Hava Durumu

#Ticari Araç

- Ticari Araç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ticari Araç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay zekâ raflara kadar indi! Haber

Yapay zekâ raflara kadar indi!

Frost & Sullivan tarafından OSS Derneği için hazırlanan çalışmaya göre, Türkiye’deki hafif araç parkının ortalama yaşı 14,3’e ulaşırken araçların yaklaşık yüzde 74’ü beş yaşın üzerinde bulunuyor. Türkiye hafif araç satış sonrası pazarının 2025 yılı büyüklüğü ise yaklaşık 10,2 milyar dolar seviyesinde hesaplandı. Büyüyen ve yaşlanan araç parkı bakım ve onarım ihtiyacını artırırken, milyonlarca farklı parça referansının doğru yönetilmesini de her zamankinden daha kritik hâle getirdi. “Yapay zekâ sadece sohbet eden uygulamalardan ibaret değil” Konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulunan İTO 52. Komite Başkanı ve Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, yapay zekânın satış sonrası sektöründe görünür fakat gürültülü olmayan bir dönüşüm başlattığını belirtirken, “Yapay zekâyı yalnızca sohbet eden uygulamalardan ibaret görmek, otomotiv sektöründeki asıl dönüşümü kaçırmak anlamına geliyor. Sektörün gerçek yapay zekâ devrimi ekranların önünde değil; depo raflarında, sipariş satırlarında, parça kataloglarında ve servis planlamalarında yaşanıyor. Müşterinin bu süreci görmesine gerek yok; doğru parçaya daha hızlı ulaşması, aracının serviste daha kısa süre kalması ve ihtiyacı olan hizmeti kesintisiz alması dönüşümün en somut sonucudur” dedi. “Amaç daha az değil, daha doğru stok” Yedek parça talebi her ürün grubunda düzenli ve öngörülebilir bir seyir izlemiyor. Bazı parçalar sürekli talep görürken bazı ürünlerde uzun sessiz dönemlerin ardından ani talep artışları yaşanabiliyor. Araç parkının bölgesel dağılımı, araç yaşı, servis geçmişi, mevsimsel etkiler, kronik arızalar ve tedarik süreleri gibi çok sayıda değişkenin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Yapay zekâ destekli tahmin sistemlerinin, bu değişkenleri eş zamanlı analiz ederek ürün ve lokasyon bazında daha isabetli stok kararları alınmasını sağlayabileceğini ifade eden Aşçı, “Satış sonrasında hedef stokları körlemesine azaltmak değildir. Asıl hedef, ihtiyaç duyulacak parçayı doğru bölgede hazır tutarken sermayeyi raflarda bekleten ölü stoğu, yok satma riskini ve acil sevkiyat ihtiyacını azaltmaktır. Yapay zekâ, geçmiş satışlara bakmanın ötesine geçerek araç parkını, bölgesel kullanım koşullarını, mevsimselliği ve tedarik sürelerini aynı karar mekanizmasında buluşturabilir. Rekabet artık kimin daha fazla stok taşıdığıyla değil, kimin daha doğru stok yönettiğiyle şekillenecek.” şeklinde devam etti. Sektörel çalışmalar, yapay zekâ destekli talep tahmini ve stok optimizasyonunun hizmet seviyesini korurken yedek parça stoklarında yüzde 30’a varan iyileştirme potansiyeli taşıdığına işaret ediyor. Ancak bu oranlar her şirket için garanti edilen sonuçlar değil; veri kalitesine, ürün çeşitliliğine, tedarik yapısına ve uygulama disiplinine bağlı bir potansiyeli ifade ediyor. Yanlış parça yalnızca iade maliyeti demek değil Otomotiv satış sonrasının en maliyetli sorunlarından biri, araçla uyumlu olmayan parçanın servise veya müşteriye gönderilmesi. Milyonlarca yedek parça kaydı, farklı üretim yılları, motor seçenekleri ve donanım seviyeleri dikkate alındığında yalnızca ürün adı veya araç modeline dayalı eşleştirme yeterli olmuyor. Yapay zekâ destekli sistemler; şasi numarası, model yılı, motor kodu, orijinal ekipman numarası, teknik ölçüler ve geçmiş eşdeğerlik kayıtlarını birlikte analiz ederek doğru parçanın daha hızlı bulunmasını sağlayabiliyor. “Yanlış parça yalnızca iade ve taşıma maliyeti oluşturmaz. Aracın serviste kalma süresini uzatır, teknisyenin zamanını kaybettirir, müşteri memnuniyetini düşürür ve bazı durumlarda güvenlik riski oluşturur.” diyen Aşçı “Yapay zekâ destekli çapraz referanslama sistemleri bu kayıpları önemli ölçüde azaltabilir. Ancak bunun ön koşulu temiz, güncel, standartlaştırılmış ve izlenebilir ürün verisidir. Bozuk verinin üzerine kurulan en gelişmiş algoritma dahi güvenilir sonuç üretemez” eklemesini yaptı. Şirketlerin yüzde 70’i kullanıyor, yüzde 14’ü değer üretiyor Öte yandan BCG ve MEMA tarafından 2026 yılında ticari araç satış sonrası pazarı üzerine gerçekleştirilen araştırmada şirketlerin yüzde 70’i bir şekilde yapay zekâ kullanmaya başladığını belirtirken, yalnızca yüzde 14’ü bu uygulamalardan anlamlı ticari değer üretebildiğini ifade ediyor. Bu farkın, teknolojiye sahip olmak ile teknolojiyi doğru iş problemine bağlamak arasındaki ayrımı ortaya koyduğunu vurgulayan Aşçı, şirketlere “önce problem, sonra teknoloji” yaklaşımını önerdi. Servisler arızayı beklemeyecek Bağlantılı araçlardan, sensörlerden ve servis kayıtlarından elde edilen veriler, satış sonrası hizmetleri arıza gerçekleştikten sonra müdahale eden yapıdan, bakım ihtiyacını önceden öngören bir modele taşıyor. Olağan dışı titreşimler, sıcaklık değişimleri, akü performansındaki düşüş, sıvı basınçlarındaki sapmalar ve parçaların kullanım ömrüne ilişkin veriler analiz edilerek bazı arıza ve performans kayıpları daha erken işaretlenebiliyor. Böylece gerekli parça araç servise gelmeden hazırlanabiliyor, servis kapasitesi daha dengeli planlanabiliyor ve aracın kullanım dışı kaldığı süre azaltılabiliyor. Aşçı, bu alanda araç verisine hukuka uygun erişim, müşterinin açık biçimde bilgilendirilmesi, siber güvenlik ve bağımsız servislerin veriye erişim koşullarının da teknolojik gelişim kadar önemli olduğuna dikkat çekti.

