Hava Durumu

#Özgürlük

- Özgürlük haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özgürlük haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

9. Uluslararası Nilüfer Caz Festivali Emel Mathlouthi konseriyle sona erdi Haber

9. Uluslararası Nilüfer Caz Festivali Emel Mathlouthi konseriyle sona erdi

Nilüfer Belediyesi’nin bu yıl dokuzuncusunu gerçekleştirdiği Uluslararası Nilüfer Caz Festivali, yoğun bir programın ardından geride kaldı. 24-28 Haziran tarihleri arasında Üç Fidan Parkı, 23 Nisan Parkı ve Balat Atatürk Ormanı’nda düzenlenen etkinlikler, müzikseverleri cazın farklı renkleriyle buluşturdu. Festival boyunca Den Ze, Şenay Lambaoğlu, Musa Eroğlu, Emir Ersoy ve Emel Mathlouthi gibi yerli ve yabancı pek çok sanatçı Nilüfer’de sahne aldı. Festivalin kapanış gecesinde ise dünyaca ünlü Tunuslu caz sanatçısı Emel Mathlouthi müzikseverlerin karşısına çıktı. Konseri, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Bukle Erman ve Okan Şahin de takip etti. Balat Atatürk Ormanı’nda gerçekleşen konserde sanatçı; “Holm”, “Kelmti Horra” ve “Naci en Palestina” gibi geniş kitlelerce sevilen şarkılarını seslendirdi. İzleyicilerin büyük beğenisini toplayan konserde, Mathlouthi’nin performansı kadar, şarkılarında öne çıkan özgürlük ve barış temaları da dikkat çekti. Konseri izleyen Bursalılar, sanatçının Filistin halkına destek veren duruşuna “Özgür Filistin” sloganlarıyla eşlik etti. Gecenin sonunda sanatçıya teşekkür etmek üzere sahneye çıkan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Emel Mathlouthi’yi başarılı performansından dolayı kutladı. Mathlouthi’nin sadece müziğiyle değil, mazlum halkların yanındaki duruşuyla da çok değerli bir mesaj verdiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, “Bu akşam bizim için hem çok keyifli hem de çok anlamlı bir buluşma oldu. Bizim için esas olan, Filistin halkına yapılan zulme ve işgale karşı gösterilen dirençtir; özgürlük şarkılarıyla onlara verilen güçtür. Bizler, tam bağımsız Türkiye diyen Mustafa Kemal Atatürk'ün yoldaşları olarak, her zaman mazlum milletlerin yanındayız” dedi. Konuşmasında festival boyunca kendilerini yalnız bırakmayan Nilüferlilere de teşekkür eden Başkan Şadi Özdemir; kültür, sanat, çevre ve doğaya saygılı bir kent kültürünü hep birlikte büyüteceklerini vurguladı. Başkan Şadi Özdemir, konuşmasının ardından Emel Mathlouthi’ye çiçek hediye etti.

