Hava Durumu

#Kan Şekeri

- Kan Şekeri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kan Şekeri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kalp dostu zeytinyağı... Günde ne kadar tüketilmeli? Haber

Kalp dostu zeytinyağı... Günde ne kadar tüketilmeli?

Amerikan Kardiyoloji Koleji Dergisi’nde yayımlanan ve yaklaşık 92 bin kişinin 28 yıl boyunca izlendiği bir çalışma, günde yaklaşık 7 gram (yarım çorba kaşığı) zeytinyağı tüketenlerde, neredeyse hiç tüketmeyenlere kıyasla kalp ve damar hastalığı riskinin yüzde 19, kanser riskinin yüzde 17, nörodejeneratif hastalık riskinin yüzde 29 ve akciğer hastalığı riskinin yüzde 18 daha düşük olduğunu ortaya koydu. Zeytinyağına düzenli beslenmede yer vermenin önemine dikkat çeken Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Farklı ve geniş katılımcı gruplarında benzer sonuçlar elde edilmesi, zeytinyağının kalp ve damar sağlığı açısından önemini destekliyor. Ancak tüketilen miktar kadar tercih edilen zeytinyağının türü de önemli” dedi. SIZMA ZEYTİNYAĞI, RAFİNE ZEYTİNYAĞINA GÖRE ÖNE ÇIKIYOR Amerikan Kalp Derneği’nin 2026’da yayımladığı beslenme rehberinin, tek tek besin ögelerinden çok uzun vadeli beslenme alışkanlıklarına odaklandığını dile getiren Koylan, “Rehberde zeytinyağı, soya ve kanola yağı gibi doymamış yağ kaynaklarıyla birlikte, doymuş yağların yerine tercih edilebilecek seçenekler arasında yer alıyor. Kısa süreli diyet değişikliklerinden çok, kalıcı beslenme alışkanlıkları önem taşıyor. PREDIMED çalışmasının 2026 başında yayımlanan analizi de zeytinyağının türüne dikkat çekiyor. Kalp ve damar hastalığı riski yüksek 7 binden fazla kişinin yıllık beslenme kayıtları incelendiğinde, polifenol bakımından zengin sızma zeytinyağının rafine zeytinyağına kıyasla kalp krizi, inme, kalp yetmezliği ve atriyal fibrilasyon gibi daha geniş bir hastalık grubuna karşı daha güçlü koruma sağladığı görülüyor” dedi. ZEYTİNYAĞI KALBİ BİRDEN FAZLA YOLDAN DESTEKLİYOR Zeytinyağının kalp ve damar sağlığını farklı yollarla desteklediğini anlatan Koylan, “Kalp sağlığı söz konusu olduğunda yalnızca kolesterolü düşünmemek gerekiyor. Zeytinyağı, oksijenle temas ettiğinde yapısı kolay bozulmayan bir yağ. İltihaplanmayı ve damar sertliği oluşumunu azaltmaya yardımcı oluyor, bağırsaklardaki mikroorganizmaların sağlıklı dengesini ve damarların iç yüzeyinin işlevini destekliyor. Kolesterol ve trigliserit düzeylerini olumlu yönde etkilerken vücudun insülini daha iyi kullanmasına yardımcı olarak kan şekeri kontrolünü kolaylaştırıyor. Tansiyonu düşürücü etkisi de bulunuyor” dedi. GÜNDE NE KADAR TÜKETİLMELİ? Zeytinyağının faydası çok olsa da ölçülü tüketilmesi gerektiğinin altını çizen Koylan, “Zeytinyağı sağlıklı bir tercih olsa da her gramı 9 kalori içeriyor. Aşırı tüketimi kilo artışına ve trigliserit düzeylerinin yükselmesine yol açabilir. Günlük zeytinyağı tüketimi için önerilen üst sınır 2 çorba kaşığı, yani yaklaşık 25–30 gram. Günlük 2.500 kalorilik bir beslenme düzeninde ise tüm yağlardan alınan enerjinin yaklaşık 350–400 kaloriyi, toplam yağ tüketiminin de 40–50 gramı aşmaması gerekiyor” dedi.

