Hava Durumu

#Verimlilik

- Verimlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Verimlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İnegöl'de 122 personele yalın temelleri eğitimi Haber

İnegöl'de 122 personele yalın temelleri eğitimi

Bursa İnegöl Belediyesi, göreve yeni başlayan ve daha önce Yalın Temelleri Eğitimine katılamayan personellere yönelik 2. Yalın Temelleri Eğitimi düzenledi. Eğitimde personele yönelik konuşan Başkan Alper Taban, amaçlarının kamu hizmetlerinde verimliliği arttırmak olduğunu söyledi. İnegöl Belediyesi, kurumsal verimliliği artırmak ve hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla yürüttüğü kurum içi eğitim faaliyetleri kapsamında, 2. Yalın Temelleri Eğitimi düzenledi. Daha önce de gerçekleştirilen eğitim serisinin devamı niteliğindeki eğitime İnegöl Belediyesi bünyesinde göreve yeni başlayan personel ve ilk eğitime çeşitli sebeplerle katılamayan personeller katıldı. 122 PERSONELİN KATILIMIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’ın da katıldığı eğitim programı, belediye binasında bulunan çok amaçlı salonda gerçekleştirildi. Eğitimde katılımcılara; Gemba (sahada yönetim ve gözlem), 5S (çalışma alanlarının organizasyonu ve düzeni), Öneri Sistemi (çalışan odaklı süreç iyileştirme) ve Performans Yönetimi başlıklarında detaylı bilgilendirmeler yapıldı. Eğitim, merkezi Bursa’da bulunan ve kurumsal süreçlerde verimlilik ile dijitalleşmeyi artırmaya yönelik çalışmalar yürüten Yalın Stratejiler Derneği (YSD) Genel Sekreteri ve Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Kara tarafından verildi. Eğitim programının sonunda düzenlenen törende ise eğitimi başarıyla tamamlayan 122 personele katılım sertifikaları takdim edildi. ÇOK GÜZEL İŞLER YAPTIK Törende konuşan Belediye Başkanı Alper Taban, eğitimlerin temel amacının sunulan kamu hizmetlerinde verimliliği artırmak ve kamu kaynaklarının etkin kullanımını sağlamak olduğunu söyledi. Başkan Taban, göreve yeni başlayan personelin kurumsal iş süreçlerine uyumunu destekleyen bu tür eğitim faaliyetlerinin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini ifade ederek; “Kurumumuzda kaizen çalışmalarını sahiplenelim istiyoruz. Göreve geldiğimiz günden bu yana biz neler yapabiliriz, kamu hizmetlerini daha iyi nasıl verebiliriz düşüncesiyle bu noktaya geldik. Yaptığımız çok güzel işler var. Özellikle yalınlaştırmak, işimizi verimli yapmak, israfı önlemek gibi… Her birinizin bakış açısı ve katkısıyla süreç iyi bir noktaya geldi. Ama bu yaptık bitti gibi bir şey değil, süreklilik önemli. Hatta bunu sadece İnegöl Belediyesinde değil, hayatımıza tatbik edelim. Bunun bireysel anlamda da kazanımları olacaktır. Ben katkılarınızdan dolayı teşekkür ediyorum” dedi.