Nilüfer semaları uçurtmalarla renklendi Haber

Nilüfer semaları uçurtmalarla renklendi

Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi iş birliğiyle, Nilüfer Uluslararası Spor Şenlikleri kapsamında hayata geçirilen Nilüfer Uçurtma Şenliği, bu yıl da renkli görüntülere sahne oldu. Gölyazı’nın tarihi ve doğal güzelliğe sahip Zambaktepe bölgesinde düzenlenen etkinliğe; Nilüfer Belediye Başkan Vekili Mustafa Aslan, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Okan Şahin ve Emre Karagöz, Nilüfer Belediye Meclis Üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Etkinlik alanında ailelere 500’ün üzerinde uçurtma yapım malzemesi ücretsiz olarak dağıtıldı. Nilüfer Belediyesi personeli Saadettin Gökbulut tarafından düzenlenen atölyede, çocuklara ve ailelerine uçurtma yapımının teknikleri ve püf noktaları uygulamalı olarak gösterildi. Atölyenin ardından çocuklar, anne ve babalarıyla birlikte kendi uçurtmalarını tasarlayarak gökyüzüyle buluşturdu. Etkinlikte konuşan Nilüfer Belediye Başkan Vekili Mustafa Aslan, “Gölyazı’nın eşsiz havasında kardeşlik, umut ve barış dileklerimizle uçurtmalarımızı havalandıracağız. Uçurtma demek özgürlük, gökyüzüne bakmak, hayal kurmak demektir. Nilüfer’den dünyanın dört bir yanına sevgi ve mutluluk gönderiyoruz” dedi. Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz de, etkinliğin bir yarışma olmadığını belirterek, “Rüzgârın da güzel olduğu bir günde uçurtmalarımızı özgürce uçurduk. Bu bir yarışma değil; ancak emek veren ilk 20 çocuğumuza da küçük hediyeler ve madalyalar verdik. Amacımız onları motive etmek ve onurlandırmak” diye konuştu. Karagöz konuşmasında çocukları, Nilüfer Kent Konseyi bünyesindeki Çocuk Meclisi’ne davet etti. Vatandaşların yoğun katılımından duyduğu memnuniyeti dile getiren Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin de, “Burada emeği geçen Nilüfer Kent Konseyimize ve belediyemizin kıymetli çalışma arkadaşlarına tek tek teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın yoğun katılımı bizleri çok mutlu etti” şeklinde konuştu. Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Salih Güleç ise etkinliğin uzun yıllardır sürdürüldüğünü hatırlatarak, bunun devam etmesi için çalışacaklarını söyledi. EN BAŞARILI UÇURTMALAR ÖDÜLLENDİRİLDİ Konuşmaların ardından şenlik alanı heyecanlı anlara sahne oldu. Görsel güzellik, en yüksek uçma performansı ve el emeği gibi kriterleri göz önünde bulunduran jüri üyeleri, değerlendirmeler sonucunda en başarılı bulunan 20 uçurtmanın sahibini belirledi. Dereceye giren çocuklara madalya ve hediyeleri protokol üyeleri tarafından takdim edildi.

Nilüfer, 23 Nisan’ı Cumhuriyet Meydanı’nda kutladı Haber

Nilüfer, 23 Nisan’ı Cumhuriyet Meydanı’nda kutladı

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. yıl dönümü vesilesiyle, Nilüfer Belediyesi Halk Evi önündeki Cumhuriyet Meydanı’nda tören düzenlendi. Atatürk Anıtı’na sunulan çelenk ile başlayan tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti Törene Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir’in yanı sıra, CHP Bursa Başkan Vekili İlhan Çetin, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, CHP Bursa eski Milletvekili İlhan Demiröz, Nilüfer Belediyesi Başkan Yardımcıları, Meclis Üyeleri, çok sayıda STK temsilcisi ve vatandaşlar katıldı. BU BİR MİLLETİN KENDİ KADERİNE SAHİP ÇIKMA KARARIDIR Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 106 yıl önce Ankara’da temelleri atılan milli egemenliğin önemine vurgu yaptı. Başkan Şadi Özdemir, “Savaşın ortasında, yokluğun içinde elde bir tek söz vardı: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bu bir cümleden fazlasıydı, bir karardı; bir milletin kendi kaderine sahip çıkma kararıydı” dedi. Atatürk’ün bu günü çocuklara armağan etmesinin tesadüf olmadığını belirten Başkan Şadi Özdemir, çocuğun özgürlük, eşitlik ve umudun adı olduğunu ifade etti. Konuşmasında, seçilmiş belediye başkanlarının tutukluluk süreçlerine de dikkati çeken Başkan Şadi Özdemir, bayramı bu yıl daha hüzünlü kutladıklarını belirterek, “Mustafa Bozbey başkanımızın nezdinde tüm haksız yere içeride tutulan başkanlarımızı saygıyla selamlıyorum” diye konuştu. NİLÜFER’DE ÇOCUKLARIN ARKASINDAYIZ Nilüfer’de 23 Nisan ruhunu Çocuk Meclisi, atölyeler ve parklarda yaşattıklarını söyleyen Başkan Şadi Özdemir, “23 Nisan’ı sahiplenmek, onun ruhunu yaşatmakla olur. Biz Nilüfer’de bu ruhu çocuklarımızın yüzünde görüyoruz. Çocuklar söz söylediğinde duyuyoruz, karar verdiklerinde arkalarında duruyoruz. Çünkü egemenlik çocuktan başlar” ifadelerini kullandı. Konuşmasını başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm kahramanları anarak bitiren Başkan Şadi Özdemir, tüm çocukların bayramını kutladı.

