Hava Durumu

#Sağlık

- Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kolon kanserinde yaş sınırı düşüyor! Haber

Kolon kanserinde yaş sınırı düşüyor!

Stresin kolon sağlığı üzerinde önemli etkileri olabildiğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Vafi Atalay, yoğun stresin bağışıklık sistemini zayıflatarak vücudu hastalıklara karşı daha savunmasız hale getirebildiği gibi aynı zamanda bağırsak düzenini etkileyerek bağırsak florasında değişikliklere yol açabilediğini söyledi. Özellikle konserve ve tütsülenmiş gıdalar, aşırı yağlı beslenme ve fazla kırmızı et tüketimi de bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Prof. Dr. Atalay, bu nedenle dengeli beslenmenin yanı sıra sigara ve alkolden uzak durmak, düzenli hareket etmek ve stresi mümkün olduğunca azaltmak kolon kanserine karşı alınabilecek önemli önlemler arasında yer aldığını kaydetti. Günümüzde kolon kanseri taramaları için önerilen yaşın 50’den 40’a düştüğünün altını çizen Atalay, “Kolon kanserlerinin yaklaşık yüzde 90’ı poliplerden gelişiyor. Polipten kansere giden süreç genellikle 5 ila 10 yıl sürebiliyor. Bu bizim için çok önemli bir bilgi. Çünkü birçok kanserde hastalığın nasıl geliştiği net olarak bilinmezken kolon kanserinde süreç daha öngörülebilir. Kolonoskopi ile erken dönemde yapılan taramalar ve poliplerin temizlenmesi, kanser gelişimini önlemede önemli bir fırsat sunuyor” dedi. ERKEN TANI İLE KEMOTERAPİYE BİLE GEREK KALMAYABİLİR Kolon kanserinde erken dönemde genellikle belirti görülmediğini vurgulayan Atalay, “Hastalar çoğunlukla karın ağrısı, şişkinlik, makattan kanama, kilo kaybı ve kansızlık gibi şikâyetlerle bize başvuruyor. Ancak bu belirtiler ortaya çıktığında hastalık çoğu zaman ilerlemiş oluyor. Oysa kolon kanseri erken evrede yakalandığında tedavi başarısı oldukça yüksek. Erken dönemde yapılan cerrahi çoğu zaman yeterli oluyor hatta kemoterapi ya da radyoterapi gibi ek tedavilere ihtiyaç duyulmayabiliyor. Ayrıca hastalıktan tamamen kurtulma ihtimali yüksek, tekrarlama riski de daha düşük seyrediyor” dedi. Kolon kanserinde ameliyatın tedavide önemli bir rolü olduğunu dile getiren Prof. Dr. Vafi Atalay, geç evrede bile cerrahi ile tamamen iyileşme sağlanabileceğini ve bu yüzden hastaların tedaviyi reddetmemesi çok kıymetli olduğunu söyledi.

Başkan Şadi Özdemir’den sağlık çalışanlarına teşekkür Haber

Başkan Şadi Özdemir’den sağlık çalışanlarına teşekkür

Nilüfer Belediyesi Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen etkinliğe ev sahipliği yaptı. “Çocukların Gözünden 14 Mart Tıp Bayramı” etkinliğine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, hekimler ve çocuklar katıldı. Etkinlikte çocuklar, hekimlere “asistan” olarak eşlik etti. Merak ettikleri soruları soran çocuklar, aynı zamanda kendi yaşamlarından kesitler paylaştı. Etkinlik kapsamında; Prof. Dr. Yeşim Uncu, Prof. Dr. Murat Çaycı, Doç. Dr. Selin Aktürk Esen, Uzm. Dr. Merve Dede Akpınar ve Uzm. Dr. Kamuran Çelik, hem küçük asistanların hem de izleyici öğrencilerin sorularını yanıtladı. “MOTİVASYON YÜKSEK OLMALI” Başkan Şadi Özdemir, burada yaptığı konuşmada, sağlık problemleri sürecindeki deneyimlerini paylaştı. Pankreas kanserini atlattığını hatırlatan Şadi Özdemir, hastalığı atlatmasının ardından, aynı rahatsızlığa yakalanan kişilerle daha çok bir araya geldiğini anlattı. Başkan Şadi Özdemir, “Kim pankreas kanseri olursa onun psikolojik desteğini üstleniyorum. Onlarla oturuyorum. Telefonla görüşüyorum. Bazılarıyla yüz yüze görüşüyoruz. Aslında kanser atlatılabilir bir hastalık. Motivasyon ve moral yüksek olmalı” diye konuştu. “HEKİMLERE GÜVENİN” Hekimlere güvenilmesi gerektiğinin altını çizen Başkan Şadi Özdemir, “Onlara hepimizin çok teşekkür etmesi lazım. En zor durumlarda her zaman hekimlerimiz, hemşirelerimiz aslında sağlık çalışanları bizleri ayakta tutuyor. O nedenle önce bir kere sağlık sektöründeki herkese çok teşekkür ediyorum” dedi. Başkan Şadi Özdemir, konuşmasında sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı da kutladı. Etkinlik sonunda Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, hekimlere ve onlara eşlik eden öğrencilere hediye takdim etti.

