Hava Durumu

#Kentsel Dönüşüm

- Kentsel Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kentsel Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’da 25 yıllık bekleyiş sona erdi! İlk yıkım başladı Haber

Bursa’da 25 yıllık bekleyiş sona erdi! İlk yıkım başladı

Yıldırım Belediyesi, ilçenin farklı noktalarında sürdürdüğü kentsel dönüşüm çalışmalarına Çınarönü Mahallesi’ni de dahil etti. Bölgede uzun yıllardır çözüm bekleyen mülkiyet probleminin giderilmesiyle birlikte dönüşüm projesi için ilk adım atıldı. Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Çınarönü Mahallesi’ndeki yıkımların başladığını duyurarak, “Büyük düşünüyor, büyük dönüşüyoruz” mesajını paylaştı. 25 YILLIK MÜLKİYET SORUNU ÇÖZÜME KAVUŞTU Çınarönü Mahallesi’nde 1999 yılından bu yana devam eden mülkiyet sorunlarının giderilmesi amacıyla belediye tarafından imar planlama ve uygulama çalışmaları yürütüldü. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi kapsamında yapılan uygulamaların tamamlanmasıyla birlikte bölgede yaklaşık çeyrek asırdır devam eden mülkiyet problemi çözüme kavuşturuldu. İmar planı ve uygulama süreçlerinin tamamlanmasının ardından bölgede kentsel dönüşüm çalışmalarının önündeki engeller de ortadan kaldırılmış oldu. 112 YENİ DAİRE YAPILACAK Yaklaşık 4 bin 100 metrekarelik alanı kapsayan projenin özel sektör yatırımıyla hayata geçirilmesi planlanıyor. Hazırlanan projeye göre bölgede 112 konutun yanı sıra yaklaşık 1.400 metrekarelik ticari alan oluşturulacak. Konutların 84'ü 2+1, 28'i ise 1+1 olarak planlandı. Projenin toplam emsal alanı ise 9 bin 223,6 metrekare olarak hesaplandı. İLK ETAPTA 3 YAPI YIKILDI Çınarönü Mahallesi'ndeki proje alanı, 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında “Ticaret+Konut Alanı” olarak belirlendi. Bölgede yapılaşma koşulları kapsamında emsal değeri 2.25, yapı yüksekliği ise 25.50 metre olarak planlandı. İmar ve uygulama çalışmalarının tamamlanmasının ardından kentsel dönüşüm kapsamında sahada ilk çalışmalar da başladı. Projenin ilk etabında 3 yapının yıkımı gerçekleştirildi. ÇINARÖNÜ’NDE YENİ YAŞAM ALANI HEDEFLENİYOR Yıldırım Belediyesi'nin yürüttüğü proje ile bir yandan uzun yıllardır devam eden mülkiyet probleminin geride bırakılması, diğer yandan bölgenin modern konut ve ticari alanlarla yeniden şekillendirilmesi hedefleniyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte yaklaşık 4 bin 100 metrekarelik proje alanının yeni bir çehreye kavuşması ve Çınarönü Mahallesi'nde kentsel dönüşümün önemli bir aşamasının tamamlanması bekleniyor.