BUSİAD'da felsefe söyleşilerine devam Haber

BUSİAD'da felsefe söyleşilerine devam

Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ogün Ürek’in yönetiminde gerçekleşen etkinliğe, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan konuşmacı olarak katıldı. “Felsefeyi hayattan kopuk görmemek gerekiyor. Nerede insan var orada felsefi bir problem de var” diyen Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan, “Felsefenin üzerinde durduğu konular hemen hemen hepimizi ilgilendiren konulardır. Sartre eser vermeye başladığından ölünceye kadar ifade ettiği bir cümlesi var. “Ben insanlığı korkunç tehlikelere karşı korumak için silahlanmıştım. Oysa herkes insanlığın yetkinliğe doğru yol aldığını söylüyor.” Burada şunu söylüyor. İnsanlık neredeyse orada insanlığa karşı bir tehdit vardır. Bizim görevimiz nerede insanlığa karşı tehdit varsa ona karşı güçlü olmak” dedi. Jean-Paul Sartre’ı, “varoluşçuluğun papası” olarak tanımlayan Prof Dr. Gündoğan, “Sartre ve Camus yazdıklarını yaşayan, yaşadıklarını yazan insanlardır. Gerçek hayat ve felsefe birbirinden ayrılmaz Sartre’a göre. Dünyanın neresinde bir problem varsa Sartre oradadır. Sartre aynı zamanda aydındır. Sartre göre aydın angaje olan bağlantılı olan kişidir. Aydın dediğimiz tavır bizim üstümüze vazife olmayan şeylere de karışan tavırdır. Sartre için filozofu başa alırız sanatçıyı ikinci sıraya alınır. Camus için tam tersi” diye konuştu. “20. yüzyılda iki felsefe yapma tarzı vardı. Biri varoluşçular, diğeri analitik felsefeciler. Varoluşçular insanın, hayatın varlığı, anlamı üzerinde dururlar” diyen Prof. Dr. Gündoğan, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “Bu iki tarz 20. yüzyılla birlikte bitmediğine inanıyoruz. 21. yüzyılda bizim Sartre gibilere ihtiyacımız var. 20. yüzyıldaki insan varlığının karşılaştığı tehdit ve tehlikeleri günümüzde kat kat yaşıyoruz. Eskiden teknik insan derdik. Artık Homo Digitalis var. Homo Sapiens artık kalkıyor. Savaş hiçbir zaman bitmedi. Öngörülemeyen bir dünyada yaşıyoruz. 10 yıl önce pandemi yaşayacağımızı hayal etmezdik. İnsanlığın içinde bulunduğu çok önemli bir tehdittir pandemi. Böyle bakınca günümüzde varoluşçuluğa ciddi ihtiyacı olduğunu düşünenlerdenim. Sartre’ın felsefesindeki ide, insanın özgürlüğünü ortaya çıkarmaktır. Bu temel felsefeyi başka bir kavramla ele almak gerekir sorumluluk. Özgürlük ve sorumluluk Sartre felsefesinin temelidir. İnsan demek özgürlük demektir, özgürlük demek insan demektir. Bu özgürlük bize bir sorumluluk da yükler. Sorumluluğun büyük bir ağırlığı vardır. Salt kendimden sorumlu değilim. Sartre da Camus’da insanı kurtarmaya çalışıyor. Camus’da başkaldırı, Sartre ise özgürlük öne çıkar. Başkaldırıda da özgürlük vardır. Başkaldıran insan hayır diyen insandır. Bu hayırı nasıl anlayacağız. Mutlak anlamda hayır Camus’da yoktur. Bir şeye hayır demek başka bir şeye evet demeyi barındırmalıdır. Kötülüğe karşı iyilik, savaşa karşı barışı olmalıdır. Olumsuz olana karşı olumlu olanı içinde bulunduran bir evetle biz absürt olanı aşabiliriz. Bu bireysel başlar. Sadece kendisi için değil. Sartre dünyanın öbür ucundakine karşı sorumluyum der. Veba adlı romanda Camus veba ile mücadele eden bir kahraman yazar. Başkaldırıyoruz öyleyse varız der Camus. İkisini bir araya getiren budur. Sartre eylem olarak bunu göstermiştir. Camus göstermemiştir.” Soruları da yanıtlayan Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan’a, etkinliğin sonunda Çağdaş Eğitim Kooperatifi'nin “Kır Çiçekleri Okusun Diye” sosyal sorumluluk projesine adına yapılan bağışın sertifikası, BUSİAD Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Başkanlarından Buğra Küçükkayalar ve Mehmet Arif Özer tarafından takdim edildi.

