Hava Durumu

#Genel Cerrahi

- Genel Cerrahi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Genel Cerrahi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YÜKSEK İHTİSAS’IN OBEZİTE MERKEZİ'NE AVRUPA'DAN ULUSLARARASI TESCİL Haber

YÜKSEK İHTİSAS’IN OBEZİTE MERKEZİ'NE AVRUPA'DAN ULUSLARARASI TESCİL

Sağlık Bakanlığı onaylı merkez, Avrupa Obezite Araştırma Derneği (EASO) tarafından yürütülen değerlendirmeleri başarıyla tamamlayarak obezite yönetimi alanında yeniden akredite edilmeye hak kazandı. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’nün obeziteyle mücadele ve toplum sağlığını koruma çalışmaları doğrultusunda faaliyetlerini aralıksız sürdüren merkez, bölgesinde öncü bir rol üstleniyor. Merkezin yürüttüğü çalışmalar ve sunulan sağlık hizmeti hakkında değerlendirmelerde bulunan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sinem Kıyıcı, tedavi süreçlerinde bütüncül bir yaklaşım benimsediklerini vurgulayarak "Merkezimizde obeziteli bireylerin değerlendirme, tedavi ve takip süreçlerini uzman hekimlerimizin yanı sıra psikolog, diyetisyen, egzersiz uzmanı ve obezite eğitim hemşirelerimizle birlikte multidisipliner bir anlayışla sürdürmekteyiz” dedi. Cerrahi müdahale düşünülen hastalar için de periyodik olarak Genel Cerrahi Kliniği ile birlikte ortak konseyler gerçekleştirildiğinin altını çizen Prof. Dr. Kıyıcı, “Amacımız; obeziteli bireylere bireyselleştirilmiş, bilimsel kanıta dayalı ve çok yönlü bir sağlık bakım hizmeti sunmaktır. Kısaca Merkezimizin amacı obeziteli bireylere bireyselleştirilmiş, bilimsel kanıta dayalı ve çok yönlü bir sağlık bakım hizmeti sunmak olarak özetleyebilirim” diye konuştu. Prof. Dr. Kıyıcı son olarak bu sorundan muzdarip kilo fazlası olan herkesi bu merkezden hizmet almaya beklediklerini söyledi.

SESSİZ TEHLİKEYE DİKKAT! SAFRA KESESİ TAŞLARI BİR ANDA VURABİLİR Haber

SESSİZ TEHLİKEYE DİKKAT! SAFRA KESESİ TAŞLARI BİR ANDA VURABİLİR

Safra kesesi taşı oluşumunda, safra içindeki kolesterolün artması, safra içindeki Bilirubin artışı ve safra kesesinin çeşitli nedenlerle hareketsizliğinin etkili olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu bu taşlar bazen kum tanesi kadar küçük, bazen de bir kaç santimetre büyüklüğüne ulaşabildiğini dile getirdi. Safra kesesi taşlarının her zaman belirti vermediğine dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, birçok kişinin bu taşlara sahip olduğunu fark etmeden yaşamını sürdürdüğünü belirterek, “safra kesesi taşı yada taşları hayatın bir döneminde ciddi sağlık sorunlarına neden olma ihtimalinin yüksek olması nedeniyle ameliyat edilmelidir. Taşlar hareket ederek safra kesesinin ana safra yoluna açıldığı yerde ,yada ana safra yolunda tıkanıklığa neden olduğunda ağrı, iltihap ve ciddi komplikasyonlar gelişebilir” dedi. “Karnın sağ üst tarafındaki ağrıya dikkat” Safra kesesi taşlarının en sık görülen belirtisinin özellikle yemeklerden sonra ortaya çıkan karın ağrısı olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, “Özellikle yağlı veya ağır yemeklerden sonra karnın sağ üst kısmında başlayan ve sırta ya da mide bölgesine yayılabilen şiddetli ağrılar safra kesesi taşlarının habercisi olabilir. Halk arasında ‘safra kesesi krizi’ olarak bilinen bu durum bulantı ve kusma ile birlikte görülebilir. Ağrının uzun sürmesi, ateş ve titreme gibi belirtilerin eklenmesi ise acil değerlendirme gerektirir” şeklinde konuştu. Safra kesesi taşlarının küçük olması avantaj olmadığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, küçük taşların ana safra yoluna ( koledok ) düşüp tıkanıklık oluşturma riskinin daha yüksek olduğuna ve buna bağlı tıkanma sarılığı ( Mekanik İkter ) olabileceğini dikkat çekti. Safra taşlarının yalnızca ağrıya neden olmadığını ifade eden Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, tedavi edilmeyen vakalarda safra kesesi iltihabı ( akut Kolesistit ) , safra yollarında enfeksiyon ( kolanjit) , pankreas iltihabı ( Pankreatit ) ve karaciğer sorunlarının gelişebileceğini belirtti. Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, “Safra akışının engellenmesi sarılığa, enfeksiyonlara ve uzun vadede organ hasarına neden olabilir. Özellikle sürekli ağrı, gözlerde sararma, koyu renkli idrar veya yüksek ateş gibi belirtiler varsa zaman kaybetmeden doktora başvurulmalıdır” diye konuştu. Açıklamasında, çok nadir de olsa safra kesesindeki taşların safra kesesi kanseri gelişimine neden olabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, “Her safra kesesi taşı olanda kanser yoktur ama safra kesesi kanserlerinde safra kesesindeki taşlarla birlikte olma oranı çok yüksektir. Kadınlarda daha sık görülüyor” dedi. Kadınlarda safra kesesi taşı görülme oranının erkeklere göre daha yüksek olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, hormonların bu durum üzerinde etkili olduğunu belirtti. Özellikle fazla kilo, diyabet, aile geçmişi, genetik faktörler ve hızlı kilo kaybının safra taşı riskini artırdığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, 40 yaş sonrası dönemde görülme sıklığının arttığını söyledi. Safra kesesi taşlarının oluşumunu tamamen önlemenin her zaman mümkün olmadığını ancak yaşam tarzı değişikliklerinin riski azaltabileceğini belirten Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, “Tüm gıda türlerini içeren, paketlenmiş yiyeceklerden uzak bir diyet uygulanmalıdır. Karbonhidrat ağırlıklı, yoğun yağlı kızartma içeren gıdalardan uzak durulmalıdır kızartma ve fast food tüketiminin sınırlandırılması, lifli besinlerin artırılması ve kontrollü kilo verilmesi safra kesesinde taş oluşmamasında koruyucu etkisi mevcuttur. Ayrıca düzenli egzersiz yapmanın safra kesesi taşı oluşmasını azalttığı görülmüştür” şeklinde konuştu. Uzmanından uyarı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, safra kesesi taşlarının çoğu zaman sessiz ilerlediğini belirterek açıklamasını şöyle tamamladı: “Karın sağ üst bölümünde tekrarlayan ağrı, bulantı ve hazımsızlık şikâyetleri göz ardı edilmemelidir. Erken tanı ile safra taşlarının yol açabileceği ciddi komplikasyonların önüne geçmek mümkündür. Safra kesesi taşlarının tedavisi kapalı (Laparoskopik ) yöntemle yapılan ameliyatlarla safra kesesinin taşlarla birlikte alınmasıdır. İşlemin amacı hastayı oluşabilecek risklerden korumaktır. Özellikle risk grubundaki kişilerin şikâyetleri olduğunda gecikmeden bir uzmana başvurması büyük önem taşır.”

