Hava Durumu

#Nöroloji

- Nöroloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nöroloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aşırı terleme hastalık habercisi olabilir Haber

Aşırı terleme hastalık habercisi olabilir

Terleme, vücudun sıcaklık dengesini korumak için gerçekleştirdiği doğal bir mekanizma olarak bilinirken, aşırı terleme bazı kişilerde günlük yaşamı ve sosyal hayatı olumsuz etkileyebilecek boyutlara ulaşabiliyor. Uzmanlara göre aşırı terleme, vücudun ısı düzenlemesi için ihtiyaç duyduğundan daha fazla ter üretmesiyle ortaya çıkıyor. Ter bezlerinin herhangi bir sıcak ortam, egzersiz veya belirgin bir neden olmaksızın aşırı çalışması durumunda kişiler kıyafet değiştirmek zorunda kalabiliyor, günlük aktivitelerinde zorluk yaşayabiliyor. Aşırı terlemenin en sık görüldüğü bölgeler arasında avuç içleri, ayak tabanları, koltuk altları ve yüz bölgesi yer alıyor. PEK ÇOK FARKLI NEDENİ OLABİLİR Aşırı terleme; genetik yatkınlık, enfeksiyonlar, diyabet, tiroit hastalıkları, obezite, kalp yetmezliği gibi sağlık sorunlarının yanı sıra menopoz ve hamilelik gibi hormonal değişimlere bağlı olarak da gelişebiliyor. Hastalıkla ilişkili olmayan primer bölgesel aşırı terleme ise genellikle stres, egzersiz, sıcaklık artışı ve genetik faktörlerle tetiklenebiliyor. Sekonder aşırı terleme olarak adlandırılan ve başka bir sağlık sorununa bağlı gelişen durumlarda ise diyabet, tiroit bozuklukları, sinir sistemi hastalıkları, alkol kullanımı, solunum ve kalp yetmezliği gibi nedenler araştırılıyor. Aşırı terleme belirtileri yaş gruplarına göre farklılık gösterebiliyor. Ciltte sürekli nem hissi, kıyafetlerde ter lekeleri, vücut kokusunda artış, cilt tahrişi ve enfeksiyon eğilimi sık görülen belirtiler arasında bulunuyor. Çocuklarda aşırı terleme; yazı yazarken kâğıdın ıslanması, bilgisayar klavyesi kullanırken zorlanma veya enstrüman çalmada güçlük gibi işlevsel problemlere neden olabilirken, yetişkinlerde daha çok sosyal yaşamı etkiliyor. Bazı kişiler el sıkışmaktan kaçınabiliyor veya sosyal ortamlarda rahatsızlık hissedebiliyor. İleri vakalarda eller silindikten kısa süre sonra yeniden yoğun terleme görülebilirken, nadiren ciltte renk değişikliği ve pullanma gibi dermatolojik bulgular da ortaya çıkabiliyor. TANI VE TEDAVİDE NEDEN ARAŞTIRILIYOR Aşırı terleme şikâyeti olan kişilerin öncelikle dahiliye veya dermatoloji uzmanlarına başvurması öneriliyor. Gerekli durumlarda endokrinoloji, nöroloji veya ilgili diğer branşlardan destek alınabiliyor. Tanı çoğunlukla hastanın öyküsü ve fizik muayene ile konulurken; kan testleri, tiroit fonksiyonları, kan şekeri ölçümleri ve hormonal incelemelerle altta yatan hastalıkların araştırılması sağlanıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Meral Maralcan, aşırı terleme tedavisinin hastalığın tipine, şiddetine, etkilenen bölgeye ve altta yatan nedene göre kişiye özel planlandığını söyledi. Maralcan, aşırı terlemenin yalnızca bir konfor problemi olmadığını, bazı durumlarda farklı sağlık sorunlarının belirtisi olabileceğini belirterek, yaşam kalitesini etkileyen yoğun terleme şikâyetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Türkiye’nin İlk MS Kongresi İstanbul’da gerçekleştirildi Haber