Renault Trucks, ticari araçlardaki çözüm alanını genişletiyor Haber

Renault Trucks, ticari araçlardaki çözüm alanını genişletiyor

Renault Trucks Türkiye, taşımacılık profesyonellerine sunduğu ürün gamını Renault Trucks Master Red EDITION ile genişletiyor. Bu yeni yapılanma ile Renault Trucks Türkiye, özellikle ticari kullanıcılar ve filo müşterilerine yönelik uzmanlığıyla hafif ticari araç segmentinde de çözüm sunarak ticari araç pazarındaki erişimini daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Avrupa'da Fransa, İngiltere ve İspanya başta olmak üzere birçok ülkede başarıyla uygulanan bu yapı, Türkiye'de de profesyonel müşterilere daha kapsamlı çözümler sunacak. "TİCARİ ARAÇ KULLANICILARINA TEK NOKTADAN DAHA KAPSAMLI ÇÖZÜMLER SUNACAĞIZ" Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Renault Trucks Türkiye Başkanı Sebastien Delepine; "Renault Trucks olarak müşterilerimizin iş süreçlerini ve operasyonel ihtiyaçlarını yakından tanıyoruz. Bugün ağır ticari araç müşterilerimizin önemli bir bölümü aynı zamanda hafif ticari araç filosuna da sahip. Renault Trucks Master Red EDITION'ın Türkiye’de ürün gamımıza katılmasıyla birlikte müşterilerimize ihtiyaç duydukları çözümleri tek çatı altında sunabilecek, iş ortaklığımızı daha da güçlendireceğiz" dedi. Delepine, "Bu adım sadece ürün gamımızın genişlemesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda ticari araç alanındaki uzmanlığımızı, satış sonrası hizmetlerimizi ve operasyonel verimlilik odaklı yaklaşımımızı hafif ticari araç segmentine de taşıyoruz. Hedefimiz; müşterilerimizin toplam sahip olma maliyetini optimize eden, iş sürekliliğini destekleyen ve uzun vadeli değer oluşturan çözümler sunmak." diye konuştu.