Kalp krizi genç yaşta da görülebiliyor... Risk faktörleri erken dönemde kontrol altına alınmalı Haber

Kalp krizi genç yaşta da görülebiliyor... Risk faktörleri erken dönemde kontrol altına alınmalı

Kalp krizi ileri yaşlarda daha sık görülse de genç yetişkinlerde de ortaya çıkabiliyor. 2025 yılında İsveç’te yayımlanan, 18-59 yaş arasındaki 44 binden fazla kalp krizi vakasının incelendiği araştırmada, hastaların yaklaşık dörtte üçünün en az bir kardiyovasküler risk faktörüne sahip olduğu belirlendi. Kardiyoloji Hekimi Uzm. Dr. Sıddık Erdoğan, genç yaşın kalp-damar hastalıklarına karşı tam bir koruma sağlamadığını vurgulayarak, değiştirilebilir risk faktörlerinin erken dönemde fark edilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Gençlerde risk faktörleri Uzm. Dr. Erdoğan, sigara ve tütün ürünleri kullanımı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, obezite, fiziksel hareketsizlik ve sağlıksız beslenmenin gençlerde kalp-damar hastalıkları açısından önemli risk faktörleri arasında yer aldığını söyledi. Göğüste baskı, sıkışma veya ağrı, nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, baş dönmesi ve ağrının kola, sırta, boyna ya da çeneye yayılmasının kalp krizi açısından önemsenmesi gereken belirtiler olduğuna dikkat çeken Erdoğan, bu tür şikâyetlerin gençlerde de ciddiye alınması gerektiğini belirtti. “BELİRTİLERDE VAKİT KAYBETMEDEN ACİL YARDIM ALINMALI” Genç yaşta olmanın söz konusu belirtilerin kalp kriziyle ilişkili olmadığı anlamına gelmediğini ifade eden Erdoğan, “Bu tür belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden acil tıbbi yardım alınması gerekiyor.” dedi. Ailede erken yaşta kalp krizi veya kalp-damar hastalığı öyküsü bulunan gençlerin kişisel risklerinin mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, kişinin kendisini sağlıklı hissetmesinin tek başına yeterli olmadığını söyledi. Tansiyon, kolesterol ve kan şekeri değerlerinin takip edilmesi gerektiğini kaydeden Erdoğan, gerekli durumlarda ek değerlendirmelerin yapılmasının da önem taşıdığını ifade etti. SAĞLIKLI ALIŞKANLIKLAR GENÇ YAŞTA KAZANILMALI Kalp sağlığını korumak için genç yaşta önlem alınması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Sıddık Erdoğan, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, sağlıklı kiloyu koruma, sigara ve diğer tütün ürünlerinden uzak durma ile tansiyon ve kolesterol takibinin temel alışkanlıklar arasında yer aldığını söyledi.

