Hava Durumu

#Enerji Verimliliği

- Enerji Verimliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Verimliliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay TÜGEM Bursa Üyeleriyle Buluştu Haber

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay TÜGEM Bursa Üyeleriyle Buluştu

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Tüm Girişimci Emlak Müşavirleri Derneği (TÜGEM) Bursa Temsilciliği tarafından düzenlenen panelde gayrimenkul sektör temsilcileriyle buluştu. Yoğun katılımla gerçekleştirilen programda Başkan Burkay, gayrimenkul sektörünün mevcut durumu, kentsel dönüşüm, yatırım iklimi, mekânsal planlama ve Bursa’nın 2030 vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bursa’nın önündeki en önemli gündem başlığının mekânsal planlama olduğunu belirten İbrahim Burkay, kent anayasası niteliğinde olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın tarihi önemde bir çalışma olduğunu ifade etti. Başkan Burkay, “Bizler sanayi, ticaret ve yaşam alanlarının bir bütün olarak ele alınmasını arzu ediyoruz. Ülkelerin yerine şehirlerin rekabet ettiği bir dönemde Bursa’mızın gerek üretim ve ticaret altyapısı ile gerekse de yaşam alanları ve sosyal imkanlarıyla gelecekte çok daha güçlü bir konumda olmasını hedefliyoruz. Bu vizyonla hazırladığımız KOBİ OSB, Organize Konut Alanları, Organize Ticaret Bölgeleri ve lojistik merkezlerimiz, kentimizin hedeflerinde belirleyici rol oynayacak nitelikte projelerdir.” diye konuştu. “Gayrimenkul, Medeniyet İnşasının Temel Taşıdır” Gayrimenkul sektörünü yalnızca yapı üretimi olarak değerlendirmediklerini ifade eden İbrahim Burkay, sektörün ekonomik büyümenin yanı sıra sosyal ve kültürel gelişimin de temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, “Bizim için gayrimenkul medeniyet inşasının, ekonomik istikrarın ve toplumsal refahın temel taşıdır. Bursa’nın geleceğinde bu sektörü planlı ekonomik büyümenin ve güvenli kentsel dönüşümün en stratejik aktörlerinden biri olarak konumlandırıyoruz. Sektörün sağlıklı gelişimi için fuarlardan eğitim programlarına, mevzuat çalışmalarından sektör temsilcilerimizle gerçekleştirdiğimiz istişare mekanizmalarına kadar bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz.” açıklamasında bulundu. “Rising City Bursa’nın Küresel Vitrini Haline Geldi” Bursa’nın yatırım, üretim ve yaşam kalitesi açısından güçlü bir çekim merkezi olduğunu belirten Burkay, bu potansiyelin doğru platformlarla ulusal ve uluslararası yatırımcılarla buluşturulmasının büyük önem taşıdığını söyledi. BTSO öncülüğünde hayata geçirilen Rising City Yapı ve Yaşam Fuarı ile Dirençli Kentler Zirvesi’nin sektöre önemli katkılar sunduğunu dile getiren Burkay, “Rising City, sektörümüzün dönüşümüne rehberlik eden stratejik bir platform haline geldi. Bursa’nın gayrimenkul alanındaki marka değerini güçlendiren bu organizasyonlar, şehrimizin küresel ölçekte tanıtımına da önemli katkılar sağlıyor.” dedi. “Dirençli Bursa, En Büyük Rekabet Avantajımız Olacak” Kentlerin rekabet gücünün artık sadece ekonomik göstergelerle ölçülmediğini belirten İbrahim Burkay, yaşam kalitesi, güvenli yapı stoğu, ulaşım altyapısı ve sürdürülebilir şehirleşmenin temel unsurlar haline geldiğini vurgulayarak, “Şehirlerin kalitesini binaların çokluğu değil, hava kalitesi, ulaşım planları, sanayi, ticaret ve konut alanlarının dengesi, enerji verimliliği ve çevreye duyarlı sürdürülebilir yapılaşma belirleyecek. Dirençli Bursa, en büyük rekabet avantajımız olacak.” ifadelerini kullandı. “Gurur Duyacakları Bir Bursa Bırakmak İstiyoruz” Bursa için hedefledikleri 2030 vizyonuna da değinen Başkan İbrahim Burkay, bütün çalışmaların merkezinde gelecek nesillere daha güçlü bir şehir bırakma hedefinin yer aldığını dile getirdi. İbrahim Burkay, “Ağaç dikmek yetmez, gölgesinde torunların oturacağını hayal etmek gerekir. Bütün mücadelemiz, evlatlarımızın huzurla ve gururla yaşayacağı bir Bursa bırakmaktır. Gençlerimizin dünyayla rekabet edebilecek donanıma sahip olduğu, yüksek teknoloji üreten, çevreye duyarlı ve yaşam kalitesi yüksek bir Bursa için çalışıyoruz. Gelecek nesillere gurur duyacakları bir Bursa bırakmak istiyoruz.” dedi. İbrahim Burkay, TÜGEM Bursa’ya da sektör adına gerçekleştirdikleri çalışmalar için teşekkür etti. “Birlikte Büyüyen Bir Sektörüz” TÜGEM Bursa Temsilciliği Yönetim Kurulu Başkanı Göksel Birsen de Başkan Burkay’ın katılımıyla gerçekleştirdikleri panelde, Bursa'nın 2030 vizyonunu, gayrimenkul sektörünün geleceğini, kentsel dönüşüm süreçlerini, yatırım iklimini ve kentin sürdürülebilir büyüme hedeflerini kapsamlı şekilde değerlendirme fırsatı bulduklarını söyledi. Programın ikinci oturumunda ise Bursa'nın güçlü markaları Akyükselen İnşaat, Baylan İnşaat ve Ceylan Grup tarafından proje tanıtımlarının gerçekleştiğini belirten Birsen, “TÜGEM Bursa olarak en büyük hedeflerinin gayrimenkul sektörünü bilgi, vizyon ve işbirliği ekseninde daha güçlü bir noktaya taşımaktır. Bugün bu hedef doğrultusunda çok kıymetli bir adım attığımıza inanıyorum. Bu kapsamda BTSO Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın İbrahim Burkay’a şükranlarımızı sunuyorum. Proje sunumlarını gerçekleştiren firma temsilcilerine, sektör paydaşlarımıza ve yoğun katılım gösteren tüm meslektaşlarımıza teşekkür ediyorum. Birlikte üreten, birlikte gelişen ve Bursa'nın geleceğine birlikte değer katan bir sektör olmaya devam edeceğiz. “ ifadelerini kullandı.