Yıldırım’da dönüşüm devam ediyor Haber

Yıldırım’da dönüşüm devam ediyor

Bursa'da Yıldırım’ın en eski mahallelerinden olan Davutkadı ve Yediselviler’de 2 etap olarak gerçekleştirilen kentsel dönüşüm projesinin ilk etabında çalışmalar tamamlanma aşamasına gelirken, ikinci etapta da ilk kazma vuruldu. 1. Etap’ta yıkılan 86 bağımsız bölümün yerine 81 daire ve bir dükkan inşa edilirken, 196 bağımsız bölümün yıkıldığı 2. Etap’ta ise 148 daire ve 6 dükkan inşa edilecek. Toplam 22 bin metrekarelik bir alanı kapsayan projenin 11 bin metrekarelik bölümü yeşil alan, yürüyüş yolları ve ortak kullanım alanlarından oluşuyor. 2. ETAPTA ÇALIŞMALAR BAŞLADI Davutkadı- Yediselviler Kentsel Dönüşüm Projesi’nin bölgenin çehresini değiştirecek çok önemli bir adım olduğunu belirten Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; “Buradaki dönüşümü hemşehrilerimizden gelen talep doğrultusunda etap etap gerçekleştiriyoruz. Birinci etapta çalışmalarımızın son aşamasına geldik. 2. Etap’ta da geçtiğimiz ay yıkım işlerini bitirmiştik. Şuanda 2. Etap’ta da inşaat çalışmalarımız başladı. Proje kapsamında 3 bin 925 metrekarelik bir alana çocuklarımızın neşeyle oyun oynayabileceği bir park kazandırmış olacağız. Ayrıca bölgede iki aracın zor geçtiği dar ve çıkmaz sokakların yerine 12 metrelik ulaşım arterleri oluşturacağız” diye konuştu. ‘YAŞAM KALİTESİ ARTACAK’ Yıldırım Belediyesi olarak kentsel dönüşümü binaları dönüştürmekten ibaret görmediklerini vurgulayan Başkan Yılmaz, “Sosyal donatıları, yeşil alanları ve yaşam kalitesini artıran bütüncül bir planlamayı hayata geçiriyoruz. Bölgede, dönüşüm uygulamalarını etaplar halinde planlı ve kararlı bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz. Davutkadı Kentsel Dönüşüm Projemiz de bu vizyonumuzun bir yansımasıdır. İnşallah etap etap gerçekleştirdiğimiz bu çalışma bölgenin çehresini değiştirecek ve yaşam kalitesini yükseltecek. Bugün attığımız her adım; yarının Yıldırım’ını, evlatlarımızın güvenli geleceğini, ailelerimizin huzurlu yuvalarını inşa etmek içindir. Daha güvenli, daha güçlü ve daha yaşanabilir bir Yıldırım için çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Gemlik'te Afet Risklerini Önleme Çalışmaları Masaya Yatırıldı Haber

Gemlik'te Afet Risklerini Önleme Çalışmaları Masaya Yatırıldı

Gemlik'in afet direncini artırmayı hedefleyen programda; akademisyenler, kamu bürokratları, akredite arama kurtarma ekipleri ve akademik oda temsilcileri bir araya geldi. "Somut Eylemlerle Yeni Döneme Hazırlanıyoruz" AFAD Bursa İl Müdürü Mehmet Buldan, ilçelerde yürütülen afet risk azaltma toplantılarının yeni durağının Gemlik olduğunu belirterek şunları söyledi: "İlçelerimizde başlattığımız afete hazırlık buluşmalarının yeni durağı Gemlik oldu. 2027-2031 İRAP hedefleri doğrultusunda, bölgedeki sismik hareketleri 24 saat kesintisiz izliyor; sanayi ve liman tesislerindeki kimyasal riskleri yakından takip ediyoruz. Gemlik’te tamamlanan kentsel dönüşüm ve jeolojik etüt çalışmalarının ardından, bilimin ışığında somut eylemler geliştirmeye devam edeceğiz." "Bilimin Işığında Güvenli Bir Gemlik İnşa Edeceğiz" Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, kentin geçmişten gelen yapısal sorunlarına dikkat çekerek ortak akıl vurgusu yaptı: "Gemlik’in geçmişten gelen plansız büyüme sorununu bilimsel risk analizleriyle aşmak zorundayız. Sanayi kuruluşlarının güvenlik değerlendirmelerini eksiksiz tamamlayarak, tüm paydaşlarımızla ortak hareket etmeli ve kentimizi dayanıklı hale getirmeliyiz. Amacımız, halkımızın depreme dayanıklı güvenli konutlarda yaşadığı, nefes alan ve yeşil alanları bol bir Gemlik inşa etmektir." "Afet Yaşanmadan Önce Önlem Almak Zorundayız" Gemlik Kaymakamı Osman Aslan Canbaba ise afet öncesi alınacak tedbirlerin hayati önem taşıdığını ifade etti: "Gemlik ilçemizin karşı karşıya olduğu çeşitli doğal ve endüstriyel risklere karşı afetler gerçekleşmeden önce önlem almalıyız. Geçmişte yaşanan acı deprem tecrübelerinden ders çıkararak kriz anını beklemek yerine bugünden gerekli tedbirleri hayata geçirmeliyiz. Bu kapsamda afet toplanma alanlarını genişletmek ve yeşil alan miktarını artırmak en temel önceliğimizdir." Çalıştay kapsamında uzmanlar, ilçenin kapsamlı afet tablosu hakkındaki çalışmalarını açıkladılar. Bu doğrultuda ilk olarak Bursa İRAP İzleme ve Değerlendirme Komisyonu Raporu ele alınırken; bölgenin sismik riskini belirleyen Kuzey Anadolu Fayı'nın orta kolu ile Gemlik ve İznik faylarının aktif tektoniği ve depremselliği ayrıntılı biçimde incelendi. Jeolojik risklerin yanı sıra sanayi altyapısına ilişkin Gemlik özelindeki endüstriyel kazalar potansiyeli ve mevcut durum masaya yatırıldı. Yerel zemin koşullarının afetteki kritik rolünün vurgulandığı değerlendirmelerde ilçenin sıvılaşma riski ve yumuşak zemin etkisi ele alınırken, son olarak tüm bu risklere karşı Gemlik'te yürütülen afetlere hazırlık ve kentsel dönüşüm projeleri detaylandırıldı. Sunumların ardından oluşturulan çalışma masalarında, uzmanlar ve kurum temsilcileri Gemlik’in risk haritasına yönelik çözüm önerilerini ve görüşlerini paylaşarak eylem plan taslaklarını hazırladı.

KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN FİNANSMANI İÇİN “BES + DASK” ÖNERİSİ Haber

KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN FİNANSMANI İÇİN “BES + DASK” ÖNERİSİ

“BES + DASK” olarak tanımladığı modelin, Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES) birikim ve fon yönetimi yapısıyla zorunlu deprem sigortası DASK’ın bir araya getirilmesine dayandığını belirten Demir, deprem sonrasında ödeme yapan DASK’ın aynı zamanda gelecekteki kentsel dönüşüm için kaynak üreten bir sisteme dönüştürülebileceğini söyledi. DASK, dönüşüm için de kaynak oluşturabilir Yapı güvenliğinin yalnızca deprem meydana geldikten sonra ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Şeref Demir, DASK ödemelerinin uzun vadeli bir fonlama mekanizmasına dönüştürülebileceğini ifade etti. İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, “DASK’ı aylık ödemelerle işleyen ve sürekliliği güvence altına alınmış bir sisteme dönüştürerek, vatandaşın yaptığı ödemelere BES’te olduğu gibi devlet katkısı sağlanabilir. Toplanan kaynakların profesyonel fonlarda değerlendirilmesiyle yıllar içerisinde önemli bir kentsel dönüşüm sermayesi oluşturulabilir” dedi. Birikim konuta devredilecek Modelin önemli unsurlarından birinin birikimin kişiye değil, konuta bağlı olması olduğunu belirten Şeref Demir, bu sayede yapıların zaman içinde kendi dönüşüm finansmanını oluşturabileceğini kaydetti. Başkan Şeref Demir, sistemin işleyişini anlatırken, “Bir konut için yıllar boyunca yapılan ödemeler, devlet katkısı ve fon getirileriyle birlikte büyüyecek. Yapı ekonomik ömrünü tamamladığında, riskli hale geldiğinde veya kentsel dönüşüm kapsamına girdiğinde oluşan birikim, yapının yeniden inşasında kullanılacak. Konut satıldığında ise birikim eski malik tarafından çekilmeyecek, konutla birlikte yeni hak sahibine devredilecek” şeklinde konuştu. Böylece dönüşüm maliyetinin yapı riskli hale geldiğinde bir anda ortaya çıkması yerine, yıllar boyunca oluşturulan birikimle karşılanabileceğini ifade eden Demir, finansman planlamasının bugünden yapılması gerektiğini söyledi. “Küçük katkılar büyük bir sermayeye dönüşebilir” Milyonlarca konutun sisteme dahil edilmesi halinde düzenli ve makul tutarlardaki ödemelerin uzun vadede önemli bir finansman kapasitesine dönüşebileceğine dikkat çeken Demir, kentsel dönüşümün kısa vadeli çözümler yerine 30, 40 hatta 50 yıllık bir perspektifle ele alınması gerektiğini belirtti. İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, “Bugün yapılacak küçük ve düzenli katkılar, doğru fon yönetimiyle yıllar içerisinde önemli bir sermayeye dönüşebilir. Böylece yapı ömrünü tamamladığında vatandaşın karşısına bir anda karşılanması güç bir maliyet çıkmaz; dönüşüm için gerekli kaynak önceden oluşturulmuş olur” ifadelerini kullandı. “Depremden önce kaynağımızı oluşturalım” Kentsel dönüşümün yalnızca vatandaş, müteahhit veya belediyelerin tek başına çözebileceği bir sorun olmadığını vurgulayan Demir, merkezi ve yerel yönetimler ile finans, sigorta, fon ve inşaat sektörlerinin ortak bir model geliştirmesi gerektiğini söyledi. Kentsel dönüşümün bir gider değil, geleceğe yönelik bir güvenlik yatırımı olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Şeref Demir, sözlerini şöyle tamamladı: “Depremden sonra kaynak arayan değil, depremden önce kaynağını oluşturan bir Türkiye hedeflemeliyiz. Bugün oluşturacağımız sürdürülebilir bir finansman sistemiyle vatandaşımızın üzerindeki yükü azaltabilir, kamu bütçesini koruyabilir ve kentlerimizin dönüşümünü hızlandırabiliriz. Küçük katkıları uzun vadeli birikime dönüştüren, devletin desteklediği ve fon getirileriyle büyüyen bir sistem, Türkiye’nin kentsel dönüşüm sorununa kalıcı bir finansman modeli sunabilir.”

