Hava Durumu

#Üsküdar Üniversitesi

- Üsküdar Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üsküdar Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Üniversite için resmi tercih süreci başladı Haber

Üniversite için resmi tercih süreci başladı

Tercih sürecinde doğru stratejinin en az sınav başarısı kadar önemli olduğuna dikkat çeken Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, “YKS tercihlerinde doğru bir liste oluşturmak, sadece yüksek puan alan yerleri dizmekten çok daha fazlasıdır. Doğru bir stratejiyle başarı sıranızı en verimli şekilde kullanabilirsiniz. Puana değil, başarı sırasına bakmalısınız.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, adaylara "nokta atışı tercih" için tüyolar verdi. YKS tercihlerinin 29 Temmuz-10 Ağustos 2026 tarihleri arasında ÖSYM'nin Aday İşlemleri Sistemi (AİS) üzerinden elektronik ortamda gerçekleştirildiğini hatırlatan Özgür Akoğlan, “Adaylar tercihlerini ais.osym.gov.tr web sitesine T.C. Kimlik Numaraları ve şifreleriyle girerek veya cep telefonlarına indirebilecekleri ÖSYM AİS mobil uygulaması üzerinden yapabilirler. Ayrıca e-Devlet kapısı üzerinden de AİS sistemine doğrudan giriş yapılabilmektedir. Okullardan veya dilekçeyle fiziki olarak tercih teslimi yapılmaz; işlemler tamamen dijital ortamda tamamlanıp onaylanır.” dedi. "Doğru tercih sadece yüksek puanlı bölümleri sıralamak değildir" Akoğlan, doğru tercih stratejisinin bilinçli planlamayla oluşturulması gerektiğini ifade ederek, “YKS tercihlerinde doğru bir liste oluşturmak, sadece yüksek puan alan yerleri dizmekten çok daha fazlasıdır. Doğru bir stratejiyle başarı sıranızı en verimli şekilde kullanabilirsiniz. İlk olarak puana değil, başarı sırasına bakmalısınız. ÖSYM sınavlarında soruların zorluğu her yıl değiştiği için puanlar dalgalanır, ancak başarı sıralamaları çok daha kararlı bir göstergedir. Listenizi hazırlarken sadece başarı sıralamanızı baz almalısınız.” diye konuştu. "Tercih listenizi üç gruba ayırın" Başarılı bir tercih listesinde risk, hedef ve güvenlik dengesi kurulması gerektiğini belirten Özgür Akoğlan, adaylara şu önerilerde bulundu: “İkinci adımda tercihinizi üç ana gruba ayırmalısınız. İlk 3-5 tercihinizi başarı sıranızın yaklaşık %5 veya %30 yukarısından seçerek hayal ve risk grubu olarak belirleyebilirsiniz. Orta kısımdaki 10-12 tercihi kendi sıranıza çok yakın olan ideal hedeflerinize ayırmalısınız. Son 4-6 tercihi ise risk almamak için sıralamanızın %30 ile %50 kadar altına inen güvenlik grubundan seçmelisiniz.” "Listeyi sıralarken sadece isteğinizi esas alın" ÖSYM'nin yerleştirme sisteminin çalışma mantığının doğru anlaşılması gerektiğini dile getiren Özgür Akoğlan, “Listenizi oluştururken sıralama aralığını mantıklı tutmalı, ancak maddeleri dizerken tamamen kendi istek sıranızı ön planda tutmalısınız. ÖSYM sisteminin listenizi yukarıdan aşağıya doğru taradığını ve girebildiğiniz ilk yere yerleştirdiğini unutmayın. Başarı sırası daha düşük olsa bile daha çok istediğiniz bir bölümü, daha az istediğiniz bir bölümün üstüne yazmalısınız.” şeklinde konuştu. "Özel koşulları mutlaka okuyun" Tercih kılavuzunda yer alan özel koşulların gözden kaçırılmaması gerektiğini vurgulayan Özgür Akoğlan, “Bölüm ve üniversite araştırması yaparken tercih kılavuzundaki özel koşullar maddelerini mutlaka okumalısınız. Yaş sınırı, sağlık raporu, kampüs konumu veya hazırlık sınıfı gibi detaylar burada yer alır. Ayrıca bölümün akademik kadrosunu, akreditasyonunu, staj imkanlarını, şehir yapısını ve barınma koşullarını araştırmalısınız.” dedi. "Baraj sıralamalarını kontrol edin" Bazı programlarda başarı sıralaması barajı bulunduğunu hatırlatan Özgür Akoğlan, "Tıp, hukuk, mühendislik, mimarlık, öğretmenlik, diş hekimliği ve eczacılık gibi bölümlerdeki baraj sıralamalarını kontrol etmeniz gerekir." ifadesinde bulundu. "Gitmeyi düşünmediğiniz bölümü yazmayın" Tercih listesine sadece gerçekten okunmak istenen programların yazılması gerektiğini belirten Özgür Akoğlan, “En önemlisi de kesinlikle okumayı düşünmediğiniz bir yeri listenize eklememelisiniz; kazandığınız takdirde gitmeseniz bile bir sonraki yıl Ortaöğretim Başarı Puanınız yarı yarıya düşecektir.” şeklinde sözlerini tamamladı. Tercih Günleri 10 Ağustos'a kadar sürecek Akoğlan, Üsküdar Üniversitesi olarak tercih günleri kapsamında adaylara ücretsiz tercih danışmanlığı hizmeti sunduklarını, uzman akademisyenler ve psikolojik danışmanlar eşliğinde gerçekleştirilecek görüşmelerde adaylara bölüm seçimi, kariyer planlaması ve tercih stratejileri konusunda birebir destek verdiklerini söyledi. Akoğlan, tercih yapacak adayları yerleşkelerde kurulan tercih merkezlerine davet etti.

