Hava Durumu

#Halk Sağlığı

- Halk Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Halk Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Osmangazi Belediyesi’nden koruyucu sağlığa güçlü destek Haber

Osmangazi Belediyesi’nden koruyucu sağlığa güçlü destek

Hizmet kalitesini artırmanın yolunun sağlıklı, bilinçli ve güvenli çalışma ortamı oluşturmaktan geçtiği anlayışıyla personeline yönelik eğitim çalışmalarına sürdüren Osmangazi Belediyesi, Dünya Hepatit Günü kapsamında önemli bir farkındalık etkinliğine imza attı. Osmangazi Kent Konseyi ve Doruk Sağlık Grubu iş birliğinde düzenlenen bilgilendirme toplantısında, özellikle meslekleri gereği çeşitli risk faktörleriyle karşı karşıya kalan Temizlik İşleri Müdürlüğü personeli, viral hepatit hastalıkları konusunda farkındalık kazandı. Günlük çalışma hayatlarında çevresel atıklar, kesici-delici materyaller ve farklı biyolojik risklerle karşılaşabilen temizlik çalışanlarının sağlık konusunda bilinçlendirilmesini amaçlayan eğitimde, viral hepatitlerin oluşturabileceği sağlık sorunları bilimsel veriler ışığında ele alındı. Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde gerçekleştirilen programda Doruk Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Meltem Öner Karaçay tarafından bilgiler verildi. Yüksek Risk Grubundaki Çalışanlar İçin Önemli Bilgilendirme Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı, 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü’ne dikkat çekerek, “Biz de Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Kent Konseyi olarak yüksek risk grubunda bulunan temizlik çalışanlarımızla ilgili hayati önem taşıyan bir sorumluluk projesini Doruk Hastanesi ile iş birliği yaparak gerçekleştirdik. Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a temizlik çalışanlarımıza verdiği destek ve önem için teşekkür ediyoruz.” diye konuştu. “Hastalık Belirgin Bir Belirti Vermediği İçin Sessiz Seyreder” Dr. Öğretim Üyesi Meltem Öner Karaçay, özellikle Hepatit B ve Hepatit C’nin uzun yıllar herhangi bir belirti göstermeden ilerleyebildiğine dikkat çekerek, viral hepatitlerin karaciğer iltihaplanması olduğu ve bunun da çok önemli bir halk sağlığı olduğunu vurguladı. Dr. Öğretim Üyesi Meltem Öner Karaçay, karaciğer iltihaplanmasının ilerleyen dönemlerde siroza ve karaciğer kanserine sebebiyet verebileceğinin uyarısında bulunarak, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: “Bu hastalıklar siroz ve karaciğer kanseri olana kadar belirgin bir belirti vermediği için çok sessiz seyreder ve kişiler kendilerini aslında sağlıklı gibi hissedebilirler. Hepatit B’nin ve Hepatit A’nın tedavisi mümkündür, hatta Hepatit A’dan ve Hepatit B’den aşı ile korunabiliriz. Bu konuya dikkat çekmek için her yıl 28 Temmuz’da Dünya Hepatit Günü olarak kabul edilmiş. Bunun için toplum sağlığı adına bizimde burada olduğumuz gibi belirli çalışmalarda bu işi yürütmekteyiz. Hepatit A ve Hepatit E yiyecek ve içeceklerle bulaşan hatta kanalizasyon sularıyla bulaşabilen, Hepatit B ve Hepatit C ise parenteral yolla bulaşan hastalıklardır. Eğer aşısı olmayanlar varsa mutlaka bunların aşılarının tamamlanması öneriyoruz. Sarılık, halsizlik, bulantı, karın ağrısı gibi semptomlarla başlayabilir. Böyle şikayetler olduğu zaman kişiler mutlaka hekime yönlendirilmeli. Hepatit C’nin de artık dünya genelinde bir tedavisi var. Tamamen bu tedaviye kür sağlanmakta ve ücretsiz olarak devletin karşıladığı bir tedavi. Dolayısıyla bu tedavisi olan hastalıkların bilinçlendirilmesi önemli.” Doruk Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Meltem Öner Karaçay, personeli sağlık konusunda bilinçlendirme noktasına önem veren Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkürlerini sundu.

