Hava Durumu

#Sosyal Medya

- Sosyal Medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Medya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BİTKİDEN'den bilinçli tüketim için 5 öneri Haber

BİTKİDEN'den bilinçli tüketim için 5 öneri

Bilgiye ulaşmanın her zamankinden daha kolay olduğu günümüzde, özellikle sosyal medya gıda ve beslenme konusunda en çok başvurulan bilgi kaynaklarından biri haline geldi. Ancak bilimsel temele dayanmayan öneriler, doğruluğu kanıtlanmamış beslenme tavsiyeleri ve yanlış uygulamalar tüketicilerin sağlığını riske atabiliyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye Gıda Okuryazarlığı Stratejisi ve Eylem Planı'na göre toplumun %39'u gıda güvenliğiyle ilgili bilgilere sosyal medya üzerinden ulaşıyor. Buna karşın araştırma, tüketicilerin en çok bilim insanlarına ve tüketici örgütlerine güvendiğini ortaya koyuyor. Gıda okuryazarlığının yalnızca bilgi sahibi olmak değil, doğru bilgiyi günlük yaşama aktarabilmek anlamına geldiğini belirten BİTKİDEN Yönetim Kurulu Başkanı Gıda Mühendisi Ebru Akdağ, güvenli gıda tüketimi için günlük hayatta kolaylıkla uygulanabilecek şu önerileri paylaştı: Dondurulmuş gıdaları buzdolabında çözdürmeyi tercih edin, ürün etiketlerini okumak ve saklama talimatlarına uyun, STT ile TETT arasındaki farkı öğrenin, gıdaları değerlendirirken yalnızca görünüşüne veya kokusuna değil, ambalaj bütünlüğü ve muhafaza koşullarına da dikkat edin ve sosyal medyada karşılaşılan gıda bilgilerini güvenilir kaynaklardan doğrulayın Akdağ, "Mutfakta her gün yaptığımız küçük tercihler sağlığımız üzerinde büyük etkiye sahiptir. Güvenli gıda tüketimi çoğu zaman büyük önlemler değil, doğru bilgiyle verilen küçük ama bilinçli kararlarla başlar" dedi. Doğru bilgi güvenli gıdanın ilk adımı Sosyal medyada hızla yayılan bilgi kirliliğinin gıda güvenliği konusunda da tüketicileri yanıltabildiğine dikkat çeken BİTKİDEN Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akdağ, "Bir paylaşımın çok beğenilmiş ya da çok kez paylaşılmış olması onun doğru olduğu anlamına gelmez. Özellikle sağlık ve gıda konusunda karşılaşılan bilgilerin Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) ve bilimsel kuruluşlar gibi güvenilir kaynaklardan doğrulanması büyük önem taşıyor" dedi. Açıklamalarını günlük hayatta farkında olmadan yapılan hataların gıda güvenliğini doğrudan etkileyebildiğini belirterek sürdüren Akdağ, "Dondurulmuş gıdaların oda sıcaklığında çözdürülmesi zararlı mikroorganizmaların çoğalması için uygun koşullar oluşturabilir. Son Tüketim Tarihi ile Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi arasındaki farkın bilinmemesi hem güvenli olmayan ürünlerin tüketilmesine hem de gereksiz gıda israfına neden olabilir. Ürün etiketleri ve saklama talimatlarının dikkate alınmaması, gıdaların önerilen koşullarda muhafaza edilmemesine ve güvenli şekilde tüketilememesine yol açabilir. Bir gıdanın yalnızca görünüşü veya kokusuna bakılarak değerlendirilmesi de yanıltıcı sonuçlar doğurabilir. Sosyal medyada doğrulanmamış önerilerin uygulanması ise yanlış beslenme alışkanlıklarına ve sağlık açısından istenmeyen sonuçlara neden olabilir. Güvenli gıda tüketimi çoğu zaman büyük önlemler değil, doğru bilgiyle verilen küçük ama bilinçli kararlarla başlar. BİTKİDEN olarak tüketicilerin güvenilir bilgiye erişimini desteklemeyi ve toplumda gıda okuryazarlığını güçlendirmeyi önemsiyoruz" ifadelerini kullandı.