"Dijital Obezite" uyarısı! Fazla içerik tüketimi beyni yoruyor Haber

"Dijital Obezite" uyarısı! Fazla içerik tüketimi beyni yoruyor

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı Dr. Öğr. Üyesi Özgün Arda Kuş, son yıllarda giderek yaygınlaşan "dijital obezite" kavramına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dijital obeziteyi, kişinin ihtiyaç duyduğundan çok daha fazla dijital içerik tüketmesi ve bunun günlük yaşamını olumsuz etkilemeye başlaması olarak tanımlayan Kuş, sosyal medya akışında uzun süre vakit geçirilmesi, kısa videolar arasında zamanın fark edilmeden harcanması ve gereksiz bilgi tüketiminin bu durumun en yaygın örnekleri olduğunu söyledi. "HER DİJİTAL OBEZİTE BAĞIMLILIK DEĞİLDİR" Dijital obezite ile dijital bağımlılığın aynı kavramlar olmadığını vurgulayan Kuş, dijital bağımlılıkta kişinin ekran kullanımını kontrol edemediğini ve dijital ortamdan uzak kaldığında kaygı yaşadığını belirtti. Ancak dijital obezitenin de uzun vadede dikkat dağınıklığı, zihinsel yorgunluk, verim kaybı ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi sorunlara yol açabileceğini ifade etti. "ÇOK ŞEY GÖRÜYORUZ AMA AZINI HATIRLIYORUZ" Sürekli dijital içerik tüketiminin beynin dikkat, hafıza ve ödül sistemini etkilediğini dile getiren Kuş, özellikle kısa video içeriklerinin odaklanma süresini azalttığını söyledi. Yoğun bilgi akışının hafızayı da olumsuz etkilediğini belirten Kuş, insanların çok fazla içerik görmelerine rağmen bunların çok azını hatırlayabildiğine dikkat çekti. Dijital obezitenin en yaygın belirtileri arasında sürekli telefonu kontrol etme ihtiyacı, ekran başında planlanandan daha fazla zaman geçirme, uyku düzensizliği ve gerçek yaşam aktivitelerinden uzaklaşmanın yer aldığını kaydeden Kuş, çocuklar, ergenler ve genç yetişkinlerin bu konuda daha büyük risk altında olduğunu söyledi. Dijital tüketimin dengelenebilmesi için ekran süresinin takip edilmesi gerektiğini belirten Kuş, bildirimlerin azaltılması, belirli saatlerin "ekransız zaman" olarak planlanması ve sosyal medyanın bilinçli kullanılması gerektiğini ifade etti. Ailelere de önemli görevler düştüğünü vurgulayan Kuş, çocukların söylenenden çok gördüklerini örnek aldığını belirterek, ebeveynlerin ekran kullanımı konusunda rol model olması gerektiğini söyledi. Çocukların spor, sanat ve sosyal etkinliklere yönlendirilmesinin dijital yaşam ile gerçek yaşam arasında sağlıklı denge kurulmasına katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.

