Hava Durumu

#Gluten

- Gluten haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gluten haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

'ELİMİNASYON DİYETİ'NİN PÜF NOKTALARI Haber

'ELİMİNASYON DİYETİ'NİN PÜF NOKTALARI

Dr. Yavuzcan, “Eliminasyon diyeti; şüpheli gıdaların belirli bir süre diyetten çıkarılması, ardından vücudun tepkileri izlenerek kademeli olarak sisteme geri yüklenmesi esasına dayanır. Ülkemizde gıda intolerans testleri hem pahalıdır hem de her zaman doğru sonuç vermez. Bu yüzden eliminasyon diyeti en etkili çözümdür” dedi. Dr. Bekir Uğur Yavuzcan, diyetin başarıyla tamamlanması için şu dört aşamanın eksiksiz uygulanması gerektiğini vurguladı: “Hazırlık: Fonksiyonel tıp uzmanı gözetiminde gluten, süt ürünleri, maya, soya ve baklagiller gibi yaygın alerjen sorunlu gıdalar belirlenir. Eliminasyon (3-6 Hafta): Belirlenen gıdalar diyetten tamamen çıkarılır ve titizlikle bir gıda-semptom günlüğü tutulur. Yeniden Tanıtma: Çıkarılan gıdalar, reaksiyonları gözlemlemek adına 3-5 gün arayla, teker teker beslenmeye tekrar eklenir. Semptom gösteren gıda hemen listeden çıkarılır. Onarım: Dokunan yiyecekler kalıcı olarak sınırlandırılır; güvenli gıdalarla zengin ve dengeli bir beslenme modeli inşa edilir.” Eliminasyon diyetinin kronik otoimmün hastalıklar, IBS (huzursuz bağırsak), migren, kronik alerji/astım ve sedef-egzama gibi bağışıklık temelli sorunların yönetiminde çok güçlü bir destekçi olduğunu vurgulayan Dr. Yavuzcan, sürecin püf noktalarını şöyle özetledi : “Yapılması Gerekenler: Önceden plan yapın, gizli alerjenler için etiketleri mutlaka okuyun, toksin atımı için bol su tüketin ve her yiyeceği tek tek eklerken sabırlı olun. Yapılmaması Gerekenler: Asla kaçamak (hile) yapmayın; küçük bir miktar bile sonuçları çarpıtır. Katkı maddesi içeren işlenmiş gıdalardan uzak durun, belirtileri görmezden gelmeyin ve sindirimi doğrudan bozan stresten kaçının. Beslenme yetersizliği yaşamamak ve sorunlu gıdaları doğru tanımlamak için bu süreç mutlaka bir sağlık uzmanının gözetiminde yürütülmelidir.”

Çölyak hastalığı ile gluten hassasiyeti aynı şey değil Haber

Çölyak hastalığı ile gluten hassasiyeti aynı şey değil

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Arş. Gör. Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, çölyak hastalığı, gluten hassasiyeti ve glutensiz beslenmenin püf noktalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Çölyak hastalığının gluten proteinine karşı gelişen kronik otoimmün bir ince bağırsak hastalığı olduğunu belirten Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, “Çölyak hastalarında gluten tüketimi sonrasında bağışıklık sistemi ince bağırsağın emilim yüzeylerine zarar verir ve besin emilim bozuklukları gelişebilir. Hastalık; ishal, karın ağrısı, şişkinlik, kilo kaybı, demir eksikliği anemisi, osteoporoz ve halsizlik gibi çok farklı belirtilerle ortaya çıkabilmektedir. Tanıda serolojik testler ve gerektiğinde ince bağırsak biyopsisi kullanılmaktadır. Çölyak hastalığının bugün için tek tedavisi glutenin diyetten tamamen çıkarılmasıdır.” dedi. GLUTENSİZ DİYETE BAŞLAMADAN ÖNCE TEST YAPTIRIN! Belirtilerin birbirine çok benzediğine dikkat çeken Çetinkaya, "Klinisyenler her iki durumu yalnızca belirtilere bakarak birbirinden ayırt edemezler. Bu nedenle glutensiz diyete başlamadan önce mutlaka çölyak taraması yapılmalıdır. Çünkü diyet başlandıktan sonra çölyak testleri güvenilir sonuç vermez." ifadelerini kullandı. Glutenin yalnızca ekmek ve makarna gibi ürünlerde bulunmadığını belirten Çetinkaya, “Glutensiz” etiketi her zaman yeterli güvence sağlamayabileceğini söyledi. Uluslararası standartlara göre glutensiz ürünlerin belirli sınırlar içerisinde gluten içermesine izin verildiğini kaydeden Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, tüketicilerin bilinçli olması gerektiğini kaydetti. Çetinkaya, "Avrupa Birliği, FDA ve Codex Alimentarius standartlarına göre 'glutensiz' ürünlerin 20 ppm veya daha düşük gluten içermesi gerekmektedir. Bu sınır çölyak hastalarının büyük çoğunluğu için güvenli kabul edilmektedir. Ancak çalışmalar hem doğal glutensiz ürünlerde hem de 'glutensiz' etiketli bazı ürünlerde çapraz bulaş nedeniyle beklenenden yüksek gluten düzeyleri bulunabileceğini göstermektedir." dedi. KAHVALTIDA DOĞAL BESİNLER ÖN PLANDA OLMALI Glutensiz beslenen bireyler için kahvaltının sanıldığından çok daha çeşitli hazırlanabileceğini söyleyen Beslenme Uzmanı Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, "Yumurta, peynir, zeytin, domates, salatalık ve yeşilliklerden oluşan klasik Türk kahvaltısı doğal olarak glutensiz bir seçenektir; ancak ekmek tercih edilecekse sertifikalı glutensiz ekmek kullanılmalıdır. Bunun sertifikalı glutensiz yulaf; süt veya yoğurt ile hazırlanıp üzerine meyve, tarçın, ceviz veya chia tohumu eklenerek besleyici bir kahvaltıya dönüştürülebilir. Omlet ve menemen çeşitleri de güvenli ve doyurucu seçenekler arasındadır. Sebzeli omletler, mantar, biber, ıspanak veya peynir ile zenginleştirilebilir. Ayrıca haşlanmış yumurta yanında karabuğday patlağı veya glutensiz krakerler tercih edilebilir. Yoğurt ile hazırlanan meyveli kaseler de kolay uygulanabilir kahvaltılar arasındadır. Yoğurdun içine taze meyve, fındık, badem, ceviz ve glutensiz granola eklenebilir. Smoothie hazırlamak isteyenler için muz, süt veya kefir, fıstık ezmesi ve kakao ile yapılan karışımlar hızlı bir seçenek sunmaktadır. Hindistan cevizi sütü çeşitlendirmek adına bir alternatif olabilir. Ayrıca karabuğday unu, pirinç unu veya badem unu kullanılarak yapılan pankekler; bal, meyve veya peynir ile tüketilebilir. Kahvaltıda yalnızca paketli glutensiz ürünlere bağımlı kalmak yerine yumurta, süt ürünleri, sebzeler, meyveler ve doğal tahılları temel alan çeşitlilik oluşturmak daha dengeli bir yaklaşım sağlamaktadır" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.