Hava Durumu

#Finansmana Erişim

- Finansmana Erişim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finansmana Erişim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÖZHAN: FAİZ İNDİRİMİNİN İŞ DÜNYASINA YANSIMASI ÖNEMLİ Haber

ÖZHAN: FAİZ İNDİRİMİNİN İŞ DÜNYASINA YANSIMASI ÖNEMLİ

Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İbrahim Özhan, Türkiye Cumhuriyet Merkezi Bankası’nın politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 36 seviyesine çekmesini değerlendirdi. Dokuz ay sonra gelen faiz indiriminin iş dünyası açısından olumlu bir gelişme olduğunu belirten Özhan, üretim, yatırım ve ticaretin sürdürülebilirliği için finansman maliyetlerinin düşmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. İş dünyasının uzun süredir yüksek finansman maliyetlerinin oluşturduğu baskıyla mücadele ettiğini ifade eden Özhan, “Özellikle üretim yapan, yatırım gerçekleştiren ve ihracat pazarlarında rekabet etmeye çalışan işletmelerimiz açısından finansmana erişim ve kredi maliyetleri kritik önemde. Yüksek faizler, firmalarımızın yatırım kararlarını ertelemesine, işletme sermayesi maliyetlerinin artmasına ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün zayıflamasına neden oluyor. Bu nedenle Merkez Bankası’nın dokuz ay aradan sonra attığı faiz indirimi adımını olumlu karşılıyoruz” dedi. “Faiz İndirimleri İstikrarlı Şekilde Sürmeli” Faiz indirimlerinin ekonomik faaliyetlere kalıcı katkı sağlayabilmesi için sürecin istikrarlı biçimde devam etmesi gerektiğini kaydeden Özhan, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “İş dünyamızın beklentisi, faiz indirimlerinin enflasyonla mücadele hedefiyle uyumlu şekilde istikrarlı olarak sürmesi ve bu sürecin reel sektörün finansman koşullarına yansımasıdır. Politika faizindeki düşüşün ticari kredi faizlerine yansıması ve işletmelerimizin finansmana daha uygun koşullarda erişebilmesi gerekiyor. Özellikle KOBİ’lerimizin finansman yükünün hafifletilmesi, firmalarımızın yatırım bütçelerini ve üretim planlamalarını güvenle yapabilmeleri, üretim kapasitesinin korunması ve rekabet güçlerinin artırılması açısından büyük önem taşıyor.”

