Hava Durumu

#Türkiye

- Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İlber Hoca son yolculuğuna uğurlandı Haber

İlber Hoca son yolculuğuna uğurlandı

78 yaşında vefat eden Prof. Dr. İlber Ortaylı için bugün İstanbul’da düzenlenen törenlerin ilki, yıllar boyunca öğretim üyeliği yaptığı Galatasaray Üniversitesi kampüsünde yapıldı. Akademisyenler, öğrenciler ve sevenleri, Ortaylı’yı burada son kez andı ve hocalarını saygıyla uğurladı. Ardından cenaze namazı için İstanbul’daki tarihi Fatih Camii’ne geçildi. İkindi namazının ardından kılınan cenaze namazına ailesi, akademik çevreler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Törenin ardından Ortaylı’nın Türk bayrağına sarılı naaşı, cami haziresinde bulunan aile kabristanına defnedildi. Tören sırasında Ortaylı’nın yakınları ve öğrencileri duygusal anlar yaşarken, akademik camianın temsilcileri usta tarihçinin Türkiye’nin tarih bilincine ve akademik dünyasına yaptığı katkılardan söz etti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da, tarih ve fikir dünyamızın müstesna isimlerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı'yı Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazı ardından ebediyete uğurladıklarını belirterek, "Bu hüzünlü günde ailesinin, öğrencilerinin ve sevenlerinin acısına ortak olduk. Engin bilgisi, güçlü fikriyatı ve geride bıraktığı kıymetli mirasıyla daima hürmetle hatırlanacaktır. Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum. Mekânı cennet olsun" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Ortaylı, Osmanlı ve Türk tarihi alanlarındaki çalışmaları, eserleri ve nesiller boyu yetiştirdiği öğrencileriyle ülke tarih yazımında önemli bir yer edinmişti.

Tohumlar geleceğe emanet Haber

Tohumlar geleceğe emanet

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen 11. Tohum Takas Şenliği’nde yerel tohumlar toprakla buluşmak üzere vatandaşlarla paylaşıldı. Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (NİLKOOP) ve Nilüfer Kent Konseyi iş birliğinde düzenlenen 11. Tohum Takas Şenliği, Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünde gerçekleştirildi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği şenliğe Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan yardımcıları, Meclis üyeleri, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Kent Konseyi, Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi ve farklı şehirlerin yerel yönetim temsilcileri ile sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri katıldı. Şenlik, Nilüfer Belediyesi Halk Dansları Topluluğu’nun gösterisiyle başladı. Etkinlikte vatandaşlar, Nilüfer Belediyesi tarafından üretilen yerel tohumlardan oluşan paketleri alarak tohum takasına katıldı. “TOHUM YAŞAMIN TA KENDİSİDİR” Şenlikte konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, yerel tohumların korunmasının hem tarımsal üretim hem de gıda güvenliği açısından büyük önem taşıdığına dikkati çekti. Tohumun yaşamın başlangıç noktası olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: “Tohum, yaşamın ta kendisidir. Tarımsal üretimin ilk halkasıdır. Bitki sağlığının, gıda güvencesinin ve güvenliğinin temelidir. Tohumsuz tarım olmaz, tarımsız hayat olmaz. Bu nedenle yerel tohumları korumak ve çoğaltmak, geleceğe bırakacağımız en değerli miraslardan biridir. Bundan 11 yıl önce küçük bir adımla yola çıktık. Yaklaşık 500 metrekarelik bir alanda birkaç çeşit yerel tohumla başladığımız bu yolculuk, bugün Ürünlü Mahallesi’nde yaklaşık 6 dekarlık kent bostanlarına dönüştü. Kent bostanlarımızda 70 parselde yüzlerce çeşit yerel tohumu üretiyor ve çoğaltıyoruz. Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifimiz ile birlikte bu tohumları büyük bir özenle koruyor, çoğaltıyor ve yeniden toprakla buluşmasını sağlıyoruz. Bu çalışmalar yalnızca Nilüfer için değil, Türkiye’de yerel tohumların korunması açısından da önemli bir dayanışma hareketine dönüştü.” YEREL TOHUMLAR TÜRKİYE’YE YAYILIYOR Nilüfer’de başlayan bu hareketin İzmir’den Eskişehir’e, Edirne’den Çanakkale’ye, Kırklareli’nden Muğla’ya kadar pek çok kente ilham verdiğini söyleyen Başkan Şadi Özdemir, “Nilüfer’de ektiğimiz tohumlar Türkiye’nin dört bir yanında filizlenmeye devam ediyor” diyerek şöyle konuştu: “Bu yıl şenliğimizde 30 farklı yerel çeşitten 15 bin paket tohumu sizlerle buluşturuyoruz. Bakla, bezelye, biber, domates, fasulye, kavun, karpuz, patlıcan ve daha birçok yerel çeşit kendi kent bostanlarımızda üretildi ve çimlenme testlerinden geçirilerek toprakla buluşmaya hazır hale getirildi. Üstelik burada yalnızca tohum dağıtmıyoruz, aynı zamanda bir dayanışma zinciri kuruyoruz. Sizler bu tohumları ekip çoğaltacak, komşularınızla ve yakınlarınızla paylaşacaksınız. Böylece yerel tohumlarımız nesilden nesle aktarılmaya devam edecek. Tohum Takas Şenliği sadece bir tarım etkinliği değil; aynı zamanda doğayla kurduğumuz bağın, paylaşmanın ve dayanışmanın bir simgesidir. Bugün burada atölyeler, etkinlikler ve buluşmalarla hep birlikte doğanın bereketini kutluyoruz.” Açılış konuşmalarında söz alan Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın ile Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kayın, geçmişin mirasını geleceğe aktaran, coğrafyamızın en değerli hazinesi olan tohumların geleceğe aktarılması adına bu etkinliğin çok önemli olduğunu belirttiler. Şenlik kapsamında vatandaşlar gün boyunca düzenlenen etkinliklere katıldı. Konserlerin yanı sıra Tohum Ekim Atölyesi, Tohum Topu Atölyesi, Atık Yağlardan Sabun Yapım Atölyesi ve Ağaç Kardeşliği Atölyesi gibi etkinlikler gerçekleştirildi. Vatandaşlar hem yerel tohumlarla buluştu hem de doğa dostu üretim konusunda bilgi edinme fırsatı buldu.

