Hava Durumu

#Enflasyon

- Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BUSİAD'da Ekonomi Değerlendirmesi: Riskler ve fırsatlar bir arada Haber

BUSİAD'da Ekonomi Değerlendirmesi: Riskler ve fırsatlar bir arada

BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu, BUSİAD Ekonomi Platformu tarafından ilki gerçekleştirilen ve 4 ayda bir tekrarlanacak olan “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumun sonunda yaptığı değerlendirmede, “Yalnızca Türkiye değil, tüm dünya ekonomik, siyasi ve jeoekonomik açıdan oldukça kırılgan bir dönemden geçiyor. Belirsizliklerin arttığı bu süreçte, değişimi doğru okuyabilmek her zamankinden daha önemli hale geliyor” dedi. BUSİAD Başkanı Hatunoğlu şöyle devam etti: “İçinde bulunduğumuz dönem riskler kadar fırsatlar da barındırıyor. Bursa iş dünyası ve Türk sanayicisi ise tarih boyunca zorlu koşullarda ayakta kalmayı başarmış, dirençli ve esnek bir yapıya sahip olmuştur. Bugün de aynı dayanıklılığa sahibiz. Ancak bu süreçte iş dünyasının beklentileri de vardır. Özellikle finansa erişim, öngörülebilirlik ve rekabet gücünü destekleyecek regülasyonlar konusunda daha güçlü bir zemine ihtiyaç duyulduğunu düşünüyoruz. Bölgemizde belirsizlikler yaşanırken, Türkiye’nin doğru politikalar ve doğru dönüşüm adımlarıyla çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğine inanıyoruz.” Toplantının, BUSİAD Ekonomi Danışmanlarının iki değerli çalışmasının ışığında gerçekleştiğini de kaydeden Tuncer Hatunoğlu, “Bursa Uludağ Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Sayın Prof. Dr. Metin Özdemir tarafından uzun süredir hazırlanan BUSİAD İktisadi Yönelim Anketi’nde; üyelerimizin verdiği yanıtlar doğrultusunda talepte ılımlı bir yavaşlama eğilimi olduğu, maliyet baskılarının sürdüğü ve üretimde zayıflama işaretlerinin görüldüğü ortaya çıkıyor. Bu tablo, küresel ve jeoekonomik gelişmelerin reel sektör üzerindeki doğrudan etkisini açık biçimde gösteriyor. Yine Sayın Doç. Dr. Derya Hekim’in hazırladığı “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nda da; enerji maliyetleri, ihracat pazarlarındaki daralma, küresel belirsizlikler ve enflasyonla mücadele sürecinin ekonomimiz üzerindeki etkilerini detaylı şekilde dinledik. Ancak aynı zamanda Türk iş dünyasının esnekliği, üretim kültürü ve uyum kabiliyeti sayesinde yeni fırsat alanlarının da oluşabileceğini gördük” ifadelerini kullandı. Hatunoğlu, BUSİAD’ın yaklaşımının net olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Önümüzdeki dönemde jeopolitik ve ekonomik dalgalanmaların devam edeceği gerçeğini kabul ederek hareket etmek zorundayız. Özellikle enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olmamız nedeniyle maliyet baskılarını tamamen kontrol edebilmemiz kolay görünmüyor. Bu nedenle çözüm alanlarımızı; verimlilik, dijital dönüşüm, yeni pazarlar, katma değerli üretim ve rekabet gücünü artıracak yapısal dönüşümler olarak görüyoruz. İş dünyası olarak bizler; verimliliğimizi artırmaya, yeni pazarlara ulaşmaya, dönüşüm süreçlerine uyum sağlamaya çalışırken; karar vericilerden de özellikle finansmana erişim, yatırım ortamı ve rekabet gücünü destekleyecek düzenlemeler konusunda destek bekliyoruz. BUSİAD olarak ekonomiyi yalnızca takip eden değil; iş dünyasına yön gösteren, veri üreten, analiz yapan ve ortak akla katkı sağlayan bir yapı olmaya devam edeceğiz.” DEĞİŞEN DÜNYA... BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ekonomi Komitesi Sorumlusu Ali Kerem Alptemoçin ise toplantının açılışında yaptığı konuşmada, “Son beş yılda dünya ekonomisi yalnızca değişmedi; kuralları yeniden yazıldı. 