Hava Durumu

#Uludağ Üniversitesi

- Uludağ Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uludağ Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa Hayvanat Bahçesi’nde yavru kaplan heyecanı Haber

Bursa Hayvanat Bahçesi’nde yavru kaplan heyecanı

Bursa’da 1998 yılından bu yana hizmet veren Bursa Büyükşehir Belediyesi Hayvanat Bahçesi, 206 bin metrekarelik alanda 123 farklı türden yaklaşık bin hayvana ev sahipliği yapıyor. Avrupa Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği (EAZA) üyesi olan ve her yıl yaklaşık 800 bin yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlayan yerleşkede, yavru Sibirya kaplanı heyecanı yaşanıyor. Sibirya kaplanları neslinin korunmasına yönelik yürütülen üretim programı kapsamında Bursa Hayvanat Bahçesi’nde bulunan Victor ve Zeya’nın yavrusuna Virginia adı verildi. VİRGİNİA’NIN 100. GÜNÜ KUTLANDI Bursa Hayvanat Bahçesi’nde dünyaya gelmesinin ardından kısa sürede ziyaretçilerin ilgi odağı haline gelen Virginia, oyun sırasında ayağını kırarak talihsiz bir kaza geçirdi. Yavru kaplana, Bursa Hayvanat Bahçesi bünyesindeki uzman veteriner hekimler ile Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi uzmanlarının iş birliğinde vakit kaybetmeden müdahale edildi. Tedavi ve bakım süreci titizlikle yürütülen Virginia’nın sağlık durumu, uzman ekipler tarafından yakından takip edildi. Uygulanan tedaviye olumlu yanıt veren yavru kaplanın 100. günü, kendisi için hazırlanan özel pastayla kutlandı. TÜRKİYE’DE DOĞAN TEK AMUR KAPLANI Büyükşehir Belediyesi’nin geçmiş dönem başkanı ve Bursa Hayvanat Bahçesi Koordinatörü Erdem Saker, Amur kaplanı yavrusunun dünyaya gelmesinin Bursa Hayvanat Bahçesi için mutluluk verici bir gelişme olduğunu belirtti. Saker, yavrunun sağlıklı gelişimi için hekimlerin titizlikle çalıştığını ifade etti. Veteriner Hekim Mustafa Ömer Üküm de koruma programı kapsamında dünyaya gelen Virginia’nın Türkiye’de doğan tek Amur kaplanı olduğunu belirtti. Yavrunun geçirdiği kazanın ardından gerekli klinik tedavilerin gerçekleştirildiğini söyleyen Üküm, Amur kaplanının dünyaya gelişinin 100’üncü gününü kutladıklarını ifade etti.