"Dijital Obezite" uyarısı! Fazla içerik tüketimi beyni yoruyor Haber

"Dijital Obezite" uyarısı! Fazla içerik tüketimi beyni yoruyor

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı Dr. Öğr. Üyesi Özgün Arda Kuş, son yıllarda giderek yaygınlaşan "dijital obezite" kavramına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dijital obeziteyi, kişinin ihtiyaç duyduğundan çok daha fazla dijital içerik tüketmesi ve bunun günlük yaşamını olumsuz etkilemeye başlaması olarak tanımlayan Kuş, sosyal medya akışında uzun süre vakit geçirilmesi, kısa videolar arasında zamanın fark edilmeden harcanması ve gereksiz bilgi tüketiminin bu durumun en yaygın örnekleri olduğunu söyledi. "HER DİJİTAL OBEZİTE BAĞIMLILIK DEĞİLDİR" Dijital obezite ile dijital bağımlılığın aynı kavramlar olmadığını vurgulayan Kuş, dijital bağımlılıkta kişinin ekran kullanımını kontrol edemediğini ve dijital ortamdan uzak kaldığında kaygı yaşadığını belirtti. Ancak dijital obezitenin de uzun vadede dikkat dağınıklığı, zihinsel yorgunluk, verim kaybı ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi sorunlara yol açabileceğini ifade etti. "ÇOK ŞEY GÖRÜYORUZ AMA AZINI HATIRLIYORUZ" Sürekli dijital içerik tüketiminin beynin dikkat, hafıza ve ödül sistemini etkilediğini dile getiren Kuş, özellikle kısa video içeriklerinin odaklanma süresini azalttığını söyledi. Yoğun bilgi akışının hafızayı da olumsuz etkilediğini belirten Kuş, insanların çok fazla içerik görmelerine rağmen bunların çok azını hatırlayabildiğine dikkat çekti. Dijital obezitenin en yaygın belirtileri arasında sürekli telefonu kontrol etme ihtiyacı, ekran başında planlanandan daha fazla zaman geçirme, uyku düzensizliği ve gerçek yaşam aktivitelerinden uzaklaşmanın yer aldığını kaydeden Kuş, çocuklar, ergenler ve genç yetişkinlerin bu konuda daha büyük risk altında olduğunu söyledi. Dijital tüketimin dengelenebilmesi için ekran süresinin takip edilmesi gerektiğini belirten Kuş, bildirimlerin azaltılması, belirli saatlerin "ekransız zaman" olarak planlanması ve sosyal medyanın bilinçli kullanılması gerektiğini ifade etti. Ailelere de önemli görevler düştüğünü vurgulayan Kuş, çocukların söylenenden çok gördüklerini örnek aldığını belirterek, ebeveynlerin ekran kullanımı konusunda rol model olması gerektiğini söyledi. Çocukların spor, sanat ve sosyal etkinliklere yönlendirilmesinin dijital yaşam ile gerçek yaşam arasında sağlıklı denge kurulmasına katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.

Zayıflama iğnelerinin bilimsel gerçekleri... Mucize değil, ciddi bir tıbbi tedavidir Haber

Zayıflama iğnelerinin bilimsel gerçekleri... Mucize değil, ciddi bir tıbbi tedavidir

