Hava Durumu

#Sağlık

- Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’da 50 profesörden canlı göz ameliyatı şovu Haber

Bursa’da 50 profesörden canlı göz ameliyatı şovu

Bursa’da sağlık alanındaki önemli organizasyonlardan biri olan Osmangazi Göz Hastanesi, bu yıl 4. Geleneksel Canlı Cerrahi Sempozyumuna ev sahipliği yaptı. Alanında uzman isimlerin katıldığı sempozyumda, 50 profesör doktor tarafından canlı göz ameliyatları gerçekleştirildi. Tıp dünyasının yoğun ilgi gösterdiği organizasyona Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen 300 doktor katıldı. Canlı cerrahi uygulamalar sayesinde hekimler, güncel teknikleri yerinde izleme ve uzmanlardan birebir bilgi alma fırsatı buldu. Ameliyat öncesi açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Bülent Köse, alanında uzman 50 göz doktoru ile 9 kritik ve önemli bir göz ameliyatına imza atacaklarını belirterek, "Bunun amacı genç cerrahlara bu ameliyatların nasıl yapıldığını bütün detayları ile anlatmak ve canlı canlı göstermektir. Bu organizasyonda bütün cerrahilerin bir arada olduğu ve onlar için yapılmış büyük bir fırsat. Yeni neslin yeni arkadaşların eğitimine katkıda bulunmak bizim içinde keyif bir verici. Yaklaşık 300 hekimimizi burada ağırlıyoruz. Bu canlı yayınlarımız ile hekimlerimiz ameliyatları izleyebilecek ve sorularınıda sorabilecekler" dedi. Geçen yıl düzenlenen sempozyumu hem Türkiye’den, hemde yurtdışından yaklaşık 3 bin hekimin seyrettiğini ifade eden Doç. Dr. Köse, "Bu yıl bu sayının daha da artacağını düşünüyoruz. Çünkü bu sayı her sene daha da artarak devam ediyor. Göz cerrahisinde Türk hekimlerimiz çok önde. Bütün dünyanın tercih ettiği gibi hastalarımız gönül rahatlığı ile Türk hekimlerini tercih edebilirler” diye konuştu. Bursa’da düzenlenen bu önemli etkinlik, hem sağlık camiasında hem de göz cerrahisi alanında dikkat çeken organizasyonlar arasında yer aldı.

