Hava Durumu

#Farkındalık Ayı

- Farkındalık Ayı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Farkındalık Ayı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nden DEAHB farkındalığı Haber

Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nden DEAHB farkındalığı

Çağdaş Eğitim Kooperatifi, DEAHB Farkındalık Ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada, çocukların dikkatlerini sürdürme, dürtülerini kontrol etme, günlük işlerini planlama ve davranışlarını düzenleme konusunda yaşayabildikleri güçlükleri ele aldı. Çocukların davranışlarının arkasındaki nedenlerin anlaşılmasının önemine vurgu yapılan açıklamada, ailelerin ve öğretmenlerin yaklaşımının çocukların gelişiminde belirleyici olabileceği ifade edildi. “YAPMAK İSTEMİYOR” DEĞİL, YAPMAKTA ZORLANIYOR OLABİLİR Açıklamada, ailelerden ve öğretmenlerden sıkça duyulan “Dikkatini verse yapacak”, “Çok zeki ama kendini derse vermiyor” ve “Kaç kere söyledim, yine unuttu” gibi ifadelerin, çocuğun yaşadığı güçlüklerin doğru anlaşılmasını engelleyebileceğine dikkat çekildi. DEAHB’nin yalnızca hareketlilik ya da dikkat eksikliğiyle sınırlı olmadığı belirtilerek, bu durumun dikkati düzenleme, dürtüleri kontrol etme, işe başlama ve bir görevi tamamlayana kadar sürdürme gibi becerileri etkileyebilen nörogelişimsel bir bozukluk olduğu aktarıldı. Her DEAHB’li çocuğun aynı belirtileri göstermediği vurgulanan açıklamada, bazı çocukların hareketlilikleri ve dürtüsel davranışlarıyla öne çıkarken bazılarının dalgınlık, unutkanlık ve başladığı işi tamamlayamama gibi daha az fark edilen güçlükler yaşayabildiği belirtildi. HER HAREKETLİ YA DA DALGIN ÇOCUK DEAHB’Lİ DEĞİL DEAHB’nin kötü ebeveynlik, tembellik, şımarıklık veya zekâ geriliği olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altı çizilen açıklamada, her hareketli ya da zaman zaman dalgın olan çocuğun bu bozukluğa sahip olmadığı da hatırlatıldı. Belirtilerin çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine göre değerlendirilmesi gerektiği ifade edilerek, güçlüklerin süreklilik göstermesi, birden fazla ortamda görülmesi ve çocuğun akademik, sosyal ya da günlük yaşamını olumsuz etkilemesinin önem taşıdığı kaydedildi. Tanı sürecinin tek bir testle yürütülemeyeceğine dikkat çekilen açıklamada, çocuğun gelişim öyküsünün, aileden alınan bilgilerin ve öğretmen gözlemlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Tanısal değerlendirmede çocuk ve ergen psikiyatristlerinin temel rol üstlendiği, ihtiyaç duyulması hâlinde farklı uzmanlık alanlarının da sürece katılabileceği ifade edildi. AİLE VE OKUL DESTEĞİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR DEAHB’li çocukların desteklenmesinde aile ve okul iş birliğinin önemine değinilen açıklamada, günlük rutinlerin oluşturulması, yönergelerin kısa ve anlaşılır biçimde verilmesi, görevlerin küçük adımlara ayrılması ve hareket molalarına yer açılması gibi uygulamaların yararlı olabileceği aktarıldı. Ayrıca çocukların olumlu davranışlarının fark edilmesi, çabalarının takdir edilmesi ve zorlandıkları becerilerin geliştirilebilir olduğunun kabul edilmesi gerektiği vurgulandı. Tedavi yaklaşımının ise çocuğun yaşına, belirtilerine ve bireysel ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiği ifade edildi. “AMAÇ ÇOCUĞU USLU HÂLE GETİRMEK DEĞİL” Açıklamada, DEAHB’ye yönelik desteğin amacının çocuğu yalnızca daha uyumlu davranmaya yönlendirmek olmadığı belirtilerek, çocuğun potansiyelini kullanmasının, öğrenmesinin, kendini düzenlemesinin ve sosyal ilişkilerini sürdürebilmesinin desteklenmesi gerektiği kaydedildi. Çocukların sürekli eleştirilmesinin zamanla kendilerine ilişkin olumsuz inançlar geliştirmelerine yol açabileceğine işaret edilen açıklamada, yetişkinlerin “Bunu neden yine yaptın?” sorusu yerine “Burada neyi yapmakta zorlandın?” sorusuna yönelmesinin önemine dikkat çekildi. Çağdaş Eğitim Kooperatifi, DEAHB farkındalığı kapsamında çocukları davranışları üzerinden etiketlemek yerine yaşadıkları güçlükleri anlamanın ve ihtiyaç duydukları desteği sağlamanın önemini vurguladı. Açıklama, çocukların yalnızca zorlandıkları alanlarla değil, güçlü yönleri, yetenekleri ve potansiyelleriyle de görülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Türk Kanser Derneği’nden meme kanserinde erken tanı çağrısı Haber

