Hava Durumu

#İş Dünyası

- İş Dünyası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İş Dünyası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

3. Uludağ Çevre Forumu Bursa Business School’da başladı Haber

3. Uludağ Çevre Forumu Bursa Business School’da başladı

İlki 2024 yılında düzenlenen ve kısa sürede alanında referans etkinliklerden biri haline gelen Uludağ Çevre Forumu bu yıl da yoğun katılımla yapılıyor. Bursa Business School Uludağ Kampüsü’nde “Kaynaktan Değere Bugünden Geleceğe” temasıyla düzenlenen forumda iki gün boyunca 7 ayrı oturum düzenlenecek. Türkiye'nin küresel iklim politikalarındaki vizyonunu taçlandıracağı COP31’e doğru giderken atılacak stratejik adımların değerlendirildiği forumda entegre atık yönetimi ve Ulusal Depozito Sistemi, üretimde zorunlu geri dönüştürülmüş madde kullanımı, otomotiv sektöründe sürdürülebilirlik, ulusal su politikaları ve sanayide yeşil dönüşüm gibi başlıklarda alanında uzman isimler konuşmacı olarak yer alıyor. “Forum COP 31’e Giden Yolda Önemli Bir Fikri Hazırlık Süreci Olacak” Forumun açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, sürdürülebilirlik gibi uzun soluklu ve çok boyutlu bir alanda başarının tek seferlik çalışmalarla değil, ortak akılla, istikrarlı iş birlikleriyle ve aynı hedef etrafında buluşan kurumların gayretiyle mümkün olduğunu söyledi. Bu anlamda AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi’nin emekleriyle üçüncü kez hayata geçirilen forumun, kaynak verimliliği, çevre duyarlılığı, yeşil dönüşüm ve insan odaklı kalkınma hedefleri bakımından önem bir kazanım olduğunu belirten Burkay, “Bu organizasyona büyük emek veren başta Konsey Başkanımız Vedat Kılıç ve Konsey Başkan Yardımcımız Fatih Dursun olmak üzere tüm konsey üyelerimize, çalışmalarımızı destekleyen kurumlarımıza, paydaşlarımıza ve katkı sunan herkese gönülden teşekkür ediyorum.” dedi. İklim değişikliği, çevresel riskler, kaynakların etkin kullanımı, enerji güvenliği ve sürdürülebilir üretim; küresel rekabetin ana gündemleri arasında yer aldığını ifade eden Burkay, artık dünyanın hedeflerin somut projelerle desteklendiği, şehirlerin, sanayinin, finans kuruluşlarının, sivil toplumun ve gençlerin aynı vizyon etrafında buluştuğu yeni bir iklim anlayışına ihtiyaç duyduğunu dile getirdi. Bu açıdan Türkiye’nin COP31 sürecindeki rolünün tarihi bir anlam taşıdığını kaydeden Burkay, “Forum boyunca gündeme taşınan konular aslında COP31 süreci için de iş dünyamız adına önemli bir fikri hazırlık süreci anlamına da geliyor.” diye konuştu. Sürdürülebilirlik Alanında Somut Adımlar Atıyoruz İbrahim Burkay, yeşil dönüşüm sürecinde kamu politikalarıyla özel sektör uygulamalarının aynı istikamette ilerlemesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Bu noktada son dönemde hayata geçirilen desteklerin iş dünyası olarak çok değerli bulduklarını ifade eden Burkay, “Bursa iş dünyası olarak, bu destekler için Bakanlığımıza, KOSGEB’e, TÜBİTAK’a ve sürece katkı sunan tüm kurumlarımıza teşekkür ediyoruz. Bununla birlikte sahadan aldığımız geri bildirimler, önümüzdeki dönemde desteklerin daha fazla firmaya ulaşması, başvuru süreçlerinin sadeleşmesi, finansmana erişimin güçlendirilmesi ve özellikle KOBİ’lerimizin teknik danışmanlık kapasitesinin artırılması yönündeki ihtiyacın devam ettiğini göstermektedir. Karbon ayak izi ölçümü, enerji verimliliği yatırımları, temiz üretim teknolojileri, yeşil finansman, dijitalleşme ve mevzuata uyum başlıklarında sağlanacak her yeni destek; firmalarımızın rekabet gücüne, ihracat kapasitesine ve sürdürülebilir üretim anlayışına doğrudan katkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı. BTSO olarak bizler de Bakanlığın ortaya koyduğu vizyonu; Bursa’nın üretim gücü, girişimcilik kabiliyeti ve yatırım kapasitesiyle desteklediklerini vurgulayan Burkay, şöyle devam etti: “Bugün Bursa’da, yüksek teknolojili üretimden lojistiğe, enerji verimliliğinden yalın üretime kadar geniş bir alanda güçlü bir dönüşüm altyapısı oluşturduk. Ülkemizin yüksek teknolojili ilk organize sanayi bölgesi TEKNOSAB, sanayimizin yeni nesil üretim vizyonunu temsil ederken; Lojistik Teknopark projemiz, kentimizin üretim ve ihracat kapasitesini daha verimli bir yapıya kavuşturmayı hedeflemektedir. Enerji Verimliliği Merkezimiz ve Bursa Model Fabrikamız ise firmalarımıza sahada ölçülebilir kazanımlar sağlayan iki önemli uygulama merkezimizdir. Bu merkezlerimizle işletmelerimizin kaynak kullanımını iyileştirmesine, üretim süreçlerini daha verimli hale getirmesine ve yeşil dönüşüm hedeflerine daha güçlü hazırlanmasına katkı sunuyoruz. Kısacası Bursa iş dünyası olarak bizler, sürdürülebilirliği yalnızca konuşulan bir hedef olarak değil; üretimin, yatırımın, ihracatın ve kurumsal kapasitenin her aşamasına yansıyan somut bir çalışma alanı olarak görüyoruz.” İş Dünyası Olarak Önemli Bir Eşikteyiz Bugün iş dünyası olarak çok önemli bir eşikte olduklarını ifade eden Başkan Burkay geçmişte rekabetin temel göstergelerinin üretim kapasitesi, maliyet avantajı, hız ve kalite olduğunu ancak bugün bunların yanına karbon ayak izi, enerji verimliliği, kaynak kullanımı, atık yönetimi, yeşil finansmana erişim ve sürdürülebilir tedarik zincirlerinin eklendiğini kaydetti. “Artık bir ürünün pazardaki değeri, yalnızca fiyatıyla veya kalitesiyle değil; nasıl üretildiğiyle, hangi kaynakları kullandığıyla, çevreye nasıl bir etki bıraktığıyla ve insan hayatına nasıl katkı sunduğuyla da ölçülüyor.” Diyen Başkan