3. Uludağ Çevre Forumu Bursa Business School’da başladı Haber

3. Uludağ Çevre Forumu Bursa Business School’da başladı

İlki 2024 yılında düzenlenen ve kısa sürede alanında referans etkinliklerden biri haline gelen Uludağ Çevre Forumu bu yıl da yoğun katılımla yapılıyor. Bursa Business School Uludağ Kampüsü’nde “Kaynaktan Değere Bugünden Geleceğe” temasıyla düzenlenen forumda iki gün boyunca 7 ayrı oturum düzenlenecek. Türkiye'nin küresel iklim politikalarındaki vizyonunu taçlandıracağı COP31’e doğru giderken atılacak stratejik adımların değerlendirildiği forumda entegre atık yönetimi ve Ulusal Depozito Sistemi, üretimde zorunlu geri dönüştürülmüş madde kullanımı, otomotiv sektöründe sürdürülebilirlik, ulusal su politikaları ve sanayide yeşil dönüşüm gibi başlıklarda alanında uzman isimler konuşmacı olarak yer alıyor. “Forum COP 31’e Giden Yolda Önemli Bir Fikri Hazırlık Süreci Olacak” Forumun açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, sürdürülebilirlik gibi uzun soluklu ve çok boyutlu bir alanda başarının tek seferlik çalışmalarla değil, ortak akılla, istikrarlı iş birlikleriyle ve aynı hedef etrafında buluşan kurumların gayretiyle mümkün olduğunu söyledi. Bu anlamda AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi’nin emekleriyle üçüncü kez hayata geçirilen forumun, kaynak verimliliği, çevre duyarlılığı, yeşil dönüşüm ve insan odaklı kalkınma hedefleri bakımından önem bir kazanım olduğunu belirten Burkay, “Bu organizasyona büyük emek veren başta Konsey Başkanımız Vedat Kılıç ve Konsey Başkan Yardımcımız Fatih Dursun olmak üzere tüm konsey üyelerimize, çalışmalarımızı destekleyen kurumlarımıza, paydaşlarımıza ve katkı sunan herkese gönülden teşekkür ediyorum.” dedi. İklim değişikliği, çevresel riskler, kaynakların etkin kullanımı, enerji güvenliği ve sürdürülebilir üretim; küresel rekabetin ana gündemleri arasında yer aldığını ifade eden Burkay, artık dünyanın hedeflerin somut projelerle desteklendiği, şehirlerin, sanayinin, finans kuruluşlarının, sivil toplumun ve gençlerin aynı vizyon etrafında buluştuğu yeni bir iklim anlayışına ihtiyaç duyduğunu dile getirdi. Bu açıdan Türkiye’nin COP31 sürecindeki rolünün tarihi bir anlam taşıdığını kaydeden Burkay, “Forum boyunca gündeme taşınan konular aslında COP31 süreci için de iş dünyamız adına önemli bir fikri hazırlık süreci anlamına da geliyor.” diye konuştu. Sürdürülebilirlik Alanında Somut Adımlar Atıyoruz İbrahim Burkay, yeşil dönüşüm sürecinde kamu politikalarıyla özel sektör uygulamalarının aynı istikamette ilerlemesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Bu noktada son dönemde hayata geçirilen desteklerin iş dünyası olarak çok değerli bulduklarını ifade eden Burkay, “Bursa iş dünyası olarak, bu destekler için Bakanlığımıza, KOSGEB’e, TÜBİTAK’a ve sürece katkı sunan tüm kurumlarımıza teşekkür ediyoruz. Bununla birlikte sahadan aldığımız geri bildirimler, önümüzdeki dönemde desteklerin daha fazla firmaya ulaşması, başvuru süreçlerinin sadeleşmesi, finansmana erişimin güçlendirilmesi ve özellikle KOBİ’lerimizin teknik danışmanlık kapasitesinin artırılması yönündeki ihtiyacın devam ettiğini göstermektedir. Karbon ayak izi ölçümü, enerji verimliliği yatırımları, temiz üretim teknolojileri, yeşil finansman, dijitalleşme ve mevzuata uyum başlıklarında sağlanacak her yeni destek; firmalarımızın rekabet gücüne, ihracat kapasitesine ve sürdürülebilir üretim anlayışına doğrudan katkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı. BTSO olarak bizler de Bakanlığın ortaya koyduğu vizyonu; Bursa’nın üretim gücü, girişimcilik kabiliyeti