Enerjisini güneşten, suyunu yağmurdan alacak Haber

Enerjisini güneşten, suyunu yağmurdan alacak

Bursa'nın Yıldırım ilçesinii geleceğe hazırlayan yatırımlara imza atan Yıldırım Belediyesi, kentsel dönüşüm çalışmalarını da kararlılıkla sürdürüyor. Yıldırım Belediyesi’nin, Ulus Mahallesi’nde 12 bin 584 metrekarelik alanda gerçekleştirdiği Ulus Kentsel Dönüşüm Projesi’nde çalışmalar aralıksız devam ediyor. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından riskli alan ilan edilen bölgedeki mülkiyeti Yıldırım Belediyesi’ne ait kentsel dönüşüm projesi 4 blok, 284 konut ve 28 işyeri olmak üzere 312 bağımsız bölümden oluşacak. 291 araçlık otoparka sahip Ulus Kentsel Dönüşüm Projesi, sosyal donatı alanları ve yeşil alanları ile örnek bir yaşam alanı oluşturacak. YÜZDE 78’İ TAMAMLANDI Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Ulus Kentsel Dönüşüm Projesi’nde incelemelerde bulundu. Daireleri gezen Başkan Yılmaz, “Buradaki projemizin sonuna yaklaştık. 312 bağımsız bölümden oluşan Ulus Kentsel Dönüşüm Projemiz yakın zamanda hak sahipleri ile buluşacak. Projemizde ortak alanların aydınlatılmasını güneş enerjisi ile temin edeceğiz. Bu alanlardaki sulama için yağmur sularının toplanıp depolanacağı bir sistem geliştireceğiz. Ayrıca elektrikli araç kullanımını teşvik etmek için şarj istasyonları de yer alacak. ‘Yeşil Dönüşüm’ olarak nitelendirdiğimiz projemiz, bundan sonraki çalışmalarımız için de örnek olacak. Ulus Kentsel Dönüşüm Projemizde inşa çalışmalarımız yüzde 78 oranında tamamlandı. Buradaki çalışmalar bittiğinde Yıldırım çevre dostu yeni bir yaşam alanına daha kavuşmuş olacak” dedi. YILDIRIM TÜRKİYE’YE ÖRNEK Başkan Oktay Yılmaz, Yıldırım Belediyesi’nin kentsel dönüşüm konusunda Bursa’nın en tecrübeli kurumu olduğunu vurguladı. Yılmaz, “Yıldırım’ın dört bir yanında yürüttüğümüz dönüşüm çalışmalarıyla riskli yapılar daha modern ve güvenli yaşam alanlarına dönüşüyor. Kentsel dönüşüm çalışmalarımızı, sadece binaları yenilemekten ibaret görmüyoruz. Yeni ulaşım arterleri, sosyal donatı alanları, yeşil alanlar ve çevreci uygulamalarla bütüncül yaşam alanları oluşturuyoruz. Ulus Kentsel Dönüşüm Projemiz de bu anlayışımızın en güzel örneklerinden biri. Yıldırım’daki dönüşüm çalışmalarımız hem Bursa’ya hem de Türkiye’ye öncü olacak nitelikte” ifadelerini kullandı.