Tofaş'ın 7,5 milyonuncu aracı banttan indi Haber

Tofaş'ın 7,5 milyonuncu aracı banttan indi

Türkiye otomotiv sektörünün en köklü sanayi kuruluşlarından biri olan Tofaş, üretimde önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. Bursa Fabrikası’nda üretim bandından indirilen 7,5 milyonuncu araç Fiat Ulysse oldu. MURAT 124’TEN FİAT ULYSSE’YE UZANAN ÜRETİM YOLCULUĞU Tofaş’ın Bursa’daki üretim yolculuğu, Türkiye otomotiv tarihinin de önemli kilometre taşlarını içinde barındırıyor. Murat 124 ile başlayan bu serüvende binek otomobillerden hafif ticari araçlara, Türkiye pazarı için geliştirilen modellerden farklı kıtalara ihraç edilen global ürünlere kadar geniş bir ürün gamı Bursa’daki üretim bantlarından dünya yollarına çıktı. Tofaş’ın 1 milyonuncu aracı Fiat Tempra, 2 milyonuncu aracı Fiat Palio Go, 3 milyonuncu ve 4 milyonuncu araçları Fiat Fiorino, 5 milyonuncu aracı Fiat Egea Hatchback, 6 milyonuncu aracı Fiat Egea Sedan ve 7 milyonuncu aracı Fiat Egea Cross Wagon olmuştu. 7,5 milyonuncu aracın Fiat Ulysse olması ise Tofaş’ın üretim tarihinde yeni dönemin bir başka simgesi oldu. Bu kilometre taşlarının her biri Tofaş’ın gelişimindeki farklı bir aşamayı temsil etti. Fiorino ile çok markalı üretim kabiliyeti öne çıkarken, Egea ürün ailesi Tofaş’ın global ürün geliştirme ve Ar-Ge gücünün önemli göstergelerinden biri oldu. Bugün ise Tofaş, geçmişten gelen üretim deneyimini Stellantis bünyesinde yürüttüğü yeni nesil ürün projeleri, artan model çeşitliliği, mühendislik kabiliyeti ve ihracat hedefleriyle yeni bir ölçeğe taşıyor. EROLDU: “7,5 MİLYON ARAÇLIK YOLCULUĞUN ARKASINDA ÇOK BÜYÜK BİR EMEK VAR” Konu hakkında değerlendirme yapan Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu, şunları kaydetti: “Tofaş’ın Bursa’da başlayan üretim yolculuğunda bugün 7,5 milyonuncu aracımıza ulaşmanın gururunu yaşıyoruz. Bu rakam bizim için yalnızca önemli bir üretim adedini değil; yarım asrı aşan sanayi birikimimizi, sürekli gelişen mühendislik kabiliyetimizi ve kuşaklar boyunca Tofaş’a emek veren çalışma arkadaşlarımızın ortak başarısını ifade ediyor. Murat 124’ten Fiat Ulysse’ye uzanan bu yolculukta Türkiye otomotiv sanayisinin gelişimine katkı sağlayan çok sayıda projeye imza attık. Farklı dönemlerde geliştirdiğimiz ve ürettiğimiz modellerle hem iç pazarda hem de dünya pazarlarında önemli sorumluluklar üstlendik. Bugün Tofaş için yeni bir büyüme dönemindeyiz. Çok markalı üretim yapımızı güçlendiriyor, yeni yatırımlarımızla üretim hacmimizi ve ürün çeşitliliğimizi artırıyoruz. K0 ve K9 projelerimiz Bursa Fabrikamızın Stellantis dünyasındaki rolünü daha da ileri taşıyor. K9 model ailesi için çok markalı üretim törenimizi de ekim ayı içerisinde gerçekleştireceğiz. K0 projemizle birlikte Kuzey Amerika pazarı için 2027 yılı başında yeniden ihracata başlayacak olmamız da bu yeni dönemin en önemli adımlarından biri. Üretim gücümüzü artırırken kalite ve verimlilikte de Stellantis dünyasının en güçlü fabrikaları arasında yer alıyoruz. Önümüzdeki dönemde Ar-Ge ve mühendislik yetkinliklerimiz, ihracat kabiliyetimiz ve çalışanlarımızın deneyimiyle ülkemiz için daha fazla değer yaratmaya devam edeceğiz. 7,5 milyonuncu aracımıza uzanan bu yolculukta emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarımıza, bayilerimize, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum.” Yeni döneme ilişkin de açıklamalar yapan Cengiz Eroldu, “Stellantis Türkiye faaliyetlerinin Tofaş çatısı altında birleşmesiyle şirketimiz için yeni bir dönem, adeta Tofaş 2.0 başladı. Yeni model yatırımlarımız, artan üretim çeşitliliğimiz ve Bursa Fabrikamızın üretim merkezi olarak güçlenen rolüyle bu dönemi önemli bir büyüme fırsatı olarak görüyoruz. Tofaş, Türkiye pazarındaki güçlü konumunun yanı sıra Stellantis için giderek daha önemli bir rol üstleniyor” diye konuştu. Tofaş’ın yeni dönemde büyüyen üretim rolünü kalite ve verimlilik göstergeleri de destekliyor. 7,5 milyonuncu aracın üretimi, böylece yalnızca Tofaş tarihindeki yeni bir üretim adedini değil; Murat 124 ile başlayan yarım asrı aşkın sanayi yolculuğunun, çok markalı üretim, yeni nesil hafif ticari araç projeleri, Kuzey Amerika’ya yeniden ihracat ve Bursa’nın Stellantis dünyasında büyüyen rolüyle devam eden yeni dönemini de simgeliyor.

