Hava Durumu

#Enerji

- Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜED Uludağ: İkramiye artmazsa bayram emekliye zehir olur Haber

TÜED Uludağ: İkramiye artmazsa bayram emekliye zehir olur

AK Parti Grup Başkanvekili Abdullah Güler’in, bayram ikramiyesine yönelik kanun teklifinde bir artış düzenlemesi bulunmadığını açıklaması emekliler cephesinde hayal kırıklığı oluşturdu. TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, artan hayat pahalılığı karşısında emeklilerin ciddi geçim sıkıntısı yaşadığını belirterek, “Bayram ikramiyesi emekli için sembolik değil, moral ve nefes kaynağıdır. Artış yapılmaması emeklilerde büyük hayal kırıklığı yaratmıştır.” dedi. Pars, özellikle gıda, kira ve enerji fiyatlarındaki yükselişe dikkat çekerek, sabit gelirli kesimin yükünün her geçen gün arttığını ifade etti. “Tasarruf ve denge arayışlarının bedeli sürekli emekliye ödetilmemelidir. Emeklilerin bekleyecek gücü yok. Ertelemeyin, oyalamayın.” çağrısında bulundu. “EN DÜŞÜK AYLIK YOKSULLUK SINIRININ YÜZDE 19’U” En düşük emekli aylığının 20 bin TL seviyesinde olduğunu hatırlatan Pars, TÜRK-İŞ verilerine göre açlık sınırının 32 bin 365 TL, yoksulluk sınırının ise 105 bin 424 TL’ye ulaştığını söyledi. Pars, “En düşük emekli aylığı açlık sınırının yalnızca yüzde 61,8’ini, yoksulluk sınırının ise yaklaşık yüzde 19’unu karşılayabiliyor.” diyerek tabloyu “vahim” olarak nitelendirdi. Şubat ayı enflasyon verilerine de dikkati çeken TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan yıllık yüzde 31,53’lük enflasyon oranına rağmen sokaktaki gerçek enflasyonun çok daha yüksek hissedildiğini savundu. “İKRAMİYE EN DÜŞÜK AYLIĞA ENDEKSLENMELİ” Bayram ikramiyesinin en düşük emekli aylığına endekslenmesi gerektiğini dile getiren Pars, mevcut durumda bunun 20 bin TL’ye karşılık geldiğini belirterek, “Emeklinin huzuru toplumun huzurudur. Emekliye yapılacak artış, yalnızca emeklinin değil ekonominin de yüzünü güldürür. Sosyal devlet, en kırılgan kesimini koruyabildiği ölçüde güçlüdür” diye konuştu. Pars, açıklamasında, taleplerinin ayrıcalık değil insanca yaşam hakkı olduğunu da sözlerine ekledi.

Uludağ Milli Parkı'na 'sivil' uyarı: Şirketlere peşkeş çekilemez! Haber

Uludağ Milli Parkı'na 'sivil' uyarı: Şirketlere peşkeş çekilemez!

Bursa Barosu, Bursa Kent Konseyi, Bursa Tabip Odası, Bursa Veteriner Hekimler Odası, Nilüfer Kent Konseyi, TMMOB Bursa İKK, Tarım Orkam-Sen, Türkiye Ormancılar Derneği ve DOĞADER, Uludağ Milli Parkı’nın korunmasına yönelik ortak bir basın açıklaması düzenledi. DOĞADER Yönetim Kurulu Üyesi Sedat Güler’in okuduğu açıklamada, TBMM’de görüşülen yasa değişikliğinin Uludağ Milli Parkı’nı madencilik, enerji, su ve turizm şirketlerinin kullanımına açabilecek nitelikte olduğu ifade edildi. Açıklamada, milli parkların yalnızca doğal güzellikleri değil, su havzaları, yaban hayatı, endemik türler ve ekosistem bütünlüğünü koruyan kamusal alanlar olduğu vurgulandı. Açıklamada, Uludağ Milli Parkı’na yeni turizm tesisleri yapılması ve ulaşım için asfalt yollar açılması planlandığına dikkati çekilerek, kaçak yapıların “yeniden değerlendirme” adı altında yasallaştırılma riski bulunduğu vurgulandı. Parkın zaten madencilik, enerji ve su şirketlerinin faaliyetleri, turizm yapılaşması ve şehir baskısı altında zarar gördüğünün altı çizilen açıklamada, Uludağ’ın su kaynakları, ormanları ve endemik türleri bölgenin yaşam kaynağı ve Bursa’nın su ihtiyacının yaklaşık yüzde 90’ını sağladığı belirtildi. Sivil toplum kuruluşları, yasa değişikliğinin Uludağ’ın doğal yaşamını tehdit ettiğini ve Bursa’nın yaşam kaynağını yok olma riskiyle karşı karşıya bıraktığını ifade ederek, “Bursalıya sormadan, Uludağ Milli Parkı’nı şirketlere peşkeş çekemezsiniz. Uludağ Milli Parkı ile Bursa var olur. Uludağ Milli Parkı yoksa Bursa yok olur” mesajını verdi. Açıklamaya imza atan kuruluşlar, Uludağ’ın korunması için hukuksal ve eylemsel mücadeleyi sürdüreceklerini duyurdu.

