Hava Durumu

#Iştahsızlık

- Iştahsızlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iştahsızlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AİLEDE KANSER ÖYKÜSÜ VARSA, ŞİKAYET OLMASINI BEKLEMEYİN Haber

AİLEDE KANSER ÖYKÜSÜ VARSA, ŞİKAYET OLMASINI BEKLEMEYİN

Op. Dr. Servet Yetgin yaptığı açıklamada, mide ve bağırsak kanserlerinin, erken dönemde belirgin şikayetlere yol açmadan ilerleyebildiğini ve bu nedenle yalnızca belirtilerin ortaya çıkmasını beklemek yerine, yaş, aile öyküsü, kişisel sağlık geçmişi ve diğer risk faktörleri birlikte değerlendirilerek uygun tarama ve takip planının oluşturulması gerektiğini söyledi. Aile öyküsü önemli bir risk göstergesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Servet Yetgin, ailede özellikle birinci derece yakınlarda mide veya kolorektal kanser öyküsünün hekimle mutlaka paylaşılması gerektiğine dikkat çekerek, “Ailede kanser öyküsünün bulunması, kişinin mutlaka kansere yakalanacağı anlamına gelmez. Ancak risk değerlendirmesinde bizim için önemli bir veridir. Özellikle anne, baba veya kardeş gibi birinci derece yakınlarda mide ya da bağırsak kanseri öyküsü varsa, kişinin standart tarama yaklaşımından farklı ve daha erken bir değerlendirmeye ihtiyaç duyup duymadığı hekim tarafından belirlenmelidir” dedi. Kolonoskopi yalnızca tanı değil, korunma açısından da önemli Kolorektal kanserlerin önemli bir bölümü zaman içerisinde bağırsakta gelişen poliplerden kaynaklanabildiğini, kolonoskopinin, kalın bağırsağın doğrudan değerlendirilmesine imkân verirken, uygun poliplerin işlem sırasında çıkarılabilmesine de olanak sağladığını belirten Op. Dr. Servet Yetgin, bu yönüyle kolonoskopinin, kanserin erken tanısının yanı sıra kanser gelişme riskinin azaltılması açısından da değer taşıdığını dile getirdi. Hayat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Servet Yetgin, “Kolonoskopinin en önemli avantajlarından biri, henüz kansere dönüşmemiş bazı poliplerin tespit edilerek çıkarılabilmesidir. Bu nedenle özellikle risk grubundaki bireylerde tarama zamanlamasının doğru belirlenmesi son derece önemlidir. Üst gastrointestinal endoskopi ise yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağının doğrudan görüntülenmesine olanak sağlıyor. Hekimin gerekli görmesi halinde şüpheli alanlardan biyopsi alınarak patolojik inceleme yapılabiliyor. Özellikle ailede mide kanseri öyküsü bulunan kişilerde risk faktörlerinin değerlendirilmesi, uzun süren mide şikâyetleri, açıklanamayan kilo kaybı, yutma güçlüğü, kansızlık, dışkıda kan veya siyah renkli dışkılama gibi belirtilerin bulunması durumunda hekime başvurunun geciktirilmemesi gerekiyor” şeklinde konuştu. “Şikâyet oluşmasını beklemeyin” Kanserle mücadelede en güçlü yaklaşımlardan birinin riskin zamanında fark edilmesi olduğunu vurgulayan Op. Dr. Servet Yetgin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle ailesinde mide veya bağırsak kanseri bulunan kişilerin ‘Benim herhangi bir şikâyetim yok’ diyerek kontrollerini ertelememesi gerekir. Burada amaç herkese aynı işlemi uygulamak değil; kişinin yaşını, aile öyküsünü ve diğer risk faktörlerini değerlendirerek doğru zamanda doğru incelemeyi planlamaktır. Erken evrede tespit edilen hastalıklarda tedavi seçenekleri ve başarı şansı önemli ölçüde artabilmektedir.” Hangi belirtiler önemsenmeli? Uzun süren veya tekrarlayan karın ağrısı, bağırsak alışkanlıklarında belirgin değişiklik, dışkıda kan görülmesi, açıklanamayan kansızlık, istemsiz kilo kaybı, iştahsızlık, sürekli şişkinlik veya hazımsızlık, yutma güçlüğü gibi yakınmaların ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Hayat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Servet Yetgin, bu belirtilerin her biri tek başına kanser anlamına gelmese de özellikle aile öyküsü bulunan kişilerde hekim değerlendirmesinin geciktirilmemesi gerektiğini söyledi. Op. Dr. Servet Yetgin açıklamasını, “Aile öykümüzü değiştiremeyiz ancak riskimizi bilerek hareket edebiliriz. Düzenli hekim kontrolleri, kişiye uygun tarama programları ve gerekli durumlarda endoskopi ile kolonoskopi gibi yöntemlerden yararlanılması, mide ve bağırsak kanserlerinin erken tanısında önemli bir avantaj sağlayabilir” diyerek tamamladı.