Bursa’da öğrenciler doğayı açık hava laboratuvarında öğrendi Haber

Bursa’da öğrenciler doğayı açık hava laboratuvarında öğrendi

Bursa’da, Bursa Kız Lisesi Biyoloji Öğretmeni ve Uzman Biyolog Emine Poyraz yürütücülüğünde, Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurhayat Dalkıran proje uzmanlığında hayata geçirilen “Doğanın Dilini Öğreniyorum-3” programı 31 Ağustos-5 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirildi. TÜBİTAK 4004 kapsamında desteklenen projenin amacı; öğrencilerin doğayı tanıma ve koruma bilincini geliştirmek, doğal kaynakların sürdürülebilir kalkınma anlayışıyla kullanılmasının önemini kavratmak oldu. Programa, Bursa’nın Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım ilçelerinde yaşayan ve farklı devlet liselerinde öğrenim gören, 10. sınıftan 11. sınıfa geçen 36 öğrenci katıldı. DOĞA, AÇIK HAVA LABORATUVARINA DÖNÜŞTÜ Proje kapsamında öğrenciler doğayı yalnızca teorik bilgilerle değil, gözlem ve uygulamaya dayalı deneyimlerle tanıma fırsatı buldu. Ekosistemler, canlı-cansız etmenler, doğal denge, biyolojik çeşitlilik, atık yönetimi, yaban hayatı, çevre kirliliği ve küresel iklim değişikliği gibi başlıklarda uzman isimlerle buluşan öğrenciler, doğayı yerinde inceleme imkânı elde etti. Eğitimlerin bir bölümü Uludağ Milli Parkı, Uluabat Gölü, Karacabey Longoz Ormanları, Nilüfer Çayı ve Aktopraklık Höyük Arkeoparkı gibi alanlarda yapıldı. Böylece öğrencilerin çevre okuryazarlığını artırmaları, biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik farkındalık kazanmaları ve bilimsel bakış açılarının güçlenmesi hedeflendi. HARMANLIK RES’TE SÜRDÜRÜLEBİLİR ENERJİ EĞİTİMİ Projenin beşinci gününde öğrenciler, Borusan EnBW Enerji ev sahipliğinde Harmanlık Rüzgâr Enerji Santralini ziyaret etti. Bursa’nın Karacabey ilçesinde yer alan, 55,2 MW kurulu güce ve 16 rüzgâr türbinine sahip santralde öğrenciler, rüzgâr enerjisinin çalışma prensipleri ve çevresel etkileri hakkında saha eğitimi aldı. “Sürdürülebilir Enerji Yolculuğu: Harmanlık Rüzgâr Enerji Santrali” başlıklı uygulamalı programın ardından düzenlenen oturumda ise yenilenebilir enerji yatırımlarının çevreyle uyumlu planlanmasının önemi ve biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik yaklaşımlar ele alındı. 6 gün süren proje sonunda öğrencilerin bilimsel gözlem becerilerinin geliştirilmesi, çevresel farkındalıklarının artırılması ve doğayla bağlarının güçlendirilmesi amaçlanırken program, proje çıktılarının değerlendirilmesi ve sertifika töreniyle noktalandı.