Diyet uzmanından sahur uyarısı Haber

Diyet uzmanından sahur uyarısı

Özel Keşan Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Esra Meltem Karahan, Ramazan ayında sağlıklı beslenme konusunda açıklamada bulunurken, sahurun önemine dikkat çekti. Karahan, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Sahura kalkmak gün içerisindeki açlıktan ve sıvı kaybından en az etkilenmenizi ve daha enerjik bir gün geçirmenizi sağlayacaktır. Sakın uykuya yenilmeyin ve sahuru geçiştirmeyin. Ramazan ayında sahura kalkmadan oruç tutamayanlar, güzel sahur sofraları hazırlayanlar olduğu gibi, uykusundan vazgeçemeyip iftar ile ya da sadece sahurda su içerek oruç tutanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok. Peki, uykudan az da olsa fedakârlık edip sahura kalkarak oruç tutmak gerçekten önemli mi? Evet. Bu 30 günlük sürede her gün aynı enerjiyle günü bitirmek, günlük aktiviteleri keyifle yerine getirmek, sağlığınızdan ödün vermemek istiyorsanız sahuru ihmal etmeyin. Günlük hayatınızdaki az ve sık beslenme kuralını uyarlayarak gün içerisinde alamadığınız besin öğesi ihtiyaçlarınızı dengeli bir şekilde sağlayabilirsiniz. Ramazanda sağlıklı beslenmeye giden yol az önce söylediğim gibi “sahur” dan geçiyor. Ortalama 13 saatlik bir sürede oruç tuttulduğu için gün içerisinde kan şekeri düşebiliyor. Eğer kişiler sahura da kalkmıyor ise kan şekerinin düşüşü günün erken saatlerinde başlayıp, daha düşük değerlere ulaşabiliyor. Bu da gün içerisinde halsizlik, yorgunluk, uyku hali ve enerji düşüklüğü ile sonuçlanabiliyor. Sahura kalkarak gün içerisindeki kan şekeri düşüklüğü, yorgunluk, halsizlik, sindirim zorlukları, mide ve bağırsaklarda aşırı gaz birikimi, ani tansiyon yükselmesi, vücudun susuz kalması gibi bir çok durumu engellemiş olursunuz. Sahurda tercih edilen yiyeceklerde en az sahura kalkmak kadar önemlidir. Genel olarak midede uzun süre kalarak tok kalmanızı sağlayacak, kan şekerinde ani değişiklik yaratmayacak ve sıvı dengesini sağlayacak besinler seçilmelidir. SAHUR SEÇİMLERİ NASIL OLMALI? Yeniden uykuya geçişe uygun olmalı, Gün boyu tok kalmanıza yardım etmeli, Tuz oranı yüksek olmamalı, Yeterli sıvıyı içermeli, Yeterli lifi sağlamalı, Protein, karbonhidrat ve yağ içeren besinlerden oluşmalı, Vitamin ve mineral alımını desteklemeli, Kolay hazırlanabilir ve pratik yenebilir olmalı. Sahurda yapılacak güzel bir kahvaltı, bir gün sonrasının orucuna hazırlık için idealdir. İftarda olduğu gibi sahurda da ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınmalıyız. Peynir, yumurta, süt, lifli gıdalar, ideal bir sahur sofrası için yeterlidir. Susuzluğu arttıracağı için sahurda zeytin yerine 4-5 ceviz veya 10-15 badem fındık gibi seçimler, 1-2 tatlı kaşığı zeytinyağı daha iyi bir tercih olarak karşımıza çıkar. Ana yemek tercih edilirse; kıymalı veya tavuklu sebze yemekleri, baklagiller, bulgur, kepekli makarna, mercimek ve bulgur eklenmiş tahıllı çorbalar tercih edilebilir. Sıvı desteği için; şekersiz komposto, ayran, bitki çayları, şekersiz limonata, bol su ve maden suyu seçilebilir. SAHUR İÇİN ÖRNEK MENÜLER Örnek Menü-1: 1 bardak süt, 1-2 dilim çavdar veya tam buğday ekmeği, 1 dilim az tuzlu peynir, 1 haşlanmış yumurta, yeşillik, 2-3 ceviz, 1 porsiyon meyve, 2-3 bardak su Örnek Menü-2: 1 kase sebze çorbası, 1 küçük tabak kıymalı makarna, 1 kase yoğurt, yeşillik, 1 porsiyon meyve, 2-3 bardak su. Örnek Menü-3: 1 bardak ayran, sebzeli menemen, 1-2 dilim çavdar veya tam buğday ekmeği, yeşillik, 1 porsiyon meyve, 10-15 tane badem-fındık, 2 -3 bardak su.”

