Hava Durumu

#Pasif Içicilik

- Pasif Içicilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pasif Içicilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yazın boğaz enfeksiyonuna yol açan 7 hata! Haber

Yazın boğaz enfeksiyonuna yol açan 7 hata!

Yaz aylarında dışarıdaki yüksek sıcaklıkla klimalı ortamlar arasındaki ani sıcaklık değişimi, boğaz mukozasının kurumasına ve tahriş olmasına yol açabiliyor. Özellikle klimanın doğrudan yüz, boyun veya göğüs bölgesine üflemesi boğaz şikayetlerini artırabiliyor. Uzun süre çok soğuk ortamlarda bulunmaksa üst solunum yollarının doğal savunma mekanizmalarını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle klima sıcaklığının 22-24 derece arasında tutulması ve hava akımının doğrudan kişiye gelmemesi büyük önem taşıyor. Yeterince su içmemek Sıcak havalarda terlemeyle birlikte vücudun sıvı ihtiyacı artıyor. Yeterli su tüketilmediğinde boğaz mukozası kuruyabiliyor ve mikroplara karşı koruyucu bariyer zayıflayabiliyor. Kuruyan boğaz dokusu tahrişe daha açık hale gelirken enfeksiyon etkenlerinin yerleşmesi de kolaylaşabiliyor. Bu nedenle gün boyunca düzenli aralıklarla su içerek boğazın nemli kalması büyük önem taşıyor. Özellikle sıcak yaz günlerinde günlük sıvı ihtiyacının karşılanması, boğaz sağlığını korumanın en basit ama en etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor. Ortak alanlarda hijyene dikkat etmemek Tatil bölgeleri, havuz kenarları, toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri ve kalabalık kapalı alanlar virüslerin kişiden kişiye yayılması için uygun ortam oluşturabiliyor. Ellerin sık temas ettiği yüzeylerden sonra ağız, burun veya gözlere dokunulması bulaş riskini artırabiliyor. El hijyenine özen göstermek, ortak kullanım alanlarında dikkatli davranmak ve gerekli durumlarda el dezenfektanı kullanmaksa yaz aylarında görülen enfeksiyonlara karşı önemli bir koruma sağlıyor. Aşırı soğuk içecekleri hızlı tüketmek KBB Uzmanı Prof. Dr. Kalaycık “Özellikle yaz aylarının önde gelen lezzeti dondurma toplumdaki yaygın kanının aksine tek başına boğaz enfeksiyonuna neden olmaz. Burada sorun dondurmanın aşırı ve kontrolsüz tüketimidir. Soğuk içeceklerde olduğu gibi dondurmanın da çok hızlı ve aşırı miktarda tüketilmesi, boğazın ani sıcaklık değişimine maruz kalarak boğaz dokusunda tahrişe, boğaz ağrısı ve yanma hissine neden olabiliyor. O nedenle içecekleri çok soğuk ve hızlı tüketmemek, dondurmayı da ağızda ısıtmak ve üzerine bir bardak ılık su içmek fayda sağlayacaktır” diyor. Uykusuzluk ve yoğun tempoda mola vermemek Yaz tatilinde değişen uyku düzeni bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Geç saatlere kadar uyanık kalmak ve yoğun tempoda mola vermemek vücudun enfeksiyonlara karşı savunma gücünü azaltabiliyor. Yeterli uyku alınmadığında yalnızca halsizlik ve dikkat dağınıklığı değil, üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskinde de artış görülebiliyor. Islak mayo ve terli kıyafetleri değiştirmemek Deniz veya havuz sonrası ıslak mayo ile uzun süre oturmak ya da terli kıyafetleri değiştirmeden saatler geçirmek, vücudun ani ısı değişimlerine maruz kalmasına neden olabiliyor. Bu durum üst solunum yollarında hassasiyeti artırarak bazı kişilerde boğaz ağrısı şikayetlerini tetikleyebiliyor. Bu nedenle yüzme sonrası mayo ya da bikiniyi, ayrıca terli kıyafetleri mutlaka değiştirmek gerekiyor. Sigara dumanına maruz kalmak Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık “Özellikle yaz aylarında klima kullanılan kapalı alanlar, kalabalık sosyal ortamlar ve yetersiz havalandırma nedeniyle sigara dumanına uzun süreli maruziyet (pasif içicilik) daha yoğun hale gelebiliyor. Tütün ürünleri ve elektronik sigara, boğaz ve solunum yollarını kaplayan koruyucu mukozayı tahriş ederek enfeksiyonlara karşı doğal savunma mekanizmalarını zayıflatabiliyor. Yapılan çalışmalara göre; bu tür zararlı alışkanlıkları olanlarda ve pasif içicilerde boğaz kuruluğu, tahriş ve öksürük gibi şikayetler daha kolay tetiklenebilirken, üst solunum yolu enfeksiyonları da daha sık görülüyor” diyor.

