Hava Durumu

#Yapay Zekâ

- Yapay Zekâ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zekâ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay zeka, işlerimize yardımcı olurken bizi daha çok mu yoruyor? Haber

Yapay zeka, işlerimize yardımcı olurken bizi daha çok mu yoruyor?

Harvard Business Review’da yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, yapay zeka araçları üretkenliği artırabiliyor lakin aşırı kullanım zihinsel yorgunluğa yol açarak odaklanmayı ve karar vermeyi zorlaştırabiliyor. Boston Consulting Group tarafından yürütülen çalışma, bu zihinsel bulanıklığa “AI brain fry” (“yapay zeka beyin yorgunluğu“ denilebilir sanırım. “Beynin kızarması” literal olarak ama) adını verdi. Yapay zekanın beyinde yarattığı “sis” Ankete katılanlar, bir, iki veya hatta üç yapay zeka aracını aynı anda kullandıklarında kendilerini daha üretken hissettiklerini söylemişler. Ancak dördüncü bir araç devreye girdiğinde bu eğilim tersine dönmüş; bunun nedeni kısmen, yapay zeka ajanlarının bulaşıkları yıkayan çocuklar gibi olmaları. Evet, yardımcı oluyorlar, ancak yine de bir şeyleri kırmadıklarından emin olmanız gerekiyor ve tüm bu gözetim yorucu olabiliyor. Bu sadece beyin yorgunluğu değil Verimliliği izleyen yazılımlar üreten ActivTrak, yapay zekanın iş yerinde bazı istenmeyen sonuçlara yol açtığını da tespit etmiş. Wall Street Journal’a göre, çalışanlar yapay zeka araçlarını kullanmaya başladıklarında e-posta ve mesajlaşmaya iki kat daha fazla zaman harcadılar ancak karmaşık sorunları çözmek gibi odak gerektiren işlere %9 daha az zaman ayırdılar. ActivTrak’ın müşteri ilişkileri direktörü Gabriela Mauch, yapay zekanın çalışanlara zaman kazandırdığını, ancak bu boşluğu daha fazla işle doldurduklarını söylüyor, ki bir çoka raştırma ve kişisel deneyimlerim ve gözlemlerin bunu destekliyor. Bu, kısa vadede verimlilik artışına yol açarken, aynı zamanda tükenmişlik ve zihinsel aşırı yüklenmeyi de hızlandırıyor. Nelere dikkat etmeli Yapay zeka araçlarının iş akışımızdaki yeri bir sayolardan, oranlardan oluşan bir yarış olmamamalı. Yapay zeka araçları bu teknolojilerden önce hayatımıza entegre ettiğimiz diğer araçlar gibi dengeli bir şekilde hayatımıza girmeli. İlgili kaynakta belirttiğim ActivTrak’in işaret ettiği üzere, en yüksek verimlilik bu dil modelleri ile geçirilen sürenin toplam çalışma saatinin %7 ila %10’u arasında kaldığında yakalanıyor. Yapay zekanın sizi “sürekli meşgul” kılan bir operasyonel yük haline gelmesine izin vermeyin. Her yeni yapay zeka aracı, beraberinde yeni bir teyitleme, denetim ve hata payı yönetimi yükü getirir. Verimlilik artışı yerine bilişsel yorgunluk üreten araçları eleme hakkınızı kullanın. Unutmayın, algoritmalar yorulmaz ama nöronlar yorulur. Dijital sağlığınızı korumak için yapay zeka kullanımında “nicelik” yerine “nitelik” odaklı bir filtreleme süreci başlatmalısınız.