Özdilek 55. yılında yatırımlarını büyütüyor, Manhattan’a açılıyor Haber

Özdilek 55. yılında yatırımlarını büyütüyor, Manhattan’a açılıyor

Bursa’daki 120 milyon dolar yatırımla hayata geçirilen Özdilek Üretim Kompleksi’ni devreye almaya hazırlanan Özdilek Holding, e-commerce’ta 10 milyar Türk lirası ciro hedeflerken Manhattan mağazasıyla yurt dışındaki varlığını güçlendirmeyi planlıyor. Özdilek Holding Yönetim Kurulu Başkanı / Ceo’su Emir Murat Özdilek, “55. yılda odağımız daha güçlü bir Özdilek” dedi. 55’inci kuruluş yıl dönümünü kutlayan Özdilek Holding, yeni yatırımlarla yoluna devam ediyor. Bugün 85 markası ve yaklaşık 8.000 çalışanıyla 3 ana sektör, 17 farklı iş kolunda faaliyet gösteren Özdilek Holding, 2026’yı yaklaşık 40 milyar Türk lirası ciroyla kapatmayı öngörüyor. Eylül sonu itibarıyla Bursa’da 120 milyon dolar yatırım bedeliyle hayata geçirilen yeni üretim kompleksini devreye almaya hazırlanan Özdilek’in yatırım gündeminde İnegöl’de yapımı süren lojistik merkezi, yenilenebilir enerji yatırımları ve Manhattan mağazası yer alıyor. “55 yıllık birikimimizi yeni yatırımlarla geleceğe taşıyoruz” Özdilek’in 55. yılını yeni bir yatırım döneminin başlangıcı olarak gördüklerini belirten Özdilek Holding Yönetim Kurulu Başkanı / Ceo’su Emir Murat Özdilek, “55 yıl üretimle, yatırımla ve emekle oluşmuş güçlü bir birikimi ifade ediyor. Bugün bu birikimi koruyarak geleceğe taşıma sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Önümüzdeki dönemde mevcut işlerimizi, markalarımızı ve satış kanallarımızı daha da güçlendireceğiz. Perakende lokomotifimiz olmayı sürdürürken tekstilde verimlilik ve istikrara, e-commerce’ta güçlü bir büyümeye odaklanacağız. 55. yılımızı, Özdilek’in geleceğine uzanan yeni yatırımlarla karşılıyoruz.” dedi. Yeni üretim kompleksi 1.050 kişiye istihdam sağlayacak Özdilek Holding, 55. yılında hayata geçirdiği en önemli yatırımlardan biri olan yeni Özdilek Üretim Kompleksi’ni, Bursa Tekstil Boyahaneleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde (TOSAB) devreye almaya hazırlanıyor. 90 bin metrekare arsa üzerinde kurulu, 106 bin metrekare kapalı alana sahip entegre tesiste son testler ve taşınma çalışmaları devam ediyor. Tam kapasiteye ulaştığında 1.050 kişiye istihdam sağlayacak kompleksin mevcut üretim kapasitesini daha verimli kullanmalarına imkân vereceğini söyleyen Emir Murat Özdilek, şunları söyledi: “Yeni makineler ve daha düzenli üretim akışı sayesinde maliyetlerde en az yüzde 15, hızda ise en az yüzde 35 verimlilik artışı bekliyoruz. Burada amacımız kapasiteyi büyütmek değil, mevcut kapasitemizi daha verimli kullanmak. Üretimi başka bir ülkeye taşımayı da hiçbir zaman düşünmedik. Kendi ülkemizde değer ve istihdam yaratmaya devam etmek istiyoruz.” E-commerce’ta hedef 10 milyar TL Özdilek Holding’in önümüzdeki dönem yatırım gündeminde İnegöl’de yapımı süren Özdilekteyim Lojistik Merkezi de yer alıyor. 45 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen merkezin Kasım 2027’de tamamlanması planlanıyor. Toplam 60 bin metrekarelik alana kurulan merkezle depolama operasyonlarının tek noktada toplanması, teslimat süresinin ortalama bir buçuk günden bir güne indirilmesi ve kargo maliyetlerinde yaklaşık yüzde 25 avantaj sağlanması hedefleniyor. E-commerce’ın, perakendenin en hızlı büyüyen alanlarından biri hâline geldiğine dikkat çeken Emir Murat Özdilek, “Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de perakende e-commerce hacmi 2025 yılında yüzde 51,8 artarak 2,46 trilyon Türk lirasına ulaştı. Biz de bu büyümenin içinde güçlü bir şekilde yer almak istiyoruz. Özdilekteyim bugün yaklaşık 1 milyar Türk lirası cirosuyla kar üreten bir yapıda. 2030 hedefimiz ise 10 milyar Türk lirası ciroya ulaşmak. Bunun için e-commerce hacmimizi 10 kat büyütmemiz gerekiyor. 45 milyon dolarlık lojistik merkezi yatırımımız da bu hedefin altyapısını oluşturacak. Teslimat sürelerini kısaltırken operasyonlarımızı daha verimli hâle getireceğiz. Önümüzdeki dönemde Özdilekteyim’i bir pazar yerine dönüştürmek de hedeflerimiz arasında.” diye konuştu. Yenileme ve yeni mağaza yatırımları sürecek Özdilek Holding, önümüzdeki iki yıl boyunca her yıl yaklaşık 30 milyon dolarlık yatırımı mağazalarının, departman mağazalarının ve Safahat markasıyla faaliyet gösteren kafe - restoranlarının yenilenmesine ayırmayı planlıyor. Holding, mevcut satış noktalarını yeni müşteri beklentilerine göre modernize ederken ev tekstilinde de önümüzdeki 1,5 - 2 yıl içinde 25 yeni mağaza açma potansiyeli üzerinde çalışıyor. Perakendede nitelikli büyümeyi önemsediklerini belirten Emir Murat Özdilek, “Bizim için nitelik, her zaman nicelikten daha önemli. Mevcut mağazalarımızı yeni müşteri beklentilerine göre yenilerken doğru lokasyonları bulduğumuz ölçüde yeni mağazalar da açacağız. Ev tekstilinde önümüzdeki 1,5 - 2 yıl içinde 25 yeni mağaza potansiyeli görüyoruz. Premium markamız Cottons & Clouds’u da bir yıl içinde 12 mağazaya ulaştırmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı. “Manhattan mağazası yurt dışı yatırımlarımızda yeni bir başlangıç olacak” Florida, Londra ve Almanya’da mağazacılık deneyimi bulunan ve bazı yurt dışı pazarlarda bayileri aracılığıyla faaliyet gösteren Özdilek Holding, uluslararası büyüme yolculuğundaki yeni adımını Manhattan’da atmaya hazırlanıyor. Yaklaşık 200 metrekarelik ev tekstili mağazasının 1 Ocak 2027’de açılması planlanıyor. Manhattan mağazasının markanın uluslararası büyümesi açısından önemine dikkat çeken Emir Murat Özdilek, “Geçmişte farklı ülkelerde mağazalar açtık ve bugün de bayilerimiz üzerinden faaliyet gösteren yurt dışı noktalarımız var. Manhattan mağazasını ise bugünkü stratejimiz açısından yeni bir başlangıç olarak görüyoruz. Lokasyonu uzun süre araştırdık ve içimize sinen, prestijli bir nokta seçtik. Ölçek olarak küçük ancak markamızın uluslararası yolculuğu açısından önemli bir adım olacak.” dedi. “Yenilenebilir enerjinin payını yüzde 30’a çıkaracağız” Özdilek Holding’in yatırım gündemindeki bir diğer başlık yenilenebilir enerji. Bolu, İzmir ve Manisa Turgutlu dâhil farklı noktalardaki tesislerinde çatı GES yatırımları bulunan Özdilek Holding, bugün toplam enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 5’ini yenilenebilir kaynaklardan karşılıyor. Balıkesir Savaştepe’de kurulan 6 MW’lık RES’in fiziksel kurulumu tamamlanırken santralin yıl sonuna kadar devreye alınması planlanıyor. Enerji yatırımlarında önceliklerinin kendi tüketimlerini ve maliyetlerini yönetmek olduğunu belirten Emir Murat Özdilek, şunları söyledi: “Savaştepe RES’in devreye girmesiyle yenilenebilir enerjinin toplam tüketimimizdeki payı kısa sürede yüzde 25’e ulaşacak. TOSAB’da planladığımız GES projesini de tamamladığımızda yüzde 30 seviyesini hedefliyoruz. Enerji bugün öncelikle kendi tüketimimizi yönetmeye yönelik bir yatırım alanı. İleride bağımsız gelir üreten bir iş koluna dönüşmesi de mümkün.” 55 yıllık yolculukta eğitime ve doğaya kalıcı yatırımlar Özdilek Holding, 2002’de kurulan Özdilek Eğitim, Sağlık, Kültür ve Sanat Vakfı aracılığıyla sosyal yatırımlarını sürdürüyor. “55 yılda büyümenin ve ekonomik değer yaratmanın ötesinde, bulunduğumuz topluma katkı sunmayı da sorumluluğumuzun bir parçası olarak gördük” diyen Emir Murat Özdilek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Vakfımız aracılığıyla bugüne kadar 10 okul, 1 kreş ve gündüz bakımevi, 1 sağlık ocağı, 1 polis merkezi ve 1 sanat merkezini hayata geçirdik. Eğitim yatırımlarımız kapsamında bugün 303 derslikte 5.755 öğrenci eğitim görüyor, 475 öğretmen görev yapıyor. Eğitime yaptığımız yatırımları çok önemsiyoruz ve önümüzdeki dönemde de bu alandaki desteğimizi artırarak sürdürmek istiyoruz. Çevre tarafında ise TEMA Vakfı ile bugüne kadar 300 bin fidan dikerek 30 orman oluşturduk. İşimizi büyütürken topluma ve çevreye katkı sunmaya da devam edeceğiz.”

