Hava Durumu

#Sürdürülebilirlik

- Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uludağ Elektrik'ten sürdürülebilir enerji tüketimine sertifikalı destek Haber

Uludağ Elektrik'ten sürdürülebilir enerji tüketimine sertifikalı destek

Uludağ Elektrik, müşterilerinin elektrik tüketimlerini yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilişkilendirmelerine ve sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemelerine olanak sağlıyor. I-REC (International Renewable Energy Certificate) ve YEK-G (Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti Belgesi) gibi yenilenebilir enerji sertifikalarıyla işletmeler, kullandıkları elektriğin yenilenebilir kaynaklardan üretildiğini belgelendirebiliyor. YENİLENEBİLİR ENERJİ TÜKETİMİ BELGELENEBİLİYOR Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası (I-REC), yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrik enerjisinin kaynağının takip edilmesine ve tüketimle ilişkilendirilmesine imkan sağlayan uluslararası bir sertifikasyon sistemi olarak öne çıkıyor. Sertifika; elektriğin üretildiği tesis, üretim tarihi ve enerji kaynağı gibi bilgileri içeriyor. Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, yenilenebilir enerji kullanımının işletmeler açısından giderek daha fazla önem kazandığını belirterek, “Enerji dönüşümünün hızlandığı bir dönemde işletmelerin enerji tüketimleri ile birlikte, bu enerjinin kaynağını da dikkate almaları gerekiyor. Uludağ Elektrik olarak müşterilerimizin sürdürülebilirlik yolculuklarına yenilenebilir enerji sertifikalarıyla destek oluyoruz. I-REC ve YEK-G gibi uygulamalar sayesinde işletmeler, elektrik tüketimlerini yenilenebilir kaynaklarla ilişkilendirerek çevresel hedeflerini destekleyebiliyor ve bu tüketimi belgelendirebiliyorlar. Sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel bir yaklaşım değil, işletmelerin uzun vadeli iş süreçlerinin de önemli bir parçası. Biz de müşterilerimizin bu dönüşümüne enerji alanındaki çözümlerimizle eşlik ediyoruz. Yenilenebilir enerji sertifikalarıyla işletmelerin çevresel hedeflerine katkı sağlarken, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının ve gelişiminin desteklenmesine de katkıda bulunuyoruz” dedi.

Gürsu'dan üçüncü GES yatırımı Haber

Gürsu'dan üçüncü GES yatırımı

Bursa’da güneş enerji santrali yatırımlarıyla çevreci projelerini sürdüren Gürsu Belediyesi, ilçedeki üçüncü Güneş Enerji Santrali (GES) projesi için hazırlıklarını tamamladı. Yaklaşık 50 milyon lira yatırım bedeliyle hayata geçirilen proje için finansman, Dünya Bankası desteğiyle sağlandı. Gürsu Belediyesi, proje kapsamında oluşturulan Yenilenebilir Enerji Fonu ile yatırımı temin ederken, yeni tesisin yıllık yaklaşık 2,1 milyon kilovatsaat temiz elektrik üretmesi hedefleniyor. 13 YIL VADELİ FİNANSMAN MODELİ Türkiye Kamu ve Belediye Yenilenebilir Enerji Projesi (PUMREP/KABYEP) kapsamında yürütülecek yatırım için, 3 yıl geri ödemesiz ve 10 yıl vadeli bir ödeme planı oluşturuldu. Böylece Gürsu’daki GES yatırımlarının sayısı üçe çıkmış olacak. BAŞKAN IŞIK: “700 HANENİN YILLIK TÜKETİMİNE EŞDEĞER ENERJİ ÜRETECEĞİZ” Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, yeni tesisin ilçeye önemli katkı sağlayacağını belirterek, proje tamamlandığında yaklaşık 700 hanenin yıllık elektrik tüketimine eşdeğer temiz enerji üretileceğini söyledi. İşletmede bulunan GES projelerinden 2025 yılında 7 milyon 250 bin lira gelir elde edildiğini belirten Işık, yeni tesisle birlikte yıllık yaklaşık 1.315 ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı salımının önlenmesinin hedeflendiğini kaydetti. Işık, bunun 60 bin ağacın yıllık karbon tutumuna eşdeğer olduğunu da ifade etti. Atılan imzaların ardından başlayacak proje, Ericek Mahallesi sınırları içinde hayata geçirilecek. Gürsu Belediyesi ARGE Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen yatırımın, ekonomik tasarruf sağlamasının yanı sıra belediyenin karbon nötr hedefini de desteklemesi amaçlanıyor. Gürsu Belediyesi’nin yeni GES projesinin, çevresel ve toplumsal etkisi yüksek bir sürdürülebilirlik yatırımı olarak ilçeye katkı sunacağı belirtildi.

