Hava Durumu

#Protein

- Protein haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Protein haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Okul kantinlerinde sağlıklı seçenekler cazip hale getirilmeli! Haber

Okul kantinlerinde sağlıklı seçenekler cazip hale getirilmeli!

Üsküdar Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, okul kantinlerinde satılacak gıdalara ilişkin güncellenen kriterleri, çocuklara sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılması ve kantin ürünlerine ekonomik erişim konularını değerlendirdi. “Beslenme davranışı yetişkinlikte birdenbire oluşmuyor” Okul kantinlerine yönelik düzenlemelerin çocukların bugünkü sağlığının yanı sıra gelecekteki beslenme alışkanlıkları açısından da önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Müge Arslan, “Beslenme davranışı yetişkinlikte birdenbire oluşan bir davranış değildir. Porsiyon kontrolü, besin tercihleri ve hangi besinlerin günlük yaşamda öncelikli hale getirileceği çocukluk ve ergenlik döneminde şekillenir. Beslenme davranışı bu süreçte oluşur.” dedi. Çocukluk döneminde atılan adımların yaşamın ilerleyen yıllarına da yansıdığını vurgulayan Prof. Dr. Arslan, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının erken yaşlarda desteklenmesi gerektiğini kaydetti. Çocuklukta kazanılan alışkanlıklar gelecekteki sağlığı da etkiliyor Çocukluk çağı obezitesine dikkat çeken Prof. Dr. Müge Arslan, okul ortamında sağlıklı besin seçeneklerinin sunulmasının uzun vadeli bir koruyucu sağlık yaklaşımı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Arslan, “Çocukluk çağında atılan bu adım hem çocuk sağlığı açısından hem de ileride yetişkinlik ve yaşlılık süreçlerinde sağlıksız beslenmeye paralel oluşabilecek, başta obezite olmak üzere kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve hipertansiyon gibi pek çok sağlık sorununa karşı koruyucu bir uygulamadır. Bu nedenle çok yönlü değerlendirilmesi gerekir.” dedi. Amaç, sağlıklı besin tercihine yönelik farkındalık kazandırma Sağlıklı tercihlerin gerekçelerinin anlatılmasının önemine işaret eden Prof. Dr. Müge Arslan, “Aslında uygulamadaki amaç yasak değil, çocuğun sağlıklı besin tercihine yönelebilme farkındalığını artırmak. Bu çok önemli.” diye konuştu. Gıdaların değerlendirilmesinde içeriklerinin önem taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Arslan; şeker, tuz ve doymuş yağ miktarları ile lif, protein ve meyve içeriğinin dikkate alınması gereken unsurlar arasında yer aldığını söyledi. Sağlıklı seçenekler çocuklar için cazip hale getirilmeli Kantinlerde sunulan alternatiflerin çocukların severek tercih edebileceği biçimde hazırlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Müge Arslan, alışılmış ürünlerin içerik ve hazırlanma yöntemlerinin değiştirilebileceğini anlattı. Prof. Dr. Arslan, şu önerilerde bulundu: “Çocuklara verilen besinlerin daha albenili, cazip hale getirilmesi lazım. Yine tost ya da poğaça olabilir ama bunların sağlıklı yöntemlerle yapılması gerekiyor. Beyaz un yerine tam tahıllı un kullanılabilir. İçerisine koyulan yağ açısından da katı yağlar yerine zeytinyağı ile yapılan ürünler tercih edilebilir.” Hamburger gibi çocukların ilgi gösterdiği ürünlerde de ekmek seçiminin ve pişirme yönteminin gözden geçirilebileceğini dile getiren Prof. Dr. Arslan, sağlıklı alternatifler oluşturulurken çocukların tercih ve beklentilerinin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Gazlı içecekler yerine ayran ve kefir sunulabilir İçecek seçeneklerinin de sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılmasında önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Müge Arslan, “Kolalı, gazlı içecekler yerine ayran ve kefir olabilir.” dedi. Yiyeceklerin hazırlanmasında kullanılan yöntemlerin değiştirilmesiyle de alternatifler oluşturulabileceğini belirten Prof. Dr. Arslan, şöyle devam etti: “Derin yağda kızartma yerine baharatlandırılarak fırınlanmış patates sunulabilir. Köfteleri, hamburger köftesini yağda kızartmak yerine yine fırınlayarak sunum yapılabilir. Bunlar çocuklar için daha sağlıklı seçenekler oluyor.” “Gıdaya eşit erişimin sağlanması çok önemli” Kantin fiyatlarını da değerlendiren Prof. Dr. Müge Arslan, sağlıklı ürünlerin sunulmasının yanında çocukların bu ürünleri satın alabilmesinin de önem taşıdığını vurguladı. Prof. Dr. Arslan, “Özellikle çocukların erişebileceği ürünlerin biraz daha düşük fiyatlı olmasını tercih ederim. Çünkü gıdaya eşit erişimin sağlanması çok önemli.” ifadelerini kullandı. Ailelerin ekonomik koşullarının farklı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, evde sağlıklı besin hazırlama ve çocuğa sunma imkânlarının sınırlı kaldığı durumlarda okulun bu açığı kapatması gerektiğini söyledi. Kantin fiyatlarında çocukların erişimi gözetilmeli Prof. Dr. Müge Arslan, her ailenin kantinde satılan ürünleri karşılayamayabileceğini belirterek, “Besine eşit erişimin sağlanması gerekiyor, bu çok önemli. Besinlerin her çocuk için eşit erişimi sağlayacak ücretlerde olması lazım. Enflasyon yükseliyor olabilir ama okullarda fiyat uygulaması açısından farklı bir yaklaşım düşünülmeli.” şeklinde sözlerini tamamladı.

