Hava Durumu

#Mühendislik

- Mühendislik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mühendislik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tofaş'ın 7,5 milyonuncu aracı banttan indi Haber

Tofaş'ın 7,5 milyonuncu aracı banttan indi

Türkiye otomotiv sektörünün en köklü sanayi kuruluşlarından biri olan Tofaş, üretimde önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. Bursa Fabrikası’nda üretim bandından indirilen 7,5 milyonuncu araç Fiat Ulysse oldu. MURAT 124’TEN FİAT ULYSSE’YE UZANAN ÜRETİM YOLCULUĞU Tofaş’ın Bursa’daki üretim yolculuğu, Türkiye otomotiv tarihinin de önemli kilometre taşlarını içinde barındırıyor. Murat 124 ile başlayan bu serüvende binek otomobillerden hafif ticari araçlara, Türkiye pazarı için geliştirilen modellerden farklı kıtalara ihraç edilen global ürünlere kadar geniş bir ürün gamı Bursa’daki üretim bantlarından dünya yollarına çıktı. Tofaş’ın 1 milyonuncu aracı Fiat Tempra, 2 milyonuncu aracı Fiat Palio Go, 3 milyonuncu ve 4 milyonuncu araçları Fiat Fiorino, 5 milyonuncu aracı Fiat Egea Hatchback, 6 milyonuncu aracı Fiat Egea Sedan ve 7 milyonuncu aracı Fiat Egea Cross Wagon olmuştu. 7,5 milyonuncu aracın Fiat Ulysse olması ise Tofaş’ın üretim tarihinde yeni dönemin bir başka simgesi oldu. Bu kilometre taşlarının her biri Tofaş’ın gelişimindeki farklı bir aşamayı temsil etti. Fiorino ile çok markalı üretim kabiliyeti öne çıkarken, Egea ürün ailesi Tofaş’ın global ürün geliştirme ve Ar-Ge gücünün önemli göstergelerinden biri oldu. Bugün ise Tofaş, geçmişten gelen üretim deneyimini Stellantis bünyesinde yürüttüğü yeni nesil ürün projeleri, artan model çeşitliliği, mühendislik kabiliyeti ve ihracat hedefleriyle yeni bir ölçeğe taşıyor. EROLDU: “7,5 MİLYON ARAÇLIK YOLCULUĞUN ARKASINDA ÇOK BÜYÜK BİR EMEK VAR” Konu hakkında değerlendirme yapan Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu, şunları kaydetti: “Tofaş’ın Bursa’da başlayan üretim yolculuğunda bugün 7,5 milyonuncu aracımıza ulaşmanın gururunu yaşıyoruz. Bu rakam bizim için yalnızca önemli bir üretim adedini değil; yarım asrı aşan sanayi birikimimizi, sürekli gelişen mühendislik kabiliyetimizi ve kuşaklar boyunca Tofaş’a emek veren çalışma arkadaşlarımızın ortak başarısını ifade ediyor. Murat 124’ten Fiat Ulysse’ye uzanan bu yolculukta Türkiye otomotiv sanayisinin gelişimine katkı sağlayan çok sayıda projeye imza attık. Farklı dönemlerde geliştirdiğimiz ve ürettiğimiz modellerle hem iç pazarda hem de dünya pazarlarında önemli sorumluluklar üstlendik. Bugün Tofaş için yeni bir büyüme dönemindeyiz. Çok markalı üretim yapımızı güçlendiriyor, yeni yatırımlarımızla üretim hacmimizi ve ürün çeşitliliğimizi artırıyoruz. K0 ve K9 projelerimiz Bursa Fabrikamızın Stellantis dünyasındaki rolünü daha da ileri taşıyor. K9 model ailesi için çok markalı üretim törenimizi de ekim ayı içerisinde gerçekleştireceğiz. K0 projemizle birlikte Kuzey Amerika pazarı için 2027 yılı başında yeniden ihracata başlayacak olmamız da bu yeni dönemin en önemli adımlarından biri. Üretim gücümüzü artırırken kalite ve verimlilikte de Stellantis dünyasının en güçlü fabrikaları arasında yer alıyoruz. Önümüzdeki dönemde Ar-Ge ve mühendislik yetkinliklerimiz, ihracat kabiliyetimiz ve çalışanlarımızın deneyimiyle ülkemiz için daha fazla değer yaratmaya devam edeceğiz. 7,5 milyonuncu aracımıza uzanan bu yolculukta emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarımıza, bayilerimize, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum.” Yeni döneme ilişkin de açıklamalar yapan Cengiz Eroldu, “Stellantis Türkiye faaliyetlerinin Tofaş çatısı altında birleşmesiyle şirketimiz için yeni bir dönem, adeta Tofaş 2.0 başladı. Yeni model yatırımlarımız, artan üretim çeşitliliğimiz ve Bursa Fabrikamızın üretim merkezi olarak güçlenen rolüyle bu dönemi önemli bir büyüme fırsatı olarak görüyoruz. Tofaş, Türkiye pazarındaki güçlü konumunun yanı sıra Stellantis için giderek daha önemli bir rol üstleniyor” diye konuştu. Tofaş’ın yeni dönemde büyüyen üretim rolünü kalite ve verimlilik göstergeleri de destekliyor. 7,5 milyonuncu aracın üretimi, böylece yalnızca Tofaş tarihindeki yeni bir üretim adedini değil; Murat 124 ile başlayan yarım asrı aşkın sanayi yolculuğunun, çok markalı üretim, yeni nesil hafif ticari araç projeleri, Kuzey Amerika’ya yeniden ihracat ve Bursa’nın Stellantis dünyasında büyüyen rolüyle devam eden yeni dönemini de simgeliyor.