2020 yılında başlayan pandemiyle birlikte, uzun yıllardır alışık olduğumuz küresel düzen yerini daha karmaşık, daha kırılgan ve aynı zamanda daha hızlı tepki veren bir yapıya bıraktı. Bu süreçte yaşanan gelişmeler yalnızca ekonomik dengeleri değil; toplumların davranış biçimlerini, devletlerin politika tercihlerini ve şirketlerin iş yapma modellerini de köklü şekilde dönüştürdü. Artık ekonomik sürdürülebilirlik, doğrudan bir ulusal güvenlik meselesi haline gelmektedir ” dedi. “Jeoekonomi artık dış politikanın tamamlayıcı bir unsuru değil; doğrudan belirleyici araçlarından biri haline gelmiştir” diyen Alptemoçin, “Şirketler, yalnızca kendi sektör dinamiklerine odaklanmaları yeterli olmamakta; küresel gelişmeleri, makroekonomik eğilimleri ve jeoekonomik riskleri bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmeleri gerekmektedir” ifadesini kullandı. Alptemoçin, şöyle devam etti: “Türkiye ise bu dönüşümün tam merkezinde yer almaktadır. Jeopolitik konumumuz, beraberinde hem önemli riskler hem de güçlü fırsatlar getirmektedir. Kısa vadede enerji fiyatları, enflasyon ve maliyet baskıları gibi zorluklar öne çıkarken; uzun vadede Türkiye’nin enerji ve lojistikte alternatif bir merkez olma potansiyeli giderek güçlenmektedir. ÇEVİK İŞ DÜNYASI... Tüm risklere rağmen gerektiğinde hızlı büyüyebilen, gerektiğinde de hızlı küçülebilen, çevik, değişen koşullara hızla uyum sağlayabilen bir iş dünyamız var. Farkında olmasak da, 2020’den bu yana yaşanan zorlukların, bizi daha güçlü, daha esnek ve daha rekabetçi bir yapıya hazırladığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Önümüzdeki dönemde küresel koşulların normalleşmesiyle birlikte, firmalarımızın bu birikimle çok daha güçlü bir performans sergileyeceğini düşünüyoruz.” BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alptemoçin, BUSİAD’ın bu dönüşüm sürecini daha yakından takip etmek, güvenilir veri ve analizlerle iş dünyasına yön göstermek amacıyla çalışmalar sürdürdüğünü de kaydetti. Alptemoçin bu çalışmaları da şöyle dile getirdi: “Bu çerçevede Ekonomi Komitemiz bünyesinde; Daha ziyade ülkemizin makro ekonomik gelişmelerine odaklandığımız Ekonomi Platformu, Küresel ve bölgesel jeopolitik gelişmelere, risklere ve fırsatlara odaklanacağımız Jeoekonomi Platformu, firmalarımızın karlılıklarını koruyabilmeleri ve yurtdışında gelişim gösterebilmeleri için vaka analizlerinin ele alınacağı Verimlilik ve Rekabetçilik Platformu Ve son olarak belirlenecek ülke veya bölgelere yönelik pazar geliştirmek isteyen firmalarımıza fikir vermek adına çalışacak Küresel İlişkiler Platformları olarak yapılandık. Bugün de, bu çalışmaların ilk çıktısı olarak“1. Çeyrek Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nu sizlerle paylaşacağız. Değerli üyelerimiz ve basınla paylaşılacak bu rapor yılda 3 kere, Mayıs, Eylül ve Aralık aylarında, İktisadi Yönelim