Hava Durumu

#Soğuk Algınlığı

- Soğuk Algınlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Soğuk Algınlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kışın vazgeçilmezi bitki çaylarını tüketirken bunlara dikkat! Haber

Kışın vazgeçilmezi bitki çaylarını tüketirken bunlara dikkat!

Özellikle sonbahar ve kış aylarında soğuk algınlığı belirtilerini hafifletmek, boğazı rahatlatmak ya da sıcak bir içecekle günlük rutini desteklemek amacıyla tercih edilen bitki çaylarında doğru ürün seçimi ve bilinçli tüketim önem taşıyor. Bitki çayları ve tıbbi bitkiler alanında uzman Prof. Dr. Ekrem Sezik, “doğal” olan her ürünün koşulsuz biçimde güvenli kabul edilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, bitkisel ürünlerin kalitesi, hazırlanma şekli ve kullanım amacının göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguluyor. Soğuk havalarla birlikte bitki çayları, özellikle kış aylarında günlük yaşamın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Ancak bu ürünlere olan ilgi, hangi amaçla, nasıl ve ne miktarda tüketildikleri konusunu da önemli hale getiriyor. Bitki çaylarının hastalıkları önleyen ya da tek başına tedavi sağlayan ürünler olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ekrem Sezik, doğal olan her ürünün güvenli kabul edilmemesi ve bitki çaylarının bilinçli tüketilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. “Doğal olması, her koşulda güvenli olduğu anlamına gelmiyor” Kış aylarında bitki çayı tüketiminde yapılan önemli hatalardan birinin, içeriği ve kalitesi bilinmeyen ürünlerin kontrolsüz şekilde kullanılması olduğunu belirten Sezik, bitkisel ürünlerin kaynağının ve hangi koşullarda hazırlandığının önemine dikkat çekerek şunları söylüyor: “Bitkisel ürünlerde ‘doğal olan zararsızdır’ şeklinde bir yaklaşım doğru değil. Özellikle sağlık amacıyla tüketilecek ürünlerde bitkinin doğru tür olması, uygun koşullarda üretilmesi ve saklanması, gerekli analizlerden geçmiş olması büyük önem taşıyor. Açıkta satılan ürünlerde pestisit, herbisit, ağır metal ve mikroorganizma analizlerinin yapılıp yapılmadığını tüketicinin bilmesi mümkün olmayabilir. Bu nedenle yalnızca hangi bitkiyi tükettiğimiz değil, o bitkinin nereden ve hangi koşullarda temin edildiği de önemli.” Kış çayı hazırlarken “ne kadar çok bitki, o kadar fayda” anlayışından kaçınılmalı Kış döneminde farklı bitkilerin bir araya getirildiği karışım çaylar da sıklıkla tercih ediliyor. Ancak çok sayıda bitkinin gelişigüzel biçimde bir araya getirilmesinin daha faydalı bir içerik anlamına gelmediğini vurgulayan Prof. Dr. Ekrem Sezik, ““Bitki çaylarında önemli olan çok sayıda bitkiyi aynı karışımda kullanmak değil, ne tükettiğinizi bilmektir. Her bitkinin kendi özelliklerine uygun şekilde hazırlanması gerekiyor. Gereğinden fazla miktarda kullanmak ya da uzun süre kontrolsüz tüketmek daha fazla fayda sağlamıyor. Bu nedenle bitki çaylarının doğru miktarda ve kullanım amacına uygun şekilde tüketilmesi büyük önem taşıyor” ifadelerini kullanıyor. Bitki çayları tedavinin alternatifi olarak görülmemeli Bitki çaylarından bilinçli şekilde yararlanılabileceğini ancak bu ürünlerin bir hastalığın tedavisinin alternatifi olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Sezik, özellikle uzun süren veya şiddetlenen belirtilerde bitkisel ürünlerle kendi kendine çözüm aramak yerine sağlık profesyoneline başvurulması gerektiğinin altını çizerek şunları söylüyor: “Sağlık amacıyla kullanılacak bitkisel ürünlerde içeriği belli, güvenilir kaynaklardan temin edilen ve gerekli kontrollerden geçmiş ürünler tercih edilmeli. Kulaktan dolma bilgilerle hareket etmek yerine hekim ya da eczacıya danışmak, bitki çaylarının doğru ve güvenli kullanımı açısından büyük önem taşıyor.”

Uzmanlardan grip uyarısı: 6 aydan büyük herkese influenza aşısı öneriliyor Haber

Uzmanlardan grip uyarısı: 6 aydan büyük herkese influenza aşısı öneriliyor

Türkiye’nin farklı uzmanlık alanlarından beş uzmanlık derneği, influenzanın toplum ve sağlık sistemi üzerindeki yüküne dikkat çekmek amacıyla “Birinci Basamakta Erişkin İnfluenzası: Tanı, Tedavi, Komplikasyonların Önlenmesi ve Bağışıklama Yaklaşımı – Multidisipliner Uzlaşı Raporu 2026” başlıklı raporu hazırladı. Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD), Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD), Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği (TEMD), Avrasya Kalp Yetersizliği Derneği (HFS-Eurasia) ve Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği (TİHUD) tarafından hazırlanan raporda, erişkinlerde influenzanın tanı ve tedavisinden komplikasyonların önlenmesine ve aşılama stratejilerine kadar birçok başlık ele alındı. HER YIL YAKLAŞIK 1 MİLYAR KİŞİYİ ETKİLİYOR Raporda yer verilen Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, mevsimsel influenza dünya genelinde her yıl yaklaşık 1 milyar kişiyi etkiliyor. Bunların 3-5 milyonunda ağır hastalık gelişirken, influenza ile ilişkili solunum yolu hastalıkları nedeniyle her yıl yaklaşık 290 bin ila 650 bin kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Uzmanlar, influenzanın özellikle risk grubundaki kişilerde zatürre, solunum yetmezliği, kronik hastalıkların kötüleşmesi, hastaneye yatış ve ölüm gibi ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekiyor. GRİP İLE SOĞUK ALGINLIĞI BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI Rapora göre influenza çoğunlukla ani başlıyor. Ateş, titreme, kas ağrısı, halsizlik ve baş ağrısına kuru öksürük, boğaz ağrısı ve burun akıntısı eşlik edebiliyor. İnfluenza ile soğuk algınlığı arasındaki farka da dikkat çekilen raporda, gribin daha ani başladığı ve sistemik belirtilerin daha belirgin olduğu belirtiliyor. Soğuk algınlığında ise belirtiler genellikle daha hafif seyrediyor. İnfluenzanın kuluçka süresi 1-4 gün arasında değişirken, hastalığın belirtiler ortaya çıkmadan yaklaşık 24 saat önce bulaşmaya başlayabildiği ve belirtilerin başlamasından sonra yaklaşık 5 gün bulaştırıcılığın devam edebildiği aktarılıyor. “6 AYDAN BÜYÜK HERKESE AŞI” Uzlaşı raporunun öne çıkan başlıklarından biri influenza aşısı oldu. Raporda 6 aydan büyük herkese influenza aşısı yapılması önerilirken, ağır hastalık ve komplikasyon açısından risk taşıyan grupların yıllık olarak aşılanmasının önemine dikkat çekildi. Başlıca risk grupları arasında; 65 yaş ve üzerindeki kişiler, kronik hastalığı bulunanlar, gebeler ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler yer alırken özellikle diyabet, kronik kalp ve akciğer hastalığı bulunan kişiler ile 65 yaş üzerindekilerin influenza açısından daha yüksek risk taşıdığı belirtildi. Raporda, yüksek risk grubundaki kişilerin her yıl aşılanmasının influenza geçirme riskinin yanı sıra komplikasyon, hastaneye yatış ve ölüm riskini azaltmaya katkı sağladığı ifade edildi. AŞININ ETKİSİ 1-2 HAFTADA BAŞLIYOR İnfluenza aşısının koruyucu etkisinin uygulamadan yaklaşık 1-2 hafta sonra başladığı belirtilen raporda, sağlıklı erişkinlerde koruyuculuğun 6-8 ay veya daha uzun sürebildiği aktarıldı. İdeal aşılama döneminin influenza virüsünün yaygınlaşmasından önceki sonbahar ayları olduğu belirtilirken, ekim başından mart sonuna kadar aşılama yapılabileceği ifade edildi. İnfluenza sezonunun başlamasının da aşılamaya engel olmadığı vurgulandı. Raporda 2026-2027 Kuzey Yarımküre influenza sezonu için A(H1N1)pdm09, A(H3N2) ve B/Victoria virüslerini hedefleyen üç bileşenli, yani trivalan influenza aşılarına yer verildi. Dünya Sağlık Örgütü’nün influenza virüslerindeki değişimleri takip ederek aşı içeriğine ilişkin önerilerini her sezon güncellediği belirtildi. Beş uzmanlık derneğinin hazırladığı raporun, başta birinci basamak hekimleri olmak üzere sağlık çalışanlarına influenza yönetiminde güncel ve bütüncül bir yaklaşım sunmayı ve hastalığın bireysel ve toplumsal sağlık yükünün azaltılmasına katkı sağlamayı amaçladığı bildirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.