Hava Durumu

#Hırsızlık

- Hırsızlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hırsızlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ESDER’den sanayi sitelerindeki terk edilmiş araçlar için çağrı Haber

ESDER’den sanayi sitelerindeki terk edilmiş araçlar için çağrı

Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Derneği (ESDER) Sanayi Bölgelerinden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Hacı Emin Kartal, kentteki çeşitli sanayi sitelerinde uzun süredir aynı yerde bekleyen, hasarlı, kullanılmayan ve sahibine ulaşılamayan araçların ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Kartal, sanayi sitelerinde bulunan hurda ve terk edilmiş araçların yalnızca görüntü kirliliği yaratmadığını, aynı zamanda yangın, hırsızlık, çevre kirliliği ve güvenlik açısından da tehlike barındırdığını söyledi. “SORUN ESNAFIN ÜZERİNE BIRAKILMAMALI” Sanayi sitelerinde işletmelerin yoğun şekilde faaliyet gösterdiğini hatırlatan Kartal, uzun süre hareket ettirilmeyen araçların çevresinde zamanla atık ve çeşitli malzemelerin biriktiğini, bunun da riskleri artırdığını ifade etti. Sahipsiz araçların oluşturduğu sorunun esnafın üzerine bırakılmasının doğru olmadığını vurgulayan Kartal, çözüm için ilgili kurumlara koordinasyon çağrısı yaptı. “SORUN BÜYÜMEDEN ÇÖZÜM ÜRETELİM” Kartal, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin 2026’daki koordinasyon çalışmalarında hurda araçlar için depo ve otopark alanları oluşturulmasının gündeme alınmasının, konunun şehir genelinde dikkate alınması gerektiğini gösterdiğini söyledi. Bursa İtfaiyesi’nin işyeri, fabrika ve sanayi kuruluşlarını yangın önlemleri açısından denetleme görevine de dikkat çekti. Açıklamasında amaçlarının herhangi bir kurum ya da kişiyi eleştirmek değil, sorun büyümeden çözüm üretmek olduğunu belirten Kartal, sanayi sitelerinin yalnızca üretim alanı değil, aynı zamanda binlerce esnafın ekmek kapısı olduğunu vurguladı. ESDER olarak esnafın sorunlarını takip etmeyi sürdüreceklerini ifade eden Kartal, ilgili kurumlarla çözüm odaklı önerileri paylaşmaya devam edeceklerini kaydetti. BELEDİYE, EMNİYET VE SANAYİ YÖNETİMLERİNE ÇAĞRI Kartal, Bursa Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, emniyet birimleri, sanayi sitesi yönetimleri ve ilgili kurumların birlikte hareket ederek kapsamlı bir tespit çalışması yapmasını istedi. Bu kapsamda şu adımların atılmasını talep etti: Uzun süredir hareket etmeyen araçların tespit edilmesi,Araçların hukuki durumları ve sahiplerinin belirlenmesi,Sahibi bulunan araçların sahipleriyle iletişime geçilmesi,Sahibi bulunamayan araçların güvenli alanlara kaldırılması,Hurda ve terk edilmiş araçlar için uygun depolama alanları oluşturulması,Yangın ve hırsızlık riski taşıyan araçlara öncelik verilmesi,Sanayi sitelerinde acil müdahale ve itfaiye yollarının açık tutulması.

Suça sürüklenen çocuk oranında artış eğilimi var! Haber

Suça sürüklenen çocuk oranında artış eğilimi var!

