Hava Durumu

#Radyoterapi

- Radyoterapi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Radyoterapi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Beyin tümörünün 6 önemli sinyali Haber

Beyin tümörünün 6 önemli sinyali

Beyin tümörlerinin tanı ve tedavisinde artık özel biyopsi yöntemlerinden akıllı ilaçlara kadar pek çok yeni yöntemin bulunduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bugün artık beyin tümörleri yeni teknoloji ve tekniklerin kullanıldığı cerrahi, radyoterapi ve sistemik tedavilerle farklı branşların güçlü ortak aklının rehberliğinde en ince ayrıntılarıyla değerlendiriliyor. Yeni teknolojilerle tümörler artık daha iyi kontrol ediliyor, hastaların yaşam süreleri uzuyor ve tedavi kaynaklı olası sinir hücresi hasarları azalıyor” dedi. Beyin, binlerce kıvrım ve yoldan oluşan karmaşık yapısıyla tıbbın en zorlu çalışma alanlarından biri olmayı sürdürüyor. Ancak gelişen teknoloji; akıllı ilaçlar, hibrit ameliyathaneler ve moleküler patoloji sayesinde beyin tümörlerine karşı yürütülen savaşta yeni bir dönem başlatıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 130’dan fazla türü bulunan beyin tümörlerinde artık ‘hastalık’ değil, ‘hasta’ tedavi ediliyor. Baş ağrısı, unutkanlık, sinirlilik ve güçsüzlük belirtileri hafife alınmamalı Dünya genelinde akciğer ve meme kanseri kaynaklı ölümlerde düşüş gözlenirken, beyin tümörlerinde ölüm oranlarının yüzde 3 ile sabit seyrettiğinin altını çizen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Özellikle çocukluk çağı tümörlerinde beyin tümörleri, ölüm nedenleri arasında ne yazık ki ilk sırada yer alıyor. Beyin tümörlerinin erken teşhis edilmesi için standart bir tarama yöntemi bulunmuyor. Ancak özellikle baş ağrısı, kusma, bulantı, görme bozukluğu, bilinç bozulması, epilepsi-sara krizi gibi nöbet geçirme, kol ve bacaklarda güçsüzlük, sinirlilik, iştahsızlık, işitmede azalma, unutkanlık, konuşma ve anlamada yetersizlik, yazamama, dengesizlik, el ve ayaklarda büyüme gibi yakınmalardan biri ya da birkaçının görülmesi durumunda belirtiler hafife alınmayıp mutlaka bir doktora başvurmak gerekiyor” dedi. Tedavi için multidisipliner bir yaklaşım şart Kanser tedavisinde artık tek bir branşın değil, nöroloji, radyoloji, patoloji, beyin cerrahisi ve onkoloji uzmanlarının yer aldığı "Nöroonkoloji Konseyleri"nin karar verdiğini hatırlatan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Günümüzde patoloji, sadece mikroskop altında hücre incelemesi yapmanın ötesine geçerek tümörün genetik haritasını çıkarıyor. Yeni nesil dizileme (NGS) gibi moleküler yöntemlerle tümörün DNA'sındaki değişiklikler analiz edilerek; hastalığın seyri öngörülüyor ve doğrudan tümör hücresini hedef alan akıllı ilaçlar seçiliyor” şeklinde konuştu. Modern teknolojiler ameliyat başarısını artırıyor Beyin cerrahisinde artık "daha çok kesi" değil, "daha akıllı cerrahi"nin ön planda olduğunu, hibrit ameliyathanelerde kullanılan ileri teknolojiler sayesinde operasyonların çok daha güvenli hale geldiğini söyleyen Prof. Dr. Göçmen, “Beyin cerrahisinde kullanılan modern teknolojiler, operasyonların başarısını ve güvenliğini en üst seviyeye taşıyor. Bu kapsamda nöronavigasyon teknolojisi cerraha tümöre ulaşması için en kısa ve güvenli rotayı belirleyen dijital bir yol haritası sunarken; fonksiyonel MR ve traktografi yöntemleri beynin konuşma, hareket ve görme gibi hayati merkezlerini haritalandırarak bu kritik bölgelerin korunmasına yardımcı oluyor. Öte yandan, cerrahi müdahalenin mümkün olmadığı veya şüpheli görülen lezyonlarda devreye giren stereotaktik biyopsi ise yüzde 95 gibi yüksek bir doğruluk oranıyla güvenilir tanı konulmasına olanak sağlıyor” diye konuştu. Ne zaman uzmana başvurulmalı? Aşağıdaki sorulara "Evet" yanıtı veriliyorsa, acilen bir doktora başvurulmalı: 1. Ağrı ilk kez 10 yaşın altında veya 50 yaşın üstünde mi ortaya çıktı? 2. Daha önce mevcut olan ağrı şiddetlendi ve şekli değişti mi? 3. Baş ağrısı şimdiye kadar hayatınızda karşılaştığınız en şiddetli ağrı mı? Ağrı kesicilere rağmen geçmiyor mu? 4. Konuşma bozukluğu, görme bozukluğu, kol ve bacaklarda uyuşmalar, güçsüzlük (felç) gibi nörolojik şikayetler baş ağrınıza eşlik ediyor mu? 5. Baş ağrınız hep aynı bölgede mi? 6. Sabah uyandığınızda baş ağrınız var mı? Kusarak rahatlıyor musunuz?

