Hava Durumu

#Şeref Demir

- Şeref Demir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeref Demir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Konutta büyük değişim! Küçük dairelere talep artıyor Haber

Konutta büyük değişim! Küçük dairelere talep artıyor

İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, konut metrekarelerindeki küçülmenin yalnızca maliyet baskısıyla açıklanamayacağını, demografik ve toplumsal değişimin de doğru okunması gerektiğini söyledi. Başkan Demir, “Konutların metrekareleri küçülüyor; ancak bu dönüşümü yalnızca yüksek maliyetlerle açıklamak eksik kalır. Toplumun kendisi, aile yapısı ve insanların yaşam biçimleri değişiyor. Eskiden ağırlıklı olarak 3+1 veya 4+1 üzerinden şekillenen konut anlayışının yanında bugün tek kişinin, genç bir çiftin, iki kişilik bir hanenin ya da çocuklu tek ebeveynli bir ailenin ihtiyacına cevap verecek farklı konut tiplerine daha fazla ihtiyaç var” dedi. Hanehalkı Küçülüyor, Konut İhtiyacı Çeşitleniyor TÜİK’in 12 Mayıs 2026’da yayımladığı “İstatistiklerle Aile, 2025” bültenine göre Türkiye’de ortalama hanehalkı büyüklüğü 2008’de 4 kişi iken 2025’te 3,08 kişiye geriledi. Tek kişilik hanehalklarının toplam içindeki oranı 2014’te yüzde 13,9’dan 2025’te yüzde 20,5’e yükselirken, tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının oranı yüzde 67,4’ten yüzde 62,7’ye düştü. Tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hanehalklarının payı ise aynı dönemde yüzde 7,6’dan yüzde 11,3’e çıktı. Bu değişimin konut üretimine doğrudan yansıdığını ifade eden Demir, “Herkes için aynı büyüklükte ve aynı planlama anlayışında konut üretmek artık doğru değil. Bir kişinin yaşayacağı konut ile dört kişilik bir ailenin ihtiyaç duyduğu konutun planı, alan kullanımı ve maliyeti aynı olamaz. Önümüzdeki dönemde konut üretiminde çeşitliliği artırmamız gerekiyor” diye konuştu. “Bütün Konutları Küçültmek de Doğru Değil” Değişen talebin, bütün projelerin küçük dairelerden oluşması gerektiği şeklinde okunmaması gerektiğini vurgulayan Demir, çocuklu ve geniş ailelerin daha büyük konut ihtiyacının devam ettiğine dikkat çekti. Demir, “Bir projede yalnızca 1+1 üretmek de yalnızca 3+1 üretmek kadar tek tipçi olabilir. Mesele büyük veya küçük konuttan birini diğerine üstün tutmak değil; bulunduğu bölgenin demografik yapısına, ulaşım olanaklarına, altyapısına ve sosyal ihtiyaçlarına uygun, dengeli bir konut karması oluşturmaktır. Amaç küçük evleri çoğaltmak değil, doğru yerde doğru büyüklükte konut üretmektir” ifadelerini kullandı. Daha Küçük Konut, Daha Niteliksiz Konut Olmamalı Küçük metrekareli konutlarda tasarım ve uygulama kalitesinin daha da önem kazandığını belirten Demir, güvenlik ve yaşam kalitesinden taviz verilemeyeceğini söyledi. Demir, “Metrekare küçüldükçe her alanı doğru kullanma sorumluluğu artıyor. Deprem güvenliği, yapı kalitesi, sağlıklı iç ortam ve enerji verimliliği hiçbir koşulda ikinci plana atılamaz. Depolama alanı, doğal ışık, ısı ve ses yalıtımı, erişilebilir tasarım ve gerektiğinde farklı amaçlarla kullanılabilecek esnek mekânlar daha da önemli hale geliyor. Küçük ama iyi tasarlanmış bir konut, büyük fakat verimsiz bir konuttan çok daha işlevsel olabilir” dedi. Erişilebilirlik Sadece Metrekareyle Çözülmez Konut maliyetlerindeki artışın dönüşümü hızlandırdığını ifade eden Demir, erişilebilir konut üretiminin yalnızca satış fiyatı üzerinden değil, toplam yaşam maliyeti üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Demir, “Daha düşük metrekare, doğru planlandığında toplam satın alma bedelini; enerji, bakım ve ortak giderleri azaltmaya katkı sağlayabilir. Fakat konuta erişim sorununu yalnızca daireyi küçülterek çözemeyiz. Uygun arsa üretimi, öngörülebilir imar ve ruhsat süreçleri, uzun vadeli ve erişilebilir konut finansmanı ile üretim maliyetlerini azaltacak politikalar birlikte ele alınmalı. Aksi halde küçük konut da orta ve dar gelirli vatandaş için erişilemez kalır” diye konuştu. Geleceğin Konutu Değişen Hayata Uyum Sağlamalı Konut üretiminin yalnızca bugünün talebine göre değil, önümüzdeki 10-20 yıllık toplumsal dönüşüm dikkate alınarak planlanması gerektiğini belirten Demir, esnekliğin geleceğin konutunda temel ölçütlerden biri olacağını söyledi.

KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN FİNANSMANI İÇİN “BES + DASK” ÖNERİSİ Haber

KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN FİNANSMANI İÇİN “BES + DASK” ÖNERİSİ

“BES + DASK” olarak tanımladığı modelin, Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES) birikim ve fon yönetimi yapısıyla zorunlu deprem sigortası DASK’ın bir araya getirilmesine dayandığını belirten Demir, deprem sonrasında ödeme yapan DASK’ın aynı zamanda gelecekteki kentsel dönüşüm için kaynak üreten bir sisteme dönüştürülebileceğini söyledi. DASK, dönüşüm için de kaynak oluşturabilir Yapı güvenliğinin yalnızca deprem meydana geldikten sonra ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Şeref Demir, DASK ödemelerinin uzun vadeli bir fonlama mekanizmasına dönüştürülebileceğini ifade etti. İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, “DASK’ı aylık ödemelerle işleyen ve sürekliliği güvence altına alınmış bir sisteme dönüştürerek, vatandaşın yaptığı ödemelere BES’te olduğu gibi devlet katkısı sağlanabilir. Toplanan kaynakların profesyonel fonlarda değerlendirilmesiyle yıllar içerisinde önemli bir kentsel dönüşüm sermayesi oluşturulabilir” dedi. Birikim konuta devredilecek Modelin önemli unsurlarından birinin birikimin kişiye değil, konuta bağlı olması olduğunu belirten Şeref Demir, bu sayede yapıların zaman içinde kendi dönüşüm finansmanını oluşturabileceğini kaydetti. Başkan Şeref Demir, sistemin işleyişini anlatırken, “Bir konut için yıllar boyunca yapılan ödemeler, devlet katkısı ve fon getirileriyle birlikte büyüyecek. Yapı ekonomik ömrünü tamamladığında, riskli hale geldiğinde veya kentsel dönüşüm kapsamına girdiğinde oluşan birikim, yapının yeniden inşasında kullanılacak. Konut satıldığında ise birikim eski malik tarafından çekilmeyecek, konutla birlikte yeni hak sahibine devredilecek” şeklinde konuştu. Böylece dönüşüm maliyetinin yapı riskli hale geldiğinde bir anda ortaya çıkması yerine, yıllar boyunca oluşturulan birikimle karşılanabileceğini ifade eden Demir, finansman planlamasının bugünden yapılması gerektiğini söyledi. “Küçük katkılar büyük bir sermayeye dönüşebilir” Milyonlarca konutun sisteme dahil edilmesi halinde düzenli ve makul tutarlardaki ödemelerin uzun vadede önemli bir finansman kapasitesine dönüşebileceğine dikkat çeken Demir, kentsel dönüşümün kısa vadeli çözümler yerine 30, 40 hatta 50 yıllık bir perspektifle ele alınması gerektiğini belirtti. İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, “Bugün yapılacak küçük ve düzenli katkılar, doğru fon yönetimiyle yıllar içerisinde önemli bir sermayeye dönüşebilir. Böylece yapı ömrünü tamamladığında vatandaşın karşısına bir anda karşılanması güç bir maliyet çıkmaz; dönüşüm için gerekli kaynak önceden oluşturulmuş olur” ifadelerini kullandı. “Depremden önce kaynağımızı oluşturalım” Kentsel dönüşümün yalnızca vatandaş, müteahhit veya belediyelerin tek başına çözebileceği bir sorun olmadığını vurgulayan Demir, merkezi ve yerel yönetimler ile finans, sigorta, fon ve inşaat sektörlerinin ortak bir model geliştirmesi gerektiğini söyledi. Kentsel dönüşümün bir gider değil, geleceğe yönelik bir güvenlik yatırımı olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Şeref Demir, sözlerini şöyle tamamladı: “Depremden sonra kaynak arayan değil, depremden önce kaynağını oluşturan bir Türkiye hedeflemeliyiz. Bugün oluşturacağımız sürdürülebilir bir finansman sistemiyle vatandaşımızın üzerindeki yükü azaltabilir, kamu bütçesini koruyabilir ve kentlerimizin dönüşümünü hızlandırabiliriz. Küçük katkıları uzun vadeli birikime dönüştüren, devletin desteklediği ve fon getirileriyle büyüyen bir sistem, Türkiye’nin kentsel dönüşüm sorununa kalıcı bir finansman modeli sunabilir.”