Nilüfer’in gençleri yeşil bir gelecek için kampta buluştu Haber

Nilüfer’in gençleri yeşil bir gelecek için kampta buluştu

Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Belediyespor Kulübü, Nilüfer Kent Konseyi, Bir Bulut Olsam Derneği ve Alternatif Yaşam Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen “Nilüfer Sürdürülebilir Gelecek Yaz Kampları” kapsamında düzenlenen “Gençlik ve Spor Kampı” tamamlandı. 28-30 Ağustos tarihleri arasında Nilüfer Belediyesi Fadıllı Havacılık ve Doğa Sporları Merkezi’nde düzenlenen kampa katılan 39 genç, “Yeşil Beceriler” temasıyla düzenlenen organizasyonda dolu dolu üç gün geçirdi. Organizasyonda, spor ve sürdürülebilirlik bilinci iki temel alan olarak ele alındı. Katılımcılar sabah saatlerinde doğa yürüyüşü, oryantiring ve takım sporlarıyla fiziksel aktivitelerde bulunurken; öğleden sonraları sürdürülebilirlik, iş birliği ve kaynak yönetimi üzerine kurulu simülasyon oyunlarında yer aldı. Gençlerin ortak karar alma, birbirini dinleme ve kaynakları adil paylaşma becerilerini geliştirmeyi hedefleyen oyunların ardından yapılan değerlendirme oturumlarında, sahadaki deneyimlerin günlük yaşamdaki karşılıkları konuşuldu. “GELECEĞE DUYARLI GENÇLER YETİŞİYOR” Kampa, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz ve Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or da katılarak gençlerle bir araya geldi. Sürdürülebilirlik kültürünün genç yaşta kazanılmasının önemine dikkat çeken Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz, “Nilüfer Sürdürülebilir Gelecek Yaz Kampları ile gençlerimizin sporun birleştirici gücüyle buluşmasını ve çevre bilinci kazanmasını hedefliyoruz. “Yeşil Beceriler” temasıyla düzenlediğimiz bu kampta gençlerimiz, doğanın içinde birlikte üretmeyi ve kaynakları ortak akılla yönetmeyi sahada deneyimledi. Belediyemizden sivil toplum kuruluşlarımıza kadar beş paydaşın aynı amaç etrafında bir araya gelmesi de bu çalışmanın kıymetini artırıyor. İnanıyorum ki burada kazanılan beceriler, gençlerimizin hayat boyu sürdüreceği birer rehber olacak” ifadelerini kullandı. Kamp, katılımcılara sertifikalarının verilmesiyle sona erdi.

