Hava Durumu

#Türkiye Ekonomisi

- Türkiye Ekonomisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Ekonomisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dünya ev tekstili sektörü HOMETEX’te buluştu Haber

Dünya ev tekstili sektörü HOMETEX’te buluştu

Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (TETSİAD) ev sahipliğinde, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) iştiraki KFA Fuarcılık organizasyonuyla düzenlenen fuarın açılışı Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, protokol üyeleriyle ve sektör temsilcileriyle birlikte gerçekleştirildi. 11 holde yaklaşık 200 bin metrekarelik alanda gerçekleştirilen fuarda, 600’e yakın firma ürünlerini ve yeni koleksiyonlarını sergiliyor. Fuar kapsamında yüzlerce yabancı firma temsilcisi yeni ticaret bağlantıları için HOMETEX’i ziyaret ederken, alım heyeti kapsamında da 45 ülkeden gelen 250’ye yakın iş insanı Türk firmalarıyla iş görüşmeleri gerçekleştiriyor. Bolat: “Türkiye Fuarcılıkta Küresel Merkez Haline Geldi” Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, fuarın açılışında yaptığı konuşmada, HOMETEX’in 33 yıllık geçmişiyle dünyanın önde gelen uluslararası fuar organizasyonlarından biri olduğunu söyledi. Türkiye’nin artık fuarcılıkta ve uluslararası ticarette güçlü merkezlerden biri haline geldiğini belirten Bolat, “Geçmişte sektör Frankfurt’a giderdi. Bugün Türkiye uluslararası ticaretin ve fuarcılığın merkezlerinden biri haline geldi. HOMETEX de bu başarının en güzel örneklerinden biri olarak kayda geçecektir. TETSİAD’ı ve KFA Fuarcılık firmamızı bu önemli organizasyon için kutluyorum.” dedi. Bakan Bolat, tekstil ve konfeksiyon sektörünün Türkiye ekonomisi için stratejik değer taşıdığını vurgulayarak, Türkiye’nin bu alanda 211 ülkeye ihracat yaptığını kaydetti. Türkiye’nin tekstil ve konfeksiyon ihracatında dünyada 7’nci, Avrupa Birliği’nde ise 3’üncü sırada yer aldığını ifade eden Bolat, “Ev tekstilinde Türkiye Avrupa birincisi, dünyada 5’inci konumdadır.” diye konuştu. “Müşterilerin İlk Adresi Türkiye” Bakan Bolat, HOMETEX’in prestijli fuar kapsamına alındığını ve firma başına destek miktarının yükseltildiğini bildirdi. Ticaret Bakanlığı’nın alım heyetleri, UR-GE projeleri, fuar destekleri, marka programları ve tanıtım destekleriyle sektörün yanında olduğunu dile getiren Bolat, küresel ticarette yaşanan zorluklara rağmen Türkiye’nin üretim, tedarik ve lojistik gücüyle öne çıktığını söyledi. Ömer Bolat, “Kriz dönemlerinde uluslararası müşterilerin ilk döndüğü adres yine Türkiye oluyor.” değerlendirmesinde bulundu. Şahinler: “HOMETEX Sektörümüzün Dünyaya Verdiği Güçlü Mesajdır” TETSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Şahinler, HOMETEX’in Türk ev tekstili sektörünün üretim kapasitesini, tasarım vizyonunu, ihracat gücünü ve küresel rekabet yetkinliğini dünyaya gösterdiğini söyledi. Şahinler, “HOMETEX sektörümüzün dünyaya verdiği güçlü bir mesaj haline gelmiştir. Yakın coğrafyamızdaki savaşlara ve küresel ekonomideki kırılmalara rağmen fuarımız katılım gücünü korumuştur.” dedi. Bu yıl fuarın 11 holde, yaklaşık 200 bin metrekarelik alanda, 600’e yakın katılımcı firmayla düzenlendiğini belirten Şahinler, 45 ülkeden 250’den fazla iş insanının alım heyeti kapsamında firmalarla buluşturulduğunu ifade etti. Şahinler, ev tekstili sektörünün geleceğinde dijitalleşme, yapay zeka, sürdürülebilirlik ve tasarım odaklı üretimin belirleyici olacağını kaydetti. TETSİAD’ın bu doğrultuda HomeTex.org platformunu hayata geçirdiğini aktaran Şahinler, “HomeTex.org ile üreticileri, markaları, tasarımcıları ve