Yörsan Afrika pazarına açıldı Haber

Yörsan Afrika pazarına açıldı

Türkiye’nin köklü süt ve süt ürünleri markalarından Yörsan, ihracat faaliyetlerini genişleterek Afrika pazarına giriş yaptı. Yaklaşık üç ay süren deniz taşımacılığının ardından bölgeye ulaşan Yörsan’ın UHT süt ürünleri, Afrika’daki satış noktalarında raflardaki yerini aldı. Matlı Şirketler Grubu çatısı altında faaliyet gösteren Yörsan, geleneksel ve modern süt ürünlerinden oluşan geniş ürün yelpazesiyle uluslararası pazarlarda da dikkat çekiyor. Afrika pazarına yönelik gerçekleştirilen tüketici tadım etkinliklerinde Yörsan ürünleri yüksek oranda beğeni topladı. Tadım uygulamalarına katılan tüketicilerin %92,3’ü ürünleri beğendiğini ve yeniden satın almayı düşündüğünü ifade etti. Katılımcıların %60’ını kadınlar, %40’ını ise erkek tüketiciler oluşturdu. UHT teknolojisinin sağladığı uzun raf ömrü sayesinde uzak pazarlara erişimini güçlendiren Yörsan, Afrika’da oluşturduğu dağıtım kanallarıyla ürünlerini daha geniş bir tüketici kitlesiyle buluşturmayı hedefliyor. Pazardan gelen ilk tüketici geri bildirimleri ise Yörsan’ın ürün kalitesi ve lezzetinin farklı coğrafyalarda da güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Yörsan Hakkında: 1964’ten gelen köklü süt kültürünü modern üretim teknolojileriyle buluşturan Yörsan, geleneksel lezzetleri çağdaş gıda standartlarıyla sunan güçlü bir markadır. 2022 yılında Matlı Şirketler Grubu bünyesine katılan Yörsan, grubun tarım ve hayvancılık alanındaki yaklaşık 60 yıllık bilgi birikimi ve uzmanlığından güç alarak yeni bir büyüme ve gelişim dönemine girmiştir. Yörsan’ın üretim süreci, sürdürülebilir süt üretimi ve güçlü tedarik ağıyla başlar. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki üreticilerden temin edilen yüksek kaliteli süt, ileri teknoloji üretim tesislerinde işlenerek tüketicilere ulaştırılır. Günlük 1.500 ton süt işleme kapasitesi ile Yörsan, Türkiye’nin önemli süt ve süt ürünleri üreticileri arasında yer almaktadır. Marka; UHT süt, laktozsuz süt, kakaolu süt, yoğurt çeşitleri, kaymaklı tava yoğurdu, süzme yoğurt, ev tipi yoğurt, ayran, Susurluk ayranı, ekşi mayalı ayran, kaşar peyniri, Susurluk peyniri, olgunlaştırılmış beyaz peynir, beyaz peynir, süzme peynir, krem peynir, labne, mozzarella, yöresel peynirler, yayık tereyağı ve kaymak dahil olmak üzere yaklaşık 200 üründen oluşan geniş bir ürün portföyüne sahiptir.

Genç Cumhuriyet’in sağlık alanındaki başarıları sergiyle anlatıldı Haber

Genç Cumhuriyet’in sağlık alanındaki başarıları sergiyle anlatıldı

Cumhuriyet’in ilk yıllarında sağlık alanında atılan adımları ve kısa sürede elde edilen başarıları ortaya koyan sergi, BUÜ Tıp Fakültesi’nde kapsamlı bir içerikle oluşturuldu. Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Kültür Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan sergide, Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde sağlık politikalarının nasıl şekillendiği, toplum sağlığına yönelik sorunların nasıl tespit edilerek çözümler üretildiği ve sağlık alanında gerçekleştirilen örgütlenme çalışmaları görseller ve metinler eşliğinde anlatıldı. Türkiye’deki sağlık politika temellerinin nasıl atıldığı ve toplum sağlığına yönelik çalışmaların nasıl geliştirildiğinin de ele alındığı sergi, Cumhuriyet’in ilk döneminde sağlık alanında yürütülen örgütlenme çalışmalarına, toplum sağlığını geliştirmeye yönelik uygulamalara, 14 Mart Tıp Bayramı’nın tarihsel anlamına ve Türkiye’de görev yapan ilk kadın sağlık çalışanlarına yer veriyor. Serginin açılış töreninde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Emin Direkçi, genç Cumhuriyet’in zor koşullara rağmen sağlık alanını öncelikli konular arasında tuttuğunu hatırlattı. Bu alanda atılan adımların bugün güçlü bir sağlık sisteminin temelini oluşturduğunu ifade eden Direkçi, herkesi sergiyi gezmeye davet etti. Cumhuriyet’in ilk döneminde sağlık alanında gerçekleştirilen çalışmaların yalnızca Türkiye için değil dünya sağlık tarihi açısından da dikkat çekici olduğunu dile getiren BUÜ Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Murat Civaner ise, serginin dönemin sağlık anlayışını ve yapılan çalışmaları görünür kılması açısından önemli olduğunu söyledi.

Toplumun yarısı dişlerini günde 2 kez fırçalamıyor Haber

Toplumun yarısı dişlerini günde 2 kez fırçalamıyor

Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) önerdiği ideal diş fırçalama süresi 2 dakika olmasına rağmen, katılımcıların yalnızca yüzde 12'si bu süreye uyuyor. Bunun yanında toplumun yarısı diş hekimlerinin önerdiği günde iki kez fırçalama rutinini uygulamıyor. Yüzde 30’u dişlerini günde yalnızca bir kez, yüzde 13’ü ise haftada 3-4 kez fırçalıyor. Nüfusun yüzde 6’sı ise dişlerini yalnızca sosyalleşeceği zaman fırçaladığını ifade ediyor. Bu tablo, ağız bakımının düzenli bir sağlık rutini olmaktan ziyade dönemsel bir “sosyal vitrin” davranışına dönüşebildiğini gösteriyor. ÇÜRÜK DİŞLER “ACİL AĞRI” SEVİYESİNE GELENE KADAR ERTELENİYOR Araştırmaya göre toplumun yüzde 25’i, yani her 4 kişiden 1’i, ağzında aktif ve tedavi edilmemiş bir çürükle yaşamını sürdürüyor. Aktif çürüğü bulunan kişilerin yüzde 76’sı son 3 aydır diş hekimine gitmediğini belirtirken, her 5 kişiden 1’i son 2 yıldır diş hekimi koltuğuna hiç oturmadığını ifade ediyor. Veriler, çürüğün çoğu zaman “acil ağrı” seviyesine gelene kadar ertelendiğini gösteriyor. İLK DİŞ HEKİMİ ZİYARETİ ORTALAMA 16 YAŞINDA GERÇEKLEŞİYOR Türkiye'de yetişkinlerin diş hekimiyle ilk tanışma yaşı ortalama 16 olarak öne çıkıyor. Ancak ebeveynler, ağız sağlığı konusunda kendi yaşadıkları gecikmeyi yeni nesilde olumlu yönde kırıyor. Kendileri diş hekimiyle ortalama 16 yaşında tanışırken, bugün çocuklarını ortalama 7 yaşında diş hekimiyle tanıştırıyorlar. Ortalama 7 yaş büyük bir gelişme gibi görünse de bunun 1-2 yaşlara çekilmesi gerekiyor. Süt dişlerinin çıkmasıyla birlikte çocukların diş hekimiyle tanışması ve doğru bakım ritüeli kazanması büyük önem taşıyor. Öte yandan çocukların ağız bakımında florür farkındalığı da kritik bir rol oynuyor. Aileler çocukları için hala florürsüz diş macunlarına yönelme eğiliminde olsa da uzmanlar, çürük oluşumunu önlemede doğru dozlarda florür kullanımının başlıca faktör olduğunun altını çiziyor. İş çocuklara diş fırçalamayı sevdirmeye geldiğinde ise aromalar devreye giriyor: Satın alınan çocuk diş macunlarında ebeveynlerin yüzde 49'u açık ara "çilek" aromasını tercih ederken, onu yüzde 26 ile nane ve yüzde 21 ile karpuz takip ediyor. Bugüne kadar diş hekimine bir kez gitmiş olanlara baktığımızda ise yaklaşık yüzde 40’lık kesimin bir yıldan uzun süredir hiç diş hekimine uğramadığını görüyoruz. Diş hekimine gitmeme nedenleri arasında en çok ihtiyaç duyulmaması ve maliyet öne çıkarken, bu faktörleri diş hekimi korkusu ve zaman bulamamak izliyor. AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞINDA YENİ BİLGİ KAYNAĞI: YAPAY ZEKA Ayrıca araştırmada, toplumun ağız sağlığı konusunda kime güvendiğini net bir şekilde ortaya konuldu. Yüzde 64’le diş hekimleri ezici bir üstünlüğe sahipken, toplumun yüzde 39’u bilgi almak için internet üzerinden araştırma yapmaya yöneliyor. Her 4 kişiden biri ise eczacıların danışmanlığına güveniyor. Ancak araştırmanın en dikkat çekici çıktılarından biri dijitalleşen yeni neslin alışkanlıklarında gizli. Özellikle 18-25 yaş arası gençlerin ağırlıkta olduğu bir kesim (yüzde 9) için, ağız sağlığı hakkında yapay zekaya danışmak yükselen yeni bir trend olarak karşımıza çıkıyor. AĞIZ SAĞLIĞI ÖZGÜVENİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR Toplumun yüzde 78'i ağız ve diş sağlığının özgüvenini doğrudan etkilediğini belirtirken, diş görünümünden kaynaklanan memnuniyetsizliklerin temelinde kozmetik kaygılar yatıyor; özgüveni en çok zedeleyen sorunların başında yüzde 50 oranıyla diş rengi ve yüzde 40 oranıyla diş dizilimi geliyor. Bu durum günlük rutinlere de yansıyor; dişlerin fırçalanamadığı bir günde tüketicilerin yüzde 74'ü kendini huzursuz ve rahatsız hissederken, yüzde 33'ü doğrudan özgüven eksikliği yaşadığını ifade ediyor.

Plaka Ahmet, Türkiye gündeminde! APP plaka komedisi… Haber

Plaka Ahmet, Türkiye gündeminde! APP plaka komedisi…

İşte Gazeteci Yazar Mesut Demir’in köşe yazısı… İran Savaşı’nı gündemden düşüren APP plaka komedisi! Plaka Ahmet milletle dalga mı geçiyor? Türkiye’de trafik cezaları, İran Savaşı’nı gündemden düşürerek zirveye yerleşti. Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın ortak çalışması olan trafik cezalarına birazdan değineceğim. Öncelik, APP plaka komedisi… Öyle bir ülke düşünün ki, bir trafik cezası ortaya çıkarılıyor. Cezanın detayı, içeriği, süsü biberini geçin… Böyle bir ceza sistemi ve rakamlarıyla ülke gündemine oturuyorsunuz. İran Savaşı olmasa, dünya gündeminin bile ilk sırasında yer alırsınız bu komediyle… Bursa Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Ahmet Çakır, basına demeç vererek diyor ki; “Bizim bastığımız plakaya 140 bin lira değil 4 bin lira para cezası kesiliyor!” Hayırdır Ahmet Başkan, şaka mısın, milletle dalga mı geçiyorsun? Senin başkanı olduğun kurum, plakaları resmi olarak basmakla yükümlü kurum değil mi? Senin başkanı olduğun kurum, her plaka çıkarılmasından parayı indirmiyor mu? Şimdi kalkmışsın, “Bizim bastığımız plakaya 140 bin lira değil 4 bin lira para cezası kesiliyor!” diyorsun. Bununla mı övünüyorsun? Ya da milletle dalga geçiyorsun? Bu adamı kim başkan yaptı, kim oy verdi Allah aşkına… Plaka Ahmet, çıkmış “Bu plakaya benden başkası basamaz, sadece ben basarım. Hem basma parası ödersin, hem de 4 bin lira ceza ödersin” diyor… Ramazan ayında Bursalıların aklınla ve ayarlarınla oynama Plaka Ahmet… Sen bence bugün istifa et ve o koltuğu boşuna işgal etme… Gelelim Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın ortak çalışması olan trafik cezalarına… APP plakaya ceza fikri, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’den mi çıktı, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten mi çıktı? Merak ediyorum 85 milyon Türk Milleti gibi… Meclis’te onlarca milletvekilinden bir tanesi de çıkıp, “yaaa biz bu cezayı yeniden gözden geçirelim” demedi mi? Türkiye’de son 1 aydan buyana trafik cezaları komedisi yaşanıyor. Sosyal medyada milletin diline düştü bu plakaya ceza fikrini kim çıkardıysa… Maliye Bakanı sayın Şimşek… Devletin bütçe açığı varsa, tasarrufa TBMM’den başlayıp 600 olan milletvekili sayısını 100’e düşür ki Türkiye adam görsün… Nasıl olsa milletvekillerinin artık meclis üyeliğinden farkı yok. Vatandaş da artık milletvekillerine saygı göstermiyor. En azından vatandaşın boynuna nasıl, ne vergisi, ne cezası yüklesem diye düşünmezsin sayın Bakan… Benim kafamda soru işaretleri var bu durumla ilgili… Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan ya intikam alıyor (Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Türk Milleti’ni karşı karşıya getirerek) ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan bir daha seçilmesin diye dış güçlerle işbirliği yapıyor? Yoksa bu kadar komik cezalarda vatandaşın boynuna urgan dolandırılmaz. Sağlıklı ve esen kalın…

Dünya Obezite Günü’nde Türkiye’de çarpıcı bulgular Haber

Dünya Obezite Günü’nde Türkiye’de çarpıcı bulgular

Dünya Obezite Günü kapsamında açıklanan IPSOS “Obezite Algısı Araştırması”, obezitenin tıbbi gerçekliği ile kişilerin kendi deneyimleri arasında derin bir fark olduğunu gözler önüne serdi. Araştırma, 14 ülkede obeziteli bireylerin görüşlerini mercek altına aldı. Araştırmaya göre, obeziteli katılımcıların yüzde 71’i obezitenin sürekli tedavi gerektiren bir sağlık sorunu olduğunu kabul ediyor. Ancak aynı kişilerden yüzde 66’sı, obezitenin kişisel tercihlerle önlenebilir olduğunu ve yüzde 63’ü diyet ile egzersizle çoğu insanın obezite sorununu çözebileceğine inanıyor. Yani bireyler hem hastalığın kronik doğasını kabul ediyor hem de bunu kendi davranışlarının sonucu olarak görüyor. Türkiye özelinde ise algı ve eylem arasındaki fark daha belirgin. Obeziteli kişilerin yüzde 80’i kilolarını kontrol etmeyi düşündüklerini veya bu konuda tavsiye aldıklarını söylerken, sadece yüzde 35’i son bir yıl içinde bir doktora başvurmuş. Katılımcıların yüzde 45’i “Kilomu kendi başıma kontrol etmeyi tercih ederim” yanıtını vererek, kişisel sorumluluk algısının tedavi önünde ciddi bir engel oluşturduğunu gösteriyor. Lilly Türkiye Medikal Direktörü Dr. Karan Bozkurt, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmesinde; “Obezite; biyolojik, genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkan kronik, tekrarlayıcı ve ilerleyici bir hastalıktır. Türkiye’de yaygın algılar, kişilerin tıbbi destek arayışını geciktiriyor ve tedaviye erişimi zorlaştırıyor. Obezite, diğer kronik hastalıklar gibi ciddi şekilde ele alınmalıdır.” dedi. Araştırma ve uzman görüşleri, obezitenin yalnızca bireysel irade ile çözülecek bir sorun olmadığını, etkili tedavi ve sağlık sistemine erişimin önemini bir kez daha ortaya koydu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.