Hava Durumu

#Sosyal Medya

- Sosyal Medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Medya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Genelinde Basın Özgürlüğü Eylemi: Bursa’da da Gazeteciler Meydanda Haber

Türkiye Genelinde Basın Özgürlüğü Eylemi: Bursa’da da Gazeteciler Meydanda

Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Van başta olmak üzere 10’u aşkın şehirde binlerce gazetecinin katılımıyla gerçekleştirilen ortak eylemde, basın özgürlüğüne vurgu yapılarak, basın üzerindeki baskılar protesto edildi. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Bursa Şubesi'nin çağrısıyla Şehreküstü Meydanı'nda düzenlenen basın açıklamasına kentteki çok sayıda kurum ve kuruluş destek verdi. Eyleme Bursa Barosu, akademik odalar, siyasi partiler, kamu ve işçi sendikaları, belediye başkanları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Toplanan kalabalık, demokrasi ve basın özgürlüğü taleplerini içeren sloganlar attı. Basın meslek örgütleri adına hazırlanan ortak metni, Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi Başkanı Tayfun Çavuşoğlu okudu. "Gazetecilik İktidarların Yanında Durmak Değildir" Basın meslek örgütlerinin ortak açıklamasında, gazetecilik mesleğinin temel ilkelerine dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi: "Artık yeter! Nefes alamıyoruz! Gazetecilik; iktidarların yanında durmak değildir! Siyasilerin ya da sermayenin emrine girmek değildir! Gazetecilik, sadece ve sadece halkın yanında olmaktır! Bugün Türkiye’nin dört bir yanındayız! Adana’dan Ankara’ya, Antalya’dan Bursa’ya... Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Van! 10’u aşkın şehirde, binlerce gazeteci tek bir ses! Bu gerçeği bir kez daha haykırıyoruz!" Açıklamada eyleme destek veren kurum ve kuruluşlara teşekkür edilerek, "Bugün bu alanda büyük bir birliktelik var. Çağdaş Gazeteciler Derneği, DİSK Basın-İş, KESK Haber-Sen, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Basın Konseyi dahil... Hep birlikte, eş zamanlı olarak omuz omuzayız! Bursa’da bu mücadeleye güç veren dostlarımız da burada. Başta Bursa Barosu olmak üzere, akademik odalarımıza, siyasi partilere, kamu ve işçi sendikalarımıza, belediye başkanlarımıza, STK temsilcilerine yürekten teşekkür ediyoruz. Burada olan herkesi tek tek selamlıyoruz. İyi ki varsınız!" denildi. "Halkın Haber Alma Hakkını Savunuyoruz" Gazetecilerin, halkın haber alma hakkını savunduğunu belirten Tayfun Çavuşoğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Bizler halkın haber alma hakkını savunuyoruz. Bizler gerçeğin peşinde koşuyoruz. Ve basın meslek örgütleri olarak bugün buradan ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz! Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden herkesin sansürle, baskıyla ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı bu düzene sessiz kalmayacağız. Televizyon kanallarına kayyım atanan, haber siteleri erişime engellenen, habercileri tutuklanan, sosyal medya hesapları kapatılan, gazetecilerin adeta bir köle düzeninde çalıştırılıp sosyal haklarının tırpanlandığı bir ülkede basın özgürlüğünden söz edilemez." Hemen her gün bir basın kuruluşunun ya da habercinin hedef haline getirildiğini vurgulayan Çavuşoğlu, şöyle dedi: "Yaptığı ya da yapmadığı haber nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecinin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez. Gazetecilik