Hava Durumu

#Odaklanma

- Odaklanma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Odaklanma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Unutkanlık ne zaman ciddiye alınmalı? Uzmanından nörolojik uyarı Haber

Unutkanlık ne zaman ciddiye alınmalı? Uzmanından nörolojik uyarı

Anahtarın yerini kısa süreliğine unutmak ya da birinin adını hatırlamakta zorlanmak çoğu zaman yorgunluk ve dikkat dağınıklığıyla ilişkili olabilir. Ancak Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, az önce yapılan bir konuşmayı hatırlayamamak, aynı soruyu kısa aralıklarla tekrar sormak veya iyi bilinen bir yerde yönünü bulamamak gibi durumların göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Şalçini’ye göre önemli noktalardan biri, bilginin sonradan hatırlanıp hatırlanmadığı. Bununla birlikte bu ayrım tek başına tanı koydurmuyor; unutkanlığın günlük yaşama etkisi ve zaman içindeki seyri de değerlendirilmesi gereken unsurlar arasında yer alıyor. GÜNLÜK YAŞAMI ETKİLEYEN UNUTKANLIK ÖNEMSENMELİ Yaşla birlikte isimleri daha geç hatırlamak ya da yeni bilgileri öğrenirken daha fazla zamana ihtiyaç duymak görülebilir. Ancak unutkanlık kişinin fatura ödeme, yemek yapma, ocak kullanma veya kişisel bakım gibi günlük işlerini aksatıyorsa bunun yalnızca yaşlanmaya bağlanmaması gerektiğini söyleyen Şalçini, nörolojik değerlendirme önerdi. Eşyaları alışılmadık yerlere koyma gibi davranışların da unutkanlıkla birlikte ortaya çıkması hâlinde dikkate alınması gerektiğini belirten Şalçini, erken değerlendirmeyle olası nedenlerin araştırılabileceğine işaret etti. STRES VE UYKUSUZLUK HAFIZAYI ETKİLEYEBİLİR Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, yoğun ve uzun süreli stresin yanı sıra yetersiz uykunun da dikkat ve hafıza üzerinde etkili olabileceğini kaydetti. Stres sırasında salgılanan kortizolün hafıza süreçlerini etkileyebileceğini belirten Şalçini, uyku sırasında gün içinde edinilen bilgilerin işlendiğini ve yeterli, kaliteli uyku alınmadığında odaklanma ile kelime bulma güçlüğü yaşanabileceğini ifade etti. BEYİN SİSİ İLE HAFIZA KAYBI AYNI ŞEY DEĞİL Şalçini, beyin sisi yaşayan kişinin dikkatini toplamakta zorlanabileceğini; bazen ipucu verildiğinde aradığı bilgiyi hatırlayabildiğini söyledi. Demansla ilişkili hafıza sorunlarında ise unutkanlık günlük yaşamı daha belirgin biçimde etkileyebilir. Ancak beyin sisi ile demansı yalnızca bu örneklerle ayırt etmek veya tanı koymak mümkün değil. Şalçini, yakın geçmişi hatırlayamama ya da günlük işlerde belirgin zorlanma gibi durumlarda bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı.

Hipnoterapi davranışları yeniden kodluyor! Haber

Hipnoterapi davranışları yeniden kodluyor!

