Hava Durumu

#Empati

- Empati haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Empati haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay zekâ çağında rekabette algoritmalar değil, insan deneyimi ön plana çıkıyor Haber

Yapay zekâ çağında rekabette algoritmalar değil, insan deneyimi ön plana çıkıyor

Güven, sadakat, çalışan deneyimi ve hibrit çalışma modelleri de geleceğin müşteri deneyimi anlayışında öne çıkıyor. 25 yıllık deneyiminden aldığı güçle Experience Intelligence yaklaşımını merkeze alan Mplus Türkiye, kendi yapay zekâ platformu Graia ile insan ve yapay zekânın birlikte çalıştığı modeller geliştirerek müşteri deneyimini, çalışan deneyimini ve iş sonuçlarını güçlendirmeyi hedefliyor. Yapay zekânın iş süreçlerinde kullanımının hızla yaygınlaşması, müşteri deneyiminde de önemli bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Hız, veri işleme, otomasyon ve ölçeklenme konusunda önemli fırsatlar sunan yapay zekâ teknolojileri, benzer araçlara erişimin kolaylaşmasıyla birlikte tek başına bir farklılaşma unsuru olmaktan uzaklaşıyor. Bu noktada markalar için teknolojiyi insanın sahip olduğu empati, muhakeme, problem çözme ve karar alma yetkinlikleriyle birlikte değerlendirmek önem taşıyor. Mplus Türkiye & MENA CEO’su Cemile Banu Hızlı, geleceğin müşteri deneyiminde insan ve yapay zekânın birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan iki güç olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor. “Graia ile yapay zekânın hız, veri işleme ve otomasyon gücünü insan uzmanlığıyla buluşturuyoruz” Yapay zekânın hızla standartlaştığına ve bugün pek çok kurumun benzer çözümlere erişebildiğine dikkat çeken Mplus Türkiye & MENA CEO’su Cemile Banu Hızlı, teknolojinin tek başına bir rekabet avantajı olmaktan çıktığını belirtti. Asıl fark yaratan unsurun, yapay zekânın sunduğu hız ve veri işleme gücünün; insanın empati, muhakeme, etik değerlendirme ve kriz çözme yetenekleriyle nasıl harmanlandığında ortaya çıktığını ifade eden Hızlı, “Mplus olarak savunduğumuz İnsan + AI yaklaşımının temelinde de bu anlayış bulunuyor. 25 yıllık deneyimimiz üzerine geliştirdiğimiz Experience Intelligence yaklaşımının önemli bileşenlerinden biri olan kendi yapay zekâ platformumuz Graia ile yapay zekânın sunduğu hız, veri işleme ve otomasyon gücünü insan uzmanlığıyla buluşturuyoruz. Çağrı özetleme, veri analizi ve bilgiye erişim gibi süreçlerin otomatikleşmesi, temsilcilerimizin ekranda bilgi aramakla veya tekrarlayan operasyonel görevlerle zaman kaybetmesini önlüyor. Böylece çalışanlarımız dikkatlerini müşteriyi dinlemeye, ihtiyacı anlamaya ve çözüm üretmeye verebiliyor. Teknolojinin insanın yerini alması değil, insanın yetkinliklerini ve stratejik rolünü daha da güçlendirmesi gerektiğine inanıyoruz. Yapay zekânın gerçek değeri, insanı süreçten çıkarmasında değil, insanın yaptığı işi daha anlamlı ve daha etkili hale getirmesinde. Müşteri deneyiminde teknolojik yetkinliklerin yanı sıra insan teması da marka ile müşteri arasındaki ilişkinin niteliğini belirliyor. Özellikle güven ve sadakat açısından insan faktörü büyük önem taşıyor” dedi. “Müşterinin markaya duyduğu güvenin temelinde empati ve doğru anlaşılma hissi bulunuyor” Müşteri ve markanın arasındaki güven duygusunun temelinde samimi bir empati ve doğru anlaşılma hissinin bulunduğuna dikkat çeken Hızlı, “Yapay zekâ işlemleri hızlandırıyor ve bilgiye erişimi kolaylaştırıyor. Fakat özellikle kritik ve hassas anlarda müşterinin karşısında onu gerçekten dinleyen, duygusunu