OKUL BAŞARISI İÇİN SAĞLIKLI BESLENME ŞART Haber

OKUL BAŞARISI İÇİN SAĞLIKLI BESLENME ŞART

Uyku düzeninden fiziksel aktiviteye, ders çalışma saatlerinden öğün düzenine kadar birçok alışkanlığın yeniden oluşturulduğu bu dönemde beslenme de büyük önem taşıyor. Çocukluk döneminde yeterli ve dengeli beslenmenin büyüme ve gelişmeyi desteklemesinin yanı sıra dikkat, öğrenme, enerji düzeyi ve genel sağlık açısından da kritik bir role sahip olduğunu belirten Burtom Özlüce Tıp Merkezi Uzm. Dyt. Asu Kurtuluş, okul döneminde beslenmeye dair önerilerde bulundu. Uzun süren gece açlığının ardından güne kahvaltıyla başlamanın, çocuğun günlük beslenme düzeninin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Uzm. Dyt. Asu Kurtuluş, özellikle protein, kompleks karbonhidrat ve sağlıklı yağ kaynaklarının bir arada bulunduğu bir kahvaltının tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Yumurta, peynir, süt veya yoğurt gibi protein kaynaklarının; tam tahıllı ekmek, yulaf veya benzeri karbonhidrat kaynaklarıyla ve sebze-meyvelerle birlikte tüketilmesinin dengeli bir öğün oluşturabileceğini belirtti. Her çocuğun sabah iştahı ve beslenme alışkanlığının aynı olmadığına dikkat çeken Uzm. Dyt. Kurtuluş, “Kahvaltıyı bir mücadele alanına dönüştürmek yerine çocuğun tüketebileceği uygun alternatifler sunmak daha doğru bir yaklaşım olacaktır” değerlendirmesinde bulundu. Beslenme Çantası Çocuğun Gününü Desteklemeli Okulda geçirilen uzun saatler düşünüldüğünde beslenme çantasının içeriğinin de önem kazandığını ifade eden Uzm. Dyt. Asu Kurtuluş, beslenme çantasında yalnızca paketli atıştırmalıkların bulunması yerine farklı besin gruplarından seçeneklere yer verilmesinin hedeflenmesi gerektiğini kaydetti. Burada amacın kusursuz bir beslenme çantası hazırlamak değil, çocuğa gün içerisinde farklı besin gruplarına ulaşabileceği dengeli seçenekler sunmak olduğunun altını çizdi. Su Tüketimi Unutulmamalı Çocukların okul sırasında oyun, ders ve sosyal aktiviteler nedeniyle susadıklarını fark etmeyebileceklerini hatırlatan Uzm. Dyt. Asu Kurtuluş, yeterli sıvı tüketiminin günlük yaşamın önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Çocuğun okula kendi matarasını götürmesi ve gün içerisinde düzenli olarak su içmesinin desteklenmesinin iyi bir alışkanlık oluşturabileceğini söyleyen Kurtuluş, şekerli içeceklerin günlük sıvı ihtiyacının temel kaynağı haline gelmemesine dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti. Paketli Ürünleri Tamamen Yasaklamak Yerine Dengeyi Öğretmek Çocukların beslenmesinde sık yapılan hatalardan birinin bazı yiyecekleri tamamen "yasaklı" ilan etmek olduğunu aktaran Uzm. Dyt. Asu Kurtuluş, şu uyarılarda bulundu: “Çikolata, kek, bisküvi veya benzeri ürünlerin tüketimini tamamen yasaklamak yerine bunların günlük beslenmenin temelini oluşturmaması ve daha besleyici seçeneklerle dengelenmesi gerektiği öğretilmelidir. Çocuğa sağlıklı beslenmeyi öğretmenin en etkili yollarından biri, besinleri 'iyi-kötü' şeklinde sınıflandırmak yerine çeşitlilik ve denge kavramlarını kazandırmaktır.” Sebze ve Meyve Tüketiminde Çeşitlilik Önemli Çocukların büyüme döneminde vitamin, mineral, lif ve antioksidanlardan yeterli miktarda faydalanabilmesi için sebze ve meyvelerin beslenmede düzenli olarak yer alması gerektiğini bildiren Uzm. Dyt. Kurtuluş, farklı renklerde sebze ve meyvelerin sofraya eklenmesinin hem besin çeşitliliğini artıracağını hem de çocukların yeni tatlarla tanışmasına yardımcı olacağını belirtti. Özellikle seçici yiyen çocuklarda bir besini ilk denemede sevmemesinin oldukça normal bir durum olduğunu vurgulayan Kurtuluş, “Bir yiyeceği reddettiğinde tamamen beslenmeden çıkarmak yerine, farklı zamanlarda ve farklı şekillerde tekrar sunmak faydalı olabilir. Çocuğu zorlamak yerine yeni tatları keşfetmesine fırsat vermek gerekir” dedi. Sürdürülebilir Alışkanlıklar Yaşam Boyu Sağlığın Temeli Sonuç olarak okula dönüş döneminde hedefin, çocuğun beslenmesini katı kurallarla kontrol etmek değil; yeterli, dengeli, çeşitli ve sürdürülebilir bir beslenme düzeni oluşturmak olması gerektiğini vurgulayan Burtom Özlüce Tıp Merkezi Uzm. Dyt. Asu Kurtuluş, çocukluk döneminde kazanılan doğru beslenme alışkanlıklarının yalnızca okul başarısını veya günlük enerjiyi değil, yaşam boyu sürdürülebilecek sağlıklı alışkanlıkların temelini de oluşturduğunu sözlerine ekledi.