Burkay, “Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve küresel tedarik zincirlerinde değişen standartlar, iş dünyamızın önüne yeni bir dönem açmıştır. Bu yeni dönemi doğru okuyan, dönüşümünü zamanında tamamlayan, teknolojisini yenileyen, enerji ve kaynak verimliliğini artıran firmalarımız, küresel rekabette çok daha güçlü bir konuma ulaşacaktır. Ancak yeşil dönüşümün anlamı, rekabetçilik ve verimlilik başlıklarıyla sınırlı değildir. Bu dönüşüm; daha temiz bir çevre, daha dirençli şehirler, daha sağlıklı bir yaşam ve gelecek nesillere karşı sorumluluk anlayışıyla birlikte değer kazanmaktadır.” dedi. Sürdürülebilirliğin Temelinde İnsan Var Sürdürülebilirlik anlayışının en güçlü karşılık bulduğu alanların başında şehirlerin geldiğini belirten Başkan Burkay, “Sürdürülebilirlik, şehirlerin planlanmasında, ulaşım altyapısında, afetlere hazırlığında, çevre kalitesinde ve sosyal yaşam alanlarında da kendini göstermelidir. Bir şehri geleceğe hazırlamak, aslında o şehirde yaşayan insanın hayatını, güvenliğini, sağlığını ve refahını öncelemek demektir. Dolayısıyla Bursa gibi kadim bir kenti ‘su akar yolunu bulur’ anlayışıyla kaderine terk edemeyiz. Çünkü Bursa, plansızlığa mahkûm edilecek kadar değersiz bir şehir değildir.” dedi. Bursa’nın en son kapsamlı çevre düzeni planının 1998 yılında yapıldığını hatırlatan Başkan Burkay, 30 yıl önceki bir akılla bugünün Bursa’sını yönetmeye çalışmanın Bursa’ya yapılan büyük bir haksızlık olduğunu dile getirdi. Başkan Burkay, “Bu plansızlık; sadece estetik bir kayıp değildir; her gün boğuştuğumuz trafik, çevre kirliliği ve kentin kapasite geliştirme sorunlarını da beraberinde getiren bir düğümdür. Bu nedenle Bursa’mızın anayasası niteliğinde olan 1/100 binlik çevre planında şehir içinde sıkışıp kalmış, apartmanlarla iç içe imalat yapan üretim ve ihracat kapasitesi sınırlanmış 8 bin 500 firmamızın varlığını da ayrıca değerlendirmek durumundayız. Organize bir akılla hareket ettiğimizde, akademik odalarımızın ve üniversitelerimizin vizyonu ile iş dünyamızın dinamizmini birleştirdiğimizde, inanıyorum ki her engeli aşarız. Bursa'nın gerçek değeri, ancak bu planlı büyüme ve ortak akıl koordinasyonuyla ortaya çıkacaktır. Bu düşüncelerle forumda emeği geçen Konseyimize, destek veren sponsorlarımıza ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.” dedi. Uludağ Çevre Forumu Önemli Bir Platform Haline Geldi BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç, Uludağ Çevre Forumu’nun üçüncüsünü gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyduklarını belirterek, daha önce yapılan iki forumun başarıyla tamamlandığını ve etkinliğin artık Bursa iş dünyasının yanı sıra Türkiye genelinde de takip edilen önemli bir platform haline geldiğini söyledi. Forumun güçlü içerik, yüksek katılım ve sektörler arası iş birliğiyle öne çıktığını ifade eden Kılıç, “Uludağ Çevre Forumu’nun ülkemize, Bursa’ya ve iş dünyamıza yakışan, ulusal ölçekte takip edilen önemli bir platform haline geldiğine inanıyoruz.” dedi. İklim Krizi Yalnızca Çevresel Bir Sorun Değil Forumun hayata geçirilmesine destek veren BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a da teşekkür eden Kılıç, iklim krizinin artık yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda ekonomik rekabetten üretim modellerine kadar birçok alanı etkilediğini vurguladı. Dünyanın yeni bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirten Kılıç, “Üreten ama kaynaklarını koruyan, büyüyen ama çevresel etkilerini azaltan ülkeler öne çıkıyor. Türkiye de güçlü sanayisi, üretim kabiliyeti ve girişimci yapısıyla bu süreçte önemli bir avantaja sahip.” ifadelerini kullandı. Bursa’nın yeşil dönüşümde öncü şehirlerden biri olması gerektiğini söyleyen Kılıç, BTSO çatısı altında yürütülen çalışmalarla şehrin üretim, ihracat ve teknolojide olduğu gibi çevresel dönüşümde de liderlik hedeflediğini belirtti. Kılıç, Uludağ Çevre Forumu’nun bu vizyonun en önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade ederek, katkı sunan tüm kurum ve paydaşlara teşekkür etti. “Artık Üretmek Kadar Atık Yönetimi de Önemli” Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun, geri dönüşüm ve sürdürülebilirliğin insanlık tarihi kadar eski ve önemli bir konu olduğunu söyledi. Doğanın milyonlarca yıldır kendi döngüsü içerisinde kusursuz bir geri dönüşüm sistemi kurduğunu belirten Altun, “Milyarlarca insan bu dünyadan ayrıldı. Daha büyük sayıda canlılar geldi, yaşadı ve gitti. Doğa bunu muhteşem bir şekilde geri dönüştürdü. Doğanın teknolojisi bir kaosun önüne geçiyor.” dedi. İnsanlığın bugün hâlâ doğadaki bu kusursuz dönüşümü nasıl sağlayacağını tartıştığını belirten Altun, “Dünyada geri dönüşüm konusunda ortak bir konsensüs sağlandı. Artık üretmek ne kadar önemliyse atık dönüşümü de o kadar önemli. BTSO öncülüğünde gerçekleştirilen bu forum ve COP31 zirvesi gibi organizasyonlar, bu sorunun çözümü için ortak çaba gösteriyor.” dedi. Altun, sürdürülebilirliğin tartışmasız bir kavram olduğunu ifade ederek Bursa Valiliği olarak bu yönde yapılan çalışmalara bugüne kadar olduğu gibi destek vermeye devam edeceklerini sözlerine ekledi. Açılış konuşmalarının 3. Uludağ Çevre Forumu’na katkı veren sponsorlara plaketleri takdim edildi. Forumun açılış oturumu ise COP 31’e Doğru Türkiye başlığı ile gerçekleştirildi. AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç’ın moderatörlüğünde yapılan oturumda BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Mehrali Ecer konuşmacı olarak yer aldı.