Bursa Osmangazi’nin geleceği masaya yatırıldı Haber

Bursa Osmangazi’nin geleceği masaya yatırıldı

Bursa Osmangazi Belediyesi, kentte güvenli yapılaşmayı güçlendirmek ve kentsel dönüşüm çalışmalarını ortak akıl anlayışıyla şekillendirmek amacıyla önemli bir programa ev sahipliği yaptı. Osmangazi Kent Konseyi, İMSİAD ve İMSİFED iş birliğiyle Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde gerçekleştirilen Kentsel Dönüşüm Ortak Akıl Buluşması’na Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yanı sıra yerel yönetim, iş dünyası, sivil toplum ve sektör temsilcileri katılım sağladı. “KENTSEL DÖNÜŞÜM TEK BAŞINA YÖNETİLEBİLECEK BİR SÜREÇ DEĞİL” 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde hayatını kaybedenleri rahmetle anarak konuşmasına başlayan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: “Ülkemizin ve Bursa’mızın bir deprem bölgesi olduğu gerçeğini unutmadan çalışmalar yapmak zorundayız. Genel yönetim, yerel yönetimler, müteahhitler, sektörün bütün paydaşları ve tabii ki yurttaşlarımızın iş birliğiyle başta Osmangazi olmak üzere Bursa’mızı ve ülkemizi dirençli kentlere, yaşanabilir şehirlere dönüştürmemiz gerekiyor. 27 yıl önce 17 Ağustos depremini, 3 yıl önce 6 Şubat depremlerini yaşadık. Son günlerde de dünyanın farklı noktalarında meydana gelen depremleri takip ediyoruz. Artık depremin hayatımızın bir gerçeği olduğunun çok daha fazla farkına varmamız gerekiyor. Bilimsel olarak yapılması gerekenler yıllardır yazılıyor ve anlatılıyor. Kentsel dönüşüm tek başına yönetilebilecek bir süreç değil. Hepimizin taşın altına elini koyması, iş birliği ve ortak akılla hareket etmesi, her şeyden önce de harekete geçmesi gerekiyor.” “RUHSAT SÜREÇLERİNİ 90 GÜN BANDINDA ÇÖZMEYİ HEDEFLİYORUZ” Osmangazi Belediyesi’nin ruhsat işlemlerinin hızlandırılmasına yönelik gerçekleştirdiği çalışmalara da değinen Başkan Erkan Aydın, göreve geldikleri günden itibaren özellikle e-imar ve e-ruhsat konusunda önemli adımlar attıklarını ifade etti. Başkan Aydın, “Göreve gelir gelmez özellikle ruhsat kısmında e-imar ve e-ruhsat konusunda önemli adımlar attık. Geçiş süreci biraz yavaş olabiliyor. Hem kendi personelimiz hem sistemi kullanan müteahhitler ve mimarlar açısından adaptasyon süreçleri yaşanabiliyor. Ancak bu sürecin yüzde 90’ını atlattık. Geçtiğimiz günlerde arkadaşlarımız geldi; bir projede başvurudan ruhsatın alınmasına kadar geçen süre bir ay oldu. Amacımız ruhsat süreçlerini 90 gün bandında çözmek. Çünkü yüksek enflasyon ortamında süreç ne kadar uzarsa maliyetler o kadar artıyor. Burada bize düşen görevler olduğu kadar projeyi yapan uzmanlara, mühendislere ve müteahhitlere de görevler düşüyor. Ortak akılla, iş birliğiyle, Mimarlar Odası ve sektörün diğer paydaşlarıyla yapacağımız toplantılarla bu süreci hızlandırmayı hedefliyoruz” diye konuştu. ÇARŞAMBA - ALTIPARMAK İÇİN HIZLI AKSİYON MESAJI Çarşamba - Altıparmak bölgesine ilişkin yürütülmesi planlanan çalışmaları anlatan Başkan Erkan Aydın, “Çarşamba - Altıparmak, herkesin yıllardır konuştuğu bir bölge. Çarpık yapılaşmanın olduğu, mülkiyet yapısının oldukça karmaşık olduğu ve binaların çok eski olduğu bir alandan söz ediyoruz. Bu hafta Büyükşehir Belediyesi’nden yetkililerle bölgeyi ziyaret edeceğiz. Başta Çarşamba - Altıparmak olmak üzere özellikle demir yolu altındaki alanlarda neler yapabileceğimizi