Hava Durumu

#Sorumluluk

- Sorumluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sorumluluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BUSİAD'da felsefe söyleşilerine devam Haber

BUSİAD'da felsefe söyleşilerine devam

Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ogün Ürek’in yönetiminde gerçekleşen etkinliğe, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan konuşmacı olarak katıldı. “Felsefeyi hayattan kopuk görmemek gerekiyor. Nerede insan var orada felsefi bir problem de var” diyen Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan, “Felsefenin üzerinde durduğu konular hemen hemen hepimizi ilgilendiren konulardır. Sartre eser vermeye başladığından ölünceye kadar ifade ettiği bir cümlesi var. “Ben insanlığı korkunç tehlikelere karşı korumak için silahlanmıştım. Oysa herkes insanlığın yetkinliğe doğru yol aldığını söylüyor.” Burada şunu söylüyor. İnsanlık neredeyse orada insanlığa karşı bir tehdit vardır. Bizim görevimiz nerede insanlığa karşı tehdit varsa ona karşı güçlü olmak” dedi. Jean-Paul Sartre’ı, “varoluşçuluğun papası” olarak tanımlayan Prof Dr. Gündoğan, “Sartre ve Camus yazdıklarını yaşayan, yaşadıklarını yazan insanlardır. Gerçek hayat ve felsefe birbirinden ayrılmaz Sartre’a göre. Dünyanın neresinde bir problem varsa Sartre oradadır. Sartre aynı zamanda aydındır. Sartre göre aydın angaje olan bağlantılı olan kişidir. Aydın dediğimiz tavır bizim üstümüze vazife olmayan şeylere de karışan tavırdır. Sartre için filozofu başa alırız sanatçıyı ikinci sıraya alınır. Camus için tam tersi” diye konuştu. “20. yüzyılda iki felsefe yapma tarzı vardı. Biri varoluşçular, diğeri analitik felsefeciler. Varoluşçular insanın, hayatın varlığı, anlamı üzerinde dururlar” diyen Prof. Dr. Gündoğan, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “Bu iki tarz 20. yüzyılla birlikte bitmediğine inanıyoruz. 21. yüzyılda bizim Sartre gibilere ihtiyacımız var. 20. yüzyıldaki insan varlığının karşılaştığı tehdit ve tehlikeleri günümüzde kat kat yaşıyoruz. Eskiden teknik insan derdik. Artık Homo Digitalis var. Homo Sapiens artık kalkıyor. Savaş hiçbir zaman bitmedi. Öngörülemeyen bir dünyada yaşıyoruz. 10 yıl önce pandemi yaşayacağımızı hayal etmezdik. İnsanlığın içinde bulunduğu çok önemli bir tehdittir pandemi. Böyle bakınca günümüzde varoluşçuluğa ciddi ihtiyacı olduğunu düşünenlerdenim. Sartre’ın felsefesindeki ide, insanın özgürlüğünü ortaya çıkarmaktır. Bu temel felsefeyi başka bir kavramla ele almak gerekir sorumluluk. Özgürlük ve sorumluluk Sartre felsefesinin temelidir. İnsan demek özgürlük demektir, özgürlük demek insan demektir. Bu özgürlük bize bir sorumluluk da yükler. Sorumluluğun büyük bir ağırlığı vardır. Salt kendimden sorumlu değilim. Sartre da Camus’da insanı kurtarmaya çalışıyor. Camus’da başkaldırı, Sartre ise özgürlük öne çıkar. Başkaldırıda da özgürlük vardır. Başkaldıran insan hayır diyen insandır. Bu hayırı nasıl anlayacağız. Mutlak anlamda hayır Camus’da yoktur. Bir şeye hayır demek başka bir şeye evet demeyi barındırmalıdır. Kötülüğe karşı iyilik, savaşa karşı barışı olmalıdır. Olumsuz olana karşı olumlu olanı içinde bulunduran bir evetle biz absürt olanı aşabiliriz. Bu bireysel başlar. Sadece kendisi için değil. Sartre dünyanın öbür ucundakine karşı sorumluyum der. Veba adlı romanda Camus veba ile mücadele eden bir kahraman yazar. Başkaldırıyoruz öyleyse varız der Camus. İkisini bir araya getiren budur. Sartre eylem olarak bunu göstermiştir. Camus göstermemiştir.” Soruları da yanıtlayan Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan’a, etkinliğin sonunda Çağdaş Eğitim Kooperatifi'nin “Kır Çiçekleri Okusun Diye” sosyal sorumluluk projesine adına yapılan bağışın sertifikası, BUSİAD Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Başkanlarından Buğra Küçükkayalar ve Mehmet Arif Özer tarafından takdim edildi.