BTÜ’den sanayinin Ar-Ge süreçlerine açık kaynak desteği Haber

BTÜ’den sanayinin Ar-Ge süreçlerine açık kaynak desteği

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) koordinatörlüğünde hazırlanan “Educational Platform for Open Source Software Applications in Fluid Mechanics” (EPOSAM) Projesi, Avrupa Birliği Erasmus+ KA220-VET – Mesleki Eğitim Alanında İş Birliği Ortaklıkları programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. EPOSAM, Türkiye’den en yüksek hibe kategorisinde desteklenen tek üniversite projesi oldu. Proje ile öğrencilerin, genç mühendislerin ve bilim insanlarının Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (Computational Fluid Dynamics – CFD) alanında açık kaynak kodlu yazılımları etkin biçimde kullanabilmelerini sağlayacak uluslararası bir eğitim platformunun oluşturulması hedefleniyor. EPOSAM’ın temel amaçlarından biri, akademi ve sanayide CFD alanında açık kaynak yazılım kullanımını yaygınlaştırmak ve özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ), yüksek ticari yazılım lisans maliyetlerinin oluşturduğu yükü azaltarak Ar-Ge faaliyetlerini daha erişilebilir ve sürdürülebilir biçimde yürütebilmelerine katkı sağlamak. AVRUPA’DAN ÜNİVERSİTELER VE SANAYİ KURULUŞLARI AYNI PROJEDE 36 ay sürecek proje, BTÜ koordinatörlüğünde uluslararası bir konsorsiyum tarafından yürütülecek. Projede Danimarka’dan Aalborg Üniversitesi, Almanya’dan Esslingen Üniversitesi ve Saarland Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (htw saar), Polonya’dan Krakow Teknoloji Üniversitesi ile Almanya merkezli mühendislik firması HyperSys GmbH yer alıyor. TUSAŞ ise projeye ilişkili ortak olarak katkı sağlayacak. Pilot uygulamada ağırlıklı olarak Türkiye, Almanya, Polonya ve Danimarka’dan 12 genç mühendis ile 12 şirketin yer alması planlanıyor. Eğitim ve uygulama sürecinden elde edilen çıktılar, uluslararası bir çalıştayda akademi ve sanayi temsilcileriyle paylaşılacak. TEORİK EĞİTİMDEN GERÇEK SANAYİ PROBLEMLERİNE Proje kapsamında teorik bilgi ile gerçek mühendislik uygulamalarını bir araya getiren iki aşamalı bir eğitim modeli uygulanacak. İlk aşamada katılımcılara CFD temelleri, Linux, OpenFOAM ve SALOME konularında teorik ve uygulamalı eğitimler verilecek. İkinci aşamada ise katılımcılar şirketlerle eşleştirilerek akademik ve endüstriyel danışmanların rehberliğinde gerçek mühendislik problemleri üzerinde çalışacak. Bu modelle katılımcıların yalnızca açık kaynak yazılımları kullanma becerilerinin değil, bu araçları gerçek sanayi problemlerine uygulama yetkinliklerinin de geliştirilmesi hedefleniyor. BTÜ’NÜN HESAPLAMA ALTYAPISI AVRUPA’DAKİ KATILIMCILARA AÇILACAK EPOSAM’ın önemli bileşenlerinden birini, BTÜ bünyesinde faaliyet gösteren COSAM (Center of Open-source Software Applications in Fluid Mechanics) Laboratuvarı oluşturuyor. Proje kapsamında katılımcılar ve şirketler, COSAM’ın yüksek başarımlı hesaplama altyapısına uzaktan erişerek yüksek işlem gücü gerektiren karmaşık mühendislik simülasyonlarını gerçekleştirebilecek. Böylece açık kaynak kodlu mühendislik yazılımlarının eğitim ve sanayi uygulamalarında daha etkin kullanılması desteklenecek. HEDEF ULUSLARARASI BİR MÜKEMMELİYET MERKEZİ Projenin BTÜ ekibinde Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Cemal Benim, Doç. Dr. Osman Turan, Dr. Öğretim Üyesi Levent Aydınbakar, Arş. Gör. Ramazan Aslan ve Arş. Gör. İsmail Hoş yer alıyor. EPOSAM’ın uzun vadeli hedefleri arasında açık kaynak kodlu hesaplamalı mühendislik alanında uluslararası bir yüksek lisans programının geliştirilmesi ve Avrupa’nın farklı ülkelerinde COSAM benzeri araştırma ve eğitim merkezlerinin kurulması bulunuyor. Bu merkezler arasında sürdürülebilir bir iş birliği ağı oluşturularak eğitim, araştırma ve sanayi çalışmalarının aynı yapı altında buluşturulması ve COSAM merkezli uluslararası bir Mükemmeliyet Merkezi yapılanmasının temellerinin atılması hedefleniyor. REKTÖR ÇAĞLAR: PROJE ULUSLARARASILAŞMA AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, projenin uluslararası iş birlikleri ve nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi açısından önemli olduğunu belirterek, “Üniversitemizin koordinatörlüğünde yürütülecek EPOSAM Projesi, akademik bilgi birikimimizin uluslararası ortaklıklarla somut çıktılara dönüştüğünün önemli bir göstergesi. Avrupa'nın farklı ülkelerinden üniversiteleri ve sektör temsilcilerini aynı hedef etrafında buluşturan bu proje, Bursa Teknik Üniversitesinin uluslararasılaşma vizyonuna da önemli katkı sağlayacak” dedi.