Stoa felsefesi Bursa'da tüm yönleriyle konuşuldu Haber

Stoa felsefesi Bursa'da tüm yönleriyle konuşuldu

Bursa Uludağ Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Becermen ile Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Osman’ın yönetiminde gerçekleşen etkinliğe, Artvin Çoruh Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Armağan Öztürk, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Latin Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Eyüp Çoraklı ve Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Elif Burcu Özkan konuşmacı olarak katıldılar. STOACILAR NE DİYOR? İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Latin Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Eyüp Çoraklı, stoa felsefesinin doğaya dönük, bilgiye dönük ve ahlaka dönük bir tavır içerdiğini söyledi. Logos kavramının aklı ifade eden bir kavram olarak kullanıldığını ifade eden Doç. Dr. Eyüp Çoraklı, stoacıların bunu tercih etmesinin üç katmana da etki etmesinden kaynaklandığını kaydetti. Doç. Dr. Çoraklı, stoacıların yumurta metaforunu kullandığını da belirterek, “Yumurtanın kabuğu, beyazı ve sarısı var. Kabuk mantığı, beyaz doğayı, sarı ise ahlakı ya da etikosu ifade ediyor. Nasıl yaşamalıyız sorusuyla ilgileniyorlar. Bu da bizi mutluluk sorusuna götürüyor. Mutlu olmak istiyoruz. Sokrates’te gördüğümüz en temel yaklaşım insanın içine önem vermesinden kaynaklanıyor. Biz dış dünyanın iyilikleriyle iç dünyamızı besleyemeyiz. Sokrates, iç dünyamızı bilgi ile yapacağımızı ifade ediyor. İyi insan da bilge dediğimiz ve bu dünyada bulma ihtimalimizin az olduğu bir duruma işaret ediyor. Bu bir ideal. Herhangi bir duyguya kapılmamak var. Doğanın temel işleyişini bilmek var. İçimize dönmek var” diye konuştu. GÜNÜMÜZDEKİ YANSIMALARI Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Elif Burcu Özkan ise stoa felsefesinin Roma’ya etkisini aktardı. Dr. Özkan, stoa felsefesinin ne yaşadığın değil onlara nasıl baktığın önemli olduğunu ifade etti. Dr. Özkan, “Bugün insanların siyasi olaylardan ve hayatın getirdiği sıkıntılardan kurtulmak için Hint felsefelerine ve psikoterapik yöntemlere yönelmesi gibi” dedi. Roma’nın stoa felsefesinden bu anlamda faydalandığını kaydeden Dr. Özkan, “Yaşadığın şey ne olursa olsun senin içinde bir dünya var ve senin iç huzurun her şeyden önemli ve o harici olaylar senin iç dünyan birbirinden farklı. Stoa felsefesi dengeye önem verir. Aşırı mutluluk bile stoa felsefesi için yanlış” diye konuştu. “Stoa felsefesinin dağlara çekilerek huzurlu kalmasını değil toplumun içinde huzuru bulmasını önemser. Kişi tek başına, ya da hiçbir şeye ilgi duymadan da mutlu olabilir ama yaşamın içinde mutluluğu savunuyorlar” ifadesini kullanan Dr. Özkan, “Bugün stoa felsefesi bilişsel davranışçı terapinin temellerini oluşturur. Kişinin söz ve eylemlerine bağlıdır ve hayatta ona göre yönlendirilir. Doğru bilgi ve doğru düşünce doğruya dönüşür” diye tamamladı sözlerini. Artvin Çoruh Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Armağan Öztürk ise stoa felsefesinin politik yaklaşımına değindi. Prof. Dr. Armağan Öztürk, stoacıların politik yaklaşımında üç aksın öne çıktığını kaydederek bunları, “Evrensel kardeşlik fikirleri, dünya vatandaşlığı ve doğa kavramının kullanma biçimleri” olarak sıraladı. Kölelerin de imparatorların da stoacı olabildiklerini de ifade eden prof. Dr. Öztürk, “Birinci sıraya aklı koyuyorlar. Geriye kalanlar her şey. İç özgürlük ve dış özgürlük ayrımı önemsiyorlar. Bir köle bile özgür olabilir, özgür bir insan bile köle olabilir. Eşitsizlikle mücadeleyi önemsizleştiriyorlar. Ancak politik yolla tam bir özgürlüklere kavuşulamayacağını da göstermesi açısından önemli. Ayrıca stoacıların evrensel düşünme biçimini de önemsiyorum.” dedi. Konuşmacılar soruları da yanıtlarken, etkinliğin sonunda konuşmacılara Çağdaş Eğitim Kooperatifi'nin “Kır Çiçekleri Okusun Diye” sosyal sorumluluk projesine adına yapılan bağışın sertifikası ve anı çinisi, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu tarafından verildi.

