Hava Durumu

#Sosyal Medya

- Sosyal Medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Medya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

EMLAK İLANLARINDA YENİ DÖNEM Haber

EMLAK İLANLARINDA YENİ DÖNEM

Yeni düzenlemeyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Yatırım Profesyonelleri ve İşbirliği Derneği (YAPİDER) Başkanı Sevcan İlici sosyal medyada paylaşılacak bilgilerin EİDS’de yer alan doğrulanmış ilanla birebir örtüşmesi gerektiğine, yanıltıcı veya doğrulanmış ilanla uyuşmayan içeriklere ise idari yaptırım uygulanabileceğine dikkat çekti. “Sektörün Dijital Rekabet Gücü Artacak” Düzenlemeyi gayrimenkul sektörünün dijital dönüşümü açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiren YAPİDER Başkanı Sevcan İlici, “Son iki yıllık süreçte gayrimenkul sektöründe dijital pazarlama faaliyetleri önemli ölçüde kısıtlanmış durumdaydı. Sadece ilan linkinin paylaşılabiliyor olması, görsel ve fiyat bilgisinin verilemiyor olması, yetki belgeli emlak danışmanlarının sosyal medyada etkin bir şekilde varlık göstermesini zorlaştırıyordu. Ticaret Bakanlığı’nın bu yeni düzenlemesi, bir yandan kayıt dışılıkla mücadeleyi sürdürürken diğer yandan kurallara uygun şekilde faaliyet gösteren işletmelerin dijital dünyada rekabet gücünü artıracak çok değerli bir adım olmuştur” dedi. Sosyal medyanın özellikle konut arayışındaki tüketiciler açısından önemli bir araştırma kanalı haline geldiğini belirten İlici, düzenlemenin sektörde daha şeffaf bir dijital pazarlama döneminin kapısını araladığını ifade etti. “Gençler Konutu Önce Sosyal Medyada Araştırıyor” Günümüzde özellikle genç kuşakların konut satın alma veya kiralama sürecinde sosyal medyayı aktif biçimde kullandığını vurgulayan Sevcan İlici, yeni düzenlemenin yetki belgeli emlak danışmanlarının portföylerini daha etkili biçimde tanıtmasına olanak sağlayacağını söyledi. İlici, “Günümüzde özellikle genç nesil alıcılar, bir konutu görmeden önce mutlaka sosyal medya üzerinden araştırma yapmaktadır. Bu düzenleme ile yetki belgeli meslektaşlarımız artık portföylerini çok daha etkili, görsel ve şeffaf bir biçimde tanıtma imkânına kavuşmuş oldu” şeklinde konuştu. Düzenlemenin yalnızca emlak işletmeleri açısından değil, tüketiciler bakımından da önemli bir güven mekanizması oluşturacağını kaydeden YAPİDER Başkanı Sevcan İlici, sosyal medyada görülen ilanların EİDS doğrulamasından geçmiş olmasının alıcıların daha bilinçli hareket etmesine katkı sağlayacağını belirtti. Kayıt Dışı İlanlara Karşı Önemli Adım Oldu EİDS doğrulamasının sosyal medya paylaşımlarında da temel şart haline gelmesinin kayıt dışı ve sahte ilanlarla mücadelede önemli bir araç olacağını da hatırlatan YAPİDER Başkanı Sevcan İlici “Bakanlık, EİDS doğrulaması olmayan veya ilandaki bilgilerle uyuşmayan paylaşımlar için 286 bin 206 TL’ye kadar idari para cezası uygulanacağını açıkça belirtmiştir. Bu nedenle tüm sektör paydaşlarımızı EİDS sistemine kayıt olmaya ve kurallara eksiksiz uymaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı. Açıklamasında, düzenlemenin getirdiği yükümlülüklere de dikkat çeken YAPİDER Başkanı Sevcan İlici, aykırı hareket eden gerçek ve tüzel kişiler için 286 bin 206 TL’ye kadar idari para cezası uygulanabileceğini söylerken sektör temsilcilerinin yeni sisteme uyum sağlamasının hem mesleki güvenilirlik hem de tüketici memnuniyeti açısından kritik olduğunu vurguladı.

20 ilde uyuşturucuya 41 gözaltı! Haber

20 ilde uyuşturucuya 41 gözaltı!