Türkiye’nin İlk MS Kongresi İstanbul’da gerçekleştirildi

Üç gün süren kongrede, MS’te güncel nöroimmünolojik mekanizmalar, MS ve ilişkili hastalıklarda nöro-radyolojik yaklaşımlar, mevcut ve gelecekte uygulanması planlanan hastalık modifiye edici tedaviler, özel durumlarda MS yönetimi ile serum, beyin-omurilik sıvısı (BOS) ve görüntüleme temelli biyobelirteçlerin kişiselleştirilmiş tıp perspektifindeki yeri gibi alanın en güncel başlıkları masaya yatırıldı. Bilimsel oturumlarda hem klinik uygulamalara hem de gelecekteki tedavi stratejilerine ışık tutacak bilgiler paylaşıldı. Kongrenin ardından değerlendirmelerde bulunan Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Terzi, Türkiye’de MS alanında önemli bir bilgi ve deneyim birikimi bulunduğunu belirterek, “Türkiye’nin her bölgesinde ve hemen hemen her ilinde MS ile ilgilenen uzmanlarımız bulunuyor. Türk Nöroloji Derneği olarak bu gelişimden büyük mutluluk duyuyoruz. Alanında deneyimli hocalarımızın yıllardır sürdürdüğü eğitim faaliyetleri ve emekleri sayesinde bugün bu noktaya ulaştık. Birinci Multipl Skleroz Kongresi’ni başlatarak bu birikimi daha ileriye taşımayı hedefledik. İnanıyorum ki bu kongre önümüzdeki yıllarda daha da güçlenerek devam edecektir” dedi. Kongreye yaklaşık 400 kişinin katıldığını ifade eden Prof. Dr. Terzi, katılımcıların önemli bir bölümünün ilk kez MS odaklı bir bilimsel etkinlikte yer aldığını vurguladı. Terzi, “ %60’ın üzerinde katılımcı ilk kez MS ile ilgili bir bilimsel aktiviteye iştirak etti. Bu bizim için son derece değerliydi. Güncel tanı yöntemleri, tedavi seçenekleri ve hastalığın klinik seyriyle ilgili bilgi ve deneyimleri meslektaşlarımıza aktarma fırsatı bulduk” diye konuştu. 1. Multipl Skleroz Kongresi kapsamında ayrıca interaktif olgu tartışma oturumları da gerçekleştirildi. Gerçek yaşam senaryoları üzerinden yürütülen oturumlarda, klinik karar süreçleri uzmanlar tarafından değerlendirildi ve katılımcılar uygulamaya dönük deneyim paylaşımında bulundu. Bilimsel içeriği ve yüksek katılımıyla dikkat çeken kongre, Türkiye’de MS alanındaki akademik çalışmaların gelişimine önemli katkı sundu.

ERKEN TANI İLE MS HASTALARININ HAYAT KALİTESİ KORUNUYOR Haber

ERKEN TANI İLE MS HASTALARININ HAYAT KALİTESİ KORUNUYOR

Hastanenin konferans salonunda gerçekleştirilen programa; hastane yönetimi, nöroloji hekimleri, sağlık çalışanları ile hasta ve hasta yakınları katıldı. Programda MS (Multipl Skleroz) hastalığının belirtileri, risk faktörleri ve tedavi yöntemleri hakkında katılımcılara çeşitli bilgiler aktarıldı. Programda konuşan Nöroloji Uzmanı Dr. Ali Özhan Sıvacı, Multipl Skleroz’un genç erişkinlerde kazalar ya da travmalardan sonra en sık engellilik oluşturabilen ciddi bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Hastalığın erken teşhisi ve erken tedaviye başlanmasının önemli fark yarattığının altını çizen Uzm. Dr. Sıvacı, “Eğer bunları yapabiliyor isek hastalarımız engelliliğe ulaşmadan hayatlarının sonuna kadar gayet kaliteli bir hayat geçirebiliyorlar. Tabii bunu yapabilmek için de çok önemli uzmanlaşmış merkezlere ihtiyaç var. MS, tanısı ve tedavisi gerçekten önemli merkezlerde, yapılması gereken ciddi bir hastalık.” şeklinde konuştu. İki Bine Yakın Hasta Takip Ediliyor Hastane bünyesinde yaklaşık 10 yıldır nitelikli hizmet verdiklerini vurgulayan Doç. Dr. Meral Seferoğlu ise, düzenli takip ve tedavisini yaptıkları 2 bine yakın hastaları olduğunun bilgisini verdi. Dünya MS Günü nedeniyle hastalara yönelik program düzenlediklerini belirten Doç. Dr. Seferoğlu, “Her yıl farklı etkinliklerle MS'te tanı, tedavi, ayırıcı tanı sorunlarını gözden geçiriyoruz ve bu etkinliklerde hastalarımızın MS ile ilgili farkındalıkları artıyor, tedavi uyumları artıyor ve bizimle olan iletişimleri güçleniyor.” dedi. Hastalar Daha Erken Tanı Alabiliyor Sağlık Bakanlığı’nın imkanları ile MS hastaları günümüzde dünyada kullanılan bütün tedavilere Türkiye'de ulaşabildiğini dile getiren Seferoğlu, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bu, Türkiye'de yaşayan hastalar için çok büyük bir imkân. Bu nedenle Türkiye'de yaşayan MS hastaları oldukça şanslı. Hemen hemen her ilde MS alanında çalışan hekimlere ulaşmak da mümkün. Teknolojinin, görüntülemenin gelişmesiyle artık MS hastaları daha erken tanı alabiliyor ve bu tedavilere de daha erken ulaşabiliyor. Burada hastaya düşen görev düzenli olarak kontrollere gelmek ve tedavisini aksatmadan kullanmak. Bu alanda deneyimli hekimlere takip olmak, hastalık sürecini yönetmek açısından oldukça önemli. Sağlık Bakanlığımıza, bize ve hastalara sunduğu bu imkanlar için teşekkür ediyoruz."