Bitki bazlı ürünler bağımsız bir kategori Haber

Bitki bazlı ürünler bağımsız bir kategori

Uluslararası araştırmalar, tüketici tercihlerinde sağlık ve beslenmenin öne çıktığını; sürdürülebilirlik ve günlük beslenmeye uyumun da bu tercihleri desteklediğini gösteriyor. BİTKİDEN Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akdağ, tüketici beklentilerindeki bu dönüşümün Türkiye için önemli bir gelişim alanı oluşturduğuna; güçlü bitkisel üretim altyapısının bilimsel bilgi, Ar-Ge ve inovasyonla buluşturulmasının sektör için yeni fırsatlar yaratabileceğine dikkat çekiyor. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye yönelik farkındalığın artmasıyla birlikte bitki bazlı beslenme, yalnızca belirli bir yaşam tarzını benimseyen tüketicilerin tercihi olmaktan çıkıyor. Bugün farklı tüketici grupları, bitki bazlı ürünleri günlük beslenme alışkanlıklarına dahil edilebilecek, dengeli ve çeşitli beslenme seçenekleri arasında değerlendiriyor. Tüketiciler bu ürünlere “ya hep ya hiç” yaklaşımından ziyade, mevcut beslenme alışkanlıklarına esnek şekilde dahil edilebilecek seçenekler olarak bakıyor. Akdağ, bu değişimin sektör açısından yalnızca yeni bir tüketici kitlesine ulaşmak anlamına gelmediğini; farklı ihtiyaçlara yanıt veren, besleyici ve günlük yaşama uyum sağlayan ürünlerin geliştirilmesi açısından da önemli bir fırsat sunduğunu belirtiyor. Türkiye’nin bakliyat, tahıl ve farklı bitkisel hammaddeler açısından sahip olduğu çeşitlilik ise bu dönüşüm için önemli bir avantaj sunuyor. Akdağ, bu kaynakların bilimsel bilgi, Ar-Ge ve inovasyonla desteklenerek katma değerli ürünlere dönüştürülmesinin hem iç pazar hem de ihracat açısından önemli fırsatlar yaratabileceğine dikkat çekiyor. Küresel veriler tüketici tercihlerindeki dönüşümü ortaya koyuyor Innova Market Insights’ın 2026 trend raporuna göre, tüketicilerin yüzde 55’i bitki bazlı ürünlerin artık kendi başına ayrı bir kategori olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor. BİTKİDEN’in de üyesi olduğu Küresel Bitki Bazlı Gıdalar İttifakı’nın 2023 yılında yayımladığı araştırmaya göre ise Türkiye’de tüketicilerin yüzde 51’i bitki bazlı ürünleri tercih etme nedenleri arasında sağlık faydasını gösteriyor. Bu veriler, bitki bazlı ürünlerin yalnızca alternatif olarak değil, tüketicilerin sağlık, beslenme ve günlük yaşam beklentileri doğrultusunda gelişen bir gıda kategorisi olarak değerlendirildiğine işaret ediyor. Türkiye, bitki bazlı gıdalarda büyüme potansiyeli taşıyor Türkiye, güçlü tarımsal altyapısı, zengin bitkisel üretim çeşitliliği ve gelişen gıda sanayisiyle bitki bazlı gıdalar alanında önemli bir potansiyele sahip. Akdağ, bu potansiyelin değerlendirilmesinde tüketici beklentilerinin doğru okunmasının ve ürün geliştirme çalışmalarının bu beklentiler doğrultusunda şekillendirilmesinin önemine dikkat çekiyor. Türkiye’nin bitkisel kaynaklarının katma değerli ürünlere dönüştürülmesinin hem iç pazarda ürün çeşitliliğinin artırılması hem de sektörün rekabet gücünün geliştirilmesi açısından fırsatlar sunduğunu belirtiyor. “Bitki bazlı gıdaların geleceğini tüketici beklentileri şekillendiriyor” Sektörün önümüzdeki dönemde tüketici beklentileri, bilimsel gelişmeler ve Türkiye’nin üretim potansiyelini birlikte değerlendirmesi gerektiğini belirten Ebru Akdağ “Tüketiciler bugün besleyici, günlük yaşamlarına uyum sağlayan ve farklı ihtiyaçlarına yanıt veren ürünler bekliyor. Bu nedenle fırsatı yalnızca mevcut ürünlere alternatifler geliştirmekle sınırlı görmemeliyiz. Sahip olduğumuz üretim potansiyelini bilimsel bilgi ve inovasyonla buluşturarak katma değerli ürünlere dönüştürmeliyiz. Sektörler arası iş birliklerini güçlendirerek Türkiye’nin bitki bazlı gıdalarda güçlü ve yenilikçi bir konuma ulaşabileceğine inanıyoruz.” açıklamasında bulundu.