Akaryakıt Bayileri BTSO’da Buluştu Haber

Akaryakıt Bayileri BTSO’da Buluştu

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Enerji Konseyi Başkanı Erol Dağlıoğlu ve Meclis Üyesi İlhan Parseker’in yanı sıra PÜİS Genel Başkanı İmran Okumuş, PÜİS Bursa İl Başkanı İrfan Koç ile sektör temsilcilerinin katılımıyla BTSO Hizmet Binası’nda düzenlenen toplantıda akaryakıt bayilerinin sorunları ve çözüm önerileri konuşuldu. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay toplantıda sektör temsilcilerine birlik ve ortak akıl çağrısında bulundu. Toplantıya katılan Genel Başkan İmran Okumuş başta olmak üzere PÜİS yöneticilerine ve misafirlere teşekkür eden Burkay, “Birçok konuda problemlerimiz var. Zaten varlık sebebimiz de şikâyet ettiğimiz bu problemlerdir. Önemli olan, bu sorunları nasıl karşıladığımız, nasıl tespit ettiğimiz ve nasıl çözüm ürettiğimizdir. Bu süreç ekonomimizi yakından ilgilendiriyor.” dedi. Krizlerin Yüzde 50’si Psikolojiktir Sektör temsilcilerinin önemli projelere imza attığını vurgulayan Burkay, Meclis Üyeleri İlhan Parseker, Erol Dağlıoğlu ve sektör temsilcilerinin Ankara nezdinde yürüttükleri çalışmalara dikkat çekerek, “Gerçek anlamda sektörün temsilinde önemli görevler üstlendiler, ciddi projeler ürettiler.” dedi. Ekonomide yaşanan zorluklara da değinen Burkay, krizlerin yalnızca ekonomik değil psikolojik boyutunun da bulunduğunu belirterek, “Krizlerin yüzde 50’si psikolojiktir. Ekonomik rasyolar elbette önemli ancak toplumun umudunu aldığınızda toparlanma daha da zorlaşıyor. Bu toplantılar geleceğe daha pozitif bakmamızı sağlıyor.” diye konuştu. BTSO’nun hayata geçirdiği projelere ilişkin de bilgi veren Burkay, 2025 yılında kurdukları TEKNOSAB Lojistik Teknopark Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun (GSYF) Türkiye’nin en büyük fonlarından biri haline geldiğini söyledi. Burkay, toplantının sektör adına somut çıktılar üretmesini temenni ederek, kamu ve özel sektör iş birliğiyle akaryakıt sektörünün karşı karşıya bulunduğu sorunların kalıcı çözüme kavuşacağına inandığını ifade etti. Kar Payının Adil Bölüşümünde Önemli Kazanımlar Elde Ettik PÜİS Genel Başkanı İmran Okumuş, toplantıda yaptığı sunumda sendikanın girişimleriyle sektörün elde ettiği kazanımları ve önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini paylaştı. Türkiye’de akaryakıt sektörünün tarihsel gelişimine değinen Okumuş, sektörün serbest piyasa yapısı içerisinde önemli dönüşümler geçirdiğini belirterek, bayilerin hak ve menfaatlerinin korunmasının her zaman öncelikleri olduğunu söyledi. Dört dönemdir Genel Başkanlık görevini yürüttüğünü hatırlatan Okumuş, “Sektör sahip çıktığı sürece çözülemeyecek hiçbir sorun yoktur. Birlik ve dayanışma içinde hareket ettiğimizde sonuç alıyoruz.” dedi. Türkiye genelinde yaklaşık 13 bin akaryakıt bayisi bulunduğunu ifade eden Okumuş, özellikle bayiler aleyhine yapılan düzenlemelere karşı yoğun mücadele verdiklerini dile getirdi. Okumuş, dağıtım şirketleri ile bayiler arasındaki toplam kâr payının daha adil bir şekilde bölüşülmesi noktasında önemli kazanımlar elde ettiklerini belirterek, “Bayilerimizin ayakta kalabilmesi için maliyet baskısının hafifletilmesi ve gelir dağılımının dengelenmesi adına ciddi girişimlerde bulunduk.” diye konuştu. Bursa’da PÜİS Bölge Başkanlığı Kurulacak Sendika olarak hem ilgili bakanlıklar hem de düzenleyici kurumlar nezdinde temaslarını sürdürdüklerini kaydeden Okumuş, amaçlarının bayilerin sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını sağlamak olduğunu dile getirdi. PÜİS’in teşkilatlanma çalışmalarına da değinen Okumuş, 15. Bölge Başkanlığı’nı Bursa’da kurmayı