19 YIL ÖMÜR BİÇİLEN MÜGE 39 YAŞINDA 3 HASTAYA HAYAT OLDU Haber

19 YIL ÖMÜR BİÇİLEN MÜGE 39 YAŞINDA 3 HASTAYA HAYAT OLDU

Kestel’de bulunan özel bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören Müge Demirci, 17 Nisan tarihinde kalp durması teşhisi ile Kestel Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yoğun bakımda 11 gün süren yaşam mücadelesinin ardından, 28 Nisan'da Demirci'nin beyin ölümü gerçekleşti. Hastane organ nakli koordinatörlerinin görüştüğü aile, organ bağışına onay verdi. 30 Nisan’da gerçekleştirilen operasyonla Demirci’nin karaciğeri ve iki böbreği, nakil bekleyen hastalara ulaştırılmak üzere başarıyla alındı. Organ Naklinin Önemi Anlatıldı Operasyon süreci hakkında bilgi veren Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Ayşegül Aydemir, aileye beyin ölümünün tıbbi gerçeklerini titizlikle anlattıklarını belirtti. Uzm. Dr. Aydemir, "Beyin ölümünün geri dönüşsüz bir durum olduğunu, bitkisel hayattan farklı olduğunu, tıbbi olarak ölü olduğunu hasta yakınlarına bildirdik. Hasta yakınlarıyla bu süreçte uzun konuşmalar yaptık, onlara durumu, gerekliliğini, organ naklinin önemini anlattık. Aile için zor bir karardı ama hastaları yaşadığı süre boyunca zorluklar yaşamış, bu zorluklardan insanlara faydası olabilmiş bir insandı. Onlar da hayattaki misyonunun bir parçası olarak, ölürken de insanlara faydalı olabileceği kanaatine vardı ve organ naklini kabul ettiler. Hastanemiz, organ nakli bölge koordinasyon merkezi, il sağlık müdürlüğü, üniversite, tüm ekip bir arada çalıştık. Hastamızdan karaciğer ve iki böbrek alındı. Organların üç insana umut olmasını umuyoruz." dedi. “O Benim Meleğimdi” Müge Demirci’ye henüz 16 günlük bebekken Rubestein-Taybi Sendromu teşhisi konulduğunu dile getiren Anne Sema Öztekin ise, yıllar boyunca hastalıkla mücadele ettiklerini vurguladı. Müge’nin en son Kestel’de özel bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gördüğünü ifade eden Öztekin, “Orada da benim meleğim ses getirdi. 'Nasıl yetiştirdiniz?' dediler ve özel görevler üstlendi, saf sevgiyi yaydı. Sonra 13 gün önce kalbi durmuş kurumda ve bu hastaneye getirilmiş. Kalbi iki kez burada da durmuş. Ben Yalova'dan acil geldim. Dün akşam, tekrar çağırıldım. Beyin ölümünün gerçekleştiğini ve artık geri dönüşün olmadığını söylediler. Ertesi gün Ayşegül Hanım, Büşra Hanımlarla ağlayarak, konuşmalar yaptık. Organ bağışını ağlayarak kabul ettim. O benim özel meleğimdi, annesinin inci çiçeğiydi. Giderken bile üç cana can oldu.” şeklinde konuştu. "İyi ki Onun Annesi Oldum" Doktorların hastalığı nedeniyle en fazla 19 yıl ömür biçtiğini sözlerine ekleyen Öztekin, “Bize dediler ki 'En fazla 19 yaşına kadar yaşar'. Onunla anne-kız sevgi seli olduk. Oğlum da bize dahil oldu. Özel bakımla, gecemizi gündüzümüze kattık. Sevgiyle 39 yaşına kadar yaşattım. Mucize bir ömür yaşadı benim meleğim. İyi ki öyle bir evladın annesi olarak bunları tatmışım. İyi ki o beni anne olarak seçmiş. Onun annesi olmaktan gurur duyuyorum.” diye konuştu.

Nilüfer Sağlık Buluşmaları’nda çocukluk aşıları bilinci Haber

Nilüfer Sağlık Buluşmaları’nda çocukluk aşıları bilinci

Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlenen seminerde, aşıların bağışıklık sistemini eğiten en önemli unsurlardan biri olduğunu açıklayan Dr. Dilara Yılmaz, toplum bağışıklığının korunması için aşılama oranının yüzde 85’in altına düşmemesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin aşılama konusunda başarılı bir ülke olduğunu ifade eden Yılmaz, çiçek hastalığının dünya üzerinden silinmesi ve çocuk felcinin ülkemizde son bulmasının bu başarının kanıtı olduğunu dile getirdi. Sosyal medya spekülasyonları ve ebeveynlerin aşı kararsızlığına da değinen Dr. Yılmaz, aşıların otizm veya kısırlık yaptığına dair iddiaların hiçbir bilimsel temeli olmadığını açıkladı. Aşılardaki belli içeriklerin sanılanın aksine vücuda zarar verecek düzeyde olmadığını, hatta günlük hayatta maruz kalınan miktarlardan çok daha düşük olduğunu kaydeden Yılmaz, “Doğal yolla hastalık geçirmek daha iyidir inanışı yanlıştır. Aşısız geçirilen kızamık gibi hastalıkların yıllar sonra ölümle sonuçlanabilecek hasarlara yol açabileceğini unutmamak gerekir” dedi. AŞILANMAYAN HER ÇOCUK TOPLUMU TEHDİT EDİYOR Seminerin sonunda aşı takibinin hem aile hekimleri hem de çocuk doktorları tarafından titizlikle yapıldığını belirten Dr. Dilara Yılmaz, “Aşılanmayan her çocuk, toplumdaki diğer çocukların da sağlığını tehdit etmektedir. Aşılar hayat kurtarır” diyerek sözlerini tamamladı.