Bursa Nilüfer’de 3. Halk Sağlığı Günleri başladı Haber

Bursa Nilüfer’de 3. Halk Sağlığı Günleri başladı

Nilüfer Belediyesi’nin, toplumun sağlığını korumak ve sağlık bilincini güçlendirmek amacıyla “Sağlık Varsa Gelecek Var” temasıyla düzenlediği 3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri başladı. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde 3-4-5 Eylül tarihlerinde düzenlenecek etkinlik kapsamında işitme testi, göz taraması, vücut kitle indeksi ölçümü ve skolyoz kontrolü gibi taramalar ücretsiz olarak yurttaşlara sunulacak. Program kapsamında ayrıca uzmanların katılımıyla bilgilendirici seminer ve atölyeler gerçekleştirilecek. BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR: “SAĞLIK, KONUT VE EĞİTİM PİYASA ŞARTLARINA BIRAKILAMAZ” Açılışta konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sağlıklı bir toplumun ancak sağlıklı bireylerle inşa edilebileceğini belirterek, belediyenin kaynaklarının adil bir şekilde doğrudan halkın yararına kullanıldığını söyledi. Sağlığa erişimin temel bir insan hakkı olduğuna dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi’nin bu alanda yürüttüğü çalışmaları şu sözlerle aktardı: “Sağlık, barınma ve eğitim hizmetleri parayla ölçülecek alanlar değildir. Biz Nilüfer’de halkımızın bize emanet ettiği bütçeyi yine halkımızın sağlığı için kullanıyoruz. Türkiye’de yatılı Alzheimer merkezi bulunan tek belediyeyiz. Bu hizmetin maliyeti ve işletme yükü çok yüksek, ancak bu tür hastalıkların getirdiği bakım yükünün büyük oranda kadınların omuzlarına kaldığını biliyoruz. Kadınların yaşamını kolaylaştırmak ve onları desteklemek adına bu sorumluluktan kaçmıyoruz. Dezavantajlı yurttaşlarımız için Bizim Ev Engelliler Sosyal Yaşam Destek Merkezi’mizde tekerlekli sandalye tamirinden eğitime kadar pek çok destek veriyor, Bursa Kanserle Savaş Derneği Moral Evi’mizle ailelerimizin yanında oluyoruz. 7 Nisan’dan bu yana sağlık merkezlerine gidemeyen bin 294 hastamıza doğrudan evinde sağlık hizmeti ulaştırdık. 10 Şubat’ta hayata geçirdiğimiz Anne Taksi uygulamasıyla 6 ayda 2 bini aşkın hamile ve 0-2 yaş aralığında çocuğu olan kadını kamu hastanelerindeki kontrollerine güvenle taşıdık.” Yeni başlattıkları Nilüfer95 projesine de değinen Başkan Şadi Özdemir, “Adını 36 aylık çocukların ortalama boyu olan 95 santimetreden alan Nilüfer 95 çalışmamızla, gebeliğinden 7’inci ayından çocuğun 3 yaşına kadar aileyle birlikte yol yürüyoruz; psikolojik destekten beslenme danışmanlığına kadar her aşamada yanlarında oluyoruz. 3 yaşını dolduran evlatlarımıza da Nilüfer’in nitelikli kreşlerinde eğitim veriyoruz. Hedefimiz bin civarındaki kreş kapasitemizi yeni yatırımlarla 5 bin civarına çıkarmak” dedi. Sağlıklı bir kent olmanın sadece tıbbi hizmetlerle sınırlı kalmayacağını, çevreyi ve doğayı korumanın da doğrudan bir halk sağlığı meselesi olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer’in kontrolsüz büyüme ve sanayi baskısıyla karşı karşıya olduğunu ifade etti. Kentin havasını, suyunu ve verimli topraklarını korumak zorunda olduklarını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Katı atık tesisi projelerine, taş ocaklarına, tarım alanlarını yutacak sanayi genişlemelerine ve çimento fabrikası girişimlerine direniyoruz. Sağlıklı bir Nilüfer, ancak doğası korunan bir Nilüfer ile mümkündür” diye konuştu. NİLÜFER BELEDİYESİ’NİN SAĞLIK ÇALIŞMALARINA ÖVGÜ Törende konuşan Bursa Uludağ Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alpaslan Türkkan, yerel yönetimlerin koruyucu sağlık hizmetlerindeki kritik rolüne değinerek, Nilüfer Belediyesi’nin kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşları kanser taramaları için araçlarla kente taşımasının ve sağlık profesyonelleriyle köylere hizmet götürmesinin Türkiye için örnek bir model olduğunu ifade etti. Türkkan, Alzheimer Hasta Konuk Evi gibi yüksek bütçeli ve işletmesi zor sosyal yatırımların sürdürülmesinin büyük bir kamu hizmeti olduğunu belirtti. Bursa Uludağ Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Uncu ise üniversite ve yerel yönetimin yürüttüğü ortak çalışmaların sahadaki karşılığına dikkat çekti. Uncu, hekimler ve sağlık profesyonelleriyle birlikte sağlık merkezlerine ulaşmakta güçlük çeken yurttaşların doğrudan evlerinde ziyaret edilerek sağlık hizmeti sunulacağını dile getirdi. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde başlayan 3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri, 5 Eylül Cumartesi gününe kadar halka açık ve ücretsiz tarama programlarıyla devam edecek.

