Hava Durumu

#Toplumsal Dönüşüm

- Toplumsal Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplumsal Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BUSİAD ödülleri sahiplerini buldu Haber

BUSİAD ödülleri sahiplerini buldu

Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği’nin (BUSİAD) marka etkinliklerinden biri olan ve bu yıl 29’uncusu gerçekleştirilen 2025 Doğan Ersöz ve BUSİAD Başarı Ödülleri, Almira Otel’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Gecede 2025 Doğan Ersöz Ödülü, Valeo Türkiye’ye verildi. Valeo Türkiye adına ödülü, Valeo Türkiye CEO’su Tuna Arıncı, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu ve BUSİAD’ın geçmiş dönem başkanlarının elinden aldı. DİĞER ÖDÜLLER DE SAHİPLERİNİ BULDU Törende BUSİAD Özel Başarı Ödülü Çetin Ceylan’a, BUSİAD Meslek Ödülü Ahmet Özenalp ve Ferit Karslıoğlu’na verildi. BUSİAD Eğitime Destek Ödülü’nü, Uludağ İhracatçı Birlikleri Otomotiv İhracatçıları Birliği adına Genel Sekreter Yardımcısı Birgül Polat Ölmez alırken; BUSİAD Kültür-Sanat ve Spora Destek Ödülü Prof. Dr. Derya Şahin ve Prof. Dr. Mustafa Şahin’e, BUSİAD Sosyal Sorumluluk Ödülü ise Bursa LÖDER adına Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Adalet Meral Güneş’e verildi. “ÖDÜLLER BURSA’NIN DEĞER YARATMA İRADESİNİ TEMSİL EDİYOR” Törenin açılışında konuşan BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, Doğan Ersöz ve BUSİAD Başarı Ödülleri’nin yalnızca başarılı kişi ve kurumları onurlandırmadığını, aynı zamanda Bursa’nın geleceğine ilişkin önemli bir mesaj taşıdığını söyledi. Hatunoğlu, “Bu ödüller yalnızca bir yılın ya da bir dönemin başarılarını görünür kılmıyor. Aynı zamanda Bursa’nın üretme, geliştirme, yenilik yapma ve topluma değer katma iradesini de temsil ediyor” dedi. Dünyanın son yıllarda son derece hızlı ve karmaşık bir değişim sürecinden geçtiğini belirten Hatunoğlu; küresel ısınmadan sıcak çatışmalara, enerji ve gıda güvenliğinden yapay zekânın yarattığı dönüşüme kadar pek çok gelişmenin bilinen ekonomik ve toplumsal düzeni yeniden sorgulamayı zorunlu hale getirdiğini ifade etti. “BAKIŞIMIZI DA DEĞİŞTİRMELİYİZ” BUSİAD’ın bu nedenle uzun süredir üçlü dönüşüme dikkat çektiğini kaydeden Hatunoğlu, “Yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve belki de bunların en önemlisi, toplumsal dönüşüm. Çünkü geleceğin dünyasını yalnızca teknolojiyi değiştirerek kuramayız. Üretim biçimlerimizi, enerji kullanımımızı ve dijital yetkinliklerimizi değiştirmeliyiz. Ama aynı zamanda insana, eğitime, fırsat eşitliğine, yaratıcılığa ve toplumsal dayanışmaya bakışımızı da değiştirmeliyiz.” dedi. BUSİAD’ın rolünü yalnızca iş dünyasının sorunlarını gündeme getirmekle sınırlamadıklarını belirten Hatunoğlu, “Biz BUSİAD’ı Bursa’nın ve Türkiye’nin geleceği üzerine düşünen, fikir ve bilgi üreten, ürettiği fikirleri toplumla paylaşan ve gerektiğinde sorumluluk alan bir kurum olarak görüyoruz. Pek çok faaliyetimizin arkasında aslında aynı soru var: Daha iyi bir gelecek için bugün ne yapabiliriz?” ifadelerini kullandı. “DÖNÜŞÜMÜN MERKEZİNDE İNSAN VAR” BUSİAD’ın eğitim, dijital ve yeşil dönüşüm, enerji, yenilikçilik, verimlilik ve rekabetçilik başta olmak üzere farklı alanlarda yürüttüğü çalışmalara da değinen Hatunoğlu, dönüşümün merkezinde insanın bulunduğunu vurguladı. Hatunoğlu, “Yeşil ve dijital dönüşümü gerçekleştirecek olan da insandır. Dolayısıyla teknolojiye yaptığımız yatırım kadar, insanın gelişimine yaptığımız yatırım da geleceğimizi belirleyecektir” dedi. BUSİAD’ın çalışmalarının merkezinde yaşanabilir bir Bursa hedefinin de bulunduğunu ifade eden Hatunoğlu, “Biz yaşanabilir bir Bursa istiyoruz. Çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğini başka kentlerde ya da başka ülkelerde aramak yerine Bursa’da yaşamayı istemelerini önemsiyoruz. Bursa nasıl geçmişte Türkiye sanayisine pilotluk yaptıysa, bugün de dönüşüme pilotluk yapabilir. Bu nedenle hacimsel değil, değersel gelişme; katma değerli, yeşil ve dijital üretim diyoruz" diye konuştu. “DEĞİŞİMİN AKTÖRÜ OLMAK İSTİYORUZ” Dünyada ciddi sorunların ve belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçildiğini, ancak bu değişimin aynı zamanda önemli fırsatlar yarattığını söyleyen Hatunoğlu, BUSİAD’ın bu süreçte üstlenmek istediği rolü şu sözlerle anlattı: “Yeni teknolojiler, yeni üretim modelleri, yeni iş alanları, yeni enerji kaynakları ve yeni toplumsal yaklaşımlar bize başka bir gelecek kurma imkânı sunuyor. Burada asıl mesele, değişimin seyircisi olmak mı, yoksa değişimin aktörü olmak mı istediğimizdir. Biz BUSİAD olarak tercihimizi yaptık. Değişimin aktörü olmak istiyoruz” dedi. BUSİAD’ın önümüzdeki dönemde de bilgi üretmeye, gençlerle buluşmaya ve eğitim, yenilikçilik, sürdürülebilirlik ile dönüşüm alanlarında sorumluluk almaya devam edeceğini belirten Hatunoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bursa’nın sorunlarına yalnızca dikkat çekmekle yetinmeyecek, çözümün bir parçası olmaya devam edeceğiz. Çünkü bizim anlayışımızda sivil toplumun görevi yalnızca eleştirmek değildir. Sorumluluk almaktır. Fikir üretmektir. Ortak aklı büyütmektir. Ve gerektiğinde ilk adımı atmaktır.” Gecenin sponsoru Securitas’ın Ülke Başkan Yardımcısı Memet Hanlıoğlu’na, organizasyona verdikleri destek nedeniyle teşekkür plaketi takdim edildi. 29. Doğan Ersöz ve BUSİAD Başarı Ödülleri, ödül töreninin ardından Alba Orkestrası’nın müzikleriyle sona erdi.