global alıcıları aynı dijital ekosistemde buluşturmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı. Şahinler, platformun firmalara kendilerini dünyaya tanıtma ve profesyonel alıcılarla 7/24 iletişim kurma imkanı sağlayacağını belirtti. TETSİAD Başkanı Şahinler ayrıca ev tekstil sektörüne destekleri için de Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’a teşekkür etti. “HOMETEX Sektörümüzün Dünyaya Açılan Güçlü Vitrinidir” Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, HOMETEX’in Türkiye’de fuarcılık kültürünün gelişmesine önemli katkılar sunan köklü organizasyonlardan biri olduğunu söyledi. İbrahim Burkay, tekstil ve konfeksiyon sektörünün 30 milyar dolara yaklaşan ihracatıyla Türkiye ekonomisinin lokomotif alanları arasında yer aldığını belirtti. Türkiye’nin son yıllarda üretim, ihracat ve teknoloji alanlarında önemli atılımlar gerçekleştirdiğini ifade eden Burkay, özel sektörün bu dönüşümde güçlü bir sorumluluk üstlendiğini kaydetti. Aynı zamanda KFA Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı da olan İbrahim Burkay, Türkiye’nin ev tekstilinde trendlerin belirlendiği önemli merkezlerden biri haline geldiğini vurgulayarak, “Ev tekstili sektörümüz 3 milyar doların üzerindeki ihracatıyla tekstil ve konfeksiyonun en güçlü ürün gruplarından birini oluşturuyor. HOMETEX’te firmalarımız yeni koleksiyonlarını dünyanın dört bir yanından gelen alıcılarla buluşturuyor. Bu fuar, sektörümüzün tasarım kabiliyetini, üretim kalitesini ve ihracat vizyonunu dünyaya gösteren güçlü bir vitrindir.” diye konuştu. “Fuar Destekleri Sektör İçin Kritik Önemde” KFA Fuarcılık’ın HOMETEX başta olmak üzere uluslararası ölçekte önemli organizasyonlara imza attığını belirten Burkay, Ticaret Bakanlığı’nın prestijli fuar desteklerinin sektör açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Başkan Burkay, Bakanlık destekleriyle gerçekleştirilen alım heyetlerinin sektöre yeni ticaret kapıları açtığını belirterek, “600’e yakın firmamızın katıldığı bu organizasyonun üretimimize, ihracatımıza ve ülke ekonomimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Destekleri için Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat’a ve bakanlık bürokratlarımıza teşekkürlerimizi sunuyorum.” dedi. Gültepe: “Daha Verimli Üretmeli, Daha Güçlü Markalar Çıkarmalıyız” TİM Başkanı Mustafa Gültepe, fuarların, ticaret heyetlerinin ve alım heyetlerinin ihracattaki kayıpların telafi edilmesinde büyük önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin mal ihracatını 273 milyar dolardan 282 milyar dolara çıkarmak için çalıştığını belirten Gültepe, tekstil sektörünün 2025’te 9,4 milyar dolar, hazır giyim sektörünün ise 16,8 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiğini ifade etti. Türk ev tekstilinin kalite, tasarım ve güven konusunda dünyada güçlü bir marka altyapısına sahip olduğunu belirten Gültepe, küresel rekabetin her geçen gün sertleştiğine işaret ederek, Gültepe, “Artık üretmek yetmiyor. Daha verimli üretmek, daha yenilikçi olmak, daha güçlü markalar çıkarmak ve katma değerli ihracatımızı büyütmek zorundayız.” dedi. Öksüz: “Türkiye Kalite Ve Katma Değerde Farkını Ortaya Koyuyor” İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Öksüz, Türkiye’nin dünya ev tekstili ihracatında 5’inci sırada yer aldığını, Avrupa’nın ise en büyük ev tekstili üreticisi konumunda bulunduğunu söyledi. Öksüz, Avrupa’nın dünya genelinden yaptığı ithalatta ortalama birim fiyatın 6,2 euro seviyesinde olduğunu, Türkiye’den yaptığı ithalatta ise bu rakamın 9,7 euroya ulaştığını belirtti. Öksüz, “Bu tablo