Anketimizle beraber görüşlerinize sunulacaktır. Bu raporun, mevcut tabloyu birlikte değerlendirmek ve önümüzdeki döneme daha hazırlıklı bakabilmek adına ortak bir perspektif oluşturmasına katkı sağlamasını umuyoruz. Çünkü inanıyoruz ki; doğru okunan bir dünya, doğru konumlanmış bir Türkiye güçlü bir iş dünyası demektir.” ÜÇ BÜYÜK ŞOK... BUSİAD Ekonomi Danışmanlarından Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim de, “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumuyla dünya ve Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu özetledi. Doç. Dr. Hekim, 2026 yılının ilk çeyreğinin, küresel ekonomik düzeni eş zamanlı ve birbirini besleyen üç büyük şokun yeniden şekillendirdiği bir dönem olduğunu ifade ederken bunları; Orta Doğu'da patlak veren savaş ve Hürmüz Boğazı krizi, ABD'nin tarife politikasındaki köklü dönüşüm ve Avrupa'nın ticaret ile sanayi politikasında korumacı bir eksenle yeniden konumlanması olarak tanımladı. Doç. Dr. Hekim, “Bu üç gelişme birlikte, Türkiye ekonomisi için hem tarihsel ölçekte risk hem de stratejik fırsat barındıran olağan dışı bir konjonktür ortaya çıkarmıştır” diye konuştu. Petrol ve ham madde girdilerindeki artışın küresel ekonomide yavaşlamaya neden olabileceğini de kaydeden Doç. Dr. Hekim, “Türkiye'nin enerji ithalatına yüksek bağımlılığı, Hürmüz krizinin ekonomik maliyetini emsallerine kıyasla daha belirgin kılmaktadır. Enerji faturasındaki artışın cari açığı IMF'nin Ekim 2025 tahmininin iki katından fazla bir düzeye, GSYİH'nin yüzde 2.8'ine taşıması beklenmektedir. Bu baskı, hem döviz kurunu hem de enflasyon patikasını doğrudan zorlamaktadır” dedi. SEKTÖRLER... Merkez Bankası’nın savaşın yarattığı belirsizlik ortamında faiz indirimini gerçekleştirme kapasitesinin sınırlı olduğunu da kaydeden Doç. Dr. Hekim, sektörel bazlı değerlendirmesinde ise şunları kaydetti: “Otomotiv sektörü, AB tedarik zinciriyle entegrasyonunu ve ticari araç üretimindeki liderlik pozisyonunu 41.5 milyar dolarlık rekor ihracat performansıyla pekiştirmiştir. Tarım sektörü ise değer açısından rekor ihracat gerçekleştirirken, don ve kuraklık nedeniyle üretim tarafında son yılların en ağır darlığını yaşamıştır. Sektörün önümüzdeki çeyreklerdeki en kritik sınavı, küresel gübre kıtlığının 2026 yılı ekim sezonu ve verim düzeyleri üzerindeki yansımalarını yönetme kapasitesi olacaktır. Tekstil ve hazır giyim sektöründe ise yapısal kriz derinleşmektedir; iki yılda yüzde 230'u aşan konkordato artışı ve 380 bini aşkın istihdam kaybı, sektörün salt konjonktürel değil yapısal bir dönüşüm kıskacında olduğuna işaret etmektedir.” FIRSATLAR... 2026'nın ilk çeyreğinin, Türkiye ekonomisi açısından risklerin yönetilemez değil, ancak yönetilmesi güç bir boyuta ulaştığı bir eşik olarak tanımlayan Doç. Dr. Hekim, Türkiye için fırsat penceresini de şöyle dile getirdi: “Irak-Türkiye Boru Hattı üzerinden Ceyhan'a yönelik artan transit akışlar, Hürmüz krizinin ekonomik yükünü kısmen dengeleyici bir işlev görmektedir. Boru hatlarının Avrupa enerji çeşitlendirmesindeki artan stratejik önemi, diplomatik denge kapasitesi ve IAA kapsamında "güvenilir ortak" statüsünün yarattığı potansiyel; bu dönemde Türkiye'nin elinde bulundurduğu yapısal avantajlardır.”