anlayan ve karmaşık bir probleme çözüm üretebilen bir insan uzmanının bulunması marka güvenini güçlendiriyor. Güvenin güçlenmesi de müşterinin markayla uzun vadeli bir bağ kurmasını ve sadakat geliştirmesini destekliyor” diye konuştu. “Teknolojiyle desteklenen çalışanlar, satış fırsatlarına da katkı sağlıyor” Müşteri deneyiminin marka sadakati üzerindeki etkisinin ötesinde, şirketlerin finansal performansıyla da doğrudan ilişkili olduğunu belirten Hızlı, “Müşteri deneyiminde insana yapılan yatırım büyük bir değer taşıyor. Doğru eğitimden geçen, teknolojiyle desteklenen ve karar alma konusunda yetkilendirilen çalışanlar, müşteri memnuniyetinin yanı sıra çapraz satış ve üst satış fırsatlarına da katkı sağlıyor. Bu nedenle CX yatırımlarının gelir ve kârlılık perspektifiyle değerlendirilmesi gerekiyor. Müşteri deneyimi uzun yıllar maliyet odaklı bir operasyon olarak değerlendiriliyordu. Oysa bugün bunun çok daha geniş bir iş etkisi olduğunu görüyoruz. İnsana yapılan yatırım, daha iyi hizmet sunmanın ötesinde doğrudan gelir, marj ve sürdürülebilir büyüme üzerinde de karşılık buluyor. Bu noktada insan faktörünün müşteri deneyimindeki etkisini, çalışan deneyiminden bağımsız değerlendirmemiz gerekiyor. ‘Mutlu çalışan, mutlu müşteri’ yaklaşımı da burada önem kazanıyor. Çalışanın motivasyonu, işine duyduğu bağlılık ve kendisini geliştirebilmesi müşteriyle kurduğu iletişime doğrudan yansıyor. Biz de bu kapsamda teknolojiyi çalışanlarımızın rolünü azaltan bir unsur olarak değil, onların üzerindeki operasyonel yükü azaltarak daha nitelikli işlere odaklanmasını sağlayan bir araç olarak görüyoruz. Çalışanlarımızı güçlendiren, gelişimlerini destekleyen ve işlerini kolaylaştıran bir kültür oluşturmak, müşteri deneyiminde sürdürülebilir kalite açısından bizim için oldukça önemli” şeklinde konuştu. “Memnuniyeti yüksek çalışanlar işe daha iyi odaklanıyor, bu da müşteri deneyimine yansıyor” Çalışma modellerindeki dönüşümün de müşteri deneyiminin geleceğinde önemli bir rol oynadığını belirten Hızlı, “Hibrit ve esnek çalışma modelleri, çalışanların iş-yaşam dengesini güçlendiriyor. Bu da çalışanın memnuniyetini ve motivasyonunu doğrudan etkiliyor. Memnuniyeti yüksek çalışanların işe odaklanması, iş sahiplenmesi ve müşteriye karşı empati kurma kapasitesi de artıyor. Bunun müşteri deneyimine doğrudan yansıdığını görüyoruz. Bulut tabanlı yapay zekâ altyapımız ve gelişmiş veri güvenliği protokollerimiz sayesinde esnek çalışma modelini operasyonel devamlılık ve kesintisiz kalite standartlarıyla birlikte sürdürebiliyoruz” dedi. “Teknoloji bir amaç değil, insan yetkinliğini artıran bir araç” Geleceğin CX modelinin her yerden çalışabilen ve yüksek motivasyonla hareket eden insan gücü ile her an erişilebilir olan akıllı teknolojilerin birlikte çalıştığı bir model olacağına dikkat çeken Mplus Türkiye & MENA CEO’su Cemile Banu Hızlı, şu ifadeleri kullandı: “Bu model, kurumlara değişen iş hacimlerine daha hızlı uyum sağlama, hizmet kalitesini sürdürülebilir kılma ve kaynaklarını daha verimli kullanma imkânı sunacak. Yapay zekâ hız ve ölçek sağlarken, insan uzmanlığı güven, empati ve muhakeme gerektiren temas noktalarında belirleyici olmaya devam edecek. Önümüzdeki dönemde CX liderliğini sürdürmek isteyen markaların teknoloji yatırımlarını insan deneyiminden bağımsız düşünmemesi gerekiyor. Teknoloji bir amaç değil, insan yetkinliğini artıran bir araç. Algoritmalar işlemleri yönetebilir; ancak rekabeti ve geleceği insana dokunan deneyimler belirleyecek.”