Nilüfer Belediyesi Gölyazı için ortak aklı buluşturdu Haber

Nilüfer Belediyesi Gölyazı için ortak aklı buluşturdu

Nilüfer Belediyesi, tarihi ve turistik özellikleri ile öne çıkan Gölyazı için kapsamlı bir çalıştay düzenledi. Gölyazı Aziz Panteleimon Kilisesi’nde gerçekleştirilen çalıştaya; yerel yönetim temsilcileri, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları katıldı. Çalıştay kapsamında kazı çalışmaları süren Gölyazı Antik Tiyatrosu’nda da inceleme gezisi yapılarak yürütülen faaliyetler yerinde değerlendirildi. Çalıştayda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Gölyazı’nın tarihi ve kültürel değerleriyle çok kıymetli olduğunu söyledi. Bu nedenle turizm açısından bakıldığında yeme-içme ve konaklama standardının olması gerektiğini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Ziyaretçilerin daha uzun süre kalmalarını, konaklamalarını amaçlıyoruz. Bölgeyi Fadıllı, Akçalar ve Ayvaköy ile birlikte düşünerek, burasının turizm destinasyonu olması için yatırım yapıyoruz” dedi. HERKESİN GÖRMEK İSTEDİĞİ BİR YER Japon Seyahat Acentalar Birliği’nin dünyada gezilecek 30 yer açıkladığını ve Türkiye’den sadece Gölyazı’nın listede olduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Gölyazı ismi hep bir yerlerde geçiyor. Burası herkesin görmek istediği bir yer” diye konuştu. Antik tiyatro kazısının da bittiğinde bölgeye değer katacağını anlatan Başkan Şadi Özdemir, “Bölgenin tanıtımına büyük katkı verecektir. Yeter ki akıllarımızı birleştirelim” diye konuştu. Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) Başkan Yardımcısı Mithat Kırayoğlu ise Gölyazı için geçen yıl da çalıştay yapıldığını ve bu süre zarfında neler yapıldığını gözden geçireceklerini söyledi. Kırayoğlu, bölgeyi fark edilen, değerini bulan bir yaşam alanına çevirmek istediklerini belirtti. Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek ise Gölyazı’nın kıyı kenar çizgisi sorununa değindi. Şimşek, “İlgili tüm paydaşlarla, kim olacaksa hiç fark etmeksizin siyaset üstü bir çabayla bu işi toparlamaya çalışıyoruz. Akademik odalarımız ile bu süreci artık doğru noktaya getirmeye kararlıyız. Burasının gerçekten doğal ve kendi kimliğini korumuş bir bölge olmasını hayal ediyoruz” dedi. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Arkeoloji Bölümü’nden ve Apollonia ad Rhyndacum Gölyazı Arkeoloji Kazıları’nın başkanlığını yürüten Prof. Dr. Derya Şahin, son durum hakkında bilgilendirme yaptı. Gölyazı Antik Tiyatrosu’nda ne aşamaya geldiklerini anlatan Şahin, “Amacımız, kısa sürede tiyatronun mevcut durumunu tespit edip, uzun vadede kullanımına yönelik çalışma yapmak” dedi. Derya Şahin, bu yıl tiyatro alanına odaklandıklarını, kazıları bitirip, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na sunmayı planladıklarını söyledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Şahin de “Antik Tiyatro Restorasyonu Örnekleri” başlıklı sunum yaptı. ANTİK TİYATRO SES GETİRECEK Geçmiş dönem Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Murat Karayalçın da, çalıştayın değerlendirmesini yaptı. Antik tiyatronun tamamlanmasının ulusal ve uluslararası alanda büyük ses getireceğini belirten Karayalçın, Gölyazı’yı ayrı proje olarak ele almak gerektiğini vurguladı. Karayalçın, Gölyazı’nın Türkiye’nin her yerinden ve yurtdışından da insanların gelip uzun süre vakit geçirebilecekleri bir yer olma potansiyeli taşıdığını belirtti.