halktan yanadır. İşçinin hakkı gasp edilirken, emekçinin direnişi bastırılırken, kadınlar şiddete uğrarken, gençler geleceksizliğe mahkûm edilirken, yoksulluk büyürken ve kamu kaynakları sermayeye aktarılırken bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür; iktidarın bilinmesini istemediğini gizlemekle değil." "Gazetecilik Siyasi İradenin Sesi Olamaz" Açıklamada, gazeteciliğin iktidar ilişkilerinin bir aracı haline getirilemeyeceği ifade edildi: "Gazetecilik siyasi iradenin, sermayenin sesi olamaz! İktidarın ya da siyasi erkin çıkarlarını halkın çıkarları gibi sunan, patronların ekonomik gücünü gerçeğin önüne koyan, siyasi iktidara yakın olmayı mesleki güvencenin teminatı sayan anlayış gazetecilik değil, iktidar ilişkilerinin yeniden üretimidir. Evrensel ilkeler yerine günün siyasal ilkelerine yaslananlar bilmelidir ki, o günün siyasal 'ilkeleri' elbet bir gün yok olacaktır." Bedel ödeyen gazetecilerin hedef alınma gerekçelerine değinilen metinde, "Bugün bedel ödeyen gazeteciler; iktidarın hoşuna gitmeyen sorular sordukları, kamu kaynaklarının nasıl harcandığını araştırdıkları, yolsuzluk iddialarını haberleştirdikleri, işçilerin direnişini, kadınların hak arayışını, ezilenlerin sesini duyurdukları için hedef alınıyor. Kimi gözaltına alınıyor, kimi tutuklanıyor, kimi ev hapsine mahkûm ediliyor; kimi işini, gelirini ve mesleğini sürdürme olanağını kaybediyor. Gazeteciler yalnızca bir haber uğruna bedel ödemiyor. Halkın gerçekleri öğrenme hakkı, kamu gücünün denetlenmesi ve toplumun kendi geleceği hakkında özgürce karar verebilmesi için bedel ödüyorlar. Bu nedenle gazetecilere yönelen baskı, aynı zamanda toplumun gerçeğe ulaşma hakkına yönelmiş bir saldırıdır" ifadeleri yer aldı. "Kapatılan Sizin Gerçekleri Öğrenme Hakkınızdır" Baskıların sadece gazetecilere değil tüm topluma yönelik olduğu vurgulanan açıklamada şu görüşlere yer verildi: "Unutulmamalıdır ki; gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkum edilir. İstenen de budur. Gazeteci yazmasın, toplum gerçekleri öğrenmesin. Sansür, otosansür, kapatmalar, tutuklamalar sadece gazetecilerin sorunu değildir. Bu toplumun en temel demokratik haklarının engellenmesi ve haber alma haklarına vurulan bir darbedir. 'Gazetecilik suç değildir' diye haykıran onlarca meslektaşımızın bu mesajı iktidaradır ama yurttaşlarımızın da duyması gerekir. Susturulan sizin hakkınızdır. Engellenen sizin gerçeklere ulaşma hakkınızdır. Kapatılan sizin gerçekleri öğrenip politik iradenizi oluşturma hakkınızdır. İşçinin, çiftçinin, esnafın, memurun, kadının, gencin özetle bu toplumun yani sizlerin gerçekleri öğrenmeniz, gelişmelerden haberdar olmanız istenmiyor. Sadece gazeteciler değil siz de susturuluyorsunuz!" Son dönemde medya kuruluşlarına yönelik uygulamalara örnek verilen metinde, "Son 2 yılda Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve son olarak Halk TV’ye kayyım atanmış ve bu kanallardan yapılan iktidara yönelik eleştirel yayınlar durdurulmuştur. Bu sürecin son halkası Türkiye’nin en çok takip edilen haber sitelerinden biri olan T24 olmuştur. Birçok yayının sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmiş, bir çok haberlerine ayrıca erişim engeli kararları alınmıştır. Ayrıca kamu reklamlarından muaf tutulan, yaşamakta zorlanan Gazete Duvar, TELE2 gibi mecralar ile yüzlerce yerel internet sitesi, gazete ve