YEŞİLAY’DAN SİGARAYI BIRAKMA ÇAĞRISI Haber

YEŞİLAY’DAN SİGARAYI BIRAKMA ÇAĞRISI

Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, sigaranın toplumdaki en yıkıcı etmenlerden biri olduğunu söyledi. 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü kapsamında Yeşilay Genel Merkezi Sepetçiler Kasrı’nda konuşan Dinç, sigaranın önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sırada olduğunu ifade etti: “Tütün önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sırada. Önlenebilir ama önlenmediği için çok sayıda insanımızı kaybediyoruz. Dünya çapında her gün 22 bin, yılda 8 milyondan fazla insan tütüne bağlı olarak hayatını kaybediyor. En kötüsü ise bunların 1,2 milyonu pasif içicilik nedeniyle hayatını kaybediyor.” “Gençler için en büyük tehdit e-sigara” E-sigara bağımlılığı konusunda da değerlendirmelerde bulunan Dinç, “Çocuklarımız ve gençlerimiz için en büyük tehditlerden biri e-sigaradır. Çünkü çocuklar ve gençler e-sigarayı yetişkinlerden 9 kat daha fazla kullanıyor. Gençlerin dikkatini çekmek için e-sigaranın daha az zararlı olduğu söyleniyor. ‘Aroması var, güzel kokusu var, tadı var, cazibesi var’ gibi sözlerle algı üreterek çocuk ve gençleri bağımlılığa başlatan bir endüstri var.” dedi. “YEDAM’a gelen 7 kişiden 6’sı bağımlılıktan kurtuluyor” Mehmet Dinç, Yeşilay’ın tütünle mücadeledeki başarısını vurguladı. Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ne (YEDAM) yapılan 23 bin başvuru üzerinden yapılan araştırmaların ortaya çıkardığı sayıları açıkladı. 23 bin başvurunun değerlendirildiğini anlatan Dinç, “Analiz çalışmalarına göre sigaraya başlama yaşı 16, ortalama tüketim süresi 23 yıl, günlük tüketim miktarının 22 adet olduğunu görüyoruz. Bunlar çok üzücü rakamlar. Ama bunun yanında sevindirici rakamlarımız da var. Yeşilay’a tedavi için gelen 7 kişiden 6’sı bağımlılıktan kurtuluyor.” ifadelerini kullandı. Etkinlikte yer alan Sağlık Bilimleri Üniversitesi kurucu rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl ise tütünle mücadelenin ulvi bir görev olduğunu vurguladı. Erdöl konuşmasını şöyle sürdürdü: “Eğer biz 10-25 yaş aralığındaki nüfusu iyi kontrol edemezsek bağımlılıkların pençesine bırakırsak, ileride ‘eyvah’ diyeceğimiz günler yaşanır. Yeşilay’ın mücadelesi de tam bu gençlerin bağımsızlık mücadelesidir.” Yasemin Açık Vakfı Kurucusu Prof. Dr. Yasemin Açık, Yeşilay’ın tüm bağımlılıklara karşı önemli bir çaba sarfettiğini belirtti. Ramazan ayı içerisinde sigarayı bırakmak isteyenlere yönelik bir teşvik kampanyası planlandığını bildiren Açık, “Ramazan ayında gün boyunca sigara içmeyen insanların akşam da tütünden uzak kalmalarını sağlamak çok önemli. Biz bu kampanyayla tütün bağımlılığından kurtulmak isteyenlerin yanında olduğumuzu göstereceğiz.” dedi. Yeşilay Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder ise etkinlikte bir sunum yaptı. Tütün bağımlılığında kadınların oranının arttığına dikkati çeken Ergüder, “Dünyada tütün kullanımı azalırken, ülkemizde kadınlarda bu oran ne yazık ki artmaktadır. Erkeklerde eğitim ve statü yükseldikçe sigara içme oranları düşerken, kadınlarda bunun tam tersi bir durum söz konusudur eğitim ve statü yükseldikçe sigara içme oranı artmaktadır.” diye konuştu.