Türkiye Alzheimer Derneği Bursa Şubesi’nde yeni dönem Haber

Türkiye Alzheimer Derneği Bursa Şubesi’nde yeni dönem

Yeni dönemde dernek; Alzheimer hastalığına yönelik toplumsal farkındalığı artırmak, hasta yakınlarına destek olmak, koruyucu bilinçlendirme çalışmaları yürütmek ve Bursa’ya yeni bir Alzheimer Yaşam Evi kazandırmak amacıyla kapsamlı projeleri hayata geçirmeye hazırlanıyor. Bursa Özlüce’de, Nilüfer Belediyesi katkılarıyla hizmet veren ve önemli bir sosyal sorumluluk modeli haline gelen Ercan Dikencik Alzheimer Evi, benzeri yeni bir merkezin daha Bursa’ya kazandırılması hedefleniyor. Yeni projede iş insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel yönetimlerin desteğiyle Alzheimer hastalarının güvenli, sosyal ve destekleyici bir yaşam alanına kavuşması amaçlanıyor. Dernek yetkilileri, Alzheimer’ın yalnızca hastaları değil, tüm aileyi ve toplumu etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekerek; erken farkındalık, doğru bakım süreçleri ve toplumsal dayanışmanın büyük önem taşıdığını vurguladı. Yeni dönemde planlanan çalışmalar arasında: Alzheimer konusunda toplum farkındalığını artıracak seminerler, Hasta yakınlarına yönelik eğitim ve psikolojik destek programları, Gençleri ve gönüllüleri sürece dahil edecek sosyal sorumluluk projeleri, Belediyeler ve sağlık kuruluşlarıyla ortak çalışmalar, Hafıza sağlığı ve erken teşhis konusunda bilinçlendirme kampanyaları, Sosyal etkinlikler, sanat ve müzik terapisi uygulamaları, Yeni Alzheimer Yaşam Evi projesi için iş birliği ve kaynak oluşturma çalışmaları yer alıyor. Yeni Yönetim Kurulu Hacı Mustafa Bakar - Prof. Dr., Nöroloji Uzmanı Demet Yıldız - Doç. Dr., Nöroloji Uzmanı Nuran Özsöz - İletişim Uzmanı / Psikolojik Danışman Muzaffer Baran - Avukat Birgül Işık Şahin – Nilüfer Bld.Yaşlı Hiz. Srm. Gürkan Kaya - Diş Hekimi Emre Yalçıntaş - Doktor Emrah Aslan – Nilüfer Bld.Sosyal Hiz. Müdürü Yedek Yönetim Kurulu Güzin Asrak Ümit Sönmez – Doktor / Nöroloji Uzmanı Nilüfer Pekel - Doç. Dr., Nöroloji Uzmanı Betül Erdoğan - Psikolog Yaşar Kızılırmak - Doktor Yeni yönetim, Alzheimer hastalarının ve ailelerinin yaşam kalitesini artıracak çalışmalar için Bursa’daki tüm kurum ve kuruluşlarla iş birliğine açık olduklarını belirterek topluma şu çağrıda bulundu: “Alzheimer yalnızca bir hastalık değil; dayanışma, bilinç ve insanlık sınavıdır. Hep birlikte daha güçlü bir farkındalık oluşturabilir, hastalarımızın ve ailelerinin hayatına umut olabiliriz.” Türkiye Alzheimer Derneği Bursa Şubesi’nin önümüzdeki süreçte hayata geçireceği projelerin kamuoyuyla paylaşılmaya devam edeceği bildirildi.

