Hava Durumu

#Tip 2 Diyabet

- Tip 2 Diyabet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tip 2 Diyabet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zayıflama iğnelerinin bilimsel gerçekleri... Mucize değil, ciddi bir tıbbi tedavidir Haber

Zayıflama iğnelerinin bilimsel gerçekleri... Mucize değil, ciddi bir tıbbi tedavidir

Son yıllarda obezite tedavisinde sıkça kullanılan zayıflama iğneleri, sosyal medyanın da etkisiyle giderek daha fazla ilgi görüyor. Ancak uzmanlar, bu ilaçların bilinçsiz kullanımının ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda uyarıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin obezite tedavisinde önemli bir seçenek olduğunu ancak bir "mucize çözüm" olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Poliklinikte en sık karşılaştığı sorulardan birinin "Hocam, ben de zayıflama iğnesine başlayabilir miyim?" olduğunu belirten Medetalibeyoğlu, bu tedavinin yalnızca uygun hastalarda, hekim gözetiminde uygulanması gerektiğini vurguladı. "KOZMETİK AMAÇLI KULLANILMAMALI" Doç. Dr. Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin düğün öncesi birkaç kilo vermek isteyen sağlıklı bireyler için geliştirilmediğini belirterek, bu ilaçların Dünya Sağlık Örgütü'nün kronik hastalık olarak tanımladığı obezitenin tedavisinde kullanıldığını ifade etti. Uzman isim, ilaçların yalnızca kilo vermeyi sağlamadığını, aynı zamanda kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, uyku apnesi, karaciğer yağlanması ve eklem rahatsızlıkları gibi obeziteye bağlı sağlık sorunlarının riskini de önemli ölçüde azaltabildiğini söyledi. İlaçların midenin boşalmasını yavaşlattığını ve beyindeki iştah merkezine tokluk sinyali gönderdiğini belirten Medetalibeyoğlu, bu sayede porsiyon kontrolünün daha kolay sağlandığını ifade etti. TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANIYOR Obezitenin kronik bir hastalık olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, tedavi süresinin hastanın durumuna göre aylar hatta yıllar sürebileceğini belirterek, dozun düşük seviyeden başlanıp kademeli olarak artırılması gerektiğini söyledi. İlaç kullanımı sırasında kalıcı beslenme alışkanlıkları kazanılmadığı takdirde verilen kiloların geri alınma riskinin yüksek olduğunu vurgulayan Medetalibeyoğlu, "Bu tedavi, yeni bir yaşam tarzı oluşturmanız için fırsat sunuyor." dedi. Tedavinin en sık görülen yan etkilerinin bulantı, kusma, ishal, kabızlık ve mide krampları gibi sindirim sistemi şikayetleri olduğunu belirten uzman, bu etkilerin çoğunlukla tedavinin ilk dönemlerinde veya doz artırımı sırasında ortaya çıktığını ve zamanla azaldığını kaydetti. "KULAKTAN DOLMA BİLGİLERLE KULLANILMAMALI" Pankreatit öyküsü bulunanlar, safra kesesi taşı olanlar veya ailesinde medüller tiroid kanseri öyküsü bulunan kişilerde bu ilaçların risk oluşturabileceğini belirten Medetalibeyoğlu, sosyal medya ya da çevre tavsiyesiyle tedaviye başlanmaması gerektiğini söyledi. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çeken Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin mutlaka uzman hekim kontrolünde, düzenli takiplerle kullanılması gerektiğini vurguladı. "Başarının anahtarı yalnızca ilaçta değil, hastanın tedaviye uyumunda ve yaşam tarzı değişikliğinde yatıyor." ifadelerini kullandı.

Bayramda şeker ve tatlı tüketimine dikkat! Haber

Bayramda şeker ve tatlı tüketimine dikkat!