Bursa İnegöl'de toprağın röntgeni çekiliyor Haber

Bursa İnegöl'de toprağın röntgeni çekiliyor

İnegöl Belediyesi, tarımsal üretimin daha bilinçli, verimli ve sürdürülebilir hale gelmesi amacıyla üreticilere yönelik ücretsiz toprak tahlili desteğini sürdürüyor. Yaklaşık 5 yıldır devam eden uygulama kapsamında bugüne kadar 980 toprak numunesi analiz edilirken, kısa süre içerisinde 1.000 numune sınırının aşılması hedefleniyor. Toprak tahlili sayesinde üreticiler, tarlalarının ihtiyaçlarını bilimsel veriler ışığında öğrenme imkânı buluyor. Toprağın pH değeri, kireç, tuz ve organik madde miktarı ile bitkinin gelişimi açısından önem taşıyan azot, fosfor, potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi besin elementlerinin seviyeleri belirleniyor. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda ise üreticinin yetiştireceği ürüne uygun gübreleme konusunda yol gösterici bilgiler sunuluyor. İNEGÖL’ÜN GÜÇLÜ BİR TARIM POTANSİYELİ VAR İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, tarımsal üretimin ilçenin önemli değerlerinden biri olduğunu ifade ederek, belediye olarak üreticinin yanında olmaya devam edeceklerini söyledi. Başkan Taban, ücretsiz toprak analizi uygulamasına dair yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “İnegöl; sanayisi, ticareti ve turizminin yanında tarımıyla da öne çıkan, üretim kültürü güçlü bir şehir. Şehrimizin güçlü gastronomi zenginliğini destekleyen güçlü de bir tarım potansiyeli var. Biz istiyoruz ki İnegöl’ün tarımsal gücü her geçen gün daha ileriye taşınsın. Bunun için üreticimizin ihtiyaç duyduğu her alanda destek olmaya gayret ediyoruz. Ücretsiz toprak tahlili uygulamamız da bu anlayışın bir parçası.” “Toprak tahlilini aslında toprağın röntgenini çekmek gibi düşünebiliriz. Nasıl ki bir hastalığın teşhisinde tahlil sonuçları bize yol gösteriyorsa, tarımda da toprağın hangi besine ne ölçüde ihtiyaç duyduğunu bilmek doğru üretim açısından büyük önem taşıyor. Toprağın ihtiyacını bilmeden yapılan gübreleme hem üreticimizin maliyetini artırabiliyor hem de toprağın yapısına zarar verebiliyor. Biz üreticimizin daha az maliyetle, daha doğru girdilerle, daha yüksek verim elde etmesini istiyoruz. Bunun yolu da bilime, veriye ve teknolojiye dayalı tarımdan geçiyor.” 1.000 TOPRAK NUMUNESİ, İNEGÖL TARIMI İÇİN ÖNEMLİ BİR VERİ Ücretsiz toprak tahlili uygulamasının yalnızca bugünün üreticisine destek olmadığını, aynı zamanda İnegöl tarımının geleceği için de önemli bir veri altyapısı oluşturduğunu vurgulayan Başkan Taban, “Ücretsiz toprak analizi uygulamasında bugün 980 seviyelerine ulaşmış durumdayız. Çok kısa bir süre içerisinde bininci toprak numunesini de analiz etmiş olacağız. Her bir numune aslında bizim için ayrı bir veri. Bu çalışmalar sayesinde İnegöl’ün toprak yapısını, besin değerlerini ve ihtiyaçlarını daha yakından tanıyoruz. Hedefimiz bu çalışmayı daha da yaygınlaştırarak İnegöl’ün dijital Toprak Verimlilik ve Besin Haritasını oluşturmak. Teknolojinin ve elde ettiğimiz verilerin desteğiyle tarımsal üretimimizi daha bilimsel bir zemine taşımak istiyoruz. İnegöl tarımıyla da öne çıkan bir şehir. Bu gücümüzü teknolojiyle, bilimle ve doğru verilerle birleştirerek daha da geliştirebiliriz” dedi. “GEREKSİZ GÜBRE KULLANIMININ ÖNÜNE GEÇİYORUZ” Toprak tahlilinin üretici açısından ekonomik bir fayda da sağladığına da dikkat çeken Başkan Taban, “Gübre, üreticimizin önemli maliyet kalemlerinden biri. Toprağın ihtiyacını bilmeden yapılan uygulamalarda gereğinden fazla veya yanlış gübre kullanılması söz konusu olabiliyor. Toprak tahliliyle birlikte üreticimiz hangi besin maddesine ne kadar ihtiyaç olduğunu görerek daha doğru bir gübreleme planı oluşturabiliyor. Böylece hem gereksiz gübre kullanımının önüne geçiliyor hem de toprağın uzun vadeli verimliliği korunuyor. Burada bizim temel yaklaşımımız şu: Üreticimizin cebini korurken toprağımızı da korumak. Çünkü toprağımızı ne kadar iyi korursak gelecekte de o kadar kaliteli ve verimli üretim yapabiliriz” diye konuştu. ÜRETİCİLERE ÇAĞRI: “TOPRAĞINIZI TANIYIN, ÜRETİMİNİZİ BİLİNÇLİ YAPIN” Tüm üreticileri ücretsiz toprak tahlili desteğinden yararlanmaya davet eden Başkan Taban, “İnegöl’de toprağıyla, tarlasıyla, emeğiyle üretim yapan bütün çiftçilerimizi bu hizmetimizden yararlanmaya davet ediyorum. Toprağımızı tanıyalım, ihtiyacını bilelim, gübremizi buna göre kullanalım. Böylece hem üretim maliyetlerimizi azaltalım hem verimimizi artıralım hem de toprağımızı gelecek nesillere daha sağlıklı şekilde bırakalım. İnegöl Belediyesi olarak biz üreticimizin yanındayız. Tarımın geleceğinin; bilim, teknoloji ve doğru verilerle şekilleneceğine inanıyoruz. Bugün attığımız her adım, yarının daha güçlü ve sürdürülebilir İnegöl tarımı için. Üreten, emek veren tüm çiftçilerimize çalışmalarında bereket ve bol kazanç diliyorum” açıklamalarında bulundu.

