Hava Durumu

#Meyve

- Meyve haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Meyve haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bayramı keyifli geçirmek için beslenmeye dikkat! Haber

Bayramı keyifli geçirmek için beslenmeye dikkat!

Ani ve ağır öğünlerin sindirim sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Uzun açlık döneminin ardından bayram sabahına şerbetli tatlılar ve hamur işleriyle başlamak kan şekeri dalgalanmalarına neden olabilir.” dedi. Tatlı tüketiminin yasaklanmaması ancak porsiyon kontrolüne dikkat edilmesi gerektiğini aktaran Hülya Yiğit İspiroğlu, önemli olanın dengeyi kaybetmeden keyifli ve sağlıklı bir geçiş süreci yaşamak olduğunu vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, Ramazan sonrası bayram döneminde beslenme ve öğün düzeninin değişmesi ile porsiyon kontrolü ve tatlı tüketimi hakkında bilgi verdi. Bayramda eski yeme düzenine geçiş bilinçli olmalı! Ramazan ayı boyunca değişen öğün saatleri ve azalan gündüz beslenmesiyle birlikte vücudun farklı bir ritme adapte olduğunu aktaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Bayramla birlikte eski düzene dönerken ani ve kontrolsüz bir geçiş yapmak yerine, süreci bilinçli yönetmek sindirim sistemi, kilo kontrolü ve genel iyilik hali açısından önemlidir.” dedi. Bayramda yeni düzene alışmak için önerilerde bulunan Hülya Yiğit İspiroğlu, “İlk olarak güne dengeli bir kahvaltıyla başlayın. Uzun açlık döneminin ardından bayram sabahına şerbetli tatlılar ve hamur işleriyle başlamak kan şekeri dalgalanmalarına neden olabilir. Yumurta, az tuzlu peynir, zeytin, bol yeşillik, söğüş sebzeler ve tam tahıllı ekmek içeren bir kahvaltı daha dengeli bir başlangıç sağlar. Reçel ve bal gibi basit şeker kaynaklarını küçük porsiyonlarla sınırlandırmak faydalıdır.” şeklinde konuştu. Vücudu bir anda sık ve ağır öğünlere zorlamak sindirim sorunlarına yol açabilir! Tatlının yasaklanmaması ancak porsiyon yönetimine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Hülya Yiğit İspiroğlu, “Bayramda şerbetli ve hamur işi tatlıların aşırı tüketimi; kan şekeri dengesizliği, mide-bağırsak sorunları ve kilo artışı riskini artırabilir. Özellikle karın çevresi yağlanması kalp-damar hastalıkları açısından risk faktörüdür. Tatlı tüketilecekse ana öğün sonrasında ve tadım porsiyonunda tercih edilmeli; mümkünse sütlü veya meyve bazlı seçenekler seçilmelidir.” dedi. Öğün düzeninin adım adım artırılması ve su tüketiminin ihmal edilmemesi konularına değinen Hülya Yiğit İspiroğlu, şöyle devam etti: “Ramazan boyunca iki öğüne alışan vücudu bir anda sık ve ağır öğünlere zorlamak sindirim şikâyetlerine yol açabilir. Bayramla birlikte ara öğünleri yoğurt, taze meyve veya çiğ kuruyemiş gibi dengeli seçeneklerle eklemek; gece oluşan şeker isteğini azaltmaya yardımcı olur. Bayramda artan şeker tüketimi iştah kontrolünü zorlaştırabilir. Günlük sıvı ihtiyacını (yaklaşık kilo başına 30–35 ml) karşılamak hem ödem kontrolüne hem de tokluk hissine katkı sağlar. Ana öğünleri yatmadan en az 4–5 saat önce tamamlamak da sindirim açısından önemlidir.” Amaç mükemmel olmak değil, dengeyi kaybetmeden keyifli ve sağlıklı bir geçiş süreci yaşamak! Günlerin uzaması ve gün ışığının artmasının, sirkadiyen ritmin yeniden düzenlenmesi için önemli bir fırsat olduğunun da altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Sabah saatlerinde yapılacak hafif tempolu yürüyüşler hem sindirimi destekler hem de metabolik dengeyi güçlendirir.” dedi. Ramazan boyunca azalan gündüz hareketliliğini artırmanın, kilo kontrolü açısından destekleyici olduğunu yineleyen Hülya Yiğit İspiroğlu, “Bayram birkaç gün sürer; ancak beslenme alışkanlıkları uzun vadeli sonuçlar doğurur. Amaç mükemmel olmak değil, dengeyi kaybetmeden keyifli ve sağlıklı bir geçiş süreci yaşamaktır.” diyerek sözlerini tamamladı.