Uzmanlardan hepatit uyarısı... Sessiz ilerleyebiliyor, erken tanı hayat kurtarıyor Haber

Uzmanlardan hepatit uyarısı... Sessiz ilerleyebiliyor, erken tanı hayat kurtarıyor

Karaciğer sağlığını tehdit eden önemli hastalıklardan biri olan hepatit, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkiliyor. 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan uzmanlarından İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Çağraş, hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini ve erken tanının ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük önem taşıdığını söyledi. Hepatitin en sık nedeninin virüsler olduğunu belirten Dr. Çağraş, bazı ilaçlar, aşırı alkol tüketimi, toksik maddeler ve otoimmün hastalıkların da karaciğerde iltihaba yol açabileceğini ifade etti. Karaciğerin besinlerin işlenmesi, zararlı maddelerin temizlenmesi, enerji depolanması ve hayati proteinlerin üretimi gibi kritik görevleri bulunduğunu hatırlatan Çağraş, karaciğerde oluşan iltihabın tüm vücudu etkileyebileceğini kaydetti. HEPATİT B VE C KRONİKLEŞME RİSKİ TAŞIYOR Hepatit türleri arasındaki farklara dikkat çeken Dr. Çağraş, Hepatit A'nın genellikle kirli su ve gıdalar yoluyla bulaştığını, çoğunlukla tamamen iyileştiğini ve kronikleşmediğini belirtti. Hepatit B'nin kan, cinsel temas ve doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabildiğini aktaran Çağraş, bu türün uzun yıllar fark edilmeden ilerleyerek siroz ve karaciğer kanserine neden olabileceğini söyledi. Hepatit C'nin ise çoğunlukla kan yoluyla bulaştığını ve günümüzde geliştirilen tedavilerle büyük oranda tamamen iyileştirilebildiğini ifade etti. AŞI VE HİJYEN KORUNMADA BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Hepatit A ve Hepatit B'ye karşı aşının en etkili korunma yöntemlerinden biri olduğunu vurgulayan Dr. Çağraş, kişisel hijyen kurallarına dikkat edilmesi, steril olmayan tıbbi ve kozmetik işlemlerden kaçınılması, kişisel eşyaların paylaşılmaması ve güvenilir sağlık kuruluşlarının tercih edilmesi gerektiğini belirtti. Risk grubunda bulunan sağlık çalışanları, diyaliz hastaları ve sık kan ürünü alan kişilerin düzenli takip edilmesinin önemine de dikkat çekildi. Hepatitin bazen hiçbir belirti göstermeden ilerleyebileceğini söyleyen Dr. Çağraş, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, karın sağ üst bölümünde ağrı, ateş, kas ve eklem ağrıları, ciltte ve göz aklarında sararma, koyu renkli idrar ve açık renkli dışkının sık görülen belirtiler arasında yer aldığını belirtti. Uzmanlar, özellikle sarılık, koyu renkli idrar veya uzun süren halsizlik şikâyetleri bulunan kişilerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini ifade ediyor. DÜNYADA 300 MİLYONDAN FAZLA KİŞİ KRONİK HEPATİTLE YAŞIYOR Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada yaklaşık 254 milyon kişinin kronik Hepatit B, yaklaşık 50 milyon kişinin ise kronik Hepatit C enfeksiyonuyla yaşadığını belirten Dr. Çağraş, viral hepatitlerin her yıl yaklaşık 1,3 milyon kişinin siroz ve karaciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetmesine neden olduğunu söyledi. Türkiye'de çocukluk çağı Hepatit B aşılama programları sayesinde hastalık görülme sıklığında önemli azalma sağlandığını belirten Çağraş, erişkinlerde kronik Hepatit B taşıyıcılığının halen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu ifade etti. Uzmanlar, viral hepatitlerle mücadelede erken tanı, aşılama ve düzenli sağlık kontrollerinin en önemli adımlar olduğunu vurgularken, risk grubundaki kişilerin Hepatit B ve Hepatit C taramalarını yaptırmaları çağrısında bulundu.