AİLEDE KANSER ÖYKÜSÜ VARSA, ŞİKAYET OLMASINI BEKLEMEYİN Haber

AİLEDE KANSER ÖYKÜSÜ VARSA, ŞİKAYET OLMASINI BEKLEMEYİN

Op. Dr. Servet Yetgin yaptığı açıklamada, mide ve bağırsak kanserlerinin, erken dönemde belirgin şikayetlere yol açmadan ilerleyebildiğini ve bu nedenle yalnızca belirtilerin ortaya çıkmasını beklemek yerine, yaş, aile öyküsü, kişisel sağlık geçmişi ve diğer risk faktörleri birlikte değerlendirilerek uygun tarama ve takip planının oluşturulması gerektiğini söyledi. Aile öyküsü önemli bir risk göstergesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Servet Yetgin, ailede özellikle birinci derece yakınlarda mide veya kolorektal kanser öyküsünün hekimle mutlaka paylaşılması gerektiğine dikkat çekerek, “Ailede kanser öyküsünün bulunması, kişinin mutlaka kansere yakalanacağı anlamına gelmez. Ancak risk değerlendirmesinde bizim için önemli bir veridir. Özellikle anne, baba veya kardeş gibi birinci derece yakınlarda mide ya da bağırsak kanseri öyküsü varsa, kişinin standart tarama yaklaşımından farklı ve daha erken bir değerlendirmeye ihtiyaç duyup duymadığı hekim tarafından belirlenmelidir” dedi. Kolonoskopi yalnızca tanı değil, korunma açısından da önemli Kolorektal kanserlerin önemli bir bölümü zaman içerisinde bağırsakta gelişen poliplerden kaynaklanabildiğini, kolonoskopinin, kalın bağırsağın doğrudan değerlendirilmesine imkân verirken, uygun poliplerin işlem sırasında çıkarılabilmesine de olanak sağladığını belirten Op. Dr. Servet Yetgin, bu yönüyle kolonoskopinin, kanserin erken tanısının yanı sıra kanser gelişme riskinin azaltılması açısından da değer taşıdığını dile getirdi. Hayat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Servet Yetgin, “Kolonoskopinin en önemli avantajlarından biri, henüz kansere dönüşmemiş bazı poliplerin tespit edilerek çıkarılabilmesidir. Bu nedenle özellikle risk grubundaki bireylerde tarama zamanlamasının doğru belirlenmesi son derece önemlidir. Üst gastrointestinal endoskopi ise yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağının doğrudan görüntülenmesine olanak sağlıyor. Hekimin gerekli görmesi halinde şüpheli alanlardan biyopsi alınarak patolojik inceleme yapılabiliyor. Özellikle ailede mide kanseri öyküsü bulunan kişilerde risk faktörlerinin değerlendirilmesi, uzun süren mide şikâyetleri, açıklanamayan kilo kaybı, yutma güçlüğü, kansızlık, dışkıda kan veya siyah renkli dışkılama gibi belirtilerin bulunması durumunda hekime başvurunun geciktirilmemesi gerekiyor” şeklinde konuştu. “Şikâyet oluşmasını beklemeyin” Kanserle mücadelede en güçlü yaklaşımlardan birinin riskin zamanında fark edilmesi olduğunu vurgulayan Op. Dr. Servet Yetgin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle ailesinde mide veya bağırsak kanseri bulunan kişilerin ‘Benim herhangi bir şikâyetim yok’ diyerek kontrollerini ertelememesi gerekir. Burada amaç herkese aynı işlemi uygulamak değil; kişinin yaşını, aile öyküsünü ve diğer risk faktörlerini değerlendirerek doğru zamanda doğru incelemeyi planlamaktır. Erken evrede tespit edilen hastalıklarda tedavi seçenekleri ve başarı şansı önemli ölçüde artabilmektedir.” Hangi belirtiler önemsenmeli? Uzun süren veya tekrarlayan karın ağrısı, bağırsak alışkanlıklarında belirgin değişiklik, dışkıda kan görülmesi, açıklanamayan kansızlık, istemsiz kilo kaybı, iştahsızlık, sürekli şişkinlik veya hazımsızlık, yutma güçlüğü gibi yakınmaların ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Hayat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Servet Yetgin, bu belirtilerin her biri tek başına kanser anlamına gelmese de özellikle aile öyküsü bulunan kişilerde hekim değerlendirmesinin geciktirilmemesi gerektiğini söyledi. Op. Dr. Servet Yetgin açıklamasını, “Aile öykümüzü değiştiremeyiz ancak riskimizi bilerek hareket edebiliriz. Düzenli hekim kontrolleri, kişiye uygun tarama programları ve gerekli durumlarda endoskopi ile kolonoskopi gibi yöntemlerden yararlanılması, mide ve bağırsak kanserlerinin erken tanısında önemli bir avantaj sağlayabilir” diyerek tamamladı.