LÖSEV'in gururu taçlandı... LÖSEV’e Vakıflar'dan 'risksiz' değerlendirmesi Haber

LÖSEV'in gururu taçlandı... LÖSEV’e Vakıflar'dan 'risksiz' değerlendirmesi

Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı (LÖSEV), T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü başmüfettişlerince gerçekleştirilen kapsamlı denetimin sonuçlarını açıkladı. Vakfın açıklamasına göre, 2024 yılı faaliyetlerine ilişkin sonuç raporunda, LÖSEV’in çalışmalarının vakıf senedinde belirlenen amaç ve hedeflerle uyumlu şekilde yürütüldüğü tespit edildi. Raporda, elde edilen gelirlerin başta lösemili çocuklar ve kanser hastaları olmak üzere hasta ve hasta yakınlarının sağlık, eğitim ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanıldığı belirtildi. “KAYNAKLAR AĞIRLIKLI OLARAK AMACA YÖNELİK KULLANILDI” Denetim raporunda, LÖSEV’in yönetim ve idame giderlerinin toplam giderler içerisinde düşük bir orana sahip olmasının, vakıf kaynaklarının ağırlıklı olarak amaca yönelik faaliyetlere tahsis edildiğini gösterdiği ifade edildi. Raporda ayrıca vakfın şeffaflık, hesap verebilirlik ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda faaliyetlerini sürdürdüğü, sağlık, eğitim ve sosyal destek alanlarında ulusal ve uluslararası iş birlikleri geliştirerek toplumsal faydayı artırdığı değerlendirmesine yer verildi. MASAK DEĞERLENDİRMESİNDE “RİSKSİZ” LÖSEV açıklamasında, denetim kapsamında MASAK tarafından hazırlanan rehber doğrultusunda da değerlendirme yapıldığı bildirildi. Buna göre vakfın hastalara ve ailelerine yönelik ayni ve nakdi yardımları, tedavi destekleri, taze et temini, rehabilitasyon ve moral etkinlikleri açısından “RİSKSİZ” olarak değerlendirildiği, rehbere aykırı herhangi bir unsura rastlanmadığı aktarıldı. “BAĞIŞLANAN HER KURUŞU EMANETİMİZ SAYIYORUZ” LÖSEV Yönetim Kurulu Başkanı Pediatrik Hematolog-Onkolog Dr. Üstün Ezer, açıklamasında vakfa yapılan bağışların lösemi ve kanser hastalarına ulaştırıldığını belirterek, vakfın tedavi başarısını artırma hedefinin sürdüğünü ifade etti. Dr. Ezer, LÖSEV olarak lösemili çocukların tedavi başarısını yüzde 20’lerden yüzde 94 seviyesine çıkardıklarını, hedeflerinin ise yüzde 100 olduğunu belirtti. Elde edilen denetim sonuçlarının vakfın çalışmalarına yönelik güveni daha da güçlendirdiğini vurgulayan Dr. Ezer, yeni projelerin hayata geçirilmeye devam edeceğini kaydetti. Dr. Üstün Ezer, “Kendimize güveniyoruz, hesap veriyoruz” mesajı verirken, LÖSEV’in ilk günkü heyecanla yeni ve çağdaş projeler üretmeye devam edeceğini, vakfın uzun vadeli geleceğini planladığını ifade etti. Öte yandan LÖSEV, açıklamasında yalnızca tıbbi tedavi değil, hastaların eğitim, barınma, beslenme ve sosyal ihtiyaçlarına yönelik çalışmalarını da sıraladı. Lösante Yetişkin ve Çocuk Hastanesi’nde lösemili ve kanserli çocuklara tedavi sürecinde çeşitli sağlık hizmetlerinin ücretsiz sunulduğu belirtilirken, Ankara LÖSEV Doğal Yaşam Köyü’nde hastaların tedavi aralarında ücretsiz konaklama imkanından yararlandığı ifade edildi. LÖSEV’in eğitim faaliyetleri kapsamında ise anaokulundan liseye kadar eğitim veren LSV Eğitim Kurumları, tedavi gören çocukların eğitim hayatlarının kesintiye uğramaması amacıyla faaliyet gösteren Canım Kardeşim Ders Evleri ve Bursa Köy Enstitüsü öne çıkarıldı. Vakfın sosyal destek programlarında ise ihtiyaç sahibi hastalara gıda, et, giysi, beyaz eşya, oyuncak ve kırtasiye gibi yardımlar ulaştırıldığı kaydedildi. LÖSEV ayrıca anne uğraş, tedavi ve moral atölyeleri ile Bodrum Tatil Köyü gibi çalışmalarla hastalar ve ailelerine yönelik sosyal destek faaliyetleri yürüttüğünü bildirdi.