JMO Güney Marmara: 27 yıl daha kaybedemeyiz Haber

JMO Güney Marmara: 27 yıl daha kaybedemeyiz

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yıldız, yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmeye ve afet risklerini azaltmaya yönelik kapsamlı adımlar atmaya devam etmesi gerektiğini vurguladı. 17 Ağustos 1999’da Gölcük merkezli meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremde resmi verilere göre 18 bin 373 kişinin hayatını kaybettiğini, yaklaşık 50 bin kişinin yaralandığını ve 375 bin yapının hasar gördüğünü hatırlatan Yıldız, depremde yaşamını yitirenleri saygıyla andı. “DEPREM BİR DOĞA OLAYI, YIKIM KADER DEĞİL” Depremin tek başına afete neden olmadığını belirten Yıldız, yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, niteliksiz yapılaşma, denetimsizlik ve bilimsel mühendislik hizmetlerinin yeterince kullanılmamasının riskleri büyüttüğünü ifade etti. Yıldız, “Deprem bir doğa olayıdır. Afete dönüşmesi veya dönüştürülmesi ise yerleşim yeri planlayıcılarının, karar alıcıların ve uygulayıcıların yanlışlarının sonucudur” dedi. Deprem bilincinin yalnızca deprem sırasında ne yapılacağını bilmekten ibaret olmadığını belirten Yıldız, kentlerin jeolojik özelliklerinin, zemin davranışlarının ve yapı güvenliğinin bilinmesi gerektiğini söyledi. “MİKROBÖLGELEME ÇALIŞMALARI HIZLA TAMAMLANMALI” Afetlere dirençli kentlerin yalnızca sağlam binalardan oluşmadığını vurgulayan Yıldız; aktif faylar, sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın, tsunami ve diğer jeolojik tehlikelerin belirlenmesi gerektiğini kaydetti. Bu kapsamda mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması, yerleşime uygun alanların bilimsel verilerle belirlenmesi ve imar kararlarının bu veriler doğrultusunda alınması çağrısında bulunan Yıldız, mevcut yapı stokunun yanı sıra ulaşım sistemleri ve kritik altyapıların da afetlere karşı güvenli hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Yıldız, jeolojik-jeoteknik etütlerin bir formalite olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu çalışmaların can ve mal güvenliğinin temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. “KENTSEL DÖNÜŞÜM RANT ODAKLI OLMAMALI” Yerleşim alanlarının planlanmasından yapıların projelendirilmesine, kentsel dönüşümden altyapı yatırımlarına kadar tüm süreçlerde jeoloji mühendisliği hizmetlerinden etkin şekilde yararlanılması gerektiğini belirten Yıldız, kentsel dönüşümün yalnızca yapı yenileme faaliyetine indirgenmemesi gerektiğini söyledi. Deprem tehlikesi, zemin koşulları, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, riskli yapıların yenilenmesi kadar riskli alanlarda yeni yapılaşmanın önlenmesinin de hayati önem taşıdığını kaydetti. “GÜNEY MARMARA NEDEN KAPSAM DIŞINDA?” Açıklamasında “Yarısı Bizden” kampanyasına da değinen Yıldız, İstanbul’da uygulanan finansman modelinin Güney Marmara illerinde de uygulanması gerektiğini savundu. Yıldız, İstanbul’da riskli yapı stokunun yaklaşık yüzde 17 olduğunu, Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’de ise bu oranın yaklaşık yüzde 65 seviyesinde bulunduğunu öne sürerek, “Olası Marmara Depremi öncesi 1 birim maliyet