Hava Durumu

#Verimlilik

- Verimlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Verimlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BUSİAD'da Ekonomi Değerlendirmesi: Riskler ve fırsatlar bir arada Haber

BUSİAD'da Ekonomi Değerlendirmesi: Riskler ve fırsatlar bir arada

BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu, BUSİAD Ekonomi Platformu tarafından ilki gerçekleştirilen ve 4 ayda bir tekrarlanacak olan “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumun sonunda yaptığı değerlendirmede, “Yalnızca Türkiye değil, tüm dünya ekonomik, siyasi ve jeoekonomik açıdan oldukça kırılgan bir dönemden geçiyor. Belirsizliklerin arttığı bu süreçte, değişimi doğru okuyabilmek her zamankinden daha önemli hale geliyor” dedi. BUSİAD Başkanı Hatunoğlu şöyle devam etti: “İçinde bulunduğumuz dönem riskler kadar fırsatlar da barındırıyor. Bursa iş dünyası ve Türk sanayicisi ise tarih boyunca zorlu koşullarda ayakta kalmayı başarmış, dirençli ve esnek bir yapıya sahip olmuştur. Bugün de aynı dayanıklılığa sahibiz. Ancak bu süreçte iş dünyasının beklentileri de vardır. Özellikle finansa erişim, öngörülebilirlik ve rekabet gücünü destekleyecek regülasyonlar konusunda daha güçlü bir zemine ihtiyaç duyulduğunu düşünüyoruz. Bölgemizde belirsizlikler yaşanırken, Türkiye’nin doğru politikalar ve doğru dönüşüm adımlarıyla çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğine inanıyoruz.” Toplantının, BUSİAD Ekonomi Danışmanlarının iki değerli çalışmasının ışığında gerçekleştiğini de kaydeden Tuncer Hatunoğlu, “Bursa Uludağ Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Sayın Prof. Dr. Metin Özdemir tarafından uzun süredir hazırlanan BUSİAD İktisadi Yönelim Anketi’nde; üyelerimizin verdiği yanıtlar doğrultusunda talepte ılımlı bir yavaşlama eğilimi olduğu, maliyet baskılarının sürdüğü ve üretimde zayıflama işaretlerinin görüldüğü ortaya çıkıyor. Bu tablo, küresel ve jeoekonomik gelişmelerin reel sektör üzerindeki doğrudan etkisini açık biçimde gösteriyor. Yine Sayın Doç. Dr. Derya Hekim’in hazırladığı “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nda da; enerji maliyetleri, ihracat pazarlarındaki daralma, küresel belirsizlikler ve enflasyonla mücadele sürecinin ekonomimiz üzerindeki etkilerini detaylı şekilde dinledik. Ancak aynı zamanda Türk iş dünyasının esnekliği, üretim kültürü ve uyum kabiliyeti sayesinde yeni fırsat alanlarının da oluşabileceğini gördük” ifadelerini kullandı. Hatunoğlu, BUSİAD’ın yaklaşımının net olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Önümüzdeki dönemde jeopolitik ve ekonomik dalgalanmaların devam edeceği gerçeğini kabul ederek hareket etmek zorundayız. Özellikle enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olmamız nedeniyle maliyet baskılarını tamamen kontrol edebilmemiz kolay görünmüyor. Bu nedenle çözüm alanlarımızı; verimlilik, dijital dönüşüm, yeni pazarlar, katma değerli üretim ve rekabet gücünü artıracak yapısal dönüşümler olarak görüyoruz. İş dünyası olarak bizler; verimliliğimizi artırmaya, yeni pazarlara ulaşmaya, dönüşüm süreçlerine uyum sağlamaya çalışırken; karar vericilerden de özellikle finansmana erişim, yatırım ortamı ve rekabet gücünü destekleyecek düzenlemeler konusunda destek bekliyoruz. BUSİAD olarak ekonomiyi yalnızca takip eden değil; iş dünyasına yön gösteren, veri üreten, analiz yapan ve ortak akla katkı sağlayan bir yapı olmaya devam edeceğiz.” DEĞİŞEN DÜNYA... BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ekonomi Komitesi Sorumlusu Ali Kerem Alptemoçin ise toplantının açılışında yaptığı konuşmada, “Son beş yılda dünya ekonomisi yalnızca değişmedi; kuralları yeniden yazıldı. 