Türkiye’nin kalite, katma değer ve rekabet üstünlüğünü açık şekilde ortaya koyuyor.” dedi. Küresel talep daralması ve maliyet artışlarına rağmen sektörün üretmeye, istihdam sağlamaya ve dünya pazarlarındaki güçlü duruşunu korumaya devam ettiğini ifade eden Öksüz, Ticaret Bakanlığı destekleriyle düzenlenen alım heyetlerinin sektör için önemli fırsatlar oluşturduğunu söyledi. Develioğlu: “Tekstil Türkiye Ekonomisinin Temel Direklerinden Biri” İstanbul Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Mehmet Develioğlu, HOMETEX’in 33 yıldır sektörün en önemli buluşma noktalarından biri olduğunu söyledi. Develioğlu, tekstil sektörünü Türkiye’nin dünyaya açılan en güçlü kapılarından biri olarak nitelendirdi. Sektörün maliyet baskıları, kur dengesi ve enerji giderleri gibi zorluklarla karşı karşıya bulunduğunu belirten Develioğlu, “Tekstil ve hazır giyim sektörümüz yüksek istihdam kapasitesi ve ihracat gücüyle Türkiye ekonomisinin temel direklerinden biri olmaya devam ediyor.” dedi. Develioğlu, HOMETEX’in sektörün küresel rekabet gücünü ortaya koyduğunu belirterek, fuarın katılımcı firmalar için verimli geçmesini diledi.

BUSİAD'da Ekonomi Değerlendirmesi: Riskler ve fırsatlar bir arada Haber

BUSİAD'da Ekonomi Değerlendirmesi: Riskler ve fırsatlar bir arada

BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu, BUSİAD Ekonomi Platformu tarafından ilki gerçekleştirilen ve 4 ayda bir tekrarlanacak olan “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumun sonunda yaptığı değerlendirmede, “Yalnızca Türkiye değil, tüm dünya ekonomik, siyasi ve jeoekonomik açıdan oldukça kırılgan bir dönemden geçiyor. Belirsizliklerin arttığı bu süreçte, değişimi doğru okuyabilmek her zamankinden daha önemli hale geliyor” dedi. BUSİAD Başkanı Hatunoğlu şöyle devam etti: “İçinde bulunduğumuz dönem riskler kadar fırsatlar da barındırıyor. Bursa iş dünyası ve Türk sanayicisi ise tarih boyunca zorlu koşullarda ayakta kalmayı başarmış, dirençli ve esnek bir yapıya sahip olmuştur. Bugün de aynı dayanıklılığa sahibiz. Ancak bu süreçte iş dünyasının beklentileri de vardır. Özellikle finansa erişim, öngörülebilirlik ve rekabet gücünü destekleyecek regülasyonlar konusunda daha güçlü bir zemine ihtiyaç duyulduğunu düşünüyoruz. Bölgemizde belirsizlikler yaşanırken, Türkiye’nin doğru politikalar ve doğru dönüşüm adımlarıyla çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğine inanıyoruz.” Toplantının, BUSİAD Ekonomi Danışmanlarının iki değerli çalışmasının ışığında gerçekleştiğini de kaydeden Tuncer Hatunoğlu, “Bursa Uludağ Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Sayın Prof. Dr. Metin Özdemir tarafından uzun süredir hazırlanan BUSİAD İktisadi Yönelim Anketi’nde; üyelerimizin verdiği yanıtlar doğrultusunda talepte ılımlı bir yavaşlama eğilimi olduğu, maliyet baskılarının sürdüğü ve üretimde zayıflama işaretlerinin görüldüğü ortaya çıkıyor. Bu tablo, küresel ve jeoekonomik gelişmelerin reel sektör üzerindeki doğrudan etkisini açık biçimde gösteriyor. Yine Sayın Doç. Dr. Derya Hekim’in hazırladığı “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nda da; enerji maliyetleri, ihracat pazarlarındaki daralma, küresel belirsizlikler ve enflasyonla mücadele sürecinin ekonomimiz üzerindeki etkilerini detaylı şekilde dinledik. Ancak aynı zamanda Türk iş dünyasının esnekliği, üretim kültürü ve uyum kabiliyeti sayesinde yeni fırsat alanlarının da oluşabileceğini gördük” ifadelerini kullandı. Hatunoğlu, BUSİAD’ın yaklaşımının net olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Önümüzdeki dönemde jeopolitik ve ekonomik