Hava Durumu

#Kaygı

- Kaygı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kaygı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Peş peşe gelen okul saldırılarında 'kopya davranış' alarmı! Haber

Peş peşe gelen okul saldırılarında 'kopya davranış' alarmı!

Toplumun her alanında tüm canlıları ilgilendiren şiddet sarmalı, son günlerde ‘okullarda şiddet’ olarak kendini gösterdi. Olaylar ilk ele alındığında münferit gibi görülse de toplumsal bir sorun olarak okunması ve önleyici yaklaşımın buna göre ele alınması son derece önemli. Çocuk ve Ergen Psikoloğu Buse Başakgil, konuyu toplumsal olarak ele aldığı açıklamasında “kopya davranış” etkisine dikkat çekiyor. Psikolog Buse Başakgil, son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda yaşanan silahlı saldırıların art arda gelmesi, literatürde “taklit etkisi” ya da “kopya davranış” olarak adlandırılan bir süreci akla getirdiğini belirterek, "Özellikle ergenlik dönemindeki bireyler kimlik gelişiminin hassasiyeti ve aidiyet arayışı nedeniyle dış uyaranlara daha açık hale gelir. Bu tür olayların yoğun biçimde görünür olması, risk altındaki gençlerde “benzer bir eylemle dikkat çekebilirim” düşüncesini tetikleyebilir. Şiddet davranışının medyada detaylı ve dramatik şekilde sunulması, bazı bireylerde duyarsızlaşmaya yol açarken, bazılarında ise eylemi bir “çözüm” ya da “kendini ifade biçimi” olarak algılamaya neden olabilir. Özellikle kendini dışlanmış, değersiz ya da öfkeli hisseden gençler için bu tür olayların model oluşturabildiğini söyleyebiliriz" diye konuştu. Şiddet olayları karşısında tüm aktörlerin bir arada hareket etmesi ve ortak bir dil kullanmasının önemini vurgulayan Psikolog Buse Başakgil, "Okullarda şiddetin artışı çok boyutlu bir sorun olmakla birlikte yalnızca bireysel değil, toplumsal müdahale de gerektirir. Öncelikle erken önleyici ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi, okullarda psikolojik danışman sayısının artırılması kritik önem taşır. Medya, eğitim sistemi ve aileler arasında tutarlı bir dil oluşturulmalı, şiddeti normalleştiren söylemlerden kaçınılmalıdır. Ayrıca çocuklara erken yaşlardan itibaren duygu düzenleme ve problem çözme becerileri kazandırılması büyük önem taşır. Şiddet olaylarının görünürlüğünün artması iki yönlü etki yaratabilir. Bir yandan farkındalığı artırarak önleyici adımları hızlandırabilirken, diğer yandan özellikle risk altındaki bireylerde “model alma” ve “duyarsızlaşma” etkisi yaratabilir. Bu durum sosyal öğrenme kuramı çerçevesinde değerlendirildiğinde, özellikle çocuklarda ve ergenlerde davranışın taklit edilme ihtimali artabilir.” diye konuştu. AKRAN ZORBALIĞI DAHA CİDDİ ŞİDDET EYLEMLERİNİN HABERCİSİ OLABİLİR! Akran zorbalığının pekiştirilmiş bir davranış olarak devam etmesinin daha ciddi şiddete dönüşebileceği vurgulayan Çocuk ve Ergen Psikoloğu Buse Başakgil, “İçe kapanma depresyon veya kaygı belirtisi olabilirken, ani öfke patlamaları bastırılmış duyguların dışa vurumu olabilir. Akran zorbalığı, şiddetin hem bir türü hem de daha ağır şiddet davranışlarının habercisi olabilir. Zorbalığa maruz kalan çocuklar ilerleyen süreçte ya içe kapanabilir ya da saldırgan davranışlar geliştirebilir. Aynı şekilde zorbalık yapan çocuklar da bu davranışı pekiştirerek daha ciddi şiddet eylemlerine yönelebilir. Bu nedenle zorbalık erken dönemde mutlaka ele alınmalıdır. Ayrıca, çocuklarla dijital içeriklerdeki şiddet hakkında konuşmamak yerine açık ve yaşa uygun bir şekilde iletişim kurmak daha sağlıklıdır çünkü çocuklar bu içeriklerle zaten karşılaşır ve rehberliğe ihtiyaç duyar. Açık konuşmalar, onların gerçek ile kurgu arasındaki farkı anlamasına yardımcı olur. Korku, merak veya kaygı gibi duygularını ifade etmelerini kolaylaştırır. Küçük yaşlarda basit ve net açıklamalar yapmak önemlidir. Daha büyük çocuklarla şiddetin sonuçları üzerine konuşulabilir. Ebeveynlerin soru sorarak diyalog kurması, çocukların düşünmesini destekler. Tamamen yasaklamak veya konuyu görmezden gelmek genellikle ters etki yaratır. Bu nedenle en doğru yaklaşım, güvene dayalı ve sürekli bir iletişim kurmaktır.” diye konuştu. Eğitimciler ve ailelere düşen görev ve destekleyici süreç hakkında bilgi veren Psikolog Buse Başakgil şunları kaydetti: “Öğretmenler, yargılayıcı ve suçlayıcı bir dilden kaçınarak kapsayıcı ve destekleyici bir iletişim kurmalıdır. Öğretmenler de aileler de net ve tutarlı sınırlar koyarak hangi davranışların kabul edilemez olduğunu açıkça ifade etmelidir. Gerekli durumlarda okul rehberlik servisi ve aile ile iş birliği yapılması, sürecin daha etkili yönetilmesini sağlar. Çocuğun davranışlarında belirgin ve şiddeti artan değişiklikler gözlemleniyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Yoğun kaygı, uyku sorunları, sınır problemleri, sosyal geri çekilme veya agresif davranışlar önemli sinyallerdir. Ayrıca çocuk kendine ya da başkalarına zarar verme eğilimi gösteriyorsa gecikmeden destek alınmalıdır. Erken müdahale her zaman daha etkili sonuç verir.”