Ateşkesin sanatsal yüzü Mudanya'da Haber

Ateşkesin sanatsal yüzü Mudanya'da

Tuana Sarı küratörlüğünde düzenlenen sergi, yedi sanatçının toplam 21 eserini bir araya getirerek savaş, hafıza, kimlik ve toplumsal dönüşüm kavramlarını ele alacak. “Bir çatışma durduğunda ne başlar?” sorusundan yola çıkan sergi, Mudanya Mütarekesi’ni yalnızca çatışmanın sona erdiği tarihsel bir dönüm noktası olarak değil, bireysel ve toplumsal yeniden yapılanmanın başlangıcı olarak değerlendiriyor. Savaşın doğrudan temsili yerine çatışma sonrasında bedenin, hafızanın, mekânın, kimliğin ve aidiyet duygusunun nasıl değiştiğine odaklanan eserler, geçmiş ile gelecek arasındaki kırılgan ilişkiyi sorguluyor. Serginin adı, “ATEŞ” ve “KES” sözcüklerinin taşıdığı anlamlar üzerinden şekilleniyor. “ATEŞ” gerilim, kırılma, kayıp ve çatışmayı temsil ederken, “KES” durma, sessizlik ve geçiş anına işaret ediyor. İki sözcük arasındaki ayrım ise kesin bir sondan ziyade geçmiş ile gelecek arasında oluşan bir eşiği simgeliyor. Eda Yıldız, Gülben Saydut, Aleyna Işıklar, İnci Beyza Altansoy, Gülşah Çalhan, Sezin Türk Kaya ve Nejat Erdi Korkmaz’ın eserlerinden oluşan seçkide; beden, çocukluk, kent, hafıza, aidiyet, kayıp ve yeniden yapılanma temaları işleniyor. Farklı kişisel ve toplumsal deneyimleri ortak bir düşünsel alanda buluşturan sergi, Mudanya Mütarekesi’nin imzalandığı coğrafyada geçmişin günümüzde hâlâ gündeme getirdiği sorulara çağdaş sanat aracılığıyla yanıt arıyor. ATEŞ/KES Çağdaş Sanat Sergisi, çatışmaların sona ermesinin ardından insanların kendilerini, yaşadıkları mekânları ve başkalarıyla kurdukları ilişkileri nasıl yeniden şekillendirdiğini sorgulayarak 8 Ekim’de Cumhuriyet Galerisi’nde ziyaretçilerini ağırlamaya başlayacak.