Prof. Dr. Tayfun Doğan: Sarılmayı ihmal etmeyin Haber

Prof. Dr. Tayfun Doğan: Sarılmayı ihmal etmeyin

Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen “Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri” kapsamında katılımcılarla bir araya gelen Psikolog Prof. Dr. Tayfun Doğan, “İnsan İlişkilerinin Nörobilimi: Sosyal Beyin” başlıklı sunumunda sosyal ilişkilerin insan yaşamındaki kritik önemine dikkat çekti. İnsanın en temel özelliğinin sosyal bir canlı olması olduğunu vurgulayan Doğan, beynin de bu sosyal yapıya göre şekillendiğini belirterek, bireylerin yaşamları boyunca sevgi, güven ve aidiyet duygusuna ihtiyaç duyduğunu ifade etti. “EŞ ZAMANLILIK GÜVENİ VE BAĞLILIĞI ARTIRIYOR” Seminerde eş zamanlılık, uyum ve senkronizasyon kavramlarına değinen Doğan, birlikte hareket eden insanların beyinlerinde güçlü bağlar oluştuğunu söyledi. Birlikte yürümek, şarkı söylemek, yemek yapmak ya da sarılmak gibi ortak aktivitelerin, halk arasında “sevgi hormonu” olarak bilinen oksitosinin salgılanmasını artırdığını belirten Doğan, bunun da stres seviyesini düşürerek kişiler arasındaki güveni güçlendirdiğini kaydetti. Yalnızlığın yalnızca psikolojik değil, biyolojik etkileri de bulunduğunu vurgulayan Doğan, araştırmaların yalnızlık hisseden bireylerde stres hormonu kortizol seviyelerinin yükseldiğini gösterdiğini aktardı. Yalnızlığın bağışıklık sistemini zayıflattığını ve uyku düzenini bozduğunu ifade eden Doğan, kronik yalnızlığın kalp hastalıkları, demans ve erken ölüm riskini artırdığını söyledi. Sosyal ilişkilerin fiziksel sağlık üzerindeki etkilerine de değinen Doğan, güçlü sosyal bağların iyileşme süreçlerini hızlandırdığını belirtti. Sosyal destek gören bireylerde hücresel onarımın daha hızlı gerçekleştiğini ifade eden Doğan, “Sosyal bağ aslında kimyasal bir ilaçtır” dedi. HARVARD ARAŞTIRMASINI HATIRLATTI Prof. Dr. Doğan, dünyanın en uzun soluklu araştırmalarından biri olan Harvard University bünyesindeki Harvard Yetişkin Gelişimi Araştırması’nın sonuçlarına da dikkat çekti. Araştırmanın, mutluluk ve sağlığı belirleyen en önemli unsurun para, kariyer veya statü değil; kaliteli insan ilişkileri olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Her sosyal ilişkinin olumlu sonuç doğurmadığını belirten Doğan, saygı, destek ve güven içeren ilişkilerin “besleyici”, sürekli eleştiri ve değersizleştirme içeren ilişkilerin ise “zehirleyici” olduğunu ifade etti. Sağlıklı ilişkilerin oksitosin üretimini artırdığını, olumsuz ilişkilerin ise stres hormonlarını tetiklediğini kaydetti. “GÜNDE EN AZ ÜÇ KEZ SARILIN” Katılımcılara günlük yaşam için önerilerde bulunan Doğan, göz teması kurmanın, birlikte vakit geçirmenin ve fiziksel temasın önemine dikkat çekti. Özellikle 20 saniyeyi aşan sarılmaların oksitosin salgısını artırdığını belirten Doğan, “Günde en az üç kez sarılın, sevdiklerinizi arayın ve insan ilişkilerine yatırım yapın” tavsiyesinde bulundu. Seminerin sonunda soruları yanıtlayan Doğan, insanın sosyal bağlara duyduğu ihtiyacın bir tercih değil, temel bir gereksinim olduğunu vurgulayarak, “Birbirimize ihtiyacımız var. Bu bir lüks değil, temel bir ihtiyaç” ifadelerini kullandı.