ile ‘önlemek’ mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ‘ödemek’ mi daha insani, daha akılcı ve daha ekonomik?” sorusunu yöneltti. '1' İLE ÖNLEMEK Mİ, '6' İLE ÖDEMEK Mİ? Mevcut riskli yapı stoğunu eritmek amacıyla devreye alınan en güçlü mekanizmanın 2026 yılında da ana strateji olan “Yarısı Bizden” kampanyası olduğunu ifade eden JMO Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, konuşmasında şunları kaydetti: "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen bu modelde, her bir konut için 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL taşınma desteği veriliyor. Bu şekilde Bakanlığın her bir konut için sağladığı 1 milyon 875 bin TL’lik finansman desteğinden faydalanan vatandaşlar evlerini yüklenici firmalarla yeniden inşa ettirebiliyor. Bu finansal modelin amacı, inşaat maliyetlerindeki artış nedeniyle kentsel dönüşüme giremeyen dar ve orta gelirli vatandaşın üzerindeki yükü hafifletmektir. Ancak riskli yapı stoğu yaklaşık % 17 olan İstanbul ilimiz için bu sistem uygulanırken, riskli yapı stoğu % 65 olan Bursa – Yalova – Balıkesir ve Çanakkale için neden uygulanmıyor? Üstelik Güney Marmara’da bulunan bu illerin toplam nüfusu İstanbul’un 3’te 1’i ve riskli yapı stoğu yaklaşık 4 kat daha fazla iken. Yetkililere tekrar hatırlatmak istiyoruz, tek bir canımızı dahi kaybetmemek adına, olası Marmara Depremi öncesi 1 birim maliyet ile ‘’ÖNLEMEK’’ mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ‘’ÖDEMEK’’ mi, hangisi daha insani, daha akılcı ve daha ekonomik?". “AFET VE ACİL DURUM BAKANLIĞI KURULMALI” Jeoloji Mühendisleri Odası olarak tüm yerleşimlerde mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanmasını, mevcut yapı stokunun risk önceliğine göre güvenli hale getirilmesini ve yapı ile zemin denetiminin kamusal ve bağımsız bir anlayışla güçlendirilmesini talep ettiklerini belirten Yıldız, afet eğitiminin toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Yıldız ayrıca “Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı” kurulması çağrısında bulundu. Afet yönetimindeki kurumlar arasındaki koordinasyonun yeniden düzenlenmesi ve ulusal, bölgesel ve yerel ölçekte etkin bir afet yönetim modeli oluşturulması gerektiğini ifade etti. Bunun yanında afet risk yönetimini destekleyecek bir afet hukuk sistemi oluşturulması ve afet suçlarına yönelik caydırıcı yaptırımlar getirilmesi gerektiğini savundu. “KAYBEDECEK 27 YILIMIZ DAHA YOK” Deprem sonrasında yaraları sarmaya dayalı anlayıştan, afet öncesinde riskleri azaltan bütünleşik afet yönetimine geçilmesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, bilimin ve mühendisliğin gereklerinin yerine getirilmesinin tercih değil, kamusal sorumluluk olduğunu söyledi. Yıldız açıklamasını, “27 yıl geçti ancak hâlâ doğa olaylarının afete dönüşmemesi için hazır değiliz. Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı” sözleriyle tamamladı. Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde yaşamını yitirenleri bir kez daha saygıyla anarken, yerel ve merkezi yönetimler başta olmak üzere tüm toplumsal kesimleri afet risklerinin azaltılması için bilimsel ve kamusal çözümler üretmeye çağırdı.