YORGUNLUK VE UNUTKANLIĞI HAFİFE ALMAYIN Haber

YORGUNLUK VE UNUTKANLIĞI HAFİFE ALMAYIN

Özel Medicabil Sağlık Grubu Yıldırım Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Mehmet Özbek, B12 vitamininin vücut için hayati öneme sahip olduğunu belirterek, özellikle uzun süreli halsizlik, dikkat dağınıklığı ve el-ayak uyuşmaları yaşayan kişilerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. B12 vitamininin, sinir sistemi sağlığının korunması, kırmızı kan hücrelerinin üretimi ve DNA sentezi açısından kritik rol oynadığını ifade eden Uzman Dr. Mehmet Özbek, vücudun bu vitamini kendi başına üretemediğini, bu nedenle besinler yoluyla alınmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Uzman Dr. Mehmet Özbek, “B12 vitamini eksikliği, yalnızca halsizlik yapan basit bir vitamin yetersizliği değildir. Tedavi edilmediğinde sinir sistemi üzerinde ciddi sorunlara neden olabilir. Özellikle uzun süredir geçmeyen yorgunluk, unutkanlık, uyuşma ve konsantrasyon güçlüğü yaşayan kişiler bu durumu göz ardı etmemelidir” dedi. Belirtiler zamanla artabiliyor B12 vitamini eksikliğinin belirtilerinin genellikle yavaş geliştiğini ve zaman içinde ağırlaşabildiğini belirten Uzman Dr. Mehmet Özbek, eksikliğin kişiden kişiye farklı şekillerde ortaya çıkabileceğini söyledi. Fiziksel belirtiler arasında yoğun yorgunluk hissi, güçsüzlük, iştahsızlık, kilo kaybı, mide-bağırsak şikâyetleri, ağız içinde yaralar ve ciltte solgunluk görülebileceğini ifade eden Dr. Mehmet Özbek, nörolojik etkiler arasında ise ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, unutkanlık, kafa karışıklığı, görme sorunları ile yürüme ve konuşmada güçlük yaşanabileceğini kaydetti. Psikolojik belirtilerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan uzman isim, depresif ruh hali, huzursuzluk ve davranış değişikliklerinin de B12 eksikliğinin işareti olabileceğini belirtti. Risk grubundakiler dikkat B12 eksikliğinin yalnızca yetersiz beslenmeye bağlı gelişmediğini ifade eden Özel Medicabil Sağlık Grubu Yıldırım Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Mehmet Özbek, mide ve bağırsak sistemini etkileyen bazı hastalıkların da bu vitamine ulaşmayı zorlaştırdığını söyledi. Özellikle ileri yaş grubunda, vegan veya vejetaryen beslenen kişilerde, mide-bağırsak hastalığı bulunanlarda ve bazı ilaçları uzun süre kullanan bireylerde B12 eksikliğinin daha sık görüldüğünü belirten Dr. Mehmet Özbe, aşırı alkol tüketiminin de vitamin emilimini bozabildiğini ifade etti. Uzman Dr. Mehmet Özbek, “Özellikle 75 yaş üstü bireylerde, mide asidinin azalmasına bağlı olarak B12 emilimi zorlaşabiliyor. Ayrıca metformin gibi bazı diyabet ilaçları ya da mide koruyucu ilaçların uzun süreli kullanımı da B12 düzeylerini düşürebiliyor” diye konuştu. Erken teşhis kalıcı sorunları önlüyor B12 eksikliğinin basit bir kan testiyle saptanabildiğini belirten Özel Medicabil Sağlık Grubu Yıldırım Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Mehmet Özbek, erken teşhis sayesinde ciddi komplikasyonların önüne geçilebildiğini söyledi. Tedavi edilmeyen B12 eksikliğinin sinir sistemi üzerinde kalıcı hasarlara neden olabileceğini belirten Dr. Mehmet Özbek, ileri düzey eksikliklerde hafıza kaybı, sinir hasarı, hareket güçlüğü ve bazı nörolojik sorunların görülebileceğini ifade etti. Uzman Dr. Mehmet Özbek, “B12 eksikliği çoğu zaman gözden kaçabiliyor. Oysa doğru tanı ve uygun tedaviyle kontrol altına alınabilecek bir durumdur. Şikâyetler varsa kan değerleri mutlaka kontrol edilmeli ve gerekli görülürse destek tedavisi başlanmalıdır” dedi. B12 eksikliğini önlemek mümkün B12 vitamininin en çok et, balık, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi hayvansal kaynaklı besinlerde bulunduğunu hatırlatan Uzman Dr. Mehmet Özbek, B12 ile zenginleştirilmiş ürünlerin ve doktor önerisiyle kullanılan takviyelerin de eksikliği önlemede etkili olabileceğini söyledi.