MİMARLAR ODASI BURSA ŞUBESİ’NDEN ANLAMLI SERGİ Haber

MİMARLAR ODASI BURSA ŞUBESİ’NDEN ANLAMLI SERGİ

2026 / XX. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri kapsamında Mimar Sinan Büyük Ödülü’ne Özcan Uygur ile birlikte lâyık görülen Semra Uygur’un onur konuğu olduğu etkinliğe; Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tülin Vural Arslan, Bursa Teknik Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Sayan Atanur, bölüm başkanları, dekan yardımcıları, sivil toplum kuruluşlarının, belediyelerin ve meslek örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda mimar ve sanatsever katıldı. Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin sergi mutluluğu Etkinliğin açılışında konuşan Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, mimarlık üretimi, mesleki birikim ve güncel tartışmalar üzerine değerli bir buluşmaya daha ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi. TMMOB Mimarlar Odası Genel Merkezi’nin iki yılda bir düzenlediği ‘2026 / XX. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri’ kapsamında ödüle değer görülen eserlerin, Bursa’nın ardından Mimarlar Odası’nın diğer şubelerinde de sergileneceğini belirten Şimşek, “Mimarlar Odası Bursa Şubesi olarak bu anlamlı sergiye ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu yıl ‘Mimar Sinan Büyük Ödülü’ne Özcan Uygur ile birlikte lâyık görülen Semra Uygur’u ağırlıyor olmamız ise mutluluğumuzu daha da artırıyor. Mimarlık, toplumun geleceğini şekillendiren mesleklerin başında geliyor. Ürettiğimiz eserlerle gelecek kuşakların yaşamına da dokunuyoruz. Bu nedenle mesleğimizin ne denli büyük bir öneme sahip olduğunun bilincindeyiz. Bu düşünceyle, ülkemizi ve dünyamızı güzelleştiren yürek birlikteliğimizin ürünü nice eserlerin bizleri bir araya getirmeye devam etmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.” diye konuştu. Etkinliğin onur konuğu Semra Uygur ise konuşmasında, davetlerinden dolayı Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek’in şahsında Şube Yönetim Kurulu’na teşekkür etti. Mimar Sinan Büyük Ödülü’ne lâyık görülmenin mutluluğunu yaşadığını belirten Uygur, mimarlığın yaşam kalitesini yükselten, güvenli yapılar üreten ve yaşam biçimini şekillendiren, aynı zamanda güçlü bir sanat karakterine sahip mesleklerin başında geldiğini vurguladı. Konuşmaların ardından serginin açılışı gerçekleştirildi. Açılışın ardından sergilenen eserleri inceleme fırsatı bulan konuklar, çalışmaların özgünlüğü ve üst düzey niteliğine ilişkin beğenilerini dile getirdi.

BTÜ’den diyabet hastalarına umut olacak yerli tedavi ürünü Haber

BTÜ’den diyabet hastalarına umut olacak yerli tedavi ürünü

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), diyabet hastalarının en önemli sağlık sorunlarından biri olan iyileşmeyen yaralar için yerli bir tedavi ürünü geliştirmeye hazırlanıyor. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından destek almaya hak kazanan projede, Bursa’dan elde edilen arı sütü ve ileri biyoteknoloji bir araya getirilerek, diyabet hastalarında görülen yaraların hızlı iyileşmesi sağlanacak. Diyabet hastalarında sık görülen ayak yaraları, zamanında tedavi edilmediğinde enfeksiyona neden olabiliyor, hatta uzuv kaybına kadar varan ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Bu soruna çözüm geliştirmek amacıyla BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökçe Taner'in yürütücülüğünde önemli bir proje hayata geçirildi. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından da desteklenen "Diyabetik Ayak Ülseri Tedavisine Yönelik Arı Sütü Kaynaklı Ekstraselüler Vezikül (RJEV)-Yüklü Fotokürlenebilir GelMA Hidrojellerin Geliştirilmesi" başlıklı projede, Bursa'dan elde edilen kaliteli arı sütleri kullanılacak. ELDE EDİLECEK JEL ÖRTÜ YARALARA UYGULANACAK Araştırmacılar, arı sütünden elde edilen ve hücrelerin birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan doğal nano yapıları özel bir hidrojel içerisine yerleştirecek. Jel kıvamındaki bu yara örtüsü, yara üzerine uygulandığında kontrollü şekilde iyileştirici maddeler salgılayacak. Geliştirilecek yerli yara örtüsünün; yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlaması, yeni damar oluşumunu desteklemesi, enfeksiyon riskini azaltması, hücre yenilenmesini hızlandırması hedefleniyor. YERLİ SAĞLIK TEKNOLOJİSİNE KATKI SAĞLAYACAK Türkiye'nin arı ürünleri bakımından zengin bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Gökçe Taner, bu çalışmanın yalnızca diyabet hastalarının yaşam kalitesini artırmayı değil, aynı zamanda yüksek katma değerli yerli sağlık ürünlerinin geliştirilmesine ve sağlık alanında dışa bağımlılığın azaltılmasına da katkı sunacağını belirtti. PROJE EKİBİ Doç. Dr. Gökçe Taner'in yürütücülüğündeki projede araştırmacı olarak; Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi İmmünoloji Bölümü’nden: Prof. Dr. Haluk Barbaros Oral, Doç. Dr. Diğdem Yöğen Ermiş, Dr. Öğretim Üyesi Salih Haldun Bal, Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Sabire Güler yer alıyor. Projede genç bilim insanları Dr. Halime Serinçay doktora sonrası bursiyer ve Moleküler Biyolog Hilal Akar, Hilal Vardar ve İrem Özveri ise yardımcı personel olarak bulunuyor. REKTÖR ÇAĞLAR: BİLİMSEL BİLGİ TOPLUMSAL FAYDAYA DÖNÜŞÜYOR BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, sağlık alanında geliştirilen yenilikçi projelerin toplumun yaşam kalitesini artırmada büyük önem taşıdığını belirterek, " Üniversitemizde yürütülen bu proje, bilimsel bilginin toplumsal faydaya dönüşmesinin güzel bir örneği. TÜSEB tarafından desteklenmeye hak kazanan bu çalışma, hem yerli sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine hem de ülkemizin biyoteknoloji alanındaki araştırma kapasitesinin güçlenmesine önemli katkılar sağlayacak. Dolayısıyla proje ekibini tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum" dedi.