ve yatırım kapasitesiyle desteklediklerini vurgulayan Burkay, şöyle devam etti: “Bugün Bursa’da, yüksek teknolojili üretimden lojistiğe, enerji verimliliğinden yalın üretime kadar geniş bir alanda güçlü bir dönüşüm altyapısı oluşturduk. Ülkemizin yüksek teknolojili ilk organize sanayi bölgesi TEKNOSAB, sanayimizin yeni nesil üretim vizyonunu temsil ederken; Lojistik Teknopark projemiz, kentimizin üretim ve ihracat kapasitesini daha verimli bir yapıya kavuşturmayı hedeflemektedir. Enerji Verimliliği Merkezimiz ve Bursa Model Fabrikamız ise firmalarımıza sahada ölçülebilir kazanımlar sağlayan iki önemli uygulama merkezimizdir. Bu merkezlerimizle işletmelerimizin kaynak kullanımını iyileştirmesine, üretim süreçlerini daha verimli hale getirmesine ve yeşil dönüşüm hedeflerine daha güçlü hazırlanmasına katkı sunuyoruz. Kısacası Bursa iş dünyası olarak bizler, sürdürülebilirliği yalnızca konuşulan bir hedef olarak değil; üretimin, yatırımın, ihracatın ve kurumsal kapasitenin her aşamasına yansıyan somut bir çalışma alanı olarak görüyoruz.” İş Dünyası Olarak Önemli Bir Eşikteyiz Bugün iş dünyası olarak çok önemli bir eşikte olduklarını ifade eden Başkan Burkay geçmişte rekabetin temel göstergelerinin üretim kapasitesi, maliyet avantajı, hız ve kalite olduğunu ancak bugün bunların yanına karbon ayak izi, enerji verimliliği, kaynak kullanımı, atık yönetimi, yeşil finansmana erişim ve sürdürülebilir tedarik zincirlerinin eklendiğini kaydetti. “Artık bir ürünün pazardaki değeri, yalnızca fiyatıyla veya kalitesiyle değil; nasıl üretildiğiyle, hangi kaynakları kullandığıyla, çevreye nasıl bir etki bıraktığıyla ve insan hayatına nasıl katkı sunduğuyla da ölçülüyor.” Diyen Başkan Burkay, “Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve küresel tedarik zincirlerinde değişen standartlar, iş dünyamızın önüne yeni bir dönem açmıştır. Bu yeni dönemi doğru okuyan, dönüşümünü zamanında tamamlayan, teknolojisini yenileyen, enerji ve kaynak verimliliğini artıran firmalarımız, küresel rekabette çok daha güçlü bir konuma ulaşacaktır. Ancak yeşil dönüşümün anlamı, rekabetçilik ve verimlilik başlıklarıyla sınırlı değildir. Bu dönüşüm; daha temiz bir çevre, daha dirençli şehirler, daha sağlıklı bir yaşam ve gelecek nesillere karşı sorumluluk anlayışıyla birlikte değer kazanmaktadır.” dedi. Sürdürülebilirliğin Temelinde İnsan Var Sürdürülebilirlik anlayışının en güçlü karşılık bulduğu alanların başında şehirlerin geldiğini belirten Başkan Burkay, “Sürdürülebilirlik, şehirlerin planlanmasında, ulaşım altyapısında, afetlere hazırlığında, çevre kalitesinde ve sosyal yaşam alanlarında da kendini göstermelidir. Bir şehri geleceğe hazırlamak, aslında o şehirde yaşayan insanın hayatını, güvenliğini, sağlığını ve refahını öncelemek demektir. Dolayısıyla Bursa gibi kadim bir kenti ‘su akar yolunu bulur’ anlayışıyla kaderine terk edemeyiz. Çünkü Bursa, plansızlığa mahkûm edilecek kadar değersiz bir şehir değildir.” dedi. Bursa’nın en son kapsamlı çevre düzeni planının 1998 yılında yapıldığını hatırlatan Başkan Burkay, 30 yıl önceki bir akılla bugünün Bursa’sını yönetmeye çalışmanın Bursa’ya yapılan büyük bir haksızlık olduğunu dile getirdi. Başkan Burkay, “Bu plansızlık; sadece estetik bir kayıp değildir; her gün boğuştuğumuz trafik, çevre kirliliği ve kentin kapasite geliştirme sorunlarını da beraberinde getiren bir düğümdür. Bu nedenle Bursa’mızın anayasası niteliğinde olan 1/100 binlik çevre planında şehir içinde sıkışıp kalmış, apartmanlarla iç içe imalat yapan üretim ve ihracat kapasitesi sınırlanmış 8 bin 500 firmamızın varlığını da