Türkiye enflasyonda dünya beşincisi: Bir aylık artış Avrupa'nın bir yılını geçti Haber

Türkiye enflasyonda dünya beşincisi: Bir aylık artış Avrupa'nın bir yılını geçti

Türkiye, açıklanan son enflasyon verileriyle birlikte hem Avrupa’da hem de dünya genelinde en yüksek enflasyon oranlarına sahip ülkeler arasında yer aldı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) nisan ayı verilerine göre tüketici fiyatları aylık yüzde 4,18, yıllık bazda ise yüzde 32,37 arttı. AYLIK ENFLASYONDA YÜKSEK ARTIŞ Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), nisan ayında aylık bazda yüzde 4,18 yükseldi. Yıllık enflasyon ise yüzde 32,37 seviyesine ulaştı. Açıklanan veriler, Türkiye’de fiyat artışlarının hem aylık hem yıllık ölçekte yüksek seyrettiğini ortaya koydu. KÜRESEL SIRALAMADA İLK BEŞTE Nisan sonu itibarıyla son bir yıllık enflasyon verilerine göre yapılan uluslararası karşılaştırmada Türkiye, dünyada en yüksek enflasyona sahip beşinci ülke olarak öne çıktı. Türkiye’nin önünde Venezuela (yüzde 649), Güney Sudan (yüzde 113), İran (yüzde 50) ve Arjantin (yüzde 32,6) yer aldı. AVRUPA’DA EN YÜKSEK ENFLASYON Türkiye, hem aylık hem de yıllık enflasyon oranlarında Avrupa’da ilk sırada bulunuyor. En yakın takipçi Romanya’da yıllık enflasyon yüzde 9,9, Ukrayna’da ise yüzde 7,9 seviyesinde ölçüldü. Avrupa Birliği genelinde ortalama yıllık enflasyonun yüzde 2,3 seviyesinde olduğu bildirildi. TÜRKİYE, DÜNYA ORTALAMASININ ÜZERİNDE Avrupa’daki 31 ülkenin yıllık enflasyon oranlarının, Türkiye’de yalnızca nisan ayında kaydedilen yüzde 4,18’lik aylık artışın altında kaldığı ifade edildi. Ayrıca Türkiye’de yılın ilk dört ayındaki toplam enflasyonun yüzde 14,64’e ulaştığı ve bu oranın birçok Avrupa ülkesinin yıllık enflasyonunu aştığı belirtildi. Dünya genelinde incelenen 123 ülkenin yıllık enflasyon oranlarının da Türkiye’nin nisan ayındaki aylık artışının altında kaldığı kaydedildi.

Emeklilerden enflasyon tepkisi: Rakamlar gerçeği yansıtmıyor Haber

Emeklilerden enflasyon tepkisi: Rakamlar gerçeği yansıtmıyor

Nisan ayı enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından emeklilerden sert tepkiler geldi. TÜİK’in verilerine göre enflasyon aylık yüzde 4,18, yıllık yüzde 32,37 olarak gerçekleşirken, Mayıs ayı kira artış oranı yüzde 32,43 oldu. ENAG ise Nisan ayında enflasyonun aylık yüzde 5,07, yıllık bazda ise yüzde 55,38 arttığını duyurdu. Türkiye Emekliler Derneği Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, açıklanan verilerin sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini belirterek emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısına dikkat çekti. Pars, “Çarşı pazardaki tablo ortada. Emekliler torbasını dolduramıyor, çoğu zaman eli boş dönüyor” dedi. “ARA ZAM ŞART” ÇAĞRISI Emekli maaşlarının yetersiz kaldığını vurgulayan Pars, yıl ortası beklenmeden ara zam yapılması gerektiğini ifade etti. En düşük emekli maaşının açlık sınırına yükseltilmesi çağrısında bulunan Pars, maaş artışlarının gerçek enflasyona göre belirlenmesini istedi. Gıda, kira ve enerji giderleri için doğrudan destek mekanizmalarının devreye alınması gerektiğini de dile getirdi. Pars, TÜRK-İŞ tarafından açıklanan verilere işaret ederek, dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 34 bin 586 TL’ye yükseldiğini hatırlattı. En düşük emekli aylığının bu tutarın oldukça altında kaldığını belirten Pars, Türkiye’deki yaklaşık 15,5 milyon emeklinin büyük çoğunluğunun açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini söyledi. “BIÇAK KEMİĞİ PARAMPARÇA ETTİ” Hayat pahalılığı karşısında emeklilerin dayanacak gücünün kalmadığını dile getiren Pars, ekonomik yükün her geçen gün arttığını ifade etti. Vergi yükünün de geçim sıkıntısını derinleştirdiğini savunan Pars, emeklilerin seslerinin daha güçlü duyulması için tepkilerini artıracaklarını belirtti. Pars, çağrısını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da yönelterek, "Emekliler yılı, Mehmet Şimşek yılı oldu! Dört bir tarafımız vergi dolu. Hayat pahalılığı, vergilerle daha da dayanılmaz hale geldi. Emeklinin hayır duasını almak varken neden beddua almak isteniyor? Sayın Cumhurbaşkanımıza bir kez daha sesleniyoruz. Perişan olan emeklinin sesini duyun. Bıçak kemiğe dayanmış durumda değil, bıçak kemiği paramparça etmiş durumda.” dedi.