Kiracıları tedirgin eden yeni tahliye yöntemleri... Önce satıyorum, sonra kendim oturacağım! Haber

Kiracıları tedirgin eden yeni tahliye yöntemleri... Önce satıyorum, sonra kendim oturacağım!

Kira fiyatlarının yükselmesiyle birlikte uzun yıllardır aynı evde oturan ve piyasa değerinin oldukça altında kira ödeyen kiracılarla ev sahipleri arasındaki gerilim de artıyor. Gayrimenkul Uzmanı Şenay Araç, son dönemde karşılaştığı örneklerde bazı ev sahiplerinin kiracılarıyla doğrudan iletişim kurmak yerine hukuki süreçlere başvurduğunu, bazı durumlarda ise tahliye için farklı gerekçelerin gündeme getirildiğini söyledi. KİRACI DAVAYI SMS İLE ÖĞRENİYOR Araç’ın aktardığı örneklerden birinde, yıllardır kirasını düzenli ödeyen bir kiracının, kira tespit davası açıldığını ev sahibinden değil avukatından gelen SMS ile öğrendiğini belirtti. Bu yöntemin kiracılar üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşturduğunu ifade eden Araç, tarafların öncelikle konuşarak makul bir kira bedelinde anlaşabileceğini, doğrudan dava yoluna gidilmesinin ise süreci daha da zorlaştırdığını söyledi. ÖNCE “SATIYORUM”, SONRA “KENDİM OTURACAĞIM” Gayrimenkul Uzmanı Şenay Araç’ın dikkat çektiği bir diğer yöntem ise tahliye süreçlerinde ortaya çıkıyor. Bazı ev sahiplerinin önce kiracıya taşınmazı satacağını söylediğini, evi emlakçı aracılığıyla ilana koyduğunu ve alıcı bulduktan sonra kiracıdan çıkmasını istediğini belirten Araç, kiracının çıkmayı kabul etmemesi halinde bu kez “Kendim oturacağım” gerekçesiyle tahliye sürecinin başlatılabildiğini ifade etti. Araç, burada asıl sorgulanması gerekenin gerçek ihtiyaç olup olmadığına dikkat çekerek, “Gerçekten mülk sahibinin o eve ihtiyacı mı var? Yoksa amaç eski kiracıyı çıkarıp evi bugünkü piyasa fiyatından yeniden kiraya vermek mi?” diye sordu. “ÜÇ YIL” UYARISI Şenay Araç, ihtiyaç nedeniyle tahliye edilen kiracıların önemli bir hakkına da dikkat çekti. Araç, kanundaki şartlar kapsamında ihtiyaç nedeniyle tahliye edilen taşınmazın, haklı bir sebep bulunmadıkça üç yıl geçmeden eski kiracıdan başka bir kişiye kiralanamayacağını söyledi. Taşınmazın bu kurala aykırı şekilde yeniden kiraya verilmesi halinde eski kiracının tazminat hakkının gündeme gelebileceğini belirten Araç, “İhtiyacım var denilerek evden çıkarılan kiracı, kısa süre sonra aynı evin yeniden kiraya verildiğini görürse hakkını araştırmalı” uyarısında bulundu. “MÜLK SAHİBİNİN DE HAKKI VAR, KİRACININ DA” Meselenin yalnızca kiracılar açısından değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Araç, mülk sahiplerinin de yatırımlarından gelir elde etmek istemesinin doğal olduğunu söyledi. Ancak kiracıların da yıllardır yaşadıkları evlerde bir hayat düzeni kurduğunu belirten Araç, tarafların birbirlerinin haklarına ve yaşam koşullarına saygı göstermesi gerektiğini ifade etti. Araç, “Her sorunun çözümü mahkeme olmamalı” diyerek, tarafların dava yoluna gitmeden önce iletişim kurmasının birçok sorunu çözebileceğini söyledi. “Kiracı da mülk sahibinin yatırımına saygı duymalı, mülk sahibi de kiracının yuvasına” diyen Araç, karşılıklı empati ve iletişimle pek çok uyuşmazlığın mahkeme kapısına taşınmadan çözülebileceğini vurguladı.

