Hava Durumu

#Türk Kanser Derneği

- Türk Kanser Derneği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türk Kanser Derneği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Kanser Derneği’nden yaz aylarında beslenme uyarısı Haber

Türk Kanser Derneği’nden yaz aylarında beslenme uyarısı

Yaz aylarında artan sıcaklıklar, kanser tedavisi gören bireyler için bazı ek zorlukları da beraberinde getiriyor. Türk Kanser Derneği Gönüllü Diyetisyeni ve Uzman Şef Yasemin Güzel, özellikle sıcak havalarda yeterli sıvı tüketiminin ve güvenli beslenmenin büyük önem taşıdığını belirterek önemli uyarılarda bulundu. Kanser tedavisi sürecinde bazı hastalarda iştahsızlık, mide bulantısı, halsizlik ve sıvı kaybı görülebildiğini ifade eden Güzel, yaz aylarında bu durumların daha belirgin hale gelebildiğini söyledi. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmenin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Güzel, ayran, kefir, çorba ve su oranı yüksek meyvelerin de günlük sıvı ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olabileceğini belirtti. Karpuz, kavun, çilek, şeftali ve kayısı gibi yaz meyvelerinin hem ferahlatıcı hem de sıvı desteği sağlayan besinler olduğunu söyleyen Güzel, bu besinlerin yoğurt veya kefir gibi protein kaynaklarıyla birlikte tüketilmesinin daha dengeli bir öğün oluşturacağını ifade etti. Besin Güvenliği İhmal Edilmemeli Yaz aylarında gıdaların daha hızlı bozulabildiğine dikkat çeken Güzel, özellikle bağışıklık sistemi tedavi nedeniyle zayıflayan hastaların besin güvenliğine daha fazla özen göstermesi gerektiğini belirtti. Açıkta satılan yiyeceklerden, uzun süre güneş altında beklemiş ürünlerden ve hijyeninden emin olunmayan gıdalardan uzak durulmasını öneren Güzel, meyve ve sebzelerin tüketilmeden önce mutlaka iyice yıkanması gerektiğini söyledi. Serinletici Seçeneklerde Sağlıklı Tercihler Öne Çıkıyor Yaz aylarında tatlı tüketmek isteyenler için de önerilerde bulunan Güzel, ağır ve şerbetli tatlılar yerine ev yapımı meyveli yoğurtlar, kefirli karışımlar ve sütlü tatlıların daha dengeli seçenekler sunduğunu belirtti. 1964 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren Türk Kanser Derneği, kanser hastaları ve yakınlarına yönelik ücretsiz beslenme danışmanlığı, psikolojik destek, konaklama ve sosyal yardım hizmetleri sunmaya devam ediyor. Dernek, alanında uzman isimlerin katkılarıyla toplumda kanser farkındalığını artırmaya ve kanser hastalarının yaşam kalitesini desteklemeye yönelik çalışmalarına aralıksız sürdürüyor. Türk Kanser Derneği Gönüllü Diyetisyeni ve Uzman Şef Yasemin Güzel, “Her hastanın ihtiyaçları farklıdır. Bu nedenle beslenme planları kişiye özel hazırlanmalıdır. Yaz aylarında alınacak basit ama doğru önlemler, tedavi sürecinin daha rahat geçirilmesine ve yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayabilir” dedi.