Sağlık çalışanları 14 Mart’a çözüm bekleyen sorunlarla giriyor Haber

Sağlık çalışanları 14 Mart’a çözüm bekleyen sorunlarla giriyor

SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada sağlık çalışanlarının yıllardır biriken sorunlarına dikkat çekti. Akarken, Tıp Bayramı’nın yalnızca bir kutlama günü değil, sağlık çalışanlarının emeğinin ve yaşadığı sorunların görünür kılınması gereken önemli bir tarih olduğunu söyledi. 2025 OECD verilerine göre Türkiye’de bin kişiye düşen hekim sayısının 2,4, hemşire sayısının ise 2,9 olduğunu hatırlatan Akarken, buna karşın kişi başına yıllık hekime başvuru sayısının 11,4’e ulaştığını belirtti. Akarken, bu durumun sağlık çalışanlarının üzerindeki iş yükünü ciddi şekilde artırdığını ifade etti. Sağlık kurumlarında çalışan tüm meslek gruplarının sorunlarının giderek büyüdüğünü dile getiren Akarken, “14 Mart Tıp Bayramı’na yine alkışla değil, çözüm bekleyen sorunlarla giriyoruz. Hekimler yalnızca hastayı iyileştirmeye değil, sistemin açıklarını kapatmaya da zorlanıyor. Bugün birçok sağlık çalışanı için meslek sevgisinin önüne geçim kaygısı geçmiş durumda” dedi. “RANDEVU SORUNU AZALSA DA İŞ YÜKÜ SÜRÜYOR” Sağlık Bakanlığı’nın 2025 sonunda yaptığı açıklamada Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nde (MHRS) bekleyen hasta sayısının 4 milyondan 400 binin altına düştüğünü ve bekleyen hasta oranında yüzde 90 azalma sağlandığını duyurduğunu hatırlatan Akarken, buna rağmen sağlık çalışanlarının üzerindeki yükün azalmadığını söyledi. Bakanlık verilerine göre günlük ortalama 1,7 milyon randevu üretildiğini ve 2025’in ilk 10 ayında aile sağlığı merkezlerine 374 milyon başvuru yapıldığını aktaran Akarken, Türkiye’de bir hekime düşen hasta sayısının birçok gelişmiş ülkenin üzerinde olduğunu belirtti. Akarken, “Bugün bir hekim çoğu zaman hastasına ayırmak istediği zamanı ayıramıyor. Gün içinde yüzlerce hastaya bakmak zorunda kalan sağlık çalışanları hem fiziksel hem de psikolojik olarak ciddi baskı altında” ifadelerini kullandı. YOĞUN NÖBET SİSTEMİ ELEŞTİRİSİ Sağlık çalışanlarının özellikle nöbet sistemi nedeniyle ağır bir çalışma temposuna maruz kaldığını belirten SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, birçok sağlık çalışanının gece nöbetlerinden sonra yeterli dinlenme imkânı bulamadan yeniden göreve başladığını söyledi. “Nöbet sistemi yalnızca bir çalışma düzeni değil aynı zamanda bir sağlık ve güvenlik meselesidir” diyen Akarken, uykusuz ve yorgun çalışan sağlık personelinin hem kendi sağlığı hem de hizmet verdiği hastalar açısından risk oluşturduğunu ifade etti. Sağlıkta şiddetin de sağlık çalışanlarının en önemli sorunlarından biri olmaya devam ettiğini dile getiren Akarken, 2025 yılında yayımlanan bir araştırmada sağlık çalışanlarının yüzde 69’unun meslek hayatında en az bir kez şiddete maruz kaldığını belirttiğini aktardı. Sağlık çalışanlarının güvenli bir ortamda görev yapması gerektiğini vurgulayan Akarken, “Sağlıkta şiddet münferit bir olay değil, yapısal bir sorundur. Caydırıcı ve etkin yaptırımlar eksiksiz uygulanmadan, iş yükü azaltılmadan bu sorunun çözülmesi mümkün değildir” dedi. GENÇ HEKİMLER YURT DIŞINA YÖNELİYOR Son yıllarda genç hekimlerin yurt dışında çalışma eğiliminin arttığına dikkat çeken Akarken, çalışma koşulları, gelir düzeyi ve gelecek kaygısının bu durumun başlıca nedenleri olduğunu söyledi. Özellikle diş hekimlerinin atanma ve uzmanlık kadrolarının yetersizliği ile özel kliniklerdeki düşük ücretlerin de yurt dışına yönelimi artırdığını belirten Akarken, sağlık sisteminin geleceği açısından bu tablonun ciddi risk oluşturduğunu kaydetti. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının ekonomik koşullarının giderek zorlaştığını ifade eden Akarken, emekliliğe yansıyan tek kalem maaş sisteminin hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak, adil nöbet ücretleri, ek gösterge düzenlemesi ve vergi adaletinin sağlanması artık ertelenmemesi gerektiğini söyledi.