İnegöl’de Dipsizgöl geleneği Avrupa’ya taşınıyor Haber

İnegöl’de Dipsizgöl geleneği Avrupa’ya taşınıyor

İnegöl’ün kırsal Dipsizgöl Mahallesinde yıllardır yaşatılan ve yılda bir gün kadınlarla erkeklerin kamusal alan kullanımında rollerini değiştirdiği özgün gelenek, bu kez Avrupa ölçeğinde ele alınacak. İnegöl Belediyesi tarafından geliştirilen ve Dipsizgöl’ün bu geleneğini konu alan “Rewriting Heritage” (Mirası Yeniden Yazmak) projesi, Erasmus+ KA210-YOU – Gençlik Alanında Küçük Ölçekli Ortaklıklar Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. BURSA’DA DESTEK ALMAYA HAK KAZANAN TEK BELEDİYE PROJESİ OLDU Proje aynı zamanda, ilgili başvuru döneminde Bursa ilindeki belediyeler tarafından sunulan Erasmus+ projeleri arasında destek almaya hak kazanan tek belediye projesi oldu. PROJE; TÜRKİYE, İSPANYA VE YUNANİSTAN’DAN GENÇLERİ ORTAK BİR ÇALIŞMA ZEMİNİNDE BULUŞTURACAK İnegöl’ün kültürel miras değerlerinin uluslararası ölçekte tanıtılması ve gençlerin bu mirasın araştırılması, yorumlanması ve geleceğe taşınmasında aktif rol üstlenmesi amacıyla hazırlanan proje; Türkiye, İspanya ve Yunanistan’dan gençleri ortak bir çalışma zemini üzerinde buluşturacak. DİPSİZGÖL’DE YILDA BİR GÜN ROLLER DEĞİŞİYOR Projenin çıkış noktasını, İnegöl’ün Dipsizgöl Mahallesi’nde yaşatılan özgün kültürel miras pratiği oluşturuyor. Mahallede yılda bir gün gerçekleştirilen gelenekte, günlük yaşam içerisindeki toplumsal roller ve kamusal alan kullanımı sembolik olarak değişiyor. O gün kadınlar kıraathane gibi erkeklerin ağırlıklı olarak kullandığı kamusal alanda bir araya gelirken, erkekler evlerinde kalıyor. Kadınlar kıraathanede sohbet ediyor, çay ve kahvelerini içiyor, çeşitli masa oyunları oynayarak sosyal bir ortamda vakit geçiriyor. Erkekler ise o gün ev işleriyle ilgilenerek günlük yaşamın farklı sorumluluklarını üstleniyor. Yıllardır mahalle içerisinde yaşatılan bu gelenek, yalnızca farklı bir sosyal uygulama olmanın ötesinde; kamusal alanın kullanımı, toplumsal roller, kadınların görünürlüğü, gündelik yaşamın sorumlulukları ve karşılıklı empati açısından dikkat çekici bir kültürel miras örneği olarak değerlendiriliyor. YERELDEN DOĞAN ARAŞTIRMA TÜBİTAK BAŞARISINA DÖNÜŞTÜ Dipsizgöl’de yaşatılan bu gelenek, daha önce İnegöl Halil İnalcık Sosyal Bilimler Lisesi’nde felsefe grubu öğretmeni Pınar Yıldız ve öğrencisi Sıla Yavuz tarafından araştırma konusu haline getirilmişti. “KıraatAnne: Dipsizgöl’de Yılda Bir Gün Rol Mekân Değişimi” başlıklı çalışma ile Dipsizgöl’deki gelenek; toplumsal cinsiyet, kamusal alan, kültürel miras ve toplumsal roller çerçevesinde ele alındı. Yerel bir gelenekten yola çıkarak hazırlanan çalışma, TÜBİTAK 2204-A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda Bölge Üçüncülüğü elde etti. Böylece Dipsizgöl’de yıllardır yaşatılan yerel bir uygulama önce gençlerin araştırma konusu oldu, ardından elde edilen akademik ve sosyal birikim yeni bir uluslararası projenin çıkış noktasını oluşturdu. DİPSİZGÖL’DEN AVRUPA’YA: BENZER GELENEKLER KARŞILAŞTIRILACAK İnegöl Belediyesi tarafından geliştirilen Rewriting Heritage (Mirası Yeniden Yazmak) projesiyle Dipsizgöl’deki kültürel miras pratiği Avrupa’daki benzer geleneklerle birlikte ele alınacak. Proje kapsamında Türkiye’deki Dipsizgöl geleneğinin yanı sıra İspanya’daki Saint Águeda ve Yunanistan’daki Gynaikokratia gelenekleri incelenecek. Üç farklı ülkede ortaya çıkan bu