Hipnoterapide amacın, kişinin bilinçaltındaki yanlış kodlamaları düzelterek tedavi sağlamak olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Örneğin obezite vakalarında hipnoterapi, yeme davranışı üzerinde etki göstermeyi hedefler. Bu yöntemde diyet programı ya da kısıtlama uygulanmaz. Etki, kişinin iradesini zorlamaz.” dedi. Seans sayısının genellikle en az 10 olup, seans aralıklarının tedavinin kalıcılığını etkilediğini ifade eden Öztekin, ‘bir seansta kilo verme’ gibi yöntemlerin bilimsel bir karşılığı olmadığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İhsan Öztekin, hipnoterapinin ne olduğu, hipnozdan farkı, uygulama süreci, etkileri ve özellikle yeme bozuklukları ile kilo kontrolünde nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verdi. Hipnoterapide hipnoz tekniğinden yararlanılarak tedavi amaçlanır! Hipnoterapinin, hipnoz tekniğinden yararlanılarak uygulanan bir psikoterapi yöntemi olduğunu aktaran Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Tıp dünyasında hipnoterapi bir psikoterapi yöntemi olarak kabul edilir.” dedi. Hipnoz ile hipnoterapinin aynı şey olmadığına değinen Öztekin, “Hipnoz; bir kişi ya da grubu söz, bakış ve telkin gibi yollarla geçici bir süre etki altına alma durumudur. Bu süreçte kişinin dikkati belirli noktalara yoğunlaştırılır ve bilinçaltı daha aktif hale gelir. Hipnoterapide ise hipnoz tekniğinden yararlanılsa da temel amaç tedavidir. Daha çok psikiyatrik ve ruhsal hastalıklarda, ayrıca kişisel gelişim alanlarında uygulanır.” şeklinde konuştu. Herkes, farkında olmadan yaşamı boyunca hipnoz hali yaşar! Her insanda doğuştan hipnotik etki altına girme özelliği olduğuna işaret eden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Hipnoza girmeyeceğini düşünen kişiler dahil herkes, yaşamı boyunca farkında olmadan birçok kez hipnoz hali yaşar.” dedi. Bir film seyrederken, bir konuşmayı dinlerken ya da akvaryumda balıkları izlerken hipnotik bir odaklanma hali oluşabileceğini dile getiren Öztekin, “Uzun yolculuklarda görülen ‘yol hipnozu’ bu duruma örnek olarak verilebilir. Oyuncağıyla oyuna dalmış bir çocuğun dış dünyaya tepkisiz kalması ya da kişinin yaptığı işe yoğunlaşarak çevresini fark etmemesi de benzer bir odaklanma halidir.” ifadelerini kullandı. Hipnozun etki alanı beyin olduğu için etkisi kalıcı oluyor! Hipnoterapinin kaç seans süreceğinin, çözülmek istenen soruna, kişinin yaşadığı çevreye, hipnoterapistin kullandığı telkin ve terapi yaklaşımına, terapistle kurulan güven ilişkisine ve kişinin kişilik özelliklerine bağlı olduğunu kaydeden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “En az 10 seans uygulanır. Özellikle ilk seanslar arasındaki sürenin çok uzun tutulmaması önerilir.” dedi. Haftada 2-3 seansla başlanmasının ve ilerleyen süreçte seans aralıklarının açılmasının, tedavinin daha etkili ve kalıcı olması açısından önemli olduğunu vurgulayan Öztekin, şunları söyledi: “Hipnozun etki alanı beyin olduğu için etkisinin kalıcı olduğu belirtiliyor. Örneğin kilo verme sürecinde ‘rejim’ ve ‘diyet’ gibi kavramlar bilinçaltı için olumsuz çağrışımlar oluşturabilir. Kişi sevdiği yiyecekleri bırakmak zorunda kaldığını düşünür ve bu durum çoğu zaman diyet sonrasında daha fazla kilo alımıyla sonuçlanabilir. Oysa kontrolsüz yemenin nedenleri bilinçaltında gizlidir. Stres, gerginlik, endişe, suçluluk ve kızgınlık gibi olumsuz duygular aşırı yeme davranışına yol açabilmektedir.” Amaç, kişiye özel telkinlerle etkili bir tedavi süreci yürütmek! Yeme bozukluğu tanısı ya da şikâyeti ile başvuran danışanlarla ilk seansta ayrıntılı bir psikolojik değerlendirme yapıldığını aktaran Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Bireyin temel kişilik özellikleri, ailesi, yaşam tarzı, ilişkileri, geçmişte yaşadığı travmalar, mevcut korku ve kaygıları ile takıntıları ele alınır. Yeme bozukluğunda her bireyde farklı davranışlar ve tetikleyiciler görülebileceği için, yeme davranışına ilişkin ayrıntılı sorular yöneltilir.” dedi. Obezite vakalarında; yeme davranışı bozukluğunun ne zaman başladığı, hangi yaşta ortaya çıktığı, hangi yiyeceklerde kontrol kaybının arttığı, günün hangi saatlerinde yoğunlaştığı ve bu davranışa eşlik eden sigara, alkol, kahve ya da çay gibi alışkanlıkların olup olmadığının değerlendirildiğine dikkat çeken Öztekin, sözlerini şöyle tamamladı: “Amaç, bireye özgü yeme davranışlarını belirleyerek kişiye özel telkinler hazırlamak ve etkili bir tedavi süreci yürütmektir. Hipnoterapi, yeme davranışı üzerinde etki göstermeyi hedefler. Bu yöntemde diyet programı ya da kısıtlama uygulanmaz. Etki, kişinin iradesini zorlamak yerine hipnotik etki altında verilen telkinlerle beyindeki yanlış kodlamaların düzeltilmesi ve sağlıksız dürtülerin ortadan kaldırılması üzerinden sağlanır. Aşırı ve kontrolsüz yeme davranışı ortadan kaldırıldığında bireyin normal yeme alışkanlığı kazanması ve sağlıklı, düzenli şekilde kilo vermesi hedeflenir. Yeme bozukluğu psikolojik bir sorun olarak ele alındığından, sorunun psikolojik yöntemlerle çözülmesi verilen kiloların kalıcı olmasına katkı sağlar. Son olarak, ‘bir seansta kilo verme’ gibi sloganlarla sunulan yöntemlerin gerçekçi olmadığı ve bilimsel bir karşılığının bulunmadığı unutulmamalı.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.