MÜSİAD Bursa'dan geleneksel buluşma Haber

MÜSİAD Bursa'dan geleneksel buluşma

Müstakil Sanayici ve İş adamları Derneği (MÜSİAD) Bursa Şubesi, geleneksel aile iftarını Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde (AKKM) geniş bir katılımla gerçekleştirdi. Başkan Alparslan Şenocak’ın ev sahipliğindeki programa; MÜSİAD Genel Başkan Vekili Ahmet Doğan Alperen, AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Baran Güneş, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, BTSO Başkan Vekili İsmail Kuş ile çok sayıda iş insanı ve aileleri katıldı. Programın açılışında söz alan MÜSİAD Bursa Şube Başkanı Alparslan Şenocak, Ramazan ayının paylaşma, kardeşlik ve dayanışma atmosferine dikkat çekerek, “Bu müstesna günler, birlik ve beraberliğimizi pekiştirdiğimiz, gönüllerimizi yakınlaştırdığımız zamanlardır. Bursa’mıza değer katan kıymetli isimlerin aynı sofrada buluşması da bu dayanışma ruhunun en güzel göstergesi” ifadelerini kullandı. MÜSİAD Bursa’nın 2026 yılını ‘Rekabet, Dönüşüm ve Dayanışma’ yılı ilan ettiğini belirten Şenocak, ECOLOGICS Projesi ile yeşil dönüşümü, Kooperatif Çalıştayı ile ortaklık kültürünü güçlendirdiklerini söyledi. Şenocak, Ramazan ayının yüklediği manevi sorumluluğu da önemsediklerini vurgulayarak, “Zimem Defteri uygulamasıyla ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın borçlarını sessizce kapatıyor, başta Kızılay olmak üzere sivil toplum kuruluşlarımızla birlikte yardım bekleyen ailelerimize ulaşıyoruz” dedi. “ASIL PROBLEM İSTİKAMET VE ÖLÇÜ KRİZİDİR” MÜSİAD Genel Başkan Vekili Ahmet Doğan Alperen de değerlendirmesinde, dünyada konuşulan krizlerin temelinde “istikamet ve ölçü” kaybının yer aldığına işaret ederek, MÜSİAD’ın kuruluş felsefesindeki “Kazanacağız ama helalden şaşmayacağız” ilkesine dikkat çekti. Alperen, “Bursa, Ahilik kültürünü ticari ahlakla harmanlayan kadim bir hafızanın şehridir. Ramazan bizlere bereketin sadece rakamlardan ibaret olmadığını; adaleti, merhameti ve kardeşliği korumanın her türlü kazancın üzerinde olduğunu bir kez daha hatırlatıyor” dedi. “MÜSİAD AİLESİNDEN BÜYÜK DESTEK GÖRDÜK” BTSO Başkan Vekili İsmail Kuş ise Bursa iş dünyasındaki birlikteliğin önemine vurgu yaparak, “13 yıl önce ‘Bursa Büyürse Türkiye Büyür’ mottosuyla çıktığımız bu yolda, TEKNOSAB başta olmak üzere 80’in üzerinde projeyi hayata geçirirken en büyük destekçilerimizden biri MÜSİAD Bursa ailesi oldu. Bu güçlü iş birliğinin Bursa iş dünyasına önemli katkılar sunduğunu görüyor, aynı dayanışmayla Bursa için çalışmayı sürdüreceğimize inanıyoruz” ifadelerini kullandı. “AHLAKLI TİCARET ANLAYIŞI İŞ DÜNYAMIZA YÖN VERİYOR” AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç da küresel ölçekte belirsizliklerin ve risklerin arttığı bir dönemden geçildiğine dikkat çekerek, “Dirayetli tüccarlarımız ve MÜSİAD gibi kuruluşlarımızın üstlendiği sorumluluk sayesinde Türkiye ihracatta rekor kırmaya devam ediyor. Geçmişten bugüne bu büyük ailenin güçlenmesine katkı sunan büyüklerimize teşekkür ediyor, ahlaklı ticaret anlayışının gelecekte de iş dünyamıza yön vermeyi sürdüreceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı." “HER ADIMIN YANINDAYIZ” Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Baran Güneş de Ramazan ayının paylaşma ve gönül birliği ruhuna dikkat çekerek, “Üretimi, istihdamı ve girişimciliği önceleyen çalışmalarıyla kentimize değer katan MÜSİAD’ın birlik ve dayanışmayı güçlendiren yaklaşımını son derece önemli buluyoruz. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak biz de kentimizin kalkınmasına ivme kazandıracak her adımın yanında olmayı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı. “YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALARI TAKDİRLE KARŞILIYORUZ” Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da Ramazan ayının paylaşma ve yardımlaşma bilincini güçlendirdiğine işaret ederek, MÜSİAD’ın ortaya koyduğu dayanışma odaklı çalışmaların toplum açısından önemli bir karşılık bulduğunu söyledi. Yılmaz, “Ramazan, iyiliği büyütmenin, ihtiyaç sahiplerini gözetmenin ve sosyal sorumluluğu diri tutmanın en anlamlı zamanlarından biridir. Bu hassasiyetle yürütülen çalışmaları takdirle karşılıyoruz” ifadelerini kullandı.

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir gençlerle buluştu Haber

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir gençlerle buluştu

Mudanya Üniversitesi Genel Sekreteri Ali Mollasalih’in moderatörlüğünü yaptığı etkinlikte soruları cevaplayan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, gençlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. 1961 yılında Artvin'in Ardanuç ilçesinde dünyaya geldiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, eğitim ve meslek hayatına ilişkin süreci paylaştı. İlkokulun ilk yıllarını köyünde tamamladıktan sonra Bursa'ya geldiğini, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduğunu ve çalışma hayatına yazılım sektöründe devam ettiğini ifade etti. Toplumsal meselelerde her zaman sorumluluk almaya gayret ettiğini vurgulayan Özdemir, Artvin'in bir köyünden Türkiye'nin en gelişmiş ilçelerinden birine belediye başkanı olmasının Cumhuriyetin sunduğu fırsat eşitliğinin bir göstergesi olduğunu dile getirerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü saygı ve rahmetle andı. ANADOLU'NUN BOŞALMASI GERÇEK BEKA SORUNUDUR Bursa’nın son yıllarda çok hızlı büyüdüğüne dikkat çeken Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, kent nüfusunun Bursa’ya geldiğinde 300 bin seviyesindeyken bugün 3,5 milyona ulaştığını belirtti. Nilüfer'in nüfus artış hızının diğer ilçelerin çok üzerinde olduğunu da açıklayan Başkan Şadi Özdemir şöyle konuştu: “Son bir yıldaki nüfus artış hızımız yüzde 2,9 ve Nilüfer 16 binin üzerinde göç aldı. Diğer 16 ilçeden daha fazla artışa sahibiz. Bursa için en önemli konulardan biri de elbette sanayi. Fakat Bursa’nın artık yüksek teknolojiye geçmesi ve bunu yaparken de buradaki orta teknolojinin başka illere kaydırılması gerekiyor. Bunun için insan kaynağı da sermaye kaynağı da burada var. Bir önemli konu da ülkemizle birlikte şehirleri de doğru ve dengeli yönetmek lazım. Yaşamı, istihdamı ve eğitimi belirli bölgelere yığarsanız herkes oraya yönelir. Anadolu’daki insan kaynağı batıya geldikçe Anadolu boşalır. Kimse aslında toprağını terk etmek istemez ama gelecek görmediği için, kendisini kurtaramadı ise bile ailesi ve çocukları için batıya gelir. Hepimizin aileleri de böyle gelmiştir. Oysa Anadolu’yu boşaltmak esas beka sorunudur.” ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR Söyleşinin en dikkat çekici kısımlarından biri de Başkan’ın pankreas kanseriyle olan mücadelesi oldu. Yoğun çalışma temposu içinde yapılan kontroller sonucu hastalığını öğrendiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, erken teşhisin hayatını kurtardığını vurgulayarak gençlere düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri yönünde tavsiyede bulundu. Konuşmasında Nilüfer Belediyesi’nin temel hassasiyet alanlarını da paylaşan Başkan Şadi Özdemir, gençler, kadınlar, dezavantajlı gruplar ve tarım alanlarının öncelikli çalışma başlıkları olduğunu söyledi. “Bu dört konuda hassasız. Elimizden gelen her şeyi yaparız. Sizler için çalışmaya, üretmeye ve yeni projeler geliştirmeye devam edeceğiz” diyen Başkan Şadi Özdemir, gençlere yönelik projelerin artarak süreceğini ifade etti. Gençleri yerel yönetime aktif katılmaya da davet ederek “Nilüfer Her Yerde” uygulaması üzerinden sorun ve taleplerin iletilebileceğini, mahalle komitesi seçimleri ve anketlere katılım sağlanabildiğini belirtti. Soru-cevap kısmında öğrenciler başkana çeşitli taleplerini de iletirken, Başkan Şadi Özdemir kurallar ve mevzuat çerçevesinde tüm talepleri dikkate alarak inceleyeceklerini anlattı. Programın sonunda Nilüfer Belediyesi ile Mudanya Üniversitesi arasında öğrencilerin staj yapabilmesine imkan sağlayan iş birliği protokolü imzalandı.

Bursalı yazardan kadına şiddete karşı roman Haber

Bursalı yazardan kadına şiddete karşı roman

Topuklu Kaldırımlar'ın adaletin eksildiği bir toplumda kadın olmanın ne anlama geldiğini anlatan çarpıcı bir yüzleşme romanı olduğunu dile getiren Atilla Güney, "Bu kitap, gücün haklılığı bastırdığı, suskunluğun haksızlığı büyüttüğü yerlerde başlar. Adaletin yalnızca mahkeme salonlarında değil, insanın vicdanında başladığını hatırlatır. Çünkü bir yerde adalet yoksa, huzur da kalıcı olmaz. Aynı suça farklı cezaların verildiği, haksızlığın normalleştirildiği toplumlarda adalet yerini ayrıcalığa bırakır. Ve bu kaybın bedelini en ağır şekilde kadınlar öder. Roman boyunca adalet, bir kavram olmaktan çıkar; bazen geciken bir karar, bazen suskun kalınmış bir an, bazen de savunulamamış bir hak olarak karşımıza çıkar. Gücün adaletle birleşmediği her yerde zulme dönüştüğünü, adaletin sustuğu her anın yeni yaralar açtığını gösterir. Topuklu Kaldırımlar, kadının sadece korunması gereken değil, toplumu ayakta tutan temel değerlerden biri olduğunu anlatır. Adalet zayıfladığında güvenin çöktüğünü, güven çöktüğünde insanlığın sessizce geri çekildiğini gözler önüne serer. Bugün başkasına yapılan bir haksızlığın, yarın herkesin sınavı olabileceğini hatırlatır. Bu roman, adaletin bir lütuf değil hak olduğunu; haklı olmanın yetmediğini, hakkı savunmanın da sorumluluk gerektirdiğini söyler. Güç geçer, makam gider; fakat adaletin hesabı kalır. Ve adalet, herkes için eşit olmadıkça, hiçbirimiz için gerçekten var değildir. Topuklu Kaldırımlar, kadına adaletin olmadığı bir dünyada, insanlığın nasıl yavaş yavaş eksildiğini anlatan bir roman… Çünkü adalet susarsa, zulüm konuşur. Ve kadın susturulursa, toplum kaybeder" açıklamasında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.