İçişleri Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı koordinasyonunda 20 ilde uyuşturucu madde ticareti ve yasa dışı kenevir ekimine yönelik operasyonlar düzenlendiğini açıkladı. Jandarma Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda gerçekleştirilen operasyonlara 660 narkotik ve asayiş ekibi ile 3 bin 960 personel katıldı. Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Analiz ve Takip Timleri de operasyonlarda görev aldı. 580 KİLO UYUŞTURUCU ELE GEÇİRİLDİ Operasyonlarda 580 kilogram uyuşturucu madde ile 62 bin 180 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. Ayrıca yasa dışı ekildiği belirlenen 6 milyon 747 bin kök kenevir ve skunk bitkisi imha edildi. Çalışmalar kapsamında 60 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 41’i çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, 19 kişi hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. UYUŞTURUCU TİCARETİ VE YASA DIŞI EKİM AĞI Bakanlığın açıklamasına göre yakalanan şüphelilerin uyuşturucu madde ticaretini organize şekilde yürüttükleri, yasa dışı kenevir ve skunk ekimi yaptıkları ve sosyal medya ile mesajlaşma uygulamaları üzerinden uyuşturucu sattıkları tespit edildi. İçişleri Bakanlığı, operasyonların uyuşturucu madde satıcıları, imalatçıları ve yasa dışı uyuşturucu ekim faaliyetlerine yönelik mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü belirterek, operasyonlarda görev alan jandarma personeli ile ilgili kurum ve kuruluşlara teşekkür etti.

Bursa Yıldırım Gençlik Merkezi Yaz Okulu’nda mezuniyet coşkusu Haber

Bursa Yıldırım Gençlik Merkezi Yaz Okulu’nda mezuniyet coşkusu

Yıldırım Belediyesi tarafından Yıldırım Gençlik Merkezi’nde düzenlenen Yaz Okulu, mezuniyet pikniğiyle sona erdi. Yıldırım Belediyesi’nin çocukların yaz tatilini verimli şekilde geçirebilmeleri için Yıldırım Gençlik Merkezi’nde hayata geçirdiği Yaz Okulu tamamlandı. Yıldırım Gençlik Merkezi Yaz Okulu’na katılan 224 öğrenciye; İngilizce konuşma kulübü, izcilik ve doğa sporları, değerler eğitimi, drama atölyesi, resim, satranç, akıl zeka ile sosyal medya ahlakı branşlarında eğitim verildi. Yaz Okulu’nu başarıyla tamamlayan öğrenciler için Cumalıkızık Mesire Alanı’nda mezuniyet pikniği düzenlendi. Çocuklar, gün boyu süren etkinliklerle hem eğlendi hem de yaz okulunun finalini coşkuyla kutladı. Halat çekme, çuval yarışı, mendil kapmaca, voleybol ve yakan top gibi oyunlarla doyasıya eğlenen öğrenciler, unutulmaz anlar yaşadı. Renkli görüntülere sahne olan programın sonunda Yıldırım Belediye Başkan Yardımcısı Ayşe Ertan tarafından Yaz Okulu’nu tamamlayan öğrencilere sertifika verildi. ÇOCUKLARIMIZ İÇİN ÇALIŞIYORUZ Yıldırım Belediye Başkanı Başkan Oktay Yılmaz, Yıldırım Gençlik Merkezi Yaz Okulu’nu başarıyla tamamlayan öğrencileri tebrik etti. Başkan Yılmaz, “En doğru yatırımın geleceğe yapılan yatırım olduğuna inanıyoruz. Bu kapsamda çocuklarımız ve gençlerimizin gelişimine katkı sağlayacak önemli projeleri hayata geçiriyoruz. Evlatlarımızın heyecanı ve mutluluğu bizlere güç veriyor. Yıldırım’ın geleceği olan çocuklar için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.