Enflasyon verileri açıklandı: Memur ve emekliye yapılacak 'garanti' zam belli oldu Haber

Enflasyon verileri açıklandı: Memur ve emekliye yapılacak 'garanti' zam belli oldu

Memur ve emekli zammı, 2026 Temmuz dönemi yaklaşırken milyonlarca kişinin gündeminde yer alıyor. TÜİK’in açıkladığı nisan enflasyonu sonrası hesaplamalar güncellendi. Dört aylık veri netleşirken gözler kalan iki aya çevrildi. NİSAN ENFLASYONU AÇIKLANDI Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), nisan ayına ilişkin enflasyon verilerini duyurdu. Buna göre ocakta aylık enflasyon yüzde 4,84, şubatta yüzde 2,96, martta yüzde 1,94 olarak kaydedildi. Nisan ayında ise aylık enflasyon yüzde 4,18 olurken, yıllık enflasyon yüzde 32,37 seviyesinde gerçekleşti. Böylece yılın ilk dört ayına ilişkin toplam enflasyon oranı yüzde 14,64 oldu. DÖRT AYLIK VERİYLE ZAM HESABI Açıklanan verilerle birlikte memur ve emekliler için zam hesapları yeniden şekillendi. Dört aylık enflasyon oranının kesinleşmesiyle birlikte geriye yalnızca mayıs ve haziran ayı verileri kaldı. 20 bin TL aylık alan bir SSK ve Bağ-Kur emeklisi, ilk dört aylık yüzde 14,64’lük artışa göre temmuz ayında 22.928 TL maaş alacak. SSK VE BAĞ-KUR EMEKLİLERİNE ENFLASYON ZAMMI SSK ve Bağ-Kur emeklileri 2026 yılının ilk yarısı için yüzde 12,19 oranında zam almıştı. TBMM’de alınan kararla en düşük emekli maaşı 20 bin TL’ye yükseltilmişti. MEMUR VE MEMUR EMEKLİSİ ZAMMI NASIL BELİRLENİYOR? Memur ve memur emeklilerinin maaş artışı, toplu sözleşme zammı ve enflasyon farkı üzerinden hesaplanıyor. 2026 yılının ilk altı ayı için memur maaş zammı yüzde 18,6 olarak uygulanmıştı. İkinci altı aylık dönemde ise toplu sözleşme zammı yüzde 7 olarak belirlendi.