YEŞİLAY’DAN SİGARAYI BIRAKMA ÇAĞRISI Haber

YEŞİLAY’DAN SİGARAYI BIRAKMA ÇAĞRISI

Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, sigaranın toplumdaki en yıkıcı etmenlerden biri olduğunu söyledi. 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü kapsamında Yeşilay Genel Merkezi Sepetçiler Kasrı’nda konuşan Dinç, sigaranın önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sırada olduğunu ifade etti: “Tütün önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sırada. Önlenebilir ama önlenmediği için çok sayıda insanımızı kaybediyoruz. Dünya çapında her gün 22 bin, yılda 8 milyondan fazla insan tütüne bağlı olarak hayatını kaybediyor. En kötüsü ise bunların 1,2 milyonu pasif içicilik nedeniyle hayatını kaybediyor.” “Gençler için en büyük tehdit e-sigara” E-sigara bağımlılığı konusunda da değerlendirmelerde bulunan Dinç, “Çocuklarımız ve gençlerimiz için en büyük tehditlerden biri e-sigaradır. Çünkü çocuklar ve gençler e-sigarayı yetişkinlerden 9 kat daha fazla kullanıyor. Gençlerin dikkatini çekmek için e-sigaranın daha az zararlı olduğu söyleniyor. ‘Aroması var, güzel kokusu var, tadı var, cazibesi var’ gibi sözlerle algı üreterek çocuk ve gençleri bağımlılığa başlatan bir endüstri var.” dedi. “YEDAM’a gelen 7 kişiden 6’sı bağımlılıktan kurtuluyor” Mehmet Dinç, Yeşilay’ın tütünle mücadeledeki başarısını vurguladı. Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ne (YEDAM) yapılan 23 bin başvuru üzerinden yapılan araştırmaların ortaya çıkardığı sayıları açıkladı. 23 bin başvurunun değerlendirildiğini anlatan Dinç, “Analiz çalışmalarına göre sigaraya başlama yaşı 16, ortalama tüketim süresi 23 yıl, günlük tüketim miktarının 22 adet olduğunu görüyoruz. Bunlar çok üzücü rakamlar. Ama bunun yanında sevindirici rakamlarımız da var. Yeşilay’a tedavi için gelen 7 kişiden 6’sı bağımlılıktan kurtuluyor.” ifadelerini kullandı. Etkinlikte yer alan Sağlık Bilimleri Üniversitesi kurucu rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl ise tütünle mücadelenin ulvi bir görev olduğunu vurguladı. Erdöl konuşmasını şöyle sürdürdü: “Eğer biz 10-25 yaş aralığındaki nüfusu iyi kontrol edemezsek bağımlılıkların pençesine bırakırsak, ileride ‘eyvah’ diyeceğimiz günler yaşanır. Yeşilay’ın mücadelesi de tam bu gençlerin bağımsızlık mücadelesidir.” Yasemin Açık Vakfı Kurucusu Prof. Dr. Yasemin Açık, Yeşilay’ın tüm bağımlılıklara karşı önemli bir çaba sarfettiğini belirtti. Ramazan ayı içerisinde sigarayı bırakmak isteyenlere yönelik bir teşvik kampanyası planlandığını bildiren Açık, “Ramazan ayında gün boyunca sigara içmeyen insanların akşam da tütünden uzak kalmalarını sağlamak çok önemli. Biz bu kampanyayla tütün bağımlılığından kurtulmak isteyenlerin yanında olduğumuzu göstereceğiz.” dedi. Yeşilay Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder ise etkinlikte bir sunum yaptı. Tütün bağımlılığında kadınların oranının arttığına dikkati çeken Ergüder, “Dünyada tütün kullanımı azalırken, ülkemizde kadınlarda bu oran ne yazık ki artmaktadır. Erkeklerde eğitim ve statü yükseldikçe sigara içme oranları düşerken, kadınlarda bunun tam tersi bir durum söz konusudur eğitim ve statü yükseldikçe sigara içme oranı artmaktadır.” diye konuştu.

