Hava Durumu

#Sergi

- Sergi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sergi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin İlk Astronotu Gezeravcı, GUHEM’de uzay yolculuğunu anlattı Haber

Türkiye’nin İlk Astronotu Gezeravcı, GUHEM’de uzay yolculuğunu anlattı

Programda Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, görev süresince edindiği deneyimleri, misyon kapsamında yürütülen bilimsel çalışmaların süreçlerini ve elde edilen çıktıları gençlerle paylaştı. Ayrıca etkinlik kapsamında kurulan sergide; uzay teknolojilerindeki gelişimi simgeleyen ekipmanlar, misyon yolculuğuna ait anılar, fotoğraflar, etkileşimli alanlar ve videolar katılımcılarla buluşturuldu. Türkiye’nin uzay yolculuğunu gözler önüne seren program ve sergi, katılımcılardan büyük ilgi gördü. GUHEM Gençlere İlham Vermeye Devam Ediyor Alanında Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise sayılı merkezlerinden biri olan GUHEM, havacılık ve uzay profesyonellerini gençlerle ve ziyaretçilerle buluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda gerçekleştirilen programın açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, her büyük başarının sınır tanımayan cesur bir hayalle başladığını söyledi. Uçmanın ya da Ay’a ayak basmak gibi hedeflerin bir zamanlar imkânsız olarak görüldüğünü belirten Şener, “Ancak her biri atılan stratejik adımlar neticesinde bugün medeniyetin temel taşları hâline geldi. Bizim uzay ve havacılık serüvenimiz de işte böyle bir özgüven ve iddiayla, Bursa’nın üretim gücüne duyduğumuz inançla hayat buldu. 2013 yılında Yönetim Kurulu Başkanımız İbrahim Burkay’ın vizyonuyla GUHEM hayalimizi ilk paylaştığımızda, ‘Bursa’da bu iş olur mu?’ diyenler, mesafeli duranlar vardı. Oysa biz, kentimizin sanayi genetiğine, insanımızın girişimci ruhuna ve devletimizin kararlılığına sonuna kadar inandık. Şükürler olsun ki o gün kurduğumuz hayal, bugün ete kemiğe büründü. Nihayetinde de sadece ülkemizin değil, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise sayılı merkezlerinden birinde hep birlikte bir aradayız. Burada ağırladığımız 1 milyonu aşkın gencimize aslında başka bir dünyanın kapısını aralıyoruz.” dedi. “Uzay Yarışında Yer Almalıyız” Dünyada astronot yetiştirebilen veya bu teknolojiye sahip olan ülke sayısının iki elin parmaklarını geçmediğini belirten Şener, “Biz burada, 50 yıl aradan sonra insanlı Ay misyonu kapsamında Ay’a giden Artemis II’nin astronotu Victor Glover dâhil, tam 70 astronotu misafir ettik. Victor Glover’ın GUHEM’deki teknolojik altyapıyı gördüğünde yaşadığı şaşkınlık ve takdir, aslında Bursa sanayisinin ve vizyonunun ulaştığı seviyenin dünya çapındaki tescilidir. Dünya hızla kabuk değiştiriyor. Bu yeni dönemde artık ekonomik ve askerî gücün ölçüsü toprak parçasıyla sınırlı değil. Dünyanın yeni rekabet alanı gökyüzünün derinlikleridir. Bugün küresel uzay ekonomisinin büyüklüğü 600 milyar doları aşmış durumda ve bu rakamın çok kısa sürede 1 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Eğer biz bu yarışta yoksak, geleceğin dünyasında söz sahibi olmamız da mümkün değildir. İşte Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘İstikbal göklerdedir’ vizyonu da tam bağımsız Türkiye’nin ekonomik ve teknolojik alandaki karşılığıdır. Göklere hâkim olamayanlar, yarın kendi topraklarında bile hür kalamazlar. Bizler de bu yüksek şuurla, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ilan edilen Millî Uzay Programı’na Bursa’dan en güçlü desteği veriyoruz. Bu program, Türkiye’nin küresel ligdeki yerini tayin eden, ekonomik tam bağımsızlığımızı göklere taşıyan stratejik bir yol haritasıdır.” dedi. “GUHEM’in Alternatifi Yok” Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, “Ufkun Ötesi” sergisini her ay farklı şehirlerde vatandaşlarla buluşturduklarını söyledi. Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonunun içeriğini gençlere aktararak, süreçle ilgili zihinlerinde bir resim oluşturmayı amaçladıklarını belirten Gezeravcı, “Bugün, özellikle görevimizin icrası esnasında çok önemli bir anlam taşıyan GUHEM’in müstesna fiziki ortamında ‘Ufkun Ötesi’ sergimizin yer alması açısından büyük mutluluk duyuyoruz. GUHEM, ülkemizde şu an alternatifi olmayan bir merkez. Ülkemizin yüz akı olan GUHEM, havacılık ve uzay eğitimlerini hiyerarşik bir akış içerisinde, kadim geçmişimizin bize kazandırdığı birikimle birlikte gözler önüne seren, insanoğlunun uçmaya başladığı ilk andan uzaya çıktığı noktaya kadar uzanan süreci mantıksal ve akılda kalıcı bir anlatımla ziyaretçilere sunan çok özel bir ortam.” dedi. “Özel Sektörün Payı Hızla Artacak” Millî Uzay Programı’nın, Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü iradesiyle ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla ortaya konulduğunu ifade eden Gezeravcı, programın uygulama aşamasında özel sektörü de sürece dâhil eden ve sinerji oluşturan geniş bir yapıya sahip olduğunu söyledi. Gezeravcı, “Sürecin içerisinde, yerli uydu geliştirme programımız kapsamında TÜBİTAK Uzay’ın da rol aldığı bu aktif döngüde; bireysel katılımcılarımızın ve yeni uzay alanında faaliyet gösteren özel girişimcilerimizin katkılarıyla uzay alanındaki çalışmalarımız hızla artıyor. Toplumumuzda uzay farkındalığı arttıkça, özel sektörümüzün de bu büyüyen ekosistemdeki payının hızla artacağına inanıyorum.” dedi. “Vizyoner Yaklaşım Herkese Örnek Olmalı” Türkiye Uzay Ajansı’nın 2018 yılının Aralık ayında kurulduğunu hatırlatan Gezeravcı, “2021 yılının Şubat ayında Millî Uzay Programı açıklandı. Ancak Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın 2013 yılında böyle müstesna bir merkezin kurulmasına öncülük etmesi, ortaya koydukları vizyoner yaklaşımın tüm ülkeye örnek teşkil ettiğini gösteriyor. Ülkemize böyle değerli bir merkezi kazandırdıkları için başta BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay olmak üzere, BTSO’nun kıymetli üyelerine ve Bursa halkına teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.