Okul çantasını doldururken bu 7 kurala dikkat! Haber

Okul çantasını doldururken bu 7 kurala dikkat!

Yeni eğitim döneminde çocukların okulda sağlıklı beslenmesi için ebeveynlere önemli tavsiyeler geldi. Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Necla Kaygusuz, beslenme çantası hazırlanırken tek bir besin grubuna odaklanmak yerine protein, karbonhidrat, sebze, meyve ve süt ürünlerinin dengeli şekilde bir araya getirilmesi gerektiğini söyledi. Çocukluk döneminde edinilen beslenme alışkanlıklarının ilerleyen yaşlarda da sağlıklı yaşamın önemli bir parçası olduğunu belirten Kaygusuz, ebeveynlere 7 maddelik öneri listesi sundu. Kaygusuz, sağlıklı bir beslenme çantasının yalnızca çocukların günlük enerji ihtiyacını karşılamakla kalmayıp, küçük yaşlarda doğru beslenme alışkanlıklarının kazanılmasına da katkı sağlayacağını vurguladı. İŞTE BESLENME ÇANTASININ 7 OLMAZSA OLMAZI Protein ekleyin: Haşlanmış yumurta, peynir, tavuk, ev yapımı köfte ve yoğurt gibi protein kaynakları tercih edilebilir.Doğru karbonhidratı seçin: Basit şeker ve yoğun işlenmiş ürünler yerine tam tahıllı ekmek gibi kompleks karbonhidratlara yönelin. Peynirli veya yumurtalı sandviçler pratik bir alternatif olabilir.Sebze ve meyveyi unutmayın: Havuç, salatalık ve domates gibi kolay tüketilebilen sebzelerin yanı sıra mevsim meyveleri de beslenme çantasında yer almalı.Paketli ürünleri sınırlandırın: Şeker, tuz ve yağ içeriği yüksek atıştırmalıklar yerine ev yapımı tam tahıllı poğaça, sebzeli krep veya şekersiz meyveli kek gibi seçenekler tercih edilebilir.Kalsiyum kaynaklarına yer verin: Süt, yoğurt ve ayran gibi ürünler, büyüme döneminde kemik ve diş gelişiminin desteklenmesine katkı sağlayabilir. Uygun saklama koşulları varsa kefir de tercih edilebilir.Ara öğünleri planlayın: Çocuğun yaşına ve enerji ihtiyacına uygun miktarda badem, fındık veya ceviz ile mevsim meyveleri dengeli bir ara öğün oluşturabilir.Su matarası mutlaka bulunsun: Çocukların gün boyunca düzenli su içmesi teşvik edilmeli. Yanlarında su matarası bulunması, su tüketiminin alışkanlık haline gelmesine yardımcı olabilir.

