Hava Durumu

#Yalnızlık

- Yalnızlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yalnızlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay zekâ çocuklarımızın ruh sağlığını zehirliyor mu? Haber

Yapay zekâ çocuklarımızın ruh sağlığını zehirliyor mu?

Yapay zekâ uygulamalarının günlük yaşamda yaygınlaşması, çocuklar ve ergenlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin endişeleri artırıyor. Common Sense Media ve npj Digital Medicine dergisinde yayımlanan iki ayrı çalışma, yapay zekâ sohbet robotlarının gençlerin ruhsal krizlerini her zaman doğru şekilde algılayamadığını ortaya koydu. BİR SAATLİK RİSKLİ KONUŞMADA EBEVEYN UYARISI GİTMEDİ Common Sense Media bünyesindeki Gençlik Yapay Zekâ Güvenliği Enstitüsü tarafından yapılan araştırmada, ChatGPT’nin 13-17 yaş grubuna yönelik güvenlik özellikleri 4 binden fazla test komutuyla incelendi. Çocuk ve ergen psikiyatristlerinin katkısıyla oluşturulan senaryolarda, intihar düşüncesi, kendine zarar verme ve yeme bozuklukları gibi ciddi sorunlar test edildi. Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, yeni açılan ve ebeveyn hesaplarına bağlanan profillerde, bazı riskli konuşmalar bir saate kadar sürmesine rağmen ebeveynlere herhangi bir güvenlik bildirimi gönderilmemesi oldu. Araştırmaya göre ChatGPT, kriz anlarında profesyonel yardım veya destek hatlarına yönlendirme yapılması gereken durumların dörtte birinden fazlasında da beklenen yanıtı vermedi. Bu nedenle sistemin gençlere yönelik güvenlik seviyesi araştırmacılar tarafından “Kabul Edilemez Risk” olarak değerlendirildi. BİLİMSEL İNCELEME: AÇIK İŞARETLER KADAR DOLAYLI SİNYALLER DE KAÇABİLİYOR npj Digital Medicine’de yayımlanan incelemede ise yapay zekâ sistemlerinin, açıkça ifade edilen intihar düşüncelerini fark etmede daha başarılı olabildiği; ancak gençlerin sıkça kullandığı dolaylı, belirsiz ya da zaman içinde belirginleşen ifadeleri anlamada zorlandığı belirtildi. Araştırmacılar, ergenlerin ruhsal sıkıntılarını çoğu zaman doğrudan değil, parçalı ve örtük şekilde ifade ettiğini; bu nedenle yapay zekânın umutsuzluk, yalnızlık ve çaresizlik gibi işaretleri doğru şekilde ilişkilendirememesinin profesyonel yardıma erişimi geciktirebileceğini vurguladı. YAPAY ZEKÂYI TERAPİ YERİNE KULLANMAK RİSKLİ Uzmanlara göre en büyük tehlikelerden biri, gençlerin yapay zekâ sohbet robotlarını psikolojik destek ya da terapi yerine kullanması. Yapay zekânın anlayışlı, sabırlı ve destekleyici yanıtlar vermesi, özellikle yalnızlık yaşayan gençlerde “gerçek bir insanla konuşuyormuş” hissi oluşturabiliyor. Ancak bu durum, sistemin gerçekten empati kurduğu ya da profesyonel yardım sunabildiği anlamına gelmiyor. Common Sense Media testlerinde, ChatGPT’nin bazı durumlarda kendisini gerçek bir arkadaş gibi gören kullanıcılara kişisel duyguları ve tercihleri varmış izlenimi veren yanıtlar ürettiği de kaydedildi. Bu da gençlerin yapay zekâ ile aşırı duygusal bağ kurması riskini artırıyor. GÜVENLİK FİLTRELERİ HER ZAMAN YETERLİ DEĞİL Araştırmada, yaş tahmini sisteminin bazı yetişkin hesaplarını genç koruma moduna geçirmediği; eğitim amaçlı geliştirilen bazı koruma mekanizmalarının ise kolayca aşılabildiği görüldü. Buna karşın, açık cinsel içerikli rol yapma taleplerinin reddedilmesi gibi bazı güvenlik önlemlerinin çalıştığı belirtildi. OpenAI ise araştırmanın yöntemine itiraz ederek, ebeveyn kontrolleri tam etkinleşmeden yapılan bazı testlerin sonucu etkileyebileceğini savundu ve genç güvenliği için koruma sistemlerini geliştirmeye devam ettiklerini açıkladı. Common Sense Media, güvenlik açıkları bağımsız testlerle doğrulanıp giderilene kadar ChatGPT kullanımının 18 yaş ve üzeriyle sınırlandırılması çağrısında bulundu. Bilimsel inceleme ise gençlerin yapay zekâ ile gerçek hayatta kurduğu etkileşimlerin intihar riski üzerindeki etkisinin henüz yeterince bilinmediğini, bu nedenle gençlere özel güvenlik testleri ve güvenilir yetişkin desteğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. PROF. DR. NEVZAT TARHAN’IN UYARILARI YENİDEN GÜNDEMDE Araştırmaların ardından, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın daha önce yaptığı uyarılar da yeniden gündeme geldi. Tarhan, yapay zekânın terapist gibi görülmesinin riskli olduğunu belirterek, “Yapay zekâ terapist olamaz ama terapistin işini kolaylaştırabilir” değerlendirmesinde bulunmuştu. Yapay zekâyı arkadaş veya sırdaş gibi görmenin duygusal bağımlılık riskini artırabileceğini söyleyen Tarhan, çocukların ve gençlerin yapay zekâ ile yalnız bırakılmaması gerektiğini vurgulamıştı. Uzmanlar, yapay zekânın intihara doğrudan neden olduğuna dair kesin bir sonuca ulaşılamadığını; ancak ruhsal kriz yaşayan gençlerin yapay zekâya tek başına emanet edilmesinin ciddi sakıncalar taşıdığını belirtiyor. Ailelere, öğretmenlere ve sağlık uzmanlarına yönelik ortak mesaj ise net: Yapay zekâ bir destek aracı olabilir, ancak insan ilişkilerinin ve profesyonel ruh sağlığı desteğinin yerini alamaz.