Bitki bazlı beslenme yeni neslin yükselen tercihi Haber

Bitki bazlı beslenme yeni neslin yükselen tercihi

Sağlık ve sürdürülebilirlik odaklı beslenme anlayışı, genç kuşakların tüketim alışkanlıklarında belirgin bir değişim yaratıyor. Bu değişim, bitki bazlı gıdalara yönelik ilginin artmasını beraberinde getirirken, küresel araştırmalar da Z ve Y kuşağının bu alandaki güçlü eğilimini ortaya koyuyor. GlobeScan ve EAT tarafından 31 ülkede 30 bini aşkın kişiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre, Y kuşağının yüzde 72'si, Z kuşağının ise yüzde 69'u daha fazla bitki bazlı gıda tüketmek istediğini belirtiyor. Araştırma, genç tüketicilerin gıda seçimlerinde sağlık kadar çevresel sürdürülebilirliği de önceliklendirdiğini ortaya koyuyor. "Genç tüketiciler yalnızca kendileri için değil, dünyamız için de seçim yapıyor" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan BİTKİDEN Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akdağ, genç kuşakların gıda tercihlerini yalnızca lezzet veya fiyatla sınırlamadığını belirterek şunları söyledi: "Z ve Y kuşağı, sağlık, çevresel sürdürülebilirlik, etik üretim anlayışı ve şeffaf bilgiyi karar süreçlerinin merkezine koyuyor. Bitki bazlı beslenmeye yönelik ilginin artması da bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri. Genç tüketiciler artık yalnızca kendileri için değil, dünyamızın geleceği için de seçim yaptıklarının farkında. Bu yaklaşımın önümüzdeki yıllarda gıda sektöründeki inovasyonu hızlandıracağına inanıyoruz." Akdağ, küresel eğilimin Türkiye için de önemli fırsatlar sunduğunu vurgulayarak, "IMARC Group verilerine göre Türkiye'deki bitki bazlı gıda pazarı 2024 yılında 167 milyon ABD dolarına ulaştı. Pazarın 2025-2033 döneminde yıllık ortalama yüzde 9,22 büyüyerek 2033 yılında yaklaşık 379 milyon ABD dolarına ulaşması bekleniyor. Türkiye'nin güçlü tarımsal altyapısı ve zengin bitkisel kaynakları bu büyüme için önemli bir avantaj oluşturuyor" dedi. BİTKİDEN olarak bilimsel ve güvenilir bilgi temelinde bitki bazlı gıda ekosisteminin gelişimini desteklemeyi önemsediklerini belirten Akdağ, üreticiden akademiye, kamu kurumlarından tüketicilere kadar tüm paydaşlarla iş birliğini güçlendirerek Türkiye'nin bu alandaki rekabet gücüne katkı sağlamayı hedeflediklerini ifade etti.