TİKA BAŞKANI EREN, BALKANTÜRKSİAD’DA... Haber

TİKA BAŞKANI EREN, BALKANTÜRKSİAD’DA...

BALKANTÜRKSİAD toplantı salonunda gerçekleştirilen etkinliğe AK Parti Bursa milletvekilleri Refik Özen, Emine Yavuz Gözgeç, Mustafa Yavuz, Ahmet Kılıç, MHP Bursa Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba’nın yanı sıra belediye yöneticileri, TOBB KGK İcra Kurulu Başkanı Sabriye Şen, BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu, TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanı Kerem Kahveci, TÜGİAD Türk Devletleri Kurucu Bölge Koordinatörü Cemal Ersoy, Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Başkanı Hasan Karaömer, Batı Trakya Vakfı Başkanı Bülent Recepoğlu, BATISİAD Başkanı Bülent Recepoğlu, UTİYAP Başkanı Halil Coşkun, BALGÖÇ Başkan Yardımcısı Sebahattin Soğukpınar, Tunaboylular ve Deliormanlılar Derneği Başkanı Süleyman Ulusoy, RUMELİSİAD yönetim Kurulu Üyesi Nadir Demirbaş, BUMİAD Başkan Yardımcısı Ferdi Tercanlıoğlu, BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Abidin Şakir Özen, çok sayıda STK temsilcisi ve davetliler katıldı. Program, BALKANTÜRKSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İskender İskenderoğlu’nun açılış konuşmasıyla başladı. İskenderoğlu, BALKANTÜRKSİAD olarak, Balkan coğrafyası ile ekonomik ve ticari iş birlikleriyle güçlendirmeyi görev addettiklerini belirterek, “15 yıl önce, Balkanlar ile Anadolu arasında sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel bağları güçlendirme hedefiyle çıktığımız bu yolda, bugün geniş bir etki alanına ulaşmış bulunuyoruz. Üyelerimizin dinamizmi, girişimciliği ve ortak değerler etrafında kenetlenmiş olması, derneğimizi bölgesel ölçekte önemli bir aktör haline getirmiştir” dedi. İSKENDEROĞLU : ÇALIŞMALARIMIZI KARARLILIKLA SÜRDÜRÜYORUZ “Balkanlar bizim için sadece bir coğrafya değil, aynı zamanda tarihimizin, kültürümüzün ve ortak hafızamızın ayrılmaz bir parçasıdır” diyen İskenderoğlu, bölgeyle kurulan ilişkilerin, ticari bir perspektifin çok ötesinde, güçlü bir gönül bağına dayandığını kaydetti. Ekonomik yatırımların yanı sıra eğitim, sağlık, altyapı ve kültürel iş birlikleriyle bölgede kalıcı ve sürdürülebilir bir etki oluşturulduğunu, bu noktada TİKA’nın yürüttüğü çalışmaların özel bir takdiri hak ettiğini vurgulayan İskenderoğlu, “TİKA, yalnızca kalkınma projeleriyle değil, aynı zamanda gönüllere dokunan yaklaşımıyla da fark oluşturmaktadır. Bölgeye yönelik tüm çalışmalar, Türkiye’nin Balkanlar’daki varlığını sadece güçlü değil, aynı zamanda güvenilir ve samimi kılmaktadır. Bizler de BALKANTÜRKSİAD olarak bu vizyonun bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz. İş dünyası temsilcileri olarak, ülkelerimiz arasındaki ticaret hacmini artırmak, yeni yatırım fırsatları oluşturmak ve karşılıklı güvene dayalı iş birliklerini geliştirmek için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz” şeklinde konuştu. “TÜRKİYE, BALKANLAR’DA OYUN KURUCU BİR AKTÖR” Etkinlikte konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa’nın Balkanlar’ın kalbinin attığı bir şehir olduğunu kaydederek, Büyükşehir Belediyesi tarafından TİKA’nın vizyonuyla paralel şekilde Balkan şehirleriyle kardeşlik bağlarının hem altyapı hem de kültürel projelerle diri tutulduğunu dile getirdi. Türkiye ve Balkanla arasındaki tarihi ve kültürel bağlara dikkat çeken Şahin Biba, “Bu bağların içinde hatıra vardır, fedakarlık vardır, kardeşlik vardır. Balkanlar’ın sesi her zaman Bursa’da karşılık bulmuştur. Çünkü Bursa, Balkanlar'dan gelen kardeşlerini hiçbir zaman misafir olarak kabul etmemiştir. Onları bu şehrin bir parçası, bu memleketin ayrılmaz değeri olarak bağrına basmıştır. Balkanlar ve Türkiye arasındaki o kopmaz köklü bağı, önce Allah'ın izni, sonra sizlerin gayretiyle daha da güçlendirileceğine inanıyorum” dedi. Programda bir konuşma yapan MHP Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu ise, “TİKA, medeniyetimizin gölgesinin düştüğü her yerle alakalı ve çok kıymetli hizmetleri yapan bir kuruluş. Yıllardır dünyanın eziyetini çektiği batı medeniyeti artık çöküyor. En büyük arzumuz ve hedefimiz Türk- İslam Medeniyeti’nin yeniden dünyaya huzuru, refahı ve bolluğu getirmesini sağlamaktır. Cenab-ı Allah’ın gayretlerimizle bu hedefi milletimize nasip edeceğine inanıyorum” dedi. AK Parti Bursa Milletvekilleri adına konuşan Bursa Milletvekili, Bosna Hersek Dostluk Grubu ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Refik Özen ise, “Bursa, her geçen gün hep Türkiye'nin büyümesinde önemli katkı sağlayan bir şehir ama bundaki en önemli pay, Balkanlar'dan şehrimize göç eden kıymetli sanayicilerimizin varlığıdır. O çerçevede de Bursa yine büyümesine devam ediyor. Kıymetli dostlar, salona girdiğimde sinevizyonda bir fotoğraf görmüştüm. Aslında Türkiye'nin nüfuzunun nerelere vardığını göstermesi anlamında çok anlamlıydı. Bir fotoğraf karesi Bosna Hersek’e aitti, bir fotoğraf karesi Moğolistan, bir fotoğraf karesi Irak, bir tanesi de Somali’ye. Bu aslında Türkiye'nin nüfuz ettiği coğrafyayı göstermesi anlamında çok anlamlıydı.Türkiye güçlendikçe kurumlarının da etkinliğinin her geçen gün sahadaki etkinliğinin arttığını görüyoruz, hissediyoruz. Milletvekili