Bursa’da sokak hayvanları için doğal yaşam alanı Haber

Bursa’da sokak hayvanları için doğal yaşam alanı

Bursa Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı ile Veteriner Hizmetleri Dairesi Başkanlığı koordinasyonuyla Nilüfer ilçesi Başköy Mahallesi’nde 74 bin 884 metrekarelik alanda planlanan ‘Başköy Sahipsiz Sokak Hayvanları Doğal Yaşam Alanı’nın yapımına Nisan 2026’da başlandı. Şahin Biba başkanlığındaki 100 günde Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin yoğun mesaisiyle projede fiziki gerçekleşme oranı yüzde 40’ın üzerine ulaştırıldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Nisan 2027 tarihinde tamamlanması planlanan ve 7 bin sahipsiz sokak hayvanına ev sahipliği yapması hedeflenen ‘Başköy Sahipsiz Sokak Hayvanları Doğal Yaşam Alanı’nda teknik incelemelerde bulundu. 100 GÜNDE YÜZDE 40 FİZİKİ GERÇEKLEŞME Belediye bürokratlarının eşlik ettiği ziyarette Başkan Vekili Şahin Biba, proje hakkında ilgili birim temsilcilerinden bilgi aldı. Proje alanında yaptığı inceleme sonrası açıklama yapan Başkan Vekili Biba, “Hayvan Barınağımız yaklaşık 75 bin metrekare üzerinde yaklaşık 7 bin hayvan kapasitesine sahip olacak büyük bir barınak. Bursa’mıza hizmet edecek. Şu anda yüzde 40’ına gelmiş durumdayız. Hedefimiz önümüzdeki sene nisan-mayıs aylarında bitirmek” dedi. SOKAK HAYVANI KABULÜNE BAŞLANDI ‘Başköy Sahipsiz Sokak Hayvanları Doğal Yaşam Alanı’nda tamamlanan bölümlerde misafir edilmek üzere sokak hayvanı kabulüne başlandığını duyuran Başkan Vekili Biba, “Şu an itibarıyla hayvan almaya başladık. Ancak idari binasında yer alacak olan hayvan bakım, müşahede alanları, laboratuvar ve ameliyathane gibi alanları da tamamladıktan sonra burası tam manasıyla hizmete açılmış olacak. Bursa’mıza hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. YÖNETMELİĞE UYGUN DOĞAL YAŞAM ALANI Büyükşehir Belediyesi, 13 Aralık 2024 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan ‘Hayvanların Korunması Hakkında Uygulama Yönetmeliği’ kapsamında Bursa’da halk sağlığı ve hayvan refahına hizmet edecek tesisin etrafı komple çevrildi. Yönetmelik çerçevesinde hayvan sayısıyla orantılı kulübe ve korunaklı kapalı alanların yer aldığı bölümler oluşturuldu. Hayvanların birbirine veya insanlara zarar vermesini engelleyecek yapısal ve idari tedbirler alındı.

