Hava Durumu

#Sürdürülebilirlik

- Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BUSİAD'da Ekonomi Değerlendirmesi: Riskler ve fırsatlar bir arada Haber

BUSİAD'da Ekonomi Değerlendirmesi: Riskler ve fırsatlar bir arada

BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu, BUSİAD Ekonomi Platformu tarafından ilki gerçekleştirilen ve 4 ayda bir tekrarlanacak olan “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumun sonunda yaptığı değerlendirmede, “Yalnızca Türkiye değil, tüm dünya ekonomik, siyasi ve jeoekonomik açıdan oldukça kırılgan bir dönemden geçiyor. Belirsizliklerin arttığı bu süreçte, değişimi doğru okuyabilmek her zamankinden daha önemli hale geliyor” dedi. BUSİAD Başkanı Hatunoğlu şöyle devam etti: “İçinde bulunduğumuz dönem riskler kadar fırsatlar da barındırıyor. Bursa iş dünyası ve Türk sanayicisi ise tarih boyunca zorlu koşullarda ayakta kalmayı başarmış, dirençli ve esnek bir yapıya sahip olmuştur. Bugün de aynı dayanıklılığa sahibiz. Ancak bu süreçte iş dünyasının beklentileri de vardır. Özellikle finansa erişim, öngörülebilirlik ve rekabet gücünü destekleyecek regülasyonlar konusunda daha güçlü bir zemine ihtiyaç duyulduğunu düşünüyoruz. Bölgemizde belirsizlikler yaşanırken, Türkiye’nin doğru politikalar ve doğru dönüşüm adımlarıyla çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğine inanıyoruz.” Toplantının, BUSİAD Ekonomi Danışmanlarının iki değerli çalışmasının ışığında gerçekleştiğini de kaydeden Tuncer Hatunoğlu, “Bursa Uludağ Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Sayın Prof. Dr. Metin Özdemir tarafından uzun süredir hazırlanan BUSİAD İktisadi Yönelim Anketi’nde; üyelerimizin verdiği yanıtlar doğrultusunda talepte ılımlı bir yavaşlama eğilimi olduğu, maliyet baskılarının sürdüğü ve üretimde zayıflama işaretlerinin görüldüğü ortaya çıkıyor. Bu tablo, küresel ve jeoekonomik gelişmelerin reel sektör üzerindeki doğrudan etkisini açık biçimde gösteriyor. Yine Sayın Doç. Dr. Derya Hekim’in hazırladığı “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nda da; enerji maliyetleri, ihracat pazarlarındaki daralma, küresel belirsizlikler ve enflasyonla mücadele sürecinin ekonomimiz üzerindeki etkilerini detaylı şekilde dinledik. Ancak aynı zamanda Türk iş dünyasının esnekliği, üretim kültürü ve uyum kabiliyeti sayesinde yeni fırsat alanlarının da oluşabileceğini gördük” ifadelerini kullandı. Hatunoğlu, BUSİAD’ın yaklaşımının net olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Önümüzdeki dönemde jeopolitik ve ekonomik dalgalanmaların devam edeceği gerçeğini kabul ederek hareket etmek zorundayız. Özellikle enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olmamız nedeniyle maliyet baskılarını tamamen kontrol edebilmemiz kolay görünmüyor. Bu nedenle çözüm alanlarımızı; verimlilik, dijital dönüşüm, yeni pazarlar, katma değerli üretim ve rekabet gücünü artıracak yapısal dönüşümler olarak görüyoruz. İş dünyası olarak bizler; verimliliğimizi artırmaya, yeni pazarlara ulaşmaya, dönüşüm süreçlerine uyum sağlamaya çalışırken; karar vericilerden de özellikle finansmana erişim, yatırım ortamı ve rekabet gücünü destekleyecek düzenlemeler konusunda destek bekliyoruz. BUSİAD olarak ekonomiyi yalnızca takip eden değil; iş dünyasına yön gösteren, veri üreten, analiz yapan ve ortak akla katkı sağlayan bir yapı olmaya devam edeceğiz.” DEĞİŞEN DÜNYA... BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ekonomi Komitesi Sorumlusu Ali Kerem Alptemoçin ise toplantının açılışında yaptığı konuşmada, “Son beş yılda dünya ekonomisi yalnızca değişmedi; kuralları yeniden yazıldı. 2020 yılında başlayan pandemiyle birlikte, uzun yıllardır alışık olduğumuz küresel düzen yerini daha karmaşık, daha kırılgan ve aynı zamanda daha hızlı tepki veren bir yapıya bıraktı. Bu süreçte yaşanan gelişmeler yalnızca ekonomik dengeleri değil; toplumların davranış biçimlerini, devletlerin politika tercihlerini ve şirketlerin iş yapma modellerini de köklü şekilde dönüştürdü. Artık ekonomik sürdürülebilirlik, doğrudan bir ulusal güvenlik meselesi haline gelmektedir ” dedi. “Jeoekonomi artık dış politikanın tamamlayıcı bir unsuru değil; doğrudan belirleyici araçlarından biri haline gelmiştir” diyen Alptemoçin, “Şirketler, yalnızca kendi sektör dinamiklerine odaklanmaları yeterli olmamakta; küresel gelişmeleri, makroekonomik eğilimleri ve jeoekonomik riskleri bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmeleri gerekmektedir” ifadesini kullandı. Alptemoçin, şöyle devam etti: “Türkiye ise bu dönüşümün tam merkezinde yer almaktadır. Jeopolitik konumumuz, beraberinde hem önemli riskler hem de güçlü fırsatlar getirmektedir. Kısa vadede enerji fiyatları, enflasyon ve maliyet baskıları gibi zorluklar öne çıkarken; uzun vadede Türkiye’nin enerji ve lojistikte alternatif bir merkez olma potansiyeli giderek