ayrıca değerlendirmek durumundayız. Organize bir akılla hareket ettiğimizde, akademik odalarımızın ve üniversitelerimizin vizyonu ile iş dünyamızın dinamizmini birleştirdiğimizde, inanıyorum ki her engeli aşarız. Bursa'nın gerçek değeri, ancak bu planlı büyüme ve ortak akıl koordinasyonuyla ortaya çıkacaktır. Bu düşüncelerle forumda emeği geçen Konseyimize, destek veren sponsorlarımıza ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.” dedi. Uludağ Çevre Forumu Önemli Bir Platform Haline Geldi BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç, Uludağ Çevre Forumu’nun üçüncüsünü gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyduklarını belirterek, daha önce yapılan iki forumun başarıyla tamamlandığını ve etkinliğin artık Bursa iş dünyasının yanı sıra Türkiye genelinde de takip edilen önemli bir platform haline geldiğini söyledi. Forumun güçlü içerik, yüksek katılım ve sektörler arası iş birliğiyle öne çıktığını ifade eden Kılıç, “Uludağ Çevre Forumu’nun ülkemize, Bursa’ya ve iş dünyamıza yakışan, ulusal ölçekte takip edilen önemli bir platform haline geldiğine inanıyoruz.” dedi. İklim Krizi Yalnızca Çevresel Bir Sorun Değil Forumun hayata geçirilmesine destek veren BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a da teşekkür eden Kılıç, iklim krizinin artık yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda ekonomik rekabetten üretim modellerine kadar birçok alanı etkilediğini vurguladı. Dünyanın yeni bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirten Kılıç, “Üreten ama kaynaklarını koruyan, büyüyen ama çevresel etkilerini azaltan ülkeler öne çıkıyor. Türkiye de güçlü sanayisi, üretim kabiliyeti ve girişimci yapısıyla bu süreçte önemli bir avantaja sahip.” ifadelerini kullandı. Bursa’nın yeşil dönüşümde öncü şehirlerden biri olması gerektiğini söyleyen Kılıç, BTSO çatısı altında yürütülen çalışmalarla şehrin üretim, ihracat ve teknolojide olduğu gibi çevresel dönüşümde de liderlik hedeflediğini belirtti. Kılıç, Uludağ Çevre Forumu’nun bu vizyonun en önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade ederek, katkı sunan tüm kurum ve paydaşlara teşekkür etti. “Artık Üretmek Kadar Atık Yönetimi de Önemli” Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun, geri dönüşüm ve sürdürülebilirliğin insanlık tarihi kadar eski ve önemli bir konu olduğunu söyledi. Doğanın milyonlarca yıldır kendi döngüsü içerisinde kusursuz bir geri dönüşüm sistemi kurduğunu belirten Altun, “Milyarlarca insan bu dünyadan ayrıldı. Daha büyük sayıda canlılar geldi, yaşadı ve gitti. Doğa bunu muhteşem bir şekilde geri dönüştürdü. Doğanın teknolojisi bir kaosun önüne geçiyor.” dedi. İnsanlığın bugün hâlâ doğadaki bu kusursuz dönüşümü nasıl sağlayacağını tartıştığını belirten Altun, “Dünyada geri dönüşüm konusunda ortak bir konsensüs sağlandı. Artık üretmek ne kadar önemliyse atık dönüşümü de o kadar önemli. BTSO öncülüğünde gerçekleştirilen bu forum ve COP31 zirvesi gibi organizasyonlar, bu sorunun çözümü için ortak çaba gösteriyor.” dedi. Altun, sürdürülebilirliğin tartışmasız bir kavram olduğunu ifade ederek Bursa Valiliği olarak bu yönde yapılan çalışmalara bugüne kadar olduğu gibi destek vermeye devam edeceklerini sözlerine ekledi. Açılış konuşmalarının 3. Uludağ Çevre Forumu’na katkı veren sponsorlara plaketleri takdim edildi. Forumun açılış oturumu ise COP 31’e Doğru Türkiye başlığı ile gerçekleştirildi. AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç’ın moderatörlüğünde yapılan oturumda BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Mehrali Ecer konuşmacı olarak yer aldı.