değerlendireceğiz. Öncelikle fikirleri ortaya koyup ardından sizlerle, akademik odalarla ve diğer paydaşlarla birlikte hızlı aksiyon almak istiyoruz” dedi. “ŞEHRİMİZİ DİRENÇLİ HALE GETİRMEK İSTİYORUZ” Daha önce bölgenin dönüşümüne yönelik bir yol haritası üzerinde çalışıldığını ancak çeşitli süreçler nedeniyle istenilen ilerlemenin sağlanamadığını dile getiren Başkan Aydın, bundan sonraki süreçte daha hızlı hareket etmek istediklerini belirterek, “Yaklaşık iki buçuk yıl önce bu konuda bir yolumuz vardı. Ancak jüri oluşturulması, yarışma yapılması ve süreçlerin bir türlü bir araya getirilememesi nedeniyle maalesef yol alamadık. Umarım bundan sonraki toplantılarla daha hızlı ilerleriz. Şehrin göbeğindeki bu tarihi dokuyu bozmadan, bölgeye değer katarak ve en önemlisi bölgeyi dirençli hale getirerek dönüşümü gerçekleştirmek istiyoruz. Yaklaşık 900 bin metrekarelik bir alandan söz ediyoruz. Buradan başlayarak Osmangazi’nin her yerinde şehrimizi dirençli hale getirmek istiyoruz. Bunu sizlerle birlikte yapmak zorundayız. Hep birlikte bu sürecin üstesinden geleceğimize inanıyorum” şeklinde konuştu. “KENTSEL DÖNÜŞÜM DOĞRUDAN İNSAN HAYATINI İLGİLENDİREN BİR MESELEDİR” Kentsel dönüşümün yalnızca mevcut yapıların yenilenmesinden ibaret olmadığını belirten İMSİAD ve İMSİFED Başkanı Şeref Demir de, “Kentsel dönüşüm sadece bina yenilemek değildir. Sadece imar değildir, sadece ruhsat değildir, sadece ekonomik bir faaliyet de değildir. Kentsel dönüşüm doğrudan insan hayatını ilgilendiren bir meseledir. 17 Ağustos’tan 6 Şubat’a kadar ülkemizin farklı bölgelerinde yaşanan depremlerde kaybettiğimiz insanlara karşı vicdani sorumluluğumuz, gelecek nesillere karşı ise en büyük sosyal sorumluluklarımızdan biridir” ifadelerini kullandı. “BURADA GERÇEKLEŞTİRİLECEK DÖNÜŞÜM ÇOK HASSAS BİR DENGEYE SAHİP OLMALI” Osmangazi’nin tarihi kimliği ve Bursa açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Demir, “Osmangazi sadece büyük bir ilçe değildir. Osmangazi, Osmanlı’nın beşiği, Bursa’nın tarihi hafızasıdır. Tophane’den Koza Han’a, Muradiye’den tarihi çarşılara kadar baktığımızda Osmangazi’nin her köşesinde asırlık bir medeniyetin izlerini görüyoruz. Dolayısıyla burada gerçekleştirilecek dönüşüm çok hassas bir dengeye sahip olmalı. Bizim hayalimiz; tarihini koruyan, deprem riski azaltılmış, estetik, yaşanabilir, modern ve güvenli bir Osmangazi’dir. Arzumuz sadece bir toplantı gerçekleştirmek değil, Osmangazi’nin dönüşümü için ortak bir yol haritasının oluşmasına katkı sağlamaktır. Bu vesileyle ortaya koyduğu irade ve sektörümüzle kurduğu diyalog için Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a ve değerli ekibine teşekkür ediyorum” dedi. Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ise, “17 Ağustos’u unutmadan geleceği kuruyoruz. Hatırlamak yetmez, Osmangazi’yi dönüştürüyoruz” şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından İMSİAD ve İMSİFED Başkanı Şeref Demir, Başkan Erkan Aydın ile programa katkı sunan konuşmacılara teşekkür plaketi takdim etti. Buluşmada, kentsel dönüşüm sürecinde kamu, yerel yönetim, sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, Osmangazi’nin tarihi dokusu korunarak daha güvenli, dirençli ve yaşanabilir bir kent haline getirilmesi için atılabilecek adımlar değerlendirildi. Program, katılımcıların görüş ve önerilerini paylaşmasının ardından sona erdi.