arkadaşlarımız olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Balkan ve Rumeli coğrafyasında faaliyetlerimizin sürdürülmesine katkı sağlamaya çalışıyoruz. Özellikle TİKA gibi, YTP gibi, Yunus Emre Enstitüsü gibi, Diyanet Vakfı gibi, Türkiye'ye ait bu millete dair kurumları orada yapmış olduğu faaliyetleri gururla izliyoruz ve takip ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde güçlenen, hem bölgesinde hem de küresel anlamda bir lider Türkiye'ye haline gelmesinde milletimizin desteğiyle, bu iş birliğimizde bunu gerçekleştirmiş olmanın gururunu yaşıyoruz. İnşallah daha nice başarılara hep birlikte imza atmış olacağız” şeklinde konuştu. “BALIK VERMEK YERİNE BALIK TUTMAYI ÖĞRETEN BİR ANLAYIŞ” Açılış ve protokol konuşmalarının ardından Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanı Abdullah Eren, “Türkiye’nin Balkanlar’daki Yükselen Rolü” konulu bir konuşma gerçekleştirdi. Konuşmasını Türkiye’nin Balkanlar’daki stratejik vizyonu, kültürel bağları ve bölgesel iş birlikleri ağırlıklı olarak gerçekleştiren Eren, şunları söyledi: “TİKA, zamanın ruhuna uygun kurulmuş bir kalkınma kuruluşudur. Bizler dünyanın dört bir yanına Türkiye’nin merhamet elini uzatırken bunu sadece yardımseverlik duygusuyla değil, aynı zamanda stratejik bir akılla yapıyoruz. TİKA logosunu gördüğünüz her yerde bilin ki orada Türkiye vardır, Türk bayrağı vardır ve Türk insanının emeği vardır. Biz sömürgeci bir geçmişe sahip olmayan, gittiği yere şartlar dayatan değil, ‘balık vermek yerine balık tutmayı öğreten’ bir anlayışın temsilcileriyiz. Dünyadaki adaletsizliği anlamadan TİKA’nın kalkınma yardımlarını anlamak mümkün değildir. Batılı ülkeler yardım yaparken ön şartlar sunarken, biz karşılık beklemeden ama bir strateji çerçevesinde hareket ediyoruz. Bizim proje yaptığımız yerlerde Türk firmaları iş alıyor, Türkiye’ye muhabbet artıyor ve ülkemize gelen öğrenci sayısı çoğalıyor.” “TÜRKİYE SÖMÜRGE GEÇMİŞİ OLMAYAN ÜLKEDİR” Türkiye’nin tarihi ve kültürel derinliğine vurgu yaparak konuşmasını sürdüren Eren, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye, tarihi ve kültürel geçmişi çok güçlü bir ülke. Türkiye; sömürge geçmişi olmayan bir ülkedir. TİKA, Türkiye’ye olan bu küresel muhabbeti sürekli yeşertmeye çalışan ama bunu tamamen stratejik bir temelde yapan bir kurumdur. Dünyanın 100’den fazla ülkesinde projeler hayata geçiriyoruz. TİKA, her bir Türk vatandaşının iftihar edeceği bir kurumdur. Türk bayrağını dünyanın en uzak noktalarında dalgalandıran, en yükseklere çıkaran bu kurumla, hem ecdat yadigarı eserlerimize sahip çıkıyor hem de dünyada Türkiye’ye muhabbet besleyen ülkelerle aramızı daha da iyileştiriyoruz.” "BALKANLAR BİZİM GÖNÜL COĞRAFYAMIZIN KİLİDİDİR" TİKA Başkanı Eren, konuşmasında, Balkanlar’ın bizim için sadece komşu bir coğrafya değil gönül coğrafyamızın çok önemli bir parçası olduğunu vurguladı. TİKA olarak, sadece yapılar yapmadıklarını, ortak geleceği inşa ettiklerini söyleyen Eren, “Bugün Balkanlar’da ve gölgemizin uzandığı pek çok farklı coğrafyada Türkiye’ye duyulan güvenin arkasında sömürgeci olmayan, samimi bir dış politika yatmaktadır. BALKANTÜRKSİAD gibi kıymetli iş dünyası temsilcilerimizin Balkanlar’daki her yatırımı, aslında Türkiye’nin oradaki etkinliğini pekiştiren birer diplomatik hamledir. BAKANTÜRKSİAD, Balkanlar’da Türkiye’yi başarıyla temsil ediyor. Biz devlet olarak yolu açıyoruz, siz iş dünyası temsilcilerimiz ise bu yolu kalıcı ve ekonomik bir iş birliği köprüsüne dönüştürüyorsunuz” diye konuştu. Sunumunda TİKA’nın dost coğrafyalarda kalkınmaya destek veren projeler üreten bir kuruluş olduğunu belirten Eren, “TİKA bir yardım kuruluşu değildir ancak gerektiğinde bu tür faaliyetleri de yürütmektedir. Kalkınma demek, gelişmemiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelerin temel altyapılarının, sağlık altyapılarının, ulaştırma altyapılarının, eğitim altyapılarının ve bunun gibi gereksinimlerinin desteklenmesi için projeler üretmektedir. Amacımız onlara balık vermek değil, balık tutmasını öğretmek. Ama tabi hikaye bu kadar basit değil. Şu an dünyada 8 milyar insan yaşıyor. Dünyadaki nüfusun yarısı 4 milyar insan eder. 4 milyar insanın zenginliği, en zengin kaç bin insanın acaba zenginliğine eşittir? Yani 4 milyar insanın mal varlığı en zengin 60 bin insanın mal varlığına eşittir. Dünyadaki en varlıklı, en zengin 60 bin insan dünyanın yarısından daha fazla bir zenginliğe sahip. Biz burada eşitliğin sağlanması için çaba sarf ediyoruz” ifadelerini kullandı. “GÜCÜ DEĞİL, ADALETİ MERKEZE ALIYORUZ” Eren, Türkiye’nin mazlumlar için önemine değinerek konuşmasını şöyle tamamladı: “Bizim medeniyetimiz gücü değil, adaleti merkeze alır. Gücümüz varsa bunu bir sorumluluk olarak görürüz. Etrafımız bir ateş çemberi olsa da Türkiye, masada haysiyetli bir şekilde oturan, sözü dinlenen bir güçtür. Savunma sanayiinden ekonomiye kadar her alanda güçlü olmak zorundayız; ancak en büyük gücümüz bize duyulan bu samimi muhabbettir. Bu medeniyetin varisleri olarak her zaman proaktif olmalı ve ecdat mirasını geleceğe taşımalıyız.” Program, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ve hediye takdimi ile sona erdi.