güçlenmektedir. ÇEVİK İŞ DÜNYASI... Tüm risklere rağmen gerektiğinde hızlı büyüyebilen, gerektiğinde de hızlı küçülebilen, çevik, değişen koşullara hızla uyum sağlayabilen bir iş dünyamız var. Farkında olmasak da, 2020’den bu yana yaşanan zorlukların, bizi daha güçlü, daha esnek ve daha rekabetçi bir yapıya hazırladığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Önümüzdeki dönemde küresel koşulların normalleşmesiyle birlikte, firmalarımızın bu birikimle çok daha güçlü bir performans sergileyeceğini düşünüyoruz.” BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alptemoçin, BUSİAD’ın bu dönüşüm sürecini daha yakından takip etmek, güvenilir veri ve analizlerle iş dünyasına yön göstermek amacıyla çalışmalar sürdürdüğünü de kaydetti. Alptemoçin bu çalışmaları da şöyle dile getirdi: “Bu çerçevede Ekonomi Komitemiz bünyesinde; Daha ziyade ülkemizin makro ekonomik gelişmelerine odaklandığımız Ekonomi Platformu, Küresel ve bölgesel jeopolitik gelişmelere, risklere ve fırsatlara odaklanacağımız Jeoekonomi Platformu, firmalarımızın karlılıklarını koruyabilmeleri ve yurtdışında gelişim gösterebilmeleri için vaka analizlerinin ele alınacağı Verimlilik ve Rekabetçilik Platformu Ve son olarak belirlenecek ülke veya bölgelere yönelik pazar geliştirmek isteyen firmalarımıza fikir vermek adına çalışacak Küresel İlişkiler Platformları olarak yapılandık. Bugün de, bu çalışmaların ilk çıktısı olarak“1. Çeyrek Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nu sizlerle paylaşacağız. Değerli üyelerimiz ve basınla paylaşılacak bu rapor yılda 3 kere, Mayıs, Eylül ve Aralık aylarında, İktisadi Yönelim Anketimizle beraber görüşlerinize sunulacaktır. Bu raporun, mevcut tabloyu birlikte değerlendirmek ve önümüzdeki döneme daha hazırlıklı bakabilmek adına ortak bir perspektif oluşturmasına katkı sağlamasını umuyoruz. Çünkü inanıyoruz ki; doğru okunan bir dünya, doğru konumlanmış bir Türkiye güçlü bir iş dünyası demektir.” ÜÇ BÜYÜK ŞOK... BUSİAD Ekonomi Danışmanlarından Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim de, “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumuyla dünya ve Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu özetledi. Doç. Dr. Hekim, 2026 yılının ilk çeyreğinin, küresel ekonomik düzeni eş zamanlı ve birbirini besleyen üç büyük şokun yeniden şekillendirdiği bir dönem olduğunu ifade ederken bunları; Orta Doğu'da patlak veren savaş ve Hürmüz Boğazı krizi, ABD'nin tarife politikasındaki köklü dönüşüm ve Avrupa'nın ticaret ile sanayi politikasında korumacı bir eksenle yeniden konumlanması olarak tanımladı. Doç. Dr. Hekim, “Bu üç gelişme birlikte, Türkiye ekonomisi için hem tarihsel ölçekte risk hem de stratejik fırsat barındıran olağan dışı bir konjonktür ortaya çıkarmıştır” diye konuştu. Petrol ve ham madde girdilerindeki artışın küresel ekonomide yavaşlamaya neden olabileceğini de kaydeden Doç. Dr. Hekim, “Türkiye'nin enerji ithalatına yüksek bağımlılığı, Hürmüz krizinin ekonomik maliyetini emsallerine kıyasla daha belirgin kılmaktadır. Enerji faturasındaki artışın cari açığı IMF'nin Ekim 2025 tahmininin iki katından fazla bir düzeye, GSYİH'nin yüzde 2.8'ine taşıması beklenmektedir. Bu baskı, hem döviz kurunu hem de enflasyon patikasını doğrudan zorlamaktadır” dedi. SEKTÖRLER... Merkez Bankası’nın savaşın yarattığı belirsizlik ortamında faiz indirimini gerçekleştirme kapasitesinin sınırlı olduğunu da kaydeden Doç. Dr. Hekim, sektörel bazlı değerlendirmesinde ise şunları kaydetti: “Otomotiv sektörü, AB tedarik zinciriyle entegrasyonunu ve ticari araç üretimindeki liderlik pozisyonunu 41.5 milyar dolarlık rekor ihracat performansıyla pekiştirmiştir. Tarım sektörü ise değer açısından rekor ihracat gerçekleştirirken, don ve kuraklık nedeniyle üretim tarafında son yılların en ağır darlığını yaşamıştır. Sektörün önümüzdeki çeyreklerdeki en kritik sınavı, küresel gübre kıtlığının 2026 yılı ekim sezonu ve verim düzeyleri üzerindeki yansımalarını yönetme kapasitesi olacaktır. Tekstil ve hazır giyim sektöründe ise yapısal kriz derinleşmektedir; iki yılda yüzde 230'u aşan konkordato artışı ve 380 bini aşkın istihdam kaybı, sektörün salt konjonktürel değil yapısal bir dönüşüm kıskacında olduğuna işaret etmektedir.” FIRSATLAR... 2026'nın ilk çeyreğinin, Türkiye ekonomisi açısından risklerin yönetilemez değil, ancak yönetilmesi güç bir boyuta ulaştığı bir eşik olarak tanımlayan Doç. Dr. Hekim, Türkiye için fırsat penceresini de şöyle dile getirdi: “Irak-Türkiye Boru Hattı üzerinden Ceyhan'a yönelik artan transit akışlar, Hürmüz krizinin ekonomik yükünü kısmen dengeleyici bir işlev görmektedir. Boru hatlarının Avrupa enerji çeşitlendirmesindeki artan stratejik önemi, diplomatik denge kapasitesi ve IAA kapsamında "güvenilir ortak" statüsünün yarattığı potansiyel; bu dönemde Türkiye'nin elinde bulundurduğu yapısal avantajlardır.”

