Hava Durumu

#Felsefe

- Felsefe haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Felsefe haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BUSİAD'da 'Felsefe Söyleşileri' sürüyor Haber

BUSİAD'da 'Felsefe Söyleşileri' sürüyor

BUSİAD’ın geçmiş dönem başkanlarından Mehmet Arif Özer’in yönetiminde gerçekleştirilen etkinlikte, Prof. Dr. Metin Becermen, hayatın kendi başına bir anlamı olmadığını, hayatla kurduğumuz ilişkide bir anlam arayışımızın olduğunu ifade ederek, “Bu da hayatı, olan biteni, varlığı anlamlandırma çabasıdır” dedi. Hayatı anlamlandırmaya ilişkin insanların hikayeleştirme çalışmalarının mitosları yarattığını da kaydeden Prof. Dr. Becermen, “Felsefe ise bir bilgi koyma, anlam bağı kurma çabası içeriyor” diye konuştu. Felsefe dünyasında tarihsel dönüşümler hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Becermen, rasyonelliğin öne çıkmasıyla değişen bir süreç olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Becermen, “Dünya kötü, hayat kötü diyoruz. Hayır. Bizim hayatla kurduğumuz bağda bir sorun var. Farklı bir bağ kurulabilir. İnsan-dünya bağının son dönemde yeniden anlamlandırılmaya çalışıldığını görüyoruz” dedi. Becermen sözlerini, “Makineler düşünürse; akılla değil, zekayla düşünür. Değerler üzerinden aklı kullanarak düşünemez. Yapay zekadan akıl yürütmesini bekleyemeyiz. İnsan-yapay zeka ilişkimizde öyle egemen olmuş ki, İnsanın evrene, doğaya, dünyaya ve hayata yabancılaşmasını da beraberinde getiriyor. Bu da insan türünün geleceği açısından bir tehlike oluşturuyor. Tehlikenin olduğu yerde koruyucu güç güçlenir. Evrenle bağımız üzerine yeniden düşünmemiz ve bu bağı kurmamız gerekiyor. Düşünmeye sadakatle bağlı olmamız gerekiyor. Düşünmüyoruz, evrenle bağımız konusunda. Günümüzde evrenle bağı korumadan teknik olanın egemenliğine teslim etmiş durumdayız” diye tamamladı. Soruları da yanıtlayan Prof. Dr. Metin Becermen ve Mehmet Arif Özer’e Çağdaş Eğitim Kooperatifi'nin “Kır Çiçekleri Okusun Diye” sosyal sorumluluk projesine adına yapılan bağışın sertifikası ve anı çinisi, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hüsamettin Çoban tarafından verildi.