DEMİR: İNŞAAT SEKTÖRÜ DE %12,5’LİK KURUMLAR VERGİSİ TEŞVİKİNE DAHİL EDİLMELİ Haber

DEMİR: İNŞAAT SEKTÖRÜ DE %12,5’LİK KURUMLAR VERGİSİ TEŞVİKİNE DAHİL EDİLMELİ

7524 sayılı Kanun ile imalat sanayisine yönelik getirilen teşviki son derece kıymetli bulduklarını vurgulayan Şeref Demir, konut üretiminin bu kapsam dışında tutulmasının önemli bir eksiklik yaratacağını belirtti. İnşaat sektörünün dev bir sanayi ekosistemini beslediğini ifade eden Demir, “2027’de uygulanacak yüzde 12,5 oranındaki kurumlar vergisi, ülkemizin üretim gücüne ivme kazandıracak stratejik bir adımdır. Ancak mühendislikten mimarlığa, demirden çimentoya, camdan seramiğe kadar yüzlerce alt sektörü harekete geçiren inşaat sektörünün bu desteğin dışında kalmaması gerekir. Şantiyeler de en az fabrikalar kadar katma değer ve istihdam üreten alanlardır” dedi. “Teşvik Müteahhide Değil, Vatandaşa Yarar Sağlar” Vergi yükü ve finansman maliyetlerinin konut fiyatlarındaki en büyük artış kalemleri arasında yer aldığına değinen İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Demir, düzenlemenin konut arzını artırarak fiyat istikrarına doğrudan katkı sunacağını belirtti. Demir, teşvikin nihai faydalanıcısının vatandaş olacağını vurgulayarak, “Maliyet baskısı azaldığında, bu durum pazara daha fazla konut arzı ve daha dengeli fiyatlar olarak yansıyacaktır. İstenen teşvik müteahhitler için değil, vatandaşın daha uygun şartlarda ev sahibi olabilmesi içindir” değerlendirmesinde bulundu. Bursa başta olmak üzere deprem riski yüksek sanayi kentlerinde güvenli yapı stokuna geçişin hayati önem taşıdığını hatırlatan Şeref Demir, kentsel dönüşüm süreçlerinin de bu mali politikalarla hız kazanacağına dikkat çekerek “Kentsel dönüşüm sadece bir şehircilik hamlesi değil, aynı zamanda milli güvenlik konusudur. Deprem gerçeğiyle yaşayan ülkemizde güvenli yapılara ulaşmanın yolu üretimi teşvik etmekten geçer. Sektöre sağlanacak mali kolaylıklar, dönüşüm projelerine ivme kazandıracak ve vatandaşlarımızı güvenli konutlarla daha kısa sürede buluşturacaktır” şeklinde konuştu. “Kamu da Kazanacak, Vatandaş da Kazanacak” Erişilebilir konut üretimi için kamu nezdindeki girişimlerini sürdüreceklerini belirten Başkan Şeref Demir açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Konut üretimindeki artış; kayıtlı ekonominin güçlenmesi, istihdamın büyümesi ve orta-uzun vadede kamu maliyesine sürdürülebilir vergi geliri olarak geri dönmesi demektir. Bu nedenle 2027’deki yüzde 12,5 kurumlar vergisi düzenlemesinin konut üreticilerini kapsayacak şekilde genişletilmesi, ülkemiz adına kritik bir kazanım olacaktır. İMSİFED ve İMSİAD olarak sektörümüzün üretici kimliğinin tescil edilmesi ve bu talebimizin hayata geçmesi için temaslarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.”