Toplumun yarısı dişlerini günde 2 kez fırçalamıyor Haber

Toplumun yarısı dişlerini günde 2 kez fırçalamıyor

Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) önerdiği ideal diş fırçalama süresi 2 dakika olmasına rağmen, katılımcıların yalnızca yüzde 12'si bu süreye uyuyor. Bunun yanında toplumun yarısı diş hekimlerinin önerdiği günde iki kez fırçalama rutinini uygulamıyor. Yüzde 30’u dişlerini günde yalnızca bir kez, yüzde 13’ü ise haftada 3-4 kez fırçalıyor. Nüfusun yüzde 6’sı ise dişlerini yalnızca sosyalleşeceği zaman fırçaladığını ifade ediyor. Bu tablo, ağız bakımının düzenli bir sağlık rutini olmaktan ziyade dönemsel bir “sosyal vitrin” davranışına dönüşebildiğini gösteriyor. ÇÜRÜK DİŞLER “ACİL AĞRI” SEVİYESİNE GELENE KADAR ERTELENİYOR Araştırmaya göre toplumun yüzde 25’i, yani her 4 kişiden 1’i, ağzında aktif ve tedavi edilmemiş bir çürükle yaşamını sürdürüyor. Aktif çürüğü bulunan kişilerin yüzde 76’sı son 3 aydır diş hekimine gitmediğini belirtirken, her 5 kişiden 1’i son 2 yıldır diş hekimi koltuğuna hiç oturmadığını ifade ediyor. Veriler, çürüğün çoğu zaman “acil ağrı” seviyesine gelene kadar ertelendiğini gösteriyor. İLK DİŞ HEKİMİ ZİYARETİ ORTALAMA 16 YAŞINDA GERÇEKLEŞİYOR Türkiye'de yetişkinlerin diş hekimiyle ilk tanışma yaşı ortalama 16 olarak öne çıkıyor. Ancak ebeveynler, ağız sağlığı konusunda kendi yaşadıkları gecikmeyi yeni nesilde olumlu yönde kırıyor. Kendileri diş hekimiyle ortalama 16 yaşında tanışırken, bugün çocuklarını ortalama 7 yaşında diş hekimiyle tanıştırıyorlar. Ortalama 7 yaş büyük bir gelişme gibi görünse de bunun 1-2 yaşlara çekilmesi gerekiyor. Süt dişlerinin çıkmasıyla birlikte çocukların diş hekimiyle tanışması ve doğru bakım ritüeli kazanması büyük önem taşıyor. Öte yandan çocukların ağız bakımında florür farkındalığı da kritik bir rol oynuyor. Aileler çocukları için hala florürsüz diş macunlarına yönelme eğiliminde olsa da uzmanlar, çürük oluşumunu önlemede doğru dozlarda florür kullanımının başlıca faktör olduğunun altını çiziyor. İş çocuklara diş fırçalamayı sevdirmeye geldiğinde ise aromalar devreye giriyor: Satın alınan çocuk diş macunlarında ebeveynlerin yüzde 49'u açık ara "çilek" aromasını tercih ederken, onu yüzde 26 ile nane ve yüzde 21 ile karpuz takip ediyor. Bugüne kadar diş hekimine bir kez gitmiş olanlara baktığımızda ise yaklaşık yüzde 40’lık kesimin bir yıldan uzun süredir hiç diş hekimine uğramadığını görüyoruz. Diş hekimine gitmeme nedenleri arasında en çok ihtiyaç duyulmaması ve maliyet öne çıkarken, bu faktörleri diş hekimi korkusu ve zaman bulamamak izliyor. AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞINDA YENİ BİLGİ KAYNAĞI: YAPAY ZEKA Ayrıca araştırmada, toplumun ağız sağlığı konusunda kime güvendiğini net bir şekilde ortaya konuldu. Yüzde 64’le diş hekimleri ezici bir üstünlüğe sahipken, toplumun yüzde 39’u bilgi almak için internet üzerinden araştırma yapmaya yöneliyor. Her 4 kişiden biri ise eczacıların danışmanlığına güveniyor. Ancak araştırmanın en dikkat çekici çıktılarından biri dijitalleşen yeni neslin alışkanlıklarında gizli. Özellikle 18-25 yaş arası gençlerin ağırlıkta olduğu bir kesim (yüzde 9) için, ağız sağlığı hakkında yapay zekaya danışmak yükselen yeni bir trend olarak karşımıza çıkıyor. AĞIZ SAĞLIĞI ÖZGÜVENİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR Toplumun yüzde 78'i ağız ve diş sağlığının özgüvenini doğrudan etkilediğini belirtirken, diş görünümünden kaynaklanan memnuniyetsizliklerin temelinde kozmetik kaygılar yatıyor; özgüveni en çok zedeleyen sorunların başında yüzde 50 oranıyla diş rengi ve yüzde 40 oranıyla diş dizilimi geliyor. Bu durum günlük rutinlere de yansıyor; dişlerin fırçalanamadığı bir günde tüketicilerin yüzde 74'ü kendini huzursuz ve rahatsız hissederken, yüzde 33'ü doğrudan özgüven eksikliği yaşadığını ifade ediyor.