ARITILMAYAN HER ATIKSU, KARBON RİSKİNİ BÜYÜTÜYOR Haber

ARITILMAYAN HER ATIKSU, KARBON RİSKİNİ BÜYÜTÜYOR

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çevre Yapı Arıtma Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, atıksuların çoğu zaman gözden kaçan ancak ciddi bir karbon kaynağı olduğuna dikkat çekti. Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, “Atıksular yalnızca su kirliliği olarak değerlendirilmemeli. Arıtılmadan doğaya bırakılan atıksular, metan ve azot oksit gibi karbondan çok daha güçlü sera gazlarının açığa çıkmasına neden oluyor. Bu da işletmelerin karbon vergisi kapsamındaki emisyon yükünü ciddi biçimde artırıyor” dedi. Arıtılmayan her atıksu, karbon vergisi riskini büyütüyor Arıtılmamış atıksuların dolaylı karbon üretimine yol açtığını vurgulayan Çağlar Özçelikler, bu durumun işletmeler açısından hem çevresel hem de mali bir risk oluşturduğunu belirtti. Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler açıklamasında “Yani arıtılmayan her atıksu, karbon vergisi riskinin büyümesi anlamına geliyor. Bu nedenle atıksu arıtma sistemleri, sadece bir çevre yatırımı değil, aynı zamanda karbon maliyetlerini kontrol altına almanın en etkili yollarından biri” ifadelerini kullandı. Modern arıtma tesisleri karbon ayak izini düşürüyor Doğru projelendirilmiş ve modern arıtma tesislerinin karbon ayak izinin azaltılmasında kritik rol oynadığını belirten Çevre Yapı Arıtma Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, bu sistemlerin sunduğu avantajlara dikkat çekti ve “Gelişmiş arıtma sistemleri sera gazı salımını azaltıyor, enerji verimliliği sağlıyor ve yenilenebilir enerji entegrasyonuna imkân tanıyor. Böylece işletmeler hem çevreyi koruyor hem de karbon vergisi yükünü hafifletiyor” diye konuştu. Atıksuyun arıtılarak yeniden kullanılmasının, dolaylı bir karbon tasarrufu anlamına geldiğini vurgulayan Çağlar Özçelikler, su–enerji ilişkisine işaret ederken de, “Arıtılan atıksuların yeniden kullanılması, yeni su temini için gereken enerji ihtiyacını azaltır. Su pompalama, taşıma ve arıtma süreçlerinde oluşan karbon salımı düşer. Geri kazanılan her metreküp su, aynı zamanda karbon tasarrufudur” dedi. Karbon nötr hedefler için raporlama avantajı Atıksu arıtma yatırımlarının, karbon nötr hedeflere ulaşmada firmalara önemli raporlama avantajları sunduğunu belirten Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, özellikle sürdürülebilirlik kriterlerine dikkat çekerken, “Arıtma sistemleri sayesinde emisyon verileri somut şekilde raporlanabiliyor. Bu durum, ESG ve sürdürülebilirlik raporlarında firmalara ciddi bir güç kazandırıyor ve ulusal-uluslararası karbon düzenlemelerine uyumu kolaylaştırıyor” ifadelerini kullandı. Kuraklık tehdidinin her geçen gün daha fazla hissedildiğini hatırlatan Çağlar Özçelikler, atıksu arıtmanın yalnızca karbonu değil, suyu da koruduğunu belirterek, “Atıksu arıtma sistemleri hem karbon salımını düşürüyor hem de su kaynaklarının korunmasına katkı sağlıyor. Bu ikili etki, iklim kriziyle mücadelede en güçlü araçlardan biri” dedi. Çevre Yapı Arıtma Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, bugün yapılan çevresel yatırımların, yarının karbon düzenlemelerine hazırlık anlamına geldiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün atıksu arıtma yatırımı yapan işletmeler, sadece çevreyi korumuyor; aynı zamanda gelecekteki karbon vergilerine ve iklim politikalarına karşı kendilerini güvence altına alıyor. Sürdürülebilir büyümenin yolu, doğru su ve karbon yönetiminden geçiyor.”