Parmaklarıyla beynin görme merkezini kullanmayı başardı… Haber

Parmaklarıyla beynin görme merkezini kullanmayı başardı…

Görme engelli Sosyal Hizmetler Programı öğrencisi 21 yaşındaki Serra Kargaoğlu’nun ipliklerle oluşturduğu eserler, ziyaretçileri yalnızca bakmaya değil, hissetmeye davet ederken katılımcılarca Serra’nın azmi, üretkenliği ve örnek olan sanat yolculuğuna dikkat çekildi. Sergi, duyuların sınırlarını yeniden düşündüren yaklaşımıyla ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşke lobi alanındaki sergi düzenlenen törenle açıldı. Törene Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka, Rektör Danışmanı Prof. Dr. İsmail Barış, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Karasakal, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Yoğun ilgi gören sergide ziyaretçiler, dokunma ve hissetme temasıyla kurgulanan eserleri dikkatle incelerken, her bir çalışmanın ardındaki emeği ve duyguyu yakından deneyimleme fırsatı buldu. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Parmaklarıyla beyninin görme merkezini kullanmayı başarmış” Açılış töreninin ardından sergiyi ziyaret eden Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan Serra Kargaoğlu ile bizzat sergiyi gezdi. Karaoğlu’ndan çalışmaları hakkında bilgi alan Tarhan, ortaya koyulan bu eserlerin çok yönlü bir başarıyı temsil ettiğini vurguladı. Tarhan; “Görme engelli bir gencin bu kadar harika ve ince işçilik gerektiren eserler ortaya koyması gerçekten çok etkileyici ve anlamlı bir başarı hikâyesi. Müthiş bir emek var ve bu aslında sınırları zorlayan bir şey. Parmaklarıyla beyninin görme merkezini kullanmayı başarmış, bu literatüre geçecek bir bilgi. Bu durum yalnızca sanatsal bir üretim değil, aynı zamanda kişinin beyninin görme merkezini parmaklarıyla kullanmayı başarması açısından nörobilimsel olarak da incelenmesi gereken bir örneklik taşıyor. Serra’nın bu başarısı doğru anlam yüklendiğinde engellerin nasıl aşılabildiğini çok net bir şekilde gösteriyor. Aynı durumda olan birçok gence de örnek olacak nitelikte.” dedi. “Anlam katılırsa engeller aşılıyor” Hayata anlam katılması gerektiğine dikkat çeken Tarhan; “Üniversitede sosyal hizmetler programına girmiş ve okul başarısı da yüksek. Zekâsı yüksek ve sanat yönünü kullanarak kendisine, hayatına önemli bir anlam katmış. Anlam katılırsa engeller aşılıyor. Engellere, acılara, zorluklara doğru anlamlar katanlar o acıları yönetebiliyor. O anlamı katmış. Çok güzel, annesi babası müthiş destek olmuş bu da çok büyük bir avantaj. Öğretmeni, küratörü de burada çok sabırlı bir şekilde öğretmiş. Hatta Neşet Ertaş’ın bir sözü var; ‘Aşkla koşan yorulmaz.’ Serra gece gündüz çalışarak büyük bir eserler ortaya çıkarmış. Burada bütün hocalar kapıyı açtılar ve gençlere sahip çıkılıyor. Bu tarzdaki yaklaşımlar aslında insanlığın geleceğine hizmettir.” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Mehmet Zelka: “Azim, gayret ve inancın karşılığı…” Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka serginin güçlü bir emeğin ürünü olduğunu belirtti. Zelka; “Burada hepimiz bir azmin, gayretin ve inancın karşılığını görüyoruz. Serra’nın ortaya koyduğu eserler, uzun bir emeğin ve sabrın sonucu. Elbette bu süreçte ailesinin ve hocalarının desteği de çok büyük bir önem taşıyor. Maddi ve manevi destekle birlikte böyle güzel çalışmaların ortaya çıkması mümkün oluyor. Bu anlamda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum ve Serra’nın ilerleyen süreçte çok daha güzel işlere imza atacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Dr. Öğr. Üyesi Melek Çaylak: “Parmak uçlarıyla örülen bir hayal dünyası” ENMER Müdürü, Sosyal Hizmetler Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Çaylak, Serra Kargaoğlu ile tanışma süreçlerini ve serginin ortaya çıkış hikâyesini aktardı. Çaylak; “Serra ile yolumuz bir fuarda kesişti ve sonrasında kendisini üniversitemize davet ettik. İki yıldır birlikte çok verimli bir eğitim süreci yürütüyoruz. Bu süreçte onun ne kadar