Nilüfer’de gençler 'ifade özgürlüğünü' konuştu Haber

Nilüfer’de gençler 'ifade özgürlüğünü' konuştu

Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi ve Bir Bulut Olsam Derneği iş birliğinde düzenlenen Nilüfer Gençlik Programı, Pancar Deposu’nda gerçekleştirildi. “İfade Özgürlüğü ve Gençlik” temasıyla düzenlenen etkinlikte üniversite öğrencileri, hukukçu Mine Rena Kahramanoğlu ile bir araya gelerek ifade özgürlüğü kavramını tarihsel ve güncel boyutlarıyla tartıştı. Programın ilk bölümünde gençlerin yer aldığı atölye çalışmaları yapıldı. Çeşitli oyunlar oynayan gençler gruplara ayrılarak kuklalar tasarladı ve hazırladıkları kısa gösterilerle ifade özgürlüğünü kendi bakış açılarıyla sahneledi. Ardından söyleşi bölümüne geçildi. Etkinliğe katılan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz ve Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir de gençlerle bir araya gelerek onların soru ve taleplerini dinledi. Gençler hem merak ettikleri konuları sordu hem de kente dair öneri ve taleplerini dile getirdi. İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN TARİHSEL GELİŞİMİ Etkinliğin söyleşi bölümünde Avukat Mine REna Kahramanoğlu, ifade özgürlüğünün tarihsel gelişiminden günümüz dijital dünyasına uzanan bir çerçeve çizdi. Antik Çağ’dan Fransız Devrimi’ne, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan anayasal haklara kadar uzanan süreçte özgürlük kavramının dönüşümünü anlatan Kahramanoğlu, “Düşünceler asla ölmez. Mücadelesi olmayanın hikayesi olmaz” sözleriyle gençlere cesaret ve bilinç çağrısında bulundu. İfade özgürlüğünün sınırsızlık anlamına gelmediğini de vurgulayan Kahramanoğlu, “Bir başkasının özgürlüğünün kısıtlandığı yerde sizin özgürlüğünüz sona erer. Eleştiri ile hakaret birbirinden farklıdır” diyerek özellikle sosyal medyada yapılan yanlışlara dikkati çekti. İçinde bulunduğumuz yapay zeka çağında ifade biçimlerinin dönüşümü üzerine değerlendirmelerde de bulunan Kahramanoğlu, gençlerin bilgiyle donanmış, sorgulayan ve cesur bireyler olarak hareket etmelerinin önemine işaret etti. Kahramanoğlu şunları söyledi: “Dünya değişiyor, özgürlükler farklılaşıyor, yapay zeka hayatımızı günden güne kolaylaştırıyor. Ama konfora tutunmak her zaman tehlikelidir. İfadelerin altını doldurmak zorundasınız. Tarih, coğrafya ve güncel her konuda bilgiyi edinmeli, araştırıp öğrenmelisiniz. Bilgiye erişmeden, onu anlayıp kavramadan gerçekten kendinizi doğru ifade edemezsiniz. Özgürlük sadece konuşma hakkı değil, konuştuğunuzun arkasında durabilmektir. Şunu da unutmayın, asla umutsuzluğa kapılmayın. Her çağda ifade ve özgürlükler kısıtlanmış ve susturulmuştur. Ama dünyaya örnek olmuş insanlar, liderler ile bu duvarlar yıkılmıştır.”