Genç Cumhuriyet’in sağlık alanındaki başarıları sergiyle anlatıldı Haber

Genç Cumhuriyet’in sağlık alanındaki başarıları sergiyle anlatıldı

Cumhuriyet’in ilk yıllarında sağlık alanında atılan adımları ve kısa sürede elde edilen başarıları ortaya koyan sergi, BUÜ Tıp Fakültesi’nde kapsamlı bir içerikle oluşturuldu. Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Kültür Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan sergide, Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde sağlık politikalarının nasıl şekillendiği, toplum sağlığına yönelik sorunların nasıl tespit edilerek çözümler üretildiği ve sağlık alanında gerçekleştirilen örgütlenme çalışmaları görseller ve metinler eşliğinde anlatıldı. Türkiye’deki sağlık politika temellerinin nasıl atıldığı ve toplum sağlığına yönelik çalışmaların nasıl geliştirildiğinin de ele alındığı sergi, Cumhuriyet’in ilk döneminde sağlık alanında yürütülen örgütlenme çalışmalarına, toplum sağlığını geliştirmeye yönelik uygulamalara, 14 Mart Tıp Bayramı’nın tarihsel anlamına ve Türkiye’de görev yapan ilk kadın sağlık çalışanlarına yer veriyor. Serginin açılış töreninde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Emin Direkçi, genç Cumhuriyet’in zor koşullara rağmen sağlık alanını öncelikli konular arasında tuttuğunu hatırlattı. Bu alanda atılan adımların bugün güçlü bir sağlık sisteminin temelini oluşturduğunu ifade eden Direkçi, herkesi sergiyi gezmeye davet etti. Cumhuriyet’in ilk döneminde sağlık alanında gerçekleştirilen çalışmaların yalnızca Türkiye için değil dünya sağlık tarihi açısından da dikkat çekici olduğunu dile getiren BUÜ Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Murat Civaner ise, serginin dönemin sağlık anlayışını ve yapılan çalışmaları görünür kılması açısından önemli olduğunu söyledi.

Nilüfer’de pandeminin izleri konuşuldu Haber

Nilüfer’de pandeminin izleri konuşuldu

Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlenen “Sağlık Buluşmaları” etkinlikleri kapsamında “COVID-19 Pandemisi ve Sağlık: Etkiler, Deneyimler ve Pandemi Şehitlerimiz” başlıklı bir söyleşi düzenlendi. Etkinlikte, dünyayı sarsan pandemi süreci hem bilimsel verilerle hem de toplumsal yansımalarıyla ele alındı. Prof. Dr. Harun Ağca, Prof. Dr. Ali Asan ve Doç. Dr. Ezgi Demirdöğen’in konuşmacı olarak katıldığı programda, Aralık 2019’da Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel acil durum ilan edilen sürecin detayları aktarıldı. Uzmanlar; virüsün bulaş özellikleri, hastalığın klinik seyri ve ortaya çıkan komplikasyonlar hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Etkinlikte; pandeminin yalnızca bir sağlık krizi olmadığı; sağlık sistemlerinde yarattığı yoğunluğun yanı sıra uzaktan eğitim ve evden çalışma gibi yeni uygulamalarla sosyal ve ekonomik yaşam üzerinde uzun süreli izler bıraktığı ifade edildi. Salgınla mücadelede dönüm noktası olan mRNA ve inaktif aşıların rolü vurgulanırken, antiviral ilaçlar ile destekleyici tedavi yöntemlerinin hastalığın yönetimindeki etkileri de detaylarıyla konuşuldu. Öte yandan programda ayrıca hem Türkiye’de hem de dünyada salgınla mücadelenin ön saflarında yer alırken yaşamını yitiren hekimler ve tüm sağlık personeli, gösterdikleri büyük fedakârlıklara dikkat çekilerek, saygı ve minnetle anıldı.