2020 yılında başlayan pandemiyle birlikte, uzun yıllardır alışık olduğumuz küresel düzen yerini daha karmaşık, daha kırılgan ve aynı zamanda daha hızlı tepki veren bir yapıya bıraktı. Bu süreçte yaşanan gelişmeler yalnızca ekonomik dengeleri değil; toplumların davranış biçimlerini, devletlerin politika tercihlerini ve şirketlerin iş yapma modellerini de köklü şekilde dönüştürdü. Artık ekonomik sürdürülebilirlik, doğrudan bir ulusal güvenlik meselesi haline gelmektedir ” dedi. “Jeoekonomi artık dış politikanın tamamlayıcı bir unsuru değil; doğrudan belirleyici araçlarından biri haline gelmiştir” diyen Alptemoçin, “Şirketler, yalnızca kendi sektör dinamiklerine odaklanmaları yeterli olmamakta; küresel gelişmeleri, makroekonomik eğilimleri ve jeoekonomik riskleri bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmeleri gerekmektedir” ifadesini kullandı. Alptemoçin, şöyle devam etti: “Türkiye ise bu dönüşümün tam merkezinde yer almaktadır. Jeopolitik konumumuz, beraberinde hem önemli riskler hem de güçlü fırsatlar getirmektedir. Kısa vadede enerji fiyatları, enflasyon ve maliyet baskıları gibi zorluklar öne çıkarken; uzun vadede Türkiye’nin enerji ve lojistikte alternatif bir merkez olma potansiyeli giderek güçlenmektedir. ÇEVİK İŞ DÜNYASI... Tüm risklere rağmen gerektiğinde hızlı büyüyebilen, gerektiğinde de hızlı küçülebilen, çevik, değişen koşullara hızla uyum sağlayabilen bir iş dünyamız var. Farkında olmasak da, 2020’den bu yana yaşanan zorlukların, bizi daha güçlü, daha esnek ve daha rekabetçi bir yapıya hazırladığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Önümüzdeki dönemde küresel koşulların normalleşmesiyle birlikte, firmalarımızın bu birikimle çok daha güçlü bir performans sergileyeceğini düşünüyoruz.” BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alptemoçin, BUSİAD’ın bu dönüşüm sürecini daha yakından takip etmek, güvenilir veri ve analizlerle iş dünyasına yön göstermek amacıyla çalışmalar sürdürdüğünü de kaydetti. Alptemoçin bu çalışmaları da şöyle dile getirdi: “Bu çerçevede Ekonomi Komitemiz bünyesinde; Daha ziyade ülkemizin makro ekonomik gelişmelerine odaklandığımız Ekonomi Platformu, Küresel ve bölgesel jeopolitik gelişmelere, risklere ve fırsatlara odaklanacağımız Jeoekonomi Platformu, firmalarımızın karlılıklarını koruyabilmeleri ve yurtdışında gelişim gösterebilmeleri için vaka analizlerinin ele alınacağı Verimlilik ve Rekabetçilik Platformu Ve son olarak belirlenecek ülke veya bölgelere yönelik pazar geliştirmek isteyen firmalarımıza fikir vermek adına çalışacak Küresel İlişkiler Platformları olarak yapılandık. Bugün de, bu çalışmaların ilk çıktısı olarak“1. Çeyrek Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nu sizlerle paylaşacağız. Değerli üyelerimiz ve basınla paylaşılacak bu rapor yılda 3 kere, Mayıs, Eylül ve Aralık