değer üretebildiğini ifade ediyor. Bu farkın, teknolojiye sahip olmak ile teknolojiyi doğru iş problemine bağlamak arasındaki ayrımı ortaya koyduğunu vurgulayan Aşçı, şirketlere “önce problem, sonra teknoloji” yaklaşımını önerdi. Servisler arızayı beklemeyecek Bağlantılı araçlardan, sensörlerden ve servis kayıtlarından elde edilen veriler, satış sonrası hizmetleri arıza gerçekleştikten sonra müdahale eden yapıdan, bakım ihtiyacını önceden öngören bir modele taşıyor. Olağan dışı titreşimler, sıcaklık değişimleri, akü performansındaki düşüş, sıvı basınçlarındaki sapmalar ve parçaların kullanım ömrüne ilişkin veriler analiz edilerek bazı arıza ve performans kayıpları daha erken işaretlenebiliyor. Böylece gerekli parça araç servise gelmeden hazırlanabiliyor, servis kapasitesi daha dengeli planlanabiliyor ve aracın kullanım dışı kaldığı süre azaltılabiliyor. Aşçı, bu alanda araç verisine hukuka uygun erişim, müşterinin açık biçimde bilgilendirilmesi, siber güvenlik ve bağımsız servislerin veriye erişim koşullarının da teknolojik gelişim kadar önemli olduğuna dikkat çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.