Hava Durumu

#Mizah

- Mizah haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mizah haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa Osmangazi’de göçün hikayeleri karikatürlerle anlatıldı Haber

Bursa Osmangazi’de göçün hikayeleri karikatürlerle anlatıldı

Osmangazi Belediyesi, Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç eden ailelerin hikâyelerini sanatın evrensel diliyle anlatan “Bulgaristan-Türkiye Hattında 27 Göç, 27 Hikâye, 27 Çizer Karikatür Sergisi”ni açtı. Zorunlu göçün geride bıraktığı acılar, özlemler ve yeniden kurulan hayatların karikatürlerle anlatıldığı serginin açılışı, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın tarafından gerçekleştirildi. Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde kapılarını açan sergide, geçmişten günümüze Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç etmiş ya da göç etmek zorunda bırakılmış ailelerin çocukları olan 27 karikatür sanatçısının göç ve çevre temalı eserleri ile kişisel hikayeleri yer alıyor. Prof. Dr. Nurcan Özgür Baklacıoğlu, Sinem Aslan, Necdet Yılmaz ve Halit Kurtulmuş Aytoslu koordinatörlüğünde, Osmangazi Belediyesi iş birliğiyle hazırlanan serginin açılışına Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’nın yanı sıra CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, BAL-GÖÇ Genel Başkanı Prof. Dr. Emin Balkan, eserleriyle sergide yer alan karikatüristler, belediye başkan yardımcıları ve çok sayıda sanatsever katıldı. Açılışın ardından Başkan Erkan Aydın, protokol üyeleri ve ziyaretçilerle birlikte sergiyi gezdi. Karikatüristler, eserlerinin ortaya çıkış sürecini ve çizimlerine ilham veren göç hikayelerini katılımcılarla paylaştı. Göç olgusunu bireysel yaşam öyküleri üzerinden ele alan sergi, ziyaretçilerine hem geçmişe tanıklık etme hem de göçün toplumsal hafızadaki izlerini sanat aracılığıyla yeniden değerlendirme fırsatı sundu. “UMARIM SERGİYİ ZİYARET EDENLER KENDİLERİNDEN İZLER VE HATIRALAR BULURLAR” Her göçün bir hikayesi olduğunu ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “Hikayelerin ve hatıraların çoğu acı dolu. Burada, bir nebze de olsa, karikatürlerle orada yaşananları ve o topraklardan bu topraklara taşınan izleri bizlere aktardıkları için değerli sanatçılarımıza ve katkı sunan herkese ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Umarım buraya gelen ziyaretçiler de bu sergide kendilerinden izler ve hatıralar bulurlar. Bu sergide emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. “BURSA BALKAN, RUMELİ İNSANININ VE BULGARİSTAN TÜRKLERİNİN BAŞKENTİDİR” Bursa’nın kalbi Osmangazi’de böyle anlamlı bir serginin olmasından dolayı Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür ederek sözlerine başlayan CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk de, “Bursa Balkan, Rumeli insanının ve Bulgaristan Türklerinin başkentidir. Bizi ve varlığımızı anlatan bir şehirdir. Bugün Türkiye’de insanlar karikatür çizdikleri için tutuklanabiliyor. Oysa eleştiri ve mizah, ince bir zekayla anlamlı mesajlar vermenin en etkili yollarından biridir. Bu mesajları aslında en çok siyasetçilerin okuması gerektiğini, siyaset ile mizahın birbirini tamamlayan iki unsur olduğunu hepimiz biliyoruz. Bugün bunu bir kez daha hatırladık. Hem iki ülkeyi hem de bizleri anlatan, bir yandan ortak geçmişimizi yansıtırken diğer yandan eksiklikleri de gözler önüne seren bu sergide emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. “TOPLUMSAL TARİHİN HAFIZASINI CANLANDIRMAK İSTEDİK” Sergilerinin Bursa’ya uğramasının kendileri için çok kıymetli olduğunu belirten Prof. Dr. Nurcan Özgür Baklacıoğlu ise, “Aslında bu bizim hayalimizdi. Bu hayalimizi gerçekleştirdiğiniz için yürekten teşekkür ediyorum. Taligamızın Kasım ayında Sofya Üniversitesi’nde olacağını da şimdiden müjdelemek istiyorum. Hepimiz, yaşadığımız acılara rağmen Bulgaristan ile Türkiye arasında dostluğun, emeğin ve sanatın hafızasını birlikte inşa ediyoruz. Belki farkında değiliz ama aslında çok büyük bir iş yapıyoruz. Gelecek kuşaklara büyük bir bavulu sanatla, sözle ve müzikle doldurarak emanet ediyoruz. Bu sergi fikri de 1925 Türkiye-Bulgaristan Dostluk Antlaşması’nın 100. yılı vesilesiyle ortaya çıktı. Sanat ile göçü buluşturarak kayıt altına alınmamış toplumsal tarihin hafızasını canlandırmak istedik. Sanat, aslında 20. yüzyıl boyunca iki ülke arasındaki ilişkilerde önemli bir yere sahipti. Bu sanatın taşıyıcıları da iki toplum ve kültür arasında köprü kurabilen biz muhacirlerdik” diye konuştu. Bulgaristan’dan Türkiye'ye göç eden ailelerin yaşanmışlıklarını karikatürler aracılığıyla anlatan Bulgaristan-Türkiye Hattında 27 Göç, 27 Hikâye, 27 Çizer Karikatür Sergisi, 12 Temmuz’a kadar Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi'nde ziyaret edilebilecek.