aylarında, İktisadi Yönelim Anketimizle beraber görüşlerinize sunulacaktır. Bu raporun, mevcut tabloyu birlikte değerlendirmek ve önümüzdeki döneme daha hazırlıklı bakabilmek adına ortak bir perspektif oluşturmasına katkı sağlamasını umuyoruz. Çünkü inanıyoruz ki; doğru okunan bir dünya, doğru konumlanmış bir Türkiye güçlü bir iş dünyası demektir.” ÜÇ BÜYÜK ŞOK... BUSİAD Ekonomi Danışmanlarından Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim de, “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumuyla dünya ve Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu özetledi. Doç. Dr. Hekim, 2026 yılının ilk çeyreğinin, küresel ekonomik düzeni eş zamanlı ve birbirini besleyen üç büyük şokun yeniden şekillendirdiği bir dönem olduğunu ifade ederken bunları; Orta Doğu'da patlak veren savaş ve Hürmüz Boğazı krizi, ABD'nin tarife politikasındaki köklü dönüşüm ve Avrupa'nın ticaret ile sanayi politikasında korumacı bir eksenle yeniden konumlanması olarak tanımladı. Doç. Dr. Hekim, “Bu üç gelişme birlikte, Türkiye ekonomisi için hem tarihsel ölçekte risk hem de stratejik fırsat barındıran olağan dışı bir konjonktür ortaya çıkarmıştır” diye konuştu. Petrol ve ham madde girdilerindeki artışın küresel ekonomide yavaşlamaya neden olabileceğini de kaydeden Doç. Dr. Hekim, “Türkiye'nin enerji ithalatına yüksek bağımlılığı, Hürmüz krizinin ekonomik maliyetini emsallerine kıyasla daha belirgin kılmaktadır. Enerji faturasındaki artışın cari açığı IMF'nin Ekim 2025 tahmininin iki katından fazla bir düzeye, GSYİH'nin yüzde 2.8'ine taşıması beklenmektedir. Bu baskı, hem döviz kurunu hem de enflasyon patikasını doğrudan zorlamaktadır” dedi. SEKTÖRLER... Merkez Bankası’nın savaşın yarattığı belirsizlik ortamında faiz indirimini gerçekleştirme kapasitesinin sınırlı olduğunu da kaydeden Doç. Dr. Hekim, sektörel bazlı değerlendirmesinde ise şunları kaydetti: “Otomotiv sektörü, AB tedarik zinciriyle entegrasyonunu ve ticari araç üretimindeki liderlik pozisyonunu 41.5 milyar dolarlık rekor ihracat performansıyla pekiştirmiştir. Tarım sektörü ise değer açısından rekor ihracat gerçekleştirirken, don ve kuraklık nedeniyle üretim tarafında son yılların en ağır darlığını yaşamıştır. Sektörün önümüzdeki çeyreklerdeki en kritik sınavı, küresel gübre kıtlığının 2026 yılı ekim sezonu ve verim düzeyleri üzerindeki yansımalarını yönetme kapasitesi olacaktır. Tekstil ve hazır giyim sektöründe ise yapısal kriz derinleşmektedir; iki yılda yüzde 230'u aşan konkordato artışı ve 380 bini aşkın istihdam kaybı, sektörün salt konjonktürel değil yapısal bir dönüşüm kıskacında olduğuna işaret etmektedir.” FIRSATLAR... 2026'nın ilk çeyreğinin, Türkiye ekonomisi açısından risklerin yönetilemez değil, ancak yönetilmesi güç bir boyuta ulaştığı bir eşik olarak tanımlayan Doç. Dr. Hekim, Türkiye için fırsat penceresini de şöyle dile getirdi: “Irak-Türkiye Boru Hattı üzerinden Ceyhan'a yönelik artan transit akışlar, Hürmüz krizinin ekonomik yükünü kısmen dengeleyici bir işlev görmektedir. Boru hatlarının Avrupa enerji çeşitlendirmesindeki artan stratejik önemi, diplomatik denge kapasitesi ve IAA kapsamında "güvenilir ortak" statüsünün yarattığı potansiyel; bu dönemde Türkiye'nin elinde bulundurduğu yapısal avantajlardır.”