BUSİAD'da Ekonomi Değerlendirmesi: Riskler ve fırsatlar bir arada Haber

BUSİAD'da Ekonomi Değerlendirmesi: Riskler ve fırsatlar bir arada

BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu, BUSİAD Ekonomi Platformu tarafından ilki gerçekleştirilen ve 4 ayda bir tekrarlanacak olan “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumun sonunda yaptığı değerlendirmede, “Yalnızca Türkiye değil, tüm dünya ekonomik, siyasi ve jeoekonomik açıdan oldukça kırılgan bir dönemden geçiyor. Belirsizliklerin arttığı bu süreçte, değişimi doğru okuyabilmek her zamankinden daha önemli hale geliyor” dedi. BUSİAD Başkanı Hatunoğlu şöyle devam etti: “İçinde bulunduğumuz dönem riskler kadar fırsatlar da barındırıyor. Bursa iş dünyası ve Türk sanayicisi ise tarih boyunca zorlu koşullarda ayakta kalmayı başarmış, dirençli ve esnek bir yapıya sahip olmuştur. Bugün de aynı dayanıklılığa sahibiz. Ancak bu süreçte iş dünyasının beklentileri de vardır. Özellikle finansa erişim, öngörülebilirlik ve rekabet gücünü destekleyecek regülasyonlar konusunda daha güçlü bir zemine ihtiyaç duyulduğunu düşünüyoruz. Bölgemizde belirsizlikler yaşanırken, Türkiye’nin doğru politikalar ve doğru dönüşüm adımlarıyla çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğine inanıyoruz.” Toplantının, BUSİAD Ekonomi Danışmanlarının iki değerli çalışmasının ışığında gerçekleştiğini de kaydeden Tuncer Hatunoğlu, “Bursa Uludağ Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Sayın Prof. Dr. Metin Özdemir tarafından uzun süredir hazırlanan BUSİAD İktisadi Yönelim Anketi’nde; üyelerimizin verdiği yanıtlar doğrultusunda talepte ılımlı bir yavaşlama eğilimi olduğu, maliyet baskılarının sürdüğü ve üretimde zayıflama işaretlerinin görüldüğü ortaya çıkıyor. Bu tablo, küresel ve jeoekonomik gelişmelerin reel sektör üzerindeki doğrudan etkisini açık biçimde gösteriyor. Yine Sayın Doç. Dr. Derya Hekim’in hazırladığı “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nda da; enerji maliyetleri, ihracat pazarlarındaki daralma, küresel belirsizlikler ve enflasyonla mücadele sürecinin ekonomimiz üzerindeki etkilerini detaylı şekilde dinledik. Ancak aynı zamanda Türk iş dünyasının esnekliği, üretim kültürü ve uyum kabiliyeti sayesinde yeni fırsat alanlarının da oluşabileceğini gördük” ifadelerini kullandı. Hatunoğlu, BUSİAD’ın yaklaşımının net olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Önümüzdeki dönemde jeopolitik ve ekonomik dalgalanmaların devam edeceği gerçeğini kabul ederek hareket etmek zorundayız. Özellikle enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olmamız nedeniyle maliyet baskılarını tamamen kontrol edebilmemiz kolay görünmüyor. Bu nedenle çözüm alanlarımızı; verimlilik, dijital dönüşüm, yeni pazarlar, katma değerli üretim ve rekabet gücünü artıracak yapısal dönüşümler olarak görüyoruz. İş dünyası olarak bizler; verimliliğimizi artırmaya, yeni pazarlara ulaşmaya, dönüşüm süreçlerine uyum sağlamaya çalışırken; karar vericilerden de özellikle finansmana erişim, yatırım ortamı ve rekabet gücünü destekleyecek düzenlemeler konusunda destek bekliyoruz. BUSİAD olarak ekonomiyi yalnızca takip eden değil; iş dünyasına yön gösteren, veri üreten, analiz yapan ve ortak akla katkı sağlayan bir yapı olmaya devam edeceğiz.” DEĞİŞEN DÜNYA... BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ekonomi Komitesi Sorumlusu Ali Kerem Alptemoçin ise toplantının açılışında yaptığı konuşmada, “Son beş yılda dünya ekonomisi yalnızca değişmedi; kuralları yeniden yazıldı. 2020 yılında başlayan pandemiyle birlikte, uzun yıllardır alışık olduğumuz küresel düzen yerini daha karmaşık, daha kırılgan ve aynı zamanda daha hızlı tepki veren bir yapıya bıraktı. Bu süreçte yaşanan gelişmeler yalnızca ekonomik dengeleri değil; toplumların davranış biçimlerini, devletlerin politika tercihlerini ve şirketlerin iş yapma modellerini de köklü şekilde dönüştürdü. Artık ekonomik sürdürülebilirlik, doğrudan bir ulusal güvenlik meselesi haline gelmektedir ” dedi. “Jeoekonomi artık dış politikanın tamamlayıcı bir unsuru değil; doğrudan belirleyici araçlarından biri haline gelmiştir” diyen Alptemoçin, “Şirketler, yalnızca kendi sektör dinamiklerine odaklanmaları yeterli olmamakta; küresel gelişmeleri, makroekonomik eğilimleri ve jeoekonomik riskleri bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmeleri gerekmektedir” ifadesini kullandı. Alptemoçin, şöyle devam etti: “Türkiye ise bu dönüşümün tam merkezinde yer almaktadır. Jeopolitik konumumuz, beraberinde hem önemli riskler hem de güçlü fırsatlar getirmektedir. Kısa vadede enerji fiyatları, enflasyon ve maliyet baskıları gibi zorluklar öne çıkarken; uzun vadede Türkiye’nin enerji ve lojistikte alternatif bir merkez olma potansiyeli giderek güçlenmektedir. ÇEVİK İŞ DÜNYASI... Tüm risklere rağmen gerektiğinde hızlı büyüyebilen, gerektiğinde de hızlı küçülebilen, çevik, değişen koşullara hızla uyum sağlayabilen bir iş dünyamız var. Farkında olmasak da, 2020’den bu yana yaşanan zorlukların, bizi daha güçlü, daha esnek ve daha rekabetçi bir yapıya hazırladığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Önümüzdeki dönemde küresel koşulların normalleşmesiyle birlikte, firmalarımızın bu birikimle çok daha güçlü bir performans sergileyeceğini düşünüyoruz.” BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alptemoçin, BUSİAD’ın bu dönüşüm sürecini daha yakından takip etmek, güvenilir veri ve analizlerle iş dünyasına yön göstermek amacıyla çalışmalar sürdürdüğünü de kaydetti. Alptemoçin bu çalışmaları da şöyle dile getirdi: “Bu çerçevede Ekonomi Komitemiz bünyesinde; Daha ziyade ülkemizin makro ekonomik gelişmelerine odaklandığımız Ekonomi Platformu, Küresel ve bölgesel jeopolitik gelişmelere, risklere ve fırsatlara odaklanacağımız Jeoekonomi Platformu, firmalarımızın karlılıklarını koruyabilmeleri ve yurtdışında gelişim gösterebilmeleri için vaka analizlerinin ele alınacağı Verimlilik ve Rekabetçilik Platformu Ve son olarak belirlenecek ülke veya bölgelere yönelik pazar geliştirmek isteyen firmalarımıza fikir vermek adına çalışacak Küresel İlişkiler Platformları olarak yapılandık. Bugün de, bu çalışmaların ilk çıktısı olarak“1. Çeyrek Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nu sizlerle paylaşacağız. Değerli üyelerimiz ve basınla paylaşılacak bu rapor yılda 3 kere, Mayıs, Eylül ve Aralık aylarında, İktisadi Yönelim Anketimizle beraber görüşlerinize sunulacaktır. Bu raporun, mevcut tabloyu birlikte değerlendirmek ve önümüzdeki döneme daha hazırlıklı bakabilmek adına ortak bir perspektif oluşturmasına katkı sağlamasını umuyoruz. Çünkü inanıyoruz ki; doğru okunan bir dünya, doğru konumlanmış bir Türkiye güçlü bir iş dünyası demektir.” ÜÇ BÜYÜK ŞOK... BUSİAD Ekonomi Danışmanlarından Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim de, “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumuyla dünya ve Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu özetledi. Doç. Dr. Hekim, 2026 yılının ilk çeyreğinin, küresel ekonomik düzeni eş zamanlı ve birbirini besleyen üç büyük şokun yeniden şekillendirdiği bir dönem olduğunu ifade ederken bunları; Orta Doğu'da patlak veren savaş ve Hürmüz Boğazı krizi, ABD'nin tarife politikasındaki köklü dönüşüm ve Avrupa'nın ticaret ile sanayi politikasında korumacı bir eksenle yeniden konumlanması olarak tanımladı. Doç. Dr. Hekim, “Bu üç gelişme birlikte, Türkiye ekonomisi için hem tarihsel ölçekte risk hem de stratejik fırsat barındıran olağan dışı bir konjonktür ortaya çıkarmıştır” diye konuştu. Petrol ve ham madde girdilerindeki artışın küresel ekonomide yavaşlamaya neden olabileceğini de kaydeden Doç. Dr. Hekim, “Türkiye'nin enerji ithalatına yüksek bağımlılığı, Hürmüz krizinin ekonomik maliyetini emsallerine kıyasla daha belirgin kılmaktadır. Enerji faturasındaki artışın cari açığı IMF'nin Ekim 2025 tahmininin iki katından fazla bir düzeye, GSYİH'nin yüzde 2.8'ine taşıması beklenmektedir. Bu baskı, hem döviz kurunu hem de enflasyon patikasını doğrudan zorlamaktadır” dedi. SEKTÖRLER... Merkez Bankası’nın savaşın yarattığı belirsizlik ortamında faiz indirimini gerçekleştirme kapasitesinin sınırlı olduğunu da kaydeden Doç. Dr. Hekim, sektörel bazlı değerlendirmesinde ise şunları kaydetti: “Otomotiv sektörü, AB tedarik zinciriyle entegrasyonunu ve ticari araç üretimindeki liderlik pozisyonunu 41.5 milyar dolarlık rekor ihracat performansıyla pekiştirmiştir. Tarım sektörü ise değer açısından rekor ihracat gerçekleştirirken, don ve kuraklık nedeniyle üretim tarafında son yılların en ağır darlığını yaşamıştır. Sektörün önümüzdeki çeyreklerdeki en kritik sınavı, küresel gübre kıtlığının 2026 yılı ekim sezonu ve verim düzeyleri üzerindeki yansımalarını yönetme kapasitesi olacaktır. Tekstil ve hazır giyim sektöründe ise yapısal kriz derinleşmektedir; iki yılda yüzde 230'u aşan konkordato artışı ve 380 bini aşkın istihdam kaybı, sektörün salt konjonktürel değil yapısal bir dönüşüm kıskacında olduğuna işaret etmektedir.” FIRSATLAR... 2026'nın ilk çeyreğinin, Türkiye ekonomisi açısından risklerin yönetilemez değil, ancak yönetilmesi güç bir boyuta ulaştığı bir eşik olarak tanımlayan Doç. Dr. Hekim, Türkiye için fırsat penceresini de şöyle dile getirdi: “Irak-Türkiye Boru Hattı üzerinden Ceyhan'a yönelik artan transit akışlar, Hürmüz krizinin ekonomik yükünü kısmen dengeleyici bir işlev görmektedir. Boru hatlarının Avrupa enerji çeşitlendirmesindeki artan stratejik önemi, diplomatik denge kapasitesi ve IAA kapsamında "güvenilir ortak" statüsünün yarattığı potansiyel; bu dönemde Türkiye'nin elinde bulundurduğu yapısal avantajlardır.”