'Bursa Bıçağı' dünya sahnesinde Haber

'Bursa Bıçağı' dünya sahnesinde

Bursa Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması için çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. Osmanlı’nın ilk başkenti olmasının yanında, ordunun kılıç ve kama gibi silah ihtiyaçlarının karşılanması bakımından demir işlemeciliğinin de başkenti olan Bursa’nın 700 yıllık geçmişe sahip bıçakları, Büyükşehir Belediyesi tarafından 1-2-3 Mayıs tarihlerinde düzenlenen 3. Uluslararası Bursa Bıçak Festivali ile tekrar vitrine taşınıyor. BIÇAĞIN USTALARI BURSA’DA Teknolojiyle dönüşen bıçakçılık sektörünün geniş bir çerçevede ele alındığı festivalde, Rusya ve Almanya’dan gelen zanaatkârların yanı sıra Bursa başta olmak üzere Denizli, Eskişehir, Trabzon, Ankara, İstanbul, Sakarya, Kocaeli, İzmir, Bilecik ve Balıkesir’den katılan ustalarla birlikte toplam 100 profesyonel stant yer alıyor. Ayrıca Pamukkale Üniversitesi Bıçakçılık ve El Aletleri Teknolojisi Bölümü, Denizli Belediyesi, Trabzon Sürmene Belediyesi ve Off The Grid Türkiye ekibi de fuara katılıyor. Programda çocuklar ve ailelere yönelik eğitici atölyeler ile rengârenk etkinlikler de düzenleniyor. “DAHA GENİŞ KİTLELERLE BULUŞTURMAYI HEDEFLİYORUZ” Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’ndeki açılış töreninde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa bıçakçılığının, yüzyılların emeğini ve ustalığını taşıyan özel bir zanaat olduğunun altını çizdi. Bursa’nın geleneksel zanaat mirasını daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedeflediklerini anlatan Başkan Vekili Biba, “İlki 2012 yılında düzenlenen bıçak yarışmasını bu yıl da gerçekleştiriyoruz. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak yaşayan zanaatları ve üretim kültürünü, şehir mirasımızın önemli bir parçası olarak kabul ediyoruz” dedi. “2027 YILINDA DÜNYA BIÇAK SEKTÖRÜNÜN KALBİ BURSA’DA ATACAK” İlk olarak 2017 yılında dönemin Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe döneminde bıçakçılığı gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla Bursa Bıçak Müzesi’nin açıldığını anlatan Başkan Vekili Biba, “Bıçak Müzesi, bugün tarihi bir yapı olan Balibey Han’ın teras katında ziyaretçilerini ağırlıyor. Dünya Bıçak Başkentleri Birliği’nin 2027 yılı buluşmasının Bursa’da yapılacak olması ise hepimiz için ayrı bir gurur. 2027 yılında dünya bıçak sektörünün kalbi Bursa’da atacak. Bu yılki festival de bu büyük buluşmanın önemli bir hazırlığı niteliğini taşıyor. Festivalde emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Tüm Bursalıları Bıçak Festivali’ni ziyaret etmeye davet ediyorum” diye konuştu. AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı ve önceki dönem Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, organizasyonu 20 yıl önce başlattıklarını hatırlattı. Bursa’nın başkent kimliği taşıdığını hatırlatan Altepe, “Bursa aynı zamanda bir zanaatkârlar şehridir. Türkiye’deki bir sanatın başkenti Bursa’dır. Bursa, yıllarca bıçakçılıkla anıldı. Bir sanatkâr çocuğu olarak bu tür değerlerin gelişmesini istedik. Gerçek anlamda katma değer üretilsin istedik. Bıçakçılık sanatının öne çıkmasını arzuladık. Etkinliğin devam ettirilmesinden dolayı büyük mutluluk duydum. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum” dedi. Sürmene Belediye Başkanı Hüseyin Azizoğlu da bıçağın, ustanın alın teri ve sabrının birleşmesiyle ortaya çıkan bir ürün olduğunu ifade etti. Sürmene’nin de bu kültürün merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Azizoğlu, bu tür organizasyonları çok kıymetli bulduklarını belirterek emeği geçenlere teşekkür etti. Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Erol Büker de, üniversite bünyesindeki ‘Bıçakçılık ve El Aletleri Üretim Teknolojisi Programı’nın Türkiye’de ilk ve tek olduğunu hatırlattı. Ustaların el emeği, göz nuruyla yaptığı bıçaklara kendilerinin akademik gözle baktığını anlatan Büker, bıçakçılığa katkı sağlamaya devam edeceklerini söyledi. Pirge Ticari Direktörü Sedat Yamansucu, binlerce yıllık zanaat kültürüne ve demirin ateşle imtihanının sanata dönüştüğü bir sürece hep birlikte tanıklık ettiklerini belirtti. Bursa Bıçağı denince akla keskinlik ve kalite geldiğini anlatan Yamansucu, Pirge olarak bu kültüre sahip çıkmaya devam edeceklerini söyleyerek, festival kapsamında yapılan yarışmaya sponsor olmaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade etti. Bursa Bıçakçılar Derneği Başkanı Fatih Adliğ de, köklü bir tarihi geçmişi olan Bursa Bıçağı’nın her geçen sene daha da zenginleşen festivalle daha fazla tanındığını dile getirdi. Festivalin, 2027 Uluslararası Bıçakçılar Birliği’ne ev sahipliği yapacak olmasının gururunu hep beraber yaşayacaklarını belirten Adliğ, programda emeği geçenlere teşekkür etti. Konuşmaların ardından Tahtakıran Kılıç Kalkan ekibi tarafından sahnelenen gösteri, izleyenlerden büyük alkış aldı. Bu yıl ‘Sürdürülebilirlik’ temasıyla hazırlanan festival kapsamında düzenlenen ‘Geri Dönüşümden Şef Bıçağı Yarışması’, zanaat ile çevre bilincini bir araya getirdi. Türkiye ve dünya bıçakçılık kültürünün değerli isimlerinden oluşan jüri üyeleri, atık malzemelerden hazırlanan estetik ve işlevsel bıçakları tek tek inceledi. Yapılan değerlendirme sonucunda birinci olan Enes Şener 50.000 lira para ödülünün ve 2027 Fransa Coutellia katılım desteğinin sahibi oldu. Yarışmada ikinci olan Mehmet Türkaydın 30.000 lira, üçüncü olan Furkan Nurullah Hekim ise 20.000 lira kazandı.