ÇMO Bursa Şubesi’nden Kuruçeşme raporu Haber

ÇMO Bursa Şubesi’nden Kuruçeşme raporu

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Bursa Şubesi, Nilüfer ilçesi Kayapa-Kuruçeşme mevkiinde planlanan Batı Bölgesi Entegre Katı Atık Geri Kazanım ve Bertaraf Tesisi hakkında teknik değerlendirme raporu yayımladı. Raporda, Bursa’nın atık yönetiminde uzun yıllardır vahşi depolama modelinden uzaklaşıp entegre ve döngüsel atık yönetimi anlayışına geçtiği hatırlatıldı. Kentin, Demirtaş Depolama Sahası’nın kapatılması, alanın metan gazından enerji üretim tesisine dönüştürülmesi ve Hamitler/Yenikent Düzenli Depolama Alanı ile bu alandaki öncü uygulamalarını sürdürdüğü belirtildi. KENTTE ATIK YÜKÜ ARTIYOR Bursa’da günlük katı atık miktarının yaklaşık 4 bin tona ulaştığına dikkat çekilen raporda, Yenikent (Hamitler) Düzenli Depolama Alanı’nın ise yaklaşık yüzde 86 doluluk oranıyla teknik ömrünün sonuna geldiği ifade edildi. İnegöl Entegre Katı Atık Tesisi ve geri kazanım altyapısının bugüne kadar yükü hafiflettiği, ancak yeni bir tesis ihtiyacının kaçınılmaz hale geldiği vurgulandı. Raporda, Kuruçeşme mevkiinde planlanan tesisin uzun süredir kent gündeminde olduğu belirtilerek, yer seçiminin kentleşme dinamikleri, çevresel ve hidrojeolojik riskler, nüfus artışı, imar planı revizyonları ve içme suyu altyapılarıyla ilişkisi açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi. Özellikle Çınarcık Barajı İçme Suyu Arıtma Tesisi ve isale hatları, güncellenen MTA diri fay hattı verileri, saha eğimi, topografya ve hâkim rüzgâr yönlerinin koku yayılımına etkisi gibi başlıkların bütüncül biçimde ele alınması gerektiği ifade edildi. “ATIK YÖNETİMİNDE ZAMANLAMA KRİTİK” ÇMO Bursa Şubesi, atık toplama ve bertaraf sisteminin kesintisiz işlemesinin halk sağlığı açısından hayati olduğuna dikkat çekerek, evsel atıkların 48 saat içinde biyolojik bozunmaya uğrayabildiğini ve bunun koku, sızıntı suyu, patojen ve vektör kaynaklı riskleri artırdığını hatırlattı. Raporda, projenin bilimsel, teknik ve nesnel veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiği vurgulanarak, tüm paydaşların ortak akılda buluşmasının Bursa’nın çevre sağlığı ve geleceği açısından önem taşıdığı belirtildi. Açıklamanın sonunda, ÇMO Bursa Şubesi’nin çevresel geleceği korumaya yönelik idari ve teknik iş birliğine hazır olduğu ifade edildi. Raporda ayrıca, yapım ve işletme süreçlerinin mevzuata ve mühendislik disiplinine uygun şekilde yürütülmesinin zorunlu olduğu vurgulandı.