Nilüfer’de içme suyu kapasitesi büyüyor Haber

Nilüfer’de içme suyu kapasitesi büyüyor

Büyükşehir Belediyesi BUSKİ Genel Müdürlüğü, Nilüfer ilçesine bağlı Çamlıca, Konak ve Kültür mahallelerinde içme suyu kapasitesini artırmaya yönelik isale hattı ve su depolarının Çınarcık İçme Suyu Sistemi’ne entegre edilmesi için harekete geçti. Haziran 2026 itibarıyla başlayan ve yoğun mesai ile sürdürülen çalışmalarda proje yüzde 70 düzeyinde fiziki gerçekleşmeye ulaştırıldı. İÇME SUYU KAPASİTESİ GÜÇLENDİRİLİYOR Nilüfer’de 3 mahallenin günlük 80 bin metreküplük içme suyu kapasitesini 120 bin metreküpe çıkarmayı hedefleyen çalışmalar kapsamında 1.200 metre uzunluğunda 1,2 metre çapında çelik boru isale hattının 750 metresinde imalat tamamlandı. Aynı zamanda 2 vantuz, 2 tahliye odası ve mevcut depo bağlantısını da nihayete erdiren ekipler, kalan isale hattı ve vana odaları kazı çalışmalarına aralıksız devam ediyor. VERİMLİLİK ARTARKEN RİSKLER AZALIYOR Çınarcık İçme Suyu Arıtma Tesisi kapasitesinin daha etkin kullanılmasına katkı sağlayacak olan bu çalışmalar neticesinde içme suyu şebekesine verilen arıtılmış su miktarı artacak, bölgedeki su depoları Çınarcık sisteminden beslenebilecek, sistemde işletme esnekliği ve altyapı yatırımlarının verimliliği artırılacak ve aynı zamanda kuraklık riskine karşı içme suyu altyapısı daha güçlü kılınacak. İÇME SUYUNDA ARZ GÜVENLİĞİ ARTIYOR Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, il genelinde sürdürülen içme suyu altyapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalar hakkında yaptığı değerlendirmede “Bursa’mızda içme suyu arz güvenliğini tesis etmek öncelikli gündem maddelerimizden biridir. Bu kapsamda 17 ilçede içme suyu kapasitesini, yeni yatırımlarla güçlendiriyor ve kentsel gelişimle birlikte artan talep ve ihtiyaçlara hazır hale getiriyoruz. Vatandaşımıza layık olduğu sağlıklı içme suyu hizmetini kesintisiz olarak sunabilmek için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Nilüfer’de 3 mahallenin içme suyu ihtiyacının karşılandığı su depolarının Çınarcık İçme Suyu Sistemi’ne entegre edilmesi ve isale hattı ile bölgede içme suyu kapasitesinin artırılmasının vatandaşlar için önemli bir hizmet olduğunu söyleyen Çamlıca Mahallesi Muhtarı Hasan Serçe, Büyükşehir Belediyesi’ne ve BUSKİ ekiplerine teşekkürlerini iletti.