Matlı’dan Kamyon Garajı ve Otosansit çıkarması Haber

Matlı’dan Kamyon Garajı ve Otosansit çıkarması

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa ekonomisinin üretimden taşımacılığa uzanan önemli aktörleriyle sahada buluşmaya devam ediyor. Yoğun ziyaret programının ilk durağında Bursa Nakliyat Taşıyıcıları Komisyoncular Derneği Başkanı Fuat Çelik ve yönetim kurulu üyeleriyle bir araya gelen Matlı, nakliye ve taşımacılık sektörünün mevcut durumu, yaşadığı sorunlar ve BTSO’dan beklentileri üzerine görüş alışverişinde bulundu. Dernek ziyaretinin ardından Kamyon Garajı’na geçen Matlı, nakliyat ve taşıma komisyoncusu esnafını iş yerlerinde ziyaret etti. Sektör temsilcilerinin görüşlerini doğrudan sahada dinleyen Matlı, BTSO için engel kaldıran çözümlerini ve yeni dönem hedeflerini anlattı. NAKLİYATÇILARI MUTLU EDEN AÇIKLAMA Uzun yıllardır kangrene dönmüş olan tır garajı ile ilgili gelen sorulara cevap veren Matlı “Konu, ilgili belediyelerin uhdesinde olan bir konu. Kendileri ile görüştüm. Onlar adına bir söz veremem, şimdi bir şey dersem bağlayıcı olur. Söz verdiğim her şeyi yapmak isterim. Ama göreve geldiğimde, şunu temin ederim ki, bu sorunun kalıcı olarak çözülmesi için elimden geleni yaparım” dedi. Matlı’nın bu konudaki yapıcı ve destekleyici tavrının, katılımcı nakliyat taşıyıcılarında destek bulduğu gözlemlendi. KAMYON GARAJI’NDAN OTOSANSİT’E SAHADA YOĞUN TEMAS Programın devamında Otosansit Sanayi Sitesi Başkanı Raif Kasap ve yönetim kurulu üyelerini ziyaret eden Özer Matlı, sanayi sitesinde faaliyet gösteren işletmelerin ihtiyaçları, beklentileri ve çözüm bekleyen konular üzerine değerlendirmelerde bulundu. Görüşmenin ardından Otosansit esnafını iş yerlerinde ziyaret eden Matlı; üretim yapan, hizmet sunan, ticaret ve istihdam sağlayan işletmelerle birebir görüştü. AİDATLARIN DÜŞÜRÜLMESİ VE NEFES KREDİLERİ İLGİ İLE KARŞILANDI Sahada dile getirilen işletme maliyetleri ve finansmana erişim gibi konulara ilişkin Vizyon 2040 kapsamında hazırlanan çözümleri de paylaşan Matlı, BTSO üyeliğinin işletmeler için doğrudan ekonomik fayda üreten bir yapıya kavuşacağını söyledi. Bu kapsamda oda aidatlarının düşürülmesi, faaliyet belgesinin ücretsiz hale getirilmesi ve aidatını ödeyen üyelerin yılda beş temel belgeyi ücretsiz alabilmesi planlanıyor. Özellikle küçük işletmelerin ve KOBİ’lerin nakit akışı ve finansmana erişim sorunlarına karşı “Nefes Kredileri”nin yeniden devreye alınacağını belirten Matlı, kurulacak finansmana erişim merkezi ile üyelerin kredi, kefalet, kosgeb, tübitak ve avrupa birliği hibeleri, yatırım teşvikleri, leasıng ve ihracat finansmanı gibi farklı kaynaklara erişiminin kolaylaştırılacağını ifade etti. İşletmelere yalnızca finansman olanaklarının duyurulması değil, uygun finansman aracının belirlenmesinden başvuru dosyasının hazırlanmasına kadar süreç boyunca destek verilmesi hedefleniyor. Matlı ayrıca enerji, lojistik, dijital hizmetler ve ortak girdilerde benzer ihtiyaçların bir araya getirileceği BTSO Birlikte Alım modeliyle 60 bin üyenin satın alma gücünün işletmeler lehine kullanılacağını belirtti. Böylece küçük işletmelerin tek başına ulaşmakta zorlandığı fiyat ve hizmet koşullarına btso’nun oluşturacağı ortak ölçekle erişebilmesi amaçlanıyor. “ÜYENİN ODA’YA GELMESİNİ BEKLEMEYECEĞİZ” Kamyon Garajı ve Otosansit’te gerçekleştirilen saha ziyaretlerinin, yeni dönem BTSO anlayışının da bir örneği olduğunu ifade eden Matlı, hizmetlerin yalnızca oda merkezinden yürütülmeyeceğini vurguladı. Vizyon 2040 kapsamında hayata geçirilmesi planlanan “BTSO Her Yerde “ve “Mobil Hizmet Noktaları” ile belge, başvuru, danışmanlık ve sorun kaydı gibi hizmetlerin çarşılara, ticaret merkezlerine ve sanayi sitelerine taşınacağını söyledi. Özer Matlı, “Üyemizin basit bir işlem ya da talebi için işini bırakıp Oda’ya gelmesini istemiyoruz. BTSO üyeye gidecek. Üyemizin ödediği aidatı azaltırken, oda üyeliğinden elde ettiği ekonomik karşılığı artıracağız. Finansmana erişimden ortak satın almaya, danışmanlıktan yeni iş bağlantılarına kadar BTSO’nun imkânlarını üyemizin günlük iş hayatında hissedeceği somut bir değere dönüştüreceğiz” dedi. “BURSA’NIN GÜCÜ SAHADA” Bursa ekonomisinin taşıyanıyla, üreteniyle, ticaret yapanıyla büyük bir bütün olduğunu vurgulayan Özer Matlı, BTSO’nun da bu bütünün her parçasına dokunan, üyelerinin ihtiyaçlarını doğrudan sahada dinleyen ve çözüm geliştiren bir yapıya kavuşması gerektiğini ifade etti: “Bursa’nın gücü sahada. Taşıyanın da, üretenin de, ticaret yapanın da sesini dinleyerek hareket edeceğiz. Üyemizin Oda’ya gelmesini bekleyen değil, üyesinin yanına giden; sorunları birlikte tespit edip çözümü birlikte üreten bir BTSO için çalışıyoruz.” mesajını veren Özer Matlı, Bursa iş dünyasının birlikte yönetim ve güçlü işbirliğiyle geleceğe hazırlanacağını vurguladı. Bursa Nakliyat Taşıyıcıları Komisyoncular Derneği’nden Kamyon Garajı’na, Otosansit yönetiminden sanayi sitesi esnafına uzanan ziyaret programı, Özer Matlı’nın “Sahada dinleyen, birlikte karar veren ve sonuç üreten BTSO” hedefinin sahadaki yansıması oldu.

MATLI: “BTSO’DA İLK İŞİMİZ BAĞIMSIZ DENETİM OLACAK” Haber

MATLI: “BTSO’DA İLK İŞİMİZ BAĞIMSIZ DENETİM OLACAK”