Uzmandan menopoz için “ikinci bahar” önerileri Haber

Uzmandan menopoz için “ikinci bahar” önerileri

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Parvana Seyidova, menopozda fit ve zinde kalmanın yollarını anlatarak, bu dönemde hedefin sadece sıcak basmalarını azaltmak ya da kilo kontrolü sağlamak olmadığını; kasları, kemikleri, kalbi, beyni ve ruhsal iyilik halini birlikte korumak gerektiğini vurguladı. KAS VE KEMİK SAĞLIĞINA DİKKAT ÇEKTİ Uzman, menopoz döneminde kas kütlesi ve gücünde azalma görülebileceğini belirterek, yürüyüşün önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını ifade etti. Haftalık düzene kuvvet ve direnç egzersizlerinin eklenmesini önerdi. Kemik sağlığının da menopozun ilk yıllarından itibaren korunması gerektiğini kaydeden Seyidova, ağırlık taşıyan egzersizler, yeterli protein, dengeli beslenme, gerektiğinde de kemik mineral yoğunluğu ölçümü ve osteoporoz risk değerlendirmesinin önemine işaret etti. “METABOLİZMAYI AÇ BIRAKMAYIN” UYARISI Menopozda vücut kompozisyonunun değişebileceğini ve karın çevresinde yağlanmanın artabileceğini söyleyen Seyidova, çözümün daha az yemek değil, doğru beslenmek olduğunu belirtti. Yeterli protein, sebze, lifli gıdalar, sağlıklı yağlar ve az işlenmiş besinlerden oluşan bir beslenme düzeninin; kasları, bağırsak sağlığını, kan şekeri dengesini ve kalp-damar sistemini destekleyeceğini ifade etti. Menopoz döneminde uyku sorunlarının sık görüldüğünü hatırlatan Seyidova, kaliteli uykunun tedavinin bir parçası olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Düzenli uyku saati, akşam ışığının azaltılması ve geç saatlerde ağır yemekten kaçınılması gibi küçük değişikliklerin fayda sağlayabileceğini aktardı. Ruhsal iyilik halinin de en az fiziksel sağlık kadar önemli olduğunu belirten uzman, yoga, meditasyon, nefes çalışmaları, doğa yürüyüşü ve sosyal ilişkilerin bu süreçte destekleyici olduğunu dile getirdi. “MENOPOZ PLANINIZ SİZE ÖZEL OLMALI” Dr. Seyidova, her kadının menopoz sürecinin farklı olduğuna dikkat çekerek, herkese aynı vitaminlerin, beslenme planının veya hormon yaklaşımının uygun olmayacağını vurguladı. Menopoz değerlendirmesinde kalp-damar riski, kemik sağlığı, kas gücü, uyku, ruhsal durum ve cinsel sağlığın birlikte ele alınması gerektiğini belirten Seyidova, uygun hastalarda menopoz hormon tedavisinin de bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Dr. Seyidova, menopozu “ikinci bahar”a çevirmek için her kadının kendine 10-20 yıl sonra nasıl bir kadın olmak istiyorsunuz' sorusunun sorulması gerektiğini belirterek, sağlıklı, güçlü, hareketli ve bağımsız bir yaşam için menopoz süreci bugünden doğru yönetilmesi gerektiğini kaydetti.