Doruk Nilüfer'de 'Da Vinci Robotik Cerrahi' farkı Haber

Doruk Nilüfer'de 'Da Vinci Robotik Cerrahi' farkı

Başta ABD, Japonya, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi ülkelerde kullanılan Robotik Cerrahi sistemini Türkiye’de İstanbul ve Ankara’dan sonra Bursa ile yaklaşık 3 ay önce tanıştıran Doruk Nilüfer Hastanesi, bugüne kadar 100’den fazla gerçekleştirdiği cerrahi ameliyatlar ile yurt dışından da hastaları çekiyor. Doruk Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ömer Yavuz Namlı, “Robotik cerrahi, cerrahinin evriminde çığır açan bir dönüm noktasıdır. Geleneksel cerrahi tekniklerinin ötesine geçen bu yöntem, teknoloji ile tıbbın güçlü bir işbirliğidir” dedi. Doruk Sağlık GrubuGenel Müdürü Dr. Ayhan Kalyoncu, “Cerrahi operasyonlarda gelinen en son nokta olan Da Vinci Robotik Cerrahi sistemini Bursa’ya geçtiğimiz aylarda kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu teknoloji ürolojiden genel cerrahiye, jinekolojik onkolojiden, göğüs cerrahisine birçok kanser ameliyatında kullanılabilmektedir” dedi. Prostat kanseri cerrahisinde amaçlarının sadece onkolojik sonuçlar değil, aynı zamanda hastanın idrar tutma ve cinsel fonksiyonlarını da korumak olduğunu ifade eden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Arif Demirbaş, Da Vinci Robotik Cerrahinin mükemmel görüntülemesi sayesinde mükemmel sonuçlar alabildiklerini söyledi. “Böbrek tümörlerinde amaç çoğu zaman yalnızca tümörlü kısmı çıkarıp böbreği korumaktır” diyen Üroloji Uzmanı Dr. Tuğrul Türker ise, robotik cerrahiyle bu işlemi kontrollü ve güvenli bir şekilde yapabildiklerini vurgularken, Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Ömer Yalkın da, “Kolon, rektum ve mide kanserlerinde dar alanlarda çalışıyoruz. Da Vinci’nin büyütülmüş görüntüsü ve esnek kolları tümörü çevre dokulardan daha güvenli ayırmamızı sağlıyor" dedi. Cerrahi operasyonlarda robotik cerrahinin fark oluşturduğuna dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Serkan Fatih Yeğen, robotik cerrahiyle hastanın iyileşme süreci daha hızlı olduğunu vurgulayarak, hastanın iş ve sosyal yaşamına daha hızlı döndüğünü söyledi. Jinekolojik onkoloji cerrahide robotik cerrahi operasyonlarının önemli bir avantaj olduğunu ifade eden Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Doç.Dr. Mehmet Bayrak, “Da Vinci’nin 7 eksende 540 derece dönen kolları sayesinde tümör dokularını temizlerken çevre dokuları daha iyi koruyabiliyoruz” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.