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, saha çalışmaları kapsamında Nilüfer Ticaret Merkezi İş İnsanları Derneği, Bursa Yeminli Mali Müşavirler Odası ve Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasının yönetim kurulu üyeleri ile bir araya geldi. İlk olarak NİLTİMDER Yönetim Kurulu Başkanı Ali Haydar Zeydanlı ve yönetim kurulu üyeleriyle görüşen Matlı, ardından bölgedeki firmaları ziyaret etti. Programın devamında Bursa Yeminli Mali Müşavirler Odası (YMM) Başkanı İhsan Akar ve Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (SMMM) Başkanı Hüseyin Halil ile oda yönetimleri ve meslek mensuplarıyla görüşmeler gerçekleştirildi. “Üyemizi yalnızca aidat ödeyen biri olarak görmeyeceğiz. Aidatları düşüreceğiz.” NİLTİMDER ziyaretinde işletmelerin erişim ve yeni müşterilere ulaşma konusunda yaşadığı sorunları dinleyen Matlı, BTSO’nun üyeye doğrudan ekonomik değer üretmesi gerektiğini söyledi. Üyeye Değer Paketi kapsamında faaliyet belgesinin ücretsiz olacağını, aidatını ödemiş üyelerin yılda beş temel belgeyi ücretsiz alacağını ve aidatların düşürüleceğini belirten Matlı, şu değerlendirmede bulundu: “Üyemizin ödediği aidat üzerinden yapamazsın diyorlar. Üyemizin ödediği aidatları düşüreceğiz. Bunun karşılığı 5174 sayılı kanunda var. TOBB’un belirlediği bir taban ve tavan var. Bu baremler arasında yıllık aidatı belirlemek odaların yetkisinde. İsrafı keser, öncelikleri doğru belirlerseniz doğru şeyleri yapabilirsiniz. Üyemizi yalnızca aidat ödeyen ve belge alan biri olarak göremeyiz. BTSO’nun büyüklüğü, üyenin günlük işine maliyet avantajı, finansman, yeni müşteri ve daha hızlı hizmet olarak yansımalıdır. Üyemiz ödediğinin kxsarşılığını doğrudan kendi işletmesinde görecek.” Matlı, NİLTİMDER üyelerine bu hafta içinde basınla paylaşılacak olan Bursa Ekonomisi Dönüşüm Planı bünyesinde bulunan Nefes Kredileri başta olmak üzere etkisi doğrudan küçük işletmelere dokunacak ve rahatlatacak Finansmana Erişim Merkezi, BTSO Birlikte Alım, Bursa İş Ağı, Bursa Ticaret Kampüsleri, ve BTSO Her Yerde projeleri hakkında da bilgi verdi. Ayrıca, yeni alanların dışında mevcut ticaret ve sanayi sitelerinde “yerinde iyileştirme” kapsamında temel altyapı geliştirmeleri, kreş gibi temel donatılar konusunda da çözüm geliştirdiklerini aktardı. “Şeffaflık bir vaat değil, yönetim standardı olacak” YMM ve SMMM odaları ziyaretlerinin ana gündemini ise BTSO’da mali şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız denetim oluşturdu. Göreve gelir gelmez BTSO’nun ve iştiraklerinin mevcut mali durumunun bağımsız denetime açılacağını açıklayan Matlı, şöyle konuştu: “BTSO’nun kaynağı 60 bin üyemize aittir. Üye, kaynağının nereye harcandığını, iştiraklerin nasıl yönetildiğini ve yapılan yatırımların hangi sonucu ürettiğini bilmelidir. Göreve gelir gelmez BTSO bütçesini, proje harcamalarını, satın alma süreçlerini, mali yükümlülüklerini ve iştiraklerin performansını yetkili bir bağımsız denetime tabii tutacağız. Burada hem YMM hem de SMMM odaları ile işbirliği içinde olacağız. Bağımsız denetimin yalnızca göreve başlarken yapılacak tek seferlik bir çalışma olmayacağını vurgulayan Matlı, denetimlerin düzenli olarak tekrarlanacağını ve sonuçların üyelerle paylaşılacağını söyledi. Meslek odaları sürece doğrudan katılacak Bağımsız denetim sürecinin Bursa YMM ve SMMM odalarının katkısıyla yürütüleceğini belirten Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “BTSO’nun şu anda web sitesini açın, bakın. “Mali Politikamız” başlığı altında yönetim kurulunun istediği durumlarda bağımsız denetimi çalıştırabileceği yazıyor. Bugüne kadar yapılmadı. Ama biz göreve geldiğimizde yapacağız. Denetim, yetkili ve bağımsız bir yapı tarafından gerçekleştirecek. Bununla birlikte YMM ve SMMM odalarımızın hatta tercih edeceği meslek mensupları; denetimin kapsamının belirlenmesine, sürecin izlenmesine ve sonuçların değerlendirilmesine katkı verecek. Bağımsız denetim sonuçlarını düzenli olarak üyelerimizin bilgisine sunacağız.” Denetim sonuçlarının Şeffaflık Portalı üzerinden yayınlanacağını ifade eden Matlı, BTSO bütçesinin, büyük proje harcamalarının ve iştirak performanslarının anlaşılır ve karşılaştırılabilir biçimde üyelerin erişimine açılacağını kaydetti. “Hiçbir meslek grubuyla rekabet etmeyeceğiz” YMM ve SMMM’lerin işletmeler ile kamu arasındaki mali sistemin en önemli taşıyıcılarından olduğunu söyleyen Matlı, hizmeti üyelerinin ayaklarına götüreceklerini ve BTSO’nun hiçbir meslek grubunun sunduğu hizmetlerin eş değerini kendi bünyesinde üretmeyeceğini vurguladı. “Meslek mensuplarımız sürekli değişen mevzuatın, işletmelerin mali sorunlarının ve kamu ile mükellef arasındaki iş yükünün önemli bölümünü taşıyor. BTSO, meslek mensuplarıyla rekabet eden değil, onların uzmanlığından yararlanan bir kurum olacak. Ücretsiz ilk mali değerlendirme ve danışmanlık hizmetlerini odalarımızın katkısı ve tercih edecekleri üyelerle birlikte yürüteceğiz.” Matlı ayrıca Ankara Masası, Bursa Ekonomik Gelişim Enstitüsü, Check Up 360° ve Bursa Dönüşüm Pusulası projelerinde YMM ve SMMM’lerin bilgi ve saha deneyiminden yararlanılacağını ifade etti. Kararlar üyelerle birlikte alınacak BTSO’da büyük yatırımların, sektörel önceliklerin ve üyeleri doğrudan ilgilendiren kararların dar bir çevrede alınmayacağını belirten Matlı, sözlerini şöyle tamamladı: “Şeffaflık yalnızca rakamları açıklamak, birlikte yönetim de yalnızca üyeyi dinlemek değildir. Üye kararın hazırlanmasına katılacak, bütçeyi ve uygulamayı izleyecek, ortaya çıkan sonucu görecek. Biz, 60 bin üyemizin söz sahibi olduğu, kaynağının hesabını verebilen ve gücünü doğrudan üyeye yansıtan bir BTSO için çalışıyoruz.” “KOBİ OSB, olmazsa olmaz ama şehrin farklı bölgelerinde olmalı” Matlı, Bursa SMMM Odası ziyaretinde KOBİ’lerin uygun üretim alanlarına erişiminin de öncelikli konulardan biri olduğunu belirterek, “KOBİ OSB Bursa için olmazsa olmaz. Ancak bu ihtiyacı tek bir bölgeye sıkıştıramayız. Bursa’nın batısında da doğusunda da KOBİ OSB olmalı.” dedi.