Bursa'da 3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri başlıyor Haber

Bursa'da 3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri başlıyor

Nilüfer Belediyesi, koruyucu sağlık hizmetlerine dikkat çekmek ve toplumda sağlık bilincini güçlendirmek amacıyla “3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri”ni düzenliyor. 3-4-5 Eylül tarihlerinde düzenlenecek etkinlikler; Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde vatandaşlarla buluşacak. Her gün saat 10.00’da başlayacak programlar, 17.00’ye kadar devam edecek. Sağlıklı bir toplumun temelinin koruyucu hekimlik ve erken farkındalıktan geçtiğini belirten Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Nilüfer’de herkesin eşit, nitelikli ve erişilebilir sağlık hizmetine ulaşabilmesini çok önemsiyoruz. Üç gün boyunca uzman hekimler ve sağlık çalışanları eşliğinde sunacağımız ücretsiz taramalar, atölyeler ve bilgilendirici söyleşilerle hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artırmayı hedefliyoruz. Tüm vatandaşlarımızı Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde, Nilüfer Halk Sağlığı Günleri’ne bekliyoruz” dedi. ÜCRETSİZ SAĞLIK TARAMALARI Etkinlik boyunca alanda kurulacak sağlık noktalarında uzmanlar tarafından ücretsiz taramalar gerçekleştirilecek. Ziyaretçiler; göz ve işitme testleri, denge ve skolyoz kontrolleri, solunum fonksiyon testi, karbonmonoksit (CO) ölçümü, vücut kitle endeksi ile kan şekeri ve tansiyon ölçümlerini yaptırabilecek. Ayrıca Footbalance cihazı ile düz tabanlık ve duruş bozukluğu analizi, cilt analizi, diş muayenesi, basit fizik tedavi uygulamaları ve sigarayı bırakmak isteyenler için danışmanlık hizmeti sunulacak. HEM ÇOCUKLARA HEM YETİŞKİNLERE YÖNELİK ATÖLYELER VE SÖYLEŞİLER 3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri kapsamında sağlıklı yaşam alışkanlıklarını pekiştirecek pratik atölyeler de düzenlenecek. Yetişkinler için paketli gıdalarda etiket okuma, detoks içecekleri hazırlama, pilates, sanat terapisi ve sinema gösterimleri yapılırken; çocuklar için de eğlenceli el yıkama, doğru diş fırçalama, sağlıklı beslenme tabağı hazırlama ve organları tanıma atölyeleri yer alacak. Katılımcılar ayrıca okçuluk ve cornhole gibi sportif aktiviteler de katılabilecek. Program dâhilinde düzenlenecek söyleşilerde ise uzman konuklar eşliğinde “Obezite ile Mücadele ve Sağlıklı Beslenme” ile “Estetik ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar” başlıkları ele alınacak. Etkinlik alanında sivil toplum kuruluşları ve Nilüfer Belediyesi’nin bilgilendirme stantları da yer alacak. Ziyaretçiler organ bağışı, Onkoday kanser bilgilendirmesi, Yeşilay, Çölyakla Yaşam Derneği, NİLKOOP, doğru ilaç ve prospektüs kullanımı gibi konularda bilgi alabilecek. Ayrıca Nilüfer Belediyesi’nin Anne Taksi, Gezici Sağlık Hizmeti, Evde Sağlık, Yeni Doğan ve Bebek Bakımı, Nilüfer95, Lions & Ercan Dikencik Alzheimer Hasta Konuk Evi, Olgun Gençlik Merkezi, Tekerlekli Sandalye Tamir Evi ve hayvan sahiplendirme gibi sosyal projeleri de vatandaşlara tanıtılacak.

Zayıflama iğnesinde kritik uyarı: Dozu kendiniz değiştirmeyin! Haber

Zayıflama iğnesinde kritik uyarı: Dozu kendiniz değiştirmeyin!

Obezite tedavisinde son yılların en çok konuşulan yöntemlerinden biri haline gelen ve kamuoyunda “zayıflama iğnesi” olarak bilinen GLP-1 grubu ilaçlar, milyonlarca kişinin kilo verme umudu oldu. Ancak uzmanlar, bu ilaçların yalnızca iştah azaltıcı ürünler olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, GLP-1 grubu ilaçların metabolizma, hormon dengesi ve kan şekeri üzerinde etkili güçlü tıbbi tedaviler olduğunu belirterek, bilinçsiz kullanımın başta pankreas, safra kesesi ve sindirim sistemi olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. UZMAN KONTROLÜ ŞART Çetin, bu ilaçların herkes için uygun olmadığını vurgulayarak tedaviye mutlaka hekim değerlendirmesi sonrasında başlanması gerektiğini ifade etti. Özellikle pankreatit öyküsü, safra taşı veya safra yolu hastalığı, medüller tiroit kanseri riski ve ileri düzey mide-bağırsak hastalığı bulunan kişilerin ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. TEDAVİ ÖNCESİ TETKİK ÖNEMLİ Tedavi öncesinde kan şekeri, HbA1c, insülin direnci, kolesterol ve trigliserid düzeylerinin yanı sıra karaciğer, böbrek ve tiroit fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Çetin, gerekli durumlarda safra kesesi ve pankreasın da incelenebileceğini aktardı. “DAHA FAZLA KULLANIRSAM DAHA HIZLI KİLO VERİRİM” YANILGISI İlaç dozunun kişinin kendi kararıyla artırılmasının ciddi risk taşıdığını belirten Çetin, hızlı doz artışının bulantı, kusma, şiddetli mide-bağırsak şikayetleri ve sıvı kaybına neden olabileceği uyarısında bulundu. İlaçların düzensiz kullanılmasının da tedavinin etkinliğini azaltabileceğini kaydetti. Tedavi sırasında ortaya çıkan her belirtinin sıradan bir yan etki olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Çetin, şiddetli ve geçmeyen karın ağrısı, sürekli kusma, sarılık, koyu renk idrar ve yüksek ateş gibi belirtilerde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi. Çetin, GLP-1 grubu ilaçların internetten edinilen bilgiler veya çevre tavsiyesiyle başlanacak ürünler olmadığını, tedavinin kişinin sağlık geçmişi ve mevcut hastalıkları dikkate alınarak hekim kontrolünde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Tip 1 diyabetli çocuklarda ağız ve diş sağlığı uyarısı Haber