Bursa'da yeni nesil yerli motor teknolojis Haber

Bursa'da yeni nesil yerli motor teknolojis

Bursa Teknik Üniversitesinin (BTÜ) yürütücülüğünü üstlendiği “PCB Statorlu Eksenel Akılı Fırçasız Doğru Akım (BLDC) Motor Geliştirilmesi” başlıklı proje, TÜBİTAK 1005 – Ulusal Yeni Fikirler ve Ürünler Araştırma Destek Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Projede, elektrik motorlarının üretiminde kullanılan geleneksel tel sargıları yerine baskı devre kartı (PCB) teknolojisinden yararlanılarak yeni nesil motorlar geliştirilecek. Bu sayede daha hafif, daha kompakt ve üretimi daha kolay motorların ortaya çıkarılması hedefleniyor. Projenin yürütücülüğünü BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Fenercioğlu üstlenirken, proje ekibinde BTÜ’den Dr. Öğretim Üyesi Oğuz Mısır ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Sami Arslan yer alıyor. Projede BTÜ yüksek lisans öğrencisi Muhammed Moein Harighi de bursiyer olarak görev alıyor. ELEKTRİK MOTORLARINDA YENİ NESİL TEKNOLOJİ Günümüzde elektrik motorlarının üretiminde yaygın olarak kullanılan tel sargılar, üretim sürecinde birçok aşamayı beraberinde getiriyor. BTÜ’de geliştirilecek yeni teknolojiyle motorun önemli parçalarından biri olan stator, baskı devre kartı teknolojisi kullanılarak üretilecek. Bu yöntem sayesinde motor üretimindeki bazı karmaşık süreçlerin azaltılması, daha düzenli ve tekrarlanabilir üretim yapılması amaçlanıyor. Aynı zamanda geliştirilecek motorların daha hafif ve daha az yer kaplayan bir yapıya sahip olması hedefleniyor. Proje kapsamında iki farklı motor prototipi geliştirilecek ve performansları test edilecek. Motorların çalışmasını sağlayacak özel ve kompakt bir elektronik sürücü de proje kapsamında üretilecek. ROBOTLARDAN MEDİKAL CİHAZLARA GENİŞ KULLANIM ALANI Geliştirilecek yerli motor teknolojisinin, yüksek teknoloji gerektiren birçok alanda kullanım potansiyeli bulunuyor. Özellikle hafif ve kompakt motorlara ihtiyaç duyulan robotik sistemler, medikal cihazlar, havacılık teknolojileri ve endüstriyel otomasyon sistemleri, projenin öne çıkan kullanım alanları arasında yer alıyor. Modüler yapıya sahip olacak motorların, farklı ihtiyaçlara göre farklı güç seviyelerinde geliştirilebilmesi de hedefleniyor. Böylece aynı teknoloji altyapısından yararlanılarak farklı alanlarda kullanılabilecek motor sistemlerinin üretilmesinin önü açılacak. SANAYİ İŞ BİRLİĞİYLE TEST EDİLECEK Proje kapsamında KORMAS Elektrikli Motor Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile iş birliği yapılıyor. Geliştirilecek motor prototipleri, firmanın elektrik motorlarına yönelik test altyapısından yararlanılarak performans açısından değerlendirilecek. Proje sonunda yalnızca bir motor prototipinin ortaya çıkarılması değil, aynı zamanda motorların tasarımından üretimine ve test süreçlerine kadar uzanan yerli bir teknoloji geliştirme altyapısının oluşturulması hedefleniyor. BTÜ’de geliştirilecek yeni nesil motor teknolojisinin, gelecekte robotik sistemler, medikal teknolojiler, havacılık uygulamaları ve akıllı üretim sistemlerinde kullanılabilecek yüksek katma değerli yerli ürünlerin geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor. REKTÖR ÇAĞLAR’DAN TEBRİK BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversitelerde üretilen bilginin teknolojiye ve katma değerli ürünlere dönüşmesinin önemine dikkat çekerek, “Bursa Teknik Üniversitesi olarak bilimsel çalışmalarımızı ülkemizin ihtiyaç duyduğu stratejik ve yüksek teknolojili alanlara yönlendirmeyi önemsiyoruz. Üniversite-sanayi iş birliğiyle yürütülen çalışmanın, yerli teknoloji geliştirme kapasitemize ve yüksek katma değerli ürünlerin ortaya çıkmasına katkı sağlayacağına inanıyorum. Proje ekibimizi tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum” dedi.