OBEZİTE MERKEZİ İLE SAĞLIKLI YAŞAMA ADIM ATIYORLAR Haber

OBEZİTE MERKEZİ İLE SAĞLIKLI YAŞAMA ADIM ATIYORLAR

Merkezde verilen hizmetlerle ilgili açıklamalarda bulunan Bursa Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği’nde görevli Prof. Dr. Nizameddin Koca, obezitenin yalnızca fiziksel bir görünüm değil, tedavi edilmesi gereken ciddi bir hastalık olduğunu vurguladı. Merkezin sunduğu imkânları sıralayan Prof. Dr. Koca, “Merkezimizde hekim tarafından muayene edilen hastalarımız; diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist tarafından düzenli olarak değerlendirilmektedir. Hastalarımız diyet ve egzersiz programlarına dâhil edilmekte, ihtiyaç duyulan vakalar için medikal tedavi önerilerinde bulunulmaktadır. Bu tedavilerin yetersiz kaldığı hasta grupları ise; gastroenteroloji cerrahisi, genel cerrahi, endokrinoloji ve dâhiliye uzmanlarının bulunduğu cerrahi konseyimiz tarafından değerlendirilerek, cerrahi kararı verilebilmektedir.” dedi. 200’den Fazla Hastalığın Sebebi Obeziteyi bir hastalık olarak fark edip, mücadeleye çocuklardan başlanması gerektiğinin altını çizen Koca, “Biz obeziteyi bir hastalık olarak algılamakta maalesef çok geç kaldık. Obeziteyi adeta normalin bir varyasyonu gibi değerlendiriyoruz; 'Kahverengi gözlü, yeşil gözlü veya obez' diyerek normalleştiriyoruz. Oysa obezite, 200’den fazla hastalığa sebep olduğu bilinen çok önemli bir hastalıktır. Dünya istatistikleri, sağlık harcamalarının en fazla yapıldığı alanın obezite kaynaklı sorunlar olduğunu açıkça göstermektedir. Diyabet, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, osteoartrit ve obstrüktif uyku apnesi gibi 200’den fazla hastalığın temel sebebi obezitedir." şeklinde konuştu. Koca son olarak, obezite merkezinde tedavisi tamamlanan bireyleri, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirdiklerini ve diyetisyen eşliğinde sağlıklı beslenme alışkanlıklarını devam ettirmelerini tavsiye ettiklerini sözlerine ekledi. 11 Ayda 30 Kilo Verdi Yalova’dan gelerek obezite merkezine başvuran 33 yaşındaki Şeyma Taşan, 11 aylık süreçte yaşadığı büyük değişimi anlattı. Merkeze bir arkadaş tavsiyesiyle geldiğini belirten Taşan, "Yaklaşık 11 aydır bu obezite ünitesine devam ediyorum ve bu süreçte 30 kilo verdim. Aldığım hizmetten çok memnunum; buradaki ekip her geldiğimde çok ilgili. Tedavi sürecimiz başladığında önce mevcut rahatsızlıklarım iyileştirildi, ardından diyetisyen yardımıyla kilo verme aşamasına geçtik. 30 kilo verdiğim için çok mutluyum ve şu an bu kiloyu korumaya çalışıyorum. Beslenme alışkanlıklarım tamamen değişti, hayata bakışım ve öz güvenim tazelendi. Artık çocuklarımla daha fazla vakit geçirebiliyor, spor yapabiliyorum. Spor artık hayatımın merkezinde. Buraya gelmek, hayatımda yaptığım en iyi işlerden biri oldu." diye kullandı. “Hayat Kalitem Arttı” Merkeze başvuran ve 6 ayda 20 kilo veren bir diğer hasta Arzu Ordu ise obezitenin bir hastalık olduğunu buraya geldikten sonra öğrendiğini ifade etti. Merkeze başvurmak isteyip de çekingen davrananlara seslenen Ordu, "Başta çok çekinmiştim ancak buradaki ilgiyi görünce tüm kaygılarım geçti. Dört farklı doktorun bir arada çalışması, diyetisyenin sağlıklı beslenmeyi öğretmesi ve psikoloğun yeme krizlerine karşı verdiği destek çok kıymetli. Burası insana 'Her ay düzenli geleyim, tedavi olayım' dedirtiyor. Kilo verdikten sonra hayat kalitem arttı. Her ay randevu tarihimin gelmesini ve verdiğim kilolarla doktorlardan tebrik almayı büyük bir motivasyonla bekliyorum." ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.