Çalışan kadın esenliğine kapsamlı bakış Haber

Çalışan kadın esenliğine kapsamlı bakış

Kurumsal esenlik platformu Wellbees, çalışan kadınların psikolojik destek başvuruları ve günlük duygu durumu paylaşımlarını analiz ederek 2025 yılına ait “Çalışan Kadınların Esenlik Haritası”nı hazırladı. Araştırma, kadınların iş ve ev hayatındaki eşitsizliklerin ruh halleri ve işe bağlılıklarını olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor. Analize göre, kadın çalışanların psikolojik destek başvuru sebeplerinin başında yüzde 38,65 ile kaygı geliyor. Bunu yüzde 34,90 ile evlilik-ilişkiler, yüzde 26,45 ile stresle başa çıkma takip ediyor. Kuşaklara göre dağılımda Z kuşağı kaygı odaklı başvurularda öne çıkarken, Y kuşağı ilişki sorunları, X kuşağı ise ebeveynlik ve çocuk sorumluluklarıyla ilgili destek arıyor. Ruh hali ve uyku kalitesi puanları da cinsiyet farkını ortaya koyuyor. Kadınların duygu durumu puanı 3,98, erkeklerin ise 4,35; uyku puanı kadınlarda 3,88, erkeklerde 4,30 seviyesinde. Wellbees CEO’su Melis Abacıoğlu, “Kadınların esenlik puanlarının düşük olması, iş dünyasında ve yaşam koşullarındaki eşitsizliklerin bir yansımasıdır. Görünmez mesai, erkek çalışanlarla eşit olsaydı, esenlik tabloları da farklı olurdu” dedi. Abacıoğlu, kurumların esenlik çalışmalarını geçici rahatlamalar yerine çalışanların ailelerini de kapsayan, psikolojik güvenlik sağlayan stratejilerle yürütmesi gerektiğini vurguladı. Psikolojik Destek Danışmanı Klinik Psikolog Ayşegül Akın ise kaygının görünür kılınması gerektiğini belirterek, “Kadınlar önce kendilerine ‘oksijen maskesini’ takmalı; yeterli olmak çoğu zaman yeterince iyi olmaktır” ifadelerini kullandı. Toplumsal eşitsizlikler her kademeyi etkiliyor. TÜİK verilerine göre 2023’te hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25–49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı yüzde 27,1, erkeklerin ise yüzde 90,1. Gallup’un raporuna göre kadın yöneticilerin şirket bağlılığında bir yılda 7 puanlık düşüş yaşandı; Avrupa Komisyonu ise her 100 Euro’luk yatırımın yalnızca çok küçük bir kısmının kadın liderliğindeki ekiplere gittiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, iş yerinde ve evde eşitsizliklerin kadın çalışanların psikolojik ve profesyonel performansını doğrudan etkilediğine dikkat çekiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.