ÇOCUKLUK ÇAĞI KANSERLERİNDE   TEDAVİ ORANI YÜZDE 87’YE ULAŞTI! Haber

ÇOCUKLUK ÇAĞI KANSERLERİNDE TEDAVİ ORANI YÜZDE 87’YE ULAŞTI!

Bu yıl 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü’nü çok umut veren gelişmelerle karşıladıklarını belirten Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu “Çocukluk çağı kanserlerinde artık çok daha güçlü bir noktadayız. Bilimsel gelişmeler, moleküler tedaviler ve ileri teknoloji uygulamalarıyla yeni bir döneme girdik. Amacımız her çocuğun iyileşmesinin ötesinde, sağlıklı bir erişkin olması” diyor. Prof. Dr. Çorapçıoğlu, 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü kapsamında yaptığı açıklamada, çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde yeni dönemi anlattı, ailelere önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Çocukluk çağında yaygın görülen lösemi ve lenfoma gibi kanserler, son yıllarda teknoloji ve tıptaki hızlı ilerlemeler sayesinde başarıyla tedavi edilebiliyor. 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü öncesinde bilim dünyasında heyecan yaratan bir haber aldıklarını belirten Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu şöyle konuşuyor: “Çocuklarda kanser tedavisinde başarı oranı geçmişe kıyasla çok önemli noktalara geldi. Öyle ki; artık neredeyse tamamen tedavi edilebilir bir hastalıktır diyebiliriz. Amerikan Kanser Derneği’nin 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla açıkladığı orana göre; çocukluk çağı kanserleri 1970’lerde yüzde 50-60 civarında tedavi edilebilirken, günümüzde tedavide çok ciddi ilerleme kaydedilmiş ve başarı oranı yüzde 87’lere çıkmıştır. Bu veri son derece ciddiye alınması gereken ve büyük umut veren bir bilgidir.” Erken tanı ve tedavi çok önemli! Tedavinin başarısında; kanserin türü, evresi ve çocuğun yaşının önemli faktörler olduğunu belirten Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Çorapçıoğlu bu noktada ailelere çok önemli görevler düştüğünü belirterek “Ebeveynler çocuklarını çok iyi gözlemlemeli, özellikle bacak, bel ya da kemik ağrısı, ateş, çabuk yorulma, halsizlik, vücutta morluklar ya da sık sık burun/ diş eti kanamaları gibi belirtiler varsa mutlaka ciddiye alarak altında yatan nedenin bulunması için ısrarcı ve takipçi olmalıdır. Bazen ‘büyüme ağrısıdır’ denilen ve geçmeyen ağrıların altında çocukluk çağı kanserleri yatabiliyor” diyor. Erken tanı sayesinde özellikle lösemi, lenfoma ve sarkomlarda oldukça başarılı sonuçlar alınsa da bazı saldırgan beyin tümörlerinde daha fazla ilerlemeye ihtiyaç olduğunu belirten Prof. Dr. Çorapçıoğlu bu alanda da çalışmaların yoğun şekilde devam ettiğini söylüyor. Moleküler Çağ: “Tam 12’den Vurmak” Son yılların en önemli gelişmelerinden birinin de; kanserin moleküler özelliklerinin daha iyi anlaşılması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çorapçıoğlu sözlerine şöyle devam ediyor: “Her tümör kendine özgü genetik ve moleküler değişiklikler taşıyor. Bu değişikliklere yönelik geliştirilen ilaçlar tedavide yeni bir dönem başlattı. Elimizde moleküler tetkikler varsa ve hedefi doğru belirleyebiliyorsak, doğrudan o değişikliğe yönelik ilaçlar kullanabiliyoruz. Buna adeta ‘tam 12’den vurmak’ diyebiliriz. Bazı hastalarda hedefli tedaviler ve immünoterapiler sayesinde kemoterapiye hiç ihtiyaç duymadan tedaviyi sağlayabiliriz. Bazı durumlardaysa bu yeni ilaçları kemoterapinin etkisini artırmak için kullanıyoruz. Eskiden sadece kemoterapiye dayalı tedaviler varken, bugün çok daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım söz konusu. Bu, çocukluk çağı kanserlerinde çok çok büyük bir kazanım.” Proton tedavisiyle daha az yan etki! Günümüzde bir başka çok önemli kazanımın da; çocuk onkolojisinde önemli bir yer tutan radyoterapi alanında yaşandığının altını çizen Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu “Radyoterapideki teknolojik gelişmeler çocukları koruyarak tedavi etmeye olanak sağlıyor. Bu gelişmeler arasında proton tedavisi öne çıkıyor ki, özellikle beyin tümörlerinde bu yöntemin büyük avantaj sağladığını görüyoruz. Proton tedavisi, çevre dokulara daha az zarar vererek tümörü hedef alabiliyor. Özellikle gelişim çağındaki çocuklarda büyük önem taşıyor” diyor. Amaç sadece iyileştirmek değil, sağlıklı erişkinler yetiştirmek Teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde bugün artık sadece çocuğu iyileştirmeyi değil, onun ileride sağlıklı bir erişkin olmasını da hedeflediklerini vurgulayan Prof. Dr. Çorapçıoğlu, bu nedenle verdikleri her tedavinin uzun dönemli etkilerini dikkatle gözetlediklerini belirterek “15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü’nü umut veren gelişmelerle karşılıyoruz. Çocukluk çağı kanserlerinde artık çok daha güçlü bir noktada olduğumuzu söyleyebilirim. Bilimsel gelişmeler, moleküler tedaviler ve ileri teknoloji uygulamalarıyla yeni bir döneme girdik. Amacımız her çocuğun sağlıklı bir geleceğe ulaşması” diyor.