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ASKON’un konuğu oldu Haber

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ASKON’un konuğu oldu

Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Bursa Şubesi tarafından düzenlenen “Milli Kalkınmanın Güçlü Buluşmaları” programı, ASKON Bursa Şube Başkanı Emre Yıldız ve dernek üyelerinin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Yoğun katılımla düzenlenen toplantıya BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Metin Şenyurt ile BTSO Yönetim Kurulu üyeleri Haşim Kılıç, Erol Kılıç ve Hakan Batmaz da katıldı. Başkan Burkay 2030 Vizyonunu Paylaştı Toplantıda konuşan BTSO Başkanı İbrahim Burkay, ASKON üyeleriyle Bursa için 2030 vizyonunu paylaştı. Başkan Burkay, Bursa’nın tarihsel birikimi, sanayi altyapısı ve girişimci gücüyle Türkiye’nin kalkınmasında kritik rol üstlendiğini söyledi. Küresel rekabetin giderek arttığına dikkat çeken Burkay, bu süreçte şehirlerin ve kurumların vizyoner bir bakış açısıyla hareket etmesi gerektiğini vurguladı. “Dünyayı iyi okuyamayanlar geride kalıyor” diyen Başkan Burkay, “Değişime ayak uyduranlar yoluna devam ediyor, diğerleri ise zamanla silinip gidiyor. Bizim hem ülke olarak hem de kurumlar olarak dünyadaki dönüşümü doğru analiz etmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı. “Bursa’nın Gücünü Projelerle Geleceğe Taşıyoruz” BTSO olarak Bursa’nın sahip olduğu potansiyeli sürdürülebilir şekilde geleceğe taşımayı hedeflediklerini belirten İbrahim Burkay, son yıllarda hayata geçirilen projelerin bu vizyonun somut çıktıları olduğunu dile getirdi. BTSO’nun makro düzeyde 60’ı aşkın projeye imza attığını hatırlatan Başkan Burkay, “Bu projelerin her biri kendi alanında Türkiye’nin en büyükleri arasında yer alıyor. Sadece ülkemizde değil, yakın coğrafyamızda da örnek gösterilen çalışmaları hayata geçirdik.” dedi. İbrahim Burkay, söz konusu projelerin sanayi, ticaret, hizmetler, eğitim ve teknoloji başta olmak üzere birçok alanda Bursa iş dünyasının rekabet gücünü artırmaya yönelik olduğunu ifade ederek, kurumların temel görevinin üyelerini değişime hazırlamak olduğunu vurguladı. “Krizler Aynı Zamanda Fırsat Dönemleridir” Ekonomide yaşanan dalgalanmaların doğru yönetildiğinde fırsata dönüşebileceğine işaret eden İbrahim Burkay, “Kriz anları aslında yeni bir başlangıcın da kapısını aralar. Hazırlıklı olanlar bu süreçleri fırsata çevirir. Hazırlığınız yoksa krizlerin tahribatıyla uğraşmak zorunda kalırsınız.” diye konuştu. Sivil toplum kuruluşlarının bu noktada önemli bir rol üstlendiğini kaydeden Burkay, bu yapıların iş dünyasına yol gösteren, farkındalık oluşturan ve strateji geliştiren merkezler olması gerektiğini söyledi. “Bursa Küresel Ölçekte Güçlü Bir Oyuncu” Bursa’nın üretim ve ihracat gücüne de değinen Burkay, şehrin 200’e yakın ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştirdiğini, 36 milyar dolarlık dış ticaret hacmiyle küresel ölçekte güçlü bir aktör konumunda bulunduğunu ifade etti. Farklı kültürlerle kurulan ticari ilişkilerin iş yapma biçimlerine katkı sağladığını belirten İbrahim Burkay, “Bursa, dünyanın her yerine dokunan bir şehir. Bu etkileşim, iş modellerimizi ve üretim anlayışımızı da sürekli geliştiriyor.” dedi. “Sanayi ve Şehirleşme Birlikte Planlanmalı” İbrahim Burkay, sanayi bölgeleri ile konut alanlarının birlikte planlanmasının sürdürülebilir kalkınma açısından kritik önemde olduğunu belirterek, geçmişte bu entegrasyonun yeterince sağlanamamasının şehirlerde ciddi yapısal sorunlara yol açtığını ifade etti. Gelişmiş ülkelerin sanayi devrimi sonrası üretim alanlarını yalnızca fabrikalarla sınırlı tutmadığını, aynı zamanda bu bölgeleri konut, sosyal donatı ve ulaşım altyapılarıyla birlikte kurguladığını vurgulayan Başkan Burkay, bu yaklaşımın iş gücü verimliliğini artırdığına dikkat çekti. Bursa’da da bu anlayış doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini ifade eden İbrahim Burkay, “İnsanların şehrin bir ucundan diğer ucuna uzun mesafeler kat etmek zorunda kalmadığı, üretim ve yaşam alanlarının entegre olduğu yeni bir planlamayı hayata geçirmek zorundayız.” değerlendirmesinde bulundu. “Zamanlama Projelerde Kritik Unsur” Projelerin başarısında en belirleyici faktörlerden birinin doğru zamanlama olduğuna işaret eden Burkay, ihtiyaç duyulan dönemde hayata geçirilmeyen yatırımların, ne kadar doğru planlanmış olursa olsun beklenen etkiyi oluşturamayabileceğini söyledi. İbrahim Burkay, “Bir projenin başarısındaki en önemli kriter zamandır. İhtiyaç duyulan anda hayata geçirilen projeler gerçek anlamda değer üretir. Doğru proje, doğru lokasyon kadar doğru zaman da en az onlar kadar belirleyicidir.” ifadelerini kullandı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, geçmişte bazı projelerin zamanında hayata geçirilememesi nedeniyle işlevini yitirdiğine işaret ederek, planlama süreçlerinde hız ve etkinliğin artırılması gerektiğini vurguladı. “Sosyal Yapı ve İş Gücü Dengesi Yeniden Düşünülmeli” İş gücü piyasasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan İbrahim Burkay, sosyal destek mekanizmalarının üretim ve istihdam politikalarıyla uyumlu bir şekilde ele alınmasının önemine dikkat çekti. Çalışma hayatı ile sosyal yardımlar arasındaki dengenin doğru kurulamadığı durumlarda iş gücüne katılımın olumsuz etkilenebileceğini ifade eden Burkay, özellikle genç nüfusun üretime yönlendirilmesinin stratejik bir gereklilik olduğunu belirtti. Burkay, “Gençlerimizin eğitimini aldığı alanlarda istihdam edilmesi, üretim süreçlerine katılması ve değer üretmesi gerekiyor. Nitelikli insan kaynağını doğru alanlara yönlendirebildiğimiz ölçüde hem şehir hem de ülke ekonomisi güç kazanacaktır.” dedi. ASKON Bursa Şube Başkanı Yıldız: “BTSO’nun Vizyonu Bursa’yı İleri Taşıyor” ASKON Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Emre Yıldız da programın açılışında yaptığı konuşmada, iş dünyasının ortak akıl etrafında buluşmasının önemine dikkat çekti. “Milli Kalkınmanın Güçlü Buluşmaları” programlarının iş dünyası temsilcileri arasında istişare kültürünü güçlendirdiğini belirten Yıldız, bu tür organizasyonların şehir ve ülke ekonomisine önemli katkılar sunduğunu ifade etti. BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ı ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını dile getiren Yıldız, “Bursa iş dünyasının çatı kuruluşu olan BTSO’nun vizyonu ve hayata geçirdiği projeler, şehrimizin üretim gücünü daha da ileri taşıyor. Bu tür buluşmalarla ortak hedefler doğrultusunda çok daha güçlü adımlar atacağımıza inanıyoruz. Başkanımıza Bursa ve ülke ekonomisine kattıkları değer için teşekkür ediyorum.” dedi. Yıldız, ASKON olarak üretim, ihracat ve istihdam odaklı çalışmaları desteklemeye devam edeceklerini de sözlerine ekledi.