Bursa Nilüfer’de kuru tarıma alternatif ürün... “Aspir” hasadı yapıldı Haber

Bursa Nilüfer’de kuru tarıma alternatif ürün... “Aspir” hasadı yapıldı

Nilüfer Belediyesi, çiftçilere alternatif tarım üretimi konusundaki çalışmalarını sürdürüyor. Küresel ısınma, iklim değişikliği ve her geçen gün zorlaşan hava şartları kapsamında Nilüfer’in Doğanköy Mahallesi’nde örnek bir uygulama yapıldı. Doğanköy’de 2026 yılında ekilen kuraklığa dayanıklı aspir bitkisinin hasadı, Nilüfer Belediyesi Kırsal Hizmetleri Müdürlüğü çalışanları, Nilüfer Ziraat Odası Başkanı Şenol Aybey, Doğanköy Muhtarı Fedai Gül ve Başköy Muhtarı Recep Uslu’nun katılımıyla gerçekleştirildi. Nilüfer Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olan çiftçi Fikret Balcı’ya ait 20 dekar tarlada yapılan ilk deneme, bölge tarımı için örnek çalışma niteliği taşıyor. Türkiye’de uzun yıllardır devam eden bitkisel yağ açığını kapatmak ve döviz kaybını önlemek amacıyla başlatılan projede, Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün geliştirdiği “Yektay” çeşidi tohumlar kullanıldı. Toplam 20 dekar ekim alanının 5 dekarı enstitü, 15 dekarı ise Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (NİLKOOP) tarafından desteklendi. FARKLI SEKTÖRLERDE KULLANILABİLİYOR Doğanköy’deki ilk hasatta dönüm başına 100 ile 150 kilogram arasında, toplamda ise yaklaşık 2,5-3 ton ürün elde edilmesi hedefleniyor. Tohumlarında yüzde 30 ile 50 arasında yağ bulunduran aspir; Linoleik (Omega-6) ve Oleik (Omega-9) olmak üzere iki ayrı tipe sahip. Kaliteli yemeklik yağ olmasının yanı sıra kozmetik sektöründe, cilt bakımında, biyodizel yapımında ve aynı zamanda yeşil kısımlarından çay yapılarak da değerlendirilebiliyor. Yüzde 21-22 protein içeren küspesi ise hayvan yemi olarak hayvancılık sektörüne kazandırılabiliyor. Hasat edilen ürünler Nilüfer Belediyesi tarafından alınarak yağa dönüştürülecek. Elde edilen yerli aspir yağı ambalajlanarak NİLKOOP’a ait Nilüfer Bostan marketlerde doğrudan tüketicilere ulaştırılacak. Nilüfer Ziraat Odası Başkanı Şenol Aybey, değişen iklim koşulları ve maliyetler nedeniyle tek bir ürüne bağımlı kalmanın artık büyük risk taşıdığını vurgulayarak, aspir bitkisinin bölgede güçlü bir çeşitlilik sağlayacağını ifade etti.