OİB’İN YENİ DÖNEMDEKİ BAŞKANI KEMAL YAZICI Haber

OİB’İN YENİ DÖNEMDEKİ BAŞKANI KEMAL YAZICI

Başkanlık dönemi sona eren Baran Çelik, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, sekiz yıl önce görevi devraldıklarında tek bir hedefleri olduğuna dikkat çekerek “Hedefimiz; Türk otomotiv sanayisini ihracatta daha güçlü, küresel değer zincirlerinde daha stratejik bir konuma taşımak. Bu hedef doğrultusunda önemli mesafeler kat ettik. Göreve başladığımız 2018 yılında 31,5 milyar dolar olan otomotiv ihracatımız 2025 yılında 41,5 milyar dolara yükseldi. Bu yıl 43 milyar dolar ile bu rakamı daha da yukarıya taşımayı hedefliyoruz. Pandemi nedeniyle bir yıllık ara dışında 19 yıldır ülkemizin ihracat şampiyonuyuz. Birliğimiz sadece ihracat rakamlarıyla değil, vizyonu, projeleri ve sektörün dönüşümüne liderlik eden yaklaşımıyla da güçlü bir kurumsal yapı haline geldi. Görev süremiz boyunca Dünya çapında ayak basmadığımız kıta, Türk bayrağını dalgalandırmadığımız ticaret merkezi bırakmadık. Bu dönemde 59 uluslararası fuara katılım sağladık, 63 sektörel ticaret heyeti ve 24 alım heyeti düzenledik” dedi. Görev süresi boyunca son sekiz yıla sadece projeleri değil, devasa bir dönüşümü sığdırdıklarını da belirten Baran Çelik “Otomotiv Geleceği Tasarım Yarışması’ndan Otomotiv Mühendisliği ve Aftermarket Konferansına, Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum sürecinde Türkiye Otomotiv Endüstrisi Sürdürülebilirlik Eylem Planını hazırlayarak firmalarımıza karbon ayak izinin azaltılması, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi ve SKDM uyumu gibi başlıklarda rehberlik etmemizden Yeşil Dönüşüm UR-GE projelerimiz ve SKDM eğitim programlarımız ile de özellikle KOBİ’lerimizin bu dönüşümün dışında kalmaması için finansman, danışmanlık ve teknik destek modellerini devreye almamıza kadar çok sayıda ilke, projeye ve çalışmaya imza attık. Yine en güncel ve en önemli gelişmelerden biri; Ticaret Bakanlığımızın öncülüğünde hayata geçirilen Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Girişim Sermayesi Yatırım Fonu oldu. Bu fon ile birlikte sektörümüzde teknoloji geliştiren, inovasyon üreten girişimlerin finansmana erişimini güçlendirmeyi ve otomotiv ekosistemimizin geleceğini desteklemeyi amaçlıyoruz” dedi. Otomotiv, teknolojik dönüşümün de lokomotifidir Konuşmasında Başkanlığı süresince yaşadıkları zorluklardan da bahseden Çelik, şunları söyledi: “2020 yılından sonra Dünya ekonomisinin ve küresel ticaretin en çalkantılı dönemlerinden birini yaşadık. Pandemi ve ardından gelen, Çip krizi, tedarik zinciri kırılmaları, Brexit süreci, Yeşil dönüşüm, Enflasyonist ortam, Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere hem insanlık hem küresel ekonomi için yıkıcı etkiler bırakan savaşlar ve son dönemde küresel siyasette hızla yükselen korumacılık trendinin sonucunda Avrupa’da gündeme gelen “Made in EU” yaklaşımı… Tüm bu fırtınalı süreçte gemiyi limana sağ salim yanaştırmak için var gücümüzle çalıştık ve bunu başarmanın gururunu yaşıyoruz. Sektörümüz; Türkiye sanayisinin teknolojik dönüşümünün de lokomotifidir. Bugün geldiğimiz noktada Türk otomotiv endüstrisi Avrupa değer zincirinin en güçlü üretim ve tedarik merkezlerinden biri haline gelmiş durumda. Bu başarı, birlikte çalıştığımız yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerimizin, Birliğimizin kıymetli çalışanlarının ve en önemlisi siz değerli üyelerimizin ortak emeğinin sonucu. Bu vesileyle görev sürem boyunca birlikte çalıştığımız tüm yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerine içtenlikle teşekkür ediyorum. Şimdi bayrağı devretme vakti. Yeni seçilecek yönetim kurulumuzun, bu çıtayı çok daha yukarılara taşıyacağına inancım tamdır. Onların başarısı, Türkiye’nin başarısı olacaktır. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği güçlü bir kurumdur. Bu kurumun en büyük gücü ise üyelerinin vizyonu ve dayanışmasıdır. Ben de bundan sonra sektörümüzün bir temsilcisi olarak otomotiv endüstrimizin gelişimi için çalışmaya devam edeceğim.” Baran Çelik’in konuşmasının ardından Birliğin bir önceki döneminde görev alan yönetim ve denetim kurulu üyelerine teşekkür plaketi takdim edildi. Yazıcı: “Üç ana başlıkta ihracatı artırmaya odaklıyız” OİB’in yeni Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı ise şunları söyledi: “Sektörümüz; Türkiye ekonomisinin temel taşlarından biri. Türkiye ihracatının yüzde 17,5’ini tek başına gerçekleştiriyor. Direkt çalışan 300 bin kişi, servis ve satışlar dahil 550 bin kişiye istihdam sağlıyoruz. En büyük pazarımız olan Avrupa Birliği ülkelerinin 2035 yılında sıfır emisyonlu araçlara geçiş planı sektörümüz ihracatı açısından çok kritik bir karar. AB ülkeleri sıfır emisyonlu araçlar konusunda kararlılar ama Çin ile rekabette zorlanıyorlar. Kendilerini Çin’e karşı koruyabilmek için “made in Europe” kavramını geliştirdiler. Biz sektör olarak Gümrük Birliği sayesinde bu kapsamda yer alacağız ama sıfır emisyonlu araçlar için gereken teknolojilere henüz hakim değiliz. Bu durum önümüzdeki dönemlerde ihracat açısından bir risk oluşturuyor. Eksiklerimizi hızlı bir şekilde tamamlayarak hazır hale gelmek zorundayız. Bu kapsamda yeni Yönetim Kurulu olarak üç ana başlık üzerinde çalışmak istiyoruz. İlk alanı “Geleceğe Hazırlanmak ve İhracat Artışı” olarak belirledik. İkinci olarak “Rekabetçi Otomotiv Sanayi” ve son olarak da “Güçlü Birlik ve Üye İlişkileri” konularına yoğunlaşmak kararı verdik. Türkiye otomotiv endüstrisi ihracatını korumaya ve artırmaya yönelik stratejiler geliştirerek sektör ve ilgili kurumlar ile birlikte çalışacağız ve geleceği birlikte şekillendireceğiz.”