Tip 1 diyabetli çocuklarda ağız ve diş sağlığı uyarısı

Tip 1 diyabet, çocukluk döneminde düzenli takip gerektiren kronik hastalıklar arasında yer alırken, hastalığın ağız ve diş sağlığı üzerindeki olası etkileri de ailelerin dikkat etmesi gereken konular arasında bulunuyor. Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, diyabetli çocuklarda ağız sağlığı takibinin yalnızca bir sorun ortaya çıktığında değil, koruyucu yaklaşımla sürdürülmesi gerektiğini belirtti. DİYABET VE AĞIZ SAĞLIĞI ARASINDA ÇİFT YÖNLÜ İLİŞKİ Kan şekeri kontrolünün yetersiz olduğu dönemlerde ağız kuruluğu ve ağız içi enfeksiyonlara yatkınlık gibi sorunların görülebileceğini belirten Demir, diş eti hastalıklarının da kan şekeri kontrolünü zorlaştırabilecek faktörler arasında değerlendirildiğini ifade etti. Özellikle glisemik kontrolün yetersiz olduğu veya cerrahi ve invaziv diş işlemlerinin planlandığı durumlarda, çocuğu takip eden hekim ile diş hekiminin iletişim halinde olması gerektiği vurgulandı. FLORÜRLÜ DİŞ MACUNU VE DÜZENLİ KONTROL ÖNEMLİ Tip 1 diyabetli çocuklarda düzenli ağız bakımının önemine dikkat çeken Demir, yaşa uygun florür içeren diş macunuyla günde en az iki kez diş fırçalanmasını önerdi. Çocuğun bireysel çürük riskine göre profesyonel florür uygulamalarının değerlendirilebileceğini belirten Demir, düzenli diş hekimi kontrollerinin çürük ve diş eti problemlerinin erken fark edilmesine yardımcı olduğunu söyledi. Dengeli ve çocuğun bireysel gereksinimlerine uygun beslenmenin hem diyabet yönetimine hem de ağız ve diş sağlığına katkı sağlayabileceği belirtildi. Özellikle ağız kuruluğunun görüldüğü durumlarda yeterli su tüketiminin ağız içindeki nem dengesinin korunmasına katkı sağlayabileceği ifade edildi. Demir, diş tedavisi randevularının da çocuğun günlük diyabet rutini, öğün düzeni ve kan şekeri kontrolü dikkate alınarak planlanması gerektiğini belirtti. Demir, “Glisemik kontrol, tükürük özellikleri, ağız hijyeni, beslenme düzeni ve bireysel diş çürüğü riskinin birlikte değerlendirilmesi ve rutin kontrollerin aksatılmaması” gerektiğini vurguladı.