dalgalanmaların devam edeceği gerçeğini kabul ederek hareket etmek zorundayız. Özellikle enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olmamız nedeniyle maliyet baskılarını tamamen kontrol edebilmemiz kolay görünmüyor. Bu nedenle çözüm alanlarımızı; verimlilik, dijital dönüşüm, yeni pazarlar, katma değerli üretim ve rekabet gücünü artıracak yapısal dönüşümler olarak görüyoruz. İş dünyası olarak bizler; verimliliğimizi artırmaya, yeni pazarlara ulaşmaya, dönüşüm süreçlerine uyum sağlamaya çalışırken; karar vericilerden de özellikle finansmana erişim, yatırım ortamı ve rekabet gücünü destekleyecek düzenlemeler konusunda destek bekliyoruz. BUSİAD olarak ekonomiyi yalnızca takip eden değil; iş dünyasına yön gösteren, veri üreten, analiz yapan ve ortak akla katkı sağlayan bir yapı olmaya devam edeceğiz.” DEĞİŞEN DÜNYA... BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ekonomi Komitesi Sorumlusu Ali Kerem Alptemoçin ise toplantının açılışında yaptığı konuşmada, “Son beş yılda dünya ekonomisi yalnızca değişmedi; kuralları yeniden yazıldı. 2020 yılında başlayan pandemiyle birlikte, uzun yıllardır alışık olduğumuz küresel düzen yerini daha karmaşık, daha kırılgan ve aynı zamanda daha hızlı tepki veren bir yapıya bıraktı. Bu süreçte yaşanan gelişmeler yalnızca ekonomik dengeleri değil; toplumların davranış biçimlerini, devletlerin politika tercihlerini ve şirketlerin iş yapma modellerini de köklü şekilde dönüştürdü. Artık ekonomik sürdürülebilirlik, doğrudan bir ulusal güvenlik meselesi haline gelmektedir ” dedi. “Jeoekonomi artık dış politikanın tamamlayıcı bir unsuru değil; doğrudan belirleyici araçlarından biri haline gelmiştir” diyen Alptemoçin, “Şirketler, yalnızca kendi sektör dinamiklerine odaklanmaları yeterli olmamakta; küresel gelişmeleri, makroekonomik eğilimleri ve jeoekonomik riskleri bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmeleri gerekmektedir” ifadesini kullandı. Alptemoçin, şöyle devam etti: “Türkiye ise bu dönüşümün tam merkezinde yer almaktadır. Jeopolitik konumumuz, beraberinde hem önemli riskler hem de güçlü fırsatlar getirmektedir. Kısa vadede enerji fiyatları, enflasyon ve maliyet baskıları gibi zorluklar öne çıkarken; uzun vadede Türkiye’nin enerji ve lojistikte alternatif bir merkez olma potansiyeli giderek güçlenmektedir. ÇEVİK İŞ DÜNYASI... Tüm risklere rağmen gerektiğinde hızlı büyüyebilen, gerektiğinde de hızlı küçülebilen, çevik, değişen koşullara hızla uyum sağlayabilen bir iş dünyamız var. Farkında olmasak da, 2020’den bu yana yaşanan zorlukların, bizi daha güçlü, daha esnek ve daha rekabetçi bir yapıya hazırladığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Önümüzdeki dönemde küresel koşulların normalleşmesiyle birlikte, firmalarımızın bu birikimle çok daha güçlü bir performans sergileyeceğini düşünüyoruz.” BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alptemoçin, BUSİAD’ın bu dönüşüm sürecini daha yakından takip etmek, güvenilir veri ve analizlerle iş dünyasına yön göstermek amacıyla çalışmalar sürdürdüğünü de kaydetti. Alptemoçin bu çalışmaları da şöyle dile getirdi: “Bu çerçevede Ekonomi Komitemiz bünyesinde; Daha ziyade ülkemizin makro ekonomik gelişmelerine odaklandığımız Ekonomi Platformu, Küresel ve bölgesel jeopolitik gelişmelere, risklere ve fırsatlara odaklanacağımız Jeoekonomi Platformu, firmalarımızın karlılıklarını koruyabilmeleri ve yurtdışında gelişim gösterebilmeleri için vaka analizlerinin ele alınacağı Verimlilik ve Rekabetçilik Platformu Ve son olarak belirlenecek ülke veya bölgelere yönelik pazar geliştirmek