Hava Durumu

#Savaş Suçları

- Savaş Suçları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savaş Suçları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

'Bosna kasabı' Ratko Mladiç öldü Haber

'Bosna kasabı' Ratko Mladiç öldü

Bosnalı Sırp general Ratko Mladic, 1992-1995 yıllarındaki Bosna savaşında işlediği soykırım suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldığı Lahey'deki Birleşmiş Milletler (BM) gözaltı merkezinde hayatını kaybetti. Belgrad merkezli Informer TV'nin haberine göre, 84 yaşındaki Mladiç, uzun süredir devam eden sağlık sorunları nedeniyle yaşamını yitirdi. Mladic, 2017 yılında Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan müebbet hapse mahkûm edilmişti. 2021 yılında mahkemenin kararı temyizde onanmış ve generalin ömür boyu cezaevinde kalması kesinleşmişti. BİNLERCE İNSANIN ÖLÜMÜNDEN SORUMLUYDU Mahkeme, Mladic'in Temmuz 1995'te Birleşmiş Milletler'in koruma altındaki Srebrenitsa bölgesinde 8 binden fazla Boşnak erkek ve çocuğun katledilmesini bizzat yönettiğine hükmetmişti. Sırp ve Boşnak savaşının askeri yüzü olarak bilinen Mladic, siyasi kanatta eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Milosevic ve Bosnalı Sırp lider Radovan Karadzic ile birlikte anılıyordu. Mladic, 2011'de yakalanmadan önce tam 10 yıl boyunca firari olarak yaşamıştı. 1990'lardaki çatışmalarda Sırp güçlerine komuta eden general, savaşın en kanlı sayfalarından biri olan Srebrenitsa soykırımında başrol oynamıştı. Mayıs ayında mahkeme, Mladic'in avukatlarının Sırbistan'da tedavi görmek için geçici tahliye talebini reddetmişti.

İsrail Ordusu'nda Türk vatandaşı var mı? Haber

İsrail Ordusu'nda Türk vatandaşı var mı?

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, İsrail ordusunda görev aldığı iddia edilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile diğer ülke vatandaşlarının hukuki ve ahlaki sorumluluğunu gündeme taşıdı. Gazze Şeridi’nin uzun süredir yalnızca bombaların değil, hukukun ve insanlığın da hedef alındığı bir coğrafya hâline geldiğini ifade eden Akalın, İsrail’in Gazze’de Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesi defalarca ihlal ettiğini, sözde ateşkesten bu yana yaklaşık 600 kişinin yaşamını yitirdiğini söyledi. Ekim 2023’ten bu yana hayatını kaybedenlerin sayısının ise 72 bini aştığını belirten Akalın, binlerce sivilin öldürüldüğünü, hastanelerin, okulların ve altyapının sistematik biçimde hedef alındığını vurguladı. Bu tablo karşısında artık tek tek olayların değil, ortaya çıkan sonucun konuşulması gerektiğini ifade eden Akalın, yaşananların uluslararası hukuk bakımından son derece ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar söz konusu olduğunda bireysel sorumluluğun esas olduğunu vurgulayan Akalın, “Emir aldım, üniforma giydim, mecbur kaldım” gibi gerekçelerin bu suçları ortadan kaldırmayacağını dile getirdi. Son dönemde kamuoyuna yansıyan ve resmî belgelere dayandığı belirtilen bilgilerin meselenin artık teorik bir tartışma olmadığını açıkça ortaya koyduğunu belirten Akalın, çok sayıda ülke vatandaşının İsrail Savunma Kuvvetleri bünyesinde aktif görev aldığına dair ciddi iddialar bulunduğunu ifade etti. Bu kişiler arasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve çifte vatandaşlık taşıyanların yanı sıra Özbekistan, Kazakistan ve diğer Müslüman ülkelerden yüzlerce kişinin de yer aldığına ilişkin verilerin kamuoyuna yansıdığını söyledi. Bu iddiaların görmezden gelinemeyecek bir ciddiyete ulaştığını belirten Akalın, şu sorunun kaçınılmaz hâle geldiğini ifade etti: “Bir devlet, kişilerin vatandaşlık bağını, uluslararası hukukun en ağır suçlarıyla ilgili ciddi şüpheler karşısında sorgulamadan sürdürebilir mi?” Bu yaklaşımın intikamcı değil, hukuk devleti olmanın zorunlu bir sonucu olduğunu vurgulayan Akalın, vatandaşlığın yalnızca bir aidiyet değil, aynı zamanda sorumluluk doğurduğunu dile getirdi. Akalın, bu sorumluluğun yalnızca Türkiye için değil, kendisini ümmet, adalet ve insanlık hakları söylemleriyle tanımlayan tüm Müslüman ülkeler için geçerli olduğunun altını çizdi. Bu aşamadan sonra sessizliğin ve tarafsızlığın hukuki ve ahlaki bir zaaf anlamına geleceğini ifade eden Akalın, söz konusu iddiaların mutlaka araştırılması, gerekli işlemlerin yapılması ve gerçeklerin kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.