DORUKMAK’TA KADIN EMEĞİ ÜRETİME GÜÇ KATIYOR Haber

DORUKMAK’TA KADIN EMEĞİ ÜRETİME GÜÇ KATIYOR

Süspansiyon sistemlerindeki hareketli parçaları koruyan kauçuk - metal üretimini son teknolojiyle gerçekleştiren Dorukmak, üretiminin yüzde 30'unu 25'i aşkın ülkeye ihraç ederek Türkiye ekonomisine katma değer sağlıyor. 82'si kadın toplam 211 kişiye istihdam sağlayan Dorukmak, kadın çalışan oranıyla da sektör ortalamasının üzerinde bir tablo ortaya koyuyor. Şirket bünyesindeki kadın çalışanlar yalnızca üretim sahasında değil, mühendislik, kalite, bilgi işlem, satın alma ve satış gibi kritik görevlerde de aktif rol üstleniyor. Dorukmak Genel Müdür Yardımcısı Berke Kurtuluş, kadın istihdamını yalnızca bir insan kaynakları politikası olarak değil, şirket kültürünün önemli bir parçası olarak gördüklerini belirtti. Berke Kurtuluş, "Bugün 211 çalışanımızın 82'sini kadınlar oluşturuyor. Bu oran yaklaşık yüzde 40 seviyesinde ve bizi kadın dostu şirketlerden biri haline getiriyor. Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde bir kadın istihdamına sahibiz. Beyaz yakadaki kadın çalışanlarımızın önemli bölümü mühendislerden oluşuyor. Endüstri ve kimya mühendislerimizin yanı sıra bilgi işlem, satın alma, satış gibi birçok kritik departmanda kadın çalışma arkadaşlarımız görev yapıyor. Üretim tarafında ise özellikle kalite kontrol süreçlerinde kadın çalışanlarımızın başarısı şirketimize önemli katkılar sağlıyor" dedi. "Kalitede kadınların titizliği büyük avantaj sağlıyor" Kadınların özellikle kalite odaklı üretim süreçlerinde fark yarattığını ifade eden Berke Kurtuluş, kadın çalışanların iş disiplininin üretime doğrudan olumlu yansıdığını söyledi. Berke Kurtuluş, "Kalite gibi görsel dikkat gerektiren alanlarda kadın çalışanlarımızın çok başarılı olduğunu görüyoruz. Bunun yanında çalışma disiplinleri, düzenli ve titiz yaklaşımları üretim süreçlerimize önemli değer katıyor. Bulundukları çalışma ortamını daha düzenli hale getiriyor, ekip ruhunu güçlendiriyorlar. Bu da ürün kalitesine doğrudan yansıyor" ifadelerini kullandı. "Kadın istihdamı ailelere de güç veriyor" Kadın istihdamının yalnızca işletmelere değil toplumsal yaşama da önemli katkılar sunduğunu vurgulayan Dorukmak Genel Müdür Yardımcısı Berke Kurtuluş, ekonomik bağımsızlığın aile yapısını güçlendirdiğine dikkat çekti. Kadın çalışanların aile ekonomisine sağladığı katkının sosyal açıdan da önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Kurtuluş, "Kadınlarımızın çalışma hayatında yer alması sadece işletmeler için değil, aileler için de büyük bir kazanım oluşturuyor. Aile ekonomisine katkı sağlayan kadınların hem motivasyonlarının hem de işlerine bağlılıklarının yüksek olduğunu gözlemliyoruz. Bunun çalışma ortamına ve verimliliğe olumlu yansımalarını her gün görüyoruz. Kadınların üretimde daha fazla yer almasının hem sanayimiz hem de toplumumuz adına önemli bir değer olduğuna inanıyoruz" şeklinde konuştu.

Üniversite mezunlarında istihdam geriledi... En yüksek oran tıp mezunlarında, en yüksek kazanç pilotajda Haber

Üniversite mezunlarında istihdam geriledi... En yüksek oran tıp mezunlarında, en yüksek kazanç pilotajda

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri verilerini açıkladı. Verilere göre, üniversite mezunlarının kayıtlı istihdam oranlarında bir önceki yıla göre sınırlı düşüş yaşandı. Sağlık, mühendislik ve teknik alanlarda mezunların istihdam olanaklarının daha güçlü olduğunu; bazı sosyal bilim alanlarında ise eğitim ile istihdam arasındaki uyumun daha düşük kaldığını ortaya koydu. Buna göre, lisans mezunlarının kayıtlı istihdam oranı 2024 yılında yüzde 75,0 iken, 2025 yılında yüzde 73,9 olarak gerçekleşti. Ön lisans mezunlarında ise kayıtlı istihdam oranı yüzde 66,4'ten yüzde 65,7'ye geriledi. LİSANS MEZUNLARINDA ZİRVEDE TIP Lisans seviyesinde en yüksek kayıtlı istihdam oranına sahip bölüm yüzde 95,5 ile tıp oldu. Tıp bölümünü; Özel eğitim öğretmenliği (yüzde 90,8), Havacılık elektrik ve elektroniği (yüzde 89,9), Matematik mühendisliği (yüzde 89,8), Hemşirelik (yüzde 89,8) bölümleri takip etti. Eğitim ve öğretim alanları bazında değerlendirildiğinde ise en yüksek kayıtlı istihdam oranı sağlık ve refah alanında yüzde 84,5 olarak gerçekleşti. Bu alanı mühendislik, imalat ve inşaat (yüzde 82,1), bilişim ve iletişim teknolojileri (yüzde 76,7), eğitim (yüzde 75,4) ile iş, yönetim ve hukuk (yüzde 74,1) izledi. ÖN LİSANSTA EN YÜKSEK İSTİHDAM POLİS MESLEK EĞİTİMİNDE Ön lisans mezunları arasında en yüksek kayıtlı istihdam oranı yüzde 92,6 ile polis meslek eğitimi bölümünde görüldü. En yüksek istihdam oranına sahip diğer ön lisans bölümleri ise şöyle sıralandı: Elektrik enerjisi üretim, iletim ve dağıtımı (yüzde 87,4), Uçak teknolojisi (yüzde 84,8), Kontrol ve otomasyon teknolojisi (yüzde 83,9), Elektrik (yüzde 83,7). Alan bazında ise ön lisans mezunlarında en yüksek kayıtlı istihdam oranı mühendislik, imalat ve inşaat alanında yüzde 76,3 oldu. İLK İŞ BULMA SÜRESİ 14,2 AYA GERİLEDİ TÜİK verilerine göre, lisans mezunlarının ortalama ilk iş bulma süresi 2024 yılında 14,4 ay iken, 2025 yılında 14,2 aya düştü. Ön lisans mezunlarında ise bu süre 16 aydan 15,8 aya geriledi. Lisans mezunları arasında ilk iş bulma süresinin en kısa olduğu bölüm 2,4 ay ile dil ve konuşma terapisi oldu. Bu bölümü; Tıp (3,9 ay), Özel eğitim öğretmenliği (4,4 ay), Eczacılık (4,6 ay), Ergoterapi (7,6 ay) izledi. Ön lisans mezunlarında ise en hızlı işe giren bölüm 3 ay ile polis meslek eğitimi oldu. EN YÜKSEK KAZANÇ PİLOTAJ MEZUNLARINDA Lisans mezunlarının kazanç durumlarına göre en yüksek aylık ortalama gelire sahip bölümler sırasıyla; Pilotaj, Matematik mühendisliği, Uzay mühendisliği, Uçak mühendisliği, Kontrol ve otomasyon mühendisliği oldu. Ön lisans mezunlarında ise en yüksek ortalama kazanç sağlayan bölümler; Uçak teknolojisi, Perakende satış ve mağaza yönetimi, Polis meslek eğitimi, Elektrik enerjisi üretim, iletim ve dağıtımı, Marka iletişimi olarak sıralandı. Ücretli çalışan lisans mezunlarının eğitim aldıkları alanla uyumlu bir meslek grubunda çalışma oranı 2025 yılında yüzde 56,7 oldu. Bu oran 2024 yılında yüzde 56,1 seviyesindeydi. Ön lisans mezunlarında ise alan uyumu oranı yüzde 50,8 olarak gerçekleşti. Lisans mezunlarında kendi alanında çalışma oranının en yüksek olduğu alan sağlık ve refah (yüzde 80,4) oldu. Bunu iş, yönetim ve hukuk (yüzde 79,6), eğitim (yüzde 64,8), mühendislik, imalat ve inşaat (yüzde 63,6) ile bilişim ve iletişim teknolojileri (yüzde 56,1) takip etti. En düşük alan uyumu ise lisans mezunlarında sosyal bilimler, gazetecilik ve enformasyon alanında yüzde 20,6 olarak kaydedildi. Ön lisans mezunlarında en yüksek alan uyumu iş, yönetim ve hukuk alanında yüzde 64,1 olurken, en düşük oran sosyal bilimler, gazetecilik ve enformasyon alanında yüzde 7,8 olarak gerçekleşti.