isteyen firmalarımıza fikir vermek adına çalışacak Küresel İlişkiler Platformları olarak yapılandık. Bugün de, bu çalışmaların ilk çıktısı olarak“1. Çeyrek Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nu sizlerle paylaşacağız. Değerli üyelerimiz ve basınla paylaşılacak bu rapor yılda 3 kere, Mayıs, Eylül ve Aralık aylarında, İktisadi Yönelim Anketimizle beraber görüşlerinize sunulacaktır. Bu raporun, mevcut tabloyu birlikte değerlendirmek ve önümüzdeki döneme daha hazırlıklı bakabilmek adına ortak bir perspektif oluşturmasına katkı sağlamasını umuyoruz. Çünkü inanıyoruz ki; doğru okunan bir dünya, doğru konumlanmış bir Türkiye güçlü bir iş dünyası demektir.” ÜÇ BÜYÜK ŞOK... BUSİAD Ekonomi Danışmanlarından Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim de, “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumuyla dünya ve Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu özetledi. Doç. Dr. Hekim, 2026 yılının ilk çeyreğinin, küresel ekonomik düzeni eş zamanlı ve birbirini besleyen üç büyük şokun yeniden şekillendirdiği bir dönem olduğunu ifade ederken bunları; Orta Doğu'da patlak veren savaş ve Hürmüz Boğazı krizi, ABD'nin tarife politikasındaki köklü dönüşüm ve Avrupa'nın ticaret ile sanayi politikasında korumacı bir eksenle yeniden konumlanması olarak tanımladı. Doç. Dr. Hekim, “Bu üç gelişme birlikte, Türkiye ekonomisi için hem tarihsel ölçekte risk hem de stratejik fırsat barındıran olağan dışı bir konjonktür ortaya çıkarmıştır” diye konuştu. Petrol ve ham madde girdilerindeki artışın küresel ekonomide yavaşlamaya neden olabileceğini de kaydeden Doç. Dr. Hekim, “Türkiye'nin enerji ithalatına yüksek bağımlılığı, Hürmüz krizinin ekonomik maliyetini emsallerine kıyasla daha belirgin kılmaktadır. Enerji faturasındaki artışın cari açığı IMF'nin Ekim 2025 tahmininin iki katından fazla bir düzeye, GSYİH'nin yüzde 2.8'ine taşıması beklenmektedir. Bu baskı, hem döviz kurunu hem de enflasyon patikasını doğrudan zorlamaktadır” dedi. SEKTÖRLER... Merkez Bankası’nın savaşın yarattığı belirsizlik ortamında faiz indirimini gerçekleştirme kapasitesinin sınırlı olduğunu da kaydeden Doç. Dr. Hekim, sektörel bazlı değerlendirmesinde ise şunları kaydetti: “Otomotiv sektörü, AB tedarik zinciriyle entegrasyonunu ve ticari araç üretimindeki liderlik pozisyonunu 41.5 milyar dolarlık rekor ihracat performansıyla pekiştirmiştir. Tarım sektörü ise değer açısından rekor ihracat gerçekleştirirken, don ve kuraklık nedeniyle üretim tarafında son yılların en ağır darlığını yaşamıştır. Sektörün önümüzdeki çeyreklerdeki en kritik sınavı, küresel gübre kıtlığının 2026 yılı ekim sezonu ve verim düzeyleri üzerindeki yansımalarını yönetme kapasitesi olacaktır. Tekstil ve hazır giyim sektöründe ise yapısal kriz derinleşmektedir; iki yılda yüzde 230'u aşan konkordato artışı ve 380 bini aşkın istihdam kaybı, sektörün salt konjonktürel değil yapısal bir dönüşüm kıskacında olduğuna işaret etmektedir.” FIRSATLAR... 2026'nın ilk çeyreğinin, Türkiye ekonomisi açısından risklerin yönetilemez değil, ancak yönetilmesi güç bir boyuta ulaştığı bir eşik olarak tanımlayan Doç. Dr. Hekim, Türkiye için fırsat penceresini de şöyle dile getirdi: “Irak-Türkiye Boru Hattı üzerinden Ceyhan'a yönelik artan transit akışlar, Hürmüz krizinin ekonomik yükünü kısmen dengeleyici bir işlev görmektedir. Boru hatlarının Avrupa enerji çeşitlendirmesindeki artan stratejik önemi, diplomatik denge kapasitesi ve IAA kapsamında "güvenilir ortak" statüsünün yarattığı potansiyel; bu dönemde Türkiye'nin elinde bulundurduğu yapısal avantajlardır.”