Bursa Osmangazi’nin geleceği masaya yatırıldı Haber

Bursa Osmangazi’nin geleceği masaya yatırıldı

Bursa Osmangazi Belediyesi, kentte güvenli yapılaşmayı güçlendirmek ve kentsel dönüşüm çalışmalarını ortak akıl anlayışıyla şekillendirmek amacıyla önemli bir programa ev sahipliği yaptı. Osmangazi Kent Konseyi, İMSİAD ve İMSİFED iş birliğiyle Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde gerçekleştirilen Kentsel Dönüşüm Ortak Akıl Buluşması’na Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yanı sıra yerel yönetim, iş dünyası, sivil toplum ve sektör temsilcileri katılım sağladı. “KENTSEL DÖNÜŞÜM TEK BAŞINA YÖNETİLEBİLECEK BİR SÜREÇ DEĞİL” 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde hayatını kaybedenleri rahmetle anarak konuşmasına başlayan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: “Ülkemizin ve Bursa’mızın bir deprem bölgesi olduğu gerçeğini unutmadan çalışmalar yapmak zorundayız. Genel yönetim, yerel yönetimler, müteahhitler, sektörün bütün paydaşları ve tabii ki yurttaşlarımızın iş birliğiyle başta Osmangazi olmak üzere Bursa’mızı ve ülkemizi dirençli kentlere, yaşanabilir şehirlere dönüştürmemiz gerekiyor. 27 yıl önce 17 Ağustos depremini, 3 yıl önce 6 Şubat depremlerini yaşadık. Son günlerde de dünyanın farklı noktalarında meydana gelen depremleri takip ediyoruz. Artık depremin hayatımızın bir gerçeği olduğunun çok daha fazla farkına varmamız gerekiyor. Bilimsel olarak yapılması gerekenler yıllardır yazılıyor ve anlatılıyor. Kentsel dönüşüm tek başına yönetilebilecek bir süreç değil. Hepimizin taşın altına elini koyması, iş birliği ve ortak akılla hareket etmesi, her şeyden önce de harekete geçmesi gerekiyor.” “RUHSAT SÜREÇLERİNİ 90 GÜN BANDINDA ÇÖZMEYİ HEDEFLİYORUZ” Osmangazi Belediyesi’nin ruhsat işlemlerinin hızlandırılmasına yönelik gerçekleştirdiği çalışmalara da değinen Başkan Erkan Aydın, göreve geldikleri günden itibaren özellikle e-imar ve e-ruhsat konusunda önemli adımlar attıklarını ifade etti. Başkan Aydın, “Göreve gelir gelmez özellikle ruhsat kısmında e-imar ve e-ruhsat konusunda önemli adımlar attık. Geçiş süreci biraz yavaş olabiliyor. Hem kendi personelimiz hem sistemi kullanan müteahhitler ve mimarlar açısından adaptasyon süreçleri yaşanabiliyor. Ancak bu sürecin yüzde 90’ını atlattık. Geçtiğimiz günlerde arkadaşlarımız geldi; bir projede başvurudan ruhsatın alınmasına kadar geçen süre bir ay oldu. Amacımız ruhsat süreçlerini 90 gün bandında çözmek. Çünkü yüksek enflasyon ortamında süreç ne kadar uzarsa maliyetler o kadar artıyor. Burada bize düşen görevler olduğu kadar projeyi yapan uzmanlara, mühendislere ve müteahhitlere de görevler düşüyor. Ortak akılla, iş birliğiyle, Mimarlar Odası ve sektörün diğer paydaşlarıyla yapacağımız toplantılarla bu süreci hızlandırmayı hedefliyoruz” diye konuştu. ÇARŞAMBA - ALTIPARMAK İÇİN HIZLI AKSİYON MESAJI Çarşamba - Altıparmak bölgesine ilişkin yürütülmesi planlanan çalışmaları anlatan Başkan Erkan Aydın, “Çarşamba - Altıparmak, herkesin yıllardır konuştuğu bir bölge. Çarpık yapılaşmanın olduğu, mülkiyet yapısının oldukça karmaşık olduğu ve binaların çok eski olduğu bir alandan söz ediyoruz. Bu hafta Büyükşehir Belediyesi’nden yetkililerle bölgeyi ziyaret edeceğiz. Başta Çarşamba - Altıparmak olmak üzere özellikle demir yolu altındaki alanlarda neler yapabileceğimizi değerlendireceğiz. Öncelikle