yetenekli ve üretken bir sanatçı olduğunu daha yakından görme fırsatı bulduk. Serra’nın parmak uçlarıyla ilmek ilmek ördüğü bu dünyayı biz gözlerimizle keşfedelim istedik. Bu sergi, görmenin ötesinde hayal gücünün ve hissederek üretmenin ne kadar güçlü olabileceğini ortaya koyuyor. Aynı zamanda üniversitemizin bu tür çalışmalara verdiği destek de bu süreci mümkün kıldı.” şeklinde konuştu. Serra Kargaoğlu: “Görmekten çok hissettirmek istedim” Serginin sahibi Serra Kargoğlu ise çalışmalarının çıkış noktası ve sürecinden bahsetti. Kargaoğlu; “Bu sergide denizaltı temalı bir çalışma yaptım çünkü denizaltının nasıl bir yer olduğunu, orada yaşayan canlıları ve o dünyanın nasıl hissettirdiğini merak ettim. Çalışmalarımı ipliklerle ve tamamen dokunarak yaptım. Dalgaların sesi benim için bir ritim ve müzik gibi. Bu yüzden bu sergide sadece görmek değil, aynı zamanda hissetmek önemli. Çalışma sürecinde çok farklı duygular yaşadım; zorlandığım, üzüldüğüm anlar da oldu ama hiçbir zaman vazgeçmedim. İnsanların bu sergiyi gezerken görmekten çok hissetmelerini istiyorum. Belki göremiyoruz ama denizaltında bizim gibi yaşayan, hisseden bir dünya. Ben de bunu size hissettirmek istedim. Burada görmekten çok hissettikleri anlamalarını istiyorum. Çünkü hissetmek çok çok çok farklı bir şey.” dedi. Gönül Kargaoğlu: “Gözlerinizi kapatın ve hissetmeye odaklanın” Serra Kargaoğlu’nun annesi Gönül Kargaoğlu ile babası Deniz Kargaoğlu ise serginin ziyaretçiler tarafından daha derin bir deneyimle keşfedilmesini istediklerini belirtti. Gönül Kargaoğlu; “Sergiyi gezmeden önce sizlerden ricam, birkaç saniye gözlerinizi kapatmanız ve neler hissedeceğinizi hayal etmeniz. Daha sonra eserleri bu şekilde gezdiğinizde Serra’yı ve onun dünyasını çok daha iyi anlayacağınıza inanıyorum. Serra küçük yaşlardan itibaren dokunarak üretmeye başladı; oyun hamurlarıyla, iplerle, farklı materyallerle kendini ifade etti. Zamanla bu yeteneği gelişti ve bugün böyle bir sergiye dönüştü. Bu bizim için yıllardır kurduğumuz bir hayaldi ve bugün gerçekleşmiş olması bizi çok mutlu etti.” şeklinde konuştu. Funda Sevim: “Ziyaretçiler kendilerini Serra’nın yerine koymalı” Ferry’s Concept Art Studio Küratörü ve Sanat Danışmanı Funda Sevim ise serginin deneyimsel yönüne dikkat çekti. Sevim; “Ziyaretçilerden en büyük beklentimiz, sergiyi gezerken kendilerini Serra’nın yerine koymaları ve onun nasıl bir dünyada ürettiğini hayal etmeleri. Gözlerini kapatarak bu deneyimi yaşamaları, eserleri çok daha farklı bir bakış açısıyla değerlendirmelerini sağlayacaktır. Serra ile çok küçük yaşlarda tanıştık ve onun hayal gücünün ne kadar güçlü olduğunu o zaman fark ettim. Bu süreçte birbirimize çok şey kattık ve onun daha da ilerleyeceğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Toplam 36 eser yer aldı 36 eserin yer aldığı sergide, Serra Kargaoğlu’nun üretim sürecine ışık tutan özel bir bölüm de oluşturuldu. Bu bölümde Serra’nın ilkokul yıllarında ilk kez ortaya koyduğu çalışmalar sergilenerek, sanat yolculuğunun başlangıcından bugüne uzanan gelişimi gözler önüne serildi. Ziyaretçiler bu alan sayesinde sanatçının yıllar içindeki ilerleyişine ve azmine yakından tanıklık etti. Okul arkadaşları da sergiyi ziyaret etti Sergi yalnızca sanatseverlerin değil, Serra Kargaoğlu’nun eğitim hayatını paylaştığı arkadaşlarının da yoğun ilgisiyle karşılaştı. Arkadaşları sergiyi birlikte gezerek hem arkadaşlarının başarısına ortak oldu hem de eserleri büyük bir ilgiyle inceledi. Bu buluşma dayanışma ve paylaşım duygusunun güçlü bir yansıması olarak dikkat çekti. Sergi 3 Nisan’a kadar devam edecek… Büyük ilgi gören “Parmak Uçlarındaki Okyanus” sergisi, açılış gününün ardından da ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. 3 Nisan’a kadar ziyaretçilerle buluşacak olan sergi, görmenin ötesine geçen deneyimsel yapısıyla daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor. Sergi, sanatın engel tanımayan evrensel gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor.