Kenan Pars: Emekli açlık sınırının altında çırpınıyor Haber

Kenan Pars: Emekli açlık sınırının altında çırpınıyor

Mart ayı enflasyon verilerini değerlendiren TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, “TÜİK’e göre aylık enflasyon yüzde 1,94 artarken yıllık enflasyon yüzde 30,87 olarak kaydedildi. ENAG’a göre ise enflasyon aylık yüzde 4,10 artarken yıllık enflasyon yüzde 54,62 oldu. TÜİK’in rakamları, çarşı-pazardaki enflasyon ateşini yansıtmıyor. İnsanımız eti, balığı unuttu zaten. Uzun süredir sebze-meyve de alamıyor. Alan da ancak adetle alıyor. Markete, pazara giren eli boş çıkıyor. Son olarak 200 gram ekmeğin fiyatının 17,5 TL’ye çıkması bile hayat pahalılığı için tek başına yeterli bir gösterge. Yani yüzde 2’ye yakın bir enflasyon nerede var, göstersinler de bilelim!” diye konuştu. ‘BAYRAMLARDAN KAÇAR HALE GELDİK’ TÜRK-İŞ’in Mart ayı verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 32.793 TL’ye, yoksulluk sınırının da 106.817 TL’ye yükseldiğini hatırlatan Başkan Kenan Pars, “Bu tablo, milyonlarca emeklinin içinde bulunduğu ekonomik çıkmazı açıkça ortaya koymaktadır. Bugün 20 bin TL olan en düşük emekli aylığı, açlık sınırının yalnızca yüzde 60’ını, yoksulluk sınırının ise yaklaşık yüzde 20’sini karşılayabilmektedir. Bu durum, emeklilerimizin temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale geldiğini göstermektedir. Artan gıda fiyatları, sağlık giderleri ve temel ihtiyaç harcamaları karşısında alım gücü her geçen gün düşmektedir. Bayramlar bile sevinç değil, kaygı nedeni haline geldi Emekliler torunlarına mahcup olmamak için bayramlardan kaçınır hale gelmiştir.” dedi. ‘AYLIK BAĞLAMA ORANLARI DEĞİŞMELİ’ Emeklilerin özlük hakları ile ilgili düzenlemelere de tepki gösteren Kenan Pars, “Bugün yaşanan bu tablonun temelinde, 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 Sayılı Yasa ile aylık bağlama oranlarının düşürülmesi yatmaktadır. Çalıştıkça artması gereken emekli maaşları, sistematik olarak geriletilmiştir. Prim gün sayısı artmış, emeklilik yaşı yükselmiş, çalışma süreleri uzamış; ancak tüm bu fedakârlıklara rağmen emekli maaşları düşmüştür. Bu durum, sosyal adalet ilkesiyle çelişiyor” ifadelerini kullandı. ‘MESELE GEÇİM DEĞİL, ADALET MESELESİ’ Pars, emeklilerin taleplerini şu şekilde özetledi: “En düşük emekli aylığı derhal açlık sınırı seviyesine yükseltilmeli, üzerine seyyanen refah payı eklenmeli. Aylık bağlama oranı, 1999 öncesi seviyelere çekilmeli. Emeklilere yönelik sağlık, ulaşım, bakım ve sosyal destek hizmetleri yaygınlaştırılmalı. Yerel yönetimler ve merkezi idare, emeklilerin yoğun yaşadığı bölgelerde özel sosyal politikalar geliştirmeli. Yaşlı haklarının güvence altına alınması için uluslararası sözleşmelere taraf olunmalı ve anayasal düzenlemeler yapılmalı. Emekliler; bu ülkenin temel direğidir, çimentosu, taşıdır. Mesele, yalnızca geçim meselesi değil; mesele adalet meselesi. TÜED Uludağ Şubesi olarak, emeklilerimizin hak ettiği yaşam koşullarına kavuşması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