hedeflediklerini açıkladı. Bursa merkezli kurulması planlanan Bölge Başkanlığı’nın; Bursa, Balıkesir, Eskişehir, Kütahya, Bilecik ve Yalova’yı kapsayacağını belirten Okumuş, bu illerde toplam 1.031 lisanslı istasyon bulunduğunu söyledi. Söz konusu istasyonların 356’sının Bursa’da faaliyet gösterdiğini ifade eden Okumuş, bölgesel yapılanmayla birlikte temsil gücünün artacağını ve sorunlara daha hızlı müdahale edilebileceğini vurguladı. Okumuş, toplantıya ev sahipliği yapan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve meclis üyelerine teşekkür etti. Sorunlara Çözüm İçin Ortak Akıl Vurgusu BTSO Meclis Üyesi İlhan Parseker, petrol ve akaryakıt sektörünün yaşadığı sorunlara dikkat çekerek çözüm odaklı bir yaklaşım çağrısında bulundu. PÜİS’in köklü bir sendika olmasına rağmen geçmişte ivme kaybettiğini ifade eden Parseker, Okumuş’un genel başkanlığa gelmesiyle sendikanın yeniden eski gücüne kavuştuğunu söyledi. Parseker, “İmran Bey, sektörün tüm sorunlarını etkili şekilde dile getirerek çözüm noktasında başarılı girişimlerde bulundu. BTSO çatısı altında komitemizin de oldukça verimli çalışmaları oldu.” diye konuştu. Sektörel sorunların çözümü için ortak hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Parseker, İbrahim Burkay öncülüğünde EPDK, Ticaret Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı nezdinde yaptıkları girişimlerin önemine dikkat çekti. Parseker, “İşlerini güçlerini bir kenara bırakıp Ankara kapılarında sektör adına mücadele eden bu isimlerin motive edilmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı. İstasyonlar Sadece Arsa Değeriyle El Değiştiriyor Petrol istasyonlarının ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını dile getiren Parseker, “Bir dönem iyi kazanan, nesiller boyu aileleri ayakta tutan istasyonlar vardı. Bugün ise özellikle Anadolu’da istasyonlar el değiştiriyor, para kazanamıyor. Maliyetler hızla artarken; işçilik giderleri, POS komisyonları ve banka yükleriyle sektör içinden çıkılamaz hale geldi.” dedi. Kâr marjlarının son derece düşük seviyelerde kaldığını ifade eden Parseker, “Girdiler çok arttı ancak satış fiyatlarını biz belirleyemiyoruz. Aşağıya satıyoruz, yukarıya satamıyoruz. Devletin belirlediği fiyatlarla yetinmek zorunda kalıyoruz. Bu nedenle birçok istasyon artık işletme değeriyle değil, sadece arsa değeriyle el değiştiriyor.” şeklinde konuştu. LPG Yetkili Personel Eğitimlerinde Değişiklik Önerisi PÜİS Bursa İl Başkanı İrfan Koç, sendikanın Genel Başkan İmran Okumuş öncülüğünde sektörün sorunlarına çözüm üretmek amacıyla yoğun çaba gösterdiğini söyledi. Göreve geldikleri günden bu yana teşkilatlanmaya büyük önem verdiklerini belirten Koç, Bursa’da 14 ilçe başkanı atadıklarını ifade etti. Her ay düzenli toplantılar gerçekleştirdiklerini kaydeden Koç, ilçe başkanlıklarının kendi bölgelerinde bayilerle birebir temas halinde olduğunu dile getirdi. Gerçekleştirilen toplantıda da sektörün güncel sorunlarının ele alınacağını belirten Koç, ev sahipliği dolayısıyla BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve meclis üyelerine teşekkür etti. Akaryakıt sektörünün önemli başlıklarından birinin de LPG yetkili personel eğitimleri olduğunu vurgulayan Koç, “LPG Yetkili Personel Eğitimleri Makine Mühendisleri Odası tarafından düzenleniyor. Ancak eğitimlerin mesai saatleri içerisinde yapılması iş gücü ve zaman kaybına yol açıyor. Personel eğitim ve sertifikalandırma sürecinin akaryakıt dağıtım şirketleri tarafından verilmesi daha doğru olabilir. Bu durum süreci hızlandıracak ve mağduriyetleri ortadan kaldıracaktır. Birçok sorunun çözüldüğü gibi bunun da çözüleceğine inanıyoruz.” diye konuştu.