Ramazan'da dijital tüketim arttı... Tüketim sahura kadar zirve yapıyor Haber

Ramazan'da dijital tüketim arttı... Tüketim sahura kadar zirve yapıyor

Dijital dünyada kullanıcı alışkanlıklarının her yıl değiştiğini ancak Ramazan ayının bu dönüşümün en net gözlemlendiği dönemlerden biri olduğunu belirten Dijital Pazarlama Okulu Kurucusu Yasin Kaplan, sosyal medya platformlarında dikkat çekici artışlar yaşandığını açıkladı. Kaplan’ın paylaştığı verilere göre Ramazan döneminde Instagram kullanımında yüzde 83, YouTube’da yüzde 73, Facebook’ta yüzde 53 ve LinkedIn’de yüzde 24 oranında artış görülüyor. Bu tablo, markalar açısından Ramazan ayının dijital iletişim ve reklam stratejileri bakımından kritik bir dönem olduğunu ortaya koyuyor. HARCAMALARIN YARISI GIDADA Online alışveriş verilerine de değinen Yasin Kaplan, harcamaların yüzde 53’ünün gıda kategorisinde gerçekleştiğini ifade etti. Giyim yüzde 17, ev eşyası ise yüzde 11 pay alıyor. Özellikle iftar sofralarına yönelik alışverişler ve bayram hazırlıkları e-ticaret hacmini yukarı taşıyor. Ramazan döneminde mobil uygulama indirmelerinde de yükseliş yaşandığını belirten Yasin Kaplan, günlük ortalama indirmelerin Ramazan öncesine kıyasla yüzde 11 arttığını söyledi. Oyun kategorisinde ise artış daha dikkat çekici. Oyun indirmeleri yüzde 24 yükselirken, bayram dönemine kadar bu oran yüzde 30’a ulaşıyor. Oyun oynama sürelerinde de belirgin artış gözlemleniyor. RAMAZAN SÜSLEMELERİNE DİJİTAL İLGİ Son yıllarda kültürel bir gelenek haline gelen Ramazan süslemeleri de dijital verilere yansıyor. “Sınıf süsleme”, “kapı süsleme”, “ev süsleme” ve “Ramazan süsleri” aramalarında geçen yıla göre yüzde 110 ile yüzde 250 arasında artış yaşanırken, e-ticaret pazar yerlerinde Ramazan süslemelerine yönelik satışlar yüzde 50 ila yüzde 80 oranında yükseldi. Kaplan, markaların diğer özel günlerde olduğu gibi Ramazan için de dijital pazarlama stratejilerini en az 1-2 ay öncesinden planlaması gerektiğini vurgulayarak, sosyal medya iletişimi, reklam kampanyaları ve yapay zekâ tabanlı uygulamalarda görünürlük için uzun vadeli ve sürdürülebilir planlamanın önemine dikkat çekti.

Nilüfer’de Açık Veri Platformu ile şeffaf ve katılımcı yönetimde yeni dönem Haber