SAĞLIK KURUMLARINDA VERİMLİLİĞİN ANAHTARI: YALIN YÖNETİM Haber

SAĞLIK KURUMLARINDA VERİMLİLİĞİN ANAHTARI: YALIN YÖNETİM

Bu yıl ‘Dijital, Yalın ve Yeşil Dönüşüm’ temasıyla düzenlenen ve Podyum Davet’te yapılan organizasyonda katılımcılar, alanında uzman isimlerin bilgi ve tecrübe paylaşımları ile mesleki gelişimlerine katkıda bulundu. Sempozyumun açılış konuşmasını gerçekleştiren Sigma Center Genel Müdürü Yılmaz Altaş, Medicabil Sağlık Grubu ile birlikte uzun yıllardır teknoloji ve verimlilik alanlarında önemli projelere imza attıklarını belirterek, organizasyonda emeği geçen Özel Medicabil Sağlık Grubu yönetimine ve ekibine teşekkür etti. “Dönüşüm, artık bir zorunluluk” Daha sonra söz alan Özel Medicabil Nilüfer Hastanesi Başhekimi ve Yalın Sağlık Enstitüsü Koordinatörü Prof. Dr. Aysun Yılmazlar da, “Bugün burada sağlık hizmetlerinin geleceğini şekillendiren çok önemli bir başlık altında bir araya geldik. Günümüzde sağlık hizmetinin kimliği değişiyor. Dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yalın düşünce artık sağlık kurumları için bir tercih değil, bir zorunluluk haline geliyor. Bu nedenle bu yıl sempozyumumuzun temasını ‘Üçüz Dönüşüm: Dijital, Yeşil ve Yalın Dönüşüm’ olarak belirledik. Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz tüm sempozyumları sizlerle birlikte oluşturduk, sizlerle büyüttük ve geliştirdik. Her yıl artan ilgi ve katkılarınız sayesinde bugün 13’üncüsünü gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Dileğim, önümüzdeki yıllarda da aynı heyecan ve iş birliğiyle nice sempozyumlarda buluşabilmektir” şeklinde konuştu. “Yaşadığımız dünyaya karşı sorumluluklarımız var” 13. Yalın Hastane Sempozyumu programında dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkilerini, yalın düşüncenin süreçlerimize kattığı değeri, yeşil dönüşümün sağlık kurumlarına yüklediği sorumlulukları, karşılaşabileceğimiz zorlukları ve bu zorlukların nasıl aşılabileceğini alanında deneyimli ve saygın konuşmacılardan dinleme şansı bulduklarını belirten Prof. Dr. Aysun Yılmazlar, “Aynı zamanda ilham veren uygulama örnekleri ve gerçek deneyimlerle hep birlikte öğrenme imkanı yakaladık. Geçtiğimiz günlerde 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nü kutladık. Bu nedenle bugün özellikle yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik başlıklarının ayrı bir anlam taşıdığına inanıyorum. Sağlık hizmeti sunarken yalnızca hastalarımıza değil, gelecek nesillere ve yaşadığımız dünyaya karşı da sorumluluğumuz olduğunu unutmamalıyız. Bu güzel organizasyona ev sahipliği yapan Podyum Davet’in değerli yöneticilerine ve tüm ekibine teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca sempozyumumuzun duyurulmasına ve bilgi paylaşımına katkı sağlayan değerli basın mensuplarımıza, paydaşlarımıza ve sponsorlarımıza da teşekkür ediyorum” dedi. Bilgi yüklü sunumlar büyük ilgi gördü Açılış konuşmalarının ardından programın ikinci bölümünde paneller gerçekleştirildi. İlk panel Özel Medicabil Nilüfer Hastanesi Başhekimi ve Yalın Sağlık Enstitüsü Koordinatörü Prof. Dr. Aysun Yılmazlar’ın moderatörlüğünde Sigma Center Genel Müdürü Yılmaz Altaş, Orso Sherp Solutions Ülke Müdürü Erman Ersöz ve Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güray Çelik’in sunumları ile düzenlendi. Sigma Center Genel Müdürü Yılmaz Altaş, ‘Veriden Değere’ konulu sunumu ile dinleyicilere dijitalleşme ve veri üretimi, doğru veriyi toplamanın önemi, verinin pusulası, verilerin bilgiye dönüşümü ve raporlama, verilerin eyleme geçirilmesi konularını anlattı. Orso Sherp Solutions Ülke Müdürü Erman Ersöz ise ‘Yalın Kültür ve Sistem’ konulu sunumunda yalın sistemlerin yalnızca şirket kültürü güçlendirme değil yönetimin dikkatini doğru problem ve çözümlere yönlendirmek olduğunu söyledi. Prof. Dr. Güray Çelik de ‘Net Sıfıra Giden Yol: Yeşil Dönüşüm’ konulu sunumunda, insan ve sistem hatalarına bağlı olarak yaşanan iklim krizleri nedeniyle dünya genelinde yaşanan problemlere değinerek, yalın sistemlerin ülkemizde ve dünyada acilen hayata geçirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Prof. Dr. Nevzat Kahveci’nin moderatörlüğünde gerçekleşen ikinci panelde DEÜ İBF Ekonometri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İpek Deveci Karakoç, ‘Sağlıkta Veri Analizi ve Yapay Zeka’, Oberron Mühendislik ve Sürdürülebilirlik Danışmanlığı firması kurucu ortağı Mahmut Özdemir, ‘Sürdürülebilirlik Raporlamasının Yol Haritası’ ve Uludağ Enerji Grup Sürdürülebilirlik Direktörü Funda Özvatan, ‘Sürdürülebilir Değer İçin Dönüşümler’ konulu sunumlarında proje ve çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Kalder Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Ürkmez’in moderatörlüğünde gerçekleşen üçüncü panelde de BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, ‘Dijital Dönüşüm Tuzakları’ başlıklı sunumunda dönüşümün zorlukları bilinmeden ve insan merkeze alınmadan sağlıklı dijital dönüşümün gerçekleşemeyeceğine değindi. Yalın Kültür Danışmanı Gamze Ürkmez, “Yalın Yanılgılar ve Yeşim Grup Sürdürülebilirlik Direktörü Mutlu Toksöz’de ‘Yeşil Dönüşüm Darboğazları’ konulu sunumlarında dijital ve yeşil dönüşüm süreçlerinde atılması gereken adımları anlattı. Dr. Özlem Ecemiş’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen son panelde ise KAIZEN Enstitü Türkiye Genel Müdürü Dr. Muhsin Güneşlik, ‘Hastanelerde İsraftan Değere’, Uzm. Dr. Nur Pınar Çimen, ‘HIMMS 7 Yolculuğu’, Dr. Mehmet Akdemir, ‘Dijitalleşmede Yeni Çağ: Cyber’ ve Prof. Dr. Aysun Yılmazlar, ‘Ameliyathanelerde Sürdürülebilirlik’ konulu sunumlarında, sağlık sektöründe israfı önleyici çalışmalarını anlattı. Panellerin sonunda konuşmacılar, dinleyicilerin sorularını yanıtladı. Çeşitli yarışma ve aktivitelerle renklenen organizasyonda katılımcılar, hastane çalışanları tarafından hazırlanan tabloya parmak izlerini bırakarak, günün anısını ölümsüzleştirdi. Program sonunda Özel Medicabil Nilüfer Hastanesi Başhekimi ve Yalın Sağlık Enstitüsü Koordinatörü Prof. Dr. Aysun Yılmazlar tarafından KAIZEN Türkiye Genel Müdürü Dr. Muhsin Güneşlik’e Medicabil Yalın Sağlık Enstitüsü ve Kaizen Enstitü Türkiye işbirliğinin 10. yılı anısına hediye takdiminde bulunuldu.