Kadın arkadaşlıkları ruh sağlığını güçlendiriyor Haber

Kadın arkadaşlıkları ruh sağlığını güçlendiriyor

Kadınlar arasında kurulan güvene dayalı arkadaşlıkların ruh sağlığı üzerinde önemli bir koruyucu etkisi bulunuyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, yetişkinlik döneminde duygusal ihtiyaçların önemli bir bölümünün arkadaşlık ilişkileri aracılığıyla karşılandığını söyledi. İnsanların yaşam boyunca ilişki kurarak var olduğunu belirten Erol, güven duygusu, aidiyet hissi ve duygusal düzenleme becerilerinin ilk ilişkilerle geliştiğini, yetişkinlikte ise bu ihtiyaçların önemli ölçüde arkadaşlık bağlarıyla desteklendiğini ifade etti. Kadın arkadaşlıklarının; duyguların paylaşılması, zor yaşam olaylarıyla baş edilmesi ve psikolojik dayanıklılığın güçlenmesi açısından önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Erol, empatik dinleme ve karşılıklı destek içeren ilişkilerin stres dönemlerinde koruyucu rol oynadığını kaydetti. “HER ARKADAŞLIK RUH SAĞLIĞINI GÜÇLENDİRMEZ” Güçlü sosyal desteğin depresyon ve anksiyete açısından önemli koruyucu faktörlerden biri olduğunu belirten Erol, güven duyulan bir arkadaşın varlığının yalnızlık hissini azaltarak kişinin yaşadığı yükü paylaşmasına yardımcı olduğunu söyledi. Ancak her arkadaşlığın olumlu etkisi olmadığını vurgulayan Erol, sürekli eleştiren, küçümseyen veya kişinin kendisini değersiz hissetmesine neden olan ilişkilerin psikolojik yükü artırabileceğine dikkat çekti. Erol, yetişkinlikte arkadaşlık kurmanın çocukluk dönemine göre daha zor hale gelebildiğini belirterek, yaşam sorumluluklarının artması, zaman kısıtlılığı ve geçmişte yaşanan güven sorunlarının yeni bağlar kurmayı zorlaştırabildiğini ifade etti. Buna rağmen yetişkinlikte kurulan arkadaşlıkların daha seçici ve derin ilişkiler olabileceğini dile getirdi. SOSYAL MEDYA KIYASLAMAYI ARTIRIYOR Sosyal medyanın kadınlar arasındaki kıyaslama eğilimini daha görünür hale getirdiğini belirten Erol, insanların doğal olarak kendilerini çevrelerindeki kişilerle karşılaştırdığını söyledi. Görünüş, kariyer, annelik, ilişki durumu ve yaşam tarzı gibi alanlarda oluşturulan ideal standartların kadınlarda rekabet ve yetersizlik hissini artırabileceğini aktaran Erol, yoğun kıyaslamanın çoğu zaman kişinin kendi değer algısıyla ilişkili olduğunu ifade etti. Sağlıklı arkadaşlıkların rekabet yerine dayanışmayı ve birlikte gelişmeyi desteklediğini belirten Erol, ilişkilerde karşılıklı sınırların da önemli olduğunu vurguladı. Yakın arkadaşlıkların güçlü bir destek kaynağı olduğunu ancak her duygusal yükün arkadaşlık ilişkisi içinde taşınamayacağını söyleyen Erol, “Arkadaş, yaşamın içinde yanında yürüyen kişidir; psikolog ise bilimsel bilgi ve etik çerçeve içinde ruhsal süreçlere eşlik eden uzmandır” değerlendirmesinde bulundu. Erol, yoğun kaygı, depresyon, travma belirtileri, günlük işlevlerde belirgin bozulma veya intihar düşünceleri gibi durumlarda profesyonel desteğin önemli olduğunu ifade etti.