Osmangazi’de yapay zekaya felsefi bakış Haber

Osmangazi’de yapay zekaya felsefi bakış

Kültür ve düşünce hayatına katkı sunmayı amaçlayan Osmangazi Belediyesi, Hisar Arkeopark içerisinde yer alan Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi Konferans Salonu’nda Bursa Uludağ Üniversitesi ve Açık Seçik Felsefe işbirliğiyle anlamlı bir programa ev sahipliği yaptı. Bursa Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Zeynep Berke ile Prof. Dr. Kadir Çüçen’in katıldığı etkinlikte, yapay zekanın tarihsel gelişimi, insanlık için sunduğu fırsatlar ve beraberinde getirdiği ekonomik, politik, toplumsal ve kültürel riskler farklı yönleriyle değerlendirildi. Teknoloji ile insan arasındaki ilişkinin felsefi boyutlarının gündeme taşındığı programda, yapay zekaya ilişkin yaygın düşünceler ve geleceğe yönelik beklentiler üzerinde duruldu. “YAPAY ZEKA HAYATIMIZA NELER KATABİLİR, BİZDEN NELER GÖTÜREBİLİR?” Yapay zekanın yalnızca teknolojik bir gelişme olarak değil, insanlık tarihinin birikimiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Zeynep Berke, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: “Yapay zeka denildiğinde insanların aklında doğru ve yanlış pek çok bilgi bulunuyor. Bu durum zaman zaman endişe, korku ve öfkeyi de beraberinde getirebiliyor. İnsanlığın tarih boyunca neden teknolojiye ihtiyaç duyduğunu, bu gelişim sürecinin son halkalarından biri olan yapay zekanın hayatımıza neler katabileceğini ve bizden neler götürebileceğini ele alıyoruz. İnsanın cansız varlıklara bilinç kazandırma hayali aslında çok eskiye dayanıyor. Bugün bu hayalin yapay zeka teknolojisinde nasıl karşılık bulduğunu değerlendirirken, ekonomik, politik, toplumsal ve kültürel risklerini de tartışıyoruz. Yapay zekanın gelecekte insanlığa hangi alanlarda yeni imkanlar sunabileceğini ve hangi noktalarda tehlike oluşturabileceğini sorguluyoruz. Hisar Arkeopark içerisinde yer alan Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi de tarihi atmosferiyle felsefi tartışmalar için son derece anlamlı bir ortam sunuyor.” “OSMANGAZİ BELEDİYESİ ÇALIŞMAYA GÖNÜLDEN DESTEK VERDİ” Hisariçi Felsefe Buluşmaları’nın Bursa’nın akademik birikimini görünür kılmak açısından önemli olduğunu belirten Bursa Uludağ Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Çüçen ise Osmangazi Belediyesi’nin programa verdiği destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Etkinlik serisi kapsamında insanı merkeze alan sekiz konferans gerçekleştirileceğini belirten Çüçen, “Uludağ Üniversitesi’nden kadın filozoflarımız burada sekiz konferans verecek ve bu buluşmaların odağında insan olacak. Bunlar bizim öğrencilerimiz, meslektaşlarımız ve değerlerimiz. Biz bu değerlerimize sahip çıkmazsak başka kim sahip çıkacak? Osmangazi Belediyesi’nin bu çalışmaya gönülden destek vermesi bizleri çok mutlu etti. Kentin yetiştirdiği filozoflara sahip çıkması son derece değerli. Başta Belediye Başkanımız olmak üzere emeği geçen tüm çalışanlara teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Bursa'da 'Felsefe Buluşmaları' başlıyor Haber

Bursa'da 'Felsefe Buluşmaları' başlıyor

Bursa Büyükşehir Belediyesi, düşünce dünyasına katkı sunacak yeni bir etkinlik serisini Bursa’ya kazandırıyor. ‘Bursa Felsefe Buluşmaları’ adıyla gerçekleştirilecek söyleşi dizisinde, günümüz dünyasının hızlı dönüşümü felsefi bir perspektifle ele alınacak. ‘İnsan, hakikat, anlam, bağ ve gelecek’ kavramları etrafında şekillenecek buluşmalarda, değişen dünyada insanın konumu ve geleceği üzerine farklı disiplinlerden akademisyenler görüşlerini paylaşacak. İLK BULUŞMA 10 EKİM’DE ‘Bursa Felsefe Buluşmaları’nın ilk oturumu, 10 Ekim 2026 Cumartesi günü saat 16.00’da Tayyar Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Serinin açılış konuğu Prof. Dr. Ferudun Yılmaz olacak. Yılmaz, ‘Değişen Dünya, Sarsılan İnsan: Ekonomi, Kültür ve Siyasetin Yeni Krizleri’ başlıklı konuşmasıyla günümüz dünyasındaki dönüşümleri ve bu dönüşümlerin insan üzerindeki etkilerini değerlendirecek. Serinin ikinci buluşmasında Prof. Dr. Işıl Bravo ve Doç. Dr. Elif Madarbaş Gülen ‘Hakikat Kayboldu mu? Algoritmik Yönlendirme, Dezenformasyon, Bilgi Krizi’ başlığıyla bilgi çağının yeni sorunlarını ele alacak. 12 Aralık’ta Prof. Dr. Ali Utku ve Prof. Dr. Victoria Rowe Holbrook, ‘Edebiyat ve Felsefe Kavşağında İnsan’ konusunu tartışacak. 9 Ocak 2027’de Prof. Dr. Enis Doko ve Doç. Dr. Mehtap Doğan, ‘İnsanlığın Yeni Aynası: Yapay Zeka Çağında İnsan Olmak’ başlıklı buluşmada yapay zeka ve insan ilişkisini değerlendirecek. FELSEFEDEN BİLİME, AİLEDEN GELECEĞE Şubat ayında Prof. Dr. Türker Kılıç ve Prof. Dr. Çetin Balanuye ‘Bilim ve Anlam’, mart ayında Prof. Dr. A. Ayhan Çitil ve Prof. Dr. Kasım Küçükalp ‘İçimizdeki Fırtına: Modern İnsanın Zihinsel Buhranı’ başlıklarıyla Bursalılarla buluşacak. Nisan ayında Prof. Dr. Yayla Gül Ceren Karataş ve Doç. Dr. Şeyma Kömürcüoğlu, ‘Köklerde ve Kanatlarda: Aile, Kuşaklar ve Bağlar’ başlığını ele alırken, serinin 8 Mayıs 2027’deki final buluşmasında İhsan Fazlıoğlu, ‘Geleceğe Ne Bırakacağız?’ sorusunun izini sürecek. Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen programın yürütücülüğünü Prof. Dr. Funda Güngör ve Doç. Dr. Mehmet Fatih Elmas üstleniyor. Oturumları takip etmek isteyen Bursalılar https://www.bursa.bel.tr/etkinlik/bursa-felsefe-bulusmalari-1570 adresinden kayıt yaptırabilir.