BUSİAD'da Ekonomi Değerlendirmesi: Riskler ve fırsatlar bir arada Haber

BUSİAD'da Ekonomi Değerlendirmesi: Riskler ve fırsatlar bir arada

BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu, BUSİAD Ekonomi Platformu tarafından ilki gerçekleştirilen ve 4 ayda bir tekrarlanacak olan “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumun sonunda yaptığı değerlendirmede, “Yalnızca Türkiye değil, tüm dünya ekonomik, siyasi ve jeoekonomik açıdan oldukça kırılgan bir dönemden geçiyor. Belirsizliklerin arttığı bu süreçte, değişimi doğru okuyabilmek her zamankinden daha önemli hale geliyor” dedi. BUSİAD Başkanı Hatunoğlu şöyle devam etti: “İçinde bulunduğumuz dönem riskler kadar fırsatlar da barındırıyor. Bursa iş dünyası ve Türk sanayicisi ise tarih boyunca zorlu koşullarda ayakta kalmayı başarmış, dirençli ve esnek bir yapıya sahip olmuştur. Bugün de aynı dayanıklılığa sahibiz. Ancak bu süreçte iş dünyasının beklentileri de vardır. Özellikle finansa erişim, öngörülebilirlik ve rekabet gücünü destekleyecek regülasyonlar konusunda daha güçlü bir zemine ihtiyaç duyulduğunu düşünüyoruz. Bölgemizde belirsizlikler yaşanırken, Türkiye’nin doğru politikalar ve doğru dönüşüm adımlarıyla çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğine inanıyoruz.” Toplantının, BUSİAD Ekonomi Danışmanlarının iki değerli çalışmasının ışığında gerçekleştiğini de kaydeden Tuncer Hatunoğlu, “Bursa Uludağ Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Sayın Prof. Dr. Metin Özdemir tarafından uzun süredir hazırlanan BUSİAD İktisadi Yönelim Anketi’nde; üyelerimizin verdiği yanıtlar doğrultusunda talepte ılımlı bir yavaşlama eğilimi olduğu, maliyet baskılarının sürdüğü ve üretimde zayıflama işaretlerinin görüldüğü ortaya çıkıyor. Bu tablo, küresel ve jeoekonomik gelişmelerin reel sektör üzerindeki doğrudan etkisini açık biçimde gösteriyor. Yine Sayın Doç. Dr. Derya Hekim’in hazırladığı “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nda da; enerji maliyetleri, ihracat pazarlarındaki daralma, küresel belirsizlikler ve enflasyonla mücadele sürecinin ekonomimiz üzerindeki etkilerini detaylı şekilde dinledik. Ancak aynı zamanda Türk iş dünyasının esnekliği, üretim kültürü ve uyum kabiliyeti sayesinde yeni fırsat alanlarının da oluşabileceğini gördük” ifadelerini kullandı. Hatunoğlu, BUSİAD’ın yaklaşımının net olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Önümüzdeki dönemde jeopolitik ve ekonomik dalgalanmaların devam edeceği gerçeğini kabul ederek hareket etmek zorundayız. Özellikle enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olmamız nedeniyle maliyet baskılarını tamamen kontrol edebilmemiz kolay görünmüyor. Bu nedenle çözüm alanlarımızı; verimlilik, dijital dönüşüm, yeni pazarlar, katma değerli üretim ve rekabet gücünü artıracak yapısal dönüşümler olarak görüyoruz. İş dünyası olarak bizler; verimliliğimizi artırmaya, yeni pazarlara ulaşmaya, dönüşüm süreçlerine uyum sağlamaya çalışırken; karar vericilerden de özellikle finansmana erişim, yatırım ortamı ve rekabet gücünü destekleyecek düzenlemeler konusunda destek bekliyoruz. BUSİAD olarak ekonomiyi yalnızca takip eden değil; iş dünyasına yön gösteren, veri üreten, analiz yapan ve ortak akla katkı sağlayan bir yapı olmaya devam edeceğiz.” DEĞİŞEN DÜNYA... BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ekonomi Komitesi Sorumlusu Ali Kerem Alptemoçin ise toplantının açılışında yaptığı konuşmada, “Son beş yılda dünya ekonomisi yalnızca değişmedi; kuralları yeniden yazıldı. 2020 yılında başlayan pandemiyle birlikte, uzun yıllardır alışık olduğumuz küresel düzen yerini daha karmaşık, daha kırılgan ve aynı zamanda daha hızlı tepki veren bir yapıya bıraktı. Bu süreçte yaşanan gelişmeler yalnızca ekonomik dengeleri değil; toplumların davranış biçimlerini, devletlerin politika tercihlerini ve şirketlerin iş yapma modellerini de köklü şekilde dönüştürdü. Artık ekonomik sürdürülebilirlik, doğrudan bir ulusal güvenlik meselesi haline gelmektedir ” dedi. “Jeoekonomi artık dış politikanın tamamlayıcı bir unsuru değil; doğrudan belirleyici araçlarından biri haline gelmiştir” diyen Alptemoçin, “Şirketler, yalnızca kendi sektör dinamiklerine odaklanmaları yeterli olmamakta; küresel gelişmeleri, makroekonomik eğilimleri ve jeoekonomik riskleri bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmeleri gerekmektedir” ifadesini kullandı. Alptemoçin, şöyle devam etti: “Türkiye ise bu dönüşümün tam merkezinde yer almaktadır. Jeopolitik konumumuz, beraberinde hem önemli riskler hem de güçlü fırsatlar getirmektedir. Kısa vadede enerji fiyatları, enflasyon ve maliyet baskıları gibi zorluklar öne çıkarken; uzun vadede Türkiye’nin enerji ve lojistikte alternatif bir merkez olma potansiyeli giderek güçlenmektedir. ÇEVİK İŞ DÜNYASI... Tüm risklere rağmen gerektiğinde hızlı