Nilüfer’de Açık Veri Platformu ile şeffaf ve katılımcı yönetimde yeni dönem

Nilüfer Belediyesi, kamu verilerini herkesin erişimine açan Açık Veri Platformu’nu hayata geçirdi. Kent yönetiminde ortak aklı büyüten bu önemli adım sayesinde belediyenin ürettiği veriler ücretsiz ve erişilebilir hale gelirken; vatandaşların hizmetleri daha yakından takip edebilmesi, araştırmacıların veri üretmesi ve girişimcilerin yeni çözümler geliştirmesi mümkün oluyor. Veriye dayalı bu yaklaşım; şeffaflığı artırıyor, katılımı güçlendiriyor, kararların daha doğru alınmasını sağlıyor ve kamuya duyulan güveni büyütüyor. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in seçim sürecinde açıkladığı “100 Güldüren Proje” arasında yer alan Açık Veri Platformuna acikveri.nilufer.bel.tr adresinden erişilebiliyor. Vatandaşlar, akademisyenler, girişimciler ve sivil toplum kuruluşları, belediye verilerine kayıt veya ücret olmadan ulaşabiliyor. DİJİTAL DÖNÜŞÜMDE YENİ EŞİK Yapay Zeka Bürosu ve dijitalleşme projeleriyle Türkiye’de rol model gösterilen Nilüfer Belediyesi, açık veri platformunu devreye alan Türkiye’deki sayılı ve Bursa’daki ilk ilçe belediyesi oldu. Böylece Nilüfer, dijital belediyecilik alanındaki öncü konumunu pekiştirdi. Platform; Belediye Hizmetleri, Çevre ve İklim, Ulaşım, Kültür-Sanat ve Spor, Nüfus ve Demografik veriler ile Coğrafi Bilgi Sistemleri gibi başlıklarda veri setlerini kamuoyunun erişimine açıyor. Veriler, birçok farklı ve açık formatlarda sunulurken, platformda yer almayan veriler için talep mekanizması da bulunuyor. “VERİ PAYLAŞMAK TERCİH DEĞİL, SORUMLULUK” Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, açık veri yaklaşımını “Ortak Akıl” vizyonunun doğal bir uzantısı olarak tanımlayarak şunları söyledi: “Nilüfer Belediyesi olarak kentle ilgili verileri vatandaşlarımızla paylaşmayı bir tercih değil, sorumluluk olarak görüyoruz. Açık Veri Platformumuz yalnızca şeffaflığımızı artıran bir araç olmayacak; aynı zamanda vatandaşlarımızın, araştırmacılarımızın ve girişimcilerimizin Nilüfer için değer üretmesine olanak tanıyan bir ekosistem yaratacak. Bursa’da bu adımı atan ilk ilçe belediyesi olmaktan da gurur duyuyoruz. Veriye dayalı bir kent yönetimi, halkla birlikte daha güçlü bir Nilüfer için çalışmaya devam edeceğiz.” BURSA’DAKİ VERİ EKOSİSTEMİNE KATKI SUNACAK Türkiye’de açık veri portallarının ağırlıklı olarak büyükşehir belediyeleri ile İstanbul’daki bazı ilçe belediyeleri tarafından kullanıldığını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Nilüfer Belediyesi olarak açık veri platformunu devreye alan Türkiye’deki sayılı ve Bursa’daki ilk ilçe belediyesi olduk. Böylece, Bursa’daki veri ekosisteminin derinleşmesine katkı sunarak, büyükşehir düzeyindeki çalışmalara tamamlayıcı bir yapı da oluşturacağız” dedi.