MENOPOZUN SİNSİ TEHLİKESİ: KAS KAYBI Haber

MENOPOZUN SİNSİ TEHLİKESİ: KAS KAYBI

Menopoz döneminde kadın metabolizmasında yaşanan değişimlere dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuray Kuzukıran, sürecin yalnızca hormonal bir evre olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Menopozla birlikte vücutta en çok gözden kaçan noktanın kas kütlesindeki azalma olduğunu ifade eden Dr. Kuzukıran, bu durumun fiziksel güçten kemik sağlığına, dengeden metabolizma hızına kadar tüm yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi. “Menopoz Bir Günde Gelmiyor, Hazırlık 40’lı Yaşlarda Başlamalı” Pek çok kadının menopoza hazırlık için belirtilerin başlamasını beklediğini dile getiren Op. Dr. Nuray Kuzukıran, “Menopoz bir günde gelişen bir durum değildir, yıllar içinde hormonal değişimlerin etkisiyle vücutta kademeli dönüşümler yaşanır. Bilimsel veriler bize gösteriyor ki menopoza hazırlık aslında 40’lı yaşlarda, hatta daha erken dönemde başlamalıdır. Bu süreçte alınacak doğru önlemler, ilerleyen yıllardaki yaşam kalitesini belirleyen en büyük yatırımdır. Günümüzde kası sadece hareket etmemizi sağlayan bir yapı olarak değil, vücudun en önemli metabolik organlarından biri olarak kabul ediyoruz. Kaslarımız kan şekeri kontrolünden insülin duyarlılığına, enerji tüketiminden denge ve koordinasyona kadar pek çok vital işlevi üstlenir. Yaşla birlikte ortaya çıkan ve sarkopeni olarak adlandırılan kas kaybı, menopozda östrojen hormonundaki hızlı düşüşle birlikte çok daha belirgin bir hal alır” dedi. “Eskisi Kadar Yemiyorum Ama Kilo Alıyorum” Diyorsanız Nedeni Azalan Kaslar Östrojenin sadece bir kadınlık hormonu olmadığını, kas, kemik, kalp-damar ve beyin dokusu üzerinde koruyucu kalkan görevi üstlendiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Kuzukıran, östrojenin çekilmesiyle kas protein sentezinin yavaşladığını ve karın çevresinde yağlanmanın arttığını kaydetti. “Eskisi kadar yemiyorum ama yine de kilo alıyorum” şikayetinin temelinde bazal metabolizma hızının düşmesi ve azalan kas kütlesi olduğunu vurgulayan Op. Dr. Kuzukıran, bu dönemde sadece tartıdaki rakama odaklanmanın yanlış olduğunu, asıl hedefin vücudun yağ-kas dengesini muhafaza etmek olması gerektiğini altını çizdi. Osteoporoza Karşı En Etkili İlaç: Direnç Egzersizleri ve Protein Güçlü kasların güçlü kemikler anlamına geldiğini ifade eden Op. Dr. Nuray Kuzukıran, kemik yapımını uyarmak için kasların kemiklere mekanik yük uygulamasının şart olduğunu söyledi. Yalnızca kalsiyum takviyesi almanın menopozda yeterli gelmeyeceğini belirten Op. Dr. Kuzukıran, “Haftada en az 2-3 gün yapılacak ağırlık çalışmaları, direnç bantları, pilates, tempolu yürüyüş veya Tai Chi gibi denge egzersizleri kas kaybını yavaşlatmada en güçlü ilacımızdır. Bunun yanı sıra yaş ilerledikçe vücudun proteini işleme verimliliği düştüğü için yumurta, yoğurt, kefir, balık, baklagiller gibi kaliteli protein kaynaklarını gün içine dengeli dağıtarak tüketmek gerekir. Ayrıca kas onarımının gerçekleştiği kaliteli gece uykusu ve kortizolü dengeleyecek stres yönetimi de bu bütüncül yaklaşımın ayrılmaz birer parçasıdır” şeklinde konuştu. “Güçsüz Yaşlanmak Büyük Ölçüde Önlenebilir” Menopoz döneminde D ve B12 vitamini, demir depoları, tiroid, kan şekeri ve kemik mineral yoğunluğu ölçümlerinin düzenli yapılması gerektiğini hatırlatan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuray Kuzukıran açıklamasını “Menopozu korkulacak değil, doğru hazırlanılacak bir dönem olarak görmeliyiz. Asıl hedefimiz sadece yaşam süresini uzatmak değil, sağlıklı ve bağımsız kalınan süreyi artırmaktır. Yaş almak kaçınılmazdır ancak güçsüz yaşlanmak büyük ölçüde önlenebilir. Kas kütlesini korumak rahat yürüyebilmek, merdiven çıkabilmek, torunları kucağa alabilmek ve düşme riskinden uzak kalabilmek için şarttır. Menopoza hazırlanmanın en doğru zamanı yarın değil, bugündür” diyerek tamamladı.