Sosyal girişimciler Bursa Nilüfer’de yetişiyor Haber

Sosyal girişimciler Bursa Nilüfer’de yetişiyor

Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi, Bir Bulut Olsam Derneği ve Alternatif Yaşam Derneği iş birliğiyle düzenlenen “Nilüfer Sürdürülebilir Gelecek, Gençlik Yaz Kampları”nın ikinci programı olan Sosyal Girişimcilik Kampı, 22 - 26 Temmuz tarihleri arasında Fadıllı Havacılık ve Doğa Sporları Merkezi’nde gerçekleştirildi. 18-26 yaş aralığındaki 27 gencin katıldığı 5 günlük kampta gençler sorun tespiti, saha araştırması, ihtiyaç analizi, fikir geliştirme, sosyal iş modeli, gelir modeli ve sürdürülebilirlik ile etki ölçümü başlıklarında atölyelere katıldı. Kampı ziyaret eden Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, gençlerle sohbet etti. Daha iyi bir Türkiye için gençlerin iyi yetişmelerinin önemini vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Her şeyin ve herkesin rakibi var. Günümüzde şirketler, meslekler birbirleriyle rekabet ediyor. Sizin hayatınızın da daha iyi olması için diğerlerinden daha iyi olmanız lazım. Bu kapsamda biz de projelerimizi gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda “100 Güldüren Projelerimiz” arasında da yer alan bu projemizi hayata geçirdik. Gençleri yaz kamplarında buluşturduk. Uygulamalarımız tematik kamplar çerçevesinde devam edecek” diye konuştu. SÖYLEŞİLERDE DENEYİMLER AKTARILDI Program kapsamında farklı etkinlikler de oldu. “Yerelden Hikâyeler” oturumunda Nilüfer Belediyesi Başkan Yardımcısı Serpil Turhan Altun, sivil toplum geçmişini ve yerelde yürüttüğü çalışmaları gençlerle paylaştı. Sosyal girişimcilik alanında deneyimli konuşmacıların söyleşileri de programa eşlik etti. Kampın somut çıktısı da gençlerin birlikte kurduğu sosyal girişim oldu. Katılımcılar 5 gün sorun analizinden iş modeline uzanan adımları uygulayarak kendi sosyal girişimlerini geliştirdi ve son gün fikirlerini sundu. Gençlere yönelik düzenlenen ve Temmuz ayında başlayan 6 kamplık yaz serisinin 2’ncisi tamamlanmış oldu. Kültür-sanat, yapay zekâ ve yazılım, engelli gençlere yönelik kapsayıcı kamp ile gençlik ve demokrasi temalı kamplar Eylül sonuna kadar devam edecek. Kamplara başvurular ortak kurumların sosyal medya hesaplarından duyuruluyor.

KAYAPA OSB'DE HAVA KALİTESİ BİLİMSEL VERİLERLE İZLENECEK Haber

KAYAPA OSB'DE HAVA KALİTESİ BİLİMSEL VERİLERLE İZLENECEK

Sanayi üretimi ile çevresel sürdürülebilirliği birlikte ele alan uygulama kapsamında elde edilecek veriler, bölgedeki hava kalitesinin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesine katkı sağlayacak. Özellikle Kayapa OSB'nin yerleşim alanlarına yakın konumu nedeniyle yapılacak ölçümler, hem sanayi faaliyetlerinin çevreye etkilerinin hem de bölgede yaşayan vatandaşların soluduğu havanın kalitesinin objektif verilerle ortaya konulmasını sağlayacak. Kayapa OSB Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Toy, çevresel sorumluluk anlayışını güçlendirecek bu çalışmanın önemine dikkat çekerek, "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ile yürüttüğümüz iş birliği kapsamında bölgemizde gerçekleştirilecek mobil hava kalitesi ölçümleri, çevre yönetimi açısından son derece değerli bilimsel veriler sunacaktır. Sanayi üretiminin çevreyle uyum içinde sürdürülebilmesi ve vatandaşlarımızın yaşam kalitesinin korunması adına bu çalışmayı önemli bir kazanım olarak görüyoruz" dedi. Sürdürülebilir sanayi anlayışına katkı sağlayacak Ölçüm çalışmaları sonunda elde edilecek verilerin, hava kalitesinin değerlendirilmesi ve gelecekte hayata geçirilecek çevresel iyileştirme çalışmalarına önemli katkılar sunması bekleniyor. Kayapa OSB Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Toy, "Kayapa Organize Sanayi Bölgesi olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın önemli paydaşlarından biri olmanın sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve insan odaklı sanayi anlayışını güçlendirecek her türlü projeye destek vermeyi sürdüreceğiz. Üretimin çevreyle uyum içinde gelişmesini sağlamak ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakmak en önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı. Kayapa OSB'nin çevresel sürdürülebilirlik vizyonunu güçlendiren çalışma, sanayi bölgelerinde çevre yönetiminin bilimsel veriler ışığında yürütülmesine yönelik örnek uygulamalardan biri olarak değerlendiriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.