MENOPOZUN SİNSİ TEHLİKESİ: KAS KAYBI Haber

MENOPOZUN SİNSİ TEHLİKESİ: KAS KAYBI

Menopoz döneminde kadın metabolizmasında yaşanan değişimlere dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuray Kuzukıran, sürecin yalnızca hormonal bir evre olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Menopozla birlikte vücutta en çok gözden kaçan noktanın kas kütlesindeki azalma olduğunu ifade eden Dr. Kuzukıran, bu durumun fiziksel güçten kemik sağlığına, dengeden metabolizma hızına kadar tüm yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi. “Menopoz Bir Günde Gelmiyor, Hazırlık 40’lı Yaşlarda Başlamalı” Pek çok kadının menopoza hazırlık için belirtilerin başlamasını beklediğini dile getiren Op. Dr. Nuray Kuzukıran, “Menopoz bir günde gelişen bir durum değildir, yıllar içinde hormonal değişimlerin etkisiyle vücutta kademeli dönüşümler yaşanır. Bilimsel veriler bize gösteriyor ki menopoza hazırlık aslında 40’lı yaşlarda, hatta daha erken dönemde başlamalıdır. Bu süreçte alınacak doğru önlemler, ilerleyen yıllardaki yaşam kalitesini belirleyen en büyük yatırımdır. Günümüzde kası sadece hareket etmemizi sağlayan bir yapı olarak değil, vücudun en önemli metabolik organlarından biri olarak kabul ediyoruz. Kaslarımız kan şekeri kontrolünden insülin duyarlılığına, enerji tüketiminden denge ve koordinasyona kadar pek çok vital işlevi üstlenir. Yaşla birlikte ortaya çıkan ve sarkopeni olarak adlandırılan kas kaybı, menopozda östrojen hormonundaki hızlı düşüşle birlikte çok daha belirgin bir hal alır” dedi. “Eskisi Kadar Yemiyorum Ama Kilo Alıyorum” Diyorsanız Nedeni Azalan Kaslar Östrojenin sadece bir kadınlık hormonu olmadığını, kas, kemik, kalp-damar ve beyin dokusu üzerinde koruyucu kalkan görevi üstlendiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Kuzukıran, östrojenin çekilmesiyle kas protein sentezinin yavaşladığını ve karın çevresinde yağlanmanın arttığını kaydetti. “Eskisi kadar yemiyorum ama yine de kilo alıyorum” şikayetinin temelinde bazal metabolizma hızının düşmesi ve azalan kas kütlesi olduğunu vurgulayan Op. Dr. Kuzukıran, bu dönemde sadece tartıdaki rakama odaklanmanın yanlış olduğunu, asıl hedefin vücudun yağ-kas dengesini muhafaza etmek olması gerektiğini altını çizdi. Osteoporoza Karşı En Etkili İlaç: Direnç Egzersizleri ve Protein Güçlü kasların güçlü kemikler anlamına geldiğini ifade eden Op. Dr. Nuray Kuzukıran, kemik yapımını uyarmak için kasların kemiklere mekanik yük uygulamasının şart olduğunu söyledi. Yalnızca kalsiyum takviyesi almanın menopozda yeterli gelmeyeceğini belirten Op. Dr. Kuzukıran, “Haftada en az 2-3 gün yapılacak ağırlık çalışmaları, direnç bantları, pilates, tempolu yürüyüş veya Tai Chi gibi denge egzersizleri kas kaybını yavaşlatmada en güçlü ilacımızdır. Bunun yanı sıra yaş ilerledikçe vücudun proteini işleme verimliliği düştüğü için yumurta, yoğurt, kefir, balık, baklagiller gibi kaliteli protein kaynaklarını gün içine dengeli dağıtarak tüketmek gerekir. Ayrıca kas onarımının gerçekleştiği kaliteli gece uykusu ve kortizolü dengeleyecek stres yönetimi de bu bütüncül yaklaşımın ayrılmaz birer parçasıdır” şeklinde konuştu. “Güçsüz Yaşlanmak Büyük Ölçüde Önlenebilir” Menopoz döneminde D ve B12 vitamini, demir depoları, tiroid, kan şekeri ve kemik mineral yoğunluğu ölçümlerinin düzenli yapılması gerektiğini hatırlatan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuray Kuzukıran açıklamasını “Menopozu korkulacak değil, doğru hazırlanılacak bir dönem olarak görmeliyiz. Asıl hedefimiz sadece yaşam süresini uzatmak değil, sağlıklı ve bağımsız kalınan süreyi artırmaktır. Yaş almak kaçınılmazdır ancak güçsüz yaşlanmak büyük ölçüde önlenebilir. Kas kütlesini korumak rahat yürüyebilmek, merdiven çıkabilmek, torunları kucağa alabilmek ve düşme riskinden uzak kalabilmek için şarttır. Menopoza hazırlanmanın en doğru zamanı yarın değil, bugündür” diyerek tamamladı.