İNŞAAT SEKTÖRÜ ORTAK AKILDA BULUŞTU Haber

İNŞAAT SEKTÖRÜ ORTAK AKILDA BULUŞTU

Federasyon bünyesindeki derneklerin başkan ve başkan yardımcılarının katıldığı toplantıda, makroekonomik gelişmeler, finansmana erişim, inşaat maliyetleri, kentsel dönüşüm, yapı denetim sistemi, nitelikli iş gücü ve sektörün kurumsal temsiliyeti başta olmak üzere birçok stratejik konu ele alındı. Toplantı sonrasında yapılan değerlendirmede, sektörün mevcut sorunlarının çözümünün ancak kamu kurumları, yerel yönetimler, meslek kuruluşları ve sektör temsilcilerinin ortak aklıyla mümkün olabileceği vurgulanırken, İMSİFED'in çözüm odaklı çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceği ifade edildi. İMSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Demir, toplantının ardından yaptığı açıklamada, "İnşaat sektörü yalnızca konut üreten bir sektör değildir. Yaklaşık 250 alt sektörü besleyen, yüz binlerce kişiye istihdam sağlayan ve şehirlerimizin geleceğini şekillendiren stratejik bir üretim alanıdır. İMSİFED olarak sorunları dile getirmekle yetinmiyor, çözüm önerilerimizi ilgili kurumlarımızla paylaşarak sektörümüzün ve şehirlerimizin geleceğine katkı sunmayı görev kabul ediyoruz. Özellikle deprem gerçeğiyle yaşayan Bursa'mız için kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması ve finansman imkânlarının güçlendirilmesi artık ertelenemeyecek bir ihtiyaçtır" dedi. "Sektörel İstikrarı Korumak ve Konuta Erişimi Kolaylaştırmak Önceliğimiz Olmalı" Yönetim Kurulu toplantısında ilk olarak makroekonomik gelişmeler, inşaat maliyetleri ve bu gelişmelerin konut üretimine etkileri ele alındı. Konut satışları ile yapı izin istatistikleri incelenirken, sektörün sürdürülebilir üretim yapısını koruyabilmesi için kamu ve özel sektörün ortak adımlar atmasının önemine dikkat çekildi. Finansmana erişimin kolaylaştırılmasının hem üreticiler hem de vatandaşlar açısından kritik önem taşıdığı belirtilerek “"Bankaların konut ve ticari kredilerde uyguladığı yüksek faiz oranları, ağır teminat şartları ve krediye erişimde yaşanan zorlukların hafifletilmesi, hem üretimin devamlılığı hem de vatandaşlarımızın güvenli konutlara ulaşabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Finansmana erişim bugün yalnızca sektörümüzün değil, toplumun ortak meselesidir" değerlendirilmesinde bulunuldu. "Kentsel Dönüşüm Destekleri Bursa'yı da Kapsayacak Şekilde Genişletilmeli" Toplantıda deprem gerçeği karşısında kentsel dönüşümün hızlandırılmasının zorunluluğu vurgulandı. İMSİFED Yönetim Kurulu "Yarısı Bizden" ve 3 milyon TL'ye kadar dönüşüm kredisi gibi uygulamaların yalnızca belirli illerle sınırlı kalmaması, deprem riski yüksek Bursa başta olmak üzere Marmara Bölgesi'ni de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda İMSİFED'in önerileri; artan inşaat maliyetleri dikkate alınarak teşvikler, muafiyetler ve kira yardımlarının güncellenmesi, ada bazlı dönüşüm, parsel birleştirmeleri ve riskli alan projelerinin de teşvik kapsamına alınması, Bursa için kamu bankaları ve yerel yönetimlerin iş birliğiyle uzun vadeli ve uygun maliyetli dönüşüm finansman modellerinin oluşturulması, Bakanlık tarafından sağlanan hibe, kredi ve rezerv alan desteklerinin deprem riski yüksek Bursa ve çevresinde daha etkin kullandırılması şeklinde sıralandı. İMSİFED, bu konuda ilgili tüm kurumlarla yapıcı diyalog ve iş birliğini sürdüreceğini belirtti. Toplantıda sektörün en önemli yapısal sorunlarından biri olan nitelikli iş gücü eksikliği de öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı. Kalifiye usta, kalıpçı, demirci ve operatör ihtiyacının her geçen gün arttığına dikkat çekilirken; mesleki eğitimin güçlendirilmesi gençlerin sektöre yönlendirilmesi ve kamu-özel sektör iş birliğiyle yeni eğitim modellerinin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekildi. "Yapı Denetim Sistemi Güçlenmeli, Üretimi Zorlaştırmamalıdır" Güvenli yapılaşma süreçlerinde denetim mekanizmalarının önemli bir rolü olduğunu belirten İMSİFED Yönetim Kurulu, yapı denetim sisteminin sistemin asıl başarısının şantiyelerdeki üretim akışını kesintiye uğratmadan, kolaylaştırıcı bir yaklaşımla kurgulanmasında yattığını vurguladı. Federasyonun teklifinin, yapı denetimini zayıflatmaya değil, sistemi daha etkin, öngörülebilir ve sürdürülebilir hale getirmeye yönelik olduğu dile getirilirken, küçük metrekareli projelerde yapı denetim hizmet bedellerinin daha dengeli hale getirilmesi, bölgesel uygulama farklılıklarının giderilmesi, risk esaslı ve proje büyüklüğüne göre farklılaştırılmış denetim modellerinin geliştirilmesi ile güvenli yapı üretimini aksatmayacak, uygulamayı kolaylaştıracak düzenlemelerin hayata geçirilmesine yönelik önerilerde görüş birliğine varıldı. "Sektörün Güçlü Temsiliyeti Ortak Sorumluluğumuzdur" İMSİFED Yönetim Kurulu, sektörün karar alma mekanizmalarında daha etkin temsil edilmesinin önemine de dikkat çekti. Bu kapsamda federasyona bağlı derneklerin ortak hareket kültürünü güçlendirmesi, Ticaret ve Sanayi Odaları başta olmak üzere sektörün temsil edildiği platformlarda inşaat sektörünün daha güçlü ve etkin şekilde temsil edilmesi gerektiği vurgulandı. İMSİFED, bu süreçte koordinasyonu güçlendirmeye ve ortak akıl anlayışıyla hareket etmeye devam edeceğini ifade etti. Toplantının sonunda İMSİFED Yönetim Kurulu, sektörün sorunlarını yalnızca tespit eden değil, çözüm önerileri geliştiren, kamu kurumlarıyla iş birliği içerisinde hareket eden ve ülkemizin güvenli şehirler hedefi doğrultusunda sorumluluk üstlenen bir anlayışla çalışmalarını sürdüreceğini vurguladı. İMSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Demir açıklamasını "Güçlü bir inşaat sektörü güçlü şehirler, güçlü ekonomi ve güvenli yaşam alanları demektir. İnşaat Müteahhitleri Sanayicileri ve İş İnsanları Federasyonu olarak ortak akla, istişareye ve çözüm üretmeye dayalı anlayışımızı sürdürecek; Bursa'mızın ve ülkemizin geleceği için üzerimize düşen her sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz" diyerek tamamladı.