Yapay zeka, işlerimize yardımcı olurken bizi daha çok mu yoruyor? Haber

Yapay zeka, işlerimize yardımcı olurken bizi daha çok mu yoruyor?

Harvard Business Review’da yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, yapay zeka araçları üretkenliği artırabiliyor lakin aşırı kullanım zihinsel yorgunluğa yol açarak odaklanmayı ve karar vermeyi zorlaştırabiliyor. Boston Consulting Group tarafından yürütülen çalışma, bu zihinsel bulanıklığa “AI brain fry” (“yapay zeka beyin yorgunluğu“ denilebilir sanırım. “Beynin kızarması” literal olarak ama) adını verdi. Yapay zekanın beyinde yarattığı “sis” Ankete katılanlar, bir, iki veya hatta üç yapay zeka aracını aynı anda kullandıklarında kendilerini daha üretken hissettiklerini söylemişler. Ancak dördüncü bir araç devreye girdiğinde bu eğilim tersine dönmüş; bunun nedeni kısmen, yapay zeka ajanlarının bulaşıkları yıkayan çocuklar gibi olmaları. Evet, yardımcı oluyorlar, ancak yine de bir şeyleri kırmadıklarından emin olmanız gerekiyor ve tüm bu gözetim yorucu olabiliyor. Bu sadece beyin yorgunluğu değil Verimliliği izleyen yazılımlar üreten ActivTrak, yapay zekanın iş yerinde bazı istenmeyen sonuçlara yol açtığını da tespit etmiş. Wall Street Journal’a göre, çalışanlar yapay zeka araçlarını kullanmaya başladıklarında e-posta ve mesajlaşmaya iki kat daha fazla zaman harcadılar ancak karmaşık sorunları çözmek gibi odak gerektiren işlere %9 daha az zaman ayırdılar. ActivTrak’ın müşteri ilişkileri direktörü Gabriela Mauch, yapay zekanın çalışanlara zaman kazandırdığını, ancak bu boşluğu daha fazla işle doldurduklarını söylüyor, ki bir çoka raştırma ve kişisel deneyimlerim ve gözlemlerin bunu destekliyor. Bu, kısa vadede verimlilik artışına yol açarken, aynı zamanda tükenmişlik ve zihinsel aşırı yüklenmeyi de hızlandırıyor. Nelere dikkat etmeli Yapay zeka araçlarının iş akışımızdaki yeri bir sayolardan, oranlardan oluşan bir yarış olmamamalı. Yapay zeka araçları bu teknolojilerden önce hayatımıza entegre ettiğimiz diğer araçlar gibi dengeli bir şekilde hayatımıza girmeli. İlgili kaynakta belirttiğim ActivTrak’in işaret ettiği üzere, en yüksek verimlilik bu dil modelleri ile geçirilen sürenin toplam çalışma saatinin %7 ila %10’u arasında kaldığında yakalanıyor. Yapay zekanın sizi “sürekli meşgul” kılan bir operasyonel yük haline gelmesine izin vermeyin. Her yeni yapay zeka aracı, beraberinde yeni bir teyitleme, denetim ve hata payı yönetimi yükü getirir. Verimlilik artışı yerine bilişsel yorgunluk üreten araçları eleme hakkınızı kullanın. Unutmayın, algoritmalar yorulmaz ama nöronlar yorulur. Dijital sağlığınızı korumak için yapay zeka kullanımında “nicelik” yerine “nitelik” odaklı bir filtreleme süreci başlatmalısınız.

Büyükşehir’den dijital dönüşüm hamlesi Haber

Büyükşehir’den dijital dönüşüm hamlesi

Teknolojik bağımsızlık hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, yerli yazılım ‘WebCBS’yi devreye alarak belediyecilik hizmetlerinde dijital dönüşüm hamlesini hayata geçirdi. Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı Coğrafi Bilgi Sistemleri Şube Müdürlüğü tarafından geliştirilen WebCBS, herhangi bir dış yazılıma veya lisans ücretine ihtiyaç duymadan çalışabiliyor. Kenti de geleceğe taşıyacak olan yeni sistemle, hem belediye bütçesine katkı sağlanıyor hem de teknolojik bağımsızlığın kapıları aralanıyor. Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda düzenlenen tanıtım toplantısında, yeni sistem belediye personeline anlatıldı. Coğrafi Bilgi Sistemleri Şube Müdürü Alper Yazıcı, platformun teknik altyapısı, sunduğu analiz ve raporlama kabiliyetleri ile verilerin güvenli bir şekilde nasıl analiz edileceğini aktardı. WEBCBS SİSTEMİ NEDİR? WebCBS, belediye personelinin internet tarayıcıları üzerinden şehre dair en güncel verilere saniyeler içinde ulaşmasını sağlıyor. Sistem, su yönetiminden imar planlarına, enerji hatlarından mülkiyet bilgilerine kadar devasa bir veri havuzunu tek bir merkezde birleştiriyor. Bu sayede birimler arası koordinasyon kopukluğu tarihe karışırken, iş süreçlerinde maksimum verimlilik hedefleniyor. VERİ ODAKLI YÖNETİM ANLAYIŞINI PEKİŞTİRİYOR Kullanıcı dostu ara yüzüyle dikkat çeken platformda, personel kendilerine özel tanımlanan şifrelerle sisteme giriş yapabiliyor. Kurumsal verilerin güvenli bir şekilde analiz edilmesine ve sorgulanmasına imkan tanıyan WebCBS, Bursa’nın şeffaf ve veri odaklı yönetim anlayışını pekiştiriyor. Modern ve dijital altyapı sayesinde, Bursa’nın geleceği artık daha öngörülebilir ve yönetilebilir hale geliyor.