BİTKİDEN'den bilinçli tüketim için 5 öneri Haber

BİTKİDEN'den bilinçli tüketim için 5 öneri

Bilgiye ulaşmanın her zamankinden daha kolay olduğu günümüzde, özellikle sosyal medya gıda ve beslenme konusunda en çok başvurulan bilgi kaynaklarından biri haline geldi. Ancak bilimsel temele dayanmayan öneriler, doğruluğu kanıtlanmamış beslenme tavsiyeleri ve yanlış uygulamalar tüketicilerin sağlığını riske atabiliyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye Gıda Okuryazarlığı Stratejisi ve Eylem Planı'na göre toplumun %39'u gıda güvenliğiyle ilgili bilgilere sosyal medya üzerinden ulaşıyor. Buna karşın araştırma, tüketicilerin en çok bilim insanlarına ve tüketici örgütlerine güvendiğini ortaya koyuyor. Gıda okuryazarlığının yalnızca bilgi sahibi olmak değil, doğru bilgiyi günlük yaşama aktarabilmek anlamına geldiğini belirten BİTKİDEN Yönetim Kurulu Başkanı Gıda Mühendisi Ebru Akdağ, güvenli gıda tüketimi için günlük hayatta kolaylıkla uygulanabilecek şu önerileri paylaştı: Dondurulmuş gıdaları buzdolabında çözdürmeyi tercih edin, ürün etiketlerini okumak ve saklama talimatlarına uyun, STT ile TETT arasındaki farkı öğrenin, gıdaları değerlendirirken yalnızca görünüşüne veya kokusuna değil, ambalaj bütünlüğü ve muhafaza koşullarına da dikkat edin ve sosyal medyada karşılaşılan gıda bilgilerini güvenilir kaynaklardan doğrulayın Akdağ, "Mutfakta her gün yaptığımız küçük tercihler sağlığımız üzerinde büyük etkiye sahiptir. Güvenli gıda tüketimi çoğu zaman büyük önlemler değil, doğru bilgiyle verilen küçük ama bilinçli kararlarla başlar" dedi. Doğru bilgi güvenli gıdanın ilk adımı Sosyal medyada hızla yayılan bilgi kirliliğinin gıda güvenliği konusunda da tüketicileri yanıltabildiğine dikkat çeken BİTKİDEN Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akdağ, "Bir paylaşımın çok beğenilmiş ya da çok kez paylaşılmış olması onun doğru olduğu anlamına gelmez. Özellikle sağlık ve gıda konusunda karşılaşılan bilgilerin Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) ve bilimsel kuruluşlar gibi güvenilir kaynaklardan doğrulanması büyük önem taşıyor" dedi. Açıklamalarını günlük hayatta farkında olmadan yapılan hataların gıda güvenliğini doğrudan etkileyebildiğini belirterek sürdüren Akdağ, "Dondurulmuş gıdaların oda sıcaklığında çözdürülmesi zararlı mikroorganizmaların çoğalması için uygun koşullar oluşturabilir. Son Tüketim Tarihi ile Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi arasındaki farkın bilinmemesi hem güvenli olmayan ürünlerin tüketilmesine hem de gereksiz gıda israfına neden olabilir. Ürün etiketleri ve saklama talimatlarının dikkate alınmaması, gıdaların önerilen koşullarda muhafaza edilmemesine ve güvenli şekilde tüketilememesine yol açabilir. Bir gıdanın yalnızca görünüşü veya kokusuna bakılarak değerlendirilmesi de yanıltıcı sonuçlar doğurabilir. Sosyal medyada doğrulanmamış önerilerin uygulanması ise yanlış beslenme alışkanlıklarına ve sağlık açısından istenmeyen sonuçlara neden olabilir. Güvenli gıda tüketimi çoğu zaman büyük önlemler değil, doğru bilgiyle verilen küçük ama bilinçli kararlarla başlar. BİTKİDEN olarak tüketicilerin güvenilir bilgiye erişimini desteklemeyi ve toplumda gıda okuryazarlığını güçlendirmeyi önemsiyoruz" ifadelerini kullandı.

"Dijital Obezite" uyarısı! Fazla içerik tüketimi beyni yoruyor Haber

"Dijital Obezite" uyarısı! Fazla içerik tüketimi beyni yoruyor

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı Dr. Öğr. Üyesi Özgün Arda Kuş, son yıllarda giderek yaygınlaşan "dijital obezite" kavramına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dijital obeziteyi, kişinin ihtiyaç duyduğundan çok daha fazla dijital içerik tüketmesi ve bunun günlük yaşamını olumsuz etkilemeye başlaması olarak tanımlayan Kuş, sosyal medya akışında uzun süre vakit geçirilmesi, kısa videolar arasında zamanın fark edilmeden harcanması ve gereksiz bilgi tüketiminin bu durumun en yaygın örnekleri olduğunu söyledi. "HER DİJİTAL OBEZİTE BAĞIMLILIK DEĞİLDİR" Dijital obezite ile dijital bağımlılığın aynı kavramlar olmadığını vurgulayan Kuş, dijital bağımlılıkta kişinin ekran kullanımını kontrol edemediğini ve dijital ortamdan uzak kaldığında kaygı yaşadığını belirtti. Ancak dijital obezitenin de uzun vadede dikkat dağınıklığı, zihinsel yorgunluk, verim kaybı ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi sorunlara yol açabileceğini ifade etti. "ÇOK ŞEY GÖRÜYORUZ AMA AZINI HATIRLIYORUZ" Sürekli dijital içerik tüketiminin beynin dikkat, hafıza ve ödül sistemini etkilediğini dile getiren Kuş, özellikle kısa video içeriklerinin odaklanma süresini azalttığını söyledi. Yoğun bilgi akışının hafızayı da olumsuz etkilediğini belirten Kuş, insanların çok fazla içerik görmelerine rağmen bunların çok azını hatırlayabildiğine dikkat çekti. Dijital obezitenin en yaygın belirtileri arasında sürekli telefonu kontrol etme ihtiyacı, ekran başında planlanandan daha fazla zaman geçirme, uyku düzensizliği ve gerçek yaşam aktivitelerinden uzaklaşmanın yer aldığını kaydeden Kuş, çocuklar, ergenler ve genç yetişkinlerin bu konuda daha büyük risk altında olduğunu söyledi. Dijital tüketimin dengelenebilmesi için ekran süresinin takip edilmesi gerektiğini belirten Kuş, bildirimlerin azaltılması, belirli saatlerin "ekransız zaman" olarak planlanması ve sosyal medyanın bilinçli kullanılması gerektiğini ifade etti. Ailelere de önemli görevler düştüğünü vurgulayan Kuş, çocukların söylenenden çok gördüklerini örnek aldığını belirterek, ebeveynlerin ekran kullanımı konusunda rol model olması gerektiğini söyledi. Çocukların spor, sanat ve sosyal etkinliklere yönlendirilmesinin dijital yaşam ile gerçek yaşam arasında sağlıklı denge kurulmasına katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.