Osmangazi’de minyatür sanatı kadınlarla hayat buluyor Haber

Osmangazi’de minyatür sanatı kadınlarla hayat buluyor

Türk sanatları arasında önemli bir yere sahip olan minyatür sanatını yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği kurs, kadınlar tarafından yoğun ilgi görüyor. Seyyid Usul Kültür Merkezi’nde gerçekleşen minyatür eğitimlerinde kursiyerler, bu köklü sanatın inceliklerini keşfederken aynı zamanda sabır, estetik anlayış ve kültürel bilinç kazandıran verimli bir süreçten geçiyor. Atölyede renklerin uyumu, sabrın ve emeğin birleşimiyle ortaya çıkan her çalışma, geçmişle günümüz arasında bir bağ kuruyor. Geleneksel değerleri koruma ve geleceğe aktarma hedefiyle organize edilen kurs, kadınların sosyal yaşamına da taze bir nefes ve yeni fırsatlar sunuyor. Minyatür sanatıyla geçmişin izlerini bugüne taşıdıklarını söyleyen kurs eğitmeni İpek Özsoy, “Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Halk Eğitim iş birliği ile beraber minyatür kursu açtık. Birinci seviye 12 Şubat’ta bitti, şu an ikinci seviye minyatür kursundayız. Minyatür kursunun sonunda güzel bir sergi ile çalışmaları taçlandırmayı düşünüyoruz. Birinci seviyede temel minyatür eğitimi ile başladık, ikinci seviye biraz daha profesyonel, biraz daha detay istiyor. Bize bu fırsatı verdiği için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a çok teşekkür ediyorum. Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum, şu anda Osmangazi Belediyesi, Bursa’da minyatür kursu veren tek belediye.” diye konuştu. Aralarında Yalova’dan gelen katılımcıların da bulunduğu kursiyerler ise aldıkları eğitimden ötürü çok mutluluk ve memnuniyet duyduklarını dile getirdi. Kendilerine tanınan bu fırsattan dolayı Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür eden kursiyeler, kurs boyunca çok keyif aldıklarını, yeni deneyimler edindiklerini belirterek, kursun devam etmesini çok istediklerini ifade etti.

Olgun gençler, Yaşlılara Saygı Haftası’nda hünerlerini sergiledi Haber

Olgun gençler, Yaşlılara Saygı Haftası’nda hünerlerini sergiledi

Bursa Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Aktif Yaşam Merkezleri Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen programlar, Atatürk Anıtı’na çelenk sunulması ile başladı. Etkinlikler, Ressam Şefik Bursalı Sanat Galeri’ndeki sergi ve Tayyare Kültür Merkezi’ndeki konserle devam etti. Huzurevi sakinleri tarafından hazırlanan eserlerden oluşan serginin açılışında, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i temsilen katılan Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız'ın yanı sıra, Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Emin Direkçi, Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Düşünsel Şentürk, Büyükşehir bürokratları ve olgun gençler yer aldı. Sergiyi gezen Başkanvekili Saldız, eser sahipleriyle sohbet ederek çalışmalarından dolayı tebrik etti. Serginin ardından etkinlikler ‘Huzurevi Korosu’ konseriyle devam etti. İki bölümden oluşan konserin ilk bölümünde Şef Kemal Alevli’nin yönetiminde Türk Sanat Müziği eserlerini seslendiren olgun gençler, ikinci bölümde ise şef Kemal Kamalı yönetiminde solo ve koro halinde eserler icra etti. Huzurevi sakinleri, sergiledikleri başarılı performansla dinleyenlerden büyük alkış aldı. Konser sonunda konuşan Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, olgun gençlerin kent yaşamı içinde daha güçlü biçimde yer almaları, sosyal ve kültürel hayata daha aktif katılmaları ve kendilerini değerli hissetmeleri gerektiğini belirtti. Büyüklerimizin geçmiş ve gelecek arasında kurulan en güçlü köprü olduğunu söyleyen Saldız, düzenlenen etkinliklerin dayanışmanın, moralin, aidiyet duygusunun ve birlikte yaşama kültürünün güçlü bir yansıması olduğunu dile getirdi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Huzurevleri Vakfı Başkan Yardımcısı Gürkan Kaya ise sergideki eserlerin her birine titizlikle sahip çıkan Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.