BTSO meslek komitelerinde sektörel değerlendirme Haber

BTSO meslek komitelerinde sektörel değerlendirme

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), mart ayı meclis toplantısını ve 70 meslek komitesini buluşturan Müşterek Meslek Komiteleri Toplantısı’nı BTSO Ana Hizmet Binası'nda gerçekleştirdi. Toplantıya BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, yönetim kurulu üyeleri, meclis üyeleri ve komite üyeleri katıldı. Etkinlikte, sektörlerin gelişimi, ekonomideki mevcut durum ve komitelerin faaliyetleri üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, yaptığı konuşmada BTSO'nun sadece üye sayısı ile değil, iş dünyasında gerçekleştirdiği büyük projelerle de öne çıktığını vurguladı. TEKNOSAB, BUTEKOM, GUHEM ve Bursa Business School gibi projelerin her birinin BTSO komitelerinin katkılarıyla hayata geçirildiğini belirterek, "Bu projeler, Bursa iş dünyasının birlikte hayal kurup başarma azminin eserleridir." dedi. İsmail Kuş, BTSO’nun karar alma süreçlerinde “ortak akıl” anlayışını benimsediğini, bu sayede Bursa'nın Türkiye ekonomisine yön veren bir şehir haline geldiğini belirtti. KOMİTELER BTSO’NUN GÜÇLÜ KARAR MEKANİZMASI İsmail Kuş, 2013’te başlatılan değişimle komiteleri güçlü karar mekanizmaları haline getirdiklerini belirterek, komite üyelerinin Ankara’da ve diğer platformlarda çözüm odaklı bir muhatap bulduklarını ifade etti. “Bursa iş dünyası, ortak hareket kültürüyle tek ses, tek yürek olmayı başarmıştır. Bizler, bu birliktelikten aldığımız güçle geleceği inşa ediyoruz.” dedi. BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, yönetim anlayışlarının sadece sorunları dile getirmek değil, aynı zamanda somut çözümler üretmek olduğunun altını çizdi. Özellikle Orta Doğu’da devam eden savaş sürecinde hızlı bir şekilde çözüm önerileri hazırlayarak ekonomi yönetimine sunduklarını ifade etti. "Bu süreçte iş dünyasına rehberlik etmek, vicdani ve kurumsal sorumluluğumuzdur" dedi. KÜRESEL EKONOMİK İSTİKRAR VE BELİRSİZLİKLER BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin her geçen gün daha belirgin hale geldiğini belirtti. İran, ABD ve İsrail arasındaki gerilimlerin küresel ekonomi üzerinde ciddi etkiler yarattığını vurgulayan Uğur, bu sürecin barışla sonlanması ve küresel ekonomik istikrarın yeniden tesis edilmesi gerektiğini söyledi. Ekonomist Prof. Dr. Hakan Kara, küresel ekonomideki artan belirsizliklerin ekonomik politikaları zorlaştırdığını ve bu durumun Türkiye ekonomisi üzerinde de etkilerini gösterdiğini ifade etti. Kara, büyümede yavaşlama, dış açıkta artış, enflasyon ve işsizlikte yükseliş beklentilerini dile getirdi. İşletmelere nakit akışlarını iyi yönetmeleri gerektiği uyarısında bulundu ve dövizle borçlanmanın riskli hale geldiğine dikkat çekti. Emekli diplomat Gülru Gezer, küresel ölçekte artan istikrarsızlıkların siyasi ve ekonomik riskler yarattığını belirtti. Ayrıca, Türkiye'nin bölgesel enerji ve ticaret koridorlarının çeşitlendirilmesi arayışlarının hız kazandığını belirterek, Türkiye'nin bir enerji merkezi ve transit geçiş güzergahı olma potansiyeline dikkat çekti. Gezer, "Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarını koruyarak, askeri caydırıcılığını güçlendirmesi gerekiyor." şeklinde konuştu.

Bursa'da OSGİZ'26 kapılarını açtı Haber

Bursa'da OSGİZ'26 kapılarını açtı

Osmangazi Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen Osmangazi Girişimcilik Zirvesi (OSGİZ’26), Osmangazi Gösteri Merkezi’nde kapılarını açtı. Girişimcilik alanında yenilikçi fikirlerin öne çıkacağı zirvede, katılımcılar ilham verici konuşmalarla buluşurken aynı zamanda yeni iş birlikleri kurma imkânı yakalayacak. Düzenlenen zirvenin açılışında konuşan Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, Gençlik ve Spor Müdürlüğü'nün bu zirve için uzun süredir titiz bir çalışma sürdürdüğünü belirterek, önemli organizasyonunun dünya ve ülke açısından kritik bir dönemde gerçekleştirildiğini söyledi. Son 72 saat içinde küresel ekonomide yaşanan dalgalanmaların ve Orta Doğu’daki savaşın dünya ekonomisine etkilerinin bu zirvenin önemini bir kez daha arttırdığını ifade eden Esendemir, "Ekonomideki bu belirsizlik ve tehditler; yüksek enflasyon, işsizlik gibi sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu zorlukların üstesinden gelebilmek için girişimcilere, yenilikçi fikirlere ve güçlü projelere her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Özellikle gençlerimizin geliştireceği sürdürülebilir ve geleceğe ışık tutacak projeler, bu süreçte büyük önem taşımaktadır. Sorunlar büyüyor; ancak çözüm de yine üretmekten, geliştirmekten ve birlikte hareket etmekten geçiyor" dedi. Osmangazi özelinde de benzer durumları gözlemlediklerini kaydeden Mutlu Esendemir, "Örneğin geçtiğimiz yıl yaşanan su kesintileri, küresel ısınma ve giderek azalan su kaynaklarının bir sonucudur. Hanelerde kullanılan su, toplam tüketimin yalnızca yüzde 3’ünü oluştururken, yüzde 97’si küçük ve orta ölçekli işletmeler tarafından kullanılmaktadır. Bu tablo, kaynakların doğru yönetilmesi ve sürdürülebilir çözümler geliştirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.