Türk Kanser Derneği’nden yaz aylarında beslenme uyarısı Haber

Türk Kanser Derneği’nden yaz aylarında beslenme uyarısı

Yaz aylarında artan sıcaklıklar, kanser tedavisi gören bireyler için bazı ek zorlukları da beraberinde getiriyor. Türk Kanser Derneği Gönüllü Diyetisyeni ve Uzman Şef Yasemin Güzel, özellikle sıcak havalarda yeterli sıvı tüketiminin ve güvenli beslenmenin büyük önem taşıdığını belirterek önemli uyarılarda bulundu. Kanser tedavisi sürecinde bazı hastalarda iştahsızlık, mide bulantısı, halsizlik ve sıvı kaybı görülebildiğini ifade eden Güzel, yaz aylarında bu durumların daha belirgin hale gelebildiğini söyledi. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmenin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Güzel, ayran, kefir, çorba ve su oranı yüksek meyvelerin de günlük sıvı ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olabileceğini belirtti. Karpuz, kavun, çilek, şeftali ve kayısı gibi yaz meyvelerinin hem ferahlatıcı hem de sıvı desteği sağlayan besinler olduğunu söyleyen Güzel, bu besinlerin yoğurt veya kefir gibi protein kaynaklarıyla birlikte tüketilmesinin daha dengeli bir öğün oluşturacağını ifade etti. Besin Güvenliği İhmal Edilmemeli Yaz aylarında gıdaların daha hızlı bozulabildiğine dikkat çeken Güzel, özellikle bağışıklık sistemi tedavi nedeniyle zayıflayan hastaların besin güvenliğine daha fazla özen göstermesi gerektiğini belirtti. Açıkta satılan yiyeceklerden, uzun süre güneş altında beklemiş ürünlerden ve hijyeninden emin olunmayan gıdalardan uzak durulmasını öneren Güzel, meyve ve sebzelerin tüketilmeden önce mutlaka iyice yıkanması gerektiğini söyledi. Serinletici Seçeneklerde Sağlıklı Tercihler Öne Çıkıyor Yaz aylarında tatlı tüketmek isteyenler için de önerilerde bulunan Güzel, ağır ve şerbetli tatlılar yerine ev yapımı meyveli yoğurtlar, kefirli karışımlar ve sütlü tatlıların daha dengeli seçenekler sunduğunu belirtti. 1964 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren Türk Kanser Derneği, kanser hastaları ve yakınlarına yönelik ücretsiz beslenme danışmanlığı, psikolojik destek, konaklama ve sosyal yardım hizmetleri sunmaya devam ediyor. Dernek, alanında uzman isimlerin katkılarıyla toplumda kanser farkındalığını artırmaya ve kanser hastalarının yaşam kalitesini desteklemeye yönelik çalışmalarına aralıksız sürdürüyor. Türk Kanser Derneği Gönüllü Diyetisyeni ve Uzman Şef Yasemin Güzel, “Her hastanın ihtiyaçları farklıdır. Bu nedenle beslenme planları kişiye özel hazırlanmalıdır. Yaz aylarında alınacak basit ama doğru önlemler, tedavi sürecinin daha rahat geçirilmesine ve yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayabilir” dedi.

Eti saklama ve pişirme de en az tüketim kadar önemli Haber

Eti saklama ve pişirme de en az tüketim kadar önemli

Türk Kanser Derneği gönüllü diyetisyeni Selin Zingin, Kurban Bayramı döneminde artan kırmızı et tüketimine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Zingin, kırmızı etin yüksek protein, demir, çinko ve B12 vitamini açısından değerli bir besin kaynağı olduğunu ancak tüketim kadar saklama, çözdürme ve pişirme yöntemlerinin de sağlık açısından kritik olduğunu vurguladı. Yeni kesilen etin ilk saatlerde sert bir yapıya sahip olduğunu belirten Zingin, bu durumun sindirimi zorlaştırabileceğini ve özellikle mide-bağırsak hassasiyeti olan kişilerde şişkinlik ve hazımsızlığa yol açabileceğini ifade etti. Etin tüketilmeden önce buzdolabında dinlendirilmesi gerektiğini söyledi. Etin saklama ve çözdürme koşullarına da dikkat çeken Zingin, yanlış çözdürme yöntemlerinin bakteriyel üremeyi artırabileceğini belirterek, etin en güvenli şekilde buzdolabında yavaş çözdürülmesi gerektiğini kaydetti. Çözdürülen etin tekrar dondurulmaması gerektiğini vurgulayan Zingin, acil durumlarda sızdırmaz ambalaj içinde soğuk suyla çözdürme yönteminin tercih edilebileceğini aktardı. Pişirme yöntemlerinin de sağlık açısından önemine değinen Zingin, etin yüksek ateşte veya doğrudan alevde pişirilmesinin risk oluşturabileceğini, yanmış ve kömürleşmiş bölümlerin ise kesinlikle tüketilmemesi gerektiğini söyledi. Haşlama, fırında pişirme ve kısık–orta ateşte pişirme yöntemlerinin daha güvenli olduğunu ifade etti. Kanser tedavisi gören bireylerde beslenmenin kişiye özel planlanması gerektiğini belirten Zingin, bağışıklık sistemi baskılanmış hastaların yalnızca tam pişmiş ve güvenli şekilde hazırlanmış etleri tüketmesi gerektiğini vurguladı. Çiğ ve pişmiş gıdaların temasının önlenmesi ve hijyen kurallarına dikkat edilmesinin enfeksiyon riskini azaltmada kritik rol oynadığını ifade etti.