gelenekler; kadınların kamusal alandaki görünürlüğü, toplumsal roller, yaşayan kültürel miras ve toplumsal cinsiyet eşitliği ekseninde gençlerin perspektifinden karşılaştırılacak. Böylece birbirinden farklı coğrafyalarda ortaya çıkan kültürel uygulamaların ortak yönleri ve farklılıkları gençler tarafından araştırılacak; geleneklerin ortaya çıktıkları toplumlarda ne ifade ettiği ve günümüzde nasıl yorumlandığı ele alınacak. KÜLTÜREL MİRAS SADECE KORUNMAYACAK, YENİDEN YORUMLANACAK Rewriting Heritage projesinin temel yaklaşımı, kültürel mirası yalnızca geçmişten geleceğe aktarılması gereken bir değer olarak görmenin ötesine geçiyor. Proje ile kültürel mirasın gençler tarafından araştırılan, sorgulanan, farklı kültürlerle karşılaştırılan ve günümüz değerleri doğrultusunda yeniden yorumlanan yaşayan bir alan olarak ele alınması hedefleniyor. Türkiye, İspanya ve Yunanistan’dan gençlerin bir araya geleceği proje sürecinde araştırma, saha gözlemleri, kültürlerarası öğrenme, tartışma ve yaratıcı üretim yöntemlerinden yararlanılacak. Gençler, farklı ülkelerdeki gelenekleri yerinde inceleyerek bu uygulamaların tarihsel ve toplumsal anlamlarını araştıracak. Farklı kültürlerden gelen akranlarıyla gerçekleştirecekleri çalışmalar sayesinde kendi kültürel miraslarına da farklı bir perspektiften bakma imkânı bulacak. GENÇLERİN GÖZÜNDEN BELGESEL HAZIRLANACAK Projenin dikkat çeken çıktılarından biri de gençlerin gerçekleştireceği araştırma ve saha çalışmalarından hareketle hazırlanacak belgesel çalışma olacak. Gençler, proje sürecinde elde ettikleri bilgi, gözlem ve deneyimleri görsel-işitsel içeriklere dönüştürerek kültürel mirasın aktarımında yeni nesil anlatım yöntemlerini kullanacak. Bu yönüyle proje, yalnızca kültürel mirasın tanıtılmasını değil, gençlerin araştırmacı, üretici ve aktif kültürel miras aktörleri olarak sürece dahil olmasını da amaçlıyor. İNEGÖL’ÜN KÜLTÜREL MİRASI AVRUPA’DA GÖRÜNÜRLÜK KAZANACAK Rewriting Heritage ile Dipsizgöl’de yaşatılan yerel bir kültürel değer, Avrupa’daki benzer örneklerle buluşturulacak. Projenin; İnegöl’ün kültürel mirasının uluslararası düzeyde görünürlüğünün artırılmasına, farklı ülkelerden gençler arasında kültürlerarası öğrenmenin güçlendirilmesine ve yerel değerlerin Avrupa ölçeğinde tanıtılmasına katkı sunması hedefleniyor. İNEGÖL’ÜMÜZÜN TARİHİ VE KÜLTÜRÜNÜ ÖNEMSİYORUZ Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, yerel yönetimler olarak görevlerinin şehri geleceğe taşıyacak fiziki yatırım ve projelerle birlikte şehrin geçmişini gelecekle buluşturacak adımları da atmak olduğunu ifade etti. Bu kapsamda İnegöl Belediyesi olarak İnegöl’ün kültürü ve tarihini önemsediklerini kaydeden Taban, “Bu konuda da yaptığımız çalışmalar var. Şehir Araştırmaları Merkezimizi kurduk. Akademisyenlerimizle Yüzey Araştırmaları çalışmaları yaptık. Yine İnegöl gastronomisine dair çalışmalarımız bu yönde atılan adımlardan. Aynı zamanda bu kültürel birikimi ülke sınırları dışına taşıyacak çalışmalarımız da var. Gençlerimizi yurtdışı fırsatlarıyla buluşturan Eurodesk Temas Noktasını belediyemiz bünyesinde açtık. Arge Müdürlüğümüz tarafından çeşitli projeler hazırlıyoruz. Dipsizgöl mahallemizin özgün geleneği de bu kapsamda hazırladığımız projelerden. Bugün itibariyle neticesini aldık, İnegöl’ümüzün bir kültürünün Avrupa ölçeğinde tanınmasına katkı sağlamış olduk. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