ÇED Yeterlik Belgesi tebliği değişti... Başvuru şartları ve belgeler yeniden düzenlendi Haber

ÇED Yeterlik Belgesi tebliği değişti... Başvuru şartları ve belgeler yeniden düzenlendi

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ", bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeyle, ÇED Yeterlik Belgesi almak isteyen kurum ve kuruluşların başvuru usulleri ile ibraz etmesi gereken belgeler yeniden belirlendi. Buna göre, başvurular elektronik sistem üzerinden yapılacak ve kurumların ticaret sicili bilgileri, yer uygunluk yazısı, teknik personelin mezuniyet ve mesleki deneyim belgeleri, SGK veya Bağ-Kur kayıtları ile başvuru bedelinin yatırıldığına ilişkin belgeler sisteme yüklenecek. Bakanlık, gerekli belgeleri elektronik ortamdan temin edebilecek veya ilgililerden sisteme yüklemelerini isteyebilecek. Düzenlemeyle ayrıca, kurum ortakları, yönetim kurulu üyeleri ve ÇED süreçlerinde görev alacak teknik personel için Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'ne (TMMOB) bağlı ilgili meslek odalarından alınacak mühendislik-müşavirlik veya büro tescil belgesi zorunluluğu getirildi. Bu belgenin ilgili mevzuat gereği alınamadığı durumlarda ise oda sicil kaydının sunulması yeterli olacak. Yeni tebliğ kapsamında, ÇED yeterlik belgesi başvurusunda görev alacak personel ile şirket ortakları ve yönetim organında yer alan kişilerin kamu görevinden çıkarılmamış olması şartı da getirildi. MEVCUT KURULUŞLARA 90 GÜNLÜK UYUM SÜRESİ Tebliğe eklenen geçici maddeyle, değişiklikten önce ÇED yeterlik belgesi alarak faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlara da yeni düzenlemeye uyum sağlamaları için 90 gün süre verildi. Bu süre içinde özellikle meslek odası belgelerine ilişkin yeni şartların yerine getirilmesi gerekecek. Tebliğ, hükümlerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı yürütecek.