Bursa'ya 4 yeni baraj geliyor Haber

Bursa'ya 4 yeni baraj geliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, toplulaştırma çalışmalarıyla tarım arazilerinden en yüksek faydayı sağlamak, musluklara sağlıklı ve içilebilir su ulaştırmak ve yerleşim yerleri ile tarım arazilerini taşkın risklerine karşı korumak için tüm gücüyle çalışırken, sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla da suyun her damlasına sahip çıkıyor. Son yıllarda etkileri güçlü şekilde hissedilen küresel ısınma ve iklim değişikliği suyun ve su yapılarının önemini her geçen gün daha da artığının altını çizen DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’İklim değişikliğinin etkisiyle suyun zamansal ve mekânsal dağılımında yaşanan belirsizlikler ve aşırılıklar suya bağlı afetlerin hem sayısında hem etkinlik alanında hem de şiddetinde artışlara sebep olmaktadır. Bu çerçevede başta depolama tesislerimiz olmak üzere inşa ederek ekonomik ve sosyal yaşama kazandırdığımız tüm su yapıları kritik bir öneme sahiptir. Özellikle kurak periyotlarda vatandaşlarımızın ve tüm sektörlerin en büyük güvencesi olan depolama tesislerimiz büyük önem taşımaktadır. Havza özelliklerine göre planladığımız su depolama tesisleri, tüm sistemin sigortası olarak su çevriminin en önemli halkasını teşkil etmekte hem kuraklık hem de taşkın gibi ekstrem hidrolojik olaylar karşısında toplumsal ve ekonomik direnci artıran hayati altyapı tesisleri olarak öne çıkmaktadır. ‘’dedi. Suyu depolamak kadar önemli olan bir diğer husus, suyu asgari kayıpla son kullanıcısına iletmek olduğunu ifade eden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’Bu çerçevede, suyun ülkemizde ve dünyada en çok tüketildiği sektör olan tarım sektöründe hayata geçirdiğimiz modern uygulamalarla bu alanda önemli ilerleme kaydedilmiştir. Özellikle basınçlı borulu sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, yapay zeka destekli sulama otomasyonu uygulamaları ve elektronik ölçüm sistemi (sayaç) takılan sulama tesisi sayısının artırılmasıyla suyun verimli kullanımı adına çok önemli adımlar atıldığını belirtti. DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA,’ Günümüzde suyla alakalı meselelerde madalyonun bir yüzünde kuraklık varken diğer yüzünde taşkınların yer aldığını belirterek. Suyun verimli kullanımı ne kadar önemli ise taşan suların kontrolü de o denli önemlidir. Bu çerçevede sayılarını hızla artırdığımız yenilikçi taşkın kontrol tesislerimiz ve taşkın erken uyarı sistemlerimizle taşkın zararlarının asgariye düşürülmesi hususunda önemli başarılar elde ediyor, rekor denilebilecek nitelikteki yağışlarda can ve mal kayıplarının önüne geçiyoruz. ‘’dedi. DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, Bursa’ya kazandırılan dev eserlerin altını çizerek şunları kaydetti: “Su medeniyettir düsturuyla, kadim su kültürümüzü teknolojiyle harmanladık. Son 23 yılda Bursa’da hayata geçirdiğimiz 54 sulama tesisi sayesinde 493 bin 510 dekar araziyi suyla buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. Toprağa düşen her damla su, Bursalı çiftçimizin emeğini berekete, memleketimizin ekonomisini ise güce dönüştürdü.” "Bursa’nın Su Hazinesini Baraj ve Göletlerimizle Geleceğe Taşıyoruz" DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, Bursa’nın tarımsal ve coğrafi gücüne vurgu yaparak şunları söyledi: “Bursa’nın iklimi üretim, toprağı bereket demek. Biz de bu potansiyeli en üst seviyeye çıkarmak için son 23 yılda 75 milyar 998 milyon TL’lik bir yatırım