BTSO’dan binlerce öğrenciye 'Güvenilir Gıda' eğitimi Haber

BTSO’dan binlerce öğrenciye 'Güvenilir Gıda' eğitimi

Çocukların güvenilir gıdalarla dengeli ve sağlıklı beslenmesini sağlamak ve israfın azaltılmasına destek olmak amacıyla BTSO öncülüğünde hayata geçirilen “Güvenilir Gıda Tüketelim- Sağlıklı Beslenelim, İsrafı Önleyelim” projesi Yıldırım Erguvan İlkokulu Konferans Salonu’ndaki açılış toplantısıyla başladı. Programa BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, BTSO Gıda ve Paketli Ürünler Konseyi Başkanı Burhan Sayılgan ile öğretmenler katıldı. Öğrencilerle birlikte gerçekleştirilen programın açılış töreninde konuşan BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, gıda tüketimi ve israf konusundaki farkındalığı artırmak istediklerini söyledi. Bu kapsamda çocukların bilinçlendirilmesinin çok kıymetli olduğunu belirten Hakan Batmaz, “Güvenilir gıda demek, yediğiniz her lokmanın arkasında bir güvenlik süreci olması demektir.” dedi. “Hayatımızın Her Alanında Bilinçli Olmalıyız” İsraf konusunun da bir kural değil bir saygı meselesi olduğunu ifade eden Batmaz, "Tabağınızda bıraktığınız her lokma, o gıdanın yetişmesi için harcanan emeğe, suya ve doğanın bize sunduğu imkânlara karşı bir sorumluluktur. İhtiyacımız kadarını almak ve tabağımızı bitirmek hem emeğe hem de doğaya duyulan saygının en temel göstergesidir. Bu bilinci hayatınızın bir parçası haline getirdiğinizde sadece yeme alışkanlığınızı değil, aynı zamanda dünyaya bakışınızı da çok daha sorumlu bir noktaya taşımış olursunuz." diye konuştu. “İsraftan Kaçınmak Hepimizin Sorumluluğu” BTSO Gıda ve Paketli Ürünler Konseyi Başkanı Burhan Sayılgan, sağlıklı beslenmenin vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri doğru miktarda almak ve güvenilir gıdaları tercih etmek anlamına geldiğini belirterek, “Dünyanın bazı bölgelerinde çocuklar yeterli gıdaya ulaşamazken, bazı yerlerde yiyeceklerin gereğinden fazla tüketilmesi ya da israf edilmesi hem kaynakların boşa gitmesine hem de sağlıksız yaşam alışkanlığına yol açmaktadır. Bu dengesizlik, zamanla hem bireysel sağlığımıza hem de toplumsal duyarlılığımıza zarar verir. Bu yüzden sağlıklı beslenmeyi öğrenmek ve israftan kaçınmak hepimiz için büyük bir sorumluluktur. Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin bu konularda bilinçlenmesi için eğitim ve farkındalık çalışmalarına ihtiyaç var.” dedi. “Ödüllü Resim Yarışması İle Farkındalık Artacak” Bursa Ticaret ve Sanayi Odası liderliğinde hayata geçirdikleri proje ile bu alandaki farkındalığı artırmayı hedeflediklerini ifade eden Sayılgan, “Kamu kurumları ve üniversitelerimizin katkılarıyla beşincisini düzenlediğimiz proje kapsamında bu yıl 3. ve 4. sınıf öğrencilerine yönelik eğitimler gerçekleştirerek 50’den fazla okulda binlerce öğrenciye ulaşmayı planlıyoruz. Ayrıca öğrencilerimizin öğrendiklerini pekiştirmeleri ve farkındalıklarını artırmaları amacıyla ödüllü bir resim yarışması da düzenliyoruz. Tüm öğrencilerimizi de bu yarışmaya katılmaya davet ediyoruz. Bu düşüncelerle proje paydaşlarımıza, okul yöneticilerimize, eğitmenlerimize ve tüm öğrencilerimize teşekkür ediyor, eğitimin faydalı ve verimli geçmesini diliyorum.” dedi. Projede İl Sağlık Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Gıda ve Yem Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Bursa Teknik Üniversitesi ve Mudanya Üniversitesi tarafından görevlendirilen toplam 14 eğitmen öğrencilere güvenilir gıda, sağlıklı beslenme ve israf konusunda önemli bilgiler aktaracak.