Diyet uzmanından sahur uyarısı Haber

Diyet uzmanından sahur uyarısı

Özel Keşan Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Esra Meltem Karahan, Ramazan ayında sağlıklı beslenme konusunda açıklamada bulunurken, sahurun önemine dikkat çekti. Karahan, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Sahura kalkmak gün içerisindeki açlıktan ve sıvı kaybından en az etkilenmenizi ve daha enerjik bir gün geçirmenizi sağlayacaktır. Sakın uykuya yenilmeyin ve sahuru geçiştirmeyin. Ramazan ayında sahura kalkmadan oruç tutamayanlar, güzel sahur sofraları hazırlayanlar olduğu gibi, uykusundan vazgeçemeyip iftar ile ya da sadece sahurda su içerek oruç tutanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok. Peki, uykudan az da olsa fedakârlık edip sahura kalkarak oruç tutmak gerçekten önemli mi? Evet. Bu 30 günlük sürede her gün aynı enerjiyle günü bitirmek, günlük aktiviteleri keyifle yerine getirmek, sağlığınızdan ödün vermemek istiyorsanız sahuru ihmal etmeyin. Günlük hayatınızdaki az ve sık beslenme kuralını uyarlayarak gün içerisinde alamadığınız besin öğesi ihtiyaçlarınızı dengeli bir şekilde sağlayabilirsiniz. Ramazanda sağlıklı beslenmeye giden yol az önce söylediğim gibi “sahur” dan geçiyor. Ortalama 13 saatlik bir sürede oruç tuttulduğu için gün içerisinde kan şekeri düşebiliyor. Eğer kişiler sahura da kalkmıyor ise kan şekerinin düşüşü günün erken saatlerinde başlayıp, daha düşük değerlere ulaşabiliyor. Bu da gün içerisinde halsizlik, yorgunluk, uyku hali ve enerji düşüklüğü ile sonuçlanabiliyor. Sahura kalkarak gün içerisindeki kan şekeri düşüklüğü, yorgunluk, halsizlik, sindirim zorlukları, mide ve bağırsaklarda aşırı gaz birikimi, ani tansiyon yükselmesi, vücudun susuz kalması gibi bir çok durumu engellemiş olursunuz. Sahurda tercih edilen yiyeceklerde en az sahura kalkmak kadar önemlidir. Genel olarak midede uzun süre kalarak tok kalmanızı sağlayacak, kan şekerinde ani değişiklik yaratmayacak ve sıvı dengesini sağlayacak besinler seçilmelidir. SAHUR SEÇİMLERİ NASIL OLMALI? Yeniden uykuya geçişe uygun olmalı, Gün boyu tok kalmanıza yardım etmeli, Tuz oranı yüksek olmamalı, Yeterli sıvıyı içermeli, Yeterli lifi sağlamalı, Protein, karbonhidrat ve yağ içeren besinlerden oluşmalı, Vitamin ve mineral alımını desteklemeli, Kolay hazırlanabilir ve pratik yenebilir olmalı. Sahurda yapılacak güzel bir kahvaltı, bir gün sonrasının orucuna hazırlık için idealdir. İftarda olduğu gibi sahurda da ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınmalıyız. Peynir, yumurta, süt, lifli gıdalar, ideal bir sahur sofrası için yeterlidir. Susuzluğu arttıracağı için sahurda zeytin yerine 4-5 ceviz veya 10-15 badem fındık gibi seçimler, 1-2 tatlı kaşığı zeytinyağı daha iyi bir tercih olarak karşımıza çıkar. Ana yemek tercih edilirse; kıymalı veya tavuklu sebze yemekleri, baklagiller, bulgur, kepekli makarna, mercimek ve bulgur eklenmiş tahıllı çorbalar tercih edilebilir. Sıvı desteği için; şekersiz komposto, ayran, bitki çayları, şekersiz limonata, bol su ve maden suyu seçilebilir. SAHUR İÇİN ÖRNEK MENÜLER Örnek Menü-1: 1 bardak süt, 1-2 dilim çavdar veya tam buğday ekmeği, 1 dilim az tuzlu peynir, 1 haşlanmış yumurta, yeşillik, 2-3 ceviz, 1 porsiyon meyve, 2-3 bardak su Örnek Menü-2: 1 kase sebze çorbası, 1 küçük tabak kıymalı makarna, 1 kase yoğurt, yeşillik, 1 porsiyon meyve, 2-3 bardak su. Örnek Menü-3: 1 bardak ayran, sebzeli menemen, 1-2 dilim çavdar veya tam buğday ekmeği, yeşillik, 1 porsiyon meyve, 10-15 tane badem-fındık, 2 -3 bardak su.”