Başkan Vekili Biba: Daha güçlü bir Bursa için çalışıyoruz Haber

Başkan Vekili Biba: Daha güçlü bir Bursa için çalışıyoruz

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Nisan Ayı Meclis Toplantısı, BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleşti. Toplantının ardından Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba ve BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Bursa’nın üretim, ticaret ve ihracattaki faaliyetlerinin değerlendirildiği toplantıda, şehri daha ileri taşımak amacıyla istişarelerde bulunuldu. Bursa ekonomisine yön veren sanayici ve iş insanlarına hitap eden Bakan Ömer Bolat, gerçekleştirdiği sunumda; küresel, ulusal ve bölgesel ölçekte örnekler eşliğinde Türkiye’nin ticaret vizyonunu, Ticaret Bakanlığı’nın yürüttüğü faaliyetleri ve geleceğe yönelik potansiyel alanları kapsamlı şekilde değerlendirdi. Bursa’nın üretim gücüyle Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden olduğunu vurgulayan Bakan Bolat, Bursa’nın ihracatının 2025 yılında yüzde 10 artış göstererek 20 milyar dolara ulaştığını, 2026 yılının ilk üç ayında da artış eğiliminin devam ettiğini söyledi. Bursa ekonomisine sağlanan destek ve hibeler hakkında da değerlendirmelerde bulunan Ömer Bolat, kentte 88 bin esnaf ile yaklaşık 100 esnaf ve sanatkâr odasının faaliyet gösterdiğini belirterek, ziyaretleri kapsamında TESKOMB kefaleti ve Halkbank kaynaklarıyla 200 milyon TL tutarında esnaf destek kredisinin hayata geçirileceğini açıkladı. Bursa Valisi Erol Ayyıldız da Bursa’nın sanayisiyle, ihracatıyla ve girişimcilik ruhuyla Türkiye’nin üretim gücünü temsil ettiğini söyledi. Bursa’nın otomobilden tekstile, makineden gıdaya kadar birçok sektörde üretim altyapısına sahip olunduğunu söyleyen Vali Ayyıldız, iş dünyasının sahip olduğu dinamizm ve vizyonla ülke ekonomisine katkısını artırarak sürdüreceğini belirtti. Vali Ayyıldız, Bursa’nın gücüne güç katmak amacıyla iş dünyasına destek olmaya devam edeceklerini söyledi. “BURSA, TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ İHRACAT ÜSLERİNDEN BİRİ” Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba da, Bursa’nın üretim gücüne ve ticaret kapasitesine gösterdiği yakın ilgi için Bakan Bolat’a teşekkür etti. Bursa'nın tarih boyunca ticaretin ve üretimin merkezinde yer almış bir şehir olduğunu dile getiren Başkan Vekili Biba, “Bu kentin ipekle başlayan güçlü ticaret geleneği zaman içinde sanayiyle birleşmiş, Bursa bugün Türkiye’nin en önemli üretim, ticaret ve ihracat üslerinden biri olarak konumlanmıştır. Kent olarak onlarca ülke için dahi büyük bir değer olan 36 milyar dolarlık bir dış ticaret performansına sahibiz. Bu tabloyu tesadüfle açıklamak mümkün değildir. Çünkü bir tarafta devletimizin ortaya koyduğu güçlü irade, diğer tarafta ise iş dünyamızın kararlılığı ve çalışma azmi bulunmaktadır. Bu iki unsur bir araya geldiğinde Bursa’mızın ortaya koyduğu performans çok daha anlamlı hale gelmektedir. Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde oluşan istikrar ortamının altını özellikle çizmek isterim. Bu istikrar, sahada üretim yapan herkes için önemli bir güven ortamı sağlamaktadır” diye konuştu. Büyükşehir Belediyesi olarak görevlerinin bu güveni somut hizmetlerle ve güçlü bir şehir altyapısıyla desteklemek olduğunu belirten Başkan Vekili Biba, “Bu kapsamda şehrimizin altyapısını güçlendirmek, ulaşımını daha akıcı hale getirmek, sanayimizin ve ticaretimizin ihtiyaç duyduğu lojistik imkânları geliştirmek için yoğun bir çaba içerisinde olacağız. Bu kentte üretim yapan ve ticaretle uğraşan herkesin daha öngörülebilir ve daha güçlü bir ortamda yoluna devam edebilmesini sağlamak öncelikli amacımızdır. Bunu yaparken hem Ticaret Bakanlığımızla güçlü bir koordinasyon içinde olmayı hem de iş dünyamızla sürekli temas halinde kalmayı son derece önemli buluyoruz. Aynı şekilde merkezi politikalarla yereldeki uygulamaların uyum içinde olması da büyük önem arz etmektedir” dedi. “ORTAK AKIL YOLUYLA GÜÇLÜ SONUÇLAR ALACAĞIMIZA İNANIYORUM” Dünya ekonomisinin içinden geçtiği günümüzde rekabetin her zamankinden daha çetin hale geldiğinin altını çizen Başkan Vekili Biba, “Tedarik zincirleri değişmekte, yeni pazarlar oluşmakta, üretim anlayışı dönüşmektedir. Böyle bir tabloda belirleyici unsurlar; şehirlerin refleksi, kurumların uyumu ve iş dünyasının gücüdür. Bursa’nın bu anlamda önemli bir avantajı bulunmaktadır. Köklü bir üretim kültürü, güçlü bir sanayi ve ticaret altyapısı ve dış pazarlara açılma konusunda ciddi bir tecrübe birikimine sahibiz. Bizim hedefimiz bu avantajı daha da ileri taşımaktır. Daha yüksek katma değer üreten, teknolojiye daha fazla yatırım yapan, sürdürülebilirlik konusunda daha güçlü adımlar atan bir Bursa için çalışıyoruz. Bu süreçte Bakanlığımızla kurulacak iş birliklerinin çok değerli olduğuna inanıyoruz. Aynı şekilde iş dünyamızın sahadaki tecrübesi ve önerileri de bizim için yol gösterici olmaya devam edecektir. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu buluşmanın da bu açıdan önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Ortak akılla hareket ettiğimiz sürece çok daha güçlü sonuçlar alacağımıza inanıyorum” şeklinde konuştu. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay ise BTSO'nun yürüttüğü çalışmalar ve projelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Tüm başarı hikayelerimiz güçlü bir kamu ve özel sektör iş birliğinin ürünüdür. Sağlanan imkânlar, Bursa’nın üretim gücünü büyütmekte, ticaretini derinleştirmekte ve girişimcimizin ufkunu dünya pazarlarına taşımaktadır. Destekleriniz için sizlere ve Bakanlığımızın değerli kadrolarına teşekkür ederim” dedi.