Nilüfer çöplüğe karşı tek ses: Geleceğimizi kirletmenize izin vermeyeceğiz Haber

Nilüfer çöplüğe karşı tek ses: Geleceğimizi kirletmenize izin vermeyeceğiz

Kayapa’da kurulması planlanan Katı Atık Geri Kazanım ve Bertaraf Tesisi’ne itirazlar büyüyor. Nilüfer Kent Konseyi ve Nilüfer’de Çöplüğe Hayır Platformu tarafından 30 Ağustos Zafer Mahallesi’nde düzenlenen basın açıklaması ve bilgilendirme toplantısında, bölge halkı tesisi istemediğini bir kez daha dile getirdi. Toplantıya Nilüfer Belediye Başkan Vekili Aslıhan Ceyhan, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, Nilüfer Belediye Meclis Üyeleri, muhtarlar, akademik odaların ve kadın derneklerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Trabzon’un Araklı ilçesinden toplantıya konuk olan gazeteci Ahmet Sungur da ilçesinde kurulan benzer tesisin sürecini ve sonrasında yaşananları katılımcılarla paylaştı. “RAPORLAR GÜNCEL DEĞİL” Toplantının açılışında konuşan Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, jeoloji ve çevre mühendisleri, hekimler ve akademisyenlerden oluşan çalışma grubuyla projeye ilişkin raporları incelediklerini söyledi. Aydın, Kayapa’nın yalnızca 2014-2015 dönemindeki yer araştırmasından geçtiğini, 2019 ve 2020’de belirlenen alternatif alanlar arasında yer almadığını belirterek, aradan geçen sürede bölge nüfusunun hızla arttığına dikkat çekti. Konunun siyasi parti tartışması olmaktan çıkarılması gerektiğini vurgulayan Aydın, sürecin sivil toplumun bilgilenme ve yurttaşların demokratik hakları çerçevesinde yeniden değerlendirilmesini istedi. MUHTARLARDAN ORTAK TEPKİ Bölge muhtarları toplantıda tek tek söz alarak mahalle sakinlerinin son derece gergin ve kararlı olduğunu dile getirdi. Kayapa Muhtarı Ali İhsan Dengiz, geçmiş yıllarda da benzer girişimlerin halkın tepkisiyle engellendiğini hatırlatarak, zamanında binlerce konuta izin verilip imara açılan bu bölgenin tepesine şimdi çöplük getirilmek istendiğini söyledi. Vatandaşların imza atmak için kuyruğa girdiğini belirten Dengiz, bu projeye kesinlikle geçit vermeyeceklerini ifade etti. 30 Ağustos Zafer Mahallesi Muhtarı Halil Özçoban ise geçtiğimiz on yıl içinde bölge nüfusunun katlanarak arttığına dikkat çekerek, kurulması planlanan tesisin sadece kendi mahallelerini değil, 30 kilometrelik bir etki alanındaki tüm çevre yerleşimleri olumsuz etkileyeceğini vurguladı. Üçpınar Mahalle Muhtarı Adnan Uçar da, kuzeyden esen rüzgarlar nedeniyle tüm çevre mahallelerin kokudan doğrudan etkileneceğini söylerken, Çınarcık’tan gelen ve milyonlarca insanın su ihtiyacını karşılayan arıtma tesisinin bu çöplük projesiyle karşı karşıya kalmasının büyük bir risk taşıdığını belirtti. Mahallelerinde 10 adet taş ocağı bulunduğunu hatırlatan Kuruçeşme Mahalle Muhtarı Engin Özdemir ise, toz ve dumandan nefes alamaz hale geldiklerini belirterek, hayvancılık alanlarının yok edilmesine ve yaşam alanlarının daha da daraltılmasına karşı el birliğiyle direneceklerini ifade etti. Güngören Mahalle Muhtarı Mesut Engin de daha önce iptal edilen ve Karacabey’e taşınması planlanan bu projenin neden apar topar yeniden gündeme getirilip onaylandığını sorarak, hiç kimsenin Nilüfer’i çöplüğe çevirmeye hakkı olmadığını dile getirdi. “ÇOCUKLARIMIZA VEİRMLİ TOPRAKLAR BIRAKMAK İSTİYORUZ” Nilüfer’deki mahalle kadın dernekleri adına söz alan Hasanağa Kadın Derneği Başkanı Neşe Özçelik de, coğrafi işaretli enginarıyla tanınan bölgenin tarımsal değerine işaret ederek, “Yıllardır bu toprağı ekip biçiyoruz. Toprağımızın, suyumuzun, havamızın kirlenmesine razı değiliz. Çocuklarımıza çöplük değil, verimli topraklar bırakmak istiyoruz” diye konuştu. BİLİM İNSANLARI VE MESLEK ODALARINDAN UYARI Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alpaslan Türkkan, tesisin kurulması halinde yer altı sularının kirleneceğini ve bunun yalnızca Nilüfer’i değil tüm Bursa halkının sağlığını etkileyeceğini söyledi. Ulaşım ve tesis kaynaklı hava kirliliğinin ciddi sağlık sorunlarına yol açacağını belirten Türkkan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Bursa’daki depolama alanlarına ilişkin öncelik sıralamasında Kayapa’nın yer almadığını hatırlatarak, “Bakan istemiyor, yerel belediye istemiyor, meslek odaları istemiyor, halk istemiyor. Buna rağmen bu ısrarın sebebini sormak gerekiyor” dedi. Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Ali Uluşahin de projenin çevresel etki değerlendirme (ÇED) raporunun bulunmadığını vurgulayarak, insan sağlığına, tarıma ve doğaya etkileri değerlendirilmemiş bir projeye onay vermelerinin mümkün olmadığını söyledi. Uluşahin, atığın kaynağında azaltılması, ayrıştırılması ve geri kazanılması konuşulmadan yer tartışması yapılmasını da eleştirdi. Jeoloji Mühendisleri Odası Bursa Şubesi temsilcisi Murat Yaşar ise 2016’ya yapılan jeoteknik çalışmanın 2 milyon metrekarelik alanda yalnızca 5 sondajla sınırlı kaldığını, bölgenin çatlaklı ve geçirgen bir zemine sahip olduğunu belirterek, ÇED raporunun güncel mevzuatlara göre yenilenmesi gerektiğini ifade etti. DOĞADER Başkanı Murat Demir de aynı projenin 2016’da halkın tepkisiyle rafa kaldırıldığını hatırlatarak, fay hattı üzerinde kurulacak tesisin Uluabat Gölü başta olmak üzere su varlıklarını tehdit edeceğini söyledi. Toplantıda ayrıca, Trabzon’un Araklı ilçesinde benzer bir tesis sürecini ve sonrasında yaşanan çevre sorunlarını bizzat deneyimleyen gazeteci Ahmet Sungur da söz alarak katılımcılarla somut örnekleri ve yaşanan mağduriyetleri paylaştı. EMRE KARAGÖZ: SÖZ BİTTİ, MÜCADELE BAŞLADI Toplantının kapanışında konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz, idareci kimliğinin ötesinde bu bölgenin bir evladı olarak sabırlarının tükendiğini ifade etti. Projenin yanlışlığını yıllardır her platformda anlattıklarını belirten Karagöz, bölgenin orman alanı olduğunu, içinden akarsu geçtiğini ve altından fay hattı uzandığını hatırlattı. Her gün yüzlerce kamyonun bu dar yollardan bölgeye çöp taşımasının akıl dışı olduğunu vurgulayan Karagöz, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki önerisini hatırlattı. Tesisin iddia edildiği gibi son derece modern ve temiz olması halinde Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi’nin (TEKNOSAB) içine kurulması gerektiğini belirten Karagöz, “Nilüfer Belediyesi olarak hem fiili hem de hukuki olarak her zaman halkın yanında yer alacağız” dedi. Karagöz, tesisin yapılmasına karşı 17 Temmuz’a kadar imza toplayacaklarını ve binlerce imzayı Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne teslim ederek itirazlarını en güçlü şekilde kayda geçireceklerini ifade etti.