büyüyebilen, gerektiğinde de hızlı küçülebilen, çevik, değişen koşullara hızla uyum sağlayabilen bir iş dünyamız var. Farkında olmasak da, 2020’den bu yana yaşanan zorlukların, bizi daha güçlü, daha esnek ve daha rekabetçi bir yapıya hazırladığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Önümüzdeki dönemde küresel koşulların normalleşmesiyle birlikte, firmalarımızın bu birikimle çok daha güçlü bir performans sergileyeceğini düşünüyoruz.” BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alptemoçin, BUSİAD’ın bu dönüşüm sürecini daha yakından takip etmek, güvenilir veri ve analizlerle iş dünyasına yön göstermek amacıyla çalışmalar sürdürdüğünü de kaydetti. Alptemoçin bu çalışmaları da şöyle dile getirdi: “Bu çerçevede Ekonomi Komitemiz bünyesinde; Daha ziyade ülkemizin makro ekonomik gelişmelerine odaklandığımız Ekonomi Platformu, Küresel ve bölgesel jeopolitik gelişmelere, risklere ve fırsatlara odaklanacağımız Jeoekonomi Platformu, firmalarımızın karlılıklarını koruyabilmeleri ve yurtdışında gelişim gösterebilmeleri için vaka analizlerinin ele alınacağı Verimlilik ve Rekabetçilik Platformu Ve son olarak belirlenecek ülke veya bölgelere yönelik pazar geliştirmek isteyen firmalarımıza fikir vermek adına çalışacak Küresel İlişkiler Platformları olarak yapılandık. Bugün de, bu çalışmaların ilk çıktısı olarak“1. Çeyrek Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nu sizlerle paylaşacağız. Değerli üyelerimiz ve basınla paylaşılacak bu rapor yılda 3 kere, Mayıs, Eylül ve Aralık aylarında, İktisadi Yönelim Anketimizle beraber görüşlerinize sunulacaktır. Bu raporun, mevcut tabloyu birlikte değerlendirmek ve önümüzdeki döneme daha hazırlıklı bakabilmek adına ortak bir perspektif oluşturmasına katkı sağlamasını umuyoruz. Çünkü inanıyoruz ki; doğru okunan bir dünya, doğru konumlanmış bir Türkiye güçlü bir iş dünyası demektir.” ÜÇ BÜYÜK ŞOK... BUSİAD Ekonomi Danışmanlarından Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim de, “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumuyla dünya ve Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu özetledi. Doç. Dr. Hekim, 2026 yılının ilk çeyreğinin, küresel ekonomik düzeni eş zamanlı ve birbirini besleyen üç büyük şokun yeniden şekillendirdiği bir dönem olduğunu ifade ederken bunları; Orta Doğu'da patlak veren savaş ve Hürmüz Boğazı krizi, ABD'nin tarife politikasındaki köklü dönüşüm ve Avrupa'nın ticaret ile sanayi politikasında korumacı bir eksenle yeniden konumlanması olarak tanımladı. Doç. Dr. Hekim, “Bu üç gelişme birlikte, Türkiye ekonomisi için hem tarihsel ölçekte risk hem de stratejik fırsat barındıran olağan dışı bir konjonktür ortaya çıkarmıştır” diye konuştu. Petrol ve ham madde girdilerindeki artışın küresel ekonomide yavaşlamaya neden olabileceğini de kaydeden Doç. Dr. Hekim, “Türkiye'nin enerji ithalatına yüksek bağımlılığı, Hürmüz krizinin ekonomik maliyetini emsallerine kıyasla daha belirgin kılmaktadır. Enerji faturasındaki artışın cari açığı IMF'nin Ekim 2025 tahmininin iki katından fazla bir düzeye, GSYİH'nin yüzde 2.8'ine taşıması beklenmektedir. Bu baskı, hem döviz kurunu hem de enflasyon patikasını doğrudan zorlamaktadır” dedi. SEKTÖRLER... Merkez Bankası’nın savaşın yarattığı belirsizlik ortamında faiz indirimini gerçekleştirme kapasitesinin sınırlı olduğunu da kaydeden Doç. Dr. Hekim, sektörel bazlı değerlendirmesinde ise şunları kaydetti: “Otomotiv sektörü, AB tedarik zinciriyle entegrasyonunu ve ticari araç üretimindeki liderlik pozisyonunu 41.5 milyar dolarlık rekor ihracat performansıyla pekiştirmiştir. Tarım sektörü ise değer açısından rekor ihracat gerçekleştirirken, don ve kuraklık nedeniyle üretim tarafında son yılların en ağır darlığını yaşamıştır. Sektörün önümüzdeki çeyreklerdeki en kritik sınavı, küresel gübre kıtlığının 2026 yılı ekim sezonu ve verim düzeyleri üzerindeki yansımalarını yönetme kapasitesi olacaktır. Tekstil ve hazır giyim sektöründe ise yapısal kriz derinleşmektedir; iki yılda yüzde 230'u aşan konkordato artışı ve 380 bini aşkın istihdam kaybı, sektörün salt konjonktürel değil yapısal bir dönüşüm kıskacında olduğuna işaret etmektedir.” FIRSATLAR... 2026'nın ilk çeyreğinin, Türkiye ekonomisi açısından risklerin yönetilemez değil, ancak yönetilmesi güç bir boyuta ulaştığı bir eşik olarak tanımlayan Doç. Dr. Hekim, Türkiye için fırsat penceresini de şöyle dile getirdi: “Irak-Türkiye Boru Hattı üzerinden Ceyhan'a yönelik artan transit akışlar, Hürmüz krizinin ekonomik yükünü kısmen dengeleyici bir işlev görmektedir. Boru hatlarının Avrupa enerji çeşitlendirmesindeki artan stratejik önemi, diplomatik denge kapasitesi ve IAA kapsamında "güvenilir ortak" statüsünün yarattığı potansiyel; bu dönemde Türkiye'nin elinde bulundurduğu yapısal avantajlardır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.