İhracat şampiyonu Has Tavuk'a 4 ödül birden Haber

İhracat şampiyonu Has Tavuk'a 4 ödül birden

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Dış Ticaret Kompleksi’nde gerçekleştirilen ödül törenine Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Erkan Alkan, Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Hüseyin Akbaş, İSHİB Başkanı Müjdat Sezer ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile sektörün önde gelen firma ve dernek temsilcileri katıldı. Arı Ürünleri, Et Ürünleri, Süt ve Süt Ürünleri, Yumurta, Beyaz Et, Su Ürünleri olmak üzere 6 alt sektör ile birlik genelinde ilk ona giren firmaların açıklandığı törende, ilk beş firmaya ödül, ilk ona giren diğer firmalara ise başarı sertifikaları verildi. Birlik toplam ihracatında sırasıyla; Pak Tavuk, Kemal Balıkçılık, Şenpiliç, Banvit, Orallar Zirai Ürünler, Hastavuk Dardanel, Fokacı Su Ürünleri, Ak Gıda Sanayi ve Parlak Su Ürünleri toplamda en fazla ihracat yapan firmalar arasında yerlerini aldılar. Sektörel bazda bakıldığında ilk 3’te yer alan firmalar sırasıyla şöyle: Arı Ürünlerinde Altıparmak Gıda, Yılmaz Gıda, Natur Gıda Balık ve Su Ürünlerinde Kemal Balıkçılık, Dardanel, Fokacı Su Ürünleri Beyaz Et kategorisinde; Banvit, Şenpiliç, Hastavuk Et kategorisinde Rapak, Namet, Akşeker Yumurta kategorisinde; Pak Tavuk, Orallar ve HasTavuk Törenin açılış konuşmalarında; Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Erkan Alkan, gıda ihracatının önemine değinerek, gıda ihracat artışını sadece ticari başarı olarak görmemek gerektiğini vurguladı. Alkan, “Aynı zamanda, ülkemizin bayrağını, ihracat yapılan o ülkelerde dalgalandırmak demektir. İhracatçılarımız, Türk gıda sektörünün ne kadar güçlü olduğunu ihracat yapılan ülkelerde gösteriyorlar” dedi. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Hüseyin Akbaş ise su ürünleri sektörünün ihracat rakamlarına değindi. Akbaş, “Geçtiğimiz yıl, su ürünleri sektörü, 2.25 milyar dolar tutarında ihracat yaptı. Bu ihracatın yüzde 40’ı Avrupa Birliği ülkelerine yönelik gerçekleşti. İthalatımız çok daha az. İhracatımız ile ithalatımız arası da 1.8 milyar dolarlık fark var. Su ürünleri sektörünün yüzde yüz kendine yeterliliği var ve üretim değerimiz yüzde 100’ün üzerinde. 2026 rakamlarına baktığımızda ise ilk çeyrekte yüzde 20’lik bir artış söz konusu” dedi. Sektörde ihracat 4 milyar doları aştı İSHİB Başkanı Müjdat Sezer, törende yaptığı konuşmada, su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörünün son yıllarda hem ihracat hacmi hem de pazar çeşitliliği açısından önemli bir ivme yakaladığını belirtti. Sezer, 2025 yılı itibarıyla su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatının 4 milyar doları aştığını ifade etti. Sezer, “2018 yılında yaklaşık 2,2-2,5 milyar dolar seviyesinde olan su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatı, 2025 itibarıyla yüzde 61 artışla 4 milyar doların üzerine çıktı. İstanbul Birliğimiz özelinde baktığımızda ise 2017 yılında 661 milyon dolar, 2018 yılında yaklaşık 757 milyon dolar olan ihracatımız, 2025 yılı itibarıyla 1,1 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır” dedi. Son 8 yılda pazar çeşitliliğinin artırıldığını vurgulayan Sezer, Rusya pazarında güçlü büyüme sağlandığını, Japonya gibi stratejik pazarlarda önemli ilerleme kaydedildiğini, Avrupa Birliği ülkelerinde varlığın güçlendiğini söyledi. Orta Doğu ve Uzak Doğu’da da yeni fırsatlar oluşturduklarını belirten Sezer, sektörün artık yalnızca hacim değil, kalite, sürdürülebilirlik ve katma değer açısından da küresel bir oyuncu konumuna ulaştığını ifade etti. Sezer, bundan sonraki süreçte katma değerli üretime odaklanılması, birim fiyatların artırılması ve sürdürülebilirlik ile yeşil dönüşüm alanlarında daha güçlü adımlar atılması gerektiğini kaydetti. Sezer, ödül töreninde seçim sonuçlarını açıkladı Ödül töreni öncesinde düzenlenen İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin seçimli genel kurul toplantısının sonuçlarını, törende açıklayan Sezer, 2018 yılından bu yana yürüttüğü yönetim kurulu başkanlığı görevini, Teoman Durukan’a devrettiğini bildirdi. Sezer, Teoman Durukan ve yeni yönetim kuruluna başarılar diledi. Görevi devralan Durukan, Sezer’e teşekkür plaketi takdim etti. İSHİB’in Yeni Başkanı Teoman Durukan oldu Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) Yenibosna’daki Dış Ticaret Kompleksi’nde gerçekleştirilen Seçimli Olağan Genel Kurul’da, tek liste ile seçime giren Teoman Durukan, İSHİB Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildi. Birlik yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluştu: Başkan Teoman Durukan (Rella Gıda), Oğulcan Kemal Sagun (Kemal Balıkçılık), Müjdat Sezer (Has Tavuk), Ömür Oral (Orallar Zirai Ürünleri), Ahmet Kaan (Kaanlar Gıda), Teoman İnal (Beypi Beypazarı Tarımsal Üretim), Muhammed Şeker (Akşeker Tarım), Nerdin Alp (Banvit), Turgay Eser (Nures Su Ürünleri), Firdevs Külekçioğlu (TSM Deniz Ürünleri), Rengin Karakaşlar (Karakaşlar Tavukçuluk ve Yem Sanayi) Ödül gecesinden, Beyaz Et, Yumurta, Yumurtacı Damızlık ve Birlik Genelinde 4 Ödülle ayrılan HasTavuk’u ; Beyaz Et Genel Müdürü Müfit Yavuz, Kurumsal İletişim Müdürü Bircan Özkan, Dış Ticaret Uzmanları, Orhun Öksüz, Berkant Güven ve Ömer Öztürk temsil ettiler.