BUSİAD'da 'Enerji Maliyet Yönetimi' paneli Haber

BUSİAD'da 'Enerji Maliyet Yönetimi' paneli

Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) Enerji Uzmanlık Grubu tarafından BUSİAD Evi’nde gerçekleştirilen panel, Enerji Komitesi Lideri Tolga Aktoprak’ın moderatörlüğünde yapıldı. Panelde konuşan ESCON Enerji A.Ş. Genel Müdürü Onur Ünlü, enerji maliyet yönetiminde öncelik sıralamasının doğru yapılmadığını söyledi. Ünlü, “Pompalar verimsiz çalışırken çatıya güneş enerjisi yaptık. Önce sorgulama ve verimlilik gerekir” dedi. Enerji verimliliğinin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirten Ünlü, Avrupa pazarına giren ürünlerin enerji kaynağı ve karbon ayak iziyle birlikte değerlendirildiğini vurguladı. Ünlü, emisyon azaltımının yaklaşık yüzde 40’ının enerji verimliliğinden sağlandığını söyledi. “BİR NEVİ ENERJİ BANKASIYIZ” Zenergy Enerji A.Ş. Genel Müdürü Cengiz Kılıç ise enerji piyasasında esnekliğin önümüzdeki beş yılın en önemli başlığı olacağını söyledi. Enerjinin bir emtia olduğunu belirten Kılıç, “Bankanın mevduat toplayıp kredi vermesinden farkımız yok. Üreticiden alıp tüketiciye veriyoruz. Bir nevi enerji bankasıyız” ifadelerini kullandı. Fiyatlama mekanizmalarının 2022’den itibaren daha fazla önem kazandığını belirten Kılıç, finansman ve fonlama senaryolarının enerji ticaretinde belirleyici olduğunu dile getirdi. “KARBON TEK SORUN DEĞİL” Panelin bir diğer konuşmacısı Türkiye Kalkınma Bankası Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik ve Etki Lideri Seçil Yıldız oldu.Yıldız, enerji verimliliği ve öz tüketime yönelik projelere finansman sağladıklarını belirterek karbon azaltımına yönelik kaynakların da bulunduğunu ifade etti. Türkiye’nin 2040 yılına doğru su stresi en yüksek ülkeler arasında yer alabileceğine dikkat çeken Yıldız, fizibilite raporlarında artık su riski gibi lokasyon bazlı faktörlerin de değerlendirildiğini söyledi. Panel sonunda konuşmacılara, Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nin “Kır Çiçekleri Okusun Diye” sosyal sorumluluk projesi adına yapılan bağış sertifikası, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu tarafından takdim edildi.