BTSO ve GEN Türkiye’den ‘Girişimcilik’ buluşması Haber

BTSO ve GEN Türkiye’den ‘Girişimcilik’ buluşması

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ile Global Girişimcilik Network (GEN) Türkiye iş birliğinde düzenlenen Girişimcilik Ekosistemi Etkinliği, BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, teknolojik dönüşümün baş döndürücü bir hızla gerçekleştiğini belirterek, “Geçmişin alışkanlıklarıyla bugünün ihtiyaçlarına cevap vermek artık mümkün değil.” dedi. Bursa iş dünyasının çatı kuruluşu BTSO, girişimcilik ekosisteminde farkındalık oluşturan önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. BTSO ile Global Girişimcilik Network (GEN) Türkiye iş birliğinde düzenlenen Girişimcilik Ekosistemi Etkinliği’nde “Üretimde Yeni Dönem: Dönüşümün Dinamikleri” başlıklı panel ve Open House Meeting oturumları düzenlendi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, girişimcilik ekosisteminin dünyadaki gelişimine yönelik önemli bilgiler aktardı. Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş sürecinin hızlandığını ifade eden Burkay, “Dijitalleşme hayatın her alanını dönüştürüyor. Rekabet ortamı öngörülebilir olmaktan çıktı; belirsizlik artık yeni normalimiz oldu. Eskiden başarıyı metrekareyle ölçerdik, bugün vizyonla ve hızla ölçüyoruz. Genç bir girişimci, bir bilgisayar ve güçlü bir fikirle küresel pazarlara ulaşabiliyor. Dolayısıyla geçmişin alışkanlıklarıyla bugünün ihtiyaçlarına cevap vermek artık mümkün değil.” ifadelerini kullandı. “Yerleşik Tüm Dengeler Bir Anda Değişebiliyor” Yakın geçmişe kadar bir iş insanının kendi sektörünü ve rakiplerini tanımasının başarı için yeterli görüldüğüne dikkati çeken Başkan Burkay, “Beklenmedik bir teknolojik sıçrama ya da ezber bozan bir inovasyon, yerleşik tüm dengeleri bir anda altüst edebiliyor. İşte bu noktada bütün ezberleri bozan girişimciler devreye giriyor. Bugün genç bir girişimci, elinde bir bilgisayarla, internet bağlantısı ve sınırları zorlayan bir fikirle dev firmaların onlarca yılda kurduğu pazarlara bir gecede girmeyi başarabiliyor. Artık başarıyı vizyonla, hızla ve o parlak fikirle ölçüyoruz.” dedi. “Start-uplar Devletlerle Yarışır Hale Geldi” Günümüzde start-up niteliğindeki yatırımların ekonomik büyüklükleriyle devletlerle yarışır hale geldiğine işaret eden İbrahim Burkay, “2000’li yılların başında dünyanın en değerli beş şirketi petrol ve finans devlerinden oluşurken, bugün bu listenin tamamı teknoloji ve veri odaklı şirketlerin elinde. Geleneksel bir otomobil markasının 50 yılda ulaştığı piyasa değerine, yazılım tabanlı bir elektrikli araç girişimi 5 yıldan kısa sürede ulaşabiliyor. Bizim geniş bir vizyonla hareket etmemiz lazım. Çünkü ileriyi görmek, güçlü olmaktır.” ifadelerini kullandı. Başkan Burkay, Bursa’nın tarih boyunca ticaretin ve üretimin kalbi, bereketin adresi olduğunu belirterek, BTSO olarak bu tarihsel sorumluluğun bilinciyle hareket ettiklerini; sanayi devriminden dijital devrime geçişte öncü şehir olma hedefine önemli projelerle destek verdiklerini sözlerine ekledi. “Risk Almayı Bu Şehirde Öğrendim” GEN Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Aydın da Bursa’da bulunmanın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını vurguladı. Nevzat Aydın, “Bugün Bursa’da olmak benim için sadece profesyonel bir ziyaret değil, aynı zamanda kişisel bir eve dönüş. Gençlik yıllarım bu şehirde geçti. Risk almayı, kalıplara sığmamayı ve ‘yapılamaz’ denileni zorlamayı burada öğrendim. Karşınızda sadece bir yatırımcı ya da GEN Türkiye Başkanı olarak değil, karakteri bu şehirde şekillenmiş biri olarak duruyorum.” diye konuştu. “Önümüzdeki 4-5 Yıl Çok Daha Hızlı ve Acımasız Olacak” Girişimcilik ekosisteminin belirli merkezlerle sınırlı kalamayacağını belirten Aydın, “İş yapış şekillerini kökten değiştirecek dönüşümün tam eşiğindeyiz. Girişimcilik yalnızca İstanbul’da bir zümrenin işi olamaz. Bu anlamda Bursa çok önemli bir şehir. Bursa demek, Türkiye’nin üretim omurgası, sanayi, çarkların işlemesi, somut değer katma demek. Yapay zekâ ve yeni nesil teknolojilerle entegre olamazsak oyunun dışında kalırız. Artık eski hantal yapılara gerek kalmayacak insan gücüne dayalı ağır operasyonlar tarihe karışacak. Sadece iki-üç kişiyle yönetilen milyar dolarlık şirketlerin mikro unicornların dönemi başlıyor. Bursa’nın sağlam üretim tecrübesi bu yeni nesil teknolojilerle ve yapay zeka ile entegre edemezsek maalesef oyunun dışında kalırız. Önümüzde 4-5 yıl içinde çok daha hızlı ve acımasız bir dönüşüm var. Hazır olanlar büyüyecek, hazır olmayanlar geride kalacak.” diye konuştu. ‘Üretimde Yeni Dönem’ Açılış konuşmalarının ardından moderatörlüğünü GEN Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve SEDEFED Başkanı Emine Erdem’in üstlendiği “Üretimde Yeni Dönem: Dönüşümün Dinamikleri” başlıklı panel gerçekleştirildi. Panelde; Koton Yönetim Kurulu Üyesi ve GEN Türkiye Başkan Yardımcısı Gülden Yılmaz ile Reeder Kurucu Ortağı ve GEN Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Sezen Sungur Saral konuşmacı olarak yer aldı. Üretimde yaşanan dönüşüm, yeni iş modelleri, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin sanayiye etkisi ile girişimcilik ekosisteminin geleceği panelde kapsamlı şekilde değerlendirildi. Programın ikinci bölümünde ise girişimcilerin mentörlerle bir araya geldiği Open House Meetingi etkinliği gerçekleştirildi.