Bursa Nilüfer’de çocuklar bu yaz “Toprağın İzinde” Haber

Bursa Nilüfer’de çocuklar bu yaz “Toprağın İzinde”

Nilüfer Belediyesi, çocukların yaz aylarını verimli ve keyifli aktivitelerle değerlendirmesi amacıyla “Ders Arası Çocuk Öğrenme” programını hayata geçirdi. 6 – 29 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen program, Nilüfer’in hem kırsal hem de merkez mahallelerindeki 8 – 10 yaş grubu çocukları bir araya getiriyor. Görsel sanatlar, ekoloji, felsefe, drama, müzik, mimarlık, arkeoloji ve gezi gibi geniş bir yelpazeye yayılan etkinlikler, çocuklara doğayı ve kültürü yaşayarak öğrenme fırsatı sunuyor. Pancar Deposu’nda gerçekleştirilen programın ilk haftasına Yüzüncüyıl ve Üçevler mahallelerinde yaşayan çocuklar katıldı. Üç gün süren programın ilk gününde öğrenciler, Nilüfer Kent Bostanları’nı ziyaret ederek toprakla ve üretimle buluştu. Kent Bostanları ziyaretinin ardından öğrenciler, Pancar Deposu’ndaki; felsefe-drama, edebiyat-drama, ritim, temel fotoğraf eğitimi, doğal mürekkep üretimi ve mimarlık atölyelerine katıldı. 3 günlük programın son gününde ise çocukların rotası İznik oldu. Düzenlenen arkeoloji gezisi sayesinde bölgenin zengin kültürel mirasını ve tarihi dokusunu yerinde inceleme şansı bulan öğrenciler, geçmişe keyifli bir yolculuk yaptı. Çocukların sosyal ve kültürel gelişimine katkı sağlayan “Ders Arası Çocuk Öğrenme Programı”, önümüzdeki haftalarda da Nilüfer’in farklı mahallelerinden gelecek yeni öğrenci gruplarının katılımıyla 29 Temmuz’a kadar sürdürülecek.