JICA'NIN İŞARET ETTİĞİ MAHALLELERDE ACİL DÖNÜŞÜM ÇAĞRISI Haber

JICA'NIN İŞARET ETTİĞİ MAHALLELERDE ACİL DÖNÜŞÜM ÇAĞRISI

JICA raporunda zemin yapısı ve bina kalitesi gözetilerek belirlenen en riskli mahalleler verisini değerlendiren İnşaat Müteahhitleri Sanayici ve İş İnsanları Federasyonu (İMSİFED) ve İnşaat Müteahhitleri Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İMSİAD) Başkanı Şeref Demir, uluslararası bilimsel kriterlerle hazırlanan bu çalışmanın şehir yöneticileri ve sektör temsilcileri için en birincil rehber olduğunu vurguladı. Demir, "JICA raporunun riskli olarak işaret ettiği alanlarda kaybedecek tek bir dakikamız bile yoktur" dedi. "JICA Raporundaki Veriler, Kentsel Dönüşümde Öncelikli Hizmet Alanımızdır" Açıklanan raporda yer alan verilerin panik üretmek için değil, rasyonel bir eylem planı oluşturmak için kullanılması gerektiğini ifade eden İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bursa’mızın yapı stoğuna ve sismik risklerine ışık tutan bu JICA Deprem Raporu; zemin yapısı, bina yaşı ve mühendislik hizmeti almamış yapı yoğunluğu gibi kriterlerle hangi mahallelerimize öncelikle müdahale etmemiz gerektiğini isim isim göstermektedir. Bu rapor, yerel yönetimlerimiz, akademik odalarımız ve biz üreticiler için bir temenni belgesi değil, acil bir müdahale haritasıdır. İMSİFED ve İMSİAD olarak, raporda işaret edilen riskli bölgelerimizin hızla güvenli yapı stoğuna kavuşması için kurumsal olarak tüm imkanlarımızla sahada olmaya hazırız." "Akademik Raporların Sahaya Yansıması İçin Çarkları Hızlandırmalıyız" Raporda yer alan uluslararası bilimsel uyarıların fiilen hayata geçebilmesinin, kentsel dönüşüm projelerinin önündeki engellerin kaldırılmasına bağlı olduğunu belirten Demir, "Bizler yer altında fayların, yer üstünde ise riskli binaların gerçeğini biliyoruz. Büyükşehir Belediyemizin ve JICA’nın bu kıymetli raporunun sadece arşivlerde kalmaması, kağıt üstünden çıkıp şantiyeye dönüşmesi gerekmektedir. Bunun yolu da daha önce defaatle dile getirdiğimiz gibi, vatandaşımızın riskli konutunu tahliye etmesini kolaylaştıracak güncel kira desteklerinin sağlanmasından, ilk kez ev alacaklara yönelik uygun finansman modellerinin ve faiz indirimlerinin hayata geçirilmesinden geçmektedir. Devlet, yerel yönetim, vatandaş ve müteahhit dörtgeninde kurulacak güçlü bir uzlaşı iklimi, bu risk haritasındaki alanları güvenli yuvalara dönüştürmenin tek çaresidir" şeklinde konuştu. "Güvenli Bursa İçin Topyekun Seferberlik Çağrısı" İMSİFED ve İMSİAD üyesi müteahhitler ile tüm sektör paydaşları adına güvenli üretim kararlılığını yineleyen Şeref Demir açıklamasını, "JICA ortaklığıyla sunulan bu Deprem Raporu, hepimize çok ağır bir sorumluluk yüklemektedir. Bilimin bu uyarısını bir milat kabul ederek, riskli ilan edilen bu bölgelerde imarda, mühendislik hizmetlerinde ve kentsel dönüşüm süreçlerinde 'sıfır tolerans' ile hareket etmeliyiz. Valiliğimiz, Büyükşehir Belediyemiz, ilçe belediyelerimiz ve akademik odalarımızla ortak akıl içinde, raporda işaret edilen alan önceliklerine göre proaktif adımlar atmaya hazırız. El birliğiyle, bilimin ışığında geleceğin dirençli ve güvenli Bursa’sını inşa etmek en büyük ödevimizdir" diyerek tamamladı.