Özer Matlı: “BTSO’nun Gücü, Üyesinin Güvencesi Olacak” Haber

Özer Matlı: “BTSO’nun Gücü, Üyesinin Güvencesi Olacak”

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, seçim çalışmaları kapsamında kentin ticari hayatının farklı kesimleriyle buluşmayı sürdürüyor. Birlikte yönetim anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Matlı, Bursa Kent Hali Sebze ve Meyve Komisyoncu İş Adamları Derneği'nin ev sahipliğinde düzenlenen programda hal esnafıyla bir araya geldi. İş yerlerini ziyaret edip esnafa hayırlı işler dileyen Özer Matlı, sektör temsilcilerinin talep ve önerilerini dinledi. Gerçekleşen buluşmada; artan işletme maliyetleri, lojistik altyapısı, finansmana erişim, depolama imkanları ve sektörün geleceğine ilişkin beklentiler ele alındı. Tarımın Sesi BTSO'da Artık Daha Güçlü Duyulacak" Tarım ve gıda sektörünün Bursa ekonomisinin temel yapı taşlarından biri olduğunu vurgulayan Özer Matlı, BTSO'nun tüm sektörleri kapsayan bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini söyledi. Matlı, "Ben de tarımın içinden gelen bir ailenin evladıyım. Buradaki emeğin ne kadar büyük fedakârlık gerektirdiğini çok iyi biliyorum. Bursa otomotiviyle, tekstiliyle güçlü bir şehir ama aynı zamanda çok önemli bir tarım şehridir. Buna rağmen üreten, emek veren, tarlada olan insanların sesi yeterince duyulmuyor. Yeni dönemde tarımın da konuşulduğu, KOBİ'lerin ve esnafın daha güçlü temsil edildiği bir BTSO oluşturmak istiyoruz” dedi. Tarımın stratejik önemine dikkat çeken Özer Matlı, "Savunma sanayinin ardından en stratejik sektör gıdadır. Bursa'nın en önemli değerlerinden biri olan verimli tarım arazilerini koruyarak üretimi desteklemek zorundayız. Bursa büyürken kendi kimliğini de korumalıdır” ifadelerini kullandı. Başkan Matlı, "Üretiminde ilk sıralarda olduğumuz Deveci armudu, Bursa siyahı incir, dağ çileği, ahududu, enginar gibi ürünlerimiz başta olmak üzere, Bursa’ya özgü tarımsal değerlerimizi katma değerli hale getirmek için çalışacağız. Kurutma, işleme, paketleme gibi alanlarda sektörümüze destek sağlayacak; coğrafi işaretli ürünlerimizin markalaşmasına katkı sunarak bu ürünlerimizin ulusal ölçekte daha güçlü satış kanallarına ulaşması için somut adımlar atacağız" dedi. "Her Sektörün Kendini Temsil Edilmiş Hissettiği Bir BTSO Kuracağız" BTSO'nun yalnızca temsil eden değil, üyelerinin sorunlarına çözüm geliştiren bir kurum olması gerektiğini belirten Matlı, oda bünyesinde sektörlere yönelik güçlü bir veri altyapısı oluşturacaklarını söyledi. Matlı, "Sorun neredeyse çözümü de orada üretmek zorundayız. Üretim maliyetlerini nasıl düşürürüz, depolama imkanlarını nasıl geliştiririz, üyelerimizin finansmana erişimini nasıl kolaylaştırırız, bunların çalışmasını yapacağız. Tarımsal veriyi doğru analiz eden güçlü bir veri tabanı oluşturacağız. Her sektörün söz sahibi olduğu, üyelerini dinleyen, sorunlara çözüm üreten bir BTSO inşa edeceğiz" diye konuştu. "BTSO'nun Gücü Üyelerinin Gücü Olacak" Amaçlarının yalnızca seçim kazanmak değil, Bursa'nın üretim ve ticaret potansiyelini daha ileri taşımak olduğunu dile getiren Özer Matlı, "Biz bu yola makam için değil, Bursa'nın geleceği için çıktık. Üretenin, çalışanının, esnafın, KOBİ'nin ve ticaretin her halkasının kendisini güçlü hissettiği bir BTSO oluşturacağız. Nasip olursa üyelerinin sorunlarına gerçek çözümler üreten, sahayla sürekli temas halinde olan bir yönetim anlayışını hayata geçireceğiz" dedi. Akyol'dan Matlı'ya Destek Mesajı Bursa Kent Hali Sebze ve Meyve Komisyoncu İş Adamları Derneği Başkanı Aydın Akyol ise konuşmasında Özer Matlı ve ekibine başarı dileklerini iletti. Akyol, "Halimizde sizleri ağırlamaktan büyük onur ve mutluluk duyuyoruz. Sayın Özer Matlı'nın çıktığı bu yolun hayırlı olacağına inanıyorum. Kendisiyle gönül gönüleyiz. Elimizden gelen desteği vermeye hazırız. Başkanımızın bu süreci büyük bir özveriyle yürüttüğünü ve arkasında güçlü bir ekibin bulunduğunu görüyoruz. Çıktığı bu yolda kendisine başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı.