Bursa'da Dayanışma Konferansı ile farkındalık vurgusu Haber

Bursa'da Dayanışma Konferansı ile farkındalık vurgusu

Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli hizmetleri Şube Müdürlüğü tarafından işitme engelli bireylerin sanat, kültür ve hayvan hakları alanlarındaki toplumsal farkındalığını güçlendirecek yaklaşımlar, ‘Dayanışma Konferansı’ ile ele alındı. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde düzenlenen programa, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba’ya vekâleten Kevser Öztürk, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, dernek ve federasyon başkan ve temsilcileri, akademisyenler ve vatandaşlar katılım gösterdi. Programda, Sağır Hayvanseverler Derneği Başkanı Merve Mert, Bursa İşitme Engelliler Derneği Başkanı Şener Baş ve Türkiye Sağırlar Milli Federasyonu Başkanı Bülent Tekin, işitme engelli bireylerin ve hayvanların toplumsal hayatta karşılaştıkları sorunlara dikkat çekip çözüm önerilerini paylaştı. Oyuncu Özge Kalyalar’ın görsel gösterimi ve Mahmud Safarov’un stand-up gösterisiyle program farklı bir boyut kazanırken, İşitme Engelliler Birliktelik Derneği Başkanı Dr. Burak Uyanık ile Uluslararası Sağırlar İnsani Yardım Platformu Temsilcisi Muhammed İkbal Yıldız da yaptıkları konuşmalarda dayanışmanın ve toplumsal farkındalığın önemine vurgu yaptı. Ayrıca, ‘Unutulmaz 5 Hikaye’ başlığı altında gerçekleştirilen tanıklı paylaşımlar, katılımcılar üzerinde güçlü bir etki bıraktı. “HER VATANDAŞIN HAYATINA DOKUNMAK VE ÇÖZÜM ÜRTETMEK ÖNCELİĞİMİZ” Programda konuşan Başkan Vekili Kevser Öztürk, özel gereksinimli vatandaşların toplumdaki yerini güçlendirmek, farkındalığı artırmak ve hayvan hakları konusundaki duyarlılığı geliştirmek için bir araya geldiklerini belirtti. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin hizmet anlayışının merkezinde, her vatandaşın hayatına dokunmak ve sorunlarına çözüm üretmek olduğunu söyleyen Başkan Vekili Öztürk, “Özel gereksinimli bireylerin tolumun her alanında yer almaları asli görevimizdir. Düzenlediğimiz konferansla, dinleyip anlayabilmek ve empati kurabilmek gayesindeyiz. Önemli bir konumuz da hayvan hakları. Son yıllarda hayvan hakları konusundaki toplumsal duyarlılığın artmış olması bizim için sevindirici. Farkındalığı artıracak çalışmaların öncüsü olmaya devam etmemiz gerekiyor. İnancımızın temelinde merhamet var. Bu mantıkla hareket edip desteklerimizi artırarak sürdürecek, engelleri hep birlikte aşacağız” dedi. Program, sertifika takdimi ve plaket sunumunun ardından sona erdi.