Eti saklama ve pişirme de en az tüketim kadar önemli Haber

Eti saklama ve pişirme de en az tüketim kadar önemli

Türk Kanser Derneği gönüllü diyetisyeni Selin Zingin, Kurban Bayramı döneminde artan kırmızı et tüketimine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Zingin, kırmızı etin yüksek protein, demir, çinko ve B12 vitamini açısından değerli bir besin kaynağı olduğunu ancak tüketim kadar saklama, çözdürme ve pişirme yöntemlerinin de sağlık açısından kritik olduğunu vurguladı. Yeni kesilen etin ilk saatlerde sert bir yapıya sahip olduğunu belirten Zingin, bu durumun sindirimi zorlaştırabileceğini ve özellikle mide-bağırsak hassasiyeti olan kişilerde şişkinlik ve hazımsızlığa yol açabileceğini ifade etti. Etin tüketilmeden önce buzdolabında dinlendirilmesi gerektiğini söyledi. Etin saklama ve çözdürme koşullarına da dikkat çeken Zingin, yanlış çözdürme yöntemlerinin bakteriyel üremeyi artırabileceğini belirterek, etin en güvenli şekilde buzdolabında yavaş çözdürülmesi gerektiğini kaydetti. Çözdürülen etin tekrar dondurulmaması gerektiğini vurgulayan Zingin, acil durumlarda sızdırmaz ambalaj içinde soğuk suyla çözdürme yönteminin tercih edilebileceğini aktardı. Pişirme yöntemlerinin de sağlık açısından önemine değinen Zingin, etin yüksek ateşte veya doğrudan alevde pişirilmesinin risk oluşturabileceğini, yanmış ve kömürleşmiş bölümlerin ise kesinlikle tüketilmemesi gerektiğini söyledi. Haşlama, fırında pişirme ve kısık–orta ateşte pişirme yöntemlerinin daha güvenli olduğunu ifade etti. Kanser tedavisi gören bireylerde beslenmenin kişiye özel planlanması gerektiğini belirten Zingin, bağışıklık sistemi baskılanmış hastaların yalnızca tam pişmiş ve güvenli şekilde hazırlanmış etleri tüketmesi gerektiğini vurguladı. Çiğ ve pişmiş gıdaların temasının önlenmesi ve hijyen kurallarına dikkat edilmesinin enfeksiyon riskini azaltmada kritik rol oynadığını ifade etti.

Kolon kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor Haber

Kolon kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor

Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, kolon kanserinde erken tanının önemine dikkat çekerek, sessiz ilerleyen bu hastalıkta belirtileri beklemenin hayati risk oluşturduğunu söyledi. Polat, özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerin tarama programlarına vakit kaybetmeden katılması gerektiğini vurguladı. Polat, kolon kanserinin yıllar içinde geliştiğini belirterek, küçük bağırsak poliplerinin kontrol edilmediğinde kansere dönüşebileceğini belirterek, "Dışkıda kan, uzun süren kabızlık ya da ishal, açıklanamayan kilo kaybı, demir eksikliği anemisi ve geçmeyen karın ağrısı gibi belirtiler ortaya çıktığında hastalık genellikle ilerlemiş demektir. Bu nedenle belirtileri beklemek yerine tarama yaptırmak hayati önem taşıyor.” diye konuştu. Kolon kanseri riskinin 50 yaş sonrasında belirgin şekilde arttığını ifade eden Polat, ailesinde kolon kanseri öyküsü olan bireylerin daha erken yaşta taramaya başlaması gerektiğini belirtti. Risk faktörleri arasında hareketsiz yaşam, işlenmiş ve kırmızı et ağırlıklı beslenme, obezite, tütün ve alkol kullanımı gibi etkenler öne çıktığını ifade eden Polat, “İşlem sırasında saptanan poliplerin çıkarılması, kanser gelişimini büyük ölçüde engelliyor. Erken evrede yakalanan vakalarda tedavi başarısı oldukça yüksek. Tarama bir tercih değil, sorumluluktur.” dedi. Türkiye’de kolorektal kanser, en sık görülen ilk beş kanser türü arasında yer alıyor ve vakaların yaklaşık yüzde 85’i 50 yaş ve üzeri bireylerde görüldüğünü vurgulayan Polat, 50–70 yaş arası hedef nüfusta tarama katılım oranının bölgesel farklılıklarla birlikte yüzde 25–40 aralığında olduğunu ve bu oranın yetersiz kaldığını söyledi. Polat, toplumsal sorumluluk vurgusu yaparak, “50 yaş ve üzerindeki bireyler, herhangi bir belirtiyi beklemeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak kolonoskopi talebinde bulunmalı. Kanserle mücadelede korku değil, bilinç yol gösterici olmalıdır. Erken tanı hayat kurtarır.” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.