Kalbi iyileştiren 6 besin. Doktorlar "göz ardı edilen süper gıda" diyor Haber

Kalbi iyileştiren 6 besin. Doktorlar "göz ardı edilen süper gıda" diyor

Uzmanlar, küçük değişikliklerin bir araya geldiğinde büyük fark yaratabileceğini söylüyor; örneğin tereyağı yerine zeytinyağı veya diğer doymamış yağlarla yemek pişirmek, ekşi krema veya mayonez yerine az yağlı yoğurt veya lor peyniri kullanmak ve yiyecekleri tuz yerine, baharatlar veya turunçgillerle tatlandırmak gibi. Diyetisyen Tara Schmidt, "Odak noktasını 'Daha fazla balık yiyeceğim' şeklinde kaydırmayı tercih ediyorum; bu, doğal olarak kırmızı et tüketimimi azaltacaktır," şeklinde ekliyor. Kardiyolog Dr. Sean Heffron ise, "Birinin yaptığı herhangi bir değişiklik kademeli olarak uygulanmalıdır, çünkü bu değişikliklerin kalıcı olma olasılığı daha yüksektir," diyor. Basit değişikliklerin yanı sıra, uzmanlar kalp sağlığına faydalı yiyecekleri alışveriş sepetlerine eklemeyi öneriyor. 1. YAĞLI BALIK Uzmanlar, yağlı balıkların sofrada düzenli olarak yer alması gerektiğini söylüyor. Heffron, “ Konserve balıklar mutfağın olmazsa olmazlarından,Omega-3 yağ asitleri açısından zengin ve lezzetli olan bu balıklar, çok yönlü, hızlı ve kalp sağlığına faydalı bir temel besindir.” diyor. 2. FASULYE VE MERCİMEK Uzmanlar, fasulye ve mercimeğin genellikle göz ardı edilen uygun fiyatlı ve kalp sağlığına faydalı besinler olduğunu vurguladı. Schmidt, "Fasulye, çoğu zaman göz ardı edilen süper bir besindir," dedi. Konserve fasulyenin bile, özellikle sodyum oranını azaltmak için yıkandığında, kabul edilebilir olduğunu da ekledi. Kalp cerrahı Dr. Jeremy London, lif alımının kalp sağlığını desteklemedeki köklü rolüne rağmen, birçok kişi önemli bir eksiklik olmaya devam ettiğini söyledi. London, "Lif, fasulye, mercimek, yulaf, kinoa, meyveler, yapraklı yeşillikler ve sebzeler gibi işlenmemiş, doğal gıdalardan en iyi şekilde elde edilir" dedi. 3. TAM TAHILLAR Bunlar, özellikle daha fazla işlenmiş karbonhidratların yerini aldıklarında, kalp sağlığında önemli bir rol oynarlar . Schmidt, "İnsanları bazı geleneksel tahılları tam tahıllarla değiştirmeye davet ediyorum" dedi ve ekmek, pirinç, makarna ve krakerleri başlangıç ​​için kolay seçenekler olarak gösterdi. Tüketicilere ambalajın ön yüzündeki pazarlama bilgilerini dikkate almamalarını tavsiye etti. Bunun yerine, içerik listesinde "tam tahıl" kelimesine dikkat etmelerini önerdi. 4. MEYVE VE SEBZELER Uzmanlar, meyve ve sebzelerin kalp sağlığı için faydalı bir beslenmenin temelini oluşturduğu konusunda hemfikir oldular . Schmidt, "Meyve ve sebzelerin mevsimi geçmişse veya çok pahalıysa, en iyi alternatif, hatta daha iyisi, dondurulmuş çeşitleridir" dedi. Heffron, mevsiminde olan ürünlere göre seçim yapmanın da faydalı olabileceğini belirtti. “İnsanları mevsimlik beslenmeye teşvik ediyorum ve Şubat ayı kışın tam ortasıdır,” dedi. “Portakal, greyfurt mineral bakımından zengin, kalorisi düşük ve iyi bir lif kaynağıdır.” Ayrıca brokoli, lahana ve diğer yeşil yapraklı sebzeler gibi turpgiller ailesine ait sebzelerin de benzer faydalar sağladığını sözlerine ekledi. 5. KURUYEMİŞ VE TOHUMLAR Kuruyemişler, uzmanların sürekli olarak tavsiye ettiği bir diğer besin kategorisiydi. Schmidt, "Başka bir sağlıklı yağ kaynağı da kuruyemişler, tohumlar ve avokado gibi şeylerdir" diyerek, bunların kalp sağlığı için faydalı doymamış yağlar sağladığını belirtti. “Herkesin beslenmesinde sağlıklı yağlar bulunmasını istiyoruz.” Heffron, hastaları atıştırmalık olarak kuruyemiş tüketmeye teşvik etti ve sodyum ve doymuş yağ alımını azaltmanın bir yolu olarak cips yerine tuzsuz kavrulmuş kuruyemişleri önerdi. 6. YAĞSIZ PROTEİN Uzmanlar, hayvansal ürünleri tamamen ortadan kaldırmak yerine, daha az işlenmiş, daha yağsız protein kaynaklarını tercih etmenin önemini vurguladılar. London, "Alışveriş tercihlerini lif açısından zengin bitkisel gıdalara ve balık, derisiz kümes hayvanları ve yağsız et gibi yağsız proteinlere doğru kaydırmak, beslenme kalitesini önemli ölçüde artırabilir ve hastalık riskini azaltabilir" dedi. "Heffron, üç basit kural önerdi: Kırmızı et tüketimini en aza indirin, her gün farklı renklerde meyve ve sebzeler yemeye özen gösteri." Genel olarak, kalıcı değişiklikleri teşvik etti. "Diyet, kısa bir süre için değil, ömür boyu uygulanan bir şeydir," dedi.