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Şeker ve tatlı tüketimi yalnızca diyabeti olan ya da yüksek kilolu kişilerin kaçınması gereken zararlı bir şey gibi düşünülse de yaygın inanışın aksine, tanı almış bir hastalığı olmayanların dahi günlük beslenme rutinlerinde yer almaması gereken bir besindir. Dünya Sağlık Örgütü, günlük enerji gereksiniminizin ortalama yaklaşık 10’unun şekerden alınabileceğini ancak uzun vadeli hedefin yüzde 5 ve altı olduğunu vurgulamaktadır. Örneğin; enerji gereksinimi 2000 kalori olan bir birey, günde maksimum 200 kalorisini basit şekerden alabilir ki bu da ortalama 1 küçük porsiyon tatlıya eşittir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Kalp ve damar hastalıklarına yol açar Aşırı şeker tüketimi nedeniyle karaciğerde trigliserid adı verilen yağ asitleri artarak, damar duvarlarında birikmeye başlar. Zamanla damar yapısı bozulup damar sertliği ve diğer kalp hastalıklarına yol açar. Artan şeker tüketimiyle karın çevresi yağlanması ve bel çevresinin artması kalp hastalıkları açısından önemli diğer risk faktörlerindendir. Bu nedenle şeker ve tatlı tüketimini azaltıp, kalp ve damar sağlığı için yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere, sebze, meyve, çiğ kuruyemiş vb liften zengin gıdalara beslenmede yer vermek gerekir. İnsülin direnci ve Tip 2 diyabet riskini artırır Şeker gibi basit karbonhidratlar yedikten sonra kana çok hızlı karışarak kan şekerini hızla yükseltir. Bu nedenle, vücudun, kan şekeri metabolizmasını düzenleyen hormonlardan biri olan insüline verdiği yanıt bozularak insülin direncinin oluşmasına ve tip-2 diyabet riskinin artmasına yol açar. Özellikle ailede diyabet öyküsü olanlar şeker ve tatlıyı sınırlandırmalıdır. Eğer son zamanlarda fazla şeker tüketiyor, tatlı yeme isteğinizin arttığını düşünüyorsanız mutlaka bir hekim ile görüşüp insülin direnci ve diyabet ile ilgili kontrollerinizi yaptırmalısınız. Karaciğer yağlanmasına neden olur Son zamanlarda alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması gençlerde de yaygınlaşıyor. Bunun öncelikli nedenlerinin başında; basit şeker, hazır paketli ürünler ve tatlılarda kullanılan fruktoz şurubu tüketiminin artması geliyor. Sofra şekeri ve yüksek fruktoz büyük ölçüde karaciğerde işlenir ve fazla tüketildiğinde karaciğer bu enerjiyi yağa dönüştürür. Karaciğer yağlanmasının artması sağlığı olumsuz etkiler. Tüketim sıklığına ve porsiyonlara dikkat etmek, işlenmiş ve etiket bilgisinde fruktoz şurubu içeren gıdalardan uzak durmak gerekir. Obeziteye zemin hazırlar Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Yüksek şeker içeren besinler; kalorisi yüksek ve karbonhidrat ağırlıklı olup, vücut için gerekli vitamin- minerallerden ise oldukça fakirdir. Genellikle protein ve liften düşük oldukları için sık acıkmanıza, kan şekeri dengesizliği nedeniyle sürekle tatlı tüketme isteğinizin artmasına yol açar. Bu da kişiyi bitmeyen bir kısır- döngüye sokarak, gün içerisinde alınan toplam kalori miktarının artmasına, kilo artışına ve uzun vadede obeziteye zemin hazırlar” diyor. Diş çürüklerini artırır Şeker tüketimi diş minesinin zarar görmesine, çürüklere ve buna bağlı diş kayıplarına neden olurken ağız sağlığını da olumsuz etkiler. Ağızda pH dengesinin bozulmasıyla birlikte ağız içindeki bakteri çeşitliliği değişir ve ağız kokusu ile ilgili problemler artabilir. Sık aralıklarla şeker tüketmek, gazlı şekerli içecekler içmek ve yetersiz ağız hijyeni olumsuz sonuçları belirginleştirir. Aşırı tatlı tüketiminden uzak durmak, xekerli besin tükettikten sonra ise mutlaka dişleri fırçalamak gerekir. Bağımlılık yaratır Yüksek miktarda şeker tüketimi hem metabolik hem de nörobiyolojik süreçleri etkiler. Hızlı emildiği için kan şekerinde ani yükselmelere ve ardından hızlı düşüşlere neden olarak yeniden tatlı, şekerli gıda tüketme isteğine yol açar. Aynı zamanda beynin ödül merkezinde dopamin salınımını artırarak kısa süreli haz duygusu ve buna bağlı daha fazla tüketme isteğine sebep olur. Bu nedenle şeker ve tatlının ödül yerine tüketilmemesi haz duygusu ile örtüşmemesi açısından önemlidir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.