Bursa'ya 4 yeni baraj geliyor Haber

Bursa'ya 4 yeni baraj geliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, toplulaştırma çalışmalarıyla tarım arazilerinden en yüksek faydayı sağlamak, musluklara sağlıklı ve içilebilir su ulaştırmak ve yerleşim yerleri ile tarım arazilerini taşkın risklerine karşı korumak için tüm gücüyle çalışırken, sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla da suyun her damlasına sahip çıkıyor. Son yıllarda etkileri güçlü şekilde hissedilen küresel ısınma ve iklim değişikliği suyun ve su yapılarının önemini her geçen gün daha da artığının altını çizen DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’İklim değişikliğinin etkisiyle suyun zamansal ve mekânsal dağılımında yaşanan belirsizlikler ve aşırılıklar suya bağlı afetlerin hem sayısında hem etkinlik alanında hem de şiddetinde artışlara sebep olmaktadır. Bu çerçevede başta depolama tesislerimiz olmak üzere inşa ederek ekonomik ve sosyal yaşama kazandırdığımız tüm su yapıları kritik bir öneme sahiptir. Özellikle kurak periyotlarda vatandaşlarımızın ve tüm sektörlerin en büyük güvencesi olan depolama tesislerimiz büyük önem taşımaktadır. Havza özelliklerine göre planladığımız su depolama tesisleri, tüm sistemin sigortası olarak su çevriminin en önemli halkasını teşkil etmekte hem kuraklık hem de taşkın gibi ekstrem hidrolojik olaylar karşısında toplumsal ve ekonomik direnci artıran hayati altyapı tesisleri olarak öne çıkmaktadır. ‘’dedi. Suyu depolamak kadar önemli olan bir diğer husus, suyu asgari kayıpla son kullanıcısına iletmek olduğunu ifade eden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’Bu çerçevede, suyun ülkemizde ve dünyada en çok tüketildiği sektör olan tarım sektöründe hayata geçirdiğimiz modern uygulamalarla bu alanda önemli ilerleme kaydedilmiştir. Özellikle basınçlı borulu sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, yapay zeka destekli sulama otomasyonu uygulamaları ve elektronik ölçüm sistemi (sayaç) takılan sulama tesisi sayısının artırılmasıyla suyun verimli kullanımı adına çok önemli adımlar atıldığını belirtti. DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA,’ Günümüzde suyla alakalı meselelerde madalyonun bir yüzünde kuraklık varken diğer yüzünde taşkınların yer aldığını belirterek. Suyun verimli kullanımı ne kadar önemli ise taşan suların kontrolü de o denli önemlidir. Bu çerçevede sayılarını hızla artırdığımız yenilikçi taşkın kontrol tesislerimiz ve taşkın erken uyarı sistemlerimizle taşkın zararlarının asgariye düşürülmesi hususunda önemli başarılar elde ediyor, rekor denilebilecek nitelikteki yağışlarda can ve mal kayıplarının önüne geçiyoruz. ‘’dedi. DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, Bursa’ya kazandırılan dev eserlerin altını çizerek şunları kaydetti: “Su medeniyettir düsturuyla, kadim su kültürümüzü teknolojiyle harmanladık. Son 23 yılda Bursa’da hayata geçirdiğimiz 54 sulama tesisi sayesinde 493 bin 510 dekar araziyi suyla buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. Toprağa düşen her damla su, Bursalı çiftçimizin emeğini berekete, memleketimizin ekonomisini ise güce dönüştürdü.” "Bursa’nın Su Hazinesini Baraj ve Göletlerimizle Geleceğe Taşıyoruz" DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, Bursa’nın tarımsal ve coğrafi gücüne vurgu yaparak şunları söyledi: “Bursa’nın iklimi üretim, toprağı bereket demek. Biz de bu potansiyeli en üst seviyeye çıkarmak için son 23 yılda 75 milyar 998 milyon TL’lik bir yatırım