Zayıflama iğnelerinin bilimsel gerçekleri... Mucize değil, ciddi bir tıbbi tedavidir Haber

Zayıflama iğnelerinin bilimsel gerçekleri... Mucize değil, ciddi bir tıbbi tedavidir

Son yıllarda obezite tedavisinde sıkça kullanılan zayıflama iğneleri, sosyal medyanın da etkisiyle giderek daha fazla ilgi görüyor. Ancak uzmanlar, bu ilaçların bilinçsiz kullanımının ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda uyarıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin obezite tedavisinde önemli bir seçenek olduğunu ancak bir "mucize çözüm" olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Poliklinikte en sık karşılaştığı sorulardan birinin "Hocam, ben de zayıflama iğnesine başlayabilir miyim?" olduğunu belirten Medetalibeyoğlu, bu tedavinin yalnızca uygun hastalarda, hekim gözetiminde uygulanması gerektiğini vurguladı. "KOZMETİK AMAÇLI KULLANILMAMALI" Doç. Dr. Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin düğün öncesi birkaç kilo vermek isteyen sağlıklı bireyler için geliştirilmediğini belirterek, bu ilaçların Dünya Sağlık Örgütü'nün kronik hastalık olarak tanımladığı obezitenin tedavisinde kullanıldığını ifade etti. Uzman isim, ilaçların yalnızca kilo vermeyi sağlamadığını, aynı zamanda kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, uyku apnesi, karaciğer yağlanması ve eklem rahatsızlıkları gibi obeziteye bağlı sağlık sorunlarının riskini de önemli ölçüde azaltabildiğini söyledi. İlaçların midenin boşalmasını yavaşlattığını ve beyindeki iştah merkezine tokluk sinyali gönderdiğini belirten Medetalibeyoğlu, bu sayede porsiyon kontrolünün daha kolay sağlandığını ifade etti. TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANIYOR Obezitenin kronik bir hastalık olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, tedavi süresinin hastanın durumuna göre aylar hatta yıllar sürebileceğini belirterek, dozun düşük seviyeden başlanıp kademeli olarak artırılması gerektiğini söyledi. İlaç kullanımı sırasında kalıcı beslenme alışkanlıkları kazanılmadığı takdirde verilen kiloların geri alınma riskinin yüksek olduğunu vurgulayan Medetalibeyoğlu, "Bu tedavi, yeni bir yaşam tarzı oluşturmanız için fırsat sunuyor." dedi. Tedavinin en sık görülen yan etkilerinin bulantı, kusma, ishal, kabızlık ve mide krampları gibi sindirim sistemi şikayetleri olduğunu belirten uzman, bu etkilerin çoğunlukla tedavinin ilk dönemlerinde veya doz artırımı sırasında ortaya çıktığını ve zamanla azaldığını kaydetti. "KULAKTAN DOLMA BİLGİLERLE KULLANILMAMALI" Pankreatit öyküsü bulunanlar, safra kesesi taşı olanlar veya ailesinde medüller tiroid kanseri öyküsü bulunan kişilerde bu ilaçların risk oluşturabileceğini belirten Medetalibeyoğlu, sosyal medya ya da çevre tavsiyesiyle tedaviye başlanmaması gerektiğini söyledi. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çeken Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin mutlaka uzman hekim kontrolünde, düzenli takiplerle kullanılması gerektiğini vurguladı. "Başarının anahtarı yalnızca ilaçta değil, hastanın tedaviye uyumunda ve yaşam tarzı değişikliğinde yatıyor." ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.