BTSO meslek komitelerinde sektörel değerlendirme Haber

BTSO meslek komitelerinde sektörel değerlendirme

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), mart ayı meclis toplantısını ve 70 meslek komitesini buluşturan Müşterek Meslek Komiteleri Toplantısı’nı BTSO Ana Hizmet Binası'nda gerçekleştirdi. Toplantıya BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, yönetim kurulu üyeleri, meclis üyeleri ve komite üyeleri katıldı. Etkinlikte, sektörlerin gelişimi, ekonomideki mevcut durum ve komitelerin faaliyetleri üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, yaptığı konuşmada BTSO'nun sadece üye sayısı ile değil, iş dünyasında gerçekleştirdiği büyük projelerle de öne çıktığını vurguladı. TEKNOSAB, BUTEKOM, GUHEM ve Bursa Business School gibi projelerin her birinin BTSO komitelerinin katkılarıyla hayata geçirildiğini belirterek, "Bu projeler, Bursa iş dünyasının birlikte hayal kurup başarma azminin eserleridir." dedi. İsmail Kuş, BTSO’nun karar alma süreçlerinde “ortak akıl” anlayışını benimsediğini, bu sayede Bursa'nın Türkiye ekonomisine yön veren bir şehir haline geldiğini belirtti. KOMİTELER BTSO’NUN GÜÇLÜ KARAR MEKANİZMASI İsmail Kuş, 2013’te başlatılan değişimle komiteleri güçlü karar mekanizmaları haline getirdiklerini belirterek, komite üyelerinin Ankara’da ve diğer platformlarda çözüm odaklı bir muhatap bulduklarını ifade etti. “Bursa iş dünyası, ortak hareket kültürüyle tek ses, tek yürek olmayı başarmıştır. Bizler, bu birliktelikten aldığımız güçle geleceği inşa ediyoruz.” dedi. BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, yönetim anlayışlarının sadece sorunları dile getirmek değil, aynı zamanda somut çözümler üretmek olduğunun altını çizdi. Özellikle Orta Doğu’da devam eden savaş sürecinde hızlı bir şekilde çözüm önerileri hazırlayarak ekonomi yönetimine sunduklarını ifade etti. "Bu süreçte iş dünyasına rehberlik etmek, vicdani ve kurumsal sorumluluğumuzdur" dedi. KÜRESEL EKONOMİK İSTİKRAR VE BELİRSİZLİKLER BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin her geçen gün daha belirgin hale geldiğini belirtti. İran, ABD ve İsrail arasındaki gerilimlerin küresel ekonomi üzerinde ciddi etkiler yarattığını vurgulayan Uğur, bu sürecin barışla sonlanması ve küresel ekonomik istikrarın yeniden tesis edilmesi gerektiğini söyledi. Ekonomist Prof. Dr. Hakan Kara, küresel ekonomideki artan belirsizliklerin ekonomik politikaları zorlaştırdığını ve bu durumun Türkiye ekonomisi üzerinde de etkilerini gösterdiğini ifade etti. Kara, büyümede yavaşlama, dış açıkta artış, enflasyon ve işsizlikte yükseliş beklentilerini dile getirdi. İşletmelere nakit akışlarını iyi yönetmeleri gerektiği uyarısında bulundu ve dövizle borçlanmanın riskli hale geldiğine dikkat çekti. Emekli diplomat Gülru Gezer, küresel ölçekte artan istikrarsızlıkların siyasi ve ekonomik riskler yarattığını belirtti. Ayrıca, Türkiye'nin bölgesel enerji ve ticaret koridorlarının çeşitlendirilmesi arayışlarının hız kazandığını belirterek, Türkiye'nin bir enerji merkezi ve transit geçiş güzergahı olma potansiyeline dikkat çekti. Gezer, "Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarını koruyarak, askeri caydırıcılığını güçlendirmesi gerekiyor." şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.