Türk Kanser Derneği’nden meme kanserinde erken tanı çağrısı

Türk Kanser Derneği, Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında erken tanı, zamanında tedavi ve hasta desteğinin önemine dikkat çekmek amacıyla basın toplantısı düzenledi. Rent Go’nun ulaşım sponsorluğunda gerçekleştirilen toplantıya alanında uzman hekimler, sanatçı Betül Demir, oyuncu Perihan Ünlücan, sunucu Yağmur Kalyoncu ve çok sayıda basın mensubu katıldı. “ERKEN FARK ETMEK VE HASTAYI YALNIZ BIRAKMAMAK HEPİMİZİN ORTAK SORUMLULUĞU” Toplantıda konuşan Türk Kanser Derneği Başkanı Burak Duruman, meme kanserinin yalnızca sağlık alanının değil, toplumun tamamının ortak meselesi olduğunu söyledi. Duruman, mücadelenin sadece hastalığın tedavisiyle sınırlı olmaması gerektiğini, hastaların ve ailelerin psikolojik, sosyal ve ekonomik açıdan da desteklenmesinin önem taşıdığını vurguladı. Duruman, kadınları sağlık kontrollerini ertelememeye davet ederek erken farkındalık ve zamanında erişimin yaşam kurtardığını belirtti. DÜNYA GENELİNDE MİLYONLARCA KADIN ETKİLENİYOR Toplantıda paylaşılan bilgilere göre, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2024 verilerine göre dünyada yaklaşık 2,4 milyon kadına meme kanseri tanısı konuldu ve 694 bin kadın bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirdi. Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türü olmayı sürdürüyor. Yaklaşık 8,2 milyon kadın ise meme kanseri tanısıyla yaşamını sürdürüyor. UZMANLARDAN ERKEN TANI VE KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ TEDAVİ MESAJI Toplantıda Prof. Dr. Yeşim Eralp, Prof. Dr. Berrin Pehlivan ve Doç. Dr. Aylin Hande Gökçe de meme kanserine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Yeşim Eralp, meme kanserinin tek tip bir hastalık olmadığını, biyolojik özelliklere ve evreye göre tedavi planının kişiselleştirilmesi gerektiğini söyledi. Eralp, erken evrede tanının tedavi açısından önemli avantajlar sağladığını belirtti. Prof. Dr. Berrin Pehlivan ise tedavinin cerrahi, tıbbi onkoloji ve radyasyon onkolojisinin birlikte ele alınmasıyla planlanması gerektiğini vurguladı. Modern radyoterapi yöntemleri sayesinde sağlıklı dokuların korunmasının mümkün hale geldiğini ifade etti. Doç. Dr. Aylin Hande Gökçe de memede veya koltuk altında ele gelen kitle, meme cildinde ya da meme başında değişiklik ve şekil farklılıklarının göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Gökçe, her değişikliğin kanser anlamına gelmediğini ancak şüpheli bulguların mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Türk Kanser Derneği, yürüttüğü çalışmalarla meme kanserine ilişkin doğru bilginin toplumun geniş kesimlerine ulaşmasını ve erken tanı konusunda farkındalığın artmasını hedefliyor. Dernek, kadınlara sağlıklarını ertelememeleri, düzenli kontrollerini yaptırmaları ve uzman önerilerini takip etmeleri çağrısında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.