Sadece ne yediğiniz değil, nasıl tükettiğiniz de önemli... Haber

Sadece ne yediğiniz değil, nasıl tükettiğiniz de önemli...

Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Nevrez Koylan, bayram döneminde yalnızca tüketilen gıdaların değil, öğün sıklığı ve yeme düzeninin de sağlık açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Koylan, ziyaretlerle birlikte gün içine yayılan sık ve yoğun tüketimin sağlıklı bireylerde bile geçici yük oluşturabileceğini belirterek, “Özellikle kalp-damar hastalığı, hipertansiyon veya diyabeti olan kişilerde bu durum daha ciddi şikâyetlere yol açabilir” dedi. Artan et tüketimiyle birlikte fazla tuz ve yağ alımının kan basıncı, kan şekeri ve kolesterol seviyelerinde ani dalgalanmalara neden olabileceğine dikkat çeken Koylan, kardiyovasküler hastalıkların dünya genelinde hâlâ en yaygın ölüm nedeni olduğunu ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her üç ölümden birinin kalp-damar hastalıklarına bağlı gerçekleştiğini hatırlatan Koylan, Türkiye’de de benzer bir tablonun bulunduğunu söyledi. Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, Kurban Bayramı’nda kalp sağlığını desteklemeye yardımcı olabilecek 15 maddeyi paylaştı: 1-Porsiyon kontrolüne dikkat edin, aşırı kalori alımından kaçının. 2-Bayramda normal beslenme düzeninizi bozmayın, öğün atlamamaya özen gösterin. 3-Sofralarda aşırı çeşit ve ağır yiyeceklerden kaçının, yeni ve yoğun besinleri tadımlık miktarlarda tercih edin. 4-Tatlı tüketimini sınırlayın. Şerbetli seçenekler yerine sütlü tatlıları küçük porsiyonlarla tercih edin. 5-Kavurma, sakatat ve kırmızı et tüketimini sınırlayın, aşırı tüketimin kolesterolü yükseltebileceğini unutmayın. 6-Et yemeklerinde kavurma ve kızartma yerine haşlama, fırın veya ızgara yöntemlerini tercih edin. 7-Pilav, makarna ve börek gibi karbonhidratları sınırlı tüketin. 8-Kahvaltıda sucuklu yumurta, kızartma, börek ve tatlı gibi ağır seçeneklerden yalnızca birini, küçük porsiyonlarda tüketin. 9-Yemeklerde ideal tuz miktarını aşmamaya özen gösterin. Günlük toplam tuz tüketiminin 5 gram yani yaklaşık 1 çay kaşığını geçmemesine dikkat edin. (Tansiyon hastaları için bu miktar daha da azaltılmalı) 10-İçecek olarak su veya ev yapımı ayran tercih edin. Şekerli, gazlı ve hazır içeceklerden kaçının. 11-Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek tercih edin. 12-Sofraları sebze, salata ve meyve ile zenginleştirerek denge sağlayın. 13-Yemekleri yavaş yiyin, sofrada geçirilen süreyi uzatarak tokluk hissini artırın. 14-Gün içinde mümkün olduğunca hareket edin, kısa yürüyüşler kalp sağlığına katkı sağlar. 15-Bayram yoğunluğu ve stresi yönetmeye, dinlenmeye zaman ayırmaya özen gösterin.