TV yayın hayatına son vermek zorunda bırakılmıştır. Tüm bunlar toplumun yaşam damarlarının tıkanmasına örneklerdir. Demokrasi, ifade ve basın özgürlüğü bütün toplumun ana damarlarıdır. Tüm yurttaşlarımızı gazetecilerle dayanışmaya, gazeteciliğe ve habere sahip çıkmaya davet ediyoruz" denildi. Sessiz Meslektaşlara Çağrı: "Dayanışmayı Büyütün" Mesleki dayanışmanın önemine dikkat çekilen açıklamada, "Sessizliği bozun! Dayanışmayı büyütün! Sansüre karşı yan yana gelin! Bugün yalnızca iktidarın sansür politikalarını değil, bu baskılar karşısında susmayı, görmezden gelmeyi ve dayanışmadan kaçınmayı da sorgulamak zorundayız. Muhalif gazeteciler tutuklanırken, bağımsız medya kuruluşları hedef alınırken, kamu yayıncılığı iktidar yayıncılığına dönüştürülürken susanlar; meslektaşlarının uğradığı baskıyı görmezden gelenler, gazeteciliğin ortak geleceğine zarar vermektedir. Gazetecilik, yalnızca kendi başına gelene itiraz etmek değildir. Gazetecilik, kendisiyle aynı düşünmeyen gazetecinin de haber yapma hakkını savunabilmektir. Oto sansürü normalleştirip, sansüre uğrayanın kimliğine, diline, siyasi görüşüne ya da çalıştığı kuruma bakarak dayanışmayı seçmek, mesleki dayanışmayı dar çıkarların sınırlarına hapsetmektir. Bir gazetecinin susturulmasına sessiz kalmak, sıranın bir gün kendisine geleceğini unutmak demektir" çağrısında bulunuldu. Açıklamada ayrıca, "Basın Meslek Örgütleri ve gazeteciler olarak tek talebimiz özgürce mesleğimizi yapmaktır. Bu yolda yalnız kalmak istemiyoruz. Tüm meslektaşlarımızı bu mücadeleye dahil olmaya çağırıyoruz. Bir kez daha vurgulamak gerekir ki basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil toplumun tüm kesimlerinin sorunudur. Basın özgür değilse toplum habere ulaşamaz" ifadeleri kullanıldı. Tutuklu Gazeteci Ozan Kaplanoğlu Gündemdeydi ÇGD Bursa Şube Başkanı Tayfun Çavuşoğlu, açıklamanın son bölümünde tutuklu bulunan Bursalı gazeteci Ozan Kaplanoğlu’nun durumunu dile getirdi: "Buradan Bursa’ya, haberin ve hakikatin peşindeki bir yüreğe selam yolluyoruz! Bursalı gazeteci kardeşimiz Ozan Kaplanoğlu’na selam olsun! Ozan bugün cezaevinde... Peki neden? Çünkü bir haber yaptı. Çünkü gazetecilik yaptı! Bakın, şaka değil, fıkra değil, acı bir gerçek! Konuşmayı yapan serbest… Mahkeme karar verdi, suç unsuru yok dedi ve konuşmacı beraat etti. Ama o sözleri haber yapan Ozan parmaklıklar arkasında! Suç oluşturmayan bir açıklamanın haberini yapmak, suç sayıldı! Adalet bunun neresinde? Hukuk bunun neresinde? Bu günler geçecek! Bu karanlık dağılacak! Hiç kimse enseyi karartmasın! Demokrasi kazanacak, hakikat kazanacak, gazetecilik kazanacak!" Basın Örgütlerinin Talepleri Açıklama, basın meslek örgütlerinin ortak taleplerinin okunmasıyla sona erdi: "Unutmayacağız… Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur! Tutuklu meslektaşlarımızı serbest bırakın. Haberin üzerindeki yargı sopasını geri çekin. Medyada kayyım uygulamalarına son verin. Hukuksuz erişim uygulamalarını sonlandırın. Kamu ilanlarını, adil ve eşit dağıtın. Anayasamızla güvence altına alınmış olan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılardan vazgeçin." Açıklama sonunda Bursa Milletvekili Hasan Öztürk ve Bursa Baro Başkanı Av. Yener Poroy da basın özgürlüğü mücadelesinde gazetecilere destek verirken, halkın haber alma hakkının önündeki engellerin kaldırılması taleplerini de dile getirdiler.