Türk Kanser Derneği’nden yaz aylarında beslenme uyarısı Haber

Türk Kanser Derneği’nden yaz aylarında beslenme uyarısı

Yaz aylarında artan sıcaklıklar, kanser tedavisi gören bireyler için bazı ek zorlukları da beraberinde getiriyor. Türk Kanser Derneği Gönüllü Diyetisyeni ve Uzman Şef Yasemin Güzel, özellikle sıcak havalarda yeterli sıvı tüketiminin ve güvenli beslenmenin büyük önem taşıdığını belirterek önemli uyarılarda bulundu. Kanser tedavisi sürecinde bazı hastalarda iştahsızlık, mide bulantısı, halsizlik ve sıvı kaybı görülebildiğini ifade eden Güzel, yaz aylarında bu durumların daha belirgin hale gelebildiğini söyledi. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmenin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Güzel, ayran, kefir, çorba ve su oranı yüksek meyvelerin de günlük sıvı ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olabileceğini belirtti. Karpuz, kavun, çilek, şeftali ve kayısı gibi yaz meyvelerinin hem ferahlatıcı hem de sıvı desteği sağlayan besinler olduğunu söyleyen Güzel, bu besinlerin yoğurt veya kefir gibi protein kaynaklarıyla birlikte tüketilmesinin daha dengeli bir öğün oluşturacağını ifade etti. Besin Güvenliği İhmal Edilmemeli Yaz aylarında gıdaların daha hızlı bozulabildiğine dikkat çeken Güzel, özellikle bağışıklık sistemi tedavi nedeniyle zayıflayan hastaların besin güvenliğine daha fazla özen göstermesi gerektiğini belirtti. Açıkta satılan yiyeceklerden, uzun süre güneş altında beklemiş ürünlerden ve hijyeninden emin olunmayan gıdalardan uzak durulmasını öneren Güzel, meyve ve sebzelerin tüketilmeden önce mutlaka iyice yıkanması gerektiğini söyledi. Serinletici Seçeneklerde Sağlıklı Tercihler Öne Çıkıyor Yaz aylarında tatlı tüketmek isteyenler için de önerilerde bulunan Güzel, ağır ve şerbetli tatlılar yerine ev yapımı meyveli yoğurtlar, kefirli karışımlar ve sütlü tatlıların daha dengeli seçenekler sunduğunu belirtti. 1964 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren Türk Kanser Derneği, kanser hastaları ve yakınlarına yönelik ücretsiz beslenme danışmanlığı, psikolojik destek, konaklama ve sosyal yardım hizmetleri sunmaya devam ediyor. Dernek, alanında uzman isimlerin katkılarıyla toplumda kanser farkındalığını artırmaya ve kanser hastalarının yaşam kalitesini desteklemeye yönelik çalışmalarına aralıksız sürdürüyor. Türk Kanser Derneği Gönüllü Diyetisyeni ve Uzman Şef Yasemin Güzel, “Her hastanın ihtiyaçları farklıdır. Bu nedenle beslenme planları kişiye özel hazırlanmalıdır. Yaz aylarında alınacak basit ama doğru önlemler, tedavi sürecinin daha rahat geçirilmesine ve yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayabilir” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.