E-atıklar ve atık piller çevre ile insan sağlığı için büyük risk! Haber

E-atıklar ve atık piller çevre ile insan sağlığı için büyük risk!

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı Programı Başkanı Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, e-atıkların içerdiği ağır metaller nedeniyle doğa ve insan sağlığı üzerinde uzun vadeli riskler oluşturduğunu söyledi. “AĞIR METALLER EKOSİSTEMİ TEHDİT EDİYOR” Karan, atık pil ve elektronik cihazlarda bulunan kurşun, cıva, kadmiyum, nikel ve lityum gibi maddelerin toprağa ve su kaynaklarına karışarak ekosistemi bozabildiğini belirtti. Bu maddelerin doğada parçalanmadığını ve besin zincirinde birikerek canlılarda toksik etki oluşturduğunu ifade etti. Kurşunun sinir sistemi üzerinde, cıvanın ise böbrek ve merkezi sinir sistemi üzerinde ciddi hasarlara yol açabileceğini aktaran Karan, kadmiyumun böbrek hastalıkları ve kanser riskiyle ilişkilendirildiğini, nikelin ise alerjik reaksiyonlara neden olabildiğini kaydetti. “E-ATIKLAR YILDA 1 MİLYON TONA ULAŞIYOR” Türkiye’de yılda yaklaşık 1 milyon ton elektronik atık oluştuğunu belirten Karan, buna karşın geri dönüşüm oranlarının yüzde 6–7 seviyesinde kaldığını söyledi. Bu durumun toplama ve geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyduğunu ifade etti. PİLLER ÇÖPE ATILMAMALI Atık pillerin evsel çöplerle birlikte atılmasının büyük risk taşıdığını vurgulayan Karan, bu pillerin lisanslı tesislerde geri dönüştürülmesi gerektiğini belirtti. Aksi halde ağır metallerin toprağa ve yeraltı sularına karışarak uzun vadeli çevresel kirlilik oluşturduğunu söyledi. Bireysel önlemlere de dikkat çeken Karan, tek kullanımlık piller yerine şarj edilebilir pillerin tercih edilmesi gerektiğini, eski elektronik cihazların ise belediyeler ve lisanslı geri dönüşüm noktalarına teslim edilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Gelecekte e-atık yönetiminde döngüsel ekonomi modelinin önem kazanacağını belirten Karan, üreticilerin ürünlerin geri dönüşüm sürecinden de sorumlu tutulmasını öngören sistemlerin yaygınlaştığını söyledi. Ayrıca yapay zekâ destekli ayrıştırma sistemleri ve dijital ürün pasaportlarının geri dönüşüm süreçlerini daha verimli hale getireceğini belirten Karan, temel hedefin atık üretimini azaltarak kaynakların daha uzun süre ekonomide tutulması olduğunu vurguladı.