rekoruna imza attık. Şehrimize kazandırdığımız 25 baraj, 17 gölet ve 8 yer altı depolama tesisiyle tam 538 milyon m³ su depolama hacmine ulaştık. Modern su yapılarımızla Bursa’nın suyunu koruyor, toprağımızın gücüne güç katıyoruz.” "Bursa’da Yatırım Hamlesi Sürüyor: 4 Yeni Baraj ile Bereket Katlanacak!" DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, devam eden projeler hakkında müjdeler vererek şunları söyledi: “Bursa’nın su potansiyelini en üst seviyeye çıkarmak için durmaksızın çalışıyoruz. Şu an inşaatı devam eden 4 büyük barajımız, Bursa’nın geleceğine can suyu olacak. Bu dev eserler tamamlandığında, 145 bin 275 dekar araziyi daha modern sulamayla buluşturacak ve şehrimize yıllık 34,38 milyon m³ içme suyu takviyesi sağlayacağız. Bizim için her damla su kutsaldır; o damlanın israf olmadan çiftçimize ulaşması en büyük önceliğimizdir.” “Bursa’ya Dev Koruma Kalkanı: Taşkın Riskine Karşı 27 Kalıcı Eser” Değişen küresel iklim koşullarının getirdiği riskleri, modern mühendislik projelerimizle yönetiyoruz. Bursa’da son 23 yılda tamamladığımız 27 taşkın koruma tesisi; şehir merkezimizden en uzak yerleşim yerlerimize kadar geniş bir alanda koruma kalkanı oluşturdu. 19 bin dekar verimli toprağımızı ve yerleşim yerlerimizi güvence altına alırken, yapımı devam eden 20 yeni projemizle riskleri minimize etmeyi sürdürüyoruz. Bursa’nın huzuru için projeler üretiyor, suyun gücünü kontrol altında tutuyoruz. Bursa’da Topraklar Birleşiyor, Tarımda Verimlilik Artıyor Bursa’da yürütülen arazi toplulaştırma çalışmalarının bölge tarımı için bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, tescil işlemlerinde gelinen son noktayı paylaştı. Bursa genelinde tamamlanan 5 büyük projede 439 bin 560 dekar alanın tescilinin tamamlandığını belirterek, inşaat aşamasındaki işlerden gelen 38 bin 200 dekarlık kısmi tescille birlikte, toplamda 477 bin 760 dekar arazinin toplulaştırıldığını açıkladı. Sahadan gelen geri dönüşlerin projenin başarısını tescillediğini ifade eden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, şunları kaydetti: “Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerimizin çiftçimiz nezdindeki karşılığını yakından takip ediyoruz. Projenin ilk aşamalarında belirli bir çekince ve ön yargıyla yaklaşan üreticilerimiz, uygulamalar neticelendikçe toplulaştırmanın sağladığı kolaylıkları ve ekonomik faydayı bizzat tecrübe ettiler. Bugün o ön yargıların yerini büyük bir memnuniyet ve teşekkür almış durumda. Çiftçimizin işini kolaylaştıran, yakıt ve zaman tasarrufu sağlayan bu projelerimize, sahadan aldığımız bu güvenle ara vermeden devam ediyoruz.” "Yeşil Bursa’da Temiz Enerji Hamlesi: 12 Dev HES Tesisi Devrede" Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına dikkat çeken Genel Müdür Mehmet Akif Balta, Bursa’daki enerji yatırımları hakkında şunları söyledi: “Suyumuzu sadece tarımda değil, enerjide de en verimli şekilde değerlendiriyoruz. İşletmeye aldığımız 12 HES tesisi ile yıllık 660 milyon kWh temiz enerji üreterek Bursa’nın ve Türkiye’nin kalkınmasına destek oluyoruz. Suyumuzdan aldığımız bu temiz gücü enerjiye dönüştürerek, geleceğe daha aydınlık bir Bursa bırakmak için çalışıyoruz.” Genel Müdür Mehmet Akif BALTA; “Biz DSİ olarak suyla alakalı tüm alanlarda su vatandır anlayışıyla çalışmalarımıza devam ediyor, suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında hiçbir fark görmüyoruz. Kullandığımız her damla suyu son damlasıymış gibi kullanmamız’ tavsiyesiyle sözlerimi noktalıyorum.” dedi.