BİK'ten dijital dönüşüm vurgusu... Güçlü basın karşılıklı güvenle mümkün Haber

BİK'ten dijital dönüşüm vurgusu... Güçlü basın karşılıklı güvenle mümkün

Basın İlan Kurumu’nun 33. Dönem 6. Genel Kurul Toplantısı, Genel Müdür Abdulkadir Çay’ın konuşmasıyla başladı. BİK Genel Müdürü Çay, sektör temsilcileri ve kamu kurumlarıyla bir araya gelmenin önemini vurgulayarak, “Her fikir, talep ve eleştiriyi sahadan gelen değerli bir veri olarak ele alıyoruz. Bu bilgiler, geleceğe dönük stratejilerimizi şekillendirmemizde yol gösteriyor” dedi. Dijital dönüşümün basın sektörü için artık ertelenemez bir mesele hâline geldiğini belirterek, haber üretiminden dağıtımına kadar tüm süreçlerde köklü değişimlerin yaşandığını akaran Çay, “Bu değişim, teknoloji ve altyapının güçlendirilmesini, yeni becerilerin kazanılmasını ve mesleki standartların çağın gereklerine göre yeniden ele alınmasını zorunlu kılıyor” dedi. Genel Müdür Çay, sektörün nitelikli insan kaynağı ihtiyacına dikkat çekerek, yapay zekâ ve dijital araçlarla çok boyutlu analiz yapabilmenin önemine dikkat çekerek, akademik camianın bilgi birikimi ile basının sahadaki tecrübesinin buluşmasının kritik olduğunu vurgulayarak, İbn Haldun Üniversitesi ile yapılan iş birliğini örnek gösterdi. BİK’in ekonomik sürdürülebilirlik için attığı adımlara da değinen Çay, Kredi Garanti Fonu ile gerçekleştirilen iş birliği sayesinde basın işletmelerinin 7,5 milyar TL kredi limitine erişebileceğini belirtti. Türkiye Sigorta ile yapılan iş birliğinin ise basın emekçilerinin sosyal haklarını güçlendirdiğini söyledi. Çay, konuşmasını, “Kurumumuzu sektörün üzerinde konumlanan bir yapı olarak değil, sektörle birlikte düşünen, çözüm üreten ve basının güçlenmesini kendi sorumluluğu olarak gören bir anlayışla yönetiyoruz. Güçlü basın, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyonla mümkündür” sözleriyle tamamladı.

Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin imza sayısı 300 bini aştı Haber

Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin imza sayısı 300 bini aştı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, çocukların yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarını dijital çağda güvence altına almak amacıyla önemli bir adım attı. “Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi”, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla kamuoyuna sunuldu ve tüm dünyaya çocuk haklarının korunması çağrısı yapıldı. Bakanlık, internet, sosyal medya ve yapay zekâ tabanlı sistemlerin çocukların yaşamına doğrudan etkisinin farkında olarak, koruma politikalarını güncelledi ve sınır aşan risklere karşı ortak hareket etmeye başladı. Bu kapsamda 81 ilde il müdürlükleri aracılığıyla farkındalık ve bilgilendirme çalışmaları başlatıldı. Çocuk Hakları İl Çocuk Komiteleri öncülüğünde yürütülen kampanya ile dijital dünyada çocuk haklarına ilişkin toplumsal duyarlılığın artırılması ve sözleşmenin benimsenmesi hedefleniyor. Sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, eğitim kurumları ve diğer paydaşlarla iş birliği içinde afiş, broşür, sosyal medya paylaşımları, panel ve seminerler düzenleniyor. Ayrıca meydanlar, ulaşım ve alışveriş merkezleri gibi kamusal alanlarda stantlar kuruluyor. 19 Aralık 2025’te başlatılan çalışmalar sonucunda 309 bin 754 kişi “Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi”ni imzaladı. Bakanlık ayrıca, 2026–2030 dönemini kapsayan “Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı”nı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yürürlüğe koydu. Eylem planı, çocukların çevrim içi ortamda güvenli bir şekilde bulunmasını ve dijital mecralarda karşılaşabilecekleri risklerden korunmasını hedefliyor. Böylece çocukların yüksek yararı esas alınarak, dijital çağda haklarını koruyan politika ve uygulamaların hayata geçirilmesi sağlanmış olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.