Parmaklarıyla beynin görme merkezini kullanmayı başardı… Haber

Parmaklarıyla beynin görme merkezini kullanmayı başardı…

Görme engelli Sosyal Hizmetler Programı öğrencisi 21 yaşındaki Serra Kargaoğlu’nun ipliklerle oluşturduğu eserler, ziyaretçileri yalnızca bakmaya değil, hissetmeye davet ederken katılımcılarca Serra’nın azmi, üretkenliği ve örnek olan sanat yolculuğuna dikkat çekildi. Sergi, duyuların sınırlarını yeniden düşündüren yaklaşımıyla ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşke lobi alanındaki sergi düzenlenen törenle açıldı. Törene Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka, Rektör Danışmanı Prof. Dr. İsmail Barış, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Karasakal, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Yoğun ilgi gören sergide ziyaretçiler, dokunma ve hissetme temasıyla kurgulanan eserleri dikkatle incelerken, her bir çalışmanın ardındaki emeği ve duyguyu yakından deneyimleme fırsatı buldu. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Parmaklarıyla beyninin görme merkezini kullanmayı başarmış” Açılış töreninin ardından sergiyi ziyaret eden Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan Serra Kargaoğlu ile bizzat sergiyi gezdi. Karaoğlu’ndan çalışmaları hakkında bilgi alan Tarhan, ortaya koyulan bu eserlerin çok yönlü bir başarıyı temsil ettiğini vurguladı. Tarhan; “Görme engelli bir gencin bu kadar harika ve ince işçilik gerektiren eserler ortaya koyması gerçekten çok etkileyici ve anlamlı bir başarı hikâyesi. Müthiş bir emek var ve bu aslında sınırları zorlayan bir şey. Parmaklarıyla beyninin görme merkezini kullanmayı başarmış, bu literatüre geçecek bir bilgi. Bu durum yalnızca sanatsal bir üretim değil, aynı zamanda kişinin beyninin görme merkezini parmaklarıyla kullanmayı başarması açısından nörobilimsel olarak da incelenmesi gereken bir örneklik taşıyor. Serra’nın bu başarısı doğru anlam yüklendiğinde engellerin nasıl aşılabildiğini çok net bir şekilde gösteriyor. Aynı durumda olan birçok gence de örnek olacak nitelikte.” dedi. “Anlam katılırsa engeller aşılıyor” Hayata anlam katılması gerektiğine dikkat çeken Tarhan; “Üniversitede sosyal hizmetler programına girmiş ve okul başarısı da yüksek. Zekâsı yüksek ve sanat yönünü kullanarak kendisine, hayatına önemli bir anlam katmış. Anlam katılırsa engeller aşılıyor. Engellere, acılara, zorluklara doğru anlamlar katanlar o acıları yönetebiliyor. O anlamı katmış. Çok güzel, annesi babası müthiş destek olmuş bu da çok büyük bir avantaj. Öğretmeni, küratörü de burada çok sabırlı bir şekilde öğretmiş. Hatta Neşet Ertaş’ın bir sözü var; ‘Aşkla koşan yorulmaz.’ Serra gece gündüz çalışarak büyük bir eserler ortaya çıkarmış. Burada bütün hocalar kapıyı açtılar ve gençlere sahip çıkılıyor. Bu tarzdaki yaklaşımlar aslında insanlığın geleceğine hizmettir.” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Mehmet Zelka: “Azim, gayret ve inancın karşılığı…” Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka serginin güçlü bir emeğin ürünü olduğunu belirtti. Zelka; “Burada hepimiz bir azmin, gayretin ve inancın karşılığını görüyoruz. Serra’nın ortaya koyduğu eserler, uzun bir emeğin ve sabrın sonucu. Elbette bu süreçte ailesinin ve hocalarının desteği de çok büyük bir önem taşıyor. Maddi ve manevi destekle birlikte böyle güzel çalışmaların ortaya çıkması mümkün oluyor. Bu anlamda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum ve Serra’nın ilerleyen süreçte çok daha güzel işlere imza atacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Dr. Öğr. Üyesi Melek Çaylak: “Parmak uçlarıyla örülen bir hayal dünyası” ENMER Müdürü, Sosyal Hizmetler Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Çaylak, Serra Kargaoğlu ile tanışma süreçlerini ve serginin ortaya çıkış hikâyesini aktardı. Çaylak; “Serra ile yolumuz bir fuarda kesişti ve sonrasında kendisini üniversitemize davet ettik. İki yıldır birlikte çok verimli bir eğitim süreci yürütüyoruz. Bu süreçte onun ne kadar