RAMAZAN’DA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER Haber

RAMAZAN’DA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Ramazan’da gün boyu süren açlık nedeniyle iftar, sahur ve bu iki öğün arasındaki beslenme düzeni büyük önem taşıyor. Metabolizmanın yavaşlamasından olumsuz etkilenmemek, gün içinde enerji seviyesini ve zihinsel odağı koruyabilmek için yalnızca doğru seçimler yapmak değil, kaçınılması gereken alışkanlıklara da dikkat etmek gerekiyor. Ramazan başlamadan önce vücudu hazırlamanın süreci çok daha rahat geçirmeye yardımcı olacağını söyleyen Central Hospital’dan Diyetisyen Dr. Yaren Hocaoğlu, Ramazan ayında sıklıkla yapılan hataları, Ramazan öncesi alışveriş listesinde olması gerekenleri, diyet yapanların bu süreci nasıl geçirmesi gerektiğini ve örnek iftar ile sahur menülerini paylaştı. Ramazan ayında beslenme düzeninin değişmesi, vücudun enerji dengesini ve metabolizmayı doğrudan etkiler. Uzun süren açlık sonrası iftarda ani ve aşırı yemek tüketimi; hazımsızlık, mide yanması ve kan şekeri dalgalanmalarına yol açabileceği için dengeli ve ölçülü bir beslenme yaklaşımı, Ramazan’ı hem daha rahat hem de sağlıklı geçirmeye yardımcı olur. Central Hospital’dan Diyetisyen Dr. Yaren Hocaoğlu’nun verdiği bilgilere göre, Ramazan’dan önce vücudu hazırlamak süreci çok daha rahat geçirmenizi sağlar. Buna göre Ramazan ayı başlamadan; gece atıştırmaları azaltılmalı, çay–kahve kademeli düşürülmeli, su tüketimi artırılmalı (en az 2–2,5 litre). Beyaz unlu ve şekerli gıdalar yerine tam tahıl ve lifli besinlere geçilmeli, akşam yemekleri biraz daha erken saatlere çekilmelidir. Yoğurt, kefir ve sebze ağırlıklı beslenme bağırsakları destekler. İstenirse Ramazan öncesi probiyotiklere başlanabilir. Bu geçiş süreci; Ramazan’da sık görülen halsizlik, baş ağrısı, şişkinlik ve kabızlık gibi şikâyetleri ciddi şekilde azaltır. Ramazan’da en sıkı yapılan hatalar Ramazan mutfağının temeli dengedir. Yumurta, tavuk/hindi, balık, yoğurt–kefir gibi protein kaynakları; tam buğday ekmeği, yulaf, bulgur gibi kompleks karbonhidratlar; zeytinyağı, avokado ve çiğ kuruyemişler; bol sebze–yeşillik, kuru baklagiller ve chia/keten tohumu alışveriş listesinde yer almalıdır. Ayrıca yeterli su, maden suyu ve bitki çayları (rezene, papatya, ıhlamur) Ramazan boyunca dengeyi korumaya yardımcı olur. Bu temel ürünler Ramazan boyunca daha uzun süre tok kalmaya yardımcı olur ve enerji düşüklüğünü önler. Ramazan’da en sık yapılan beslenme hatalarını da sıralayan Diyetisyen Dr. Hocaoğlu, “Sahuru atlamak, iftarda hızlı ve fazla yemek, kızartma ve şerbetli tatlıları sık tüketmek, gün içinde az su içmek, günü tek öğün gibi geçirmek ve sebze–protein yerine ağırlığı karbonhidrata vermek en sık yapılan hatalardır” diyerek bu durumun kilo artışı, mide sorunları ve enerji düşüklüğüne yol açabileceğini vurguladı. Diyet yapanlar Ramazan’da düzeni bozmadan nasıl beslenebilir? Ramazan doğru planlandığında diyet yapanların bu süreci bozmadan devam ettirebileceğini söyleyen Diyetisyen Dr. Hocaoğlu, “İftarda önce su ve çorba ile başlanmalı, ardından 10–15 dakikalık kısa bir ara verilmelidir. Bu küçük mola tokluk sinyalini artırır ve kontrolsüz yemeyi önler. Ana öğünde tabağın yarısı sebze, dörtte biri protein, dörtte biri kompleks karbonhidrat olmalıdır. Sahur mutlaka yapılmalı; protein, lif ve sağlıklı yağ içeren dengeli bir tabak tercih edilmelidir. Sahuru atlamak gün içinde halsizliğe yol açar ve iftarda aşırı yemeyi tetikler. Tatlı yerine meyve veya sütlü tatlı (haftada 1–2 kez) öneriyorum” dedi. İftar sonrası kısa yürüyüşlerin hem kan şekerini hem de sindirimi desteklediğini belirten Diyetisyen Dr. Hocaoğlu, burada amacın az yemek değil, doğru dağıtılmış dengeli yemek olduğunu kaydetti. ÖRNEK RAMAZAN İFTAR MENÜSÜ ÖRNEĞİ 1–2 adet hurma1 bardak su1 kase mercimek çorbası (veya ezogelin)Izgara tavuk / fırında köfte / etli sebze yemeğiYanında az yağlı pilav veya bulgur pilavıMevsim salatası (limon + zeytinyağı az)Yoğurt veya cacık1–2 dilim tam buğday ekmeğiGüllaç / sütlaç ÖRNEK RAMAZAN SAHUR MENÜSÜ 1–2 adet haşlanmış yumurtaBeyaz peynir veya lor peyniriZeytin (5–6 adet)1–2 dilim tam buğday ekmeğiDomates, salatalık, yeşillik