SUÇİÇEĞİ: BASİT BİR ÇOCUKLUK HASTALIĞI MI, YOKSA CİDDİ BİR RİSK Mİ? Haber

SUÇİÇEĞİ: BASİT BİR ÇOCUKLUK HASTALIĞI MI, YOKSA CİDDİ BİR RİSK Mİ?

“Suçiçeği, özellikle çocukluk çağında sık görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Geçmişte oldukça yaygın olan bu hastalık, günümüzde aşı sayesinde büyük ölçüde kontrol altına alınmış olsa da, hâlâ dikkat edilmesi gereken önemli bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir. Suçiçeği oldukça bulaşıcıdır ve enfekte bir kişinin öksürmesi veya hapşırmasıyla havaya karışan solunum damlacıklarını soluyarak veya açık yaralardan gelen sıvıyla doğrudan temas yoluyla kolayca yayılır. Özellikle hastalığı daha önce geçirmemiş veya aşı olmamış kişiler için risk oldukça yüksektir. Suçiçeği genellikle kaşıntılı küçük sıvı dolu kabarcıklarla kendini gösterir. Virüse maruz kaldıktan sonra belirtilerin ortaya çıkması 7 ila 21 gün sürebilir. Döküntüler ise çoğunlukla 5 ila 10 gün içinde seyrini tamamlar. Döküntüden önce görülebilen belirtiler arasında ateş, iştahsızlık, baş ağrısı ve genel bir halsizlik hali yer alır. Hastalığın seyri sırasında döküntüler üç aşamadan geçer. İlk olarak papül adı verilen kabarık şişlikler ortaya çıkar. Ardından vezikül olarak adlandırılan, içi sıvı dolu küçük kabarcıklar oluşur. Son aşamada ise kabarcıklar kabuk bağlar ve iyileşme süreci başlar. Virüs, tüm kabarcıklar kabuk bağlayana kadar bulaşıcı özelliğini sürdürür. Uzmanlar, suçiçeği olan çoğu sağlıklı bireyde semptomatik tedavinin yeterli olduğunu belirtiyor. Çocukların tırnaklarının kısa tutulması, ılık banyo yapılması ve gerekirse ağızdan antihistaminlerin kullanılması önerilir. Ateş ve ağrıyı azaltmak için parasetamol tercih edilirken, aspirin asla verilmemelidir. Ayrıca 12 yaşından büyük bireylerde antiviral ilaç tedavisi gerekebilmektedir. Hastalığın yayılmasını önlemek adına izolasyon büyük önem taşımaktadır. Suçiçeği olan bir kişi, döküntü ortaya çıkmadan 1-2 gün önce bulaşıcı hale gelir ve tüm kabarcıklar kabuk bağlayana kadar bu durum devam eder. Bu nedenle çocukların bu süreçte okul ve kreş gibi toplu ortamlardan uzak tutulması gerekmektedir. Sonuç olarak, suçiçeği her ne kadar çoğu zaman hafif seyirli bir hastalık olarak bilinse de, bulaşıcılığı ve yayılma hızı göz önünde bulundurulduğunda ciddiye alınması gereken bir enfeksiyondur. Aşılama, hijyen ve bilinçli yaklaşım, hem bireysel hem de toplumsal sağlığın korunmasında kilit rol oynamaktadır. Sağlıklı günler diliyorum.

ESTETİKTE UZMAN UYARISI: SAĞLIĞINIZI RİSKE ATMAYIN! Haber

ESTETİKTE UZMAN UYARISI: SAĞLIĞINIZI RİSKE ATMAYIN!