ELEKTROTEKS İHRACAT FIRSATLARINA ODAKLANDI Haber

ELEKTROTEKS İHRACAT FIRSATLARINA ODAKLANDI

30 Haziran-3 Temmuz tarihleri arasında Brezilya’da gerçekleştirilen ForMóbile Fuarı'nda ziyaretçilerini ağırlayan Elektroteks, Türk sanayisinin üretim gücünü ve mühendislik kabiliyetini Güney Amerika pazarına taşıdı. Mobilya üretim teknolojileri alanındaki çözümlerini sergileyen firma, bölgedeki mevcut iş ortaklarıyla bir araya gelirken yeni ticari bağlantılar kurmayı da hedefliyor. Elektroteks Yönetim Kurulu Başkanı Osman Güler, firmanın ihracat vizyonu doğrultusunda uluslararası fuarların büyük önem taşıdığını belirterek, Güney Amerika pazarında uzun vadeli büyümeyi hedeflediklerini söyledi. Güler, "ForMóbile Fuarı, Güney Amerika pazarını yakından tanımak, mevcut iş ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendirmek ve yeni ticari bağlantılar kurmak açısından bizim için son derece önemli bir organizasyon. Elektroteks olarak geliştirdiğimiz yenilikçi teknolojileri ve yüksek kaliteli ürünlerimizi uluslararası ziyaretçilerle buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. Aynı zamanda Türk sanayisinin üretim gücünü ve mühendislik kabiliyetini dünyanın farklı coğrafyalarında başarıyla temsil etmeye devam ediyoruz" dedi. İhracat odaklı büyüme hedefi Küresel pazarlarda rekabet edebilmenin yolunun teknoloji, kalite ve müşteri odaklı üretimden geçtiğini ifade eden Osman Güler, "Bugün yalnızca ürün ihraç eden değil, aynı zamanda teknoloji ve çözüm sunan bir firmayız ve her geçen gün kendimizi daha ileri taşımaya çalışıyoruz. Güney Amerika, büyüme potansiyeli yüksek ve stratejik öneme sahip bir pazar. Elektroteks olarak halihazırda orda iyi bir konumdayız ancak bu fuarda gerçekleştirdiğimiz görüşmelerin yeni iş birliklerine dönüşeceğine inanarak mevcut pazar payımızı daha da arttırmayı hedefliyoruz. Tüm dünyada ihracat ağımızı genişletmeye, farklı pazarlarda Türk markasının gücünü göstermeye ve ülkemize katma değer sağlamaya devam edeceğiz" diye konuştu.

OİB İhracatın Şampiyonları Ödül Töreninde 2025 yılının şampiyonları açıklandı Haber