Aile olmanın gücü Bursa Osmangazi’de konuşuldu Haber

Aile olmanın gücü Bursa Osmangazi’de konuşuldu

Günümüz dünyasında değişen sosyal şartlar, dijital hayatın etkileri, ekonomik ve kültürel dönüşümler, aile yapısını yeni sınamalarla karşı karşıya bırakıyor. Bu süreçte aile içi iletişimi güçlendirmek, ebeveynlik becerilerini desteklemek ve aile bireylerinin psikolojik dayanıklılığını artırmak her zamankinden daha büyük bir önem taşıyor. Bu ihtiyacı hisseden Osmangazi Belediyesi, Bursa Aile Danışmanları ve Eğitim Derneği (BURADDER) ile ortak bir projeye imza attı. Bursa Osmangazi Belediyesi’nin 5 hafta boyunca Cumartesi günleri düzenleyeceği Ana Baba Okulu, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde “Aile Olmak ve Birlikte Yol Almak” semineriyle start aldı. Düzenlenen seminerde aile danışmanı Dilek Erol, Dr. Mesut Cevdet Yavuz ve psikolog Enes Yeşilağaç tarafından ebeveynlik, çocuğun hayatına yön veren temel bir sorumluluk alanı olarak ele alındı. Anne ve babanın tutumlarının kişilik gelişimi ve davranış biçimleri üzerindeki etkisinin değerlendirildiği seminerde, aile içinde kurulan ilişkinin çocuğun özgüvenine, sorumluluk duygusuna ve hayata bakışına nasıl yansıdığı üzerinde duruldu. Sevgi ile sınır arasındaki dengenin öneminin tartışıldığı programda çocuğa sözle değil, davranışla rehberlik etmenin etkisi incelendi. “AİLELERİN 2 HAFTADA BİR MUTLAKA TOPLANMALARI GEREKİR” Hata yapma, sonuçlarla yüzleşme ve sorunlarla baş etme becerisinin kazandırılmasında ailenin rolünün değerlendirildiği “Aile Olmak ve Birlikte Yol Almak” konulu seminerde konuşan Aile Danışmanı Dilek Erol, “Etkinliğe katılanlara aile içi iletişim konusunda atölye çalışmaları yaptırdım. Katılımcılarla, zihin okuma yöntemiyle tam olarak konuşmadan her aile üyesinin birbirini anlaması yerine, iletişime geçildiğinde her iki taraf için de sonucun çok daha iyi olduğunu konuştuk. Demokratik aile toplantısını anlattım. Her ailenin, her hafta veya iki haftada bir belirlediği günde, tıpkı bir yönetim kurulu toplantısı gibi aynı ciddiyette toplanması gerektiğini; birbirlerine beklenti, hedef ve sorunlarını yazmaları gerektiğini ifade ettim” şeklinde konuştu. “AYNI OLMAK DEĞİL UYUMLU HAREKET EDEBİLMEK ÇOK ÖNEMLİ” Ailenin tarihçesinden başlayarak bugüne kadar sohbet ettiklerini belirten Dr. Mesut Cevdet Yavuz, “İşin hukuki ve duygusal kısmına değindiğimiz noktalar oldu. Bu konularla ilgili örnekler verdik. Seminere katılanlar bizi sabırla dinlediler. Seminerde aile ve evlilik kavramının geçmişten bugüne nasıl geliştiğini ve değiştiğini konuştuk. Biz eğitimi davranış değişikliği hedefli olarak kabul ediyoruz. Bunu başarabilirsek oranları değiştirme imkanımız olacaktır. Temelde insanlar aynı olmayı önemsiyorlar; ancak aynı olmak değil, uyumlu hareket edebilmek çok önemlidir” ifadelerini kullandı. “BU PROJE BİZİM İÇİN ÇOK ANLAMLI” Osmangazi Belediyesi ile birlikte güzel bir proje olan Ana Baba Okulu’nun ilk oturumunu gerçekleştirdiklerini söyleyen Bursa Aile Danışmanları ve Eğitim Derneği Başkanı Nüket Bozkurt da, “Bu proje bizim için de çok anlamlıydı. Aileyi ve bireyleri bu kadar önemserken, bu anlamda yapılan çalışmaların ciddi şekilde amaca hizmet etmesi için farkındalık oluşturabilecek her türlü projede biz de var olabilmek için buradayız. Bu duyarlılığı için Osmangazi Belediyesi’ne çok teşekkür ediyorum” dedi. “AİLE OLMAK TOPLUMUMUZDA KOLAY GÖZÜKEN ÇOK ZOR BİR DİNAMİK” Katılımcılarla ilişkiler içindeki duyguları konuştuklarını aktaran Psikolog Enes Yeşilağaç ise, “Empati, öfke kontrolü, sabır ve şefkatin, ne kadar kıymetli olduğunu anlatmaya çalıştık. Aile olmak bizim toplumumuzda kolay gözüken çok zor bir dinamik. Aile içinde çok fazla travma ve yaralarımız var bunları susturuyoruz. Bunlarla alakalı dinamikleri konuşup neyi daha güzel ve faydalı hale getirebiliriz onu anlatmaya çalıştık. Osmangazi Belediyesi’ne böyle bir program tertip ettiği için teşekkür ederiz” açıklamalarında bulundu.