“KALP SAĞLIĞINI KORUMAK YAŞAM KALİTESİNİ BELİRLİYOR” Haber

“KALP SAĞLIĞINI KORUMAK YAŞAM KALİTESİNİ BELİRLİYOR”

Kalbin, vücudun tüm organlarına oksijen ve besin taşıyan en önemli organlardan biri olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Hakan Bahadır, modern yaşamın getirdiği risklere dikkat çekti. Uzm. Dr. Bahadır, “Hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme, stres ve sigara kullanımı kalp hastalıklarının artışında başlıca etkenlerdir. Oysa sağlıklı bir kalp, uzun ve kaliteli bir yaşamın temelini oluşturur” dedi. Kalp sağlığını doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan birinin beslenme olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Hakan Bahadır, özellikle hazır ve işlenmiş gıdaların risk oluşturduğunu belirterek, “Aşırı yağlı, tuzlu ve şekerli yiyecekler damar tıkanıklığına zemin hazırlar. Fast food ve işlenmiş gıdalar yerine sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, balık ve zeytinyağı ağırlıklı beslenmek gerekir. Akdeniz tipi beslenme, kalp sağlığı açısından en ideal modellerden biridir” ifadelerini kullandı. DÜZENLİ EGZERSİZ KALBİ GÜÇLENDİRİYOR Fiziksel aktivitenin kalp sağlığını korumada kritik rol oynadığını belirten Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi’nin Kardiyoloji hekimi Uzm. Dr. Hakan Bahadır, haftalık egzersiz alışkanlıklarının önemine dikkat çekenken de, “Haftada en az beş gün, günde 30 dakika yürüyüş bile kalp sağlığı üzerinde ciddi fayda sağlar. Yüzme, bisiklet ve hafif koşu gibi aktiviteler kalbin daha güçlü çalışmasına yardımcı olurken, hareketsiz yaşam obezite, tansiyon ve diyabet riskini artırır” dedi. Sigara kullanımının kalp ve damar sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çeken Uzm. Dr. Hakan Bahadır, pasif içiciliğin dahi risk taşıdığını vurguladı ve “Sigara damarları daraltarak kan dolaşımını bozar ve kalp krizi riskini artırır. Alkolün aşırı tüketimi ise tansiyon yükselmesine ve ritim bozukluklarına yol açabilir. Bu nedenle sigaradan tamamen uzak durulmalı, alkol tüketimi sınırlandırılmalıdır” diye konuştu. STRES YÖNETİMİ İHMAL EDİLMEMELİ Modern yaşamın kaçınılmaz bir parçası olan stresin de kalp sağlığını olumsuz etkilediğini belirten Uzm. Dr. Bahadır, uzun süreli stresin ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade ederken de, “Sürekli stres altında olmak tansiyonu yükseltir, kalbin yükünü artırır ve damar sağlığını olumsuz etkiler. Düzenli uyku, nefes egzersizleri, meditasyon ve kişiye iyi gelen aktiviteler stresin kontrol altına alınmasına yardımcı olur” dedi. Açıklamasının sonunda düzenli sağlık kontrollerinin önemine de değinen Uzm. Dr. Hakan Bahadır, özellikle risk grubundaki bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini hatırlatırken de şunları söyledi: “Tansiyon, kolesterol ve kan şekeri seviyelerinin düzenli olarak takip edilmesi gerekir. Ailesinde kalp hastalığı bulunan kişiler kontrollerini ihmal etmemelidir. Erken teşhis sayesinde birçok kalp hastalığı önlenebilir ya da tedavi edilebilir. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, zararlı alışkanlıklardan uzak durma ve düzenli doktor kontrolleri ile kalp hastalıklarının büyük bölümü önlenebilir.”

Bayramda şeker ve tatlı tüketimine dikkat! Haber

Bayramda şeker ve tatlı tüketimine dikkat!