Genç Cumhuriyet’in sağlık alanındaki başarıları sergiyle anlatıldı Haber

Genç Cumhuriyet’in sağlık alanındaki başarıları sergiyle anlatıldı

Cumhuriyet’in ilk yıllarında sağlık alanında atılan adımları ve kısa sürede elde edilen başarıları ortaya koyan sergi, BUÜ Tıp Fakültesi’nde kapsamlı bir içerikle oluşturuldu. Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Kültür Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan sergide, Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde sağlık politikalarının nasıl şekillendiği, toplum sağlığına yönelik sorunların nasıl tespit edilerek çözümler üretildiği ve sağlık alanında gerçekleştirilen örgütlenme çalışmaları görseller ve metinler eşliğinde anlatıldı. Türkiye’deki sağlık politika temellerinin nasıl atıldığı ve toplum sağlığına yönelik çalışmaların nasıl geliştirildiğinin de ele alındığı sergi, Cumhuriyet’in ilk döneminde sağlık alanında yürütülen örgütlenme çalışmalarına, toplum sağlığını geliştirmeye yönelik uygulamalara, 14 Mart Tıp Bayramı’nın tarihsel anlamına ve Türkiye’de görev yapan ilk kadın sağlık çalışanlarına yer veriyor. Serginin açılış töreninde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Emin Direkçi, genç Cumhuriyet’in zor koşullara rağmen sağlık alanını öncelikli konular arasında tuttuğunu hatırlattı. Bu alanda atılan adımların bugün güçlü bir sağlık sisteminin temelini oluşturduğunu ifade eden Direkçi, herkesi sergiyi gezmeye davet etti. Cumhuriyet’in ilk döneminde sağlık alanında gerçekleştirilen çalışmaların yalnızca Türkiye için değil dünya sağlık tarihi açısından da dikkat çekici olduğunu dile getiren BUÜ Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Murat Civaner ise, serginin dönemin sağlık anlayışını ve yapılan çalışmaları görünür kılması açısından önemli olduğunu söyledi.

Kadın emeğinin tarihi Romangal’da gün yüzüne çıktı Haber

Kadın emeğinin tarihi Romangal’da gün yüzüne çıktı

Kadının toplumdaki yerini güçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdüren Osmangazi Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Romangal Turgut Yılmazipek Fabrikası’nın tarihi atmosferinde anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Program kapsamında düzenlenen “Kadın Emeği Almanağı” söyleşisi ve sergisinde, kadın emeğinin tarihsel yolculuğu ele alındı. Almanağın hazırlayıcıları Necla Akgökçe ile Feryal Saygılıgil, geçmişten günümüze kadınların sergilediği güçlü ve onurlu duruşu katılımcılarla paylaştı. Bursa’nın ipek üretimi tarihinde önemli bir yere sahip olan ve geçmişte çok sayıda kadın işçinin çalıştığı Romangal Turgut Yılmazipek Fabrikası’nda düzenlenen program, mekanın tarihi kimliğiyle ayrı bir anlam kazandı. “Tarihi Dokuyu Koruyacağız” Söyleşiyi dikkatle takip eden Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, tarihi yönüyle öne çıkan Romangal Turgut Yılmazipek Fabrikası hakkında katılımcılara söyleşi sırasında bilgi vererek, “Tarihi dokuyu koruyacağız, ipekçiliği de sembolik olarak yaşatmaya devam edeceğiz. Bunları tamamlamak ivedi planlarımız içerisinde. Sergi ise sergiden daha öte bir şey. Sergide uygarlık tarihinin izlerini görüyoruz. Feodal toplumdan endüstri