Bursa'nın yerli elektrikli kamyoneti Nilüfer'den dünyaya açılıyor Haber

Bursa'nın yerli elektrikli kamyoneti Nilüfer'den dünyaya açılıyor

Türkiye'nin otomotiv üssü Bursa, geleneksel araç üretimindeki birikimini elektrikli ticari araç segmentine taşıyor. Nilüfer'deki üretim tesislerinde 2011'den bu yana faaliyet gösteren yerli üretici Pilotcar, geliştirdiği elektrikli kamyonet modelleriyle yurt içi lojistik sektörünün yanı sıra ABD'den Avrupa'ya, Körfez ülkelerinden Latin Amerika'ya uzanan bir pazara hizmet veriyor. Bursa Nilüfer'de üretilen Pilotcar P-1000 Açık Kasa, şehir içi yük taşımacılığından belediye hizmetlerine geniş bir kullanım alanına sahip. (Fotoğraf: Pilotcar) Artan akaryakıt maliyetleri, şehir içi taşımacılığa getirilen emisyon kısıtlamaları ve sürdürülebilirlik baskısı, hafif ticari araç pazarını elektrikli çözümlere yöneltiyor. Bursa sanayisi de bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Tamamı elektrikli motorla çalışan araçlar, şehir içi yük taşımacılığında dizel ve benzinli modellere alternatif sunuyor. Yerli üretim, trafiğe çıkış izinli Pilotcar'ın geliştirdiği Pilotcar P-1000 Açık Kasa modeli, Türkiye'de L7e sınıfında trafiğe çıkış izinli bir araç olarak öne çıkıyor. Yüzde 100 elektrikli motoru sayesinde sıfır emisyonla çalışırken, işletmelerin yakıt ve bakım giderlerini ciddi oranda düşürüyor. Geleneksel araçlardaki yağ değişimi, egzoz sistemi arızaları gibi bakım kalemleri elektrikli modelde tamamen ortadan kalkıyor. Modelin teknik özellikleri ticari kullanıma göre tasarlanmış: saatte 50 kilometre azami hız, batarya seçeneğine göre tek şarjla 80 ila 160 kilometre menzil (WLTP) ve 1.000 kilogramın üzerinde yük kapasitesi. Aracın gücünü aldığı LiFePO4 (lityum demir fosfat) batarya teknolojisi 4.000 şarj çevrimine kadar dayanıklılık sunuyor. Off-road koşullarda 2 tona varan çekiş kapasitesi, elektrik destekli direksiyon (EPS) ve rejeneratif fren sistemi de aracın standart donanımları arasında yer alıyor. Şarjı prizden, maliyeti düşük Üç farklı batarya kapasitesiyle sunulan araç, standart 220 voltluk ev tipi prizden batarya paketine göre 4 ila 10 saat arasında tam şarj olabiliyor. Böylece ayrı bir şarj altyapısı yatırımı yapmadan, işletmelerin mevcut elektrik bağlantısıyla araç gece boyunca şarj edilip gündüz operasyona hazır hale getirilebiliyor. Üreticiye göre kilometre başına enerji maliyeti, dizel muadillerine kıyasla belirgin biçimde düşük; bu da yoğun şehir içi kullanımda işletmeler için kayda değer bir tasarruf anlamına geliyor. Şehir lojistiğinden belediye hizmetlerine Yerli üretici, açık kasa modeliyle sınırlı kalmıyor. P-1000 ailesi; şasi, kapalı kasa kargo, telli kasa, çöp toplama ve kompaktör gibi farklı üst yapı versiyonlarıyla çeşitli sektörlere yönelik çözümler sunuyor. Özellikle belediyelerin çevre dostu araç filolarına geçiş sürecinde, sessiz ve sıfır emisyonlu bu araçlara talebin arttığı belirtiliyor. Şehir içi dağıtım yapan kargo firmalarından otel ve site içi taşımacılığa, fabrika içi lojistikten yerel yönetim hizmetlerine kadar geniş bir kullanım alanı bulunan elektrikli kamyonetler; dar sokaklarda manevra kabiliyeti, düşük işletme maliyeti ve düşük gürültü seviyesiyle tercih ediliyor. Pilotcar, 2011'den bu yana elektrikli golf ve hizmet araçlarından ticari araçlara kadar binlerce araç ürettiğini belirtiyor. Bursa'dan 20'den fazla ülkeye Pilotcar'ın üretim ve hizmet ağı yalnızca yurt içiyle sınırlı değil. Şirketin Türkiye'nin yanı sıra ABD'de (Pilotcar EV Inc., Florida) üretim tesisi; Almanya (Köln) ve Belçika'da ofisleri bulunuyor. Azerbaycan, Porto Riko, Brezilya, İspanya, İtalya, Fransa, Yunanistan, Avusturya, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Mısır gibi 20'den fazla ülkeyi kapsayan bir distribütör ağı üzerinden araçlarını uluslararası pazarlara ulaştırıyor. Sektör temsilcileri, elektrikli ticari araç pazarının önümüzdeki yıllarda hızla büyüyeceğini ve Bursa'nın yerli üretim kapasitesiyle bu büyümede belirleyici bir rol üstleneceğini öngörüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.