Başkan Vekili Biba: Daha güçlü bir Bursa için çalışıyoruz Haber

Başkan Vekili Biba: Daha güçlü bir Bursa için çalışıyoruz

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Nisan Ayı Meclis Toplantısı, BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleşti. Toplantının ardından Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba ve BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Bursa’nın üretim, ticaret ve ihracattaki faaliyetlerinin değerlendirildiği toplantıda, şehri daha ileri taşımak amacıyla istişarelerde bulunuldu. Bursa ekonomisine yön veren sanayici ve iş insanlarına hitap eden Bakan Ömer Bolat, gerçekleştirdiği sunumda; küresel, ulusal ve bölgesel ölçekte örnekler eşliğinde Türkiye’nin ticaret vizyonunu, Ticaret Bakanlığı’nın yürüttüğü faaliyetleri ve geleceğe yönelik potansiyel alanları kapsamlı şekilde değerlendirdi. Bursa’nın üretim gücüyle Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden olduğunu vurgulayan Bakan Bolat, Bursa’nın ihracatının 2025 yılında yüzde 10 artış göstererek 20 milyar dolara ulaştığını, 2026 yılının ilk üç ayında da artış eğiliminin devam ettiğini söyledi. Bursa ekonomisine sağlanan destek ve hibeler hakkında da değerlendirmelerde bulunan Ömer Bolat, kentte 88 bin esnaf ile yaklaşık 100 esnaf ve sanatkâr odasının faaliyet gösterdiğini belirterek, ziyaretleri kapsamında TESKOMB kefaleti ve Halkbank kaynaklarıyla 200 milyon TL tutarında esnaf destek kredisinin hayata geçirileceğini açıkladı. Bursa Valisi Erol Ayyıldız da Bursa’nın sanayisiyle, ihracatıyla ve girişimcilik ruhuyla Türkiye’nin üretim gücünü temsil ettiğini söyledi. Bursa’nın otomobilden tekstile, makineden gıdaya kadar birçok sektörde üretim altyapısına sahip olunduğunu söyleyen Vali Ayyıldız, iş dünyasının sahip olduğu dinamizm ve vizyonla ülke ekonomisine katkısını artırarak sürdüreceğini belirtti. Vali Ayyıldız, Bursa’nın gücüne güç katmak amacıyla iş dünyasına destek olmaya devam edeceklerini söyledi. “BURSA, TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ İHRACAT ÜSLERİNDEN BİRİ” Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba da, Bursa’nın üretim gücüne ve ticaret kapasitesine gösterdiği yakın ilgi için Bakan Bolat’a teşekkür etti. Bursa'nın tarih boyunca ticaretin ve üretimin merkezinde yer almış bir şehir olduğunu dile getiren Başkan Vekili Biba, “Bu kentin ipekle başlayan güçlü ticaret geleneği zaman içinde sanayiyle birleşmiş, Bursa bugün Türkiye’nin en önemli üretim, ticaret ve ihracat üslerinden biri olarak konumlanmıştır. Kent olarak onlarca ülke için dahi büyük bir değer olan 36 milyar dolarlık bir dış ticaret performansına sahibiz. Bu tabloyu tesadüfle açıklamak mümkün değildir. Çünkü bir tarafta devletimizin ortaya koyduğu güçlü irade, diğer tarafta ise iş dünyamızın kararlılığı ve çalışma azmi bulunmaktadır. Bu iki unsur bir araya geldiğinde Bursa’mızın ortaya koyduğu performans çok daha anlamlı hale gelmektedir. Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde oluşan istikrar ortamının altını özellikle çizmek isterim. Bu istikrar, sahada üretim yapan herkes için önemli bir güven ortamı sağlamaktadır” diye konuştu. Büyükşehir Belediyesi olarak görevlerinin bu güveni somut hizmetlerle ve güçlü bir şehir altyapısıyla desteklemek olduğunu belirten Başkan Vekili Biba, “Bu kapsamda şehrimizin altyapısını güçlendirmek, ulaşımını daha akıcı hale getirmek, sanayimizin ve ticaretimizin ihtiyaç duyduğu lojistik imkânları geliştirmek için yoğun bir çaba içerisinde olacağız. Bu kentte üretim yapan ve ticaretle uğraşan herkesin daha öngörülebilir ve daha güçlü bir ortamda yoluna devam edebilmesini sağlamak öncelikli amacımızdır. Bunu yaparken hem Ticaret Bakanlığımızla güçlü bir koordinasyon içinde olmayı hem de iş dünyamızla sürekli temas halinde kalmayı son derece önemli buluyoruz. Aynı şekilde merkezi politikalarla yereldeki uygulamaların uyum içinde olması da büyük önem arz etmektedir” dedi. “ORTAK AKIL YOLUYLA GÜÇLÜ SONUÇLAR ALACAĞIMIZA İNANIYORUM” Dünya ekonomisinin içinden geçtiği günümüzde rekabetin her zamankinden daha çetin hale geldiğinin altını çizen Başkan Vekili Biba, “Tedarik zincirleri değişmekte, yeni pazarlar oluşmakta, üretim anlayışı dönüşmektedir. Böyle bir tabloda belirleyici unsurlar; şehirlerin refleksi, kurumların uyumu ve iş dünyasının gücüdür. Bursa’nın bu anlamda önemli bir avantajı bulunmaktadır. Köklü bir üretim kültürü, güçlü bir sanayi ve ticaret altyapısı ve dış pazarlara açılma konusunda ciddi bir tecrübe birikimine sahibiz. Bizim hedefimiz bu avantajı daha da ileri taşımaktır. Daha yüksek katma değer üreten, teknolojiye daha fazla yatırım yapan, sürdürülebilirlik konusunda daha güçlü adımlar atan bir Bursa için çalışıyoruz. Bu süreçte Bakanlığımızla kurulacak iş birliklerinin çok değerli olduğuna inanıyoruz. Aynı şekilde iş dünyamızın sahadaki tecrübesi ve önerileri de bizim için yol gösterici olmaya devam edecektir. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu buluşmanın da bu açıdan önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Ortak akılla hareket ettiğimiz sürece çok daha güçlü sonuçlar alacağımıza inanıyorum” şeklinde konuştu. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay ise BTSO'nun yürüttüğü çalışmalar ve projelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Tüm başarı hikayelerimiz güçlü bir kamu ve özel sektör iş birliğinin ürünüdür. Sağlanan imkânlar, Bursa’nın üretim gücünü büyütmekte, ticaretini derinleştirmekte ve girişimcimizin ufkunu dünya pazarlarına taşımaktadır. Destekleriniz için sizlere ve Bakanlığımızın değerli kadrolarına teşekkür ederim” dedi.