“Savaşa, Krala ve ICE’a hayır” yürüyüşü Haber

“Savaşa, Krala ve ICE’a hayır” yürüyüşü

ABD genelinde 50 eyalette eş zamanlı düzenlenen “No Kings” protestolarında milyonlarca kişi, yönetim politikaları, artan yaşam maliyetleri ve İran ile süren gerilim nedeniyle sokaklara çıktı. ABDPost.Com'un özel haberine göre ülke çapındaki bu protesto dalgasının önemli merkezlerinden biri de New York oldu. YÜRÜYÜŞ CENTRAL PARK’TAN BAŞLADI New York’taki protestoyu ABDPost.com New York Temsilcisi Özlem Özgüt Yörekli aktardı. Yörekli’nin aktardığı bilgilere göre, kentte düzenlenen “No War, No Kings, No ICE” (Savaşa Hayır, Krala Hayır, ICE’a Hayır) protestosu Central Park’ın 7. Cadde girişinden başladı. Yürüyüş, 38. Cadde boyunca ilerleyerek şehir merkezine doğru devam etti. Gösteriye binlerce kişinin katıldığı, yürüyüş boyunca yoğun bir kalabalığın oluştuğu gözlemlendi. ABDPost.Com'un haberine göre protesto kortejine polis ekiplerinin eşlik ettiği ve etkinliğin genel olarak kontrollü şekilde sürdüğü bildirildi. SLOGANLAR ÖNE ÇIKTI Yürüyüş sırasında protestocular sık sık sloganlar attı; “No War, No Kings, No ICE” sloganları öne çıktı. “Özgürlük yolunda yürüyoruz, bizi geri döndürmesine izin vermeyeceğiz” ve “Yürümeye devam edeceğiz, konuşmaya devam edeceğiz” ifadeleri kalabalık tarafından hep bir ağızdan dile getirildi. Gösteride savaş karşıtı söylemler ile göçmen politikalarına yönelik eleştiriler ön plana çıktı. ICE uygulamalarına tepki gösteren protestocular, daha insani politikalar talep etti.