İNŞAAT SEKTÖRÜ ORTAK AKILDA BULUŞTU Haber

İNŞAAT SEKTÖRÜ ORTAK AKILDA BULUŞTU

Federasyon bünyesindeki derneklerin başkan ve başkan yardımcılarının katıldığı toplantıda, makroekonomik gelişmeler, finansmana erişim, inşaat maliyetleri, kentsel dönüşüm, yapı denetim sistemi, nitelikli iş gücü ve sektörün kurumsal temsiliyeti başta olmak üzere birçok stratejik konu ele alındı. Toplantı sonrasında yapılan değerlendirmede, sektörün mevcut sorunlarının çözümünün ancak kamu kurumları, yerel yönetimler, meslek kuruluşları ve sektör temsilcilerinin ortak aklıyla mümkün olabileceği vurgulanırken, İMSİFED'in çözüm odaklı çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceği ifade edildi. İMSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Demir, toplantının ardından yaptığı açıklamada, "İnşaat sektörü yalnızca konut üreten bir sektör değildir. Yaklaşık 250 alt sektörü besleyen, yüz binlerce kişiye istihdam sağlayan ve şehirlerimizin geleceğini şekillendiren stratejik bir üretim alanıdır. İMSİFED olarak sorunları dile getirmekle yetinmiyor, çözüm önerilerimizi ilgili kurumlarımızla paylaşarak sektörümüzün ve şehirlerimizin geleceğine katkı sunmayı görev kabul ediyoruz. Özellikle deprem gerçeğiyle yaşayan Bursa'mız için kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması ve finansman imkânlarının güçlendirilmesi artık ertelenemeyecek bir ihtiyaçtır" dedi. "Sektörel İstikrarı Korumak ve Konuta Erişimi Kolaylaştırmak Önceliğimiz Olmalı" Yönetim Kurulu toplantısında ilk olarak makroekonomik gelişmeler, inşaat maliyetleri ve bu gelişmelerin konut üretimine etkileri ele alındı. Konut satışları ile yapı izin istatistikleri incelenirken, sektörün sürdürülebilir üretim yapısını koruyabilmesi için kamu ve özel sektörün ortak adımlar atmasının önemine dikkat çekildi. Finansmana erişimin kolaylaştırılmasının hem üreticiler hem de vatandaşlar açısından kritik önem taşıdığı belirtilerek “"Bankaların konut ve ticari kredilerde uyguladığı yüksek faiz oranları, ağır teminat şartları ve krediye erişimde yaşanan zorlukların hafifletilmesi, hem üretimin devamlılığı hem de vatandaşlarımızın güvenli konutlara ulaşabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Finansmana erişim bugün yalnızca sektörümüzün değil, toplumun ortak meselesidir" değerlendirilmesinde bulunuldu. "Kentsel Dönüşüm Destekleri Bursa'yı da Kapsayacak Şekilde Genişletilmeli" Toplantıda deprem gerçeği karşısında kentsel dönüşümün hızlandırılmasının zorunluluğu vurgulandı. İMSİFED Yönetim Kurulu "Yarısı Bizden" ve 3 milyon TL'ye kadar dönüşüm kredisi gibi uygulamaların yalnızca belirli illerle sınırlı kalmaması, deprem riski yüksek Bursa başta olmak üzere Marmara Bölgesi'ni de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda İMSİFED'in önerileri; artan inşaat maliyetleri dikkate alınarak teşvikler, muafiyetler ve kira yardımlarının güncellenmesi, ada bazlı dönüşüm, parsel birleştirmeleri ve riskli alan projelerinin de teşvik kapsamına alınması, Bursa için kamu bankaları ve yerel yönetimlerin iş birliğiyle uzun vadeli ve uygun maliyetli dönüşüm finansman modellerinin oluşturulması, Bakanlık tarafından sağlanan hibe, kredi ve rezerv alan desteklerinin deprem riski yüksek Bursa ve çevresinde daha etkin kullandırılması şeklinde sıralandı. İMSİFED, bu konuda ilgili tüm kurumlarla yapıcı diyalog ve iş birliğini sürdüreceğini belirtti. Toplantıda sektörün en önemli yapısal sorunlarından biri olan nitelikli iş gücü eksikliği de öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı. Kalifiye usta, kalıpçı, demirci ve operatör ihtiyacının her geçen gün arttığına dikkat çekilirken; mesleki eğitimin güçlendirilmesi gençlerin sektöre yönlendirilmesi ve kamu-özel sektör iş birliğiyle yeni eğitim modellerinin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekildi. "Yapı Denetim Sistemi Güçlenmeli, Üretimi Zorlaştırmamalıdır" Güvenli yapılaşma süreçlerinde denetim mekanizmalarının önemli bir rolü olduğunu belirten İMSİFED Yönetim Kurulu, yapı denetim sisteminin sistemin asıl başarısının şantiyelerdeki üretim akışını kesintiye uğratmadan, kolaylaştırıcı bir yaklaşımla kurgulanmasında yattığını vurguladı. Federasyonun teklifinin, yapı denetimini zayıflatmaya değil, sistemi daha etkin, öngörülebilir ve sürdürülebilir hale getirmeye yönelik olduğu dile getirilirken, küçük metrekareli projelerde yapı denetim hizmet bedellerinin daha dengeli hale getirilmesi, bölgesel uygulama farklılıklarının giderilmesi, risk esaslı ve proje büyüklüğüne göre farklılaştırılmış denetim modellerinin geliştirilmesi ile güvenli yapı üretimini aksatmayacak, uygulamayı kolaylaştıracak düzenlemelerin hayata geçirilmesine yönelik önerilerde görüş birliğine varıldı. "Sektörün Güçlü Temsiliyeti Ortak Sorumluluğumuzdur" İMSİFED Yönetim Kurulu, sektörün karar alma mekanizmalarında daha etkin temsil edilmesinin önemine de dikkat çekti. Bu kapsamda federasyona bağlı derneklerin ortak hareket kültürünü güçlendirmesi, Ticaret ve Sanayi Odaları başta olmak üzere sektörün temsil edildiği platformlarda inşaat sektörünün daha güçlü ve etkin şekilde temsil edilmesi gerektiği vurgulandı. İMSİFED, bu süreçte koordinasyonu güçlendirmeye ve ortak akıl anlayışıyla hareket etmeye devam edeceğini ifade etti. Toplantının sonunda İMSİFED Yönetim Kurulu, sektörün sorunlarını yalnızca tespit eden değil, çözüm önerileri geliştiren, kamu kurumlarıyla iş birliği içerisinde hareket eden ve ülkemizin güvenli şehirler hedefi doğrultusunda sorumluluk üstlenen bir anlayışla çalışmalarını sürdüreceğini vurguladı. İMSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Demir açıklamasını "Güçlü bir inşaat sektörü güçlü şehirler, güçlü ekonomi ve güvenli yaşam alanları demektir. İnşaat Müteahhitleri Sanayicileri ve İş İnsanları Federasyonu olarak ortak akla, istişareye ve çözüm üretmeye dayalı anlayışımızı sürdürecek; Bursa'mızın ve ülkemizin geleceği için üzerimize düşen her sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz" diyerek tamamladı.