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden Dr. Berat Dağ, son dönemde okullarda artan şiddet olaylarını değerlendirdi. İstatistiksel veriler üzerinden genel tabloyu yorumlayan Dr. Dağ, “İstatistiksel verilere bakıldığı zaman suça sürüklenen çocukların oranında çok ciddi bir yükseliş eğilimi olduğunu görmek mümkündür. Dolayısıyla özellikle 15 ila 17 yaş aralığındaki çocuklarda cinayet, yaralama, tehdit, uyuşturucu kullanımı ve hırsızlık gibi suçlara yönelmede son dönemde bir yoğunluk olduğu belirtilebilir.” dedi. OKUL İKLİMİ GÜVEN VE ADALET ÜZERİNE İNŞA EDİLMELİ Okul ikliminin şiddet oranları üzerindeki etkisine dikkat çeken Dr. Dağ, “Okullardaki yönetici, öğretmen ve öğrenci ilişkilerinin güven ve adalet üzerine inşa edilmesi elbette ki çok önemlidir. Öğrencilerin eğitim-öğretim süreci boyunca güven, sevgi, saygı ve adalet gibi değerleri tam anlamıyla içselleştirmesi gereklidir.” diye konuştu. Rehberlik servisleri ve psikolojik danışmanlık birimlerinin etkinliğine de değinen Dr. Dağ, “Burada rehberlik ve psikolojik danışmanlık birimlerinin etkin bir şekilde bu süreci yürütmesi söz konusudur. Ayrıca eğitimin temel bir toplumsal kurum olması hasebiyle bu birimlerin okulda eğitim alanında uzmanlaşmış sosyologlarla çalışması ihtiyacı da gündeme gelmelidir. Bu iş birliği bağlamında ilgilenilen öğrenci sayısını azaltacak atamalar yapıldığında okuldaki şiddet temelli sorunlar azalabilir.” ifadesinde bulundu. AİLE VE OKUL EŞGÜDÜMLÜ HAREKET ETMELİ Aile içi iletişim biçimleri ve ebeveyn tutumlarının okul şiddetine etkisine ilişkin değerlendirmesinde Dr. Dağ, “Diğer toplumsal kurumlarda olduğu gibi, aile ve eğitim kurumu da eşgüdümlü bir etkileşim dâhilinde süreklileşir. Yani ailelerinde dengeli bir ilişki düzeyi sürdürülmediği zaman çocuklar benzer dengesiz eylemlerini okulda da gerçekleştirebilir. Yine tersinden okulda şiddet temelli bir yaşamı içselleştiren çocukların yaşadığı aile ve ileride kendi kuracağı ailede sağlam bir ilişki biçimi inşa etmesi güçleşir. Dolayısıyla çocukların şiddet düzeyinin azalmasında ailelerin ve okulların koordineli bir şekilde hareket etmesi kritiktir.” Toplumda artan kutuplaşma ve öfke dilinin gençler üzerindeki etkisine de değinen Dr. Dağ, “Toplumsal düzeyde yoğunlaşan bir kutuplaşma sürecinden söz etmek mümkündür. Bugün hemen her konuda bireylerin ve grupların uzlaşmaz taraflar haline geldiği örnekler çoktur. Bu da insanların güvensizlik, korku, öfke, sevgisizlik ve saygısızlık temelli şedit yönelimlere hızla yönelebildiğini göstermektedir. Gençlerin bu toplumun önemli parçalarından biri olduğu fark edildiğinde mevcut şiddet sarmalından etkilenmemesi düşünülemez.” diye konuştu. Siber zorbalık ile okul içi fiziksel şiddet arasındaki ilişkiye ilişkin olarak ise Dr. Dağ, “Siber zorbalık ve okul içi fiziksel şiddet arasında birbirini karşılıklı bir şekilde etkileyen bir bağ olduğu düşünülebilir. Bu bağlamda siber ortamda zorbalık yapmayı normalleştiren birinin fiziksel şiddete de başvurması beklenebilir. Aynı şekilde sorunlarını fiziksel şiddetle çözmeye çalışan bireylerin siber zorbalığa yönelme ihtimali de güçlüdür.” dedi. Tekil vakalar söz konusu olsa dahi her iki alanda da önleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Dr. Dağ, “Diğer taraftan bu ihtimaller gerçekleşmese dahi tekil olarak fiziksel şiddeti olduğu kadar siber zorbalığı da önleyici tedbirler almak şarttır.” ifadesinde bulundu. GENÇLERİ YARGILAMAK YERİNE ANLAMAYA ÇALIŞMAK GEREKİYOR Gençlerin toplumun sürekliliğini sağlayan en önemli grup olduğunu vurgulayan Dr. Dağ, “Gençler, toplumsal sürekliliği sağlayan en önemli gruptur. O bağlamda toplumların geleceğinin şekillenmesinde gençlerin şu anki durumu belirleyici olacaktır. Dolayısıyla toplumda süregelen kuşaklar arasındaki arzu uyuşmazlıklarının nedenlerini yargılamaktan çok anlamaya çalışmak sahici bir adım olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.