Prof. Dr. Tayfun Doğan: Sarılmayı ihmal etmeyin Haber

Prof. Dr. Tayfun Doğan: Sarılmayı ihmal etmeyin

Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen “Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri” kapsamında katılımcılarla bir araya gelen Psikolog Prof. Dr. Tayfun Doğan, “İnsan İlişkilerinin Nörobilimi: Sosyal Beyin” başlıklı sunumunda sosyal ilişkilerin insan yaşamındaki kritik önemine dikkat çekti. İnsanın en temel özelliğinin sosyal bir canlı olması olduğunu vurgulayan Doğan, beynin de bu sosyal yapıya göre şekillendiğini belirterek, bireylerin yaşamları boyunca sevgi, güven ve aidiyet duygusuna ihtiyaç duyduğunu ifade etti. “EŞ ZAMANLILIK GÜVENİ VE BAĞLILIĞI ARTIRIYOR” Seminerde eş zamanlılık, uyum ve senkronizasyon kavramlarına değinen Doğan, birlikte hareket eden insanların beyinlerinde güçlü bağlar oluştuğunu söyledi. Birlikte yürümek, şarkı söylemek, yemek yapmak ya da sarılmak gibi ortak aktivitelerin, halk arasında “sevgi hormonu” olarak bilinen oksitosinin salgılanmasını artırdığını belirten Doğan, bunun da stres seviyesini düşürerek kişiler arasındaki güveni güçlendirdiğini kaydetti. Yalnızlığın yalnızca psikolojik değil, biyolojik etkileri de bulunduğunu vurgulayan Doğan, araştırmaların yalnızlık hisseden bireylerde stres hormonu kortizol seviyelerinin yükseldiğini gösterdiğini aktardı. Yalnızlığın bağışıklık sistemini zayıflattığını ve uyku düzenini bozduğunu ifade eden Doğan, kronik yalnızlığın kalp hastalıkları, demans ve erken ölüm riskini artırdığını söyledi. Sosyal ilişkilerin fiziksel sağlık üzerindeki etkilerine de değinen Doğan, güçlü sosyal bağların iyileşme süreçlerini hızlandırdığını belirtti. Sosyal destek gören bireylerde hücresel onarımın daha hızlı gerçekleştiğini ifade eden Doğan, “Sosyal bağ aslında kimyasal bir ilaçtır” dedi. HARVARD ARAŞTIRMASINI HATIRLATTI Prof. Dr. Doğan, dünyanın en uzun soluklu araştırmalarından biri olan Harvard University bünyesindeki Harvard Yetişkin Gelişimi Araştırması’nın sonuçlarına da dikkat çekti. Araştırmanın, mutluluk ve sağlığı belirleyen en önemli unsurun para, kariyer veya statü değil; kaliteli insan ilişkileri olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Her sosyal ilişkinin olumlu sonuç doğurmadığını belirten Doğan, saygı, destek ve güven içeren ilişkilerin “besleyici”, sürekli eleştiri ve değersizleştirme içeren ilişkilerin ise “zehirleyici” olduğunu ifade etti. Sağlıklı ilişkilerin oksitosin üretimini artırdığını, olumsuz ilişkilerin ise stres hormonlarını tetiklediğini kaydetti. “GÜNDE EN AZ ÜÇ KEZ SARILIN” Katılımcılara günlük yaşam için önerilerde bulunan Doğan, göz teması kurmanın, birlikte vakit geçirmenin ve fiziksel temasın önemine dikkat çekti. Özellikle 20 saniyeyi aşan sarılmaların oksitosin salgısını artırdığını belirten Doğan, “Günde en az üç kez sarılın, sevdiklerinizi arayın ve insan ilişkilerine yatırım yapın” tavsiyesinde bulundu. Seminerin sonunda soruları yanıtlayan Doğan, insanın sosyal bağlara duyduğu ihtiyacın bir tercih değil, temel bir gereksinim olduğunu vurgulayarak, “Birbirimize ihtiyacımız var. Bu bir lüks değil, temel bir ihtiyaç” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.