Yaş doğrulama tuzağına dikkat! Haber

Yaş doğrulama tuzağına dikkat!

İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), sosyal medyada yaş doğrulama düzenlemesi üzerinden vatandaşları hedef alabilecek dolandırıcılık girişimlerine karşı uyarıda bulundu. Merkezden yapılan açıklamada, sahte SMS, e-posta ve sosyal medya bağlantıları aracılığıyla kişisel ve finansal bilgilerin ele geçirilmeye çalışılabileceği bildirildi. Açıklamada, özellikle “Hesabınız kapatılacak” ve “Yaş doğrulamanızı hemen yapın” ifadeleriyle panik oluşturmayı amaçlayan mesajlara itibar edilmemesi gerektiği vurgulandı. YAŞ DOĞRULAMA E-DEVLET ÜZERİNDEN YAPILACAK DMM’nin paylaşımına göre, yeni düzenleme kapsamında yaş doğrulaması, e-Devlet Kapısı üzerinden alınacak “yaş doğrulama belirteci” ile gerçekleştirilecek. Sistem aracılığıyla sosyal medya platformlarına kimlik bilgileri aktarılmayacak; yalnızca kullanıcının yaş sınırını karşılayıp karşılamadığı bilgisi iletilecek. MEVCUT HESAPLAR İÇİN SON TARİH 31 MART 2027 Düzenleme, 1 Kasım 2026 itibarıyla yalnızca yeni açılacak sosyal medya hesapları için uygulanacak. Mevcut hesapların yaş doğrulama işlemleri için ise 31 Mart 2027’ye kadar süre tanınacak. DMM, vatandaşların hesaplarının hemen kapatılacağı yönündeki mesajlarla korku ve panik oluşturmayı amaçlayan bağlantılara karşı dikkatli olmaları gerektiğini belirtti. Kişisel ve finansal bilgilerin korunması için şüpheli bağlantılara tıklanmaması ve yaş doğrulama işlemlerinin yalnızca resmî kanallar üzerinden yapılması önem taşıyor.

Sahte ilanlara milyonluk ceza! Haber

Sahte ilanlara milyonluk ceza!

Ticaret Bakanlığı, sahte ilanların, ilan kirliliğinin ve tüketici mağduriyetlerinin önüne geçmek amacıyla sosyal medya platformlarında yayımlanan taşınmaz ve taşıt ilanlarına yönelik denetimlerini sıkılaştırdı. Elektronik İlan Doğrulama Sistemi (EİDS) kapsamında yürütülen incelemelerde, Instagram, Facebook ve TikTok üzerinden mevzuata aykırı ilan paylaşan 70 emlak ve oto galeri işletmesine toplam 7 milyon TL idari para cezası uygulandı. Böylece bugüne kadar ceza kesilen işletme sayısı 152’ye, toplam yaptırım tutarı 15,2 milyon TL’ye yükseldi. SOSYAL MEDYA PLATFORMLARINA DA CEZA Bakanlık, EİDS’ye entegre olmadığı ve kimlik ile yetki doğrulama yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle Meta Platforms İstanbul Bilişim Hizmetleri Limited Şirketine 20 milyon TL, TikTok İstanbul Dijital Medya ve Reklam Limited Şirketine ise 4 milyon TL ceza verdi. Meta’ya uygulanan toplam ceza tutarının 36,2 milyon TL’ye ulaştığı bildirildi. İLANLARDA FİYAT VE DOĞRULANMIŞ BAĞLANTI ŞARTI Ticaret Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, sosyal medyada taşınmaz ve taşıt ilanı paylaşan işletmelerin EİDS üzerinden doğrulanmış ilan bağlantısını kullanması, görsel ve açıklamaların ilgili ilanla uyuşması ve fiyat bilgisini paylaşımda belirtmesi gerektiği ifade edildi. Bakanlık, tüketicilerin korunması ve ilanlarda şeffaflığın sağlanması amacıyla denetimlerin devam edeceğini vurgulayarak emlak ve oto galeri işletmelerini mevzuata uygun hareket etmeleri konusunda uyardı.

Sosyal medyada 15 yaş sınırı 'Resmi'leşti! Haber

Sosyal medyada 15 yaş sınırı 'Resmi'leşti!

Sosyal medya kullanımında çocukların korunmasına yönelik yeni dönem başlıyor. “Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik”, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı. Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı'nca hazırlanan yönetmelikle sosyal ağ sağlayıcılarına yaş doğrulama, çocuklara özel hizmet sunma ve ebeveyn kontrol araçları konusunda yeni yükümlülükler getirildi. 15 YAŞ ALTINA SOSYAL MEDYA HİZMETİ SUNULAMAYACAK Yeni düzenlemeye göre sosyal ağ sağlayıcıları, 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak. 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşına girmemiş kullanıcılar için ise çocuklara özgü, ayrıştırılmış hizmet sunulacak. Yaş doğrulamasında e-Devlet Kapısı üzerinden oluşturulacak yaş doğrulama belirteci kullanılacak. Sistemle kullanıcıların kimlik bilgilerinin tamamı yerine, ilgili yaş sınırlarını karşılayıp karşılamadıklarının doğrulanması hedefleniyor. ÇOCUK HESAPLARINA GİZLİLİK VE KULLANIM KISITLAMALARI 15-18 yaş grubuna sunulacak hizmetlerde çocukların güvenliği ve mahremiyeti ön planda tutulacak. Çocuk hesapları varsayılan olarak gizli olacak; bu hesaplarda canlı yayın açılmasına ve kişiselleştirilmiş reklam gösterilmesine izin verilmeyecek. Düzenleme kapsamında ebeveynlerin çocuklarının hesap ayarlarını ve kullanım sürelerini kontrol edebilmesine, ücretli işlemler üzerinde denetim kurabilmesine yönelik araçlar da zorunlu hale getirilecek. Yönetmelik, 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girecek. Mevcut hesaplara ilişkin yaş doğrulama işlemlerinin ise 31 Mart 2027’ye kadar tamamlanması öngörülüyor.