Botoks, dolgu, mezoterapi ve lazer gibi işlemlerin dışarıdan bakıldığında kısa sürede tamamlanan ve kolay uygulamalar gibi algılandığını ifade eden Op. Dr. Kuzukıran, gerçekte bu işlemlerin insan anatomisiyle doğrudan ilişkili, ciddi uzmanlık gerektiren tıbbi müdahaleler olduğunun altını çizdi. Yüz bölgesinde yer alan damarlar, sinirler ve kas yapısının son derece hassas bir dengeye sahip olduğunu dile getiren Op. Dr. Nuray Kuzukıran, bu yapılar hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan kişiler tarafından yapılan uygulamaların geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarına yol açabileceğini söylerken, olası bir komplikasyon durumunda müdahale yetkisi ve bilgisi bulunmayan kişilerce yapılan işlemlerin riskleri büyüttüğünü ifade etti. Medikal estetikte güvenliğin merkezinde mutlaka hekim bulunması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Nuray Kuzukıran, hekim faktörünün hayati önem taşımasının temel nedenlerini de detaylandırdı. Hekimlerin, yüzün derin dokularını, damar yollarını ve sinir ağlarını çok iyi bildiğini belirten Op. Dr. Kuzukıran, uygulama sırasında iğnenin hangi derinliğe ve açıyla yapılacağının bu bilgi sayesinde doğru şekilde planlandığını ifade etti. Bu sayede riskli bölgelerden kaçınılabildiğini dile getirdi. Her tıbbi işlemde olduğu gibi medikal estetik uygulamalarda da belirli risklerin bulunduğunu söyleyen Op. Dr. Nuray Kuzukıran, önemli olanın bu riskler ortaya çıktığında doğru müdahaleyi yapabilmek olduğunu vurgulayarak alerjik reaksiyon, damar tıkanıklığı ya da enfeksiyon gibi durumlarda hastaya anında müdahale edebilecek tek yetkin kişinin eğitimli bir hekim olduğunu belirtti. Ürün güvenliğine de dikkat çeken Op. Dr. Kuzukıran, yetkili kliniklerde kullanılan tüm ürünlerin Sağlık Bakanlığı onaylı ve izlenebilir olduğuna işaret etti. Piyasada bulunan kaçak, steril olmayan ya da kaynağı belirsiz ürünlerin enfeksiyon riskini artırabileceğini, ciddi alerjik reaksiyonlara yol açabileceğini ve bağışıklık sistemine zarar verebileceğini söyledi. Her bireyin yüz anatomisinin ve cilt yapısının farklı olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Nuray Kuzukıran, standart uygulamaların yerine kişiye özel planlamanın şart olduğunu belirtti. Hekimin, hastanın sağlık geçmişini ve yüz yapısını analiz ederek en doğru ve güvenli yöntemi belirlediğini ifade etti. Toplumda estetik uygulamaların çoğu zaman bir alışveriş gibi değerlendirildiğini de hatırlatan Op. Dr. Nuray Kuzukıran, bu bakış açısının son derece yanlış olduğunu vurgulayarak “Estetik uygulamalarda satın aldığınız şey yalnızca bir dolgu maddesi ya da işlem değildir. Asıl önemli olan, o uygulamayı gerçekleştiren hekimin yıllara dayanan tıp eğitimi, anatomi bilgisi ve deneyimidir” dedi. Açıklamasının sonun da önemli bir çağrıda bulunan Op. Dr. Kuzukıran, işlem yaptırmadan önce mutlaka hekimin uzmanlığının sorgulanması gerektiğini belirtti. Uygulamanın yapılacağı merkezin hijyen koşullarının, kullanılan ürünlerin orijinalliğinin ve hekimin yetkinliğinin mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini vurguladı. Sağlığın geçici estetik trendlerden çok daha değerli olduğunun altını çizen Op. Dr. Nuray Kuzukıran, sözlerini “Unutulmamalıdır ki estetik uygulamalar, sağlığınızı riske atacak kadar ucuz olmamalıdır. Ucuz olanı değil, uzman olanı tercih edin” diyerek tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.