ARITILMAYAN HER ATIKSU, KARBON RİSKİNİ BÜYÜTÜYOR Haber

ARITILMAYAN HER ATIKSU, KARBON RİSKİNİ BÜYÜTÜYOR

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çevre Yapı Arıtma Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, atıksuların çoğu zaman gözden kaçan ancak ciddi bir karbon kaynağı olduğuna dikkat çekti. Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, “Atıksular yalnızca su kirliliği olarak değerlendirilmemeli. Arıtılmadan doğaya bırakılan atıksular, metan ve azot oksit gibi karbondan çok daha güçlü sera gazlarının açığa çıkmasına neden oluyor. Bu da işletmelerin karbon vergisi kapsamındaki emisyon yükünü ciddi biçimde artırıyor” dedi. Arıtılmayan her atıksu, karbon vergisi riskini büyütüyor Arıtılmamış atıksuların dolaylı karbon üretimine yol açtığını vurgulayan Çağlar Özçelikler, bu durumun işletmeler açısından hem çevresel hem de mali bir risk oluşturduğunu belirtti. Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler açıklamasında “Yani arıtılmayan her atıksu, karbon vergisi riskinin büyümesi anlamına geliyor. Bu nedenle atıksu arıtma sistemleri, sadece bir çevre yatırımı değil, aynı zamanda karbon maliyetlerini kontrol altına almanın en etkili yollarından biri” ifadelerini kullandı. Modern arıtma tesisleri karbon ayak izini düşürüyor Doğru projelendirilmiş ve modern arıtma tesislerinin karbon ayak izinin azaltılmasında kritik rol oynadığını belirten Çevre Yapı Arıtma Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, bu sistemlerin sunduğu avantajlara dikkat çekti ve “Gelişmiş arıtma sistemleri sera gazı salımını azaltıyor, enerji verimliliği sağlıyor ve yenilenebilir enerji entegrasyonuna imkân tanıyor. Böylece işletmeler hem çevreyi koruyor hem de karbon vergisi yükünü hafifletiyor” diye konuştu. Atıksuyun arıtılarak yeniden kullanılmasının, dolaylı bir karbon tasarrufu anlamına geldiğini vurgulayan Çağlar Özçelikler, su–enerji ilişkisine işaret ederken de, “Arıtılan atıksuların yeniden kullanılması, yeni su temini için gereken enerji ihtiyacını azaltır. Su pompalama, taşıma ve arıtma süreçlerinde oluşan karbon salımı düşer. Geri kazanılan her metreküp su, aynı zamanda karbon tasarrufudur” dedi. Karbon nötr hedefler için raporlama avantajı Atıksu arıtma yatırımlarının, karbon nötr hedeflere ulaşmada firmalara önemli raporlama avantajları sunduğunu belirten Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, özellikle sürdürülebilirlik kriterlerine dikkat çekerken, “Arıtma sistemleri sayesinde emisyon verileri somut şekilde raporlanabiliyor. Bu durum, ESG ve sürdürülebilirlik raporlarında firmalara ciddi bir güç kazandırıyor ve ulusal-uluslararası karbon düzenlemelerine uyumu kolaylaştırıyor” ifadelerini kullandı. Kuraklık tehdidinin her geçen gün daha fazla hissedildiğini hatırlatan Çağlar Özçelikler, atıksu arıtmanın yalnızca karbonu değil, suyu da koruduğunu belirterek, “Atıksu arıtma sistemleri hem karbon salımını düşürüyor hem de su kaynaklarının korunmasına katkı sağlıyor. Bu ikili etki, iklim kriziyle mücadelede en güçlü araçlardan biri” dedi. Çevre Yapı Arıtma Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, bugün yapılan çevresel yatırımların, yarının karbon düzenlemelerine hazırlık anlamına geldiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün atıksu arıtma yatırımı yapan işletmeler, sadece çevreyi korumuyor; aynı zamanda gelecekteki karbon vergilerine ve iklim politikalarına karşı kendilerini güvence altına alıyor. Sürdürülebilir büyümenin yolu, doğru su ve karbon yönetiminden geçiyor.”