BUSİAD'da felsefe söyleşilerine devam Haber

BUSİAD'da felsefe söyleşilerine devam

Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ogün Ürek’in yönetiminde gerçekleşen etkinliğe, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan konuşmacı olarak katıldı. “Felsefeyi hayattan kopuk görmemek gerekiyor. Nerede insan var orada felsefi bir problem de var” diyen Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan, “Felsefenin üzerinde durduğu konular hemen hemen hepimizi ilgilendiren konulardır. Sartre eser vermeye başladığından ölünceye kadar ifade ettiği bir cümlesi var. “Ben insanlığı korkunç tehlikelere karşı korumak için silahlanmıştım. Oysa herkes insanlığın yetkinliğe doğru yol aldığını söylüyor.” Burada şunu söylüyor. İnsanlık neredeyse orada insanlığa karşı bir tehdit vardır. Bizim görevimiz nerede insanlığa karşı tehdit varsa ona karşı güçlü olmak” dedi. Jean-Paul Sartre’ı, “varoluşçuluğun papası” olarak tanımlayan Prof Dr. Gündoğan, “Sartre ve Camus yazdıklarını yaşayan, yaşadıklarını yazan insanlardır. Gerçek hayat ve felsefe birbirinden ayrılmaz Sartre’a göre. Dünyanın neresinde bir problem varsa Sartre oradadır. Sartre aynı zamanda aydındır. Sartre göre aydın angaje olan bağlantılı olan kişidir. Aydın dediğimiz tavır bizim üstümüze vazife olmayan şeylere de karışan tavırdır. Sartre için filozofu başa alırız sanatçıyı ikinci sıraya alınır. Camus için tam tersi” diye konuştu. “20. yüzyılda iki felsefe yapma tarzı vardı. Biri varoluşçular, diğeri analitik felsefeciler. Varoluşçular insanın, hayatın varlığı, anlamı üzerinde dururlar” diyen Prof. Dr. Gündoğan, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “Bu iki tarz 20. yüzyılla birlikte bitmediğine inanıyoruz. 21. yüzyılda bizim Sartre gibilere ihtiyacımız var. 20. yüzyıldaki insan varlığının karşılaştığı tehdit ve tehlikeleri günümüzde kat kat yaşıyoruz. Eskiden teknik insan derdik. Artık Homo Digitalis var. Homo Sapiens artık kalkıyor. Savaş hiçbir zaman bitmedi. Öngörülemeyen bir dünyada yaşıyoruz. 10 yıl önce pandemi yaşayacağımızı hayal etmezdik. İnsanlığın içinde bulunduğu çok önemli bir tehdittir pandemi. Böyle bakınca günümüzde varoluşçuluğa ciddi ihtiyacı olduğunu düşünenlerdenim. Sartre’ın felsefesindeki ide, insanın özgürlüğünü ortaya çıkarmaktır. Bu temel felsefeyi başka bir kavramla ele almak gerekir sorumluluk. Özgürlük ve sorumluluk Sartre felsefesinin temelidir. İnsan demek özgürlük demektir, özgürlük demek insan demektir. Bu özgürlük bize bir sorumluluk da yükler. Sorumluluğun büyük bir ağırlığı vardır. Salt kendimden sorumlu değilim. Sartre da Camus’da insanı kurtarmaya çalışıyor. Camus’da başkaldırı, Sartre ise özgürlük öne çıkar. Başkaldırıda da özgürlük vardır. Başkaldıran insan hayır diyen insandır. Bu hayırı nasıl anlayacağız. Mutlak anlamda hayır Camus’da yoktur. Bir şeye hayır demek başka bir şeye evet demeyi barındırmalıdır. Kötülüğe karşı iyilik, savaşa karşı barışı olmalıdır. Olumsuz olana karşı olumlu olanı içinde bulunduran bir evetle biz absürt olanı aşabiliriz. Bu bireysel başlar. Sadece kendisi için değil. Sartre dünyanın öbür ucundakine karşı sorumluyum der. Veba adlı romanda Camus veba ile mücadele eden bir kahraman yazar. Başkaldırıyoruz öyleyse varız der Camus. İkisini bir araya getiren budur. Sartre eylem olarak bunu göstermiştir. Camus göstermemiştir.” Soruları da yanıtlayan Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan’a, etkinliğin sonunda Çağdaş Eğitim Kooperatifi'nin “Kır Çiçekleri Okusun Diye” sosyal sorumluluk projesine adına yapılan bağışın sertifikası, BUSİAD Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Başkanlarından Buğra Küçükkayalar ve Mehmet Arif Özer tarafından takdim edildi.