toplumuna geçişi ve 1789 Fransız Devrimi’nden 20. yüzyıla kadar uzanan bir hikayeyi anlatıyor” değerlendirmesinde bulundu. “Bursa’da Kadın Emeği İnanılmaz Büyük” “Kadın Emeği Almanağı” hazırlayıcılarından Necla Akgökçe, buluşmanın kendileri için büyük bir önem ifade ettiğini kaydetti. Bursa’nın Osmanlı döneminde ipek endüstrisinin en gelişmiş merkezlerinden biri olduğunu hatırlatan Akgökçe, bu alanda kadın emeğinin belirleyici rolüne dikkat çekerek şunları söyledi: “Almanağı hazırlayanlar olarak Bursa’dan böyle bir davet aldığımızda çok sevindik. Romangal Fabrikası, almanakta işlediğimiz kadın ipek işçilerinin en erken dönemlerde çalıştığı yerlerden biri. Bu nedenle burada olmak bizim için çok anlamlı bir çakışma oldu. Osmangazi Belediyesi’ne bu anlamda çok teşekkür ediyoruz. Bursa zaten erken dönem ipek endüstrisinin en gelişmiş olduğu Osmanlı dönemindeki illerden bir tanesi ve burada kadın emeği inanılmaz büyük. İpek endüstrisi, 17. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar kadınların yoğun olarak çalıştığı bir endüstri. Buralar, kadınların ilk fabrika deneyimlerini yaşadığı yerler. Tam da bu anlamıyla almanağın hedefine ulaştığını düşünüyoruz. Çok heyecanlandığımız, çok mutlu olduğumuz bir etkinlik oldu. Buradaki kadınların duyarlılığı ve Osmangazi Belediyesi’nin bu meselelere gereken önemi vermesi bizleri çok mutlu etti.” “Sergi Tam Yerini Bulmuş Oldu” Almanağın hazırlayıcılarından olan ve söyleşide düşüncelerini paylaşan Feryal Saygılıgil ise özellikle serginin Romangal’da açılmasının çok özel bir anlam taşıdığını ifade ederek, “Burada olmaktan çok mutluyuz. Çünkü sergi tam yerini bulmuş oldu. 1910 yılında yaklaşık 3 bin kadın ve kız çocuğunun greve çıktığı yer burada. Bu mekanda çalışan kadın işçileri yeniden düşünmek ve onların hikayelerini hatırlamak bizi çok heyecanlandırdı. Umarım burası restore edildikten sonra tekrar ziyaret etme fırsatı buluruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü tüm kadınlara kutlu olsun. Kadınlar için zor bir dönemden geçiyoruz ve böyle bir günde burada olmak bizim için tarihi bir an” diye konuştu. Söyleşinin sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, günün anısına Necla Akgökçe ve Feryal Saygılıgil’e teşekkür plaketi takdim etti. Daha sonrasında Esendemir, katılımcılar ile birlikte sergiyi gezdi. “Küllerinden Kanatlanan Kadınlar” Beğeni Topladı Söyleşi ve serginin ardından Osmangazi Belediyesi Tiyatro Topluluğu, anlamlı bir gösteriye imza attı. Gözde Akın yönetmenliğinde gerçekleşen “Küllerinden Kanatlanan Kadınlar” adlı performans, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne özel olarak sergilendi. Yönetmen Gözde Akın yaptığı konuşmada, “Bugün burada, tarih boyunca kadının yerinin sokaklar değil, gökler değil, evidir; dar alanıdır diyen zihniyeti reddetmek için buradayız. Korksak da, ağlasak da, ölüp ölüp dirilsek de küllerimizden yeniden doğmak için, kendi hikayemizin kahramanı olmak için, yan yana durup dayanışmayı büyütmek için, insan hakları için buradayız” dedi. Katılımcılar da, oyuncuların sergilediği performansı alkışlarla ödüllendirilirken, program toplu hatıra fotoğrafı ile sona erdi.