Nilüfer’de “Tütüne Değil, Hayata Yer Aç” söyleşisi Haber

Nilüfer’de “Tütüne Değil, Hayata Yer Aç” söyleşisi

Toplum sağlığını koruma ve sağlıklı yaşam bilincini artırma çalışmaları kapsamında düzenlenen “Nilüfer’de Sağlık” etkinlikleri kapsamında “Tütüne Değil, Hayata Yer Aç” başlığı ile söyleşi gerçekleştirildi. Nilüfer Belediyesi Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen söyleşide, tütün kullanımının zararları anlatıldı. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Alis Özçakır, tütün endüstrisinin özellikle genç grupları kullandığını dile getirdi. Renkli kartonlar, çeşitli aromalar kullanarak gençlere ulaşıldığını anlatan Özçakır, “Tütün sektörü, her gün kaybettiği insanların yerine yenilerini koyabilmek için tamamen doğal ve zararsız gibi iddialar ortaya atarak, gençleri hemen kendi safına çekmeye çalışıyor” dedi. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Uncu, tütün kullanımının pandemi kadar önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi. Özellikle gençler arasında elektronik sigara tehlikesinin artığını dile getiren Uncu, “Çok yaygın bir kullanım var. Elektronik sigaralar, tütün yasasına dâhil edilmediği gerekçesiyle kapalı ortamlarda, her yerde kolaylıkla kullanılabiliyor. Bu sağlık problemiyle mücadele etmenin en önemli ayağı, tabii ki bağımlılık başlamadan önce bunun önüne geçmektir ve hepimizin sorumluluğudur” diye konuştu. TEDAVİYİ ETKİLİYOR Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nda Prof. Dr. Aslı Görek Dilektaşlı, sigaranın çok sinsi ve büyük bir tehlike olduğunu söyledi. Tütün kullanan bir insanın yaşam süresinin en az 10 yıl kısaldığının net olarak kanıtlandığını vurgulayan Dilektaşlı, “Kalp krizi geçirmiş bir hasta dahi sigarayı bıraktığında ölüm riski hızla azalabiliyor. Akciğer kanseri tanısı almış hastaların sigarayı bırakması, tedavi başarısını ve hayatta kalma süresini doğrudan uzatan bir faktör oluyor” dedi. Türkiye’nin dünyada en çok sigara içilen ülkeler arasında yer aldığının bilgisini veren Dilektaşlı, “Kabaca, 15 yaşın üzerindeki her üç insandan birinin maalesef sigara içtiğini görüyoruz. Bundan 10 sene önce daha başarılı bir dönem geçiriyorduk; en azından kafelere, restoranlara gittiğimizde tütün dumanına maruz kalmıyorduk. Çünkü o dönem yasalarımızı daha etkin bir şekilde işletebiliyorduk. Ancak son yıllara baktığımızda bu oranların tekrar artmaya başladığını görüyoruz” dedi.