OİB’İN YENİ DÖNEMDEKİ BAŞKANI KEMAL YAZICI Haber

OİB’İN YENİ DÖNEMDEKİ BAŞKANI KEMAL YAZICI

Başkanlık dönemi sona eren Baran Çelik, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, sekiz yıl önce görevi devraldıklarında tek bir hedefleri olduğuna dikkat çekerek “Hedefimiz; Türk otomotiv sanayisini ihracatta daha güçlü, küresel değer zincirlerinde daha stratejik bir konuma taşımak. Bu hedef doğrultusunda önemli mesafeler kat ettik. Göreve başladığımız 2018 yılında 31,5 milyar dolar olan otomotiv ihracatımız 2025 yılında 41,5 milyar dolara yükseldi. Bu yıl 43 milyar dolar ile bu rakamı daha da yukarıya taşımayı hedefliyoruz. Pandemi nedeniyle bir yıllık ara dışında 19 yıldır ülkemizin ihracat şampiyonuyuz. Birliğimiz sadece ihracat rakamlarıyla değil, vizyonu, projeleri ve sektörün dönüşümüne liderlik eden yaklaşımıyla da güçlü bir kurumsal yapı haline geldi. Görev süremiz boyunca Dünya çapında ayak basmadığımız kıta, Türk bayrağını dalgalandırmadığımız ticaret merkezi bırakmadık. Bu dönemde 59 uluslararası fuara katılım sağladık, 63 sektörel ticaret heyeti ve 24 alım heyeti düzenledik” dedi. Görev süresi boyunca son sekiz yıla sadece projeleri değil, devasa bir dönüşümü sığdırdıklarını da belirten Baran Çelik “Otomotiv Geleceği Tasarım Yarışması’ndan Otomotiv Mühendisliği ve Aftermarket Konferansına, Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum sürecinde Türkiye Otomotiv Endüstrisi Sürdürülebilirlik Eylem Planını hazırlayarak firmalarımıza karbon ayak izinin azaltılması, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi ve SKDM uyumu gibi başlıklarda rehberlik etmemizden Yeşil Dönüşüm UR-GE projelerimiz ve SKDM eğitim programlarımız ile de özellikle KOBİ’lerimizin bu dönüşümün dışında kalmaması için finansman, danışmanlık ve teknik destek modellerini devreye almamıza kadar çok sayıda ilke, projeye ve çalışmaya imza attık. Yine en güncel ve en önemli gelişmelerden biri; Ticaret Bakanlığımızın öncülüğünde hayata geçirilen Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Girişim Sermayesi Yatırım Fonu oldu. Bu fon ile birlikte sektörümüzde teknoloji geliştiren, inovasyon üreten girişimlerin finansmana erişimini güçlendirmeyi ve otomotiv ekosistemimizin geleceğini desteklemeyi amaçlıyoruz” dedi. Otomotiv, teknolojik dönüşümün de lokomotifidir Konuşmasında Başkanlığı süresince yaşadıkları zorluklardan da bahseden Çelik, şunları söyledi: “2020 yılından sonra Dünya ekonomisinin ve küresel ticaretin en çalkantılı dönemlerinden birini yaşadık. Pandemi ve ardından gelen, Çip krizi, tedarik zinciri kırılmaları, Brexit süreci, Yeşil dönüşüm, Enflasyonist ortam, Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere hem insanlık hem küresel ekonomi için yıkıcı etkiler bırakan savaşlar ve son dönemde küresel siyasette hızla yükselen korumacılık trendinin sonucunda Avrupa’da gündeme gelen “Made in EU” yaklaşımı… Tüm bu fırtınalı süreçte gemiyi limana sağ salim yanaştırmak için var gücümüzle çalıştık ve bunu başarmanın gururunu yaşıyoruz. Sektörümüz; Türkiye sanayisinin teknolojik dönüşümünün de lokomotifidir. Bugün geldiğimiz noktada Türk otomotiv endüstrisi Avrupa değer zincirinin en güçlü üretim ve tedarik merkezlerinden biri haline gelmiş durumda. Bu başarı, birlikte çalıştığımız yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerimizin, Birliğimizin kıymetli çalışanlarının ve en önemlisi siz değerli üyelerimizin ortak emeğinin sonucu. Bu vesileyle görev sürem boyunca birlikte çalıştığımız tüm yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerine içtenlikle teşekkür ediyorum. Şimdi bayrağı devretme vakti. Yeni seçilecek yönetim kurulumuzun, bu çıtayı çok daha yukarılara taşıyacağına inancım tamdır. Onların başarısı, Türkiye’nin başarısı olacaktır. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği güçlü bir kurumdur. Bu kurumun en büyük gücü ise üyelerinin vizyonu ve dayanışmasıdır. Ben de bundan sonra sektörümüzün bir temsilcisi olarak otomotiv endüstrimizin gelişimi için çalışmaya devam edeceğim.” Baran Çelik’in konuşmasının ardından Birliğin bir önceki döneminde görev alan yönetim ve denetim kurulu üyelerine teşekkür plaketi takdim edildi. Yazıcı: “Üç ana başlıkta ihracatı artırmaya odaklıyız” OİB’in yeni Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı ise şunları söyledi: “Sektörümüz; Türkiye ekonomisinin temel taşlarından biri. Türkiye ihracatının yüzde 17,5’ini tek başına gerçekleştiriyor. Direkt çalışan 300 bin kişi, servis ve satışlar dahil 550 bin kişiye istihdam sağlıyoruz. En büyük pazarımız olan Avrupa Birliği ülkelerinin 2035 yılında sıfır emisyonlu araçlara geçiş planı sektörümüz ihracatı açısından çok kritik bir karar. AB ülkeleri sıfır emisyonlu araçlar konusunda kararlılar ama Çin ile rekabette zorlanıyorlar. Kendilerini Çin’e karşı koruyabilmek için “made in Europe” kavramını geliştirdiler. Biz sektör olarak Gümrük Birliği sayesinde bu kapsamda yer alacağız ama sıfır emisyonlu araçlar için gereken teknolojilere henüz hakim değiliz. Bu durum önümüzdeki dönemlerde ihracat açısından bir risk oluşturuyor. Eksiklerimizi hızlı bir şekilde tamamlayarak hazır hale gelmek zorundayız. Bu kapsamda yeni Yönetim Kurulu olarak üç ana başlık üzerinde çalışmak istiyoruz. İlk alanı “Geleceğe Hazırlanmak ve İhracat Artışı” olarak belirledik. İkinci olarak “Rekabetçi Otomotiv Sanayi” ve son olarak da “Güçlü Birlik ve Üye İlişkileri” konularına yoğunlaşmak kararı verdik. Türkiye otomotiv endüstrisi ihracatını korumaya ve artırmaya yönelik stratejiler geliştirerek sektör ve ilgili kurumlar ile birlikte çalışacağız ve geleceği birlikte şekillendireceğiz.”