Sigara bağımlılığı 18 yaşından önce başlıyor Haber

Sigara bağımlılığı 18 yaşından önce başlıyor

Sigara, içerdiği yedi binden fazla zararlı kimyasal nedeniyle DNA hasarına yol açarak vücudun en küçük yapı taşlarına zarar veriyor ve organların düzgün çalışmasına engel oluyor. Yeşilay’ın 2025 Tütün Raporu verilerine göre ise bu bağımlılık çoğu kişide erken yaşta başlıyor. Sigarayı bırakmak için kuruluşa başvuranların yüzde 62,9’unun 18 yaşından önce bu alışkanlığı edindiğini ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Sigaraya erken yaşta başlanması, bağımlılığın daha güçlü yerleşmesine ve ilerleyen yıllarda bırakmanın zorlaşmasına neden oluyor. Bu nedenle sigarayla mücadelede öncelik, farkındalık ve önleyici adımlar olmalı” dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün Ekim 2025’te yayımladığı verilerin, tütün ve nikotin ürünlerinin çocuklar ve ergenler arasında hızla yaygınlaştığını ortaya koyduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Aromalar, dikkat çekici ambalajlar ve dijital mecralar üzerinden yapılan pazarlama, nikotin ürünlerini gençler için zararsız ve cazipmiş gibi gösteriyor. Bu durum, çok erken yaşta başlayan ve ilerleyen yıllarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir bağımlılık döngüsü yaratıyor. Özellikle sigara ve diğer tütün ürünleri, akciğer kanseri başta olmak üzere birçok ciddi hastalık için önemli bir risk faktörü olmaya devam ediyor” dedi. Sigara söndükten sonra da tehlike devam ediyor Sigara dumanının yalnızca içildiği anda değil, sonrasında da risk oluşturduğunu vurgulayan Çalışkan, pasif içiciliğin yani başkasının içtiği sigaranın dumanına doğrudan maruz kalmanın sağlığa ciddi zararlar verdiğini hatırlattı. Bununla birlikte daha az bilinen ancak en az pasif içicilik kadar önemli olan üçüncül maruziyetin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Çalışkan, kapalı alanlarda içilen sigaranın izlerinin ortamda kaldığını ifade etti. Çalışkan, “Sigara içilen bir evde kıyafetler, koltuklar, yataklar, perdeler gibi yumuşak yüzeylerde nikotin, formaldehit ve naftalin gibi zararlı kimyasallar birikiyor. Bu maddeler, sigara içilmese bile ortama sonradan giren kişiler için maruziyet yaratabiliyor. Bu nedenle daha önce sigara içilmiş bir evde bulunmak özellikle çocuklar ve hassas gruplar için risk oluşturabilir” şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.