rekoruna imza attık. Şehrimize kazandırdığımız 25 baraj, 17 gölet ve 8 yer altı depolama tesisiyle tam 538 milyon m³ su depolama hacmine ulaştık. Modern su yapılarımızla Bursa’nın suyunu koruyor, toprağımızın gücüne güç katıyoruz.” "Bursa’da Yatırım Hamlesi Sürüyor: 4 Yeni Baraj ile Bereket Katlanacak!" DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, devam eden projeler hakkında müjdeler vererek şunları söyledi: “Bursa’nın su potansiyelini en üst seviyeye çıkarmak için durmaksızın çalışıyoruz. Şu an inşaatı devam eden 4 büyük barajımız, Bursa’nın geleceğine can suyu olacak. Bu dev eserler tamamlandığında, 145 bin 275 dekar araziyi daha modern sulamayla buluşturacak ve şehrimize yıllık 34,38 milyon m³ içme suyu takviyesi sağlayacağız. Bizim için her damla su kutsaldır; o damlanın israf olmadan çiftçimize ulaşması en büyük önceliğimizdir.” “Bursa’ya Dev Koruma Kalkanı: Taşkın Riskine Karşı 27 Kalıcı Eser” Değişen küresel iklim koşullarının getirdiği riskleri, modern mühendislik projelerimizle yönetiyoruz. Bursa’da son 23 yılda tamamladığımız 27 taşkın koruma tesisi; şehir merkezimizden en uzak yerleşim yerlerimize kadar geniş bir alanda koruma kalkanı oluşturdu. 19 bin dekar verimli toprağımızı ve yerleşim yerlerimizi güvence altına alırken, yapımı devam eden 20 yeni projemizle riskleri minimize etmeyi sürdürüyoruz. Bursa’nın huzuru için projeler üretiyor, suyun gücünü kontrol altında tutuyoruz. Bursa’da Topraklar Birleşiyor, Tarımda Verimlilik Artıyor Bursa’da yürütülen arazi toplulaştırma çalışmalarının bölge tarımı için bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, tescil işlemlerinde gelinen son noktayı paylaştı. Bursa genelinde tamamlanan 5 büyük projede 439 bin 560 dekar alanın tescilinin tamamlandığını belirterek, inşaat aşamasındaki işlerden gelen 38 bin 200 dekarlık kısmi tescille birlikte, toplamda 477 bin 760 dekar arazinin toplulaştırıldığını açıkladı. Sahadan gelen geri dönüşlerin projenin başarısını tescillediğini ifade eden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, şunları kaydetti: “Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerimizin çiftçimiz nezdindeki karşılığını yakından takip ediyoruz. Projenin ilk aşamalarında belirli bir çekince ve ön yargıyla yaklaşan üreticilerimiz, uygulamalar neticelendikçe toplulaştırmanın sağladığı kolaylıkları ve ekonomik faydayı bizzat tecrübe ettiler. Bugün o ön yargıların yerini büyük bir memnuniyet ve teşekkür almış durumda. Çiftçimizin işini kolaylaştıran, yakıt ve zaman tasarrufu sağlayan bu projelerimize, sahadan aldığımız bu güvenle ara vermeden devam ediyoruz.” "Yeşil Bursa’da Temiz Enerji Hamlesi: 12 Dev HES Tesisi Devrede" Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına dikkat çeken Genel Müdür Mehmet Akif Balta, Bursa’daki enerji yatırımları hakkında şunları söyledi: “Suyumuzu sadece tarımda değil, enerjide de en verimli şekilde değerlendiriyoruz. İşletmeye aldığımız 12 HES tesisi ile yıllık 660 milyon kWh temiz enerji üreterek Bursa’nın ve Türkiye’nin kalkınmasına destek oluyoruz. Suyumuzdan aldığımız bu temiz gücü enerjiye dönüştürerek, geleceğe daha aydınlık bir Bursa bırakmak için çalışıyoruz.” Genel Müdür Mehmet Akif BALTA; “Biz DSİ olarak suyla alakalı tüm alanlarda su vatandır anlayışıyla çalışmalarımıza devam ediyor, suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında hiçbir fark görmüyoruz. Kullandığımız her damla suyu son damlasıymış gibi kullanmamız’ tavsiyesiyle sözlerimi noktalıyorum.” dedi.