PARKİNSON HASTALARI İÇİN UMUT VEREN GELİŞMELER DEĞERLENDİRİLDİ Haber

PARKİNSON HASTALARI İÇİN UMUT VEREN GELİŞMELER DEĞERLENDİRİLDİ

Ana teması Nörogenetik olarak belirlenen Sempozyumda, Parkinson hastalığının tanı ve tedavisi, ileri evre Parkinson hastalığının yönetimi, Parkinson hastalığında non-motor semptomlara yaklaşım, Parkinson hastalığı patofizyolojisinde yenilikler, hareket bozukluklarında az konuşulan veya ender görülen durumlar, parkinsonizm izleminde nörogörüntülemenin geleceği, hareket bozukluklarına güncel genetik yaklaşım, hiperkinetik hareket bozukluklarında tanıdan tedaviye güncelleme ve hareket bozukluklarında yenilikçi ve rasyonel yaklaşımlar ile atipik parkinsonizmlerin yönetiminde güncel ve gelecek uygulamalar görüşüldü. Sempozyumun ardından değerlendirmelerde bulunan Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer, “Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği olarak aslında iki aşamalı aktivitelerimiz var. Bunlardan biri nöroloji uzmanlık alanına yönelik ve nörolojinin de özellikle hareket bozuklukları, Parkinson hastalığı alt grubuna yönelik aktivitelerimiz, bir diğeri de toplumda öncelikle Parkinson hastalığı hakkında farkındalığı arttıracak aktivitelerimiz. Bu yıl tesadüfen bu iki gruba da etkinliklerimiz bir hafta arayla gerçekleşti. İlk aktivite 11 Nisan'da Ankara Büyükşehir Belediyesi ile paydaş olarak yaptığımız topluma yönelik ‘Parkinson Hastalığı Farkındalık Etkinliği’ idi. ‘Eğrisiyle Doğrusuyla Parkinson’u Konuşalım’ mottosu ile hastalıkla ilgili yanlış bilinenleri, yanlış olduğu sanılan doğruları uzman kişilerin ağzından aktarmaya çalıştık. Derneğimizin üyesi Öğretim Üyeleri tarafından da Türkiye'nin farklı illerinde, kurumlarda toplumsal aktiviteler yapıldı. Bilimsel aktivitemizi ise 16- 19 Nisan tarihleri arasında Bodrum Muğla’da gerçekleştirdik. Bu toplantıda Hareket Bozuklukları ve Parkinson Hastalığı alanında uzmanlaşmış akademisyen nörologlar, Fizyoterapi Uzmanları, Ses Konuşma Terapistleri yer aldılar ve yaptıkları çalışmaları günlük pratiklerindeki deneyimleri sahada çalışan, genel nörolojiyle uğraşan uzmanlar ile bilgi ve deneyim kazanmak isteyen araştırma görevlilerine aktardılar. Böylelikle hastalarımızın üçüncü basamak özelleşmiş polikliniklere ulaşmadan da doğru tanı, doğru tedavi ve doğru yönetime ulaşabilmesi için gerekli bilgilendirmeler yapıldı. Kongremizde genel güncel bilgilerin yanı sıra bizi ileride bekleyen yeni gelişecek, tanı yöntemleri ve tedaviye eklenecek yenilikler, özellikle gen tedavileri, kök hücre tedavileri, derin beyin uyarımı yerine ameliyat gerektirmeyen kafatası dışından uygulanabilen sinir sistemi işlevini düzenleyici tedaviler gibi konular da ele alındı” dedi. Hasan Eker yönetimindeki Burkon tarafından organize edilen Sempozyumda 14 Panel, 1 Olgu Sunumları Gecesi, 4 Uydu Sempozyumu, 2 Sözel Bildiri oturumu gerçekleştirildi. Sempozyumda biri uluslararası olmak üzere 11 sözel, 12 tartışmalı poster ve 65 e-poster sunuldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.