GÖKKUŞAĞI KOLEJİ VE SEGER’DEN DENEYİM PAYLAŞIMI Haber

GÖKKUŞAĞI KOLEJİ VE SEGER’DEN DENEYİM PAYLAŞIMI

2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu kısa bir süre kamuoyuyla paylaşan ve Global Sustainability Awards’tan ödülle dönen Gökkuşağı Koleji, Bursa Sürdürülebilirlik Başarı Ödülü sahibi, otomotiv sektörünün öncü ismi SEGER’in üst düzey yöneticilerini öğrencileriyle buluşturdu. Bilim, teknoloji ve çevresel farkındalığın ön planda olduğu buluşmada, öğrenciler ve sektör temsilcileri daha yaşanabilir bir dünya vizyonunu paylaştı. Etkinlik kapsamında Gökkuşağı Koleji öğrencileri, gerçekleştirdikleri Osiloskop Deneyi ve teknik sunumlarıyla dikkat çekerken, gençlerin analitik yaklaşımı ve bilimsel dili, SEGER yöneticileri tarafından ilgiyle takip edildi. Söyleşide Seger’in sürdürülebilirlik çalışmalarını paylaşan Genel Müdür Mine Tuna, dünyanın gelecek nesillerden ödünç alınan bir emanet olduğuna vurgu yaparak, firmanın 1981’den bu yana süregelen yolculuğunun son yıllarda teknolojik bir dönüşüme uğradığını belirtti. Tuna, “Kendimizi artık sadece bir korna üreticisi değil, mobilite alanında teknoloji tasarlayan bir firma olarak tanımlıyoruz. Bu dönüşümün merkezinde ise sürdürülebilirlik var. TÜBİTAK destekli ‘Yeşil Korna’ projemiz gibi somut adımlarla çevreye ve topluma değer katmaya devam ediyoruz” açıklamasında bulundu. Seger Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Yöneticisi Eren Jale Yörükoğlu ise öğrencilere çevreye duyarlı üretim politikaları, toplumsal cinsiyet eşitliği projeleri ve sürdürülebilir yönetişim konularında detaylı bir sunum yaparak, bu kavramların bir zorunluluk olduğunun altını çizdi. Eğitim ve Sanayi İş Birliğinde Güçlü Vizyon Bilim, teknoloji ve çevresel farkındalık ekseninde gerçekleşen organizasyon, okul-özel sektör iş birliğinin eğitime kattığı değeri gözler önüne serdi. Soru-cevap bölümünde sektör profesyonelleriyle doğrudan iletişim kurma fırsatı yakalayan öğrenciler, sürdürülebilir bir gelecek için merak ettikleri sorulara yanıt aradı. Gökkuşağı Koleji, sürdürülebilirliği sadece bir ders konusu olarak değil, bir yaşam biçimi ve kurum kültürü olarak öğrencilerine aşılamaya; geleceği bugünden inşa etmeye devam ediyor.

Bursa'da Merinospark Sosyal Tesisi 'Sıfır Atık Belgesi' aldı Haber

Bursa'da Merinospark Sosyal Tesisi 'Sıfır Atık Belgesi' aldı

Bursa Büyükşehir Belediyesi iştiraki BURFAŞ, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından başlatılan ‘Sıfır Atık’ projesi kapsamında gerçekleştirdiği çalışmalar sonucunda Sıfır Atık Belgesi ile ödüllendirildi. Daha yaşanabilir bir kent ve sağlıklı bir gelecek için birçok projeyi hayata geçiren Bursa Büyükşehir Belediyesi, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’nde anlamlı bir başarı elde etti. Bursa Büyükşehir Belediyesi iştiraki BURFAŞ’a bağlı Merinospark Sosyal Tesisleri, sürdürülebilirlik ve çevre duyarlılığı alanında yapılan çalışmalar neticesinde ‘Sıfır Atık Belgesi’ aldı. Bursa Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından verilen belgeyle, tesiste kurulan Sıfır Atık Yönetim Sistemi’nin başarıyla uygulandığı tescillendi. Merinospark Sosyal Tesisinde atıkların kaynağında ayrıştırılması, gıda israfının azaltılması, atık yağ ve geri dönüşüm süreçlerinin etkin yönetimi, doğal kaynakların korunmasına yönelik uygulamalar sistematik bir şekilde hayata geçirildi. Sürdürülebilir mutfak anlayışı doğrultusunda; çevreye duyarlı, kaynakları verimli kullanan ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmayı hedefleyen çalışmalarına devam eden BURFAŞ, Uluslararası Sıfır Atık Günü vesilesiyle tüm paydaşlarını ve vatandaşları bu bilinçli dönüşümün bir parçası olmaya davet etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.