Çocukların dijital mahremiyetine uyarı: Aşırı bilgi paylaşımından kaçınılmalı! Haber

Çocukların dijital mahremiyetine uyarı: Aşırı bilgi paylaşımından kaçınılmalı!

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı ve Siber Güvenlik Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şenol, çocukların sosyal medya ve çevrim içi oyunlarda yaptığı paylaşımların yol açabileceği riskleri değerlendirdi. Şenol, çocukların dijital ortamda farkında olmadan çok fazla kişisel bilgi paylaşabildiğini belirterek ailelere önemli uyarılarda bulundu. “TEK BİR PAYLAŞIM BİLE ÇOK ŞEY ANLATABİLİR” Çocukların internette paylaştıkları içeriklerin tek başına masum görünse de bir araya geldiğinde günlük yaşamlarına dair ayrıntılı bir tablo oluşturabileceğini söyleyen Şenol, okul, yaşanılan mahalle, arkadaş çevresi ve kurs bilgileri gibi detayların farklı paylaşımlardan çıkarılabildiğine dikkat çekti. Anlık konum paylaşımlarının kötü niyetli kişilerin çocukları takip etmesini kolaylaştırabileceğini vurgulayan Şenol, “Şu an okuldayım” ya da “Evdeyim” gibi ifadelerin dahi önemli ipuçları sunduğunu belirtti. Düzenli konum paylaşımlarının ise çocukların günlük rutinlerini görünür kıldığını söyledi. FOTOĞRAFLARIN ARKA PLANI DA RİSK OLUŞTURUYOR Konum etiketinin kapalı olmasının tek başına yeterli olmadığını ifade eden Şenol, okul logosu, sokak tabelası, apartman adı ya da servis yazısı gibi ayrıntıların çocuğun bulunduğu yeri ele verebileceğini kaydetti. YÜZ VE SES SAHTE İÇERİKLERDE KULLANILABİLİR Çocukların herkese açık paylaşımlarının kaydedilip kötüye kullanılabileceğini belirten Şenol, yapay zekâ ile çocukların yüzü ve sesinin sahte içeriklerde kullanılabileceğini, bunun dolandırıcılık, tehdit ve şantaj amacı taşıyabileceğini söyledi. Çevrim içi oyunlarda yabancılarla iletişimde de dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. AİLE HESAPLARI DA BİLGİ SIZDIRABİLİR Dijital mahremiyetin yalnızca çocuğun paylaşımlarına bağlı olmadığını belirten Şenol, aile bireylerinin paylaşımlarının da çocuk hakkında bilgi verebildiğini ifade etti. Hesapların gizli olmasının önemli olduğunu ancak yeterli olmadığını söyleyen Şenol, bir içeriğin silinmesinin kopyalanmadığı anlamına gelmediğini hatırlattı. Şenol, ailelere şu önerilerde bulundu: Sosyal medya ve oyun hesaplarını mümkün olduğunca gizli tutmak Konum erişimini zorunlu olmadıkça kapatmak Kamera ve mikrofon izinlerini uygulama bazında kontrol etmekHer hesap için güçlü ve farklı şifreler kullanmak Mümkünse iki aşamalı doğrulamayı açmak Çocuklara şifre ve doğrulama kodlarını paylaşmamayı öğretmek Çocuğun adresi ya da okulunun yanlışlıkla paylaşılması veya şüpheli biriyle iletişime geçilmesi durumunda ailelerin sakin davranması gerektiğini söyleyen Şenol, kanıtların saklanmasını, şüpheli hesabın platforma bildirilmesini ve engellenmesini önerdi. Fiziksel tehdit veya ciddi tehlike durumunda ise kolluk kuvvetlerine başvurulması gerektiğini ifade etti. Şenol, dijital güvenliğin en önemli unsurunun aile ile çocuk arasındaki güven ilişkisi olduğunu vurgulayarak, çocukların yaşadıkları olumsuzlukları korkmadan aileleriyle paylaşabilmesinin en büyük koruyucu önlem olduğunu sözlerine ekledi.