Oruç diyabeti nasıl etkiler? Uzmandan açıklama... Haber

Oruç diyabeti nasıl etkiler? Uzmandan açıklama...

Doç. Dr. Pınar Köksal, uzun süreli açlığın diyabet hastalarında kan şekerinde ciddi düşüşlere yol açabileceğini ifade etti. Ancak bu riskin kişiden kişiye değiştiğini söyleyen Köksal diyabetin tipi, kullanılan ilaçlar, kan şekeri kontrolü, eşlik eden hipertansiyon ya da kalp hastalığı gibi faktörlerin belirleyici olduğunu dile getirdi. Kan şekeri düzenli seyreden ve doktoru tarafından uygun görülen hastaların, gerekli önlemleri alarak oruç tutabileceğini belirten Köksal, bu süreçte kan şekeri takibinin aksatılmaması gerektiğini söyledi. Parmaktan ölçümlerin düzenli yapılmasının önemine dikkat çeken Köksal, hipoglisemi riskini artırabileceği için ağır ve yoğun egzersizlerden kaçınılmasını önerdi. Beslenme düzeninin de Ramazan boyunca titizlikle planlanması gerektiğini aktaran Köksal, sahurda uzun süre tokluk sağlayacak, lif oranı yüksek gıdaların tercih edilmesini tavsiye etti. Çavdar ya da tam buğday ekmeği, az yağlı peynir, yumurta, zeytin, bol yeşillik, süt veya ayran ile bir porsiyon meyvenin dengeli bir sahur alternatifi olabileceğini belirtti. İftarda ise ani kan şekeri yükselmelerinin önüne geçmek için orucun önce salata ve bir kase çorba ile açılmasını, ardından 10-15 dakika ara vererek ana yemeğe geçilmesini önerdi. Gece ara öğününde ise meyve, süt, yoğurt ve az miktarda kuruyemiş gibi besinlerin tercih edilebileceğini ifade etti. Sıvı tüketiminin de ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlatan Köksal, iftardan sahura kadar bol su içilmesini; bunun yanında şekersiz komposto, ayran, süt ve şekersiz çay gibi içeceklerin tercih edilmesini tavsiye etti. Uzmanlara göre diyabet hastaları için Ramazan’da en kritik nokta, bireysel değerlendirme ve düzenli takip. Doktor kontrolü olmadan alınan kararlar ise ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Ramazan’da mide sorunları ve halsizliği aşmak için altın tavsiyeler Haber

Ramazan’da mide sorunları ve halsizliği aşmak için altın tavsiyeler

Ramazan ayı öncesinde değerlendirmelerde bulunan Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Betül Çiftçi, 11 ayın sultanı Ramazan’da oruç sürecinin sağlıklı geçirilmesi için yapılan beslenme hatalarına dikkat çekti. Çiftçi, özellikle iftar ve sahurda yapılan yanlışların gün boyu halsizlik, mide problemleri ve kan şekeri dalgalanmalarına neden olabildiğini vurguladı. Uzun süren açlığın ardından hızlı yemek yemenin sindirimi zorlaştırdığını belirten Çiftçi, iftara çorba gibi hafif bir başlangıç yapılmasını ve ana yemeğe geçmeden kısa bir ara verilmesini önerdi. HER GÜN TATLI TÜKETMEYİN İftar sonrası tatlı alışkanlığının kan şekerini zorladığını ifade eden Çiftçi, yeterli lif ve protein içeren bir iftarın tatlı isteğini azalttığını söyledi. Tatlı yerine meyve ve kuru meyvelerin tercih edilebileceğini belirtti. SAHURU ATLAMAK BÜYÜK HATA “Sahur yapmadan oruç tutmak metabolizmayı yavaşlatır” diyen Çiftçi, uzun süreli açlığın vücudu strese soktuğunu ve sahurun mutlaka yapılması gerektiğini vurgulayarak, “12 saatlik açlık süresini 24 saate çıkarmak metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilir. Tek bir öğünde tüm vitamin ve besin gruplarını almak mümkün olmadığı için sahur öğünü mutlaka yapılmalıdır” ifadelerini kullandı. SAHURDA LİFLİ BESİNLERİ TERCİH EDİN Erişte ve yufka gibi lif oranı düşük gıdaların gün içinde daha çabuk acıktırdığını belirten Çiftçi; siyez, çavdar, tam buğday ve yulaf gibi besinlerin daha dengeli olduğunu ifade etti. ÇAY VE KAHVEDE ÖLÇÜYÜ KAÇIRMAYIN Ödem için sıkça tüketilen bitki çaylarının aşırı kullanımının su kaybını artırabileceğini söyleyen Çiftçi, akşam saatlerinde 3-4 bardaktan fazla çay, 1 fincandan fazla kahve tüketilmemesi gerektiğini hatırlattı. ÖZEL DURUMU OLANLAR DİKKATLİ OLMALI Kronik hastalığı olanlar, gebeler ve emziren annelerin mutlaka doktora danışması gerektiğini belirten Çiftçi, Ramazan’ın sağlıkla geçmesi için bilinçli beslenmenin önemine vurgu yaparak tüm vatandaşlara hayırlı Ramazanlar diledi. Diyetisyen Betül Çiftçi, “Gün içinde zaten susuz kalan vücudumuz var. Çay ve kahve tüketimini artırdığımızda su ihtiyacımız da artar. Akşamları 3-4 bardaktan fazla çay, 1 fincandan fazla kahve tüketmemeye özen gösterelim. Oruç sağlıktır ancak herkes için uygun olmayabilir. Özel durumlarınız varsa mutlaka doktorunuza danışarak hareket edin” sözlerine yer verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.