Konutta büyük değişim! Küçük dairelere talep artıyor Haber

Konutta büyük değişim! Küçük dairelere talep artıyor

İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, konut metrekarelerindeki küçülmenin yalnızca maliyet baskısıyla açıklanamayacağını, demografik ve toplumsal değişimin de doğru okunması gerektiğini söyledi. Başkan Demir, “Konutların metrekareleri küçülüyor; ancak bu dönüşümü yalnızca yüksek maliyetlerle açıklamak eksik kalır. Toplumun kendisi, aile yapısı ve insanların yaşam biçimleri değişiyor. Eskiden ağırlıklı olarak 3+1 veya 4+1 üzerinden şekillenen konut anlayışının yanında bugün tek kişinin, genç bir çiftin, iki kişilik bir hanenin ya da çocuklu tek ebeveynli bir ailenin ihtiyacına cevap verecek farklı konut tiplerine daha fazla ihtiyaç var” dedi. Hanehalkı Küçülüyor, Konut İhtiyacı Çeşitleniyor TÜİK’in 12 Mayıs 2026’da yayımladığı “İstatistiklerle Aile, 2025” bültenine göre Türkiye’de ortalama hanehalkı büyüklüğü 2008’de 4 kişi iken 2025’te 3,08 kişiye geriledi. Tek kişilik hanehalklarının toplam içindeki oranı 2014’te yüzde 13,9’dan 2025’te yüzde 20,5’e yükselirken, tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının oranı yüzde 67,4’ten yüzde 62,7’ye düştü. Tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hanehalklarının payı ise aynı dönemde yüzde 7,6’dan yüzde 11,3’e çıktı. Bu değişimin konut üretimine doğrudan yansıdığını ifade eden Demir, “Herkes için aynı büyüklükte ve aynı planlama anlayışında konut üretmek artık doğru değil. Bir kişinin yaşayacağı konut ile dört kişilik bir ailenin ihtiyaç duyduğu konutun planı, alan kullanımı ve maliyeti aynı olamaz. Önümüzdeki dönemde konut üretiminde çeşitliliği artırmamız gerekiyor” diye konuştu. “Bütün Konutları Küçültmek de Doğru Değil” Değişen talebin, bütün projelerin küçük dairelerden oluşması gerektiği şeklinde okunmaması gerektiğini vurgulayan Demir, çocuklu ve geniş ailelerin daha büyük konut ihtiyacının devam ettiğine dikkat çekti. Demir, “Bir projede yalnızca 1+1 üretmek de yalnızca 3+1 üretmek kadar tek tipçi olabilir. Mesele büyük veya küçük konuttan birini diğerine üstün tutmak değil; bulunduğu bölgenin demografik yapısına, ulaşım olanaklarına, altyapısına ve sosyal ihtiyaçlarına uygun, dengeli bir konut karması oluşturmaktır. Amaç küçük evleri çoğaltmak değil, doğru yerde doğru büyüklükte konut üretmektir” ifadelerini kullandı. Daha Küçük Konut, Daha Niteliksiz Konut Olmamalı Küçük metrekareli konutlarda tasarım ve uygulama kalitesinin daha da önem kazandığını belirten Demir, güvenlik ve yaşam kalitesinden taviz verilemeyeceğini söyledi. Demir, “Metrekare küçüldükçe her alanı doğru kullanma sorumluluğu artıyor. Deprem güvenliği, yapı kalitesi, sağlıklı iç ortam ve enerji verimliliği hiçbir koşulda ikinci plana atılamaz. Depolama alanı, doğal ışık, ısı ve ses yalıtımı, erişilebilir tasarım ve gerektiğinde farklı amaçlarla kullanılabilecek esnek mekânlar daha da önemli hale geliyor. Küçük ama iyi tasarlanmış bir konut, büyük fakat verimsiz bir konuttan çok daha işlevsel olabilir” dedi. Erişilebilirlik Sadece Metrekareyle Çözülmez Konut maliyetlerindeki artışın dönüşümü hızlandırdığını ifade eden Demir, erişilebilir konut üretiminin yalnızca satış fiyatı üzerinden değil, toplam yaşam maliyeti üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Demir, “Daha düşük metrekare, doğru planlandığında toplam satın alma bedelini; enerji, bakım ve ortak giderleri azaltmaya katkı sağlayabilir. Fakat konuta erişim sorununu yalnızca daireyi küçülterek çözemeyiz. Uygun arsa üretimi, öngörülebilir imar ve ruhsat süreçleri, uzun vadeli ve erişilebilir konut finansmanı ile üretim maliyetlerini azaltacak politikalar birlikte ele alınmalı. Aksi halde küçük konut da orta ve dar gelirli vatandaş için erişilemez kalır” diye konuştu. Geleceğin Konutu Değişen Hayata Uyum Sağlamalı Konut üretiminin yalnızca bugünün talebine göre değil, önümüzdeki 10-20 yıllık toplumsal dönüşüm dikkate alınarak planlanması gerektiğini belirten Demir, esnekliğin geleceğin konutunda temel ölçütlerden biri olacağını söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.