2025’te en fazla ölüm kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandı Haber

2025’te en fazla ölüm kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri'ni yayımladı. TÜİK verileri, ölüm nedenlerinde kalp ve damar hastalıklarının ağırlığını koruduğunu gösterirken, bebek ve çocuk ölümlerindeki düşüş ise halk sağlığı açısından dikkat çeken olumlu gelişmeler arasında yer aldı. Söz konusu istatistiki verilere göre, 2024 yılında 489 bin 734 olan ölüm sayısı, 2025 yılında 491 bin 684'e yükseldi. Hayatını kaybedenlerin yüzde 55,1'ini erkekler, yüzde 44,9'unu ise kadınlar oluşturdu. Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm hızı, 2025 yılında bir önceki yılla aynı seviyede kalarak binde 5,7 olarak gerçekleşti. Kaba ölüm hızının en yüksek olduğu il binde 10,8 ile Sinop olurken, Kastamonu binde 10,2 ve Giresun binde 9,6 ile onu takip etti. En düşük kaba ölüm hızına sahip il ise binde 2,3 ile Şırnak oldu. Hakkari, Van, Batman ve Şanlıurfa da en düşük ölüm hızlarının görüldüğü iller arasında yer aldı. ÖLÜM NEDENLERİNDE İLK SIRA DOLAŞIM SİSTEMİ HASTALIKLARININ TÜİK verilerine göre 2025 yılında ölümlerin yüzde 34,7'si dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandı. Bu grubu yüzde 16,1 ile iyi ve kötü huylu tümörler, yüzde 15,1 ile solunum sistemi hastalıkları izledi. Dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölümlerin alt nedenlerine bakıldığında, yüzde 42,3'ünü iskemik kalp hastalıkları, yüzde 24,6'sını diğer kalp hastalıkları ve yüzde 18,2'sini serebro-vasküler hastalıklar oluşturdu. Bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu il yüzde 47,7 ile Çanakkale oldu. Balıkesir, Hatay ve Burdur da üst sıralarda yer aldı. En düşük oran ise yüzde 25,4 ile Kilis'te görüldü. KANSER KAYNAKLI ÖLÜMLERDE AKCİĞER İLK SIRADA İyi ve kötü huylu tümörlere bağlı ölümler incelendiğinde, ölümlerin yüzde 28,9'unun gırtlak, soluk borusu, bronş ve akciğer kaynaklı kötü huylu tümörlerden kaynaklandığı belirlendi. Kanser kaynaklı ölüm oranının en yüksek olduğu il yüzde 22,4 ile Ağrı olurken, Van, Kocaeli, Ankara ve Elazığ da listenin üst sıralarında yer aldı. En düşük oran ise yüzde 9,7 ile Kilis'te kaydedildi. TÜİK verileri, bebek ve çocuk ölümlerinde olumlu bir tablo ortaya koydu. 2024 yılında 8 bin 484 olan bebek ölüm sayısı, 2025 yılında 6 bin 988'e geriledi. Buna bağlı olarak bebek ölüm hızı da binde 9,0'dan binde 7,8'e düştü. Doğumdan sonraki ilk beş yıl içinde ölüm olasılığını ifade eden beş yaş altı ölüm hızı ise 2024 yılında binde 11,1 iken, 2025 yılında binde 9,5 olarak gerçekleşti