Son yıllarda obezite tedavisinde sıkça kullanılan zayıflama iğneleri, sosyal medyanın da etkisiyle giderek daha fazla ilgi görüyor. Ancak uzmanlar, bu ilaçların bilinçsiz kullanımının ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda uyarıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin obezite tedavisinde önemli bir seçenek olduğunu ancak bir "mucize çözüm" olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Poliklinikte en sık karşılaştığı sorulardan birinin "Hocam, ben de zayıflama iğnesine başlayabilir miyim?" olduğunu belirten Medetalibeyoğlu, bu tedavinin yalnızca uygun hastalarda, hekim gözetiminde uygulanması gerektiğini vurguladı. "KOZMETİK AMAÇLI KULLANILMAMALI" Doç. Dr. Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin düğün öncesi birkaç kilo vermek isteyen sağlıklı bireyler için geliştirilmediğini belirterek, bu ilaçların Dünya Sağlık Örgütü'nün kronik hastalık olarak tanımladığı obezitenin tedavisinde kullanıldığını ifade etti. Uzman isim, ilaçların yalnızca kilo vermeyi sağlamadığını, aynı zamanda kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, uyku apnesi, karaciğer yağlanması ve eklem rahatsızlıkları gibi obeziteye bağlı sağlık sorunlarının riskini de önemli ölçüde azaltabildiğini söyledi. İlaçların midenin boşalmasını yavaşlattığını ve beyindeki iştah merkezine tokluk sinyali gönderdiğini belirten Medetalibeyoğlu, bu sayede porsiyon kontrolünün daha kolay sağlandığını ifade etti. TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANIYOR Obezitenin kronik bir hastalık olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, tedavi süresinin hastanın durumuna göre aylar hatta yıllar sürebileceğini belirterek, dozun düşük seviyeden başlanıp kademeli olarak artırılması gerektiğini söyledi. İlaç kullanımı sırasında kalıcı beslenme alışkanlıkları kazanılmadığı takdirde verilen kiloların geri alınma riskinin yüksek olduğunu vurgulayan Medetalibeyoğlu, "Bu tedavi, yeni bir yaşam tarzı oluşturmanız için fırsat sunuyor." dedi. Tedavinin en sık görülen yan etkilerinin bulantı, kusma, ishal, kabızlık ve mide krampları gibi sindirim sistemi şikayetleri olduğunu belirten uzman, bu etkilerin çoğunlukla tedavinin ilk dönemlerinde veya doz artırımı sırasında ortaya çıktığını ve zamanla azaldığını kaydetti. "KULAKTAN DOLMA BİLGİLERLE KULLANILMAMALI" Pankreatit öyküsü bulunanlar, safra kesesi taşı olanlar veya ailesinde medüller tiroid kanseri öyküsü bulunan kişilerde bu ilaçların risk oluşturabileceğini belirten Medetalibeyoğlu, sosyal medya ya da çevre tavsiyesiyle tedaviye başlanmaması gerektiğini söyledi. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çeken Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin mutlaka uzman hekim kontrolünde, düzenli takiplerle kullanılması gerektiğini vurguladı. "Başarının anahtarı yalnızca ilaçta değil, hastanın tedaviye uyumunda ve yaşam tarzı değişikliğinde yatıyor." ifadelerini kullandı.