Liseli öğrencilerden 8 Mart farkındalığı Haber

Liseli öğrencilerden 8 Mart farkındalığı

Nilüfer Feriha Uyar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Grafik ve Fotoğraf alanı 12/G sınıfı 2. Grup öğrencileri, eğitim faaliyeti kapsamında yaptıkları "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" temalı çalışmalarını içeren bir sergi açtılar. Öğrenciler, sanatın diliyle kadınların emeğini ve toplumdaki yerini anlatan farkındalık mesajı verdiler. Serginin organizasyonunu gerçekleştiren Grafik ve Fotoğraf Alanı öğretmeni Fatma Esra Gültekin, öğrencilerin bu çalışma sayesinde yalnızca teknik becerilerini değil, toplumsal duyarlılıklarını da ortaya koyduklarını ifade etti. Öğrencilerini tebrik eden Fatma Esra Gültekin, 8 Mart’ın önemine dikkat çekmek istediklerini belirterek, öğrencilerin ortaya koyduğu eserlerin hem sanatsal hem de anlam bakımından çok değerli olduğunu söyledi. Okul Müdürü Erdem Yıldırım ise bu tür etkinliklerin öğrencilerin gelişimi açısından önemli olduğunu vurguladı. Öğrencilerin duygu ve düşüncelerini sanat yoluyla ifade edebilmelerinin eğitim sürecinin en değerli kazanımlarından biri olduğunu belirten Yıldırım, sergiyi organize eden Grafik ve Fotoğraf Alanı öğretmeni Fatma Esra Gültekin'i ve emeği geçen öğrencileri tebrik ederek başarılarının devamını diledi. Okulun fuaye alanında açılan sergi, gençlerin sanata olan ilgisini ve toplumsal konulara duyarlılığını gözler önüne sererken, ziyaretçilerden de tam not aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.