OİB İhracatın Şampiyonları Ödül Töreninde 2025 yılının şampiyonları açıklandı

OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı’nın ev sahipliğinde Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve TİM Başkan Vekili Baran Çelik’in de katıldığı törende geçen yılın ihracat şampiyonu Ford Otomotiv olurken, en fazla ihracat yapan 133 firma da Platin, Altın, Gümüş ve Bronz kategorilerinde ödüllere layık görüldü. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı: “OİB olarak yıllardır Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması ile oluşturduğumuz ekosistemi bir adım daha ileri taşıyarak sektör açısından tarihi öneme sahip OİB Venture Mobilite İnovasyon Fonu'nu hayata geçirdik. Fonumuzu beş yıl içinde 25 milyon dolarlık büyüklüğe ulaştırmayı hedefliyoruz. OİB Venture Mobilite İnovasyon Fonuna aktif katılım ve desteklerinizi bekliyoruz.” Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) tarafından düzenlenen İhracatın Şampiyonları Ödül Töreninde 2025 yılının en başarılı kuruluşları ödüllendirildi. Geçen yılın ihracat şampiyonu Ford Otomotiv olurken, gecede son 20 yılda 19 kez Türkiye ihracatının lider sektörü olan otomotivde en fazla ihracat gerçekleştiren ilk 133 firma Platin, Altın, Gümüş ve Bronz kategorilerde ödüllere layık görüldü. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı’nın ev sahipliğinde Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Dış Ticaret Kompleksi’nde düzenlenen geceye Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, TİM Başkan Vekili Baran Çelik, OİB Yönetim Kurulu ile birlikte otomotiv endüstrisinin lider firmalarının üst düzey yöneticileri katıldı. Ford Otomotiv’e birincilik ödülü OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, TİM Başkan Vekili Baran Çelik tarafından Ford Otomotiv Malzeme, Planlama ve Lojistik Lideri ve OİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fikri Onur Sarıkaya’ya takdim edildi. Ödül töreni, Birleşmiş Milletler kayıtlarına göre dünyada yer alan yaklaşık 200 ülkenin tamamına ihracat yapan otomotiv sektörünün kısa tanıtım filmi ile başladı. Törenin açılış konuşmasını yapan OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, ülkemize değer katan tüm ihracatçıların Türkiye’nin büyüme hikayesinin öncüleri, dönüşüm yolculuğunun liderleri ve geleceğe olan inancın temsilcileri olduğuna dikkat çekerek “Sizler sadece ürün satmıyorsunuz, Türkiye'nin adını dünyaya taşıyor, yeni yatırımlara öncülük ediyor, istihdam oluşturuyor, ülkemizin yarınlarını inşa ediyorsunuz. Ülkemize değer katan tüm ihracatçılarımıza, sanayicilerimize, çalışanlarımıza, mühendislerimize ve sektörümüzün tüm paydaşlarına teşekkür ediyorum. Başarılarıyla bizleri gururlandıran tüm firmalarımızı, tekrar, yürekten kutluyorum” dedi. Yazıcı, tasarım, mühendislik ve test kabiliyetlerine sahip güçlü alt yapısı, kaliteli ve rekabetçi üretimi ile Avrupa'nın en önemli üretim üslerinden birisi haline gelen sektörün, 250 bini direkt olmak üzere 550 binden fazla kişiye istihdam sağlayan, 14 ana sanayi kuruluşu, binlerce tedarikçi firma ve 3 bini aşkın aktif ihracatçı ile ülke ekonomisine katkı sağlayan bir endüstri olduğunu söyledi. Otomotiv sektörünün 2025 yılında 41,5 milyar dolar ihracat ile Türkiye'nin toplam ihracatının yüzde 15,2 sini gerçekleştirerek ihracat şampiyonu unvanını koruduğunu belirten Yazıcı, bu yılın ilk yarısında ihracatı yüzde 4,3 artışla 20,8 milyar dolar seviyesine çıkarmayı başardıklarını, ihracatın yüzde 85’ini de Avrupa Ülkelerine yaptıklarını hatırlattı. OİB Venture Mobilite İnovasyon Fonuna destek bekliyoruz Dünyada otomotiv sektörünün tarihinin belki de en büyük dönüşümünü yaşadığını da vurgulayan Yazıcı, şunları söyledi: “Otomotiv; yazılım, elektronik, enerji yönetimi, veri yönetimi gibi alanları da içine alıyor, yani rekabetin tanımı da değişiyor. Bugün rekabetçi ve kaliteli üreten, teknoloji geliştirebilen şirketler öne çıkıyor. Yarın ise inovasyon ekosistemi kurabilenler kazanacak. Tam da bu nedenle, yıllardır OİB olarak yıllardır Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması ile oluşturduğumuz ekosistemi bir adım daha ileri taşıyarak sektör açısından tarihi öneme sahip OİB Venture Mobilite İnovasyon Fonu'nu hayata geçirdik. OİB tarafından kaynak taahhüdü olarak belirlenen 75 milyon TL’nin fon hesabına aktarılması ile fon işler hale geldi. Girişim fonumuzu önümüzdeki yıllarda da büyütmek ve sektörümüzün en önemli girişim sermayesi platformlarından biri haline getirmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Fonumuzu beş yıl içinde 25 milyon dolarlık büyüklüğe ulaştırmayı hedefliyoruz ve bu doğrultuda çalışmaları başlatmış bulunuyoruz. OİB Venture – Mobilite İnovasyon Fonuna aktif katılım ve desteklerinizi bekliyoruz.” “Otomotiv, Türkiye sanayisinin dünya arenasındaki yüz akı” Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat konuşmasında “Son 20 yılın 19’unda şampiyon olan otomotiv sektörü, Türkiye sanayisinin dünya arenasında yüz akıdır. Kalitesi, zamanında teslimatı, güvenilirliği, sürdürülebilirlik vizyonu ve nitelikli insan kaynağı ile bu başarı geldi. Sektörümüz Avrupa’da beşinci, dünyada da 13. büyük üretim üssüdür. Otomotivin başarısı; elektronik, çelik, makine ve yazılım sektörlerinin de desteklediği bir başarıdır. Yenilikçiliğe açık vizyon, azim ve kararlılık bu başarıyı kazandırmıştır. Türkiye ve AB arasındaki 63 yıllık ortaklık anlaşmasının en başarılı sektörlerinden biri de otomotiv oldu. AB ile ticaretimizdeki payın dörtte biri otomotivden geliyor. Türkiye’nin otomotiv ihracatının yüzde 71’i AB’ye yapılıyor. Made in EU konusunun Türkiye olarak arzu ettiğimiz bir yapıya doğru dönmekte olduğunu gözlemliyoruz. Ancak henüz bu yönde bir karar alınmadı. NATO Zirvesi için Ankara’ya gelen AB liderlerine de bu konuda çok net olarak görüşümüz ve duruşumuz ifade edilmiştir” dedi. TİM Başkan Vekili Baran Çelik de şunları söyledi: “Marifet iltifata tabidir diyerek başlattığımız ödüllerimizde bu akşam 133 firmamız ödül alacak. Platinden bronza tüm kategorilerde ödül alacak otomotiv firmalarımızın hepsi güçlü ve başarılı. TİM çatısı altında da daha güçlü temsil edilen bir yapıya kavuştuk. Sektör olarak hedef ve çözümlerimiz belli. Ülke ihracatımızı daha da güçlendirmek, inovatif ve teknolojik liderliğimizi sürdürmek için daha çok çalışacağız” dedi. OTOMOTİV İHRACAT ŞAMPİYONU ÖDÜLÜ – 2025 YILI · Ford Otomotiv San. A.Ş. PLATİN İHRACATÇI ÖDÜLLERİ – 2025 YILI (SEKİZ FİRMA) · Toyota Otomotiv San. Türkiye A.Ş. · TGS Dış Tic. Aş · Kibar Dış Ticaret A.Ş. · Oyak-Renault Otomobil Fabrikaları Anonim Şirketi · Mercedes-Benz Türk Aş · Bosch San. Ve Tic. Aş · Man Truck&Bus · Tofaş Türk Otomobil

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.