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Şeker ve tatlı tüketimi yalnızca diyabeti olan ya da yüksek kilolu kişilerin kaçınması gereken zararlı bir şey gibi düşünülse de yaygın inanışın aksine, tanı almış bir hastalığı olmayanların dahi günlük beslenme rutinlerinde yer almaması gereken bir besindir. Dünya Sağlık Örgütü, günlük enerji gereksiniminizin ortalama yaklaşık 10’unun şekerden alınabileceğini ancak uzun vadeli hedefin yüzde 5 ve altı olduğunu vurgulamaktadır. Örneğin; enerji gereksinimi 2000 kalori olan bir birey, günde maksimum 200 kalorisini basit şekerden alabilir ki bu da ortalama 1 küçük porsiyon tatlıya eşittir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Kalp ve damar hastalıklarına yol açar Aşırı şeker tüketimi nedeniyle karaciğerde trigliserid adı verilen yağ asitleri artarak, damar duvarlarında birikmeye başlar. Zamanla damar yapısı bozulup damar sertliği ve diğer kalp hastalıklarına yol açar. Artan şeker tüketimiyle karın çevresi yağlanması ve bel çevresinin artması kalp hastalıkları açısından önemli diğer risk faktörlerindendir. Bu nedenle şeker ve tatlı tüketimini azaltıp, kalp ve damar sağlığı için yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere, sebze, meyve, çiğ kuruyemiş vb liften zengin gıdalara beslenmede yer vermek gerekir. İnsülin direnci ve Tip 2 diyabet riskini artırır Şeker gibi basit karbonhidratlar yedikten sonra kana çok hızlı karışarak kan şekerini hızla yükseltir. Bu nedenle, vücudun, kan şekeri metabolizmasını düzenleyen hormonlardan biri olan insüline verdiği yanıt bozularak insülin direncinin oluşmasına ve tip-2 diyabet riskinin artmasına yol açar. Özellikle ailede diyabet öyküsü olanlar şeker ve tatlıyı sınırlandırmalıdır. Eğer son zamanlarda fazla şeker tüketiyor, tatlı yeme isteğinizin arttığını düşünüyorsanız mutlaka bir hekim ile görüşüp insülin direnci ve diyabet ile ilgili kontrollerinizi yaptırmalısınız. Karaciğer yağlanmasına neden olur Son zamanlarda alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması gençlerde de yaygınlaşıyor. Bunun öncelikli nedenlerinin başında; basit şeker, hazır paketli ürünler ve tatlılarda kullanılan fruktoz şurubu tüketiminin artması geliyor. Sofra şekeri ve yüksek fruktoz büyük ölçüde karaciğerde işlenir ve fazla tüketildiğinde karaciğer bu enerjiyi yağa dönüştürür. Karaciğer yağlanmasının artması sağlığı olumsuz etkiler. Tüketim sıklığına ve porsiyonlara dikkat etmek, işlenmiş ve etiket bilgisinde fruktoz şurubu içeren gıdalardan uzak durmak gerekir. Obeziteye zemin hazırlar Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Yüksek şeker içeren besinler; kalorisi yüksek ve karbonhidrat ağırlıklı olup, vücut için gerekli vitamin- minerallerden ise oldukça fakirdir. Genellikle protein ve liften düşük oldukları için sık acıkmanıza, kan şekeri dengesizliği nedeniyle sürekle tatlı tüketme isteğinizin artmasına yol açar. Bu da kişiyi bitmeyen bir kısır- döngüye sokarak, gün içerisinde alınan toplam kalori miktarının artmasına, kilo artışına ve uzun vadede obeziteye zemin hazırlar” diyor. Diş çürüklerini artırır Şeker tüketimi diş minesinin zarar görmesine, çürüklere ve buna bağlı diş kayıplarına neden olurken ağız sağlığını da olumsuz etkiler. Ağızda pH dengesinin bozulmasıyla birlikte ağız içindeki bakteri çeşitliliği değişir ve ağız kokusu ile ilgili problemler artabilir. Sık aralıklarla şeker tüketmek, gazlı şekerli içecekler içmek ve yetersiz ağız hijyeni olumsuz sonuçları belirginleştirir. Aşırı tatlı tüketiminden uzak durmak, xekerli besin tükettikten sonra ise mutlaka dişleri fırçalamak gerekir. Bağımlılık yaratır Yüksek miktarda şeker tüketimi hem metabolik hem de nörobiyolojik süreçleri etkiler. Hızlı emildiği için kan şekerinde ani yükselmelere ve ardından hızlı düşüşlere neden olarak yeniden tatlı, şekerli gıda tüketme isteğine yol açar. Aynı zamanda beynin ödül merkezinde dopamin salınımını artırarak kısa süreli haz duygusu ve buna bağlı daha fazla tüketme isteğine sebep olur. Bu nedenle şeker ve tatlının ödül yerine tüketilmemesi haz duygusu ile örtüşmemesi açısından önemlidir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.