Bursa Nilüfer’de güvenli gıda semineri Haber

Bursa Nilüfer’de güvenli gıda semineri

Nilüfer Belediyesi, Bursa Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği (BESOB) ve TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, toplum sağlığını korumak ve gıda işletmecilerini bilinçlendirmek amacıyla bir seminer düzenledi. Karaman Dernekler Yerleşkesi’ndeki “Gıda Güvenliği Eğitimi”nde, tarladan sofraya güvenilir gıdaya ulaşmanın yolları ve gıda kaynaklı riskler ele alındı. Programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, güvenilir gıdaya ulaşmanın öncelikli olduğunu belirterek, “Vatandaşımıza güvenilir gıdayı ulaştırmak için denetim ve desteklerimizi sürdürürken, gıda mühendislerimiz ve esnafımızla birlikte yol almak bizim için çok kıymetli" dedi. BİLİNCİ YAYGINLAŞTIRACAĞIZ BESOB Başkan Vekili Fahrettin Tüccaroğlu ise öğrenmenin yaşı olmadığını ifade etti. Tüccaroğlu, “Esnafımızın bu eğitimlere katılımını çoğaltmayı kendimize görev biliyoruz. Gelecek eğitimlerde daha büyük salonları doldurarak bu bilinci yaygınlaştıracağız” diye konuştu. GIDA KAYNAKLI HASTALIKLARLA MÜCADELE EDİLİYOR Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Serkan Durmuş, dünyada her yıl milyonlarca insanın gıda kaynaklı hastalıklarla mücadele ettiğini hatırlattı. Nilüfer Belediyesi ile yapılan protokol çerçevesinde işletmelerin saha analizlerini ve teknik değerlendirmelerini yaptıklarını belirten Durmuş, bu iş birliğinin halk sağlığı adına artarak devam etmesini diledi. Seminerde sunum yapan Gıda Mühendisi Didem Salman ise gıda güvenliğinin sadece bireysel değil, toplumsal bir mesele olduğunu dile getirdi. Salman, “Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 1,5 milyon insan güvenli olmayan gıda nedeniyle hayatını kaybediyor. Gıda güvencesi dünya için bir tehlike ve milli güvenlik sorunudur” dedi. Konuşmaların ardından Nilüfer Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürü Emine Aksoy, Salman’a teşekkür etti.