BTSO Akademi’de veri temelli vergi gözetimi semineri Haber

BTSO Akademi’de veri temelli vergi gözetimi semineri

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Akademi tarafından düzenlenen “Yüksek Gelir Gruplarında Veri Temelli Vergi Gözetimi ve Uyum Programı: Hukuki Sınırlar, Risk Analizi ve Savunma Stratejileri” semineri iş dünyasının ilgisini çekti. BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz’ın açılış konuşmasıyla başlayan programda, Denetim Direktörü Onur Kandiloğlu, Vergi Avukatı Şebnem Becce Özdemir ve Yeminli Mali Müşavir Mustafa Arıcı konuşmacı olarak yer aldı. Seminerde, veri temelli uyum sürecinin mükelleflere risk tespiti ve önleyici rehberlik sağladığı, klasik vergi incelemelerinden farklı olarak gönüllülük esasına dayalı bir uygulama olduğu vurgulandı. Kandiloğlu, “Sistem, mükelleflerin kendi kayıtlarını önceden gözden geçirmesine ve gerekli düzeltmeleri yapmasına imkân tanıyor. Bu bir denetim değil, uyum ve rehberlik sürecidir” ifadelerini kullandı. BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Batmaz, eğitimlerin amacını “Üyelerimizin güncel mevzuat süreçlerine hızlı adapte olmalarını sağlamak, riskleri fırsata çevirmelerine rehberlik etmek ve rekabet güçlerini korumalarını desteklemek” şeklinde özetledi. Batmaz, veri temelli denetimin şeffaf ve adil bir sistem inşasına katkı sağladığını belirtti. Yeminli Mali Müşavir Arıcı ise yeni modelin merkezinde “sinyalleme” mekanizmasının yer aldığını ve dijital erken uyarı sistemleri sayesinde mükelleflerin potansiyel riskleri önceden görüp düzeltme yapabildiğini söyledi. Vergi Avukatı Özdemir de sürecin hukuki boyutlarına değinerek, gönüllü uyumun teşvik edildiği, mükelleflerin süreç boyunca belgelerini kayıt altına almalarının önem taşıdığına dikkat çekti. Seminere Vergi Denetim Kurulu Bursa Denetim Daire Başkan Yardımcıları, BTSO meclis ve komite üyeleri, meslek mensupları ve iş dünyası temsilcileri katıldı. Program soru-cevap bölümü ile tamamlandı ve katılımcılara uyum süreciyle ilgili önemli bilgiler aktarıldı.

Bursa’da kadınların sesi Osmangazi’den yükselecek Haber

Bursa’da kadınların sesi Osmangazi’den yükselecek

Bursa Osmangazi Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenecek “Şehirde Eşit Adımlar: Bursa Kadın Çalıştayı”, Osmangazi Kent Konseyi Kadın Meclisi, Bursa Kent Konseyi Kadın Meclisi, Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi, Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi ve YEİP ortaklığıyla hayata geçiriliyor. Kadınların deneyimlerinden ve ihtiyaçlarından yola çıkarak yerel politika üretimini güçlendirmeyi amaçlayan bu kapsamlı organizasyon, Bursa’da bugüne kadar gerçekleştirilen en geniş katılımlı kadın odaklı çalışmalardan biri olma özelliğini taşıyor. Kadınların farklı alanlardaki birikimlerini ortak bir zeminde buluşturacak çalıştay, iş kadınlarından işçi kadınlara, kooperatiflerden sivil toplum kuruluşlarına, iş dünyası temsilcilerinden finans sektörü aktörlerine, kamu kurumlarından akademisyen ve uzmanlara kadar geniş bir katılımcı profiline ev sahipliği yapacak. Böylece çok sesli ve kapsayıcı bir diyalog ortamı oluşturularak, kadınların yaşamını doğrudan etkileyen konular çok boyutlu şekilde ele alınacak. İki gün sürecek program kapsamında katılımcılar; kadın girişimciliği, yerel yönetimlerde temsil, eğitim ve teknolojiye erişim, sağlık, güvenlik, istihdam ve örgütlü haklar gibi temel başlıklarda bir araya gelecek. Beş ana tema ve 15 alt çalışma grubunda yürütülecek oturumlarda sorunlar birlikte analiz edilecek, çözüm önerileri geliştirilecek ve bu öneriler somut eylem planlarına dönüştürülecek. Çalıştayın en önemli çıktılarından biri ise hazırlanacak olan “Bursa Kadın Ekonomik Güçlenme ve Yerel Politika Strateji Belgesi” olacak. Bu belge, yerel yönetimler ve ilgili kurumlar için yol gösterici bir kaynak niteliği taşıyarak kadın odaklı politikaların geliştirilmesine katkı sağlayacak. 28 Mart Cumartesi günü saat 09.30’da açılışı yapılacak olan çalıştayın sonuç oturumu ise 29 Mart Pazar günü saat 15.30’da gerçekleştirilecek. Çalıştay, yalnızca açılış ve sonuç oturumlarında katılımcılara açık olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.