yetenekli ve üretken bir sanatçı olduğunu daha yakından görme fırsatı bulduk. Serra’nın parmak uçlarıyla ilmek ilmek ördüğü bu dünyayı biz gözlerimizle keşfedelim istedik. Bu sergi, görmenin ötesinde hayal gücünün ve hissederek üretmenin ne kadar güçlü olabileceğini ortaya koyuyor. Aynı zamanda üniversitemizin bu tür çalışmalara verdiği destek de bu süreci mümkün kıldı.” şeklinde konuştu. Serra Kargaoğlu: “Görmekten çok hissettirmek istedim” Serginin sahibi Serra Kargoğlu ise çalışmalarının çıkış noktası ve sürecinden bahsetti. Kargaoğlu; “Bu sergide denizaltı temalı bir çalışma yaptım çünkü denizaltının nasıl bir yer olduğunu, orada yaşayan canlıları ve o dünyanın nasıl hissettirdiğini merak ettim. Çalışmalarımı ipliklerle ve tamamen dokunarak yaptım. Dalgaların sesi benim için bir ritim ve müzik gibi. Bu yüzden bu sergide sadece görmek değil, aynı zamanda hissetmek önemli. Çalışma sürecinde çok farklı duygular yaşadım; zorlandığım, üzüldüğüm anlar da oldu ama hiçbir zaman vazgeçmedim. İnsanların bu sergiyi gezerken görmekten çok hissetmelerini istiyorum. Belki göremiyoruz ama denizaltında bizim gibi yaşayan, hisseden bir dünya. Ben de bunu size hissettirmek istedim. Burada görmekten çok hissettikleri anlamalarını istiyorum. Çünkü hissetmek çok çok çok farklı bir şey.” dedi. Gönül Kargaoğlu: “Gözlerinizi kapatın ve hissetmeye odaklanın” Serra Kargaoğlu’nun annesi Gönül Kargaoğlu ile babası Deniz Kargaoğlu ise serginin ziyaretçiler tarafından daha derin bir deneyimle keşfedilmesini istediklerini belirtti. Gönül Kargaoğlu; “Sergiyi gezmeden önce sizlerden ricam, birkaç saniye gözlerinizi kapatmanız ve neler hissedeceğinizi hayal etmeniz. Daha sonra eserleri bu şekilde gezdiğinizde Serra’yı ve onun dünyasını çok daha iyi anlayacağınıza inanıyorum. Serra küçük yaşlardan itibaren dokunarak üretmeye başladı; oyun hamurlarıyla, iplerle, farklı materyallerle kendini ifade etti. Zamanla bu yeteneği gelişti ve bugün böyle bir sergiye dönüştü. Bu bizim için yıllardır kurduğumuz bir hayaldi ve bugün gerçekleşmiş olması bizi çok mutlu etti.” şeklinde konuştu. Funda Sevim: “Ziyaretçiler kendilerini Serra’nın yerine koymalı” Ferry’s Concept Art Studio Küratörü ve Sanat Danışmanı Funda Sevim ise serginin deneyimsel yönüne dikkat çekti. Sevim; “Ziyaretçilerden en büyük beklentimiz, sergiyi gezerken kendilerini Serra’nın yerine koymaları ve onun nasıl bir dünyada ürettiğini hayal etmeleri. Gözlerini kapatarak bu deneyimi yaşamaları, eserleri çok daha farklı bir bakış açısıyla değerlendirmelerini sağlayacaktır. Serra ile çok küçük yaşlarda tanıştık ve onun hayal gücünün ne kadar güçlü olduğunu o zaman fark ettim. Bu süreçte birbirimize çok şey kattık ve onun daha da ilerleyeceğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Toplam 36 eser yer aldı 36 eserin yer aldığı sergide, Serra Kargaoğlu’nun üretim sürecine ışık tutan özel bir bölüm de oluşturuldu. Bu bölümde Serra’nın ilkokul yıllarında ilk kez ortaya koyduğu çalışmalar sergilenerek, sanat yolculuğunun başlangıcından bugüne uzanan gelişimi gözler önüne serildi. Ziyaretçiler bu alan sayesinde sanatçının yıllar içindeki ilerleyişine ve azmine yakından tanıklık etti. Okul arkadaşları da sergiyi ziyaret etti Sergi yalnızca sanatseverlerin değil, Serra Kargaoğlu’nun eğitim hayatını paylaştığı arkadaşlarının da yoğun ilgisiyle karşılaştı. Arkadaşları sergiyi birlikte gezerek hem arkadaşlarının başarısına ortak oldu hem de eserleri büyük bir ilgiyle inceledi. Bu buluşma dayanışma ve paylaşım duygusunun güçlü bir yansıması olarak dikkat çekti. Sergi 3 Nisan’a kadar devam edecek… Büyük ilgi gören “Parmak Uçlarındaki Okyanus” sergisi, açılış gününün ardından da ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. 3 Nisan’a kadar ziyaretçilerle buluşacak olan sergi, görmenin ötesine geçen deneyimsel yapısıyla daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor. Sergi, sanatın engel tanımayan evrensel gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.