TOBB Nefes Kredisi yeniden başlıyor Haber

TOBB Nefes Kredisi yeniden başlıyor

TOBB, KGF ve Bankaların işbirliğinde verilecek kredide, 24 ay vadeye kadar yıllık yüzde 36, 24 ay üzerindeki vadelerde ise yıllık yüzde 34 faiz uygulanacak. Kredi 6 ay anapara ödemesiz dönem dâhil, toplam azami 48 ay vadeli olacak. Bir firmanın kullanabileceği azami kredi limiti 3 milyon TL olarak belirlendi. Yeni TOBB Nefes Kredisi kapsamında ilk dilim olarak 25 milyar TL kullanıma açılacak, bu yıl içerisinde duyurulacak ilave limitlerle kredi hacminin 100 milyar Türk Lirası’na ulaşması hedefleniyor. Reel sektöre yeni finansman desteği geliyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Bankaların el ele vermesiyle, KOBİ’lere destek olmak için oluşturulan TOBB Nefes Kredisi’nde yeni dönem 8 Haziran 2026 (Pazartesi) tarihi itibariyle başlıyor. KOBİ’lere uygun koşullarda finansman desteği sağlamayı amaçlayan krediye TOBB'a bağlı tüm Oda-Borsa üyesi işletmeler başvurabilecek. -Şartlar ve vade İşletmeler, TOBB Nefes Kredisi başvurularını Akbank, Denizbank, QNB Bank, Ziraat Bankası, Garanti Bankası, Halkbank, Vakıfbank, Yapı ve Kredi Bankası ve Ziraat Katılım Bankası şubelerine yapabilecek. Bir firma azami 3 milyon TL kredi kullanabilecek. Krediler, 6 ay anapara ödemesiz dönem dâhil, azami 48 ay vadeli olacak. Kredi, 24 aya kadar yıllık yüzde 36, 24 ay üzerinde ise yıllık yüzde 34 faizle kullandırılacak. Yeni TOBB Nefes Kredisi kapsamında ilk dilim olarak 25 milyar TL kullanıma açılacak, bu yıl içerisinde duyurulacak ilave limitlerle kredi hacminin 100 milyar Türk Lirası’na ulaşması hedefleniyor. Ekonomi yönetimiyle sağlanan koordinasyon ve başta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olmak üzere bankaların yakın işbirliğiyle Kredi Garanti Fonu’nun Özkaynak Kefalet Programı kapsamında hayata geçirilen TOBB Nefes Kredisi’nden 2025 yılında 61 bin firma yararlanırken, 81 milyar toplam kredi hacmine ulaşılmıştı. Finansmana erişim sorunu KOBİ’lerin yaşadığı en büyük sıkıntının finansmana erişim olduğunu belirten TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Sürekli vurguladığım en önemli problem finansmana erişim. Özellikle KOBİ kredilerine uygulanan büyüme sınırı krediye erişimi zorlaştırıyor. Böyle bir dönemde KOBİ’lerimize destek olmak için yeni bir kaynak oluşturduk. TOBB, Kredi Garanti Fonu ve Bankalar güç birliği yaptık. Amacımız zor günlerde KOBİ’lerimizin yanında durup çarkların dönmesini sağlamak. 2025 yılı içerisinde üç aşamada TOBB Nefes Kredisi'nden 61 bin firma yararlandı. KOBİ’lere sağladığımız destek 81 milyar Türk Lirası’na ulaştı. Kredi Garanti Fonu (KGF) Özkaynak Kefalet Programı kapsamında 2026 için de toplam 100 milyar Türk Lirası tutarında bir kredi hacmi oluşturmayı hedefliyoruz. Dilimler halinde kullandırılması planlanan bu yeni paketin 25 milyar Türk Lirası tutarındaki ilk dilimi üyelerimizin erişimine açılıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimsek'e, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'a, Kredi Garanti Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Özegen’e ve katılan tüm banka yöneticilerine verdikleri destek ve katkılardan dolayı teşekkür ediyorum. KOBİ’lerimizin doğru zamanda ve uygun maliyetlerle finansmana ulaşması; daha fazla yatırım, üretim, istihdam ve ihracat, dolayısıyla daha güçlü bir ekonomi demektir” diye konuştu. KİMLER BAŞVURABİLİR? TOBB'a bağlı Oda-Borsa üyesi işletmeler TOBB Nefes Kredisi'ne başvurabilir. NE ZAMAN BAŞLIYOR? Başvurular, 8 Haziran 2026 tarihi itibariyle başlıyor. KREDİ LİMİTİ TOBB Nefes Kredisi'nden bir firma azami 3 milyon TL kredi kullanabilecek. KREDİ HACMİ Kredi hacminin toplam büyüklüğü 100 milyar Türk Lirası olacak. İlk aşamada 25 milyar Türk Lirası iş dünyasının kullanımına sunulacak. ÖDEME KOŞULLARI Krediler, 6 ay anapara ödemesiz dönem dahil toplam azami 48 ay vadeli olacak. Kredi, 24 aya kadar yıllık yüzde 36, 24 ay üzeri yıllık yüzde 34 faizle kullandırılacak.