fikirleri ortaya koyup ardından sizlerle, akademik odalarla ve diğer paydaşlarla birlikte hızlı aksiyon almak istiyoruz” dedi. “ŞEHRİMİZİ DİRENÇLİ HALE GETİRMEK İSTİYORUZ” Daha önce bölgenin dönüşümüne yönelik bir yol haritası üzerinde çalışıldığını ancak çeşitli süreçler nedeniyle istenilen ilerlemenin sağlanamadığını dile getiren Başkan Aydın, bundan sonraki süreçte daha hızlı hareket etmek istediklerini belirterek, “Yaklaşık iki buçuk yıl önce bu konuda bir yolumuz vardı. Ancak jüri oluşturulması, yarışma yapılması ve süreçlerin bir türlü bir araya getirilememesi nedeniyle maalesef yol alamadık. Umarım bundan sonraki toplantılarla daha hızlı ilerleriz. Şehrin göbeğindeki bu tarihi dokuyu bozmadan, bölgeye değer katarak ve en önemlisi bölgeyi dirençli hale getirerek dönüşümü gerçekleştirmek istiyoruz. Yaklaşık 900 bin metrekarelik bir alandan söz ediyoruz. Buradan başlayarak Osmangazi’nin her yerinde şehrimizi dirençli hale getirmek istiyoruz. Bunu sizlerle birlikte yapmak zorundayız. Hep birlikte bu sürecin üstesinden geleceğimize inanıyorum” şeklinde konuştu. “KENTSEL DÖNÜŞÜM DOĞRUDAN İNSAN HAYATINI İLGİLENDİREN BİR MESELEDİR” Kentsel dönüşümün yalnızca mevcut yapıların yenilenmesinden ibaret olmadığını belirten İMSİAD ve İMSİFED Başkanı Şeref Demir de, “Kentsel dönüşüm sadece bina yenilemek değildir. Sadece imar değildir, sadece ruhsat değildir, sadece ekonomik bir faaliyet de değildir. Kentsel dönüşüm doğrudan insan hayatını ilgilendiren bir meseledir. 17 Ağustos’tan 6 Şubat’a kadar ülkemizin farklı bölgelerinde yaşanan depremlerde kaybettiğimiz insanlara karşı vicdani sorumluluğumuz, gelecek nesillere karşı ise en büyük sosyal sorumluluklarımızdan biridir” ifadelerini kullandı. “BURADA GERÇEKLEŞTİRİLECEK DÖNÜŞÜM ÇOK HASSAS BİR DENGEYE SAHİP OLMALI” Osmangazi’nin tarihi kimliği ve Bursa açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Demir, “Osmangazi sadece büyük bir ilçe değildir. Osmangazi, Osmanlı’nın beşiği, Bursa’nın tarihi hafızasıdır. Tophane’den Koza Han’a, Muradiye’den tarihi çarşılara kadar baktığımızda Osmangazi’nin her köşesinde asırlık bir medeniyetin izlerini görüyoruz. Dolayısıyla burada gerçekleştirilecek dönüşüm çok hassas bir dengeye sahip olmalı. Bizim hayalimiz; tarihini koruyan, deprem riski azaltılmış, estetik, yaşanabilir, modern ve güvenli bir Osmangazi’dir. Arzumuz sadece bir toplantı gerçekleştirmek değil, Osmangazi’nin dönüşümü için ortak bir yol haritasının oluşmasına katkı sağlamaktır. Bu vesileyle ortaya koyduğu irade ve sektörümüzle kurduğu diyalog için Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a ve değerli ekibine teşekkür ediyorum” dedi. Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ise, “17 Ağustos’u unutmadan geleceği kuruyoruz. Hatırlamak yetmez, Osmangazi’yi dönüştürüyoruz” şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından İMSİAD ve İMSİFED Başkanı Şeref Demir, Başkan Erkan Aydın ile programa katkı sunan konuşmacılara teşekkür plaketi takdim etti. Buluşmada, kentsel dönüşüm sürecinde kamu, yerel yönetim, sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, Osmangazi’nin tarihi dokusu korunarak daha güvenli, dirençli ve yaşanabilir bir kent haline getirilmesi için atılabilecek adımlar değerlendirildi. Program, katılımcıların görüş ve önerilerini paylaşmasının ardından sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.