Osmangazi'de düşünmeye yön veren buluşmalar Haber

Osmangazi'de düşünmeye yön veren buluşmalar

Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları kapsamında düzenlenen etkinlikte, alanında uzman akademisyenler Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde Albert Camus’nün “Sisyphos Mitosu” üzerinden başkaldırı kavramını ve günümüz politikasındaki yansımalarını masaya yatırdı. Düşünce tarihinin en çarpıcı sorgulamalarından biri olan başkaldırı, hem felsefi boyutlarıyla hem de günümüz politik atmosferindeki yansımalarıyla kapsamlı biçimde tartışıldı. Akademisyenler, öğrenciler ve felsefeye ilgi duyan çok sayıda vatandaşın yoğun katılım gösterdiği programda, “Günümüz politik ortamında, politik bir tavır olarak doğru anlaşılmış Casmüs’cü anlamda bir başkaldırı anlayışı iş görür mü?” sorusuna cevap arandı. Derin bir sorgulamaya kapı aralayan programın moderatörlüğünü Bursa Uludağ Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Metin Becermen üstlenirken, Bursa Uludağ Üniversitesi Sistematik Felsefe Anabilim Dalı Başkanı Ogün Ürek, başkaldırı kavramını felsefi temeller çerçevesinde kapsamlı biçimde ele aldı. Başkaldırının insanı en değerli ve önemli yapan özelliği olduğunu söyleyen Bursa Uludağ Üniversitesi Sistematik Felsefe Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ogün Ürek, “Bugün ana kavramımız başkaldırı. Başkaldırı, bir tutum ve tavır olarak bana kalırsa insanı insan yapan en önemli ve en değerli özelliktir. Başkaldırmak; ‘hayır’ demek, ‘artık bu kadar da değil’ diyebilmektir. Bu noktada en önemli mesele, ‘hayır’ demeyi unutmamaktır. Çünkü ‘hayır’ demeyi unutmuş bir toplumun ne kendisine ne de başkalarına faydası olur. Peki ne yapmalıyız? Yapmamız gereken aslında çok açık. Çocuklarımıza okul öncesi dönemden başlayarak ‘hayır’ demeyi öğretmeliyiz. Ancak bunu bilinçli bir şekilde, neye ve neden ‘hayır’ dediğimizi açıklayabilecek bir dil ile yapmalıyız. Çocuklarımız gerektiğinde ‘hayır, ben bunu yapmam’ ya da ‘hayır, sen bunu bana yapamazsın’ diyebilmelidir. Eğer bunu başaramazsak, toplum olarak ‘hayır’ demeyi unuturuz. ‘Hayır’ demeyi unutan bir toplumdan ise kimseye bir fayda gelmez” şeklinde konuştu. “BAŞKALDIRI YALNIZCA BİR KAVRAM DEĞİLDİR” Günümüz sorunları üzerine başkaldırıyla ilgili konuştuklarını belirten Bursa Uludağ Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Metin Becermen ise, “Başkaldırı, yaşadığımız koşullar bakımından bugün ihtiyaç duyduğumuz temel kavramlardan biridir. Ancak başkaldırı yalnızca bir kavram değil; aynı zamanda eylemleri de beraberinde getiren bir zemin sunar. Dolayısıyla biz de bu zeminin ne anlama geldiğini, nasıl kurulabileceğini ve neden önemli olduğunu birlikte düşünmeye çalıştık. Bu çerçevenin önemini özellikle vurgulamak istedik” ifadelerini kullandı. Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ve Bursa Felsefe Kulübü Başkanı Gürkan Kaya, program sonunda akademisyenlere günün anısına plaket ve teşekkür belgeleri takdiminde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.