BUSİAD'da 'Enerji Maliyet Yönetimi' paneli Haber

BUSİAD'da 'Enerji Maliyet Yönetimi' paneli

Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) Enerji Uzmanlık Grubu tarafından BUSİAD Evi’nde gerçekleştirilen panel, Enerji Komitesi Lideri Tolga Aktoprak’ın moderatörlüğünde yapıldı. Panelde konuşan ESCON Enerji A.Ş. Genel Müdürü Onur Ünlü, enerji maliyet yönetiminde öncelik sıralamasının doğru yapılmadığını söyledi. Ünlü, “Pompalar verimsiz çalışırken çatıya güneş enerjisi yaptık. Önce sorgulama ve verimlilik gerekir” dedi. Enerji verimliliğinin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirten Ünlü, Avrupa pazarına giren ürünlerin enerji kaynağı ve karbon ayak iziyle birlikte değerlendirildiğini vurguladı. Ünlü, emisyon azaltımının yaklaşık yüzde 40’ının enerji verimliliğinden sağlandığını söyledi. “BİR NEVİ ENERJİ BANKASIYIZ” Zenergy Enerji A.Ş. Genel Müdürü Cengiz Kılıç ise enerji piyasasında esnekliğin önümüzdeki beş yılın en önemli başlığı olacağını söyledi. Enerjinin bir emtia olduğunu belirten Kılıç, “Bankanın mevduat toplayıp kredi vermesinden farkımız yok. Üreticiden alıp tüketiciye veriyoruz. Bir nevi enerji bankasıyız” ifadelerini kullandı. Fiyatlama mekanizmalarının 2022’den itibaren daha fazla önem kazandığını belirten Kılıç, finansman ve fonlama senaryolarının enerji ticaretinde belirleyici olduğunu dile getirdi. “KARBON TEK SORUN DEĞİL” Panelin bir diğer konuşmacısı Türkiye Kalkınma Bankası Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik ve Etki Lideri Seçil Yıldız oldu.Yıldız, enerji verimliliği ve öz tüketime yönelik projelere finansman sağladıklarını belirterek karbon azaltımına yönelik kaynakların da bulunduğunu ifade etti. Türkiye’nin 2040 yılına doğru su stresi en yüksek ülkeler arasında yer alabileceğine dikkat çeken Yıldız, fizibilite raporlarında artık su riski gibi lokasyon bazlı faktörlerin de değerlendirildiğini söyledi. Panel sonunda konuşmacılara, Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nin “Kır Çiçekleri Okusun Diye” sosyal sorumluluk projesi adına yapılan bağış sertifikası, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu tarafından takdim edildi.

BOSAB’da ekonominin güncel dinamikleri ele alındı Haber

BOSAB’da ekonominin güncel dinamikleri ele alındı

BOSAB Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programda, BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. DERYA HEKİM, makroekonomik görünümden yatırım piyasalarına kadar geniş bir çerçevede güncel verileri paylaştı. “SANAYİDE REKABET BİLGİ VE TECRÜBENİN BİRLEŞMESİYLE MÜMKÜN" Toplantının açılışında konuşan BOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Akyıldız, sanayicilerin karar süreçlerinde bilgi ve tecrübenin birleşmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı. Sürdürülebilir üretimin güçlü bir insan kaynağı ve akademiyle kurulan temaslarla gelişeceğini belirten Akyıldız, “Sanayi bölgeleri açısından rekabet gücü bugün verimlilik, dayanıklılık ve sürdürülebilirlik başlıklarında şekilleniyor. BOSAB olarak Yeşil OSB sürecimizi tamamlamak ve kaynak verimliliğini artırmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Bu buluşmalarla işletmelerimizin riskleri daha iyi yönetmesine ve fırsatları doğru okumasına destek olmayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı. "SIKI PARA POLİTİKASI KARARLILIKLA SÜRECEK" Türkiye ekonomisinin 2025 yılının üçüncü çeyreğinde yıllık yüzde 3,7 oranında büyüme kaydettiğini ancak sanayideki ayrışmanın sürdüğünü belirten Doç. Dr. Derya Hekim, küresel ve yerel piyasalara dair beklentilerini paylaştı. Küresel ölçekte artan jeopolitik risklerin belirsizliği tetiklediğine dikkat çeken Hekim, “2026 yılında da para politikasındaki sıkı duruşun kararlılıkla devam edeceğini öngörüyorum. Enflasyonun yıl sonunda yüzde 24-25 civarında seyretmesi muhtemeldir. Maliye politikası tarafında yeni bir vergi yükü beklemiyoruz; ancak vergi tahsilatları ile denetimlerin artacağı ve kredi kısıtlarının en azından yılın ilk yarısında etkisini sürdüreceği bir döneme giriyoruz” diye konuştu. Toplantı, sanayicilerin sorularının yanıtlanması ve ekonomik stratejiler üzerine yapılan karşılıklı değerlendirmelerin ardından sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.