Bursa'da kadınlar eşitlik için yürüdü Haber

Bursa'da kadınlar eşitlik için yürüdü

Cumhuriyet Caddesi’nden Hanlar Bölgesi’ne kadar yürüyen Bursalı kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında ‘Saklandığımız değil, Buluştuğumuz yerdeyiz. Biz birbirimizin çaresiyiz’ mesajını verdi. Ellerinde ‘İstismarı aklama! Asla yalnız yürümeyeceksin!’ yazılı döviz, afiş ve pankartlar taşıyan kadınlar, ‘Yaşasın kadın dayanışması’ sloganları atarak görünmez kılınmalarına, emeklerinin değersizleştirilmesine, şiddete ve ayrımcılığa karşı dayanışma mesajı verildi. Etkinliğe katılanlara rozet ve toka dağıtılırken, kadınlar saçlarına taktıkları çiçeklerle caddeyi adeta renk cümbüşüne çevirdi. Etkinliğe, Seden Bozbey, Bursa Kent Konseyi Genel Sekreteri Elvan Atay Özkan, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin kadın bürokratları, çeşitli sivil toplum kuruluşları temsilcileri, kadın muhtarlar ve çok sayıda kadın katıldı. Yürüyüşün ardından Hanlar Bölgesi’nde toplanan kadınlar, kadın hakları, eşitlik ve özgürlük taleplerini dile getirildi. Basın açıklaması yapan Bursa Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Derya Şimşek Aksakal, kadınların karşı karşıya olduğu sorunlara değinerek güvenli yaşam hakkının tartışma konusu olamayacağını ifade etti. Kadınları şiddetten koruyan yasal düzenlemelerin etkin şekilde uygulanması gerektiğini vurgulayan Aksakal, ekonomik krizlerin kadınlar üzerindeki yükü artırdığını belirtti. Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Tülin Demir, 8 Mart’ın yüzyıllardır süren eşitlik mücadelesinin bir simgesi olduğunu vurgulayarak savaşların, yoksulluğun ve eşitsizliklerin artığı bir dönemde en ağır bedeli çoğu zaman kadınların ödediğine dikkat çekti. Osmangazi Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Sevgi Baysal da kadınların dayanışmasının önemine dikkat çekerek eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam için mücadeleyi büyütmeye devam edeceklerini ifade etti. Konuşmaların ardından düzenlenen atölyelere katılan kadınlar, dileklerini, isteklerini ve vermek istedikleri mesajları dile getirdi.

BBDSO Mart ayına görkemli bir başlangıç yapıyor! Haber

BBDSO Mart ayına görkemli bir başlangıç yapıyor!

Bursa’nın kültürel yaşamına yön veren BBDSO, bu hafta Avrupa’nın saygın sahnelerinde adından söz ettiren iki değerli sanatçıyı ağırlıyor. Konserin ilk yarısında, Richard Strauss’un babasına ve korno tekniğine bir saygı duruşu niteliği taşıyan "1 Nolu Korno Konçertosu", Berlin Konzerthausorchester’in solo kornocusu Cenk Şahin tarafından yorumlanacak. Gecenin senfonik doruk noktasını ise L. van Beethoven’ın, müzik tarihinde yeni bir çağ açan 3. Senfonisi "Eroica" oluşturuyor. Napoleon Bonaparte’a adanmışken Beethoven’ın hayal kırıklığıyla "bir büyük adamın anısına" dönüştürdüğü bu eser, özgürlük ve kahramanlık temaları içeriyor. Program, R. Wagner’in ideal ve bedensel aşkın çatışmasını epik bir dille anlattığı "Tannhauser" Uvertürü ile tamamlanacak. Konseri, Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin eski Genel Müzik Direktörü olan ödüllü şef, geniş opera ve senfoni repertuvarıyla tanınan. İtalya ve Romanya başta olmak üzere Avrupa’nın prestijli sahnelerinde yönettiği eserlerle uluslararası çapta başarıya sahip Alessandro Cedrone yönetecek. Almanya’da solistlik alanındaki en yüksek derece olan "Konzertexamen" sahibi Cenk Şahin konserin solistliğini üstleniyor. Sanatçı, Daniel Barenboim ve Zubin Mehta gibi efsanevi şeflerle çalışmıştır. Berlin Konzerthausorchester üyesi olan Şahin, kuşağının en parlak kornocularından biri olarak kabul edilmektedir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.