Ulutek Teknopark'ta duygusal zeka ile fark yaratan girişim Haber

Ulutek Teknopark'ta duygusal zeka ile fark yaratan girişim

Girişim fikrinin İngiltere’de yürüttüğü doktora sonrası çalışmalar sırasında şekillendiğini belirten Kuru, duygusal zekânın eğitim, çocuk gelişimi ve kurumsal iletişim üzerindeki etkilerini araştırıyor. Prof. Dr. Kuru, ULUTEK Teknopark’ın sunduğu ekosistem desteğinin girişiminin hayata geçirilmesinde kritik bir rol oynadığını vurgulayarak, “ULUTEK’in sağladığı ofis imkânları, mentorluk desteği ve girişimcilik ağı, projeyi hızlı bir şekilde uygulamaya almamıza olanak sağladı” dedi. PROF. DR. NALAN KURU: “BİLİM HALKLA PAYLAŞILMALI” Emotion Coaching Enstitüsü ile tanışmasının ardından aldığı eğitimlerle Türkiye’de önce uygulayıcı, ardından lider uygulayıcı olan Prof. Dr. Nalan Kuru, enstitü tarafından verilen “senior” unvanını alan dünyadaki tek isim oldu. Akademisyenlerin sahip olduğu bilgi ve deneyimin toplumla buluşmasının önemine işaret eden Kuru, “Hocalarımızın çok kıymetli birikimleri var. Bilimsel bilgiyi okuyup öğrenip bunu hayata geçirecek kişi sayısı sınırlı. O yüzden bilim halkla paylaşılmalı. Türkiye’de akademik girişimciliğin geleceği var, olmalı ve desteklenmeli” ifadelerini kullandı. ULUTEK Teknopark bünyesinde yürütülen “Herkes İçin Duygusal Zekâ Eğitimi Web Portalı” projesiyle Prof. Dr. Nalan Kuru, duygusal zekânın yalnızca akademik başarıyı destekleyen bir unsur değil; sosyal yaşamı, aile ilişkilerini ve iş hayatını şekillendiren temel bir beceri alanı olduğuna dikkat çekiyor. Empati, öz farkındalık, duygu düzenleme, iletişim becerileri, liderlik, sorumlu karar alma ve problem çözme gibi sosyal-duygusal öğrenme başlıklarını merkeze alan portal, bu yetkinliklerin toplum genelinde yaygınlaştırılmasını hedefliyor.

Bursa Osmangazi’de “İyileştiren Kalpler” çocukların yüreğine dokundu Haber

Bursa Osmangazi’de “İyileştiren Kalpler” çocukların yüreğine dokundu

Osmangazi Belediyesi, Kütüphaneler Haftası etkinlikleri kapsamında çocukların duygusal gelişimine katkı sunan anlamlı bir etkinliğe imza attı. Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen “İyileştiren Kalpler Atölyesi”, çocukların yoğun ilgisiyle karşılandı. Uzman Klinik Psikolog Zeliha Yüksel eğitmenliğinde düzenlenen atölyede, çocukların duygularını tanıması, ifade etmesi ve duygusal farkındalık geliştirmesi üzerine önemli paylaşımlar yapıldı. Etkileşimli etkinlik boyunca çocuklarla birebir iletişim kuran Yüksel, özellikle kalplerde oluşan duygusal boşlukların sevgi, paylaşım ve olumlu deneyimlerle doldurulabileceğine dikkat çekti. Atölye kapsamında hikayeler okunarak çocukların empati kurma becerileri desteklenirken; sevgi, paylaşım, kitap okuma ve sosyal aktivitelerin iyileştirici gücü vurgulandı. Atölye hakkında değerlendirmelerde bulunan Uzman Klinik Psikolog Zeliha Yüksel, gerçekleştirilen çalışmanın çocukların iç dünyasına dokunan önemli bir adım olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bugün burada Kütüphaneler Haftası kapsamında çocuklarımızla ‘İyileştiren Kalpler Atölyesi’ni gerçekleştirdik. Çocuklarımızla duygularımızı paylaşmanın, ifade etmenin ve bu duyguların farkında olmanın öneminden bahsettik. Hikayeler okuduk, kalbimizde bir boşluk oluştuğunda ya da bizi zorlayan duygular yaşadığımızda bunları nasıl iyileştirebileceğimizi konuştuk. Sevgi noktalarımızı büyütmek için neler yapabileceğimizi birlikte değerlendirdik. Oldukça güzel, etkileşimli bir atölye oldu. Bu anlamlı etkinlik için Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a ve emeği geçenlere teşekkürlerimi sunuyorum.” Etkinliğe katılan çocuklar ise atölyeden duydukları memnuniyeti kendi ifadeleriyle dile getirdi. Çocuklar, etkinliğin kendileri için oldukça heyecan verici olduğunu söyleyerek, kalplerde boşluğun sevgi ile doldurulabileceğini, bunun da yolunun paylaşmaktan, sevgiden, sevdikleri şeyleri yapmaktan geçtiğini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.