Seray Şahiner, son romanını doğduğu şehir Bursa’da anlattı Haber

Seray Şahiner, son romanını doğduğu şehir Bursa’da anlattı

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Koza Buluşmaları, edebiyat dünyasının önemli isimlerini okurlarla buluşturmaya devam ediyor. Koza Kütüphane’de gerçekleşen ve Hakan Akdoğan’ın moderatörlüğünü üstlendiği söyleşinin bu ayki konuğu çağdaş Türk edebiyatının sevilen kalemlerinden Seray Şahiner oldu. “Suskunluğun Aile Albümü: Vatan Millet Samatya” başlıklı etkinlikte Şahiner, edebiyata bakış açısını, yazarlık serüvenini ve son romanının ortaya çıkış hikayesini anlattı. Söyleşiyi, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Furkan Yavuz ve çok sayıda edebiyatsever ilgiyle takip etti. “KARAKTERİN YOLCULUĞU BAŞLADIĞI YERE DÖNER” Konuşmasına Bursa ile olan kişisel bağına değinerek başlayan Seray Şahiner, 41 yıl önce Zübeyde Hanım Doğumevi’nde dünyaya geldiğini hatırlattı. Doğduğu kente bir yazar olarak gelmekten mutluluk duyduğunu belirten Şahiner, çocukluğuna dair bir anısını şu sözlerle paylaştı: “Karakterin yolculuğu hep başladığı yere döner. Dönerken de bir şeyler öğrenmiş oluyor. Annem yıllarca bana doğduğum hastanenin ilk çocuğu olduğumu, ayak izimin alınıp duvara asıldığını anlattı. Hatta ‘Bu insanlık için küçük, dünya için büyük bir adım’ denildiğine inandırdı. 13 yaşında bunun, çocuğun kendini önemsemesi için yapılmış bir şaka olduğunu öğrendim. Ancak o yaşa kadar bu his bana iyi gelmişti.” Son kitabı Vatan Millet Samatya üzerinden Türkiye’nin yakın tarihine, göç olgusuna ve değişen toplumsal yapıya değinen Şahiner, romanın 1970’lerden 1993’e uzanan bir İstanbul anlatısı olduğunu ifade etti. Şahiner, kitaptaki karakterlerin yaratım sürecinde dönemin siyasi atmosferinden ve medyasından beslendiğini vurguladı. “MİZAH HEM SİLAH HEM ATEŞKES” Yazım dilindeki mizah unsurlarına da değinen Şahiner, mizahı zorluklarla baş etmede bir savunma mekanizması olarak gördüğünü belirtti. Mutsuzluk propagandasının çok hızlı yayıldığına dikkat çeken Şahiner, “Mizah hem silah hem ateşkes. Kriz anlarında gülmek zorunda kalıyoruz. Çok neşeli olduğumuz için değil, bazen öfkeli olduğumuz için bunu yapıyoruz. O biat edilmiş kasvet hali insanı içten içe örseliyor” değerlendirmesinde bulundu. Gazetecilik geçmişinin romanlarındaki diyalog yapısını güçlendirdiğini belirten Şahiner, insanların doğal konuşma ritmini yakalamak için yaptığı gözlemleri aktardı. Röportajlarında insanların nerede duraksadığını, nerede bağlaç kullandığını analiz ettiğini söyleyen yazar, “Karakter benden ne kadar uzaksa, o kadar iyi bir yazara dönüşüyorum. Onları konuştururken bildiklerimi sadece benim bilmem, karakterlere büyük laflar ettirmemem gerekiyor” ifadelerini kullandı. Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını da yanıtlayan Seray Şahiner’e, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Furkan Yavuz günün anısına hediye verdi. Yazar Şahiner, okurları için kitaplarını da imzaladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.