Bursa Osmangazi’de modern müzecilik söyleşisi Haber

Bursa Osmangazi’de modern müzecilik söyleşisi

Bursa Osmangazi Belediyesi’nin Müzeler Haftası kapsamında düzenlediği söyleşide modern müzeciliğin gelişimi, müzelerin kültürel hafızadaki rolü değerlendirilerek, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nin dünya çapındaki önemine işaret edildi. Osmangazi Belediyesi’nin Müzeler Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlediği “Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi ve Bursa’da Modern Müzeciliğin Gelişimi” söyleşisi, tarih, kültür ve müzecilik alanına ilgi duyan vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde düzenlenen programda, modern müzeciliğin gelişimi, müzelerin toplumsal hafızadaki yeri ve Bursa’nın müzecilik alanındaki öncü kimliği ele alındı. Sevdanur Duman’ın moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşiye, araştırmacı-yazar Raif Kaplanoğlu ile Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan konuşmacı olarak katıldı. Programda, müzelerin yalnızca tarihi eserlerin sergilendiği alanlar olmadığı, aynı zamanda kültürel belleğin korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli rol üstlenen yaşam alanları olduğu vurgulandı. “PANORAMA 1326 BURSA FETİH MÜZESİ DÜNYADA ENDER MÜZELERDEN BİRİ” Söyleşide konuşan araştırmacı-yazar Raif Kaplanoğlu, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nin dünyada ender müzelerden biri olduğunu belirterek, “İstanbul’daki panoramik müzeden farklı olarak Bursa, 20 yıllık süreci anlatan hikâyesiyle müzeciliğe yeni bir bakış açısı getirdi” dedi. Bu kapsamda Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nin öneminin altını çizen Kaplanoğlu, İstanbul’daki panoramik müzeden daha güzel olduğunu belirterek “Müzemizin, İstanbul’daki panoramik müzeden farkı; İstanbul’daki müze bir anı, bir saniyelik görüntüyü resmediyor ama Bursa, belli bir anı değil, daha geniş bir alanı, 20 yıllık süreci anlatan bir hikayesiyle, diğer panoramik müzelere göre farklı bir bakış açısı getirdi. Panoramik müzelerin nasıl kullanılması konusunda önemli bir hizmet sundu. O açıdan Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi, Türkiye için, dünya için çok önemli, dünyada ender müzelerden biri” ifadelerini kullandı. “DUYGU VE DENEYİM AĞIRLIKLI MÜZELERE GEÇİLDİĞİNİ GÖRMEKTEYİZ” Bursa Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan da, Bursa’nın 1900’lü yılların en başından itibaren müzelerin temelinin atıldığı bir kent olduğunu vurguladı. Cumhuriyet döneminde kentin bu özelliğini sürdürdüğünü kaydeden Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan “Günümüzde tematik müzelere, hatta yapay zeka destekli duygu ve deneyim ağırlıklı müzelere geçildiğini görmekteyiz. Şu an içerisinde bulunduğumuz müze duygu ve deneyim odaklıdır, bu yüzden etkisi çok daha fazladır. Müzeciliğin gittikçe daha gelişeceğini ve deneyimli ağırlıklı olacağını, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nin de bu anlamda örnek olduğunu söyleyebilirim” açıklamalarında bulundu. Söyleşi sonunda konuşmacılar, dinleyicilerin sorularını yanıtladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.