BUSİAD'da Ekonomi Değerlendirmesi: Riskler ve fırsatlar bir arada Haber

BUSİAD'da Ekonomi Değerlendirmesi: Riskler ve fırsatlar bir arada

BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu, BUSİAD Ekonomi Platformu tarafından ilki gerçekleştirilen ve 4 ayda bir tekrarlanacak olan “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumun sonunda yaptığı değerlendirmede, “Yalnızca Türkiye değil, tüm dünya ekonomik, siyasi ve jeoekonomik açıdan oldukça kırılgan bir dönemden geçiyor. Belirsizliklerin arttığı bu süreçte, değişimi doğru okuyabilmek her zamankinden daha önemli hale geliyor” dedi. BUSİAD Başkanı Hatunoğlu şöyle devam etti: “İçinde bulunduğumuz dönem riskler kadar fırsatlar da barındırıyor. Bursa iş dünyası ve Türk sanayicisi ise tarih boyunca zorlu koşullarda ayakta kalmayı başarmış, dirençli ve esnek bir yapıya sahip olmuştur. Bugün de aynı dayanıklılığa sahibiz. Ancak bu süreçte iş dünyasının beklentileri de vardır. Özellikle finansa erişim, öngörülebilirlik ve rekabet gücünü destekleyecek regülasyonlar konusunda daha güçlü bir zemine ihtiyaç duyulduğunu düşünüyoruz. Bölgemizde belirsizlikler yaşanırken, Türkiye’nin doğru politikalar ve doğru dönüşüm adımlarıyla çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğine inanıyoruz.” Toplantının, BUSİAD Ekonomi Danışmanlarının iki değerli çalışmasının ışığında gerçekleştiğini de kaydeden Tuncer Hatunoğlu, “Bursa Uludağ Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Sayın Prof. Dr. Metin Özdemir tarafından uzun süredir hazırlanan BUSİAD İktisadi Yönelim Anketi’nde; üyelerimizin verdiği yanıtlar doğrultusunda talepte ılımlı bir yavaşlama eğilimi olduğu, maliyet baskılarının sürdüğü ve üretimde zayıflama işaretlerinin görüldüğü ortaya çıkıyor. Bu tablo, küresel ve jeoekonomik gelişmelerin reel sektör üzerindeki doğrudan etkisini açık biçimde gösteriyor. Yine Sayın Doç. Dr. Derya Hekim’in hazırladığı “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nda da; enerji maliyetleri, ihracat pazarlarındaki daralma, küresel belirsizlikler ve enflasyonla mücadele sürecinin ekonomimiz üzerindeki etkilerini detaylı şekilde dinledik. Ancak aynı zamanda Türk iş dünyasının esnekliği, üretim kültürü ve uyum kabiliyeti sayesinde yeni fırsat alanlarının da oluşabileceğini gördük” ifadelerini kullandı. Hatunoğlu, BUSİAD’ın yaklaşımının net olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Önümüzdeki dönemde jeopolitik ve ekonomik dalgalanmaların devam edeceği gerçeğini kabul ederek hareket etmek zorundayız. Özellikle enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olmamız nedeniyle maliyet baskılarını tamamen kontrol edebilmemiz kolay görünmüyor. Bu nedenle çözüm alanlarımızı; verimlilik, dijital dönüşüm, yeni pazarlar, katma değerli üretim ve rekabet gücünü artıracak yapısal dönüşümler olarak görüyoruz. İş dünyası olarak bizler; verimliliğimizi artırmaya, yeni pazarlara ulaşmaya, dönüşüm süreçlerine uyum sağlamaya çalışırken; karar vericilerden de özellikle finansmana erişim, yatırım ortamı ve rekabet gücünü destekleyecek düzenlemeler konusunda destek bekliyoruz. BUSİAD olarak ekonomiyi yalnızca takip eden değil; iş dünyasına yön gösteren, veri üreten, analiz yapan ve ortak akla katkı sağlayan bir yapı olmaya devam edeceğiz.” DEĞİŞEN DÜNYA... BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ekonomi Komitesi Sorumlusu Ali Kerem Alptemoçin ise toplantının açılışında yaptığı konuşmada, “Son beş yılda dünya ekonomisi yalnızca değişmedi; kuralları yeniden yazıldı. 2020 yılında başlayan pandemiyle birlikte, uzun yıllardır alışık olduğumuz küresel düzen yerini daha karmaşık, daha kırılgan ve aynı zamanda daha hızlı tepki veren bir yapıya bıraktı. Bu süreçte yaşanan gelişmeler yalnızca ekonomik dengeleri değil; toplumların davranış biçimlerini, devletlerin politika tercihlerini ve şirketlerin iş yapma modellerini de köklü şekilde dönüştürdü. Artık ekonomik sürdürülebilirlik, doğrudan bir ulusal güvenlik meselesi haline gelmektedir ” dedi. “Jeoekonomi artık dış politikanın tamamlayıcı bir unsuru değil; doğrudan belirleyici araçlarından biri haline gelmiştir” diyen Alptemoçin, “Şirketler, yalnızca kendi sektör dinamiklerine odaklanmaları yeterli olmamakta; küresel gelişmeleri, makroekonomik eğilimleri ve jeoekonomik riskleri bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmeleri gerekmektedir” ifadesini kullandı. Alptemoçin, şöyle devam etti: “Türkiye ise bu dönüşümün tam merkezinde yer almaktadır. Jeopolitik konumumuz, beraberinde hem önemli riskler hem de güçlü fırsatlar getirmektedir. Kısa vadede enerji fiyatları, enflasyon ve maliyet baskıları gibi zorluklar öne çıkarken; uzun vadede Türkiye’nin enerji ve lojistikte alternatif bir merkez olma potansiyeli giderek güçlenmektedir. ÇEVİK İŞ DÜNYASI... Tüm risklere rağmen gerektiğinde hızlı