Nilüfer’de “Tütüne Değil, Hayata Yer Aç” söyleşisi Haber

Nilüfer’de “Tütüne Değil, Hayata Yer Aç” söyleşisi

Toplum sağlığını koruma ve sağlıklı yaşam bilincini artırma çalışmaları kapsamında düzenlenen “Nilüfer’de Sağlık” etkinlikleri kapsamında “Tütüne Değil, Hayata Yer Aç” başlığı ile söyleşi gerçekleştirildi. Nilüfer Belediyesi Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen söyleşide, tütün kullanımının zararları anlatıldı. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Alis Özçakır, tütün endüstrisinin özellikle genç grupları kullandığını dile getirdi. Renkli kartonlar, çeşitli aromalar kullanarak gençlere ulaşıldığını anlatan Özçakır, “Tütün sektörü, her gün kaybettiği insanların yerine yenilerini koyabilmek için tamamen doğal ve zararsız gibi iddialar ortaya atarak, gençleri hemen kendi safına çekmeye çalışıyor” dedi. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Uncu, tütün kullanımının pandemi kadar önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi. Özellikle gençler arasında elektronik sigara tehlikesinin artığını dile getiren Uncu, “Çok yaygın bir kullanım var. Elektronik sigaralar, tütün yasasına dâhil edilmediği gerekçesiyle kapalı ortamlarda, her yerde kolaylıkla kullanılabiliyor. Bu sağlık problemiyle mücadele etmenin en önemli ayağı, tabii ki bağımlılık başlamadan önce bunun önüne geçmektir ve hepimizin sorumluluğudur” diye konuştu. TEDAVİYİ ETKİLİYOR Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nda Prof. Dr. Aslı Görek Dilektaşlı, sigaranın çok sinsi ve büyük bir tehlike olduğunu söyledi. Tütün kullanan bir insanın yaşam süresinin en az 10 yıl kısaldığının net olarak kanıtlandığını vurgulayan Dilektaşlı, “Kalp krizi geçirmiş bir hasta dahi sigarayı bıraktığında ölüm riski hızla azalabiliyor. Akciğer kanseri tanısı almış hastaların sigarayı bırakması, tedavi başarısını ve hayatta kalma süresini doğrudan uzatan bir faktör oluyor” dedi. Türkiye’nin dünyada en çok sigara içilen ülkeler arasında yer aldığının bilgisini veren Dilektaşlı, “Kabaca, 15 yaşın üzerindeki her üç insandan birinin maalesef sigara içtiğini görüyoruz. Bundan 10 sene önce daha başarılı bir dönem geçiriyorduk; en azından kafelere, restoranlara gittiğimizde tütün dumanına maruz kalmıyorduk. Çünkü o dönem yasalarımızı daha etkin bir şekilde işletebiliyorduk. Ancak son yıllara baktığımızda bu oranların tekrar artmaya başladığını görüyoruz” dedi.

Obezite ve tütün kullanımı artıyor, fiziksel aktivite düşüşte! Haber

Obezite ve tütün kullanımı artıyor, fiziksel aktivite düşüşte!

TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı Türkiye Sağlık Araştırması sonuçları, toplum sağlığına ilişkin çarpıcı veriler ortaya koydu. Söz konusu veriler toplumda obezite, hareketsizlik ve tütün kullanımının önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini gösterdi. Buna göre, boy ve kilo değerleri üzerinden hesaplanan vücut kütle indeksi sonuçlarında 15 yaş ve üzeri bireylerde obezite oranı 2022 yılında yüzde 20,2 iken 2025 yılında yüzde 21,8’e yükseldi. Cinsiyet bazında incelendiğinde 2025 yılında kadınların yüzde 24,8’inin obez, erkeklerin ise yüzde 18,7’sinin obez olduğu belirlendi. Araştırmada fiziksel aktivite düzeyinin düşük olması dikkat çekti. 15 yaş ve üzeri bireylerin yüzde 86,6’sının fiziksel aktivite yapmadığı tespit edilirken, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği haftada en az 150 dakika egzersiz yapanların oranı erkeklerde yüzde 4,1, kadınlarda ise yüzde 2,7’de kaldı. Sağlık verileri ayrıca günlük yaşamda işlevsel zorluklara da işaret etti. Merdiven inip çıkarken zorlananların oranı kadınlarda yüzde 8,3, erkeklerde yüzde 3,7 olarak kaydedildi. Yürüme ve hatırlama gibi alanlarda da kadınların erkeklere kıyasla daha fazla zorluk yaşadığı görüldü. Çocuklarda ise en sık görülen hastalıkların üst solunum yolu enfeksiyonları olduğu belirlendi. 0-6 yaş grubunda bu oran yüzde 28,5 olurken, 7-14 yaş grubunda yüzde 24,6 ile ilk sırada yer aldı. Kronik hastalıklarda bel bölgesi problemleri öne çıkarken, 15 yaş ve üzeri bireylerde bu oran yüzde 24,3 olarak hesaplandı. Bunu hipertansiyon (yüzde 16,9), boyun bölgesi problemleri (yüzde 16,7), diyabet (yüzde 11,9) ve yüksek kan yağları (yüzde 10,1) izledi. Tütün ve alkol kullanımına ilişkin veriler de dikkat çekti. Her gün tütün kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2025 yılında yüzde 30,1’e yükselirken, erkeklerde bu oran yüzde 42,9, kadınlarda ise yüzde 17,5 olarak kaydedildi. Son 12 ayda alkol kullananların oranı ise yüzde 12,6 oldu. Koruyucu sağlık hizmetlerine katılımda ise düşük oranlar göze çarptı. 40 yaş ve üzeri kadınlarda son bir yılda mamografi çektirenlerin oranı yüzde 16,7 olurken, kadınların yüzde 59’unun hiç smear testi yaptırmadığı belirlendi.