BTSO MESYEB nitelikli ve belgeli iş gücünün adresi oldu Haber

BTSO MESYEB nitelikli ve belgeli iş gücünün adresi oldu

Makine, metal, otomotiv, kaynak, inşaat, plastik, enerji, asansör, tekstil, elektrik-elektronik, lojistik, maden ve kişisel hizmetler sektörlerini kapsayan 11 sektörde sınav ve belgelendirme hizmeti sunan MESYEB, Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından hazırlanan 112 ulusal yeterlilik kapsamında faaliyet gösteriyor. Merkez, TS EN ISO/IEC 17024 standardına göre Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) akreditasyonuna sahip. MYK tarafından yetkilendirilmiş 250’yi aşkın belgelendirme kuruluşu arasında en geniş yetki kapsamına sahip olan MESYEB, Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde (DOSAB) bulunan modern binasında 76 meslekte kendi bünyesinde sınav yapabilen Türkiye’nin tek merkezi konumunda. Otomotivde Dönüşümü Destekliyor Otomotiv sektöründeki yeşil dönüşüme uyum sağlamak adına çalışmalar yürüten MESYEB, 2025 yılında elektrikli ve hibrit araç teknolojilerine yönelik önemli bir adım attı. BUTGEM’de elektrikli, hibrit, otonom araçlar ve araç elektroniği alanında mesleki eğitim altyapısının güçlendirilmesi amacıyla hayata geçirilen Yeni Nesil Araç Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi’nin daha etkin ve verimli kullanılmasına yönelik batarya elektrikli araç bakım onarımcısı, hibrit araç bakım onarımcısı ve elektrikli araç montaj elemanı gibi yeni nesil yeterlilikleri kapsamına alarak, sektörün nitelikli insan kaynağı ihtiyacına yanıt verdi. Asansör Ekipmanlarında İlk Ve Tek BTSO MESYEB ayrıca Türkiye'nin ilk ve tek Asansör Ekipmanları Test ve Geliştirme Merkezi'ne ev sahipliği yapıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile işbirliği içinde yürütülen çalışmalar kapsamında, asansör emniyet frenleri, tamponlar, hız regülatörleri, otomatik kapılar, motorlar ve frenler gibi kritik ekipmanların test ve geliştirme işlemleri burada gerçekleştiriliyor. Uluslararası standartlarda donatılan merkez, Türk Standartları Enstitüsü (TSE) ile imzalanan protokol sayesinde CE belgelendirme süreçlerinde de aktif rol oynuyor. Bu sayede asansör üreticileri, ürün geliştirme ve test faaliyetlerinde yurt dışına bağımlılıktan kurtularak maliyet ve zaman avantajı elde ediyor. Merkez, sektörün uluslararası rekabet gücünü artıran Ar-Ge çalışmalarına da ev sahipliği yapıyor. Sektörlere Nitelikli ve Belgeli İşgücü BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, iş dünyasının en önemli sorunlarından birinin nitelikli iş gücüne erişim olduğunu belirterek, iş kazalarının azaltılması ve sektörlerin belgeli çalışanlara daha kolay ulaşabilmesi amacıyla MESYEB’i hayata geçirdiklerini ifade etti. Otomotivden inşaata, tekstilden enerjiye kadar 11 farklı sektörde sınav ve belgelendirme yetkisine sahip olan MESYEB’in, kapasite bakımından Türkiye’nin önde gelen belgelendirme kuruluşları arasında yer aldığını vurgulayan Burkay, merkez bünyesinde faaliyet gösteren Asansör Güvenlik Ekipmanları Test ve Geliştirme Merkezinin de kritik bir rol üstlendiğini söyledi. Burkay, “Merkezimiz, Türkiye’de üretilen güvenlik ekipmanlarının önemli bir bölümünün Ar-Ge çalışmalarına ev sahipliği yapıyor. Üreticilerimiz, ürünlerinin test ve geliştirme süreçlerinde artık yurt dışına bağımlı değil. Üretilen bilgi ve teknoloji sayesinde ülkemiz asansör sektörünün uluslararası pazarlardaki rekabet gücü her geçen gün artıyor.” dedi. “Teşvikler Tekrar Devreye Alınmalı” Mesleklerin belgelendirilmesine önemli katkı sağlayan MYK belge teşviklerinin yeniden yürürlüğe alınması gerektiğini ifade eden Burkay, şunları kaydetti: “2022 yılına kadar uygulanan devlet teşvikleri, mesleki yeterlilik sisteminin sağlam temeller üzerinde ilerlemesi açısından son derece değerliydi. Bu teşviklerin yeniden devreye alınması ya da belirli bir süre daha kısmi oranlarla sürdürülmesi faydalı olacaktır.” BTSO’nun 2030 vizyonu kapsamında; yüksek katma değer, teknoloji derinleşmesi ve yeşil dönüşüm odaklı projeler arasında MESYEB’in önemli bir yer tuttuğunu belirten Burkay, nitelikli iş gücünün Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesinin temel unsurlarından biri olduğunu sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.