Diyet uzmanından sahur uyarısı Haber

Diyet uzmanından sahur uyarısı

Özel Keşan Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Esra Meltem Karahan, Ramazan ayında sağlıklı beslenme konusunda açıklamada bulunurken, sahurun önemine dikkat çekti. Karahan, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Sahura kalkmak gün içerisindeki açlıktan ve sıvı kaybından en az etkilenmenizi ve daha enerjik bir gün geçirmenizi sağlayacaktır. Sakın uykuya yenilmeyin ve sahuru geçiştirmeyin. Ramazan ayında sahura kalkmadan oruç tutamayanlar, güzel sahur sofraları hazırlayanlar olduğu gibi, uykusundan vazgeçemeyip iftar ile ya da sadece sahurda su içerek oruç tutanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok. Peki, uykudan az da olsa fedakârlık edip sahura kalkarak oruç tutmak gerçekten önemli mi? Evet. Bu 30 günlük sürede her gün aynı enerjiyle günü bitirmek, günlük aktiviteleri keyifle yerine getirmek, sağlığınızdan ödün vermemek istiyorsanız sahuru ihmal etmeyin. Günlük hayatınızdaki az ve sık beslenme kuralını uyarlayarak gün içerisinde alamadığınız besin öğesi ihtiyaçlarınızı dengeli bir şekilde sağlayabilirsiniz. Ramazanda sağlıklı beslenmeye giden yol az önce söylediğim gibi “sahur” dan geçiyor. Ortalama 13 saatlik bir sürede oruç tuttulduğu için gün içerisinde kan şekeri düşebiliyor. Eğer kişiler sahura da kalkmıyor ise kan şekerinin düşüşü günün erken saatlerinde başlayıp, daha düşük değerlere ulaşabiliyor. Bu da gün içerisinde halsizlik, yorgunluk, uyku hali ve enerji düşüklüğü ile sonuçlanabiliyor. Sahura kalkarak gün içerisindeki kan şekeri düşüklüğü, yorgunluk, halsizlik, sindirim zorlukları, mide ve bağırsaklarda aşırı gaz birikimi, ani tansiyon yükselmesi, vücudun susuz kalması gibi bir çok durumu engellemiş olursunuz. Sahurda tercih edilen yiyeceklerde en az sahura kalkmak kadar önemlidir. Genel olarak midede uzun süre kalarak tok kalmanızı sağlayacak, kan şekerinde ani değişiklik yaratmayacak ve sıvı dengesini sağlayacak besinler seçilmelidir. SAHUR SEÇİMLERİ NASIL OLMALI? Yeniden uykuya geçişe uygun olmalı, Gün boyu tok kalmanıza yardım etmeli, Tuz oranı yüksek olmamalı, Yeterli sıvıyı içermeli, Yeterli lifi sağlamalı, Protein, karbonhidrat ve yağ içeren besinlerden oluşmalı, Vitamin ve mineral alımını desteklemeli, Kolay hazırlanabilir ve pratik yenebilir olmalı. Sahurda yapılacak güzel bir kahvaltı, bir gün sonrasının orucuna hazırlık için idealdir. İftarda olduğu gibi sahurda da ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınmalıyız. Peynir, yumurta, süt, lifli gıdalar, ideal bir sahur sofrası için yeterlidir. Susuzluğu arttıracağı için sahurda zeytin yerine 4-5 ceviz veya 10-15 badem fındık gibi seçimler, 1-2 tatlı kaşığı zeytinyağı daha iyi bir tercih olarak karşımıza çıkar. Ana yemek tercih edilirse; kıymalı veya tavuklu sebze yemekleri, baklagiller, bulgur, kepekli makarna, mercimek ve bulgur eklenmiş tahıllı çorbalar tercih edilebilir. Sıvı desteği için; şekersiz komposto, ayran, bitki çayları, şekersiz limonata, bol su ve maden suyu seçilebilir. SAHUR İÇİN ÖRNEK MENÜLER Örnek Menü-1: 1 bardak süt, 1-2 dilim çavdar veya tam buğday ekmeği, 1 dilim az tuzlu peynir, 1 haşlanmış yumurta, yeşillik, 2-3 ceviz, 1 porsiyon meyve, 2-3 bardak su Örnek Menü-2: 1 kase sebze çorbası, 1 küçük tabak kıymalı makarna, 1 kase yoğurt, yeşillik, 1 porsiyon meyve, 2-3 bardak su. Örnek Menü-3: 1 bardak ayran, sebzeli menemen, 1-2 dilim çavdar veya tam buğday ekmeği, yeşillik, 1 porsiyon meyve, 10-15 tane badem-fındık, 2 -3 bardak su.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.