EMLAK İLANLARINDA YENİ DÖNEM Haber

EMLAK İLANLARINDA YENİ DÖNEM

Yeni düzenlemeyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Yatırım Profesyonelleri ve İşbirliği Derneği (YAPİDER) Başkanı Sevcan İlici sosyal medyada paylaşılacak bilgilerin EİDS’de yer alan doğrulanmış ilanla birebir örtüşmesi gerektiğine, yanıltıcı veya doğrulanmış ilanla uyuşmayan içeriklere ise idari yaptırım uygulanabileceğine dikkat çekti. “Sektörün Dijital Rekabet Gücü Artacak” Düzenlemeyi gayrimenkul sektörünün dijital dönüşümü açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiren YAPİDER Başkanı Sevcan İlici, “Son iki yıllık süreçte gayrimenkul sektöründe dijital pazarlama faaliyetleri önemli ölçüde kısıtlanmış durumdaydı. Sadece ilan linkinin paylaşılabiliyor olması, görsel ve fiyat bilgisinin verilemiyor olması, yetki belgeli emlak danışmanlarının sosyal medyada etkin bir şekilde varlık göstermesini zorlaştırıyordu. Ticaret Bakanlığı’nın bu yeni düzenlemesi, bir yandan kayıt dışılıkla mücadeleyi sürdürürken diğer yandan kurallara uygun şekilde faaliyet gösteren işletmelerin dijital dünyada rekabet gücünü artıracak çok değerli bir adım olmuştur” dedi. Sosyal medyanın özellikle konut arayışındaki tüketiciler açısından önemli bir araştırma kanalı haline geldiğini belirten İlici, düzenlemenin sektörde daha şeffaf bir dijital pazarlama döneminin kapısını araladığını ifade etti. “Gençler Konutu Önce Sosyal Medyada Araştırıyor” Günümüzde özellikle genç kuşakların konut satın alma veya kiralama sürecinde sosyal medyayı aktif biçimde kullandığını vurgulayan Sevcan İlici, yeni düzenlemenin yetki belgeli emlak danışmanlarının portföylerini daha etkili biçimde tanıtmasına olanak sağlayacağını söyledi. İlici, “Günümüzde özellikle genç nesil alıcılar, bir konutu görmeden önce mutlaka sosyal medya üzerinden araştırma yapmaktadır. Bu düzenleme ile yetki belgeli meslektaşlarımız artık portföylerini çok daha etkili, görsel ve şeffaf bir biçimde tanıtma imkânına kavuşmuş oldu” şeklinde konuştu. Düzenlemenin yalnızca emlak işletmeleri açısından değil, tüketiciler bakımından da önemli bir güven mekanizması oluşturacağını kaydeden YAPİDER Başkanı Sevcan İlici, sosyal medyada görülen ilanların EİDS doğrulamasından geçmiş olmasının alıcıların daha bilinçli hareket etmesine katkı sağlayacağını belirtti. Kayıt Dışı İlanlara Karşı Önemli Adım Oldu EİDS doğrulamasının sosyal medya paylaşımlarında da temel şart haline gelmesinin kayıt dışı ve sahte ilanlarla mücadelede önemli bir araç olacağını da hatırlatan YAPİDER Başkanı Sevcan İlici “Bakanlık, EİDS doğrulaması olmayan veya ilandaki bilgilerle uyuşmayan paylaşımlar için 286 bin 206 TL’ye kadar idari para cezası uygulanacağını açıkça belirtmiştir. Bu nedenle tüm sektör paydaşlarımızı EİDS sistemine kayıt olmaya ve kurallara eksiksiz uymaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı. Açıklamasında, düzenlemenin getirdiği yükümlülüklere de dikkat çeken YAPİDER Başkanı Sevcan İlici, aykırı hareket eden gerçek ve tüzel kişiler için 286 bin 206 TL’ye kadar idari para cezası uygulanabileceğini söylerken sektör temsilcilerinin yeni sisteme uyum sağlamasının hem mesleki güvenilirlik hem de tüketici memnuniyeti açısından kritik olduğunu vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.