Oyak Renault’dan Gelecek İçin Güvenli Adımlar Projesi Haber

Oyak Renault’dan Gelecek İçin Güvenli Adımlar Projesi

Oyak Renault, erken yaşta yol güvenliği bilinci oluşturmak amacıyla Güvenli Adımlar Projesini hayata geçirdi. Proje kapsamında Oyak Renault, Oyak Horse ve Renault Mais (Bursa Şubesi) çalışanlarının ilkokul çağındaki çocukları, ara tatil döneminde Bursa İl Emniyet müdürlüğü Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nda düzenlenen uygulamalı eğitimlerle temel trafik kurallarını güvenli bir ortamda öğrenme fırsatı buldu. Renault Group’un sürücüler, yolcular ve tüm yol kullanıcıları için güvenliği merkeze alan önce insan (Human First) yaklaşımından ilham alan bu proje Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’nün çocuk trafik eğitim parkında gerçekleştirildi. Projenin amacı, çocuklara erken yaşta yol güvenliği farkındalığı kazandırmak ve güvenli bir trafik kültürünün temellerini sağlam bir şekilde oluşturmaktır. Bu doğrultuda çocuklar, Bursa Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nda gerçekleştirilen eğitim çalışmaları sayesinde trafik kurallarını deneyimleyerek öğrenme fırsatı elde etti. Eğitimin ardından çocuklar, Oyak Renault kampüsünde araç ve motor fabrikalarını ziyaret ederek üretim süreçlerini yakından inceleme imkânı buldu. Kampüs içerisinde yer alan Enerji Okulu’nda, sürdürülebilir bir yaşamın temel unsurlarını öğrenerek enerji kaynaklarının nasıl daha verimli kullanılabileceğine dair bilgiler edindiler. Bu ziyaretler, çocuklara modern üretim teknolojilerini ve üretimin her aşamasında güvenliğin nasıl sağlandığını gözlemleme fırsatı sundu. Program, trafik kültürünün geliştirilmesine katkı sağlayan gelişmiş sürüş destek sistemleri (ADAS), yapay zekâ ve dijital hayata giriş eğitimleriyle devam etti. Böylece çocuklar, hem otomobil güvenliği hem de dijital dünyaya dair temel farkındalık kazandı. “Çocukların trafik kurallarını günlük hayatlarının doğal bir parçası haline getirmelerini hedefliyoruz” Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Oyak Renault Yönetim Kurulu Başkanı ve Renault Group Türkiye CEO’su Lionel Jaillet şu ifadelere yer verdi: “Oyak Renault’da yalnızca güvenli araçlar üretmekle kalmıyor, aynı zamanda üretim süreçlerimizi “sıfır kaza” ilkesiyle yürütüyoruz. Bu yaklaşım, hem müşterilerimize hem de çalışanlarımıza güvenli bir ortam sağlamamıza imkân tanıyor. Araç ve üretim güvenliğinin ötesinde, trafik güvenliği bilincinin erken yaşta kazandırılmasının gelecekte daha güvenli bir toplum inşa etmenin temel adımlarından biri olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle hayata geçirdiğimiz Güvenli Adımlar Projesi ile Oyak Renault kampüs çalışanlarımızın çocuklarının yalnızca trafik kurallarını öğrenmelerini değil, bu kuralları günlük yaşamlarının doğal bir parçası hâline getirmelerini amaçlıyoruz. Projeyi, trafik farkındalık eğitimi, üretim süreçleri ve iş güvenliği eğitimi, sürdürülebilir yaşamın temel unsurlarını öğrenecekleri enerji verimliliği eğitimi ve dijital hayatın temellerini öğrenebilecekleri kapsamlı bir model olarak kurguladık. Bu yaklaşımın, uzun vadede daha bilinçli, duyarlı ve sorumluluk sahibi bireylerin yetişmesine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu projeyi hayata geçirmemizde değerli destekleri için Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’ne içten teşekkürlerimizi sunuyoruz”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.