“KENTSEL DÖNÜŞÜM KİRA DESTEĞİ ARTIRILMALI” Haber

“KENTSEL DÖNÜŞÜM KİRA DESTEĞİ ARTIRILMALI”

Deprem kuşağındaki şehirlerimizde yapı stokunun yenilenmesinin bir milli güvenlik meselesi olduğunu hatırlatan Şeref Demir, mevcut kentsel dönüşüm kira desteği tutarlarının, güncel gayrimenkul ve kira piyasası gerçekleriyle uyuşmadığını, bu durumun hem vatandaşı mağdur ettiğini hem de dönüşüm projelerini yavaşlattığını vurguladı. Sahada mülk sahipleri ile müteahhitler arasında yaşanan tıkanıklığın temel nedenlerinden birinin ekonomik kaygılar olduğunu ifade eden İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, "Bugün kentsel dönüşüm kapsamında evini müteahhide teslim etmek isteyen vatandaşımızın karşısına çıkan en büyük bariyer, inşaat süresince ikamet edeceği geçici konutun kira maliyetidir. Devletimiz tarafından sağlanan kentsel dönüşüm kira yardımları, ne yazık ki mevcut kira piyasasının ve reel rakamların çok gerisinde kalmıştır. Vatandaşımız, aldığı destek ile oturduğu bölgede veya yakınlarında barınabileceği kiralık bir ev bulamamaktadır. Üstüne eklemek zorunda kaldığı ciddi mali yükler nedeniyle hak sahipleri haklı olarak dönüşüme mesafeli yaklaşmakta, bu da riskli binaların tahliye edilmesini zorlaştırmaktadır" dedi. "Mevcut Destek ile Vatandaşın Evini Tahliye Etmesi Zorlaşıyor" Yetersiz kira yardımlarının sadece vatandaşı değil, kentsel dönüşüm projelerini üstlenen inşaat sektörünü de doğrudan etkilediğini belirten İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, "Kentsel dönüşüm bir uzlaşı ve ortak akıl işidir. Vatandaş kira farkını ödeyemediği için imza atmaktan çekindiğinde veya tahliye sürecini uzattığında, projeler daha başlama aşamasında sekteye uğramaktadır. Müteahhitlerimiz her türlü maliyet baskısına rağmen sahada dönüşüm iradesi gösteriyor; ancak bürokratik ve finansal çarkların dönmesi için sahadaki bu tıkanıklıkların çözülmesi gerekir. Kira yardımlarının güncellenmesi, kentsel dönüşümün önündeki tıkanmış damarları açacak ve projelerin hızla şantiyeye dönüşmesini sağlayacaktı" şeklinde konuştu. Sorunun çözümü için dinamik ve yapıcı bir politika önerisi sunan Başkan Şeref Demir, açıklamasını şöyle tamamladı: "Çözüm için tek bir merkezden belirlenen sabit tutarlar yerine; şehirlerin, hatta şehir içindeki bölgelerin güncel kira endekslerine göre değişkenlik gösteren, vatandaşın ekonomik durumunun dikkate alındığı dinamik bir kira yardım modeli hayata geçirilmelidir. Kira yardımında mutlak eşitlik değil adalet ilkesi gözetilmelidir. Bursa gibi göç alan, konut talebi yüksek ve kentsel dönüşümün hayati olduğu metropollerde kira desteklerinin acilen piyasa gerçeklerine göre yukarı yönlü revize edilmesi gerekmektedir. İnanıyoruz ki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız sahadan yükselen bu haklı sese kulak vererek gerekli düzenlemeleri yapacaktır. Kamu ve özel sektör el ele verdiğinde, vatandaşımızın barınma konforunu sarsmadan, geleceğin dirençli ve güvenli şehirlerini çok daha hızlı inşa edebiliriz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.