büyüyebilen, gerektiğinde de hızlı küçülebilen, çevik, değişen koşullara hızla uyum sağlayabilen bir iş dünyamız var. Farkında olmasak da, 2020’den bu yana yaşanan zorlukların, bizi daha güçlü, daha esnek ve daha rekabetçi bir yapıya hazırladığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Önümüzdeki dönemde küresel koşulların normalleşmesiyle birlikte, firmalarımızın bu birikimle çok daha güçlü bir performans sergileyeceğini düşünüyoruz.” BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alptemoçin, BUSİAD’ın bu dönüşüm sürecini daha yakından takip etmek, güvenilir veri ve analizlerle iş dünyasına yön göstermek amacıyla çalışmalar sürdürdüğünü de kaydetti. Alptemoçin bu çalışmaları da şöyle dile getirdi: “Bu çerçevede Ekonomi Komitemiz bünyesinde; Daha ziyade ülkemizin makro ekonomik gelişmelerine odaklandığımız Ekonomi Platformu, Küresel ve bölgesel jeopolitik gelişmelere, risklere ve fırsatlara odaklanacağımız Jeoekonomi Platformu, firmalarımızın karlılıklarını koruyabilmeleri ve yurtdışında gelişim gösterebilmeleri için vaka analizlerinin ele alınacağı Verimlilik ve Rekabetçilik Platformu Ve son olarak belirlenecek ülke veya bölgelere yönelik pazar geliştirmek isteyen firmalarımıza fikir vermek adına çalışacak Küresel İlişkiler Platformları olarak yapılandık. Bugün de, bu çalışmaların ilk çıktısı olarak“1. Çeyrek Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nu sizlerle paylaşacağız. Değerli üyelerimiz ve basınla paylaşılacak bu rapor yılda 3 kere, Mayıs, Eylül ve Aralık aylarında, İktisadi Yönelim Anketimizle beraber görüşlerinize sunulacaktır. Bu raporun, mevcut tabloyu birlikte değerlendirmek ve önümüzdeki döneme daha hazırlıklı bakabilmek adına ortak bir perspektif oluşturmasına katkı sağlamasını umuyoruz. Çünkü inanıyoruz ki; doğru okunan bir dünya, doğru konumlanmış bir Türkiye güçlü bir iş dünyası demektir.” ÜÇ BÜYÜK ŞOK... BUSİAD Ekonomi Danışmanlarından Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim de, “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumuyla dünya ve Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu özetledi. Doç. Dr. Hekim, 2026 yılının ilk çeyreğinin, küresel ekonomik düzeni eş zamanlı ve birbirini besleyen üç büyük şokun yeniden şekillendirdiği bir dönem olduğunu ifade ederken bunları; Orta Doğu'da patlak veren savaş ve Hürmüz Boğazı krizi, ABD'nin tarife politikasındaki köklü dönüşüm ve Avrupa'nın ticaret ile sanayi politikasında korumacı bir eksenle yeniden konumlanması olarak tanımladı. Doç. Dr. Hekim, “Bu üç gelişme birlikte, Türkiye ekonomisi için hem tarihsel ölçekte risk hem de stratejik fırsat barındıran olağan dışı bir konjonktür ortaya çıkarmıştır” diye konuştu. Petrol ve ham madde girdilerindeki artışın küresel ekonomide yavaşlamaya neden olabileceğini de kaydeden Doç. Dr. Hekim, “Türkiye'nin enerji ithalatına yüksek bağımlılığı, Hürmüz krizinin ekonomik maliyetini emsallerine kıyasla daha belirgin kılmaktadır. Enerji faturasındaki artışın cari açığı IMF'nin Ekim 2025 tahmininin iki katından fazla bir düzeye, GSYİH'nin yüzde 2.8'ine taşıması beklenmektedir. Bu baskı, hem döviz kurunu hem de enflasyon patikasını doğrudan zorlamaktadır” dedi. SEKTÖRLER... Merkez Bankası’nın savaşın yarattığı belirsizlik ortamında faiz indirimini gerçekleştirme kapasitesinin sınırlı olduğunu da kaydeden Doç. Dr. Hekim, sektörel bazlı değerlendirmesinde ise şunları kaydetti: “Otomotiv sektörü, AB tedarik zinciriyle entegrasyonunu ve ticari araç üretimindeki liderlik pozisyonunu 41.5 milyar dolarlık rekor ihracat performansıyla pekiştirmiştir. Tarım sektörü ise değer açısından rekor ihracat gerçekleştirirken, don ve kuraklık nedeniyle üretim tarafında son yılların en ağır darlığını yaşamıştır. Sektörün önümüzdeki çeyreklerdeki en kritik sınavı, küresel gübre kıtlığının 2026 yılı ekim sezonu ve verim düzeyleri üzerindeki yansımalarını yönetme kapasitesi olacaktır. Tekstil ve hazır giyim sektöründe ise yapısal kriz derinleşmektedir; iki yılda yüzde 230'u aşan konkordato artışı ve 380 bini aşkın istihdam kaybı, sektörün salt konjonktürel değil yapısal bir dönüşüm kıskacında olduğuna işaret etmektedir.” FIRSATLAR... 2026'nın ilk çeyreğinin, Türkiye ekonomisi açısından risklerin yönetilemez değil, ancak yönetilmesi güç bir boyuta ulaştığı bir eşik olarak tanımlayan Doç. Dr. Hekim, Türkiye için fırsat penceresini de şöyle dile getirdi: “Irak-Türkiye Boru Hattı üzerinden Ceyhan'a yönelik artan transit akışlar, Hürmüz krizinin ekonomik yükünü kısmen dengeleyici bir işlev görmektedir. Boru hatlarının Avrupa enerji çeşitlendirmesindeki artan stratejik önemi, diplomatik denge kapasitesi ve IAA kapsamında "güvenilir ortak" statüsünün yarattığı potansiyel; bu dönemde Türkiye'nin elinde bulundurduğu yapısal avantajlardır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.