Osmangazi Reels Yarışması’nda final coşkusu Haber

Osmangazi Reels Yarışması’nda final coşkusu

Bursa Osmangazi Belediyesi’nin Bursa’nın Fethi’nin 700. Yıl Dönümü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirdiği yarışma, çok sayıda içerik üreticisi ve görüntü tutkununu bir araya getirdi. “700 Yıldır Buradayız” temasıyla düzenlenen reels yarışmasında katılımcılar, Bursa’nın tarihini, kültürünü, sokaklarını, çarşılarını, mimarisini, inanç merkezlerini, gastronomisini ve gündelik yaşamını özgün bir bakış açısıyla yansıttı. Yarışmaya gönderilen çalışmalar, jüri üyeleri Ömer Faruk Güneş ve Evliya Çelebi tarafından değerlendirmeye alındı. Jüri değerlendirmesi sonucunda Yasin Dağ, “Sesler, Renkler ve Bursa” adlı reels çalışmasıyla birincilik ödülünün sahibi oldu. Ravza Karakülah, “Emanet” adlı çalışmasıyla ikinci, Fethi Öztürk ise “Şehrin Ritmi” adlı reels videosuyla üçüncü seçildi. Didem Dağ da “Tarihin Başkenti Bursa Osmangazi” adlı çalışmasıyla mansiyon ödülüne layık görüldü. Yarışma, Bursa’nın zengin tarihini ve kültürel değerlerini dijital platformlar aracılığıyla daha geniş kitlelere ulaştırırken, gençlerin kente dair bakış açılarını içeriklerle ortaya koymalarına imkan sundu. “ÇOK BAŞARILI ÇALIŞMALARIN OLDUĞUNU GÖRDÜK” Yeni kuşağın sanatı reelsin biraz daha gelişmesi ve daha estetik kaygılarla donatılması için bir yarışma düzenlediklerini belirten Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: “Düzenlediğimiz yarışmaya çok sayıda genç katıldı. Çok başarılı çalışmaların olduğunu gördük. Jüri üyeleri reels videoları seçmekte zorlandılar. En başarılı yarışmacılara düzenlenen törenle ödüllerini verdik. Bursa’nın Fethi’nin 700. Yıl Dönümü etkinlikleri yıl boyunca devam edecek, bu yarışma onun bir parçasıydı.” “BURADA ÖDÜL ALMAK BENİM İÇİN BÜYÜK BİR GURUR” Bursa’nın Fethi 700. Yıl Reels Video Yarışması’nda “Sesler, Renkler ve Bursa” adlı reels çalışmasıyla birincilik elde eden Yasin Dağ, “Yarışmanın duyurusunu görünce heyecanlandık. Yürüdüğümüz sokaklar, gezdiğimiz caddelerde çekim yapacağımızı öğrenince bizde kendi yorumumuzu katalım dedik. Ben bu kadar olacağını düşünmüyordum. Yarışmaya katılan videoların hepsi çok güzeldi. Bursa’nın tarihini video çekerken bir kez daha görme fırsatım oldu. Umarım bu yarışmanın bir yenisi olur. Burada ödül almak benim için çok büyük bir gurur kaynağı oldu” diye konuştu. “GÖRÜNTÜLERİ İZLERKEN OSMANGAZİ’Yİ GEZMİŞ KADAR OLDUM” Yarışmaya katılan tüm videoların çok kaliteli olduğunu söyleyen Jüri Üyesi Ömer Faruk Güneş de, “Katılan reelslerden birini seçmek durumundaydık. Bir seçim yaparken diğer çalışmalara saygısızlık etmek gibi bir niyetimiz kesinlikle olmadı. Herkesin emeği, fikri ve ortaya koyduğu çaba bizim için çok değerliydi. Gönderilen çalışmalar arasında gerçekten etkileyici fikirler vardı. Senaryosu yazılmış, titizlikle üretilmiş, oyuncu seçimleri yapılmış ve neredeyse profesyonel bir prodüksiyon seviyesine ulaşan içerikler izledik. Değerlendirme sürecinde; tema ve renk uyumu, kurgu bütünlüğü ve teknik yeterlilik gibi kriterleri göz önünde bulundurduk. Çekilen görüntüleri izlerken adeta Osmangazi’yi gezmiş kadar olduk. Katılımcılar sayesinde ilçenin tarihi dokusunu, önemli mekanlarını ve kültürel lezzetlerini yakından görme fırsatı bulduk. Bu nedenle yarışmaya katılan herkese emekleri ve katkıları için teşekkür ediyoruz” açıklamalarında bulundu. “VİDEOLAR BANA 700 YILDIR BURADA OLDUĞUMUZU HİSSETTİRDİ” Artık hayatımızda reels dediğimiz bir formatın var olduğunu belirten Jüri Üyesi Evliya Çelebi ise, “Artık filmler kısa bile olsa, sosyal medya nedeniyle bir dakikanın üzerine çıktığında bizi durduramıyorsa görüntüleri kaydırıp geçiyoruz. Kısa filmler de artık eski kısa filmler gibi değil. Bu yarışmanın reels yarışması olarak organize edilmesini anlamlı, değerli ve önemli buluyorum. Videoları izlerken, çekilen işlerin üzerinde düşünülerek emek verildiğini gördük. Biz de bu çalışmaları incelerken sanki reels kaydırıyormuş gibi bakmaya çalıştık. İzlerken kendime sürekli şu soruyu sordum: Bu video beni ne kadar durduruyor? Sosyal medyada karşıma çıksa bunu izler miydim, yoksa kaydırıp geçer miydim? Bu sorunun cevabını çok iyi veren çalışmalar vardı. Tüm videoları izlediğimizde bir kazanan belirlememiz gerekiyordu ve belirledik. Reels artık hayatımızın bir parçası. Videoların bu yöne doğru evrilmesi de kaçınılmaz bir gerçek. Bu yarışma da bunu açıkça gösterdi. Yarışmaya katılan videoları izlediğimde bana Bursa’yı tanıttılar. Bu videolar bana yaklaşık 700 yıldır burada olduğumuzu hissettirdi. Bence önemli olan da buydu. Emek veren, düşünen ve üreten herkese teşekkür ediyorum” dedi. Konuşmaların ardından Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, yarışmada dereceye giren katılımcılara ödüllerini takdim etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.