Kanserden değil, geç kalmaktan korkun! Haber

Kanserden değil, geç kalmaktan korkun!

Uluslararası Kanserle Mücadele Örgütü öncülüğünde tüm dünyada 4 Şubat Dünya Kanser Günü olarak anılan bu özel gün kapsamında, kanserle mücadelede farkındalık oluşturmak, erken tanının önemine dikkat çekmek ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmek amacıyla çeşitli çalışmalar yürütülüyor. ERKEN TANI TEDAVİ ŞANSINI ARTIRIYOR Kanserde erken teşhisin tedavi sürecini doğrudan etkilediğini belirten Doç. Dr. Selin Aktürk Esen, “Kanserden korunmaya yönelik öneriler kanser türüne göre farklılık gösterebilir. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, sigara, alkolden uzak durulması, cilt kanserleri için güneş maruziyetinin azaltılması ve güneş koruyucu kullanımı ile birlikte düzenli doktor kontrollerinin büyük önem taşır” dedi. Kanser tanısı alan hastaların ilk olarak bir medikal onkoloğa başvurması gerektiğini vurgulayan Esen, tedavi sürecinin hastaya özel bir yol haritası ile planlamasının önemine dikkat çekti. Kanserin türüne ve evresine göre cerrahi tedaviler, radyoterapi, kemoterapi, akıllı ilaçlar ve diğer güncel tedavi seçeneklerinin belirlendiğini ifade eden Esen, bu sürecin mutlaka uzman hekim eşliğinde yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde birçok kanser türünde etkili tedavilerin mümkün olduğunu belirten Esen, her hastanın sürecinin farklı olduğunu ve bu nedenle tedavilerin bireye özel olarak planlandığını söyledi. Multidisipliner konseylerde hastaların haftalık olarak değerlendirildiğini aktaran Esen, “Hastalık yoktur, hasta vardır. Her tedavi bireye özeldir” anlayışıyla hastaların yanında olduklarını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.