Sanal kumar gençler arasında hızla yayılıyor... Bağımlılık riski artıyor Haber

Sanal kumar gençler arasında hızla yayılıyor... Bağımlılık riski artıyor

Akıllı telefonlar ve dijital platformlar üzerinden saniyeler içinde erişilebilen sanal bahis ve kumar uygulamaları, gençler arasında giderek büyüyen bir bağımlılık sorununa dönüşüyor. Uzmanlar, ekonomik kaygılar ve kısa yoldan kazanç elde etme isteğinin gençleri bu platformlara yönlendirdiğini, başlangıçtaki küçük kazançların ise bağımlılık döngüsünü tetiklediğini belirtiyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, Bağımlılık Akademisi ve İstanbul Kent Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen 2. Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu’nda konuşan Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Kültegein Ögel, sanal kumarın Türkiye’de en hızlı yayılan bağımlılık türlerinden biri haline geldiğini söyledi. Kumarın artık fiziksel mekânlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Ögel, cep telefonları üzerinden günün her saatinde erişilebilen dijital platformların riski daha da artırdığını ifade etti. Ögel, “Sanal kumar yeni neslin karşı karşıya olduğu en önemli bağımlılık alanlarından biri haline geldi” dedi. Dijital bahis platformlarının kullanıcıyı sistemde tutmak için çeşitli yöntemler kullandığını belirten Ögel, renkli tasarımlar, anlık bildirimler ve hızlı geri dönüş mekanizmalarının özellikle başlangıçta güven oluşturduğunu, ancak kayıpların ardından “geri kazanma” düşüncesiyle kullanıcıların sistemde kalmaya devam ettiğini söyledi. Bağımlılığın yalnızca kumarla sınırlı olmadığını dile getiren Ögel, sosyal medya ve çevrimiçi platformların da benzer mekanizmalarla kullanıcıları ekranda tuttuğunu belirterek, dijital dünyanın yeni bağımlılık biçimleri ürettiğine dikkat çekti. Sempozyumda konuşan Klinik Psikolog Yusuf Babacan ise bağımlılığın bir irade sorunu değil, beyin hastalığı olduğunu vurguladı. Babacan, kumar ve benzeri bağımlılıkların beynin ödül ve kontrol merkezlerinde işlev bozukluğuna yol açtığını ifade etti. Özellikle gençler arasında online bahis sistemlerinin hızla yayıldığını belirten Babacan, kısa yoldan zengin olma hayalinin gençleri kumara yönlendirdiğini söyledi. Ailelere de uyarılarda bulunan Babacan, bağımlılık sürecinde borçların kapatılmasının davranışı durdurmak yerine pekiştirebildiğini belirterek, profesyonel destek çağrısında bulundu. Uzmanlar, sanal kumarın yalnızca ekonomik kayıplara değil; aile ilişkileri, eğitim hayatı ve ruh sağlığı üzerinde de ciddi ve kalıcı etkiler oluşturduğunu vurguluyor. Bağımlılığın, dijital çağın en önemli halk sağlığı sorunlarından biri haline geldiği ifade ediliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.