Hava Durumu

#Kişisel Gelişim

- Kişisel Gelişim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kişisel Gelişim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Osmangazi'de '1 Kitap 1 Yazar'ın konuğu Cansel Oruç oldu Haber

Osmangazi'de '1 Kitap 1 Yazar'ın konuğu Cansel Oruç oldu

Osmangazi Belediyesi, gazeteci ve kurumsal iletişimci olarak 20 yıldır görev yapan Cansel Oruç’un mesleki birikiminden yola çıkarak kaleme aldığı ‘Başarmaktan Kokma’ adlı kitabı için söyleşi ve imza günü düzenledi. Hasan Âli Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi’nde gerçekleşen programa Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir’in yanı sıra öğrenciler ve kitapseverler katılım gösterdi. Etkinlik kapsamında Cansel Oruç, kitabının yazım serüvenini ve okurlarına vermek istediği temel mesajları dile getirdi. Özellikle iş hayatına yeni adım atmaya hazırlanan gençlere ve yaşadığı başarısızlıklar nedeniyle umutsuzluğa kapılanlara seslenen Oruç, başarısızlığın korkulacak bir durum değil, aksine başarıya giden yolun önemli bir parçası olduğunun altını çizdi. “BAŞARISIZLIKTAN KOKMA MESAJI VERİYORUM” Kitabının kişisel gelişim üzerine olduğunu ifade eden Gazeteci-Yazar Cansel Oruç, şunları kaydetti: “Kitap özellikle toplumda tabu haline gelen başarısızlık konusuna odaklanıyor. Kitapta ‘Başarmaktan Korkma’ diyoruz fakat aslında vermek istediğimiz temel mesaj ‘Başarısızlıktan Korkma’. Ayrıca kitapta başarı ve başarısızlık kavramlarının ne olduğu, iletişim dili, peşin hükümler gibi konulara da değiniyorum. Bu kitabı yazmaya karar vermemde en büyük destekçilerim iletişim duayeni Betül Mardin ve usta sanatçı Haldun Dormen oldu. İçerikle ilgili sorular hazırladım. Bu soruları Betül Mardin ile Haldun Dormen’in yanı sıra Emre Alkin, Gökhan Dumanlı, Murat Kolbaşı ve İlknur Güntürkün Kalıpçı yanıtladı. ‘Kişisel gelişim’ ifadesi bazen insanları ürkütebiliyor; ancak ben bu kitapta yalnızca öneriler sunuyorum. Basın sektörü ve kurumsal iletişim alanındaki yıllara dayanan bilgi ve tecrübelerimi aktardım. Bu benim ilk kitabım. Şu anda ikinci kişisel gelişim kitabım üzerinde de çalışıyorum. Aynı zamanda söyleşi ve imza gününü düzenlediği için Osmangazi Belediyesi’ne çok teşekkür ediyorum.” Samimi atmosferde gerçekleşen program sonunda ise Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, günün anısına Gazeteci-Yazar Cansel Oruç’a hediye takdiminde bulundu.

Hipnoterapi davranışları yeniden kodluyor! Haber

Hipnoterapi davranışları yeniden kodluyor!

Hipnoterapide amacın, kişinin bilinçaltındaki yanlış kodlamaları düzelterek tedavi sağlamak olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Örneğin obezite vakalarında hipnoterapi, yeme davranışı üzerinde etki göstermeyi hedefler. Bu yöntemde diyet programı ya da kısıtlama uygulanmaz. Etki, kişinin iradesini zorlamaz.” dedi. Seans sayısının genellikle en az 10 olup, seans aralıklarının tedavinin kalıcılığını etkilediğini ifade eden Öztekin, ‘bir seansta kilo verme’ gibi yöntemlerin bilimsel bir karşılığı olmadığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İhsan Öztekin, hipnoterapinin ne olduğu, hipnozdan farkı, uygulama süreci, etkileri ve özellikle yeme bozuklukları ile kilo kontrolünde nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verdi. Hipnoterapide hipnoz tekniğinden yararlanılarak tedavi amaçlanır! Hipnoterapinin, hipnoz tekniğinden yararlanılarak uygulanan bir psikoterapi yöntemi olduğunu aktaran Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Tıp dünyasında hipnoterapi bir psikoterapi yöntemi olarak kabul edilir.” dedi. Hipnoz ile hipnoterapinin aynı şey olmadığına değinen Öztekin, “Hipnoz; bir kişi ya da grubu söz, bakış ve telkin gibi yollarla geçici bir süre etki altına alma durumudur. Bu süreçte kişinin dikkati belirli noktalara yoğunlaştırılır ve bilinçaltı daha aktif hale gelir. Hipnoterapide ise hipnoz tekniğinden yararlanılsa da temel amaç tedavidir. Daha çok psikiyatrik ve ruhsal hastalıklarda, ayrıca kişisel gelişim alanlarında uygulanır.” şeklinde konuştu. Herkes, farkında olmadan yaşamı boyunca hipnoz hali yaşar! Her insanda doğuştan hipnotik etki altına girme özelliği olduğuna işaret eden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Hipnoza girmeyeceğini düşünen kişiler dahil herkes, yaşamı boyunca farkında olmadan birçok kez hipnoz hali yaşar.” dedi. Bir film seyrederken, bir konuşmayı dinlerken ya da akvaryumda balıkları izlerken hipnotik bir odaklanma hali oluşabileceğini dile getiren Öztekin, “Uzun yolculuklarda görülen ‘yol hipnozu’ bu duruma örnek olarak verilebilir. Oyuncağıyla oyuna dalmış bir çocuğun dış dünyaya tepkisiz kalması ya da kişinin yaptığı işe yoğunlaşarak çevresini fark etmemesi de benzer bir odaklanma halidir.” ifadelerini kullandı. Hipnozun etki alanı beyin olduğu için etkisi kalıcı oluyor! Hipnoterapinin kaç seans süreceğinin, çözülmek istenen soruna, kişinin yaşadığı çevreye, hipnoterapistin kullandığı telkin ve terapi yaklaşımına, terapistle kurulan güven ilişkisine ve kişinin kişilik özelliklerine bağlı olduğunu kaydeden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “En az 10 seans uygulanır. Özellikle ilk seanslar arasındaki sürenin çok uzun tutulmaması önerilir.” dedi. Haftada 2-3 seansla başlanmasının ve ilerleyen süreçte seans aralıklarının açılmasının, tedavinin daha etkili ve kalıcı olması açısından önemli olduğunu vurgulayan Öztekin, şunları söyledi: “Hipnozun etki alanı beyin olduğu için etkisinin kalıcı olduğu belirtiliyor. Örneğin kilo verme sürecinde ‘rejim’ ve ‘diyet’ gibi kavramlar bilinçaltı için olumsuz çağrışımlar oluşturabilir. Kişi sevdiği yiyecekleri bırakmak zorunda kaldığını düşünür ve bu durum çoğu zaman diyet sonrasında daha fazla kilo alımıyla sonuçlanabilir. Oysa kontrolsüz yemenin nedenleri bilinçaltında gizlidir. Stres, gerginlik, endişe, suçluluk ve kızgınlık gibi olumsuz duygular aşırı yeme davranışına yol açabilmektedir.” Amaç, kişiye özel telkinlerle etkili bir tedavi süreci yürütmek! Yeme bozukluğu tanısı ya da şikâyeti ile başvuran danışanlarla ilk seansta ayrıntılı bir psikolojik değerlendirme yapıldığını aktaran Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Bireyin temel kişilik özellikleri, ailesi, yaşam tarzı, ilişkileri, geçmişte yaşadığı travmalar, mevcut korku ve kaygıları ile takıntıları ele alınır. Yeme bozukluğunda her bireyde farklı davranışlar ve tetikleyiciler görülebileceği için, yeme davranışına ilişkin ayrıntılı sorular yöneltilir.” dedi. Obezite vakalarında; yeme davranışı bozukluğunun ne zaman başladığı, hangi yaşta ortaya çıktığı, hangi yiyeceklerde kontrol kaybının arttığı, günün hangi saatlerinde yoğunlaştığı ve bu davranışa eşlik eden sigara, alkol, kahve ya da çay gibi alışkanlıkların olup olmadığının değerlendirildiğine dikkat çeken Öztekin, sözlerini şöyle tamamladı: “Amaç, bireye özgü yeme davranışlarını belirleyerek kişiye özel telkinler hazırlamak ve etkili bir tedavi süreci yürütmektir. Hipnoterapi, yeme davranışı üzerinde etki göstermeyi hedefler. Bu yöntemde diyet programı ya da kısıtlama uygulanmaz. Etki, kişinin iradesini zorlamak yerine hipnotik etki altında verilen telkinlerle beyindeki yanlış kodlamaların düzeltilmesi ve sağlıksız dürtülerin ortadan kaldırılması üzerinden sağlanır. Aşırı ve kontrolsüz yeme davranışı ortadan kaldırıldığında bireyin normal yeme alışkanlığı kazanması ve sağlıklı, düzenli şekilde kilo vermesi hedeflenir. Yeme bozukluğu psikolojik bir sorun olarak ele alındığından, sorunun psikolojik yöntemlerle çözülmesi verilen kiloların kalıcı olmasına katkı sağlar. Son olarak, ‘bir seansta kilo verme’ gibi sloganlarla sunulan yöntemlerin gerçekçi olmadığı ve bilimsel bir karşılığının bulunmadığı unutulmamalı.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.