Hava Durumu

#Profesyonel Destek

- Profesyonel Destek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Profesyonel Destek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“RUH SAĞLIĞINDA ALARM VEREN BELİRTİLERE DİKKAT” Haber

“RUH SAĞLIĞINDA ALARM VEREN BELİRTİLERE DİKKAT”

Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık kavramını yalnızca fiziksel açıdan değil, psikolojik ve sosyal yönden de bir bütün olarak ele aldığını hatırlatan Klinik Psikolog Görkem Polat, kişinin ruhsal açıdan iyi olma halinin yaşamın farklı alanlarında kendisini gösterebildiğine dikkat çekti. Polat, bireyin kendisini ve çevresiyle olan ilişkilerini değerlendirmesinin, ruh sağlığındaki değişimleri erken fark edebilmek açısından önemli olduğunu ifade etti. Ruhsal iyilik halinin önemli göstergelerinden birinin sağlıklı ve anlamlı ilişkiler kurabilmek olduğunu belirten Polat, kişinin kendisini yeterli ve değerli hissedebilmesinin de psikolojik açıdan önemli bir gösterge olduğunu söyledi. Bireyin yaşamında anlamlı bulduğu bir amaç doğrultusunda hareket etmesinin ve kendisi için anlam taşıyan uğraşlara zaman ayırabilmesinin ruhsal dayanıklılığı desteklediğini dile getirdi. Dikkat ve konsantrasyon sorunlarının da göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Polat, kişinin kendisi gibi davranabilmesi, yani otantik olabilmesi ve duygusal açıdan kendisini güvende hissedebilmesinin ruhsal iyilik halinin önemli parçaları arasında yer aldığını kaydetti. Karamsarlık ve çaresizlik kalıcı hale gelmemeli Zorlu yaşam koşullarında zaman zaman kaygı, üzüntü veya umutsuzluk hissedilebileceğini belirten Görkem Polat, asıl dikkat edilmesi gereken noktanın bu duyguların süreklilik kazanması ve kişinin günlük yaşamını etkilemeye başlaması olduğunu söyledi. Polat, ruhsal açıdan sağlıklı baş etme becerisinin, sorunlar karşısında yalnızca karamsar ve çaresiz düşüncelere saplanmak yerine çözüm odaklı ve esnek düşünebilmeyi de içerdiğini ifade etti. Farklı duygu ve düşüncelere açık olmanın, kişinin kendisine yöneltilen eleştirilere tahammül edebilmesinin de psikolojik esnekliğin göstergeleri arasında bulunduğunu aktardı. Uyku düzenindeki değişikliklerin ruh sağlığı açısından önemli bir gösterge olduğuna dikkat çeken Polat, uykuya dalmakta güçlük çekme, gece sık sık uyanma, sabahları dinlenememiş kalkma veya sürekli uyuma ihtiyacı hissetme gibi durumların kişinin yaşam kalitesindeki değişimlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Uyku, iştah ve cinsellik değişimleri de önemli Ruhsal sorunların günlük yaşamın farklı alanlarına yansıyabildiğini belirten Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Klinik Psikoloğu Görkem Polat, kişinin beslenme düzenindeki belirgin değişikliklerin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Polat, herhangi bir neden olmaksızın iştahta belirgin artış veya azalma yaşanmasının ruhsal durumla birlikte değerlendirilmesi gereken belirtilerden biri olabileceğini kaydetti. Cinsel aktif bireylerde cinsel istekte ortaya çıkan belirgin ve ani değişimlerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Polat, bu tür değişimlerin tek başına psikolojik bir soruna işaret etmeyebileceğini, kişinin genel yaşam koşulları ve diğer belirtilerle birlikte ele alınmasının önem taşıdığını vurguladı. Belirtilerin süresi ve yaşamı etkileme düzeyi önemli Her yaş grubundan bireyin yaşamının farklı dönemlerinde ruhsal açıdan zorlayıcı süreçlerden geçebileceğini ifade eden Polat, bu durumların genetik, ailesel ve sosyal birçok faktörle ilişkili olabileceğini söyledi. Ancak yaşanan güçlüğün ne kadar sürdüğünün ve günlük hayatı ne ölçüde etkilediğinin belirleyici olduğunu belirtti. Polat, kişinin yaşadığı sorunların haftanın ve günün büyük bölümünü etkileyecek sıklık ve yoğunluğa ulaşması halinde profesyonel destek alınmasının önem taşıdığını dile getirdi. Yakın çevreden alınan sosyal desteğin ruhsal açıdan önemli bir kaynak olduğunu belirten Görkem Polat, ancak uyku, iştah, duygu durumu, dikkat ve konsantrasyon gibi alanlarda belirgin bozulmalar meydana geldiğinde bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanın sürecin daha sağlıklı ve güvenli şekilde ele alınmasına yardımcı olacağını söyledi. Ruhsal belirtilerin altında farklı nedenler olabilir Her davranış değişikliğinin doğrudan psikolojik bir nedene bağlanmaması gerektiğinin de altını çizen Polat, bazı davranışsal ve duygusal sorunların organik nedenlerden kaynaklanabileceğine dikkat çekti. Bu nedenle kişinin ihtiyaç duyduğu durumlarda farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalışmasının önemli olduğunu belirtti. Multidisipliner yaklaşımın, yani farklı uzmanlık alanlarının ortak değerlendirmesinin, kişinin yaşadığı sorunların daha kapsamlı ele alınmasını ve tedavi sürecinin daha sağlıklı biçimde planlanmasını sağlayabileceğini ifade eden Polat, ruh sağlığı konusunda erken farkındalık ve doğru yönlendirmenin önemine dikkat çekti. Ruh sağlığı hizmetlerine erişim güçlendirilmeli Toplum ruh sağlığının korunmasında yalnızca sorun ortaya çıktıktan sonra müdahale edilmesinin yeterli olmadığını belirten Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Klinik Psikoloğu Görkem Polat, koruyucu ve önleyici ruh sağlığı çalışmalarının da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Polat, okullar, hastaneler, iş yerleri ve kamu kurumlarında ulaşılabilir ruh sağlığı hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının, toplumun ruhsal iyilik halinin korunması ve psikolojik sorunların erken dönemde fark edilmesi açısından önemli olduğunu ifade etti. 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün ruh sağlığı konusunda farkındalık oluşturmak açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Polat, kişinin kendisinde veya yakınlarında uzun süre devam eden ve günlük yaşamı belirgin biçimde etkileyen değişimleri görmezden gelmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Uzmanından sonbahar uyarısı: Her içe kapanma depresyon değildir Haber

Uzmanından sonbahar uyarısı: Her içe kapanma depresyon değildir

Sonbaharın ruh hali üzerindeki etkisinin yalnızca havaların değişmesiyle açıklanamayacağını belirten Psikolog Tuğçe R. Tuncel Dursun, yaz döneminin ardından değişen yaşam temposunun da önemli bir etken olduğunu ifade etti. Bu dönemde kişinin geçmişi değerlendirme, değişimleri düşünme ve kendine daha fazla dönme eğiliminin artabileceğini söyleyen Dursun, yalnız kalma ihtiyacının her zaman olumsuz değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Dursun, burada önemli olanın kişinin istediğinde sosyal yaşamına ve günlük rutinlerine geri dönebilmesi olduğunu belirterek, “İnsanlardan uzaklaşma giderek artıyor ve iş, okul ya da aile yaşamını etkilemeye başlıyorsa sosyal izolasyondan söz edilebilir” dedi. SOSYAL ÇEVRENİN DARALMASI ÖNEMLİ İŞARET OLABİLİR Sosyal izolasyonun küçük davranış değişiklikleriyle başlayabileceğini ifade eden Dursun, daha önce keyif alınan aktivitelere ilginin azalması, arkadaş buluşmalarının sürekli ertelenmesi, telefon ve mesajlara yanıt vermekten kaçınılması ile evde kalma isteğinin artmasının dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında yer aldığını söyledi. Bir daveti geri çevirmek ya da hafta sonunu evde geçirmenin tek başına sorun olmadığını belirten Dursun, bunun giderek bir düzene dönüşüp dönüşmediğinin önem taşıdığını kaydetti. İçe kapanma isteği arttığında kişinin kendi davranışlarının nedenini sorgulamasının faydalı olacağını belirten Dursun, “Gerçekten dinlenmeye mi ihtiyacım var, yoksa insanlardan uzaklaşmama neden olan başka bir durum mu var?” sorusunun önemli bir ayrım sağlayabileceğini ifade etti. Sosyal bağları korumanın sürekli kalabalık ortamlarda bulunmak anlamına gelmediğini vurgulayan Dursun, kişinin kendini güvende ve anlaşılmış hissettiği insanlarla iletişimini sürdürmesinin ruhsal iyi oluş açısından önemli olduğunu söyledi. SONBAHARDA RUH SAĞLIĞINI DESTEKLEYEN 5 ADIM Dursun, mevsim geçişlerinde iyi hissetmek için yaşam düzenini tamamen değiştirmeye gerek olmadığını belirterek, sabah saatlerinde gün ışığından yararlanın, mümkünse kısa bir yürüyüş yapılmasını önerdi. "Açık havaya çıkamadığınız günlerde kısa egzersizlerle hareket etmeyi sürdürün. Hafta içi ve hafta sonu uyku saatleri arasında büyük farklar oluşturmamaya çalışın" uyarısında bulunan Dursun, "Uzun sosyal programlar yerine bir telefon görüşmesi, kahve ya da kısa yürüyüşle bağlarınızı koruyun. Kitap, müzik, hobi veya yaratıcı faaliyetler gibi size iyi gelen uğraşlara zaman ayırın" uyarılarında da bulundu. Enerji azalması, daha fazla dinlenme ihtiyacı ya da dönemsel içe dönme isteğinin tek başına depresyon göstergesi olmadığını belirten Dursun, belirtilerin süresi, yoğunluğu ve günlük yaşam üzerindeki etkisinin belirleyici olduğunu söyledi. Uzun süren çökkünlük, belirgin isteksizlik, hiçbir şeyden keyif alamama, yoğun kaygı, uyku ya da iştah değişiklikleri, sürekli yorgunluk ve sorumlulukları yerine getirmekte zorlanma gibi durumların dikkate alınması gerektiğini ifade eden Dursun, yoğun umutsuzluk ya da çaresizlik hissi yaşayanların profesyonel destek almasının önemine dikkat çekti.

17 Ağustos öncesi deprem kaygısı uyarısı Haber

17 Ağustos öncesi deprem kaygısı uyarısı

17 Ağustos 1999 depreminin yıl dönümü yaklaşırken, deprem gibi büyük afetlerin ardından ortaya çıkabilen kaygı ve travma tepkileri yeniden gündeme geldi. Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Erman Şentürk, deprem sonrası ruhsal tepkilerin nasıl yönetilebileceğine ve hangi durumlarda profesyonel destek alınması gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Büyük ve tehdit edici olayların anılarının sıradan anılardan farklı biçimde hatırlanabildiğini belirten Şentürk, yıllar sonra bile depremi hatırlatan ses, görüntü, sarsıntı, tarih veya haberlerin o dönemde yaşanan korkuyu yeniden tetikleyebileceğini söyledi. Şentürk, travma sonrası stres belirtileri yaşayan kişilerde kabuslar, istemsiz anılar, hatırlatıcılara karşı yoğun duygusal veya bedensel tepkiler ve kolay irkilme görülebileceğini ifade ederek, “Büyük bir deprem yaşamış herkes travma sonrası stres bozukluğu geliştirmez” dedi. İlk dönemde ortaya çıkan yoğun stres tepkilerinin çoğu kişide zamanla azaldığını belirten Şentürk, 17 Ağustos gibi yıl dönümlerinin bazı kişilerde geçmişe ilişkin duygu ve anıları yeniden görünür hale getirebileceğini kaydetti. “KAYGI, HAZIRLIK İÇİN GEREKLİ OLABİLİR” Deprem konusunda kaygı duymanın tek başına ruhsal bir bozukluk anlamına gelmediğini vurgulayan Şentürk, belirli düzeyde kaygının insanları bina güvenliğini sorgulamaya, afet planı hazırlamaya ve önlem almaya yöneltebileceğini söyledi. Şentürk, asıl sorunun “olası tehlikeye karşı hazırlıklı olmak ile sürekli tehlike olacakmış gibi yaşamak arasındaki sınırın kaybolması” ile başladığını belirtti. Bu nedenle bina güvenliği, aile afet planı, acil durum çantası ve güvenilir bilgi kaynaklarına ulaşmak gibi kontrol edilebilen alanlara odaklanılması gerektiğini aktaran Şentürk, depremin ne zaman olacağını sürekli düşünerek kesinlik aramanın ise gerçek bir kontrol sağlamayacağını ifade etti. SÜREKLİ KAÇINMA KAYGIYI BESLEYEBİLİR Hafif sarsıntı veya bina gürültüsü gibi tetikleyiciler karşısında yoğun kaygı yaşayan kişilere de önerilerde bulunan Doç. Dr. Erman Şentürk, öncelikle gerçekten deprem olup olmadığının değerlendirilmesi ve fiziksel güvenliğin sağlanması gerektiğini söyledi. Gerçek bir tehlike bulunmadığında kişinin bulunduğu yer ve zamana odaklanmasının, ayaklarının yere temasını hissetmesinin ve nefesini zorlamadan yavaşlatmasının bedensel gerginliğin azalmasına yardımcı olabileceğini belirtti. Şentürk, korkulan ortamlardan sürekli kaçınmanın ise uzun vadede kaygıyı kalıcılaştırabileceğine dikkat çekerek, kaçınmanın kişinin günlük yaşamını belirlemeye başlaması halinde profesyonel değerlendirme yapılması gerektiğini vurguladı. Deprem haberleri ve sosyal medyanın da kaygı üzerinde etkili olabileceğini belirten Şentürk, sürekli haber ve deprem uygulaması kontrol etmenin kısa vadede rahatlatıcı görünse de kişinin zihnini sürekli tehdit algısıyla meşgul edebileceğini söyledi. Özellikle yıkım görüntülerinin tekrar tekrar izlenmemesi, güvenilir bilgi kaynaklarının tercih edilmesi ve haber takibinin gün içerisinde belirli zamanlarla sınırlandırılması önerisinde bulunan Şentürk, “Hedef haberlerden tamamen uzaklaşmak değil, bilgiyle daha sağlıklı bir ilişki kurabilmek” ifadelerini kullandı. ÇOCUKLARDA BELİRTİLER FARKLI OLABİLİR Deprem sonrası çocukların verdiği tepkilerin yaş ve gelişim dönemine göre değişebileceğini belirten Şentürk; ebeveyne aşırı yakınlaşma, uyku sorunları, huzursuzluk, öfke, dikkat güçlüğü ve daha önce kazanılmış becerilerde gerilemenin görülebileceğini söyledi. Ebeveynlerin çocuklara yaşlarına uygun ve doğru bilgi vermesinin önemine dikkat çeken Şentürk, “Bir daha asla deprem olmayacak” gibi gerçekçi olmayan güvenceler yerine, “Depremin ne zaman olacağını bilmiyoruz ama güvende kalmak için neler yapacağımızı biliyoruz” şeklinde bir dil kullanılmasını önerdi. Çocukların konuşmak istediğinde dinlenmesi, ancak yaşadıklarını tekrar tekrar anlatmaya zorlanmaması gerektiğini belirten Şentürk, günlük rutinlerin, okulun, oyunun ve sosyal ilişkilerin mümkün olduğunca sürdürülmesinin çocuklara güven ve öngörülebilirlik sağlayacağını ifade etti. PROFESYONEL DESTEK NE ZAMAN GEREKLİ? Şentürk, profesyonel destek almak için belirli bir sürenin dolmasının beklenmemesi gerektiğini vurguladı. Depremi hatırlatan durumlarda yoğun sıkıntı, kabuslar, istemsiz anılar, sürekli tetikte olma, belirgin kaçınma, uyku sorunları, depresif belirtiler veya panik atakların sürmesi ve bunların kişinin günlük yaşamını etkilemeye başlamasının önemli uyarı işaretleri olduğunu belirtti. Kendine zarar verme düşünceleri, belirgin umutsuzluk veya alkol ve madde kullanımında artış gibi durumlarda ise yardım aramanın ertelenmemesi gerektiğini kaydeden Şentürk, travma sonrası stres belirtilerinde etkili psikoterapi ve gerektiğinde ilaç tedavisi seçeneklerinin bulunduğunu ifade etti.

YILDIRIM BELEDİYESİ ÜNİVERSİTE TERCİH SÜRECİNDE GENÇLERİN YANINDA Haber

YILDIRIM BELEDİYESİ ÜNİVERSİTE TERCİH SÜRECİNDE GENÇLERİN YANINDA

Yıldırım Belediyesi, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklanmasının ardından tercih yapacak gençleri yalnız bırakmıyor. Yıldırım Belediyesi, tercih heyecanı yaşayan üniversite adayları için ücretsiz danışmanlık hizmeti sunuyor. Üç farklı noktada kurulacak olan YKS Tercih Danışmanlık Merkezi, saat 13.00 ile 18.00 arasında hizmet verecek. Üniversite adayları, Mümine Şeremet Uyumayan Kütüphanesi ve Mimar Sinan Kütüphanesi’ndeki Tercih Danışmanlığı Merkezi’ne yoğun ilgi gösterdi. Uzman rehber öğretmenlerle görüşen öğrenciler, YKS sonuçlarına göre en doğru tercihi yapmak için profesyonel destek aldı. Öğrenciler; 30 Temmuz ve 1 Ağustos tarihlerinde de Mümine Şeremet Uyumayan Kütüphanesi’nde tercih danışmanlığı hizmetinden faydalanabilecek. Tercih Danışmanlığı Merkezi; 31 Temmuz’da Mimar Sinan Kütüphanesi’nde, 3 ve 5 Ağustos’ta ise Dr. Sadık Ahmet Kütüphanesi’nde açık olacak. ÖĞRENCİLERE TAM DESTEK Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, eğitim yolculuklarının her aşamasında gençlere destek olduklarını söyledi. Başkan Yılmaz, “Hayata geçirdiğimiz programlarla gençlerimizin akademik gelişimlerine katkı sağlıyoruz. Üniversite tercih dönemi, gençlerimizin geleceğini şekillendiren en önemli süreçlerden. YKS’nin ardından öğrencilerimizi yalnız bırakmayıp üniversite tercih sürecinde, en doğru kararı verebilmeleri için gençlerimize danışmanlık hizmeti sunuyoruz. İnşallah gençlerimiz, kendilerine en faydalı olacak ve mutlu hissedecekleri üniversitelere gidebilir” ifadelerini kullandı.

Sanal kumar gençler arasında hızla yayılıyor... Bağımlılık riski artıyor Haber

Sanal kumar gençler arasında hızla yayılıyor... Bağımlılık riski artıyor

Akıllı telefonlar ve dijital platformlar üzerinden saniyeler içinde erişilebilen sanal bahis ve kumar uygulamaları, gençler arasında giderek büyüyen bir bağımlılık sorununa dönüşüyor. Uzmanlar, ekonomik kaygılar ve kısa yoldan kazanç elde etme isteğinin gençleri bu platformlara yönlendirdiğini, başlangıçtaki küçük kazançların ise bağımlılık döngüsünü tetiklediğini belirtiyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, Bağımlılık Akademisi ve İstanbul Kent Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen 2. Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu’nda konuşan Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Kültegein Ögel, sanal kumarın Türkiye’de en hızlı yayılan bağımlılık türlerinden biri haline geldiğini söyledi. Kumarın artık fiziksel mekânlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Ögel, cep telefonları üzerinden günün her saatinde erişilebilen dijital platformların riski daha da artırdığını ifade etti. Ögel, “Sanal kumar yeni neslin karşı karşıya olduğu en önemli bağımlılık alanlarından biri haline geldi” dedi. Dijital bahis platformlarının kullanıcıyı sistemde tutmak için çeşitli yöntemler kullandığını belirten Ögel, renkli tasarımlar, anlık bildirimler ve hızlı geri dönüş mekanizmalarının özellikle başlangıçta güven oluşturduğunu, ancak kayıpların ardından “geri kazanma” düşüncesiyle kullanıcıların sistemde kalmaya devam ettiğini söyledi. Bağımlılığın yalnızca kumarla sınırlı olmadığını dile getiren Ögel, sosyal medya ve çevrimiçi platformların da benzer mekanizmalarla kullanıcıları ekranda tuttuğunu belirterek, dijital dünyanın yeni bağımlılık biçimleri ürettiğine dikkat çekti. Sempozyumda konuşan Klinik Psikolog Yusuf Babacan ise bağımlılığın bir irade sorunu değil, beyin hastalığı olduğunu vurguladı. Babacan, kumar ve benzeri bağımlılıkların beynin ödül ve kontrol merkezlerinde işlev bozukluğuna yol açtığını ifade etti. Özellikle gençler arasında online bahis sistemlerinin hızla yayıldığını belirten Babacan, kısa yoldan zengin olma hayalinin gençleri kumara yönlendirdiğini söyledi. Ailelere de uyarılarda bulunan Babacan, bağımlılık sürecinde borçların kapatılmasının davranışı durdurmak yerine pekiştirebildiğini belirterek, profesyonel destek çağrısında bulundu. Uzmanlar, sanal kumarın yalnızca ekonomik kayıplara değil; aile ilişkileri, eğitim hayatı ve ruh sağlığı üzerinde de ciddi ve kalıcı etkiler oluşturduğunu vurguluyor. Bağımlılığın, dijital çağın en önemli halk sağlığı sorunlarından biri haline geldiği ifade ediliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.