Hava Durumu

#Türk Tabipleri Birliği

- Türk Tabipleri Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türk Tabipleri Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TTB ve 58 Tabip Odası'ndan ortak tepki! Hekimlik tutuklama tehdidi altında yapılamaz Haber

TTB ve 58 Tabip Odası'ndan ortak tepki! Hekimlik tutuklama tehdidi altında yapılamaz

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi ile 58 tabip odası, Şanlıurfa'da bir hastanın yaşamını yitirmesine ilişkin yürütülen soruşturmada kadın hastalıkları ve doğum uzmanı bir hekimin tutuklanmasına ilişkin ortak açıklama yaptı. "Hekimlik, Tutuklama Tehdidi Altında Yapılamaz" başlığıyla yayımlanan açıklamada, yaşamını yitiren hastanın ailesine başsağlığı dilenirken, olayın tüm yönleriyle bilimsel ve hukuki çerçevede araştırılması gerektiği belirtildi. Açıklamada, istenmeyen bir tıbbi sonucun tek başına hekimin kusurlu olduğu anlamına gelmeyeceği ifade edilerek, bir hekim hakkında kusur değerlendirmesi yapılırken hastanın durumu, hastalığın seyri ve uygulanan tıbbi işlemlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. TTB ve tabip odaları, ön inceleme tamamlanmadan ve sağlık çalışanları için kanunda öngörülen özel soruşturma usulü işletilmeden bir hekim hakkında soruşturma yürütülmesini ve tutuklama gibi koruma tedbirlerine başvurulmasını hukuka aykırı bulduklarını belirtti. Açıklamada, "Tutuklama bir ceza değil, yalnızca istisnai koşullarda başvurulabilecek bir koruma tedbiridir. Hiçbir şekilde cezalandırma ya da kamuoyunu yatıştırma aracına dönüştürülemez" denildi. Tutuklanan hekimin daha sonra tahliye edilmesinin olumlu karşılandığı belirtilen açıklamada, bilimsel değerlendirme yapılmadan bir hekimin yalnızca mesleğini icra ettiği gerekçesiyle özgürlüğünden yoksun bırakılmasının tüm hekimler üzerinde baskı oluşturduğu savunuldu. TTB ve tabip odaları açıklamalarında, hekimleri peşinen suçlu ilan eden söylem ve uygulamalardan vazgeçilmesini, sağlıkta şiddeti artıran yaklaşımların son bulmasını, hekimlerin can güvenliği ile mesleki huzurunun korunmasını istedi. Ayrıca tıbbi uygulamalara ilişkin soruşturmalarda özel soruşturma usulünün eksiksiz uygulanması, masumiyet karinesi ile adil yargılanma hakkına tüm süreç boyunca saygı gösterilmesi ve soruşturma izni alınmadan başlatılan adli işlemlerin hukuka uygunluğunun yetkili mercilerce değerlendirilerek kamuoyuna açıklanması talep edildi. Ortak açıklamada, hekimlerin tutuklanma ve cezalandırılma korkusuyla görev yapmasının "savunmacı tıp" uygulamalarını artıracağı, bunun da en büyük zararı sağlık hizmetine ihtiyaç duyan hastalara vereceği ifade edilerek, "Hekimlerin mesleki uygulamaları nedeniyle peşinen suçlu sayılmasına ve tutuklamanın fiili bir cezaya dönüştürülmesine karşı ortak tutumumuzu sürdüreceğiz. Süreci sonuna kadar takip edeceğiz. Hiçbir meslektaşımız yalnız değildir" mesajı verildi.

TTB'den çocuk işçiliği uyarısı: Çocuk işçiliği bir halk sağlığı sorunudur Haber

TTB'den çocuk işçiliği uyarısı: Çocuk işçiliği bir halk sağlığı sorunudur

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Okul Sağlığı Çalışma Grubu, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü kapsamında yayımladığı açıklamada, çocuk işçiliğinin çocukların fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişimini tehdit eden en önemli sorunlardan biri olmaya devam ettiğini belirtti. Çalışma Grubu'ndan yapılan yazılı açıklamada, Uluslararası Çalışma Örgütü verilerine göre dünyada yaklaşık 160 milyon çocuk işçinin bulunduğu hatırlatılırken, Türkiye'de ise son resmi verilere göre 5-17 yaş grubunda 720 bin çocuğun ekonomik faaliyetlerde yer aldığı ifade edildi. Yaz aylarında ise çalışan çocuk sayısının 3 milyona kadar ulaştığına dikkat çekildi. Çocuk işçiliğinin tarım, hayvancılık, sanayi, hizmet sektörü ve sokakta çalışma gibi farklı alanlarda görüldüğünü belirten çalışma grubu, çocukların erken yaşta çalışma hayatına katılmasının eğitimden kopuşa, okul terklerine ve gelişimsel sorunlara yol açtığını vurguladı. Açıklamasında özellikle mesleki eğitim ve çıraklık sistemine ilişkin değerlendirmelere de yer verilerek, bazı uygulamaların öğrencileri "öğrenen" konumundan "ucuz işgücü" konumuna sürüklediği öne sürüldü. Çıraklık ve işyeri temelli eğitim modellerinin eğitim hakkı, iş sağlığı ve güvenliği açısından dikkatle ele alınması gerektiği kaydedildi. Çocuk işçiliğinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine de dikkat çekilen açıklamada, çalışan çocuklarda depresyon, kaygı bozukluğu, umutsuzluk ve travma sonrası stres bozukluğu gibi sorunların daha sık görüldüğü belirtildi. Tehlikeli işlerde çalışan çocukların istismar ve şiddet riskiyle daha fazla karşı karşıya kaldığı ifade edildi. İş kazalarına ilişkin verilere de yer verilen açıklamada, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 2024 yılında 71, 2025 yılında ise 94 çocuk işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği bildirildi. TTB Okul Sağlığı Çalışma Grubu, çocuk işçiliğiyle mücadelenin yalnızca ekonomik politikalarla değil; eğitim, sağlık, sosyal hizmetler ve çocuk koruma politikalarını kapsayan bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini belirterek, tüm çocukların eşit, nitelikli ve ücretsiz sağlık ve eğitim hizmetlerine erişiminin sağlanması çağrısında bulundu. Yazılı açıklama, "Her çocuğa nitelikli okul ve eğitim, çocukluk çağında değilse ne zaman?" mesajıyla noktalandı.

Bursa’da hekimlerden 'sağlık hakkı' yürüyüşü Haber

Bursa’da hekimlerden 'sağlık hakkı' yürüyüşü

Bursa Tabip Odası (BTO), 14 Mart Tıp Haftası kapsamında “Sağlık Hakkı Yürüyüşü” düzenledi. Setbaşı’nda gerçekleştirilen etkinlikte hekimler ve sağlık emekçileri bir araya gelerek sağlık sistemindeki sorunlara dikkat çekti. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş ile Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Necmiye Funda Coşkun, Atatürk Anıtı’na çelenk bıraktı. Yürüyüşe Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş, BTO Genel Sekreteri Dr. Muhsin Güllü, yönetim kurulu üyeleri Dr. Ferda Firdin, Dr. Deniz Alpan, Dr. Kenan Ergus ve Dr. Ertuğrul Mehmetoğlu’nun yanı sıra Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Üyesi Dr. Güzide Elitez, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sivil toplum kuruluşları, sendika temsilcileri ve çok sayıda hekim katıldı. Basın açıklamasını yapan BTO Başkanı Dr. Kadir Binbaş, 14 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü değil, aynı zamanda tarihsel bir sorumluluğun simgesi olduğunu söyledi. Binbaş, 14 Mart’ın köklerinin 1919 yılında işgal altındaki İstanbul’da tıp öğrencilerinin başlattığı direnişe dayandığını hatırlatarak hekimliğin yalnızca hastalıkları tedavi etmek değil, toplumun geleceğine sahip çıkmak anlamına geldiğini ifade etti. “14 MART’I BAYRAM HAVASINDA KUTLAMAK ZOR” Türkiye’de sağlık sisteminde ciddi sorunlar yaşandığını belirten Binbaş, sağlıkta dönüşüm politikalarının sağlık hizmetini kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırarak piyasa odaklı hale getirdiğini savunarak, randevu sistemindeki sorunlar, kısa muayene süreleri, sağlık çalışanlarının artan iş yükü ve sağlıkta şiddetin yaygınlaşmasının hem hekimleri hem de hastaları olumsuz etkilediğini söyledi. Türkiye’de yıllık hekime başvuru sayısının 1 milyarı aştığını ve kişi başına başvuru sayısının Avrupa ortalamasının yaklaşık iki katına ulaştığını söyleyen Binbaş, bu durumun sağlık sisteminin sağlıklı işlemediğinin göstergesi olduğunu ifade etti. Hekimlerin aşırı iş yükü, güvencesiz çalışma koşulları ve şiddet tehdidi altında görev yaptığını dile getiren Binbaş, genç hekimlerin yurt dışına gitmeyi düşündüğünü, deneyimli hekimlerin ise ekonomik nedenlerle emekli olamadığını belirterek, özelleştirmeye son verilmesi, birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, hekim ücretlerinin emekliliğe yansıyan tek maaş üzerinden düzenlenmesi ve sağlıkta şiddeti önleyecek yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Bursa Tabip Odası'ndan 'sahte profesör' uyarısı! Savcılığa başvuruldu Haber

Bursa Tabip Odası'ndan 'sahte profesör' uyarısı! Savcılığa başvuruldu

Bursa Tabip Odası (BTO), Aralık 2025’te kentte düzenlenen bir sempozyumda kendisini onkolog ve profesör olarak tanıtarak konuşma yapan kişi hakkında kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Türkan Saylan Toplantı Salonu’nda yapılan açıklamaya BTO yönetim kurulu üyeleri ve çok sayıda hekim katıldı. BTO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ferda Firdin, söz konusu kişinin konuşmasında kemik iliği kanserinden standart onkolojik tedavileri reddederek 4 ay içinde iyileştiğini ileri sürdüğünü belirterek, bu iddiaların kanıta dayalı tıp ilkeleriyle uyuşmadığını vurguladı. Dr. Firdin, “Bilimsel tedavilerin yerini alabilecek herhangi bir yaklaşım bulunmamaktadır; tıbbın alternatifi yoktur. Bu tür söylemler özellikle tedavisi süren hastalar açısından ciddi risk taşımaktadır” dedi. ALMANYA’DAN ‘SAHTE BELGE’ YANITI Bursa Tabip Odası’nın, ilgili kişinin mesleki belgeleri ve akademik unvanına ilişkin iddialarını teyit etmek amacıyla Almanya’daki yetkili makamlara yazılı başvuruda bulunduğu açıklandı. Oda'ya gelen resmi yanıtta, kamuoyuna sunulan ve kendi kurumlarınca düzenlendiği iddia edilen belgenin sahte olduğu, ayrıca ilgili kişinin Berlin Tabip Odası’na hiçbir zaman üye olmadığı bildirildi. Ayrıca, Türk Tabipleri Birliği’nin başvurusu üzerine Baden-Württemberg Eyaleti Kuzey Württemberg Bölge Tabip Odası’ndan gelen yanıtta da 10 Nisan 2008 tarihli uzmanlık belgesinin sahte olduğu ve ilgili kişinin bu tabip odasına da üye olmadığı ifade edildi. Konuyla ilgili Stuttgart Savcılığı’na başvuruda bulunulduğu kaydedildi. “BİLİMSEL KANIT YOK” VURGUSU Açıklamada, kişinin daha sonra paylaştığı belgelerde tanının “G3 osteosarkom” olarak yer aldığı, ancak yüksek dereceli osteosarkomda standart tedaviler dışında kısa sürede kalıcı iyileşme sağlandığına dair güvenilir klinik kanıt bulunmadığı belirtildi. Kişisel anlatımlara dayalı tedavi başarı iddialarının genelleştirilmesinin bilimsel ilkelerle bağdaşmadığı ifade edilirken, kanser gibi toplumda yüksek kaygı yaratan hastalıklara ilişkin umut tacirliğine varabilecek söylemlerin hem bireysel hem toplumsal düzeyde zarar verebileceği vurgulandı. ADLİ SÜREÇ BAŞLATILDI Bursa Tabip Odası, halk sağlığını yanıltıcı nitelikte beyanlar nedeniyle ilgili kişi hakkında yetkili adli mercilere başvuruda bulunulduğunu ve sürecin hukuki ve mesleki sorumluluk çerçevesinde takip edildiğini açıkladı. Açıklamada ayrıca, bilimsel dayanağı olmayan sağlık iddialarının akademik ortamlar ve üniversite etkinlikleri aracılığıyla dolaşıma girmesinin kaygı verici olduğu